ABD’liler vatandaşlıktan çıkıyor: Diktatörlükte yaşamak istemiyoruz

ABD'nin vatandaşlıktan ayrılma ücretlerini düşürmesi de bazıları için süreci hızlandırdı (Reuters)
ABD'nin vatandaşlıktan ayrılma ücretlerini düşürmesi de bazıları için süreci hızlandırdı (Reuters)
TT

ABD’liler vatandaşlıktan çıkıyor: Diktatörlükte yaşamak istemiyoruz

ABD'nin vatandaşlıktan ayrılma ücretlerini düşürmesi de bazıları için süreci hızlandırdı (Reuters)
ABD'nin vatandaşlıktan ayrılma ücretlerini düşürmesi de bazıları için süreci hızlandırdı (Reuters)

Donald Trump'ın politikalarından rahatsızlık duyan bazı ABD'liler vatandaşlıktan çıkmaya başladı.

Yurtdışında yaşayan ABD'lilerin, ülkelerinin vatandaşlığından çıkma taleplerinde ciddi artış yaşanıyor.

Guardian'ın haberine göre bunda hem politik gelişmeler hem de vergi sistemi önemli rol oynuyor.

2000'lerde yalnızca yüzlerle ifade edilen vatandaşlıktan çıkma sayısı, 2014'ten itibaren binlerle ölçülmeye başladı. 2020'de 6 binin üzerine çıkan sayının, bu yıl da benzer seviyelere ulaşması bekleniyor.

ABD yönetimi uzun süren hukuki süreçlerin ardından martta vatandaşlıktan çıkma ücretini 2 bin 350 dolardan 450 dolara indirmişti. Ancak uzmanlara göre bu sadece resmi ücret; avukatlık ve danışmanlık masraflarıyla toplam maliyet 7 bin ila 10 bin doları bulabiliyor.

Vatandaşlıktan vazgeçenlerin önemli bir kısmı kararlarının arkasında siyasi gelişmelerin olduğunu da söylüyor.

Kanada'da yaşayan 73 yaşındaki Mary için kırılma noktası 2016 başkanlık seçimleri olmuş. Seçim gecesini "şoke edici" diye tanımlayan Mary, bu tarihten sonra ABD'yle bağlarını koparmaya karar verdiğini belirtiyor.

Finlandiya'da yaşayan Paul ise 2020'de Yüksek Mahkeme'deki atama sürecinin ardından bu kararı vermiş.

Norveç'te yaşayan Joseph de ABD'de demokrasinin geleceğine dair ciddi şüpheler taşıdığını dile getiriyor:

Bir diktatörlük altında yaşamak istemiyorum.

ABD, dünyada Eritre'yle birlikte vatandaşlık temelli vergilendirme uygulayan tek ülke. Bu sistem kapsamında yurtdışında yaşayan ABD'lilerin, başka ülkede kazanç elde etseler bile ABD'ye vergi bildiriminde bulunması zorunlu tutuluyor.

İran savaşı, Venezuela baskını, NATO'dan ayrılmaya yönelik açıklamalar ve Grönland'ı ilhak etme tehditleri nedeniyle Trump, son dönemde dünya gündeminden düşmüyor.

NBC News Decision Desk'in 20 Nisan'daki anketine göre, ABD'lilerin yalnızca yüzde 37'si Trump'ın başkanlık performansını onaylarken, yüzde 63'ü aksi yönde düşünüyor.

Ayrıca AP-NORC anketine göre de Trump'ın ekonomi politikaları hakkındaki onay oranı bu ay neredeyse yüzde 10 azalarak marttaki yüzde 38'den yüzde 30'a düştü.

Independent Türkçe, Guardian, News Ukraine, Boundless



Beyaz Saray, Trump’ın FIFA Barış Ödülü’nü almasını savundu: Bu ödülü ondan daha fazla hak eden kimse yok

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
TT

Beyaz Saray, Trump’ın FIFA Barış Ödülü’nü almasını savundu: Bu ödülü ondan daha fazla hak eden kimse yok

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump’ın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) tarafından verilen Barış Ödülü’nü almasına yönelik eleştirilere karşılık verdi ve ABD Başkanı’nın bu ödüle en layık kişi olduğunu vurguladı.

FIFA, Trump’a bu ödülü, aralık ayında yapılan Dünya Kupası kura çekimi sırasında verdi. FIFA, söz konusu ödülü, Trump’ın ‘dünyanın farklı bölgelerinde barış ve birliği teşvik etme çabalarından ötürü’ verdiğini belirtti.

