İran savaşı: Askeri çatışmadan uluslararası düzen mücadelesine

Askeri güçle belirlenen bir dünyadan tedarik zincirleri, deniz yolları ve siyasi kimlikle yönetilen bir dünyaya derin bir değişimi açığa çıkardı

Hürmüz Boğazı'nı gösteren harita (Reuters)
Hürmüz Boğazı'nı gösteren harita (Reuters)
TT

İran savaşı: Askeri çatışmadan uluslararası düzen mücadelesine

Hürmüz Boğazı'nı gösteren harita (Reuters)
Hürmüz Boğazı'nı gösteren harita (Reuters)

Hüda Rauf

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki savaş artık sadece sınırlı bir bölgesel çatışma değil; gelecekteki dünya düzeninin şekli için büyük bir sınav haline geldi. Bugün yaşananlar, ekonomik, kimliksel ve jeopolitik olmak üzere üç çatışma katmanının kesişimidir. ABD-İran çatışması sırasında diplomasi yeniden ön plana çıkmasına rağmen, kendisine İran'a uygulanan deniz ablukası eşlik etti. Dolayısıyla savaş, diplomasi ve abluka ile uluslararası düzen krizinin üç yüzünü oluşturmaktadır.

ABD stratejisi, savaşı sonuçlandırmak yerine ablukaya dayanıyor. Washington, topyekun savaştan biraz uzaklaşmayı ve İran limanlarını hedef alarak, ticareti kontrol ederek deniz yoluyla ekonomik abluka uygulamaya geçiş yapmayı seçti. Bu strateji, İran ile bağlantılı olmayan gemiler için Hürmüz Boğazı'nda geçiş özgürlüğünü korurken, İran ekonomisine doğrudan baskı uygulamayı amaçlıyor. Ekonomik araçlar yoluyla siyasi iradeyi kırma fikrine dayanıyor, ancak açıkça küresel ekonomiyi bir savaş alanına dönüştürme riskini taşıyor.

Buna karşılık, İran'ın ABD’nin askeri üstünlüğüne karşı koyamayacağı göz önüne alındığında, stratejisi küresel ticareti aksatmaya ve enerji arzını tehdit etmeye, bölgesel vekil güçleri kullanmaya, savaşın maliyetini komşularına yüklemek anlamına gelse bile, “ya herkes için petrol ya da petrol yok” ve “ya herkes için güvenlik ya da hiç güvenlik yok” sloganlarına dayandı. Bunun sonucunda İran, komşularının güvenini ve son dört yılda kendisine verdikleri diplomatik desteği kaybetti. Tahran, dünya petrol arzı için hayati bir uluslararası su koridoru olması nedeniyle önemi büyük olan Hürmüz Boğazı kozunu kullanmaya çalıştı. Dolayısıyla Tahran'ın amacı askeri zafer elde etmek değil, savaşın maliyetini uluslararası olarak sürdürülemez bir seviyeye çıkarmak.

Öte yandan küresel dikkat, temkinli bir faydalanıcı olarak Çin'in rolünün doğasına odaklanmış durumda. Trump'ın İran'a uyguladığı deniz ablukası, Pekin'e petrol sevkiyatını aksatmayı ve böylece Pekin’i Tahran'a Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişe izin vermesi için baskı yapmaya zorlamayı amaçlıyor olabilir. Ancak Pekin karmaşık bir konumda bulunuyor denilebilir. Yükselen enerji fiyatlarından ve ticaretin aksamasından olumsuz etkilenirken, savaşın uzaması ABD'nin Asya dışındaki konularla meşgul olmasını ve Çin’in rasyonel bir güç imajını pekiştirdiği için kendisine fayda sağlıyor. Bu durum aynı zamanda Washington dışında alternatif ittifaklar arayan ülkeleri de kendisine çekmesine olanak tanıyor. Bu nedenle, Pekin rolünü ne Tahran'a baskı yapmak ne de Washington'u desteklemekle sınırlarken; sadece ateşkes için baskı yapabilir. Dolayısıyla bu çatışmada her iki taraf da diğerini zayıflatmaya çalışıyor, ancak aynı zamanda güçlendirebilir de. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre ABD ekonomik baskı uygularken İran'daki direniş söylemini güçlendiriyor, İran’ın davranışları ise daha saldırgan ancak bunları Amerikan yaptırımlarını gerekçe göstererek haklı çıkarıyor. İsrail'in Lübnan'a düzenlediği saldırılar, Şii seferberliği daha da körüklüyor.

