Trump, İran'ın "nükleer tozu" derken neyi kastediyor?

1 Şubat 2026'da çekilen uydu görüntüsünde, İran'ın İsfahan nükleer tesisinde daha önce yıkılan binanın üzerine yeni bir çatı yapıldığı görülüyor (Plant Labs - Reuters)
1 Şubat 2026'da çekilen uydu görüntüsünde, İran'ın İsfahan nükleer tesisinde daha önce yıkılan binanın üzerine yeni bir çatı yapıldığı görülüyor (Plant Labs - Reuters)
TT

Trump, İran'ın "nükleer tozu" derken neyi kastediyor?

1 Şubat 2026'da çekilen uydu görüntüsünde, İran'ın İsfahan nükleer tesisinde daha önce yıkılan binanın üzerine yeni bir çatı yapıldığı görülüyor (Plant Labs - Reuters)
1 Şubat 2026'da çekilen uydu görüntüsünde, İran'ın İsfahan nükleer tesisinde daha önce yıkılan binanın üzerine yeni bir çatı yapıldığı görülüyor (Plant Labs - Reuters)

Washington: David E. Sanger ve Luke Broadwater

Son haftalarda ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşı sona erdirmek açısından kritik olduğunu söylediği bir maddeden söz ediyor: “nükleer toz”.

Trump’ın anlatımına göre İran’ın nükleer programı geçen yıl ABD bombardımanları sonucu büyük ölçüde zarar gördü ve enkaz altında geriye yalnızca toz benzeri kalıntılar bulunuyor.

"Nükleer toz" ifadesi, Trump'ın aslında kastettiği şeyi, yani İran'ın büyük dalış tüpleri büyüklüğündeki kaplarda depoladığı, bomba yapımında kullanılabilecek nitelikteki uranyum stokunu önemsizleştirmek için kullanılmış gibi görünüyor.

Gerçekte bu madde bir “toz” değildir. Depolandığında genellikle gaz hâlinde bulunur, ancak oda sıcaklığında katı forma dönüşebilir. Nemle temas ettiğinde oldukça uçucu ve son derece zehirli bir hâl alır; yanlış kullanılması durumunda ise nükleer reaksiyonlara yol açabilir.

Trump’ın kullandığı ifade hem uranyum zenginleştirme sürecinin karmaşıklığını hem de savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerin zorluklarını basitleştirmektedir. Nükleer uzmanlar ise bu terimi daha önce duymadıklarını belirtiyor.

Matthew Kroenig, “Bunu yalnızca Trump’ın kendine özgü mecazi anlatım biçimi olarak yorumladım” dedi.

Şarku’l Avsat’ın The New York Times’ten aktardığı habere göre aşağıda, Trump’ın “nükleer toz” ifadesiyle neyi kastettiğine ve bunun çatışmanın sona erdirilmesi açısından neden önem taşıdığına daha yakından bakılıyor.

1 Temmuz 2025 tarihli Maxar Technologies tarafından sağlanan uydu görüntüsü, kompleks çevresindeki binada hareketlilik ve 22 Haziran’da ABD’nin Fordo yakıt zenginleştirme tesisine düzenlediği hava saldırısının açtığı çukurları gösteriyor (AFP- arşiv).1 Temmuz 2025 tarihli Maxar Technologies tarafından sağlanan uydu görüntüsü, kompleks çevresindeki binada hareketlilik ve 22 Haziran’da ABD’nin Fordo yakıt zenginleştirme tesisine düzenlediği hava saldırısının açtığı çukurları gösteriyor (AFP- arşiv).

“Nükleer toz” nedir?

ABD Başkanı Donald Trump’ın “nükleer toz” ifadesiyle kastettiği, İran’ın yüzde 60 oranında zenginleştirdiği uranyumdur. Bu oran, genellikle nükleer silah yapımında kullanılan yüzde 90 saflık seviyesine oldukça yakındır.

