Suriye hükümeti, Haseke vilayetindeki Guvayran ve Alaya hapishanelerini devraldı

Cumhurbaşkanlığı Ekibi Sözcüsü: Birleşme süreci olumlu yönde ilerliyor

Suriye Cumhuriyet Başsavcısı Yargıç Hasan et-Turba yargı faaliyetlerinin yeniden başlatılması ve yeniden düzenlenmesi hazırlıkları kapsamında Haseke’deki Adliye Sarayı personeliyle bir araya geldi (Haseke Basın Müdürlüğü)
Suriye Cumhuriyet Başsavcısı Yargıç Hasan et-Turba yargı faaliyetlerinin yeniden başlatılması ve yeniden düzenlenmesi hazırlıkları kapsamında Haseke’deki Adliye Sarayı personeliyle bir araya geldi (Haseke Basın Müdürlüğü)
TT

Suriye hükümeti, Haseke vilayetindeki Guvayran ve Alaya hapishanelerini devraldı

Suriye Cumhuriyet Başsavcısı Yargıç Hasan et-Turba yargı faaliyetlerinin yeniden başlatılması ve yeniden düzenlenmesi hazırlıkları kapsamında Haseke’deki Adliye Sarayı personeliyle bir araya geldi (Haseke Basın Müdürlüğü)
Suriye Cumhuriyet Başsavcısı Yargıç Hasan et-Turba yargı faaliyetlerinin yeniden başlatılması ve yeniden düzenlenmesi hazırlıkları kapsamında Haseke’deki Adliye Sarayı personeliyle bir araya geldi (Haseke Basın Müdürlüğü)

Suriye hükümeti pazar günü, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke’deki Adalet Sarayı'nı, bir yılı aşkın süren bir aradan sonra devraldı.

Aynı kapsamda, Suriye hükümeti, İçişleri Bakanlığı Cezaevleri İdaresi yetkililerinin de hazır bulunduğu bir törenle Haseke Merkez Hapishanesi ve Guvayran ile Alaya hapishanelerini devraldı.

Cumhurbaşkanlığı Ekibi Sözcüsü Ahmed el-Hilali, Alaya Hapishanesi'nin neredeyse boş olduğunu ve İçişleri Bakanlığı Cezaevleri İdaresi'nin idaresine geçecek şekilde yeniden düzenleneceğini söyledi.

Suriye Adalet Bakanlığı'ndan Cumhuriyet Başsavcısı Hasan et-Tarba başkanlığındaki bir heyet dün, Haseke’ye bir ziyarette bulundu. Haseke Valisi Nureddin Ahmed ile bir toplantı düzenleyerek, Haseke’deki adli dosya ile ilgili çeşitli konuları görüştü.

Cumhurbaşkanlığı Ekibi daha sonra, El-Cezire Bölgesi'ndeki Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi’ne (KSDÖY) bağlı Sosyal Adalet Konseyi heyeti ile bir araya geldi. Toplantıya El-Cezire Bölgesi Yürütme Konseyi'nin eş başkanları, KSDÖY danışmanı ve Haseke Valisi de katıldı. Toplantıda, 29 Ocak Anlaşması'nın uygulanması kapsamında SDG kurumlarının devlet kurumlarına entegre edilmesine yönelik mekanizmalar ele alındı.

dcfv d
Suriye Cumhuriyet Başsavcısı Yargıç Hasan et-Tarba, Haseke’nin Guvayran semtindeki Merkez Hapishanesi’ni ziyaret ederek, mahkumların durumunu inceledi. Bu ziyaret, mahkumların durumunu takip etmek üzere bir hukuk bürosu kurulması hazırlıkları kapsamında gerçekleştirildi (Haseke Gözlemevi)

Adalet Bakanlığı heyeti, Cumhurbaşkanlığı Ekibi, Haseke İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Mervan el-Ali ve Özerk Yönetim Adalet ve Islah Bürosu yetkilileriyle birlikte, şehirdeki Guvayran Merkez Hapishanesi’ni ve Alaya Hapishanesi’ni ziyaret ederek hapishane yönetiminin durumunu yerinde inceledi.

