Washington ve Tahran, her iki taraf için de ‘zafer’ niteliğinde bir anlaşma imzalayabilecek mi?

Trump herkesi kızdırdı... İran ise benzeri görülmemiş bir bölgesel zayıflık dönemi yaşıyor

Washington ile Tahran arasında ikinci tur görüşmelerin başarı şansı, her iki taraf üzerindeki siyasi baskıların artmasıyla birlikte yükseliyor.(Reuters)
Washington ile Tahran arasında ikinci tur görüşmelerin başarı şansı, her iki taraf üzerindeki siyasi baskıların artmasıyla birlikte yükseliyor.(Reuters)
TT

Washington ve Tahran, her iki taraf için de ‘zafer’ niteliğinde bir anlaşma imzalayabilecek mi?

Washington ile Tahran arasında ikinci tur görüşmelerin başarı şansı, her iki taraf üzerindeki siyasi baskıların artmasıyla birlikte yükseliyor.(Reuters)
Washington ile Tahran arasında ikinci tur görüşmelerin başarı şansı, her iki taraf üzerindeki siyasi baskıların artmasıyla birlikte yükseliyor.(Reuters)

ABD ile İran’ın anlaşmaya varmaktan başka seçeneği olmadığı değerlendiriliyor. CNN tarafından yapılan bir analize göre, savaşın başlangıcından bu yana açıkça dile getirilmeyen bu durum, son günlerde yürürlükte olan ateşkes sürecinde daha belirgin hale geldi.

Analize göre Washington açısından, İslamabad’da gerçekleştirilen ilk tur görüşmeler, ABD’nin müzakere gücünü artırmaya yönelik planlı bir hamle olarak değerlendirildi. İran limanlarına yönelik ablukanın hızlı şekilde devreye alınması da bu tırmanışın önceden tasarlandığına işaret ediyor.

Söz konusu değerlendirmede, ekonomik ablukanın etkilerinin tam olarak ortaya çıkmasının zaman alacağı belirtilse de, hedeflerin yaklaşık yüzde 60’ına ulaşılmasının dahi İran ekonomisine ve ülkenin petrolüne bağımlı Çin gibi ülkelere ek zarar verebileceği ifade ediliyor.

Siyasi baskılar anlaşmaya doğru itiyor

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre, ikinci tur müzakerelerin başarı şansının artmasında her iki taraf üzerindeki siyasi baskının yükselmesi etkili oluyor. Analizde, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık şekilde bir anlaşma istediğini ifade ettiği ve İran’ın da benzer bir irade gösterdiğini vurguladığı belirtiliyor.

Bununla birlikte, enflasyonun ve yakıt fiyatlarının yükselmesi ile kendi siyasi tabanındaki protestolar nedeniyle Trump’ın bir anlaşmaya varma konusunda giderek daha fazla baskı altında olduğu ifade ediliyor.

Öte yandan, Trump’ın değişken tutumunun ne ölçüde alışılmadık bir müzakere stratejisinden ne ölçüde belirsizlikten kaynaklandığının net olmadığı belirtiliyor. Analiz, karşı tarafı belirsizlik içinde bırakma stratejisinin belirli bir sınırı olduğunu, bunun zamanla düzensizlik ya da çaresizlik algısı yaratabileceğini ve bu durumun da bir anlaşmaya duyulan ihtiyacın büyüklüğünü yansıttığını ortaya koyuyor.

İran: Görünür direniş

İran, güçlü söylemine ve meydan okuma kapasitesini göstermesine rağmen, analize göre bir anlaşma arayışı açısından daha acil bir konumda bulunuyor. Değerlendirmede, propagandanın gerçek durumu yansıtmadığı ve 13 binden fazla hedefi vuran saldırıların ülkenin kapasitesi üzerinde önemli etkiler bıraktığı ifade ediliyor.

39 gün süren bombardımanın yol açtığı hasarın belirgin olduğu belirtilirken, ülkenin askeri ve güvenlik kurumlarının da ciddi kayıplar verdiği vurgulanıyor. Sertleşen siyasi söyleme rağmen, İran’ın devlet yönetimini sürdürme ve kapasitesini yeniden inşa etme konusunda önemli zorluklarla karşı karşıya olduğu kaydediliyor.

