‘İstikrara kaçış’, Suudi Arabistan gayrimenkul sektörünü canlandırıyor

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar: Sermayenin güvenli limanlara yönelmesi, Suudi Arabistan’ın vazgeçilmez bir yatırım merkezi konumunu pekiştirdi

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
TT

‘İstikrara kaçış’, Suudi Arabistan gayrimenkul sektörünü canlandırıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)

Jeopolitik dalgalanmaların bölgesel yatırım haritasını yeniden şekillendirdiği bir dönemde Suudi Arabistan, ‘istikrarın kalesi’ ve sermaye için güvenli liman olarak öne çıktı. Uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, bu süreçte en büyük kazancı gayrimenkul sektörünün elde ettiğini ve sektörde yüzde 20 ila 30 arasında değişen olağanüstü bir büyüme kaydedildiğini belirtti. Uzmanlara göre bu canlanma tesadüfi değil; güçlü mali tamponlar ve Vizyon 2030 kapsamında yürütülen yapısal reform programlarının bir sonucu. Söz konusu politikaların, dış şokları absorbe etmede ve bölgesel krizleri sürdürülebilir büyüme fırsatlarına dönüştürmede yüksek etkinlik gösterdiği ifade ediliyor.

Ekonomik açıdan dikkat çeken bir diğer unsur ise mevcut bölgesel çatışmaların, Suudi Arabistan’ın esnek kamu politikalarıyla desteklenen cazip bir yatırım destinasyonu olduğunu daha görünür hale getirmesi oldu.

Bu gelişmelerin, özellikle krizlerden etkilenen ülkelerden gelen yatırımcı ve nüfus hareketliliği sayesinde gayrimenkul piyasasına doğrudan yansıdığı kaydedildi. Artan talep, konut ve otel doluluk oranlarında belirgin bir yükselişe yol açarken, ülkeye yönelik seyahat ve ekonomik faaliyetlerde de ivme kazandırdı.

Küresel ölçekte enerji, emtia ve tedarik zincirleri üzerindeki baskılara rağmen, Suudi gayrimenkul sektörünün pozitif yönde ayrıştığına dikkat çekiliyor. Nitekim, ülke genelinde kira getirilerinin ortalama yüzde 20 ila 30 arasında artış göstermesi, bu güçlü talebin somut göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bu tablo, Suudi ekonomisinin zorlu küresel koşullara rağmen istikrarlı ve kazançlı bir yatırım ortamı sunma kapasitesini ortaya koyuyor.

Olumlu etki

Suudi yatırımcı ve Riyad Ticaret ve Sanayi Odası yönetim kurulu üyesi Muhammed el-Murşid, mevcut savaşın kısa vadede gayrimenkul talebi üzerinde ‘dikkate değer bir pozitif etki’ yarattığını belirtti. Murşid, özellikle Riyad, Cidde ve Doğu bölgesindeki büyük şehirlerde kira talebinin arttığını, ancak bunun tek başına belirleyici bir unsur olmadığını, daha önce başlayan bir eğilimi güçlendirdiğini ifade etti.

Murşid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu artışı, savaştan doğrudan etkilenen ülkelerdeki nüfus hareketliliğine bağladı. Bölgedeki hava sahalarının kısmen kapanması ve uçuşların aksaması nedeniyle, Körfez ülkelerinde bulunan yolcu ve yerleşiklerin daha istikrarlı bir merkez olarak görülen Suudi Arabistan’a yöneldiğini kaydetti.

Bu hareketliliğin bazı durumlarda kara yoluyla Riyad’a geçiş şeklinde gerçekleştiğini belirten Murşid, bunun kısa süreli kiralık konutlar ve otellere yönelik ani talep artışına yol açtığını, eşyalı konutlarda geçici baskı oluşturduğunu ve şirketlerin talebini artırdığını dile getirdi.

Murşid, “Bölgesel istikrarsızlık dönemlerinde şirketler, çalışanlarını daha güvenli ülkelere kaydırma ve daha istikrarlı siyasi ve ekonomik ortamlarda ofislerini güçlendirme eğilimindedir” dedi. Bu durumun, ekonomik ağırlığı ve göreli güvenlik istikrarı sayesinde Suudi Arabistan lehine sonuç verdiğini vurguladı.

Öte yandan küresel enflasyon baskılarının da etkili olduğuna dikkat çeken Murşid, savaş nedeniyle artan enerji fiyatları ile nakliye ve sigorta maliyetlerinin inşaat maliyetlerini yükselttiğini ifade etti. Küresel tahminlere göre bu faktörlerin, gayrimenkul fiyatlarını yüzde 15 ila 20 oranında artırdığı belirtildi.