Haseke’nin güney girişinde, Guvayran semtinde bulunan ve Merkez Hapishanesi olarak da bilinen Guvayran Hapishanesi, KSDÖY’e bağlı en büyük hapishanelerden biri ve aralarında saha komutanlarının da bulunduğu binlerce DEAŞ üyesini barındırıyor. Bu durum hapishaneyi önceki yıllarda bir güvenlik gerilimi odağı haline getirdi. Zira 2022 yılında, orada tutulan mahkumları kaçırmak amacıyla günlerce süren geniş çaplı bir saldırı yaşanmıştı.

Alaya Hapishanesi, Kamışlı şehrinin kenar mahallelerinden biri olan Alaya semtinde yer alıyor. Bu hapishane, KSDÖY tarafından DEAŞ üyelerinin yanı sıra ciddi güvenlik ve ceza davalarıyla suçlanan kişilerin tutulduğu bir yerdi. Son birkaç ayda, Suriye hükümetine devredilmesine hazırlık amacıyla hapishanedeki mahkumların çoğu tahliye edildi.

Adalet Bakanlığı heyeti, hapishanelerin yönetim mekanizmalarını inceledi ve Suriye hükümetinin Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgelerde bulunan hapishanelerin yönetimini devralması sürecinde, bu hapishanelerin Adalet Bakanlığı'na bağlı mahkemelere ve ardından da il valiliklerine bağlanacak olması nedeniyle, işleyişi düzenlemek üzere yeni bir mekanizma oluşturulması konusunda anlaşmaya varıldı.

cd
Cumhurbaşkanlığı Ekibi Sözcüsü Ahmed el-Hilali, Adalet Bakanlığı heyetiyle birlikte (Haseke Basın Bürosu)

Cumhuriyet Başsavcısı Hasan et-Tarba bir basın toplantısında, diğer illerde kurulan hukuk bürolarına benzer şekilde, Adalet Bakanlığı Savcılığına bağlı bir cezaevi hukuk bürosu kurulduğunu açıklarken bu büronun görevlerinin mahkumların durumlarını takip etmek ve hukuki işlemlerin sorunsuz bir şekilde yürütülmesini sağlamak üzerine odaklanacağını belirtti.

Cumhuriyet Başsavcısı Tarba, açıklamasının öncesinde Adalet Bakanlığı kadrosuyla yaptığı toplantının ardından, yargı çalışmalarının önündeki en önemli zorluklar, sorunlar ve engellerin yanı sıra davaların incelenme mekanizması ve mahkemelerin işleyişi hakkında bilgi aldı. Tarba, toplantı sırasında, Haseke Adalet Bakanlığı'ndaki mahkemelerin, eyaletteki Adalet Sarayı binasının onarım ve bakım çalışmalarının tamamlanmasının ardından yakında vatandaşların davalarını incelemek üzere faaliyete geçeceğini vurguladı.

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden sonra, Haseke’deki adliye daireleri, resmi devlet kurumları ve daireleriyle birlikte faaliyetlerini durdurmuştu.

Adli işlemler ve mahkemeler, Haseke vilayeti sakinlerini ilgilendiren bazı usul davalarına ilişkin hizmetlerin kolaylaştırılması amacıyla, Deyrizor adliye dairesinde nöbetçi sistemiyle sınırlı olarak yürütülmüştü. Başkanlık Ekibi Sözcüsü Ahmed el-Hilali, bir basın açıklamasında, Haseke’de birleşme sürecinde yaşanan gelişmelerin, birleşme sürecinin ilerleyişi açısından ‘önemli ve olumlu işaretler’ olduğunu belirtti.

scs
YPG güçlerine bağlı askerler, Guvayran hapishanesine giden yolları güvenli hale getirmek için zırhlı askeri araçlarla konuşlanıyor (AP)

Başka bir gelişmede, cumartesi gecesi Haseke’nin Kamışlı girişindeki Zuri kavşağında Kürt bayrağına ateş açılarak düzenlenen saldırı üzerine, sosyal medyada kışkırtma kampanyası sürerken, birkaç saat süren bir güvenlik gerginliği yaşandı. Olay kontrol altına alındı ve ateş açan kişi gözaltına alındı.