Bu düzeyde zenginleştirilmiş yakıtın, elektrik üretimi gibi sivil nükleer enerji amaçları açısından bir faydası bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu durum, İran’ın bu materyali kısa sürede silah yapımına uygun seviyeye çıkarabileceğine dair uluslararası toplum için bir uyarı işareti olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu aşamadan sonra dahi bir nükleer silahın üretilmesi için birçok ilave adım gerekmektedir.

ABD, haziran ayında üç ana nükleer tesisi hedef aldı, bunlar arasında İsfahan yakınlarındaki bir kompleks de bulunmaktadır. Bu tesiste, silah seviyesine yakın zenginleştirilmiş uranyumun önemli bir bölümünün depolandığı düşünülmektedir.

Uzmanlara göre söz konusu materyal henüz silah seviyesinde olmasa da bu hedefe oldukça yakındı ve İsfahan’daki tesiste tutuluyordu. Tesisin bombalanmasının ardından bu materyalin enkaz altında kalmış olabileceği değerlendiriliyor.

ABD istihbarat yetkilileri, İran’ın bu materyale ulaşmak için kazı çalışmaları yürüttüğünü düşünüyor; ancak herhangi bir miktarın taşındığına dair kesin kanıt bulunmuyor.

Uranyum, düşük seviyelerde nükleer reaktörleri çalıştırmakta, yüksek seviyelerde ise nükleer silah üretiminde kullanılabilen nadir bir radyoaktif izotop olan “U-235” içermektedir.

Uranyum zenginleştirme sürecinin amacı, bu izotopun oranını artırmaktır. Bu işlem genellikle gaz santrifüjleri aracılığıyla gerçekleştirilir; söz konusu cihazlar, yakıtın saflığını artırmak için son derece yüksek hızlarda döner.

Neden savaşın sona erdirilmesi açısından önem taşıyor?

Trump, İran’ın nükleer materyalini ABD’ye teslim etmeyi kabul ettiğini öne sürmüş, ancak Tahran bu iddiayı reddetmiştir.

Trump, Arizona’da yaptığı bir konuşmada, “ABD tüm nükleer tozu alacak. Nükleer tozun ne olduğunu biliyor musunuz? Bu, B-2 bombardıman uçaklarımızın ürettiği beyaz toz halindeki maddedir” ifadelerini kullanmıştır.

İran’ın zenginleştirme faaliyetleri, Trump’ın ABD’yi Ortak Kapsamlı Eylem Planı'ndan (KOEP) çekmesinin ardından hız kazanmıştır. Trump, anlaşmanın yeterince katı olmadığını savunmuş ve İran’a yönelik çeşitli yaptırımlar uygulamıştır.

Buna karşılık İran, anlaşmanın getirdiği sınırlamaları aşarak uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmış ve nükleer materyal üretimine yeniden başlamıştır.

Justin Logan, “Anlaşmadan önce İran çok düşük seviyelerde zenginleştirme yapıyordu. Bu nedenle Trump’ın ‘nükleer toz’ dediği şey, anlaşma imzalandığında veya ilk aylarında İran’da mevcut değildi” değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi, New York'ta bir basın toplantısı sırasında (AP).Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi, New York'ta bir basın toplantısı sırasında (AP).

Savaş sırasında bu materyal çıkarılabilir mi?

Trump, zenginleştirilmiş uranyumun çıkarılmasının zor olacağını kabul etti. Kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “Onu çıkarmak uzun ve zorlu bir süreç olacak” ifadesini kullandı.

Bu işlemin, İran’ın onayı olmadan gerçekleştirilmesi ise neredeyse imkânsız olarak görülüyor.

Logan’a göre bu görev uzun zaman alacak ve sahada çok sayıda teknik uzmanın çalışmasını gerektirecek. “Bu işi silahların gölgesinde yürütmeye çalışmak bana göre mantıklı değil” ifadelerini kullandı.