Mevcut durumun en tehlikeli yönü savaşın kendisi değil, Çin veya Körfez petrolüne bağımlı devletler gibi büyük güçlerin müdahale etmesi durumunda savaşın genişleme potansiyelidir. Çatışma o zaman bölgesel bir savaştan uluslararası düzen krizine dönüşebilir. Bu göz önüne alındığında, en olası senaryo ne ABD’nin bir zafer kazanamaması ne de İran'ın çökmemesi, bunun yerine, yaptırımlar ile ablukaları kullanan ve vekalet savaşları yoluyla çatışmaları yöneten, küresel ekonomiyi baskı altında tutan, uzun süreli, nispeten düşük yoğunluklu ve coğrafi olarak genişleyen bir çatışmadır.

Savaş, ordular ve askeri güç tarafından belirlenen bir dünyadan, tedarik zincirleri, deniz yolları ve siyasi kimlik tarafından yönetilen bir dünyaya doğru derin bir kaymayı açığa çıkardı. Tanık olduğumuz şey, dünyadaki üç güç yönetimi modeli arasındaki bir çatışmadır. Bunlar; kontrol ve baskı ile karakterize edilen Amerikan modeli, direnç ve kaosa dayalı İran modeli ile bekle-gör yaklaşımını benimseyen Çin modelidir. İran-ABD-İsrail savaşı, eski sorunlara ilave olarak yeni sorunlar yaratarak uluslararası düzeni daha büyük bir krizle tehdit etti. Ayrıca, diğer bölgesel güçlerin arabuluculuk ve diplomasi rolleri oynamasına olanak tanıyarak bölgesel düzenin yeniden şekillendiğini gösterdi.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Paris, Suriye'deki savaş sırasında savaşçı toplamak suçundan hüküm giyen kişinin Fransız vatandaşlığını iptal etti

Fransa, daha önce Suriye'de savaşmak üzere insanları örgütleyen ve 2020'de Paris'te mahkûm edilen Murad Faris'in Fransız vatandaşlığını iptal etti. Bu karar, dün Resmi Gazete'de yayımlanan bir kararnameyle duyuruldu (AFP)
Fransa, daha önce Suriye'de savaşmak üzere insanları örgütleyen ve 2020'de Paris'te mahkûm edilen Murad Faris'in Fransız vatandaşlığını iptal etti. Bu karar, dün Resmi Gazete'de yayımlanan bir kararnameyle duyuruldu (AFP)
TT

Paris, Suriye'deki savaş sırasında savaşçı toplamak suçundan hüküm giyen kişinin Fransız vatandaşlığını iptal etti

Fransa, daha önce Suriye'de savaşmak üzere insanları örgütleyen ve 2020'de Paris'te mahkûm edilen Murad Faris'in Fransız vatandaşlığını iptal etti. Bu karar, dün Resmi Gazete'de yayımlanan bir kararnameyle duyuruldu (AFP)
Fransa, daha önce Suriye'de savaşmak üzere insanları örgütleyen ve 2020'de Paris'te mahkûm edilen Murad Faris'in Fransız vatandaşlığını iptal etti. Bu karar, dün Resmi Gazete'de yayımlanan bir kararnameyle duyuruldu (AFP)

Fransa, daha önce Suriye’de savaşmak üzere kişileri örgütlemekle suçlanan ve 2020 yılında Paris’te mahkûm edilen Murad Faris’in Fransız vatandaşlığını bir kararname ile iptal etti.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre karar, dün Resmî Gazete’de yayımlandı.

Faris, Türkiye’de gözaltına alındıktan sonra Eylül 2014’te Fransa’ya iade edilmiş ve soruşturma sürecinde yetkililerle iş birliği yapmıştı.

1984 yılında doğan ve Faslı göçmen bir ailenin çocuğu olan Faris, Temmuz 2013’te üç kişiyle birlikte Suriye’ye gitmiş, bu süreçte çeşitli banka transferleri aldığı belirtilmişti.

Mahkeme, Faris’i 22 yıl hapis cezasına çarptırmış ve cezanın üçte ikisi kadar minimum infaz süresi belirlemişti.