Haseke'deki Kürt kaynaklara göre eski rejime bağlı Ulusal Savunma unsurlarından bazı kişiler bölgede istikrar istemiyor ve kışkırtıcı davranışlarda bulunuyor.

Kaynaklar, hükümetin güvenlik güçleri ile KSDÖY’e bağlı Asayiş Gücü üyeleri arasında güvenlik sağlanması konusunda iş birliği olduğunu belirtti. Sosyal medyada yaşanan şiddetli kutuplaşmanın ardından ateş açan kişi gözaltına alındı ve durum kontrol altına alındı.



Küresel medya neden bazı savaşlara ilgi gösterip bazılarını görmezden geliyor?

Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
TT

Küresel medya neden bazı savaşlara ilgi gösterip bazılarını görmezden geliyor?

Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)

Bazı savaş ve çatışmalar uluslararası medya kuruluşlarının gündeminde üst sıralarda yer alırken, bazıları çok daha yıkıcı insani sonuçlar doğurmasına rağmen görünmez kalabiliyor. Uzmanlara göre bu durumun arkasında; Batı’nın medya üzerindeki hâkimiyeti, yoksul ülkelerdeki çatışmalara düşük ilgi, çatışmaların karmaşıklığı ve uzun sürmesi gibi çeşitli nedenler bulunuyor.

Reuters Gazetecilik Araştırmaları Enstitüsü’nün yakın zamanda yayımladığı bir raporda, Ukrayna ve Ortadoğu’daki çatışmalar dışında diğer savaşların uluslararası medya tarafından geniş ölçüde takip edilme ihtimalinin düşük olduğu belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Barış ve Ekonomi Enstitüsü verilerinden aldığı bilgilere göre 2025 itibarıyla dünya genelinde 59 aktif devletler arası çatışma bulunduğu ve bunun İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek sayı olduğu ifade edildi

Rapora göre Burkina Faso, Uganda ve Etiyopya’dan çatışma haberciliği yapmış üç gazeteciyle yapılan görüşmelerde, ciddi insani etkileri olan birçok hikâyenin yeterince haberleştirilmemesinden duyulan hayal kırıklığı dile getirildi.

Ayrıca, özellikle Afrika’daki yoksul ülkelerde yaşanan krizlerin daha az ilgi gördüğü vurgulandı. Norveç Mülteci Konseyi’nin 2024 verilerine göre en az haber yapılan büyük yerinden edilme krizlerinin sekizi Afrika’da yaşandı; Kamerun, Etiyopya ve Mozambik bu listenin başında yer aldı.

Jeopolitik öncelikler

Raporda, çatışma haberlerinin çoğunlukla insani aciliyet yerine jeopolitik önem tarafından şekillendirildiği belirtildi. Avrupa Gazetecilik Gözlemevi’nin bir çalışmasına göre Almanya, İsviçre ve Avusturya’daki ana haber bültenlerinde yayın süresinin yalnızca yaklaşık yüzde 10’u Küresel Güney ülkelerine ayrılıyor.

Sudanlı gazeteci ve eski uluslararası haber editörü Muhammed Abdülhamid Abdurrahman, medya, siyaset ve kamuoyu arasında karmaşık bir ilişki bulunduğunu belirterek savaş dönemlerinde medyanın gerçeği olduğu gibi yansıtmak yerine “önemli görülen veya anlatıya uygun olanı” aktardığını söyledi. Abdurrahman’a göre büyük güçlerin ve müttefiklerinin jeopolitik çıkarları, savaşların nasıl ve ne ölçüde haberleştirileceğini belirliyor.

Abdurrahman ayrıca uluslararası medyada savaşların görünürlüğünün, büyük güçlerin çıkarlarına etkisiyle doğru orantılı olduğunu ifade etti. Buna örnek olarak Sudan’daki savaşın Gazze çatışması nedeniyle geri plana düşmesini, Gazze’nin ise Ukrayna savaşının gölgesinde kalmasını gösterdi.

