Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Sudan Kurtuluş Hareketi Komutanı: Güçlerimiz bölgedeki askeri operasyonları sürdürmeye hazırlanıyor

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
TT

Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)

Sudan’da Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolü altındaki Darfur bölgesinin orta kesimlerinde yer alan Zalinci şehrinde Hamidiye İç Göç Kampı'na dün insansız hava aracı (İHA) ile düzenlenen saldırıda 15 kişi yaralandı. Bu bilgi bölgede faaliyet gösteren Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi tarafından aktarılırken bir insan hakları örgütü ise saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Adem Rical, yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğunu belirterek saldırının evlerde hasarın yanı sıra kadınlar ile çocuklar arasında büyük paniğe yol açtığını söyledi.

Rical, merkezin resmi Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada gıda, ilaç ve barınak malzemeleri taşıyan insani yardım konvoylarının hedef alınmasının yanı sıra pazarlar ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların, sivillerin hayatını tehdit eden ve insani yardımın ulaşımını engelleyen ciddi bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Darfur bölgesinde faaliyet gösteren gönüllü sivil bir kuruluş olan Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi, bu saldırıları en sert ifadelerle kınarken siviller ile insani altyapının hedef alınmaya devam etmesinin yerinden edilmiş kişilerin hayatı için doğrudan tehlike oluşturduğu uyarısında bulundu.

Rical, Birleşmiş Milletleri (BM), Afrika Birliği'ni (AfB), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarını sivilleri korumak, yardımın ulaşımını sağlamak ve sorumluları hesaba çekmek amacıyla bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması için acilen harekete geçmeye çağırdı.

İnsani durum

Bir insan hakları kuruluşu olan Acil Durum Avukatları Heyeti, Hamidiye Kampı'na yönelik hava saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını açıkladı.

Heyet tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada kampın savaştan kaçan binlerce yerinden edilmiş kişiye, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan bu mağdurlara, ev sahipliği yaptığı belirtildi.

Heyetin açıklamasında ayrıca bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açan ve sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye sokan sivil altyapının tekrar tekrar hedef alınmasına ilişkin ciddi endişeler dile getirildi.

Heyet açıklamasında bu saldırının, kamp içindeki hizmetleri sekteye uğratarak yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık ve beslenme hizmetlerinin sürekliliğini tehdit etmesi nedeniyle hedefleme anını çok aşan ağır insani sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en kırılgan kesimleri derinden etkileyen bu durum, mevcut insani krizi daha da derinleştiriyor.

Heyet, gelişigüzel hava bombardımanının derhal durdurulması, yardım ulaştırılması ve tıbbi tahliye için acil ve güvenli insani koridorların açılması, sivillerin ve insani altyapının korunmasının sağlanması ile bunların askeri operasyonlardan tamamen uzak tutulması yönündeki taleplerini yineledi. Çatışma bölgelerindeki siviller için asgari koruma gerekliliklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Saldırı, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin geçtiğimiz cuma günü Kuzey Darfur'a giden insani yardım malzemeleri taşıyan bir konvoyu hedef alan İHA’lı saldırıyı kınamasının ardından Darfur'daki yerinden edilmiş kişileri hedef alan en son saldırı olarak kayıtlara geçti.

Askeri operasyonlar

Öte yandan sahada, Darfur Valisi Minni Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-MM) Komutanı Faysal Salih Zekeriya, güçlerinin farklı cephelerde tam hazırlık düzeyine ulaştığını teyit ederek mevcut aşamanın gerekliliklerine göre Darfur bölgesindeki askeri operasyonları sürdürmeye tamamen hazır olduklarını açıkladı.

dfvrfb
SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi’nin aktardığı açıklamada Zekeriya, komutası altındaki güçlerin ‘görevleri yerine getirmek üzere harekete geçmek için askeri komuta talimatlarını beklediğini’ ifade etti. Zekeriya, El-Faşir şehri muharebelerinin operasyonlar sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturduğunu ve şehrin kurtarılmasının bölgedeki genel güvenlik durumuna olumlu yansıyacağını da vurguladı.