Eşi görülmemiş bölgesel zayıflık

Analize göre İran’ın dışarıya yansıttığı gücün bir kısmı, kesin bir askerî zaferden ziyade dayanıklılık kapasitesinden kaynaklanıyor. Ancak ülkenin, bölgedeki birden fazla komşusuyla yaşadığı gerilimler nedeniyle eşi görülmemiş bir bölgesel zayıflık döneminden geçtiği ifade ediliyor. Değerlendirmede ayrıca, çevre ülkelerin İran’a yönelik tutumlarının temkinli ya da bölünmüş olduğu, bunun da bölgesel ortamı İran açısından daha az kabul edici hale getirdiği belirtiliyor.

Anlaşma mümkün... ancak ayrıntılar konusunda anlaşmazlık var

Bu veriler ışığında yapılan analiz, tarafların kapsamlı bir çatışmaya geri dönmesinin, müzakere yoluyla bir uzlaşmaya varma ihtimalinden daha düşük olduğunu değerlendiriyor. Özellikle Pakistan’da gerçekleştirilen ve 16 saat süren görüşme turunun ardından tarafların pozisyonlarının birbirine daha da yaklaştığı belirtiliyor.

Tarafların, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda da ortak bir zemine yaklaştığı ifade ediliyor. Analize göre, İran’ın ABD yaptırımları ve baskıları nedeniyle bu stratejik geçiş noktasını bir baskı aracı olarak kullanma kapasitesinin zayıfladığı değerlendiriliyor.

Ayrıca anlaşmazlığın artık temel ilkelerden ziyade teknik ayrıntılar üzerinde yoğunlaştığı, bu durumun da kapsamlı bir anlaşmaya varılma ihtimalini artırdığı belirtiliyor.

Nükleer dosya: Düzeltilebilir rakamlar

CNN’ne göre taraflar uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması konusunda genel bir uzlaşıya sahip. Ancak anlaşmazlık, bu askıya almanın süresinde yoğunlaşıyor. Buna göre İran beş yıllık bir durdurma süresi talep ederken, ABD 20 yıllık bir süreyi savunuyor. Analizde, bu farkın uzlaşma yoluyla kapatılabilecek bir mesafe olduğu değerlendiriliyor.

Öte yandan, saldırıların İran’ın nükleer kapasitesini zayıflattığı belirtilirken, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ise egemenlik meselesi olarak görüldüğü ve uluslararası denetim mekanizmaları aracılığıyla yönetilebileceği ifade ediliyor.

Washington ve Tahran, herhangi bir anlaşmayı her iki taraf için de bir ‘zafer’ olarak nasıl pazarlayabilir?

CNN tarafından yapılan analize göre, ABD ile İran arasında kalan son anlaşmazlık noktaları büyük ve çözülemez engellerden ziyade, daha çok tarafların ‘gurur’ ve siyasi konumlanmalarıyla ilgili ayrıntılardan ibaret görülüyor. Değerlendirmede, hiçbir tarafın kendisini ‘zafer’ olarak sunamayacağı bir anlaşmayı kabul etmeyeceği ifade ediliyor.

Analize göre İran, caydırıcı askeri kapasitesinin hâlâ geçerli olduğuna inanıyor ve yeterli güç gösterdiğini, yeni bir saldırıyı daha az olası hale getirdiğini düşünüyor.

Öte yandan, Donald Trump’ın son iki ayda Papa 14. Leo’dan İsrail’e kadar geniş bir kesimi rahatsız ettiği ve seçtiği ilk büyük savaş sürecinden, destekçilerine ‘daha iyi bir dünya’ olarak sunabilecek bir anlaşmayla çıkmaya ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Ayrıca küresel ekonominin durgunluğa yaklaşması ve enerji piyasalarındaki zararlar da bu baskıyı artırıyor.

Analizde, Trump’ın önünde iki temel sorunun bulunduğu ifade ediliyor: İran ile yapılacak kapsamlı bir anlaşma, eski ABD Başkanı Barack Obama’nın 2015’te imzaladığı ve Trump’ın ilk döneminde iptal ettiği anlaşmadan daha iyi mi görünecek?

Değerlendirmeye göre bu sorunun yanıtı net değil; ancak İran’ın nükleer altyapısının büyük ölçüde zarar gördüğü ve Trump’ın İran’ın zenginleştirilmiş materyal üretim kapasitesinden tamamen uzak kalmasını hedeflediği, bunun da ulaşılabilir bir hedef olarak değerlendirildiği belirtiliyor.