Aynı zorlukların İran için de geçerli olduğu belirtiliyor. Logan, “Bu materyal oldukça hassas. Yer altındaki depolama koşullarını bilmiyoruz. Depolama tanklarının durumu iyi olmayabilir. Hem bizim hem de İranlılar için sahada ciddi teknik uzmanlık gerektiren bir süreç söz konusu” dedi.



Sri Lanka'da vurgun: Avustralya'ya ödenecek borç çalındı

Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)
Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)
TT

Sri Lanka'da vurgun: Avustralya'ya ödenecek borç çalındı

Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)
Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)

Bilgisayar korsanları, Sri Lanka Maliye Bakanlığı'nın sistemine girerek 2,5 milyon dolar çaldı.

BBC'nin aktardığına göre çalınan fonlar, Avustralya'ya yapılan borç ödemesinin bir parçasıydı. Yetkililer, ayrıntılar ancak ortaya çıkmaya başlasa da paranın ocak ayında çalındığını düşünüyor.

Sri Lanka yönetimi, Avustralya'nın borç ödemesinde sorun yaşandığına ilişkin şikayette bulunmasından sonra hırsızlık yapıldığını fark etmiş.

Maliye Bakanlığı Sekreteri Harshana Suriyapperuma, perşembe günü yaptığı açıklamada, "Sri Lanka ödemeleri zamanında yapmış olsa da, siber suçlular müdahale ederek parayı amaçlanan alıcı yerine başka banka hesaplarına aktardı" dedi.

Suriyapperuma, Maliye Bakanlığı'na bağlı Kamu Borç Yönetimi Ofisi'ndeki 4 üst düzey yetkilinin görevden uzaklaştırıldığını ve olayla ilgili inceleme başlatıldığını bildirdi.

Sekreter, ödeme bilgilerinin yer aldığı e-postaların tutulduğu sunucuya yapılan saldırılar sonucu paranın çalındığını düşündüklerini belirtti.

Avustralya'nın Sri Lanka Yüksek Komiseri Matthew Duckworth, X'teki açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Sri Lanka yetkilileri olayla ilgili inceleme yürütüyor ve soruşturmaya destek veren Avustralyalı yetkililerle işbirliği içinde çalışıyor.

AFP'nin aktardığına göre bu, Sri Lanka'da bir devlet kurumundan bilgisayar korsanları tarafından çalınan en büyük miktar. Bilgisayar korsanlarının hırsızlığı, Güney Asya ülkesinin ciddi bir ekonomik krizden çıkmaya çalıştığı dönemde gerçekleşti.

Nisan 2022'de 83 milyar doları aşan borç yükü nedeniyle temerrüde düşen ülkede gıda, yakıt, ilaç kıtlığı ve elektrik kesintileri yaşanmıştı.

Kriz geniş çaplı protestolara yol açmış ve dönemin Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa istifa ederek ülkeden ayrılmıştı.

Ülke, 2023'te IMF'yle 2,9 milyar dolarlık kurtarma paketi anlaşması imzalamış ve borç yapılandırma sürecini tamamladığını açıklamıştı.

IMF'den bu ayın başında yapılan açıklamada Sri Lanka'ya yönelik Genişletilmiş Fon Kolaylığı (EFF) kapsamında 700 milyon dolar finansman sağlanacağı duyurulmuştu.

Independent Türkçe, BBC, ABC


Savaş ve yaptırımlar, Çin yuanının yaygınlaşmasını nasıl sağladı?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
TT

Savaş ve yaptırımlar, Çin yuanının yaygınlaşmasını nasıl sağladı?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)

Rusya-Ukrayna savaşıyla İran'daki çatışmalar, Çin'in resmi para birimi yuanın küresel nüfuzunu artırma çabalarına katkı sağlıyor.

New York Times'ın analizine göre Pekin yönetimi, yuanı küresel ölçekte yaygınlaştırmayı artık yalnızca ekonomik değil, "doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi" olarak görüyor.

Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Çin, ABD doları merkezli küresel finans sistemine bağımlılığından kurtulmayı hedefliyor. Doğu Asya devi, yuanı uluslararası ticarette yaygınlaştırarak ABD'nin finansal baskı gücünü azaltmayı istiyor.

Rusya-Ukrayna savaşı ve İran'daki çatışmalara ek olarak Batı'nın Tahran ve Kremlin'e uyguladığı yaptırımlar da Çin'in bu yöndeki hedeflerine ulaşması için bir manevra alanı sağlıyor.

İran petrolü satın alan bazı ülkeler ödemeleri yuanla yapıyor. Rusya da Çin'le ticaretinin büyük bölümünü artık yuan üzerinden gerçekleştiriyor.

Pekin yönetimi, para biriminin küresel yaygınlığını ve gücünü artırma girişimlerini en az 20 yıldır yürütüyor.

Bu kapsamda Çin, onlarca merkez bankasıyla toplam 600 milyar dolarlık swap hattı oluşturdu. Bu sayede ülkeler dolara ihtiyaç duymadan yuan kullanabiliyor.

Pekin'in 2015'te kurduğu Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS), SWIFT'e alternatif olarak çalışıyor. SWIFT'ten çıkarılan Rus ve İran bankaları CIPS'e yönelirken, katılımcı banka sayısı 75'ten yaklaşık 200'e yükseldi.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşında Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve enerji arzındaki riskler de Çin parasının kullanımını artırdı.

Diğer yandan yuanın, ABD dolarının hakimiyetini kırması önünde ciddi engeller de var.

Sermaye hareketlerinin sıkı kontrol altında olması, Çin dışına para çıkışının sınırlı tutulması ve ABD dolarına kıyasla yabancı yatırımcılar için erişimi zor bir para birimi olması yuanı küresel açıdan dezavantajlı kılıyor.

Bazı uzmanlara göre Pekin'in hedefi jeopolitik ve ekonomik kriz dönemlerinde kullanılabilecek alternatif bir sistem kurarak Washington'ın küresel finans üzerindeki "boğucu etkisini" zayıflatmak.

The Economist'in analizinde de Çin'in enerji ticaretini yuan üzerinden yürütme çabalarının, bu para birimini "daha istikrarlı bir liman" gibi göstermeye başladığına işaret ediliyor.

Analizde, Çin lideri Şi Cinping'in bu imajı güçlendirerek ülkesini sadece bir üretim devi değil, aynı zamanda bir "finansal güç merkezine dönüştürmeyi" hedeflediği vurgulanıyor.

Çin Komünist Partisi'nin martta yayımladığı Hükümet Çalışma Raporu'nda, 2026'da ülke ekonomisinin yüzde 4,5 ila 5 büyümesinin öngörüldüğü bilgisi paylaşılmıştı.

Ayrıca ülkenin özellikle hizmet sektöründe pazar erişimini genişleteceği, telekomünikasyon, biyoteknoloji ve yabancı sermayeli hastanelerle ilgili açılımlar yapacağı bildirilmişti.

Independent Türkçe, New York Times, The Economist, Global Times


Orban’ın mağlubiyeti, İsrail muhalefetine umut oldu: Netanyahu da aynı kaderi paylaşabilir

Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)
Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)
TT

Orban’ın mağlubiyeti, İsrail muhalefetine umut oldu: Netanyahu da aynı kaderi paylaşabilir

Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)
Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kasımda düzenlenmesi öngörülen seçimlere hazırlanırken, "gerçek dostum" dediği Macaristan Başbakanı Viktor Orban'la aynı kaderi paylaşmak istemiyor.

Yahudi Telgraf Ajansı'nın (JTA) analizine göre Netanyahu'nun rakipleri, "İsrail'de de Orban'ınkine benzer bir sürpriz yaşanacağına" dair umutlu.