Kordofan'ın batı cephesindeki kuvvetlerin ise ‘kararlılık ve sebatla gelecekteki her türlü muharebeye hazır olduğuna’ dikkati çekti.

Zekeriya sözlerini şöyle sürdürdü:

“El-Faşir'deki ihlaller, savaşı sonuçlandırmak ve ülke toprakları üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmek amacıyla Sudan ordusu ile Ortak Kuvvetler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yoluyla acil adımlar atılmasını gerektiriyor.”

Daha önce HDK'ya karşı Sudan ordusu saflarına katılan silahlı mücadele hareketlerinden oluşan Ortak Kuvvetler, Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Minni Minnawi liderliğindeki SLM’den oluşuyor.

sdvbrt
SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

 



Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.


Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde bir Libyalının yargılanması, Dibeybe’ye karşı öfkeyi körüklüyor

Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
TT

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde bir Libyalının yargılanması, Dibeybe’ye karşı öfkeyi körüklüyor

Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)

Libya'nın başkenti Trablus’taki cezaevlerinden birinin eski müdürü olan ve halen Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanan Halid el-Hişri’nin destekçileri, Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’ye yönelik protestolarını artırdı. Destekçiler, başsavcıdan derhal harekete geçerek Hişri’nin Libya’ya geri getirilmesini ve ülkede yargılanmasını talep etti.

‘Ölüm meleği’ lakabıyla anılan 48 yaşındaki Hişri, 2015 yılının Şubat ayı ile 2020’nin başları arasında Trablus’ta yönettiği Mitiga Cezaevi’nde işlendiği öne sürülen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla ilgili 17 suçlamayla karşı karşıya bulunuyor.

fgthy
Savaş suçları işlemekle suçlanan Libyalı Halid el-Hişri (Uluslararası Ceza Mahkemesi)

Hişri’nin yakalanmasından bu yana açılan dava, Dibeybe’yi ‘sanık sandalyesine’ oturttu. Siyasi çekişmelerin yaşandığı süreçte muhalifleri öfkelerini Dibeybe’ye yöneltirken, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu, Hişri’nin Temmuz 2025’te Almanya’da yakalanmasını ve Lahey’deki UCM’nin gözaltı merkezine nakledilmesini memnuniyetle karşılamıştı.

UCM, 14 Eylül’de aldığı kararla Hişri’nin yargılanmasına gelecek yıl 4 Mayıs’ta başlanmasını kararlaştırdı. Böylece Hişri, Birleşmiş Milletler’in (BM) 2011’de verdiği yetki doğrultusunda Libya’da başlatılan soruşturma kapsamında UCM’de yargılanan ilk Libyalı şüpheli olacak.

Hişri’nin destekçileri pazar akşamı Trablus’un Cuma Pazarı bölgesi ile başkentin çevresindeki bölgelerin sosyal konseyi önünde toplandı. Hişri’nin yargılanmasını protesto eden göstericiler, “Sessiz kalmayacak ve geri adım atmayacağız. Onu Libya’ya geri getirmek ve ülkenin yargısı önünde yargılanmasını sağlamak için tüm hukuki yollara başvuracak ve barışçıl yöntemleri kullanacağız. Ardından onun tutuklanmasına neden olan herkesin hesap vermesini sağlamak için çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Gösteriye Cuma Pazarı ve çevre bölgeler ile Büyük Trablus bölgesindeki çeşitli kesimlerden şeyhler ve gençler katıldı. Göstericilerden biri tarafından okunan bildiride, Hişri’nin UCM’de yargılanmasına tepki gösterilerek, “O bir suçlu değil. Devletin ortadan kaybolduğu ve düzensizliğin yayıldığı dönemde öne çıkan, onurlu insanların çağrısına kulak veren adamlardan biriydi” denildi.

UCM savcıları daha önce mahkeme hakimlerine Hişri’nin ‘merhamet göstermeden işkence yapmasıyla’ tanındığını söylemiş, bu nedenle tutukluların kendisine ‘Azrail’ lakabını taktığını belirtmişti.