İkinci soru ise İran’ın bu savaştan nasıl bir ülke olarak çıkacağıyla ilgili. Analize göre İran, çok daha zayıflamış, ciddi hasar görmüş ve altyapısının toparlanmasının bir nesil sürebileceği bir tabloyla karşı karşıya kalabilir. Bununla birlikte dayanıklılık kapasitesinin hâlâ açık biçimde görüldüğü belirtiliyor. Ayrıca savaşın, son bir yılda İran’ın güçlü savunma araçlarına ihtiyaç duymadığını savunan ılımlı sesleri de büyük ölçüde ortadan kaldırmış olabileceği ifade ediliyor.

Analiz, Donald Trump’ın İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesini sınırlayan bir anlaşmaya varmasının mümkün olduğunu öngörüyor. Ancak seçtiği bu ilk büyük savaşın beklenmeyen sonuçlarının şimdiden ortaya çıkmaya başladığı da vurgulanıyor. Bu sonuçların başında ise İran’daki sertlik yanlılarının, nükleer silaha her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduklarını düşünmeye başlaması geliyor.



İran hava sahasını kısmen açtı

İran hava sahasını kısmen yeniden açtı (Arşiv- Reuters)
İran hava sahasını kısmen yeniden açtı (Arşiv- Reuters)
TT

İran hava sahasını kısmen açtı

İran hava sahasını kısmen yeniden açtı (Arşiv- Reuters)
İran hava sahasını kısmen yeniden açtı (Arşiv- Reuters)

İran Sivil Havacılık Otoritesi, İran'ın doğu bölgelerinden geçen uluslararası uçuşlara hava sahasının kısmen yeniden açıldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Sivil Havacılık Otoritesi, "İran hava sahasının doğu kesimindeki hava koridorlarının İran üzerinden transit geçen uluslararası uçuşlara açık olduğunu" ve bazı havaalanlarının da sabah 7'de (03:30 GMT) yeniden açıldığını belirtti.

Duyurudan üç saatten fazla bir süre sonra, uçuş takip siteleri İran hava sahasının uluslararası uçuşlardan tamamen arındırıldığını gösterirken, bazıları İran hava sahasından kaçınmak için uzun dolambaçlı yollara başvurmak zorunda kaldı.


İran savaşı Trump'ın zayıf noktasını ortaya koydu: Ekonomik baskı

ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamı Beyaz Saray'a gelişinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamı Beyaz Saray'a gelişinde (AP)
TT

İran savaşı Trump'ın zayıf noktasını ortaya koydu: Ekonomik baskı

ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamı Beyaz Saray'a gelişinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamı Beyaz Saray'a gelişinde (AP)

Yedi haftalık savaş, İran’daki yönetimi devirmeyi ya da ABD Başkanı Donald Trump’ın tüm taleplerini kabul ettirmeyi başaramadı. Reuters’ın analizine göre bu süreç, ABD ve müttefiklerinin karşıtları açısından Trump’ın temel zayıflıklarından birini ortaya koydu: ekonomik baskı.

İran’ın dün Hürmüz Boğazı’nı yeniden deniz trafiğine açacağını açıklamasına rağmen, Ortadoğu’daki kriz Trump’ın iç ekonomik maliyetlere ne ölçüde katlanabileceğinin sınırlarını gösterdi.

Trump, 28 Şubat’ta İsrail’e katılarak İran’a yönelik saldırılara başlamış, bunu özellikle nükleer programla ilgili “yakın güvenlik tehditleri” ile gerekçelendirmişti. Ancak ABD’de yakıt fiyatlarının artması, enflasyonun yükselmesi ve kamuoyu desteğinin düşmesiyle birlikte Trump, iç etkileri hafifletecek bir anlaşmaya varmak için zamanla yarışıyor.

Malta bayraklı bir petrol tankeri, Hürmüz Boğazı'nı geçtikten sonra Irak'a yaklaşıyor (Reuters).Malta bayraklı bir petrol tankeri, Hürmüz Boğazı'nı geçtikten sonra Irak'a yaklaşıyor (Reuters).

Analistlere göre İran ağır askeri darbe almasına rağmen, Trump ve ekibinin hafife aldığı ekonomik maliyetler yaratma kapasitesini gösterdi. Bu durum, küresel ölçekte ciddi bir enerji şokuna yol açtı.