Londra School of Economis'ten araştırmacı Yonatan Levi, İsrail kamuoyunun Macaristan'daki seçimlere yoğun ilgisinin, Orta Avrupa ülkesinin Netanyahu ve ortakları açısından bir model gibi görülmesinden kaynakladığını belirtiyor:

Viktor Orban'ın mahkemeleri kontrol altına almasına, özgür medyayı ortadan kaldırmasına ve kamu hizmetlerini tamamen siyasallaştırmasına olanak tanıyan birçok yasa ve reform, son yıllarda İsrail'de de teşvik edildi. Dolayısıyla İsrailliler, mevcut demokratik gerileme yolunda devam ederse İsrail'de neler olabileceğini anlamak için Macaristan'a bakıyordu.

Analiste göre Macaristan'da 16 yıldır iktidarda olan Viktor Orban'ın genel seçimleri rakibi Peter Magyar karşısında kaybetmesiyse "İsrail'de de farklı bir geleceğin mümkün olduğu" görüşünü kuvvetlendirdi:

Son haftalardaki önemli gelişmeler nedeniyle İsrailliler, kendi ülkelerinde demokrasiyi kademeli olarak aşındıran Netanyahu ve Orban gibi popülist liderlerin nasıl yenilgiye uğratılabileceğini anlamak için Macaristan'ı yakından inceliyor.

Magyar, Orban'ın liderliğindeki radikal sağ Fidesz'den ayrılıp 2024'te merkez sağ çizgideki Tisza'ya geçmişti.

İsrail'deki bazı muhalif liderler de bu denklemden hareketle kendilerini "Magyar'ın İsrail versiyonu" olarak konumlandırıyor.

Eski İsrail Başbakanı ve ana muhalefet partisi Gelecek Var'ın lideri Yair Lapid, Macarsitan'daki seçimlerin ardından yaptığı açıklamada, Magyar'ın Orban'ın partisinde yetiştiğine işaret ederek, 45 yaşındaki siyasetçinin sağcı ekonomi politikalarının Gelecek Var'ın çizgisine yakın olduğunu savunmuştu.

Lapid de 2013-2014'te Netanyahu'nun partisi Likud'la koalisyon anlaşmasına vararak, başbakanın hükümetinde maliye bakanı olarak görev yapmıştı.

Liberal çizgideki Demokratlar Partisi Başkanı Yair Golan da umudu Magyar'da görenlerden. Muhalif lider, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştı:

Orban her şeyi denedi: Medyayı ele geçirdi, yargı sistemini zayıflattı ve iktidarının yıkılmayacağına dair bir gerçeklik yaratmaya çalıştı. Ama sonunda Macar halkı sandıkta sözünü söyledi. Bizim için bu, tam burada yaşanacak olanların canlı bir hatırlatıcısı.

Bazı analistler, Magyar'ın İsrail'deki versiyonunun dindar siyasetçi Naftali Bennett olabileceğine işaret ediyor.

Siyasete 2005'te Netanyahu'nun yardımcısı olarak giren ve ırkçı açıklamalarıyla tanınan Bennet, 13 Haziran 2021-30 Haziran 2022'de İsrail başbakanıydı.

Öte yandan bazı uzmanlar Bennett'in, Netanyahu seçmenlerini kendi yanına çekebileceğini düşünmüyor. Fakat sağcı siyasetçinin benzer çizgideki partilerle kurabileceği bir koalisyonun güçlü olabileceği aktarılıyor.

Netanyahu, seçim zaferinin ardından Magyar'ı tebrik etmişti. Öte yandan Tisza liderinin bu hafta yaptığı açıklamada, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında yakalama kararı çıkarılan Netanyahu'nun Macaristan'ı ziyaret etmesi durumunda tutuklanabileceğini söylemesi dikkat çekmişti.

Independent Türkçe, JTA, Haaretz