UCM’nin 4 Mayıs’ta düzenlediği önceki duruşmada savcılar, Hişri’nin Libya’da Terörizm ve Organize Suçlarla Mücadele Birimi tarafından yönetilen Mitiga Cezaevi’nin kadınlar bölümünden sorumlu olduğunu belirtmişti. Savcılar, “Binlerce mağdur yasal dayanak olmaksızın, insanlık dışı koşullarda gözaltına alındı ve tutuldu; sistematik biçimde kötü muamele ve işkenceye maruz bırakıldı” ifadelerini kullanmıştı.

u
Uluslararası Ceza Mahkemesi (AP)

Terörizm ve Organize Suçlarla Mücadele Birimi’nin kalesi olarak görülen Cuma Pazarı sakinleri, mesajlarını ‘Libya ve dünya kamuoyuna; tüm özgür ve onurlu insanlara’ ileterek, “Uzun süren sessizliğin ve sabrın taşmasının ardından sesimizi yükseltiyor, Trabluslu Halid el-Hişri’nin maruz kaldığı haksız tutuklamayı en güçlü şekilde kınıyor ve reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

Toplanan kalabalık, Dibeybe hükümetini, “Bu utanç verici eylemde suç ortaklığı yapmak ve Libya’nın Roma Statüsü’nü imzalamamış veya onaylamamış olmasına rağmen UCM’ye Hişri’yi yakalaması için yeşil ışık yakmakla” suçlayarak ‘tam sorumluluk’ taşıdığını savundu. Göstericiler ayrıca Alman hükümetini, ‘dosyanın tamamen siyasi nitelikte olduğunu bildiği halde’ Hişri’nin teslim edilmesini kolaylaştırmakla suçladı.

Yargıç Althea Windsor 14 Eylül’de yaptığı açıklamada, davanın ‘adil ve hızlı, herhangi bir gerekçesiz gecikme olmaksızın’ yürütülmesini istediğini belirtmişti. Windsor, iddia edilen suçların işlenmesinin üzerinden en az altı yıl geçtiğine dikkat çekmişti. Hişri’nin mağdurları ise yargılamanın mümkün olan en kısa sürede başlamasını talep ediyor.

Bununla birlikte Hişri’nin destekçileri, onun ‘organize suç, DEAŞ ve adam kaçırma ile silahlı soygunlarla mücadelede ön saflarda yer aldığını’ savunuyor. Destekçileri açıklamalarında, “Hişri'nin yaptığı ve gurur duyduğumuz, geri adım atmayacağımız şey bir suç değil, şereftir; suçlama değil, bir onurlandırmadır. Ayrıca tutuklanmasının, Mayıs 2025’te Trablus’ta yaşanan olaylar ve gösterilerin ardından gerçekleşmesi, dosyanın siyasi olduğuna dair hiçbir şüpheye yer bırakmıyor” ifadelerini kullandı.

yujmk
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Kasım 2024’te Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han’ı kabul ederken (Dibeybe’nin ofisi)

Hişri’ye yöneltilen suçlamalar arasında işkence ve öldürme, öldürmeye teşebbüs, kişisel onur ve haysiyete yönelik ağır saldırı, zalimane ve insanlık dışı muamele ile tutuklulara yönelik tecavüz ve diğer cinsel şiddet türleri yer alıyor.

4 Mayıs’ta düzenlenen duruşmada Hişri’nin avukatı, müvekkilinin kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddettiğini belirtti. Avukat ayrıca Hişri’nin, davasının mahkemenin yargı yetkisi kapsamında olmadığı gerekçesiyle yargılanmasına itiraz ettiğini ancak mahkemenin bu itirazı reddettiğini aktardı.

vrgthyju
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Adalet Bakanı Halime İbrahim (Bakanlık Medya Ofisi)

UBH’nin 20 Haziran 2024’te, Adalet Bakanlığı aracılığıyla UCM Savcılığı’na gönderdiği resmi yazıyla, Roma Statüsü’nün 12. maddesinin 3. fıkrası kapsamında mahkemenin yargı yetkisini kabul ettiği belirtiliyor. Söz konusu fıkra, üye olmayan devletlerin kendi topraklarında işlenen suçlarla ilgili olarak mahkemenin yargı yetkisini kabul etmesine veya bu suçları mahkemeye sevk etmesine olanak tanıyor.