Enerji maliyetleri ve resesyon riski

Trump, savaşın yol açtığı iç ekonomik kaygıları sık sık kamuoyu önünde küçümsedi. ABD, İran’ın kontrolü nedeniyle fiilen kesintiye uğrayan küresel petrol sevkiyatlarının beşte birine doğrudan bağımlı olmasa da artan enerji fiyatları Amerikan iç piyasasını olumsuz etkiledi. Uluslararası Para Fonu’nun küresel resesyon riskine ilişkin uyarıları ise tabloyu daha karamsar hale getirdi.

ABD’de geniş destek bulmayan savaştan çıkış yolu bulma yönündeki baskılar artarken, Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi, kasım ayındaki ara seçimlerde Kongre’deki sınırlı çoğunluğunu korumaya çalışıyor.

İranlı yetkililer de bu durumun farkında olduğundan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü, Trump yönetimini müzakere masasına çekmek için kullandığı belirtiliyor.

Analistler, Çin ve Rusya’nın da benzer ders çıkarabileceğini değerlendiriyor. Buna göre Trump ikinci döneminde askeri güç kullanmaya istekli görünse de iç ekonomik baskılar arttığında diplomatik çıkış yolları arıyor.

ABD Eski Başkanı Barack Obama döneminde görev yapmış dış politika danışmanı Brett Bruen, “Trump ekonomik baskıyı hissediyor; bu da bu savaşta bir zayıflık noktası” değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai ise yönetimin enerji piyasalarındaki “geçici” sorunları çözmek için İran’la anlaşma arayışını sürdürürken, “başkanın maliyetleri düşürme ve büyüme gündemine odaklanmayı sürdürdüğünü” ifade etti.

Politika değişimi

Trump’ın 8 Nisan’da hava saldırılarından diplomasiye yönelmesi, finans piyasaları ve bazı destekçilerinin baskısı sonrası gerçekleşti.

Ekonomik sıkıntının bir kısmı, gübre sevkiyatlarının aksaması nedeniyle Trump’ın önemli seçmen tabanlarından olan çiftçilere yansıdı. Artan jet yakıtı fiyatları ise uçak bileti maliyetlerini yükseltti.

İki haftalık ateşkesin sona ermesine yaklaşılırken, öngörülemez bir lider olarak bilinen Trump’ın hedeflerini karşılayan bir anlaşmaya varıp varamayacağı, ateşkesi 21 Nisan sonrasına uzatıp uzatmayacağı ya da askeri operasyonları yeniden başlatıp başlatmayacağı belirsizliğini koruyor.

Diğer yandan, İran’ın boğazın açık kalacağını duyurmasıyla birlikte küresel petrol fiyatları sert bir düşüş gösterdi, finans piyasaları ise yükseldi.

Çin'in Henan eyaletinde iki çiftçi, buğday tarlasında kullanılmak üzere gübre hazırlıyor (Reuters)Çin'in Henan eyaletinde iki çiftçi, buğday tarlasında kullanılmak üzere gübre hazırlıyor (Reuters)

Trump, Hürmüz Boğazı’nın güvenli olduğunu açıklayarak İran’la “büyük ölçüde şartları belirlenmiş” bir anlaşmanın yakında imzalanacağını söyledi. Ancak İranlı kaynaklar, henüz giderilmeyen pürüzlerin bulunduğunu ifade etti.

Uzmanlar, savaş kısa sürede bitse bile ekonomik hasarın giderilmesinin aylar hatta yıllar alabileceği uyarısında bulunuyor.

Temel soru ise olası anlaşmanın, İran’ın nükleer silah elde etmesinin önlenmesi de dahil, Trump’ın belirlediği hedefleri karşılayıp karşılamayacağı.

ABD-İsrail saldırılarının ardından yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun yer altına taşındığı tahmin edilirken, Trump Reuters’a yaptığı açıklamada, anlaşmanın bu malzemelerin çıkarılıp ABD’ye taşınmasını da içerdiğini söyledi. İran ise uranyumun yurt dışına gönderilmesini kabul ettiğini reddetti.

Trump yönetiminden üst düzey bir yetkili, müzakerelerde ABD’nin “birkaç kırmızı çizgiyi” koruduğunu belirtti.

Öte yandan Trump’ın savaşın başında İran halkına hükümeti devirmeleri yönündeki çağrısı da karşılık bulmadı.