Gazeteci, coğrafi uzaklık ve erişim zorluklarının da haber seçiminde önemli rol oynadığını belirterek, karmaşık çatışmaların çoğu zaman basitleştirilemediği için haber değerinin düştüğünü söyledi.

Yeni olayların takibi ve uzayan savaşların göz ardı edilmesi

Abdurrahman’a göre medya kuruluşları genellikle “yeni olanı” takip ederken uzun süren savaşları gündemden düşürüyor. Her yeni kriz, bir öncekini gölgede bırakıyor. Ancak buna rağmen medya, kamuoyu oluşumu ve uluslararası baskı açısından kritik bir rol oynuyor.

Öte yandan, yoğun medya ilgisinin her zaman savaşların sona ermesine yol açmadığı; hatta bazı durumlarda “haber yorgunluğu” nedeniyle kamuoyunun ilgisinin azaldığı ifade ediliyor. Bu durumun özellikle Filistin-İsrail çatışmasında net biçimde görüldüğü belirtildi.

Rapora göre devletler arası çatışmalar, iç savaşlara kıyasla daha fazla haberleştiriliyor çünkü küresel siyaset ve ekonomik istikrar üzerinde daha geniş etkiye sahipler. Ekonomik etkisi düşük bölgelerdeki çatışmalar ise şiddet düzeyinden bağımsız olarak daha az görünür oluyor.

vefv
Gazze’de yıkım (AFP)

ABD’li medya araştırmacısı Joshua Eko, Batı’nın medya ve iletişim alanındaki hâkimiyetinin bu dengesizliği artırdığını, medya içeriklerinin büyük ölçüde tek tipleştiğini ve küresel eşitsizliği derinleştirdiğini belirtiyor.

Eko ayrıca 1977’de kurulan ve “McBride Raporu” olarak bilinen uluslararası iletişim komisyonuna atıfta bulunarak, Küresel Kuzey ile Güney arasındaki medya dengesizliğinin bugün hâlâ devam ettiğini vurguluyor.

1991’de yaptığı bir çalışmaya göre Batı medyası, özellikle CNN ve BBC, savaşlara ilişkin küresel anlatıyı büyük ölçüde belirliyordu ve bu durum günümüzde de önemli ölçüde değişmedi.

Gazze Savaşı ve Medya eşitsizliği

Reuters Enstitüsü raporuna göre Gazze savaşı yoğun biçimde haberleştirilmesine rağmen, bazı ölümler diğerlerine göre çok daha fazla görünürlük kazanıyor. BBC içeriklerinde bir İsrailli ölü için yapılan haber yoğunluğunun, bir Filistinli için yapılan haberden yaklaşık 33 kat fazla olduğu belirtildi.

Ürdün Gazeteciler Sendikası üyesi Halid el-Kudat ise medya tarafsızlığının pratikte tam anlamıyla mümkün olmadığını, birçok medya kuruluşunun uluslararası siyasi pozisyonlarla uyumlu yayın yaptığını ifade etti.

El-Kudat ayrıca çatışma haberlerinin hem yerel hem uluslararası düzeyde farklı şekillerde çerçevelendiğini, bu nedenle haber dilinde ve yaklaşımlarında daha fazla çeşitliliğe ihtiyaç olduğunu vurguladı.


Berri Şarku’l Avsat’a ABD’nin ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
TT

Berri Şarku’l Avsat’a ABD’nin ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı. Öte yandan Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ikili müzakerelerin Lübnan adına Büyükelçi Simon Karam başkanlığındaki bir heyet tarafından yürütüleceğini, bu süreçte hiçbir tarafın Lübnan’ın yerini almayacağını veya ona eşlik etmeyeceğini ifade etti.

ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa, 10 günlük ateşkesin ilan edilmesinin ardından ilk kez Beyrut’a dönüşü kapsamında Avn ve Berri ile bir araya geldi. Ancak Issa herhangi bir basın açıklaması yapmadı. Berri ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Washington’ın ateşkesi uzatma yönünde bir çaba içinde olduğunu belirtti, ancak Avn’ın planladığı ‘doğrudan İsrail ile müzakere sürecine’ ilişkin tutumunu açıklamaktan kaçındı.

