İsrail’in çeşitli kesimlerinde, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun birçok cephede yürüttüğü şiddetli savaşlar ve bu savaşların beraberinde getirdiği ihlaller nedeniyle, İsrail basınının ‘uluslararası tecrit’ olarak nitelendirdiği durumdan duyulan endişe her geçen gün artıyor. Uluslararası yetkililer ve Tel Aviv’e dost hükümetler bu ihlallerden duydukları hoşnutsuzluğu dile getiriyorlar.
İsrail'in tutumlarını reddedenler listesine katılan en son iki isimden biri, geçtiğimiz cuma günü Filistinlilere karşı yürütülen savaşı, İkinci Dünya Savaşı'nda Naziler tarafından Yahudilere uygulanan ve İsrail'in bu hafta anma törenleri düzenlediği ‘Holokost’a benzeten Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung, diğer ise salı günü İsrail ile savunma iş birliği anlaşmasının otomatik yenilenmesini askıya aldığını açıklayan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni oldu.
İsrail'in ‘dostu ve müttefiki’ olan Güney Kore’nin cumhurbaşkanı tarafından yapılan bu benzetme İsrail hükümetini şaşkına çevirdi. İsrailli askerlerin bir Filistinliye işkence ettiklerinin ve ardından bir binanın çatısından attıklarının görüldüğü bir video kaydı, bu yorumla birlikte yeniden paylaşıldı.
Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Hyun, çarşamba günü, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, Cumhurbaşkanı Lee’nin sosyal medyada Holokost ile ilgili yaptığı açıklamalara ilişkin Seul’un yorumunu kabul ettiğini ve durumun çözüme kavuşturulduğunu belirtti.
Bu gelişme, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın geçtiğimiz cumartesi günü sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı bir paylaşımda Lee'yi eleştirmesi ve hesabından “Garip bir nedenden ötürü, 2024 yılına ait bir olayı yeniden gündeme getirmeyi tercih etti” ifadelerini kullanmasından sonra yaşandı.
Olay, İsrail ordusunun ‘terörist’ olarak tanımladığı kişilere karşı düzenlediği bir operasyon sırasında meydana gelmiş ve kapsamlı bir soruşturma başlatılmıştı.
“Uzun bir liste ve tam bir izolasyon”
İsrail ile çeşitli düzeylerde açık bir çatışmaya giren ülkelerin listesi giderek uzuyor. Yetkililer, Lübnan’daki savaşta ve ayrıca Batı Şeria ile Gazze’deki İsrail uygulamalarına karşı ülkelerinin tutumları nedeniyle Tel Aviv’teki Fransa, İspanya ve İtalya büyükelçileriyle sert tartışmalara girdi. Güney Kore ise bu listeye en son katılan ülke oldu.
Dün Tel Aviv'de, “İsrail'in son iki yıldır Batı ülkelerinde, tarihinde hiç görmediği ölçüde tam bir izolasyon yaşadığı” yönünde birçok haber yayınlandı. Bazı analistler, Macaristan Başbakanı Viktor Mihály Orban’ın seçimleri kaybetmesinin ardından Avrupa Birliği'nde (AB) İsrail'e karşı mücadelenin şiddetleneceğini öngördü. İsrail’in ‘büyük dost ve müttefik’ olarak gördüğü Viktor Orban, (en veto hakkını kullanarak, İsrail’in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaş sırasında AB’nin İsrail'e karşı cezai kararlar ve önlemler almasını engellemişti.
Bu izolasyonun nedeni, İsrail’in eşi benzeri görülmemiş şiddet içeren uygulamaları ve Netanyahu ile diğer yetkililerin bu uygulamalara eşlik eden kibirli açıklamaları olsa da İsrail basını eleştirilerini hükümetin yetersizliğine ve uygun bir medya politikasının yokluğuna yöneltiyor.
İsrail gazetesi Yediot Aharonot çarşamba günü, İsrail’in siyasi bir çöküşün eşiğinde olduğunu yazdı. İki sayfa uzunluğundaki bir haberde, hükümetin çaresiz göründüğünü ve her geçen gün daha fazla bulaştığını belirtti. Haberde Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in yeni yerleşim planını kınama kararı nedeniyle Alman hükümetini eleştirmesi ve Netanyahu'nun da bu sözleri desteklemesi örnek gösterildi.
Haberde "Fransa, Belçika, Hollanda, Slovenya ve diğerlerini kaybettikten sonra, Macaristan ve İtalya gibi İsrail'e güçlü desteğiyle tanınan ülkeleri ve şimdi de Almanya'yı kaybetmemizi istiyorlar“ denilerek hükümete ‘çok geç olmadan uyanması’ çağrısı yapıldı. Çünkü Batı medyası, İsraillileri dünyanın en çirkin halkı olarak gösteren ve onları Nazilere benzeten makaleler ve haberlerle dolup taşıyor.
Başarısızlığı başkalarına yüklemek
İsrail merkezli bir başka gazete Ma'ariv ise çarşamba günkü bir makalede konuyu ele alırken alaycı ve iğneleyici bir üslup benimsedi.
İsrail hükümetinin artık İran hükümeti gibi, başarısız politikalarının sonuçlarına bakarken, bu başarısızlığı başkalarına yüklediğini belirtiyor.
Gazete buna geçtiğimiz haftaki kabine toplantısını örnek olarak gösterdi. Toplantı sırasında, savaşta İsrail'in zaferlerini övmeyen medyaya yöneltilen eleştiriler vardı.
Gazete bu eleştirilere şöyle yanıt verdi:
“Medya, işte bizim sorunumuz bu. Her şeyi en iyi şekilde yapıyoruz, medya hariç. Çünkü kamuoyunda bir farkındalık olsaydı, her şey çok daha iyi görünürdü ve halk Netanyahu'nun büyüklüğünü, hükümetin muhteşem başarılarını, anın önemini ve mucizeyi fark ederdi.”
Ma'ariv alaycı söylemini biraz daha ileriye taşıyarak şöyle devam etti:
“Medya sadece ülke içiyle sınırlı kalmayacak, yurt dışına da uzanacak ve tüm dünya tutumumuzun haklılığını ve büyüklüğümüzü anlayacak. Yabancı liderler her şeyi bırakıp Likud Partisi’ne (Netanyahu'nun partisi) katılacaklar... (Fransa Cumhurbaşkanı) Emmanuel Macron ön seçimlerde (İsrail'deki) kuzey bölgesi adına aday olacaktı ve (Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan da Dan bölgesinden aday olacaktı. Keşke kendimizi yeterince açıklayabilseydik, herkese İran, Lübnan ve diğer yerlerde gerçekleştirdiğimiz tüm mucizeleri ve harikaları görme fırsatı verebilseydik ve doğru yolu yaratıcı ve etkili bir şekilde yayabilseydik, o zaman hırsımızın sınırı olmazdı. İşte sorunumuz bu, biz basitçe anlaşılmıyoruz. Bu bir yanlış anlaşılma!”
Gazete son olarak şunları ekledi:
“Öyleyse, bu yıkım karşısında, bu hiçlik, boşluk, ihmal ve ihmalkârlık karşısında ne yapacağız? Bir günah keçisi arayacağız. Onu bulmak için odanın her köşesine bakacağız.”