Ancak bu karar, özellikle Dünya Kupası’nın başlamasından önce geniş çaplı eleştirilerle karşılaştı. İnsan hakları grupları, Trump'a verilen ödülü sert bir şekilde eleştirirken, Norveç Futbol Federasyonu ödülün geri alınmasını ve iptal edilmesini talep etti. Avustralyalı futbolcu Jackson Irvine, bu ödülün ‘FIFA’nın insan hakları politikasına bir hakaret’ olduğunu söyledi.

Ayrıca bazı hak örgütleri, FIFA’nın ABD’yi, Trump yönetiminin sporcular, taraftarlar ve işçileri etkileyen insan hakları ihlalleri konusunda daha fazla baskı yapmaya çağırması gerektiğini savundu. Trump yönetiminin kitlesel geri gönderme politikaları ve göçmenlik üzerindeki sıkı sınırlamalarına dikkat çekildi.

Beyaz Saray ise bu eleştiriler karşısında, Trump’ın ‘güç yoluyla barış’ ilkesine dayalı dış politikasının, bir yıldan kısa bir süre içinde sekiz savaşı sona erdirdiğini belirtti. Beyaz Saray Sözcüsü yaptığı açıklamada, “Dünyada FIFA tarafından verilen ilk barış ödülünü almaya en layık kişi Başkan Trump’tır. Bunun aksi yönünde düşünenler, açıkça Trump nefreti sendromundan mustariplerdir” ifadelerini kullandı.

ABD, 2026 Dünya Kupası’na, Kanada ve Meksika ile birlikte ev sahipliği yapacak. Turnuva, 11 Haziran ile 19 Temmuz arasında düzenlenecek. Ancak, turnuva kura çekiminden yalnızca bir ay sonra ABD, Venezuela’ya askeri bir saldırı başlattı ve 28 Şubat’ta İsrail ile birlikte İran’a hava saldırıları düzenlemeye başladı.

Uluslararası anlaşmazlıkları çözme konusundaki başarılarını sıkça dile getiren Trump, defalarca Nobel Barış Ödülü’nü almayı hak ettiğini ifade etti.


İsrail, 7 Ekim saldırısını planlamakla suçlanan bir Hamas istihbarat liderinin öldürüldüğünü açıkladı

İsrail ordusu tarafından yayınlanan İyad Ahmed Abdurrahman Şembri’nin fotoğrafı
İsrail ordusu tarafından yayınlanan İyad Ahmed Abdurrahman Şembri’nin fotoğrafı
TT

İsrail, 7 Ekim saldırısını planlamakla suçlanan bir Hamas istihbarat liderinin öldürüldüğünü açıkladı

İsrail ordusu tarafından yayınlanan İyad Ahmed Abdurrahman Şembri’nin fotoğrafı
İsrail ordusu tarafından yayınlanan İyad Ahmed Abdurrahman Şembri’nin fotoğrafı

İsrail ordusu ve İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) tarafından bugün yapılan açıklamada, Hamas’a ait askeri istihbarat biriminin operasyonlar şefi İyad Ahmed Abdurrahman Şembri’nin, dün Gazze Şeridi’nin kuzeyinde gerçekleştirilen hava saldırısında öldürüldüğünü duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Ynet internet sitesinden aktardığına göre, ordu ve Şin-Bet, ortak açıklamalarında Şembri’nin 7 Ekim saldırısının planlanmasında aktif rol oynadığını belirtti.

Açıklamada, son yıllarda Şembri’nin Gazze Şeridi’ndeki tüm durumun operasyonel değerlendirmelerinden sorumlu olduğu ve ‘İsrail güçlerine karşı saldırı planlarını yönlendiren ve uygulayan istihbarat bilgilerini toplamakta merkezi bir figür’ olduğu vurgulandı. Ayrıca Şembri’nin, İsrail ordusuna karşı büyük bir tehdit oluşturduğu ifade edildi.

Açıklamada, operasyonun Gazze Şeridi’nin kuzeyinde gerçekleştirildiği ve Güney Komutanlığı’na bağlı birliklerin halen bölgede konuşlandığı, ayrıca ‘ani tehditleri’ ortadan kaldırma operasyonlarının devam ettiği belirtildi.