Avn, müzakere seçeneğinin hedefinin çatışmaların durdurulması, güneydeki İsrail varlığının sona erdirilmesi ve uluslararası olarak tanınan güney sınırına kadar Lübnan ordusunun konuşlandırılması olduğunu vurguladı.

Avn yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisiyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde Lübnan’ın taleplerine tam anlayış ve destek gösterdiğini belirtti. Avn, Trump’ın İsrail nezdinde girişimde bulunarak ateşkesin sağlanması ve mevcut ‘anormal durumun’ sona erdirilmesine yönelik bir müzakere sürecinin başlatılması için adım attığını, bu sürecin Lübnan devlet otoritesinin ve egemenliğinin, özellikle güney bölgeler dahil olmak üzere ülkenin tamamında yeniden tesis edilmesini hedeflediğini ifade etti. Avn, temasların ateşkesin korunması ve müzakerelerin başlatılması amacıyla süreceğini, bu sürecin geniş bir ulusal destekle yürütülmesi gerektiğini ve böylece müzakere heyetinin hedeflerine ulaşabileceğini vurguladı.

Yaklaşan müzakerelerin diğer süreçlerden bağımsız olacağını kaydeden Avn, Lübnan’ın iki seçenekle karşı karşıya olduğunu söyledi: “Ya savaşın insani, sosyal, ekonomik ve egemenlik açısından ağır sonuçlarıyla devam edilmesi ya da müzakere yoluyla bu savaşa son verilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanması.” Avn, tercihinin müzakere olduğunu vurgulayarak, “Lübnan’ı kurtarabileceğimize inanıyorum” dedi.


Avn: Müzakerelerin amacı savaşı durdurmak ve İsrail işgaline son vermek

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Avn: Müzakerelerin amacı savaşı durdurmak ve İsrail işgaline son vermek

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, müzakere seçeneğinin savaşın sona erdirilmesi, İsrail işgalinin bitirilmesi ve ülkede istikrarın sağlanması amacı taşıdığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Ulusal Haber Ajansı’ndan (NNA) aktardığına göre Avn, ikili müzakerelerin Lübnan adına Büyükelçi Simon Karam başkanlığındaki bir heyet tarafından yürütüleceğini, bu süreçte hiçbir tarafın Lübnan’ın yerini almayacağını veya ona eşlik etmeyeceğini ifade etti.

Avn, müzakere seçeneğinin hedefinin çatışmaların durdurulması, güneydeki İsrail varlığının sona erdirilmesi ve uluslararası olarak tanınan güney sınırına kadar Lübnan ordusunun konuşlandırılması olduğunu vurguladı.

Avn ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede, Trump’ın Lübnan’ın taleplerine anlayışla yaklaştığını ve ateşkesin sağlanması ile müzakere sürecinin başlatılması için İsrail nezdinde girişimde bulunduğunu söyledi. Avn, bu sürecin ‘mevcut anormal durumu sona erdirerek devlet otoritesinin ve egemenliğinin, özellikle güney başta olmak üzere, ülkenin tamamında yeniden tesis edilmesini’ hedeflediğini dile getirdi.

Avn, ateşkesin korunması ve müzakerelerin başlatılması için temasların süreceğini belirterek, müzakere heyetinin hedeflerine ulaşabilmesi için geniş bir ulusal desteğin gerekli olduğunu ifade etti.

Yaklaşan müzakerelerin diğer süreçlerden bağımsız olacağını kaydeden Avn, Lübnan’ın iki seçenekle karşı karşıya olduğunu söyledi: “Ya savaşın insani, sosyal, ekonomik ve egemenlik açısından ağır sonuçlarıyla devam edilmesi ya da müzakere yoluyla bu savaşa son verilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanması.” Avn, tercihinin müzakere olduğunu vurgulayarak, “Lübnan’ı kurtarabileceğimize inanıyorum” dedi.