ABD’nin Avrupa’dan Asya’ya uzanan müttefikleri ise Trump’ın kendileriyle istişare etmeden savaşa girme kararından ve İran’ın boğazı kapatmasının yaratabileceği risklerden başlangıçta endişe duydu.

Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Gregory Poling, “Bu savaş müttefikler için alarm zili oldu. ABD yönetiminin sonuçları yeterince hesaba katmadan plansız hareket edebileceğini gösterdi” yorumunda bulundu.

2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında dönemin ABD Başkanı Joe Biden, petrol arzını azaltıp fiyatları artırma riskinden dolayı Moskova’nın enerji sektörüne yaptırımlar konusunda temkinli davranmıştı.

İkinci dönem kampanyasında düşük benzin fiyatı ve düşük enflasyon vaat eden Trump’ın ise fiyat artışlarına yol açtığı yönündeki eleştirilerden etkilendiği görülüyor. Geçen yıl Çin’e uygulanan gümrük tarifelerini, Pekin’in misilleme yapmasının ardından düşürmesi buna örnek gösteriliyor.

Yanlış hesaplar

Trump’ın ticaret savaşında Çin’in tepkisini yanlış hesaplamasına benzer şekilde, İran’ın bölgedeki enerji altyapısını hedef alarak ve stratejik su yolunu kapatarak vereceği ekonomik karşılığı da öngöremediği değerlendiriliyor.

 Los Angeles'ta arabasına yakıt dolduran bir adam (AP)Los Angeles'ta arabasına yakıt dolduran bir adam (AP)

ABD’li yetkililer, Trump’ın bu savaşın Venezuela’ya yönelik sınırlı bir operasyon gibi olacağını düşündüğünü, ancak bu kez sonuçların çok daha geniş çaplı olduğunu ifade etti.

Analistlere göre bu durum, Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi Asyalı müttefiklere, Trump’ın Çin ile daha dostane ilişkiler arayışı kapsamında kendi bölgesel hedeflerini onların güvenlik kaygılarını ikinci planda tutarak ilerletebileceği mesajını veriyor.

Aynı durum Ortadoğu için de geçerli. Bölgedeki aktörler diplomatik bir çözüm isterken, uzun vadeli istikrarı sağlayacak güvenlik garantilerinin de gerekli olduğuna dikkat çekiyor.


İran Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattı, zenginleştirilmiş uranyum konusunda anlaşmazlık

İran Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattı, zenginleştirilmiş uranyum konusunda anlaşmazlık
TT

İran Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattı, zenginleştirilmiş uranyum konusunda anlaşmazlık

İran Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattı, zenginleştirilmiş uranyum konusunda anlaşmazlık

İran, bugün İran Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın X internet sitesinde Amerikan ablukasının devam etmesi halinde "Hürmüz Boğazı'nın açık kalmayacağı" yönündeki tehditlerinin ardından, bir günlüğüne açılan Hürmüz Boğazı'nı tekrar kapattı.

İran dün Hürmüz Boğazı'nı ticari gemilere tamamen yeniden açtığını duyurdu, ancak ABD Başkanı Donald Trump, Tahran ABD ile bir anlaşmaya varana kadar İran gemilerine ve limanlarına uygulanan ABD ablukasının "tam olarak yürürlükte kalacağını" söyledi. Trump, Tahran'ın herhangi bir anlaşmada "para almayacağını" vurgulayarak, NATO ülkelerinin boğazın güvenliğini sağlamaya yardımcı olma teklifini reddetti.

İki ülke arasında İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun durumu konusunda bir anlaşmazlık çıktı; Trump, ülkesinin bu uranyumu alacağını iddia ederken, İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bu iddiayı yalanladı.

Sahada, Lübnan'daki ateşkes anlaşmasının ilk saatleri, halkın köylerine geri dönme telaşına eşlik eden saha operasyonları ve kayıpların devam etmesiyle, adeta ateş altında yönetilen "kırılgan bir ateşkes" gibiydi.

Tahran, Devrim Muhafızları aracılığıyla koordineli geçiş yollarını açarken, Lübnan iç kesimlerinin karmaşıklığı, özellikle dün öğleden sonra büyük bir patlamanın yaşandığı ve anlaşmayı gerçek bir sınava tabi tutan, "ateş açılmasına" dayanamayan Bint Cubeyl şehri başta olmak üzere, İsrail işgali altındaki kasabaların kaderine bağlı kaldı.