Murşid, savaşın Suudi gayrimenkul sektöründe yüzde 20 ila 30 arasında bir canlanmaya katkı sağladığını belirterek, bunu Vizyon 2030 kapsamındaki programların etkili şekilde dış şokları absorbe etmesine ve artan nüfusla birlikte yükselen iç talebe bağladı.

Suudi Arabistan gayrimenkul sektörü ‘en büyük kazanan’

Eş-Şuruk Ekonomik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Abdurrahman Başen, Murşid’in değerlendirmelerine katılarak, Suudi Arabistan’daki gayrimenkul sektörünün mevcut jeopolitik gelişmelerin en büyük kazananı olduğunu vurguladı.

Başen’e göre bu başarının temelinde, tamamen iç dinamiklerle beslenen ve güçlü kalmayı sürdüren yerel talep yatıyor. Bölgedeki diğer sektörlerin dalgalanmalardan olumsuz etkilenmesine rağmen, gayrimenkul talebinin artmaya devam ettiği ifade edildi.

Başen ayrıca, dikkat çekici bir ekonomik paradoksa işaret etti. Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanması nedeniyle küresel petrol arzında düşüş yaşanmasına rağmen, ham petrol fiyatlarındaki keskin artışın ihracat hacmindeki gerilemeyi telafi ettiğini belirtti. Bu durumun, toplam devlet gelirlerini artırarak kamu harcamalarının devamlılığını sağladığını dile getirdi. Artan gelirlerin, özellikle büyük ölçekli gayrimenkul projeleri ve altyapı yatırımlarına yönlendirilmesinin, piyasa için kritik bir güvence oluşturduğu ve sektörün dayanıklılığını güçlendirdiği değerlendiriliyor.

Üç motor

Başen, mevcut krizin tetiklediği ve piyasaya ek bir ivme kazandıran 3 temel unsuru belirledi:

1- Talepte geçici artış: İstikrar arayışındaki nüfus ve şirketlerin hareketliliğinin bir sonucu.

2- Fiyatlarda doğal artış: Küresel olarak artan inşaat ve lojistik maliyetleri nedeniyle.

3- Stratejik konumun pekiştirilmesi: Suudi Arabistan’ın, alternatifi olmayan bir ‘bölgesel yatırım merkezi’ olarak imajının güçlendirilmesi.

Başen, gelinen noktada Suudi gayrimenkul sektörünün ‘akıllı bir denge’ içinde hareket ettiğini belirtti. Buna göre sektör, bir yandan güçlü iç talep tarafından desteklenirken, diğer yandan bölgesel krizlerin tetiklediği dış talep fırsatlarından besleniyor.

Bu çift yönlü dinamik yapının, sektöre kısa ve orta vadede yüksek uyum kabiliyeti kazandırdığı ve değişen koşullara karşı dayanıklılığını artırdığı ifade ediliyor. Bu çerçevede Başen, gayrimenkul sektörünün Suudi ekonomisi içinde istikrarlı ve stratejik bir rol oynamayı sürdürdüğü değerlendirmesinde bulundu.

Suudi Arabistan’ın bölgesel bir yatırım cenneti olarak konumunun güçlendirilmesi

Genel tabloya ilişkin ortak değerlendirmede Başen ve Murşid, mevcut krizin Suudi Arabistan’ın ‘bölgesel yatırım merkezi’ konumunu yeniden pekiştirdiği konusunda görüş birliğine vardı. Uzmanlara göre bu tabloyu şekillendiren üç temel unsur öne çıkıyor: güvenliğe yönelen göç hareketleriyle oluşan güçlü talep artışı, küresel maliyetlerdeki yükselişle paralel ilerleyen fiyat artışları ve uluslararası düzeyde ulusal ekonomiye duyulan güvenin güçlenmesi.

İki uzman, Suudi gayrimenkul sektörünün bugün yüksek esneklik ve uyum kapasitesine sahip olduğuna dikkat çekti. Sektörün, sürdürülebilir iç talebe dayanan sağlam bir temel üzerine kurulu olduğu, bunun yanında bölgesel gelişmelerin tetiklediği dış talep ile de desteklendiği ifade edildi. Bu dinamik yapı sayesinde sektörün, kısa ve orta vadede cazibesini koruyarak diğer alanlara kıyasla üstün performans sergilemeye devam etmesinin beklendiği vurgulandı.



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.