Faris’in, önce DEAŞ içinde faaliyet gösterdiği, daha sonra ise Fransız militan Omar Diaby tarafından yönetilen ve El Nusra Cephesi ile bağlantılı bir gruba katıldığı iddia edildi.

Yargı makamları, Faris’in 2014 başlarında Fransızca konuşan genç savaşçılardan oluşan bu grubun liderliğini üstlendiğini belirtti.

Diaby’nin Senegal’e gittiği dönemde liderliği devraldığı, ancak Diaby’nin 2014’te geri dönmesinin ardından iç anlaşmazlıklar yaşandığı ve Faris’in bu gruptan ayrılarak Suriye’den dört ay sonra çıktığı ifade edildi.


ABD güçleri iki İran İHA’sını düşürdü

Devrim Muhafızları'na bağlı Fars Haber Ajansı tarafından yayınlanan bir fotoğraf, Hürmüz Boğazı'ndaki savaş tatbikatları sırasında bir sürat teknesinden füze ateşlenmesini gösteriyor (Arşiv)
Devrim Muhafızları'na bağlı Fars Haber Ajansı tarafından yayınlanan bir fotoğraf, Hürmüz Boğazı'ndaki savaş tatbikatları sırasında bir sürat teknesinden füze ateşlenmesini gösteriyor (Arşiv)
TT

ABD güçleri iki İran İHA’sını düşürdü

Devrim Muhafızları'na bağlı Fars Haber Ajansı tarafından yayınlanan bir fotoğraf, Hürmüz Boğazı'ndaki savaş tatbikatları sırasında bir sürat teknesinden füze ateşlenmesini gösteriyor (Arşiv)
Devrim Muhafızları'na bağlı Fars Haber Ajansı tarafından yayınlanan bir fotoğraf, Hürmüz Boğazı'ndaki savaş tatbikatları sırasında bir sürat teknesinden füze ateşlenmesini gösteriyor (Arşiv)

Bir ABD’li yetkili, bugün Reuters’a yaptığı açıklamada, İran tarafından Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemileri hedef almaya yönelik olduğu değerlendirilen iki saldırı İHA’sının ABD güçleri tarafından düşürüldüğünü söyledi.

Yetkili, adının gizli kalmasını isteyerek yaptığı açıklamada, “Hürmüz Boğazı üzerinden deniz trafiği kesintisiz şekilde devam ediyor” ifadelerini kullandı.


Ukrayna'nın Sumi bölgesine düzenlenen Rus hava saldırısında bir kadın hayatını kaybetti

Ukraynalı kurtarma ekipleri, geçen çarşamba günü Harkiv'deki bir yerleşim bölgesini hedef alan Rus hava saldırısının olduğu bölgede (EPA)
Ukraynalı kurtarma ekipleri, geçen çarşamba günü Harkiv'deki bir yerleşim bölgesini hedef alan Rus hava saldırısının olduğu bölgede (EPA)
TT

Ukrayna'nın Sumi bölgesine düzenlenen Rus hava saldırısında bir kadın hayatını kaybetti

Ukraynalı kurtarma ekipleri, geçen çarşamba günü Harkiv'deki bir yerleşim bölgesini hedef alan Rus hava saldırısının olduğu bölgede (EPA)
Ukraynalı kurtarma ekipleri, geçen çarşamba günü Harkiv'deki bir yerleşim bölgesini hedef alan Rus hava saldırısının olduğu bölgede (EPA)

Ukrayna'nın kuzeydoğusunda, Rusya sınırındaki Sumı Bölgesi'ne düzenlenen Rus insansız hava aracı (İHA) saldırısında bir kadın hayatını kaybetti, bir kadın da yaralandı. Açıklama, bugün yerel askeri yetkililer tarafından yapıldı.

Bölgesel Askeri İdare Başkanı Oleh Hrihorov, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “Ne yazık ki saldırıda 44 yaşındaki bir kadın yaşamını yitirdi. Ayrıca 33 yaşındaki bir kadın ağır yaralandı ve kendisine gerekli tıbbi müdahale yapılıyor” ifadelerini kullandı.

Hrihorov, saldırının üç katlı, konut olarak kullanılmayan bir binada da ağır hasara yol açtığını belirtti.