Kral Charles, Trump’a şakayla karışık şöyle dedi: “İngilizler olmasaydı, Fransızca konuşuyor olurdunuz”

Kral 3. Charles, Washington D.C.’deki Beyaz Saray’da Kral 3. Charles ve Kraliçe Camilla onuruna düzenlenen yemekte ABD Başkanı Donald Trump ile sohbet ediyor. (DPA)
Kral 3. Charles, Washington D.C.’deki Beyaz Saray’da Kral 3. Charles ve Kraliçe Camilla onuruna düzenlenen yemekte ABD Başkanı Donald Trump ile sohbet ediyor. (DPA)
TT

Kral Charles, Trump’a şakayla karışık şöyle dedi: “İngilizler olmasaydı, Fransızca konuşuyor olurdunuz”

Kral 3. Charles, Washington D.C.’deki Beyaz Saray’da Kral 3. Charles ve Kraliçe Camilla onuruna düzenlenen yemekte ABD Başkanı Donald Trump ile sohbet ediyor. (DPA)
Kral 3. Charles, Washington D.C.’deki Beyaz Saray’da Kral 3. Charles ve Kraliçe Camilla onuruna düzenlenen yemekte ABD Başkanı Donald Trump ile sohbet ediyor. (DPA)

Kral 3. Charles, önceki açıklamalarına karşılık olarak ABD Başkanı Donald Trump’ın ifadelerine mizahi bir şekilde yanıt verdi. Beyaz Saray’da dün akşam düzenlenen yemekte konuşan Kral Charles, “Eğer İngilizler olmasaydı, Amerikalılar Fransızca konuşuyor olurdu” şeklinde espri yaptı.

Kral Charles ve Başkan Trump, yemekte yaptıkları konuşmalarda karşılıklı şakalar yaparken, Kral Charles, Trump’ın Avrupa müttefiklerini eleştiren daha önceki açıklamalarına atıfta bulundu. Trump, Avrupa ülkelerini, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana savunmada ABD’ye bağımlı olmakla suçlamıştı.

Kral Charles, “Son zamanlarda, Sayın Başkan, ‘Eğer ABD olmasaydı, Avrupa ülkeleri Almanca konuşuyor olacaktı’ dediniz. Cesaretimi toplayıp şunu söyleyebilirim: Eğer biz olmasaydık, Fransızca konuşuyor olurdunuz” dedi.

Kral Charles bu ifadeyle, Kuzey Amerika’da Birleşik Krallık ve Fransa arasındaki sömürgecilik mücadelesine ve Amerika’nın bağımsızlık ilanından 250 yıl önceki döneme göndermede bulundu.

Trump, geçtiğimiz ocak ayında Davos Zirvesi’nde yaptığı açıklamada, “Eğer ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’na verdiği yardım olmasaydı, şimdi Almanca ve biraz da Japonca konuşuyor olurdunuz” demişti.

Kral Charles’ın açıklamaları dostane bir havayı yansıtıyordu. Trump’ın kendisi gibi, Londra ile Washington arasındaki ‘özel ilişkiyi’ öven Kral, İran’daki savaşla ilgili gerilimlere rağmen bu ilişkinin önemine dikkat çekti.

Buna ek olarak Kral Charles, Beyaz Saray’ın doğu kanadındaki değişiklikleri esprili bir şekilde gündeme getirdi. Eski emlak kralı Trump’ın, 400 milyon dolarlık bir maliyetle dev bir balo salonu inşa etmek amacıyla bu bölümü kaldırdığına işaret etti.

Kral Charles, “Üzgünüm ama şunu söylemeliyim ki, biz İngilizler 1814’te Beyaz Saray’ı yeniden geliştirmeye yönelik kendi girişimimizi yapmıştık” diyerek, İngiliz askerlerinin binayı ateşe verdiği o tarihi olaya atıfta bulundu.

Ayrıca, “Bu akşamki yemek, ‘Boston Çay Partisi’ olayına kıyasla büyük bir ilerleme gösteriyor” diyerek, 1773’te ağır vergilerle satılan İngiliz çaylarının denize döküldüğü ünlü olayı hatırlattı.

İngiliz kraliyet ailesinin büyük bir hayranı olan ve annesi İskoç olan Trump, şakalarıyla iç siyasi rakiplerini hedef aldı.

Trump, “Bugün Kongre’deki harika konuşması için Kral Charles’ı tebrik etmek isterim… O, Demokratları ayağa kaldırmayı başardı, ki bu benim hiç başaramadığım bir şey” dedi.

Kral Charles, ziyareti sırasında Trump’a özel bir hediye de sundu. Bu hediye, Trump’ın Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ı İran’a karşı yardım sağlamayı reddettiği için sert bir şekilde eleştirmesinin ardından geldi.

Kral Charles, Trump’a 1944 yılında İkinci Dünya Savaşı sırasında hizmete giren İngiliz denizaltısı HMS Trump’ın bir çanını hediye etti.

Kral Charles, katılımcıların alkışları arasında şu ifadeleri kullandı: “Bu çan, ortak tarihimizin ve parlak geleceğimizin bir simgesi olsun. Eğer bir gün bizimle iletişime geçmeniz gerekirse, lütfen çekinmeden bunu çalın!”