Mali'de Rusya, dış politika alışkanlıklarının bedelini bir kez daha ödüyor

Suriye senaryosunun tekrarını önlemek

Fotoğraf: Mali'nin başkenti Bamako'da orduya adanmış bir anıt (AFP)
Fotoğraf: Mali'nin başkenti Bamako'da orduya adanmış bir anıt (AFP)
TT

Mali'de Rusya, dış politika alışkanlıklarının bedelini bir kez daha ödüyor

Fotoğraf: Mali'nin başkenti Bamako'da orduya adanmış bir anıt (AFP)
Fotoğraf: Mali'nin başkenti Bamako'da orduya adanmış bir anıt (AFP)

Anton Mardasov*

25 Nisan'da, Wagner Grubu'nun yerini alan Rus Savunma Bakanlığı'na bağlı “Afrika Lejyonu” askerleri, Mali'de “Suriye senaryosunun” tekrarlanmasını başarıyla önledi. Bu senaryonun gerçekleşmesi, el-Kaide ile bağlantılı bir ittifak olan Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin (CNIM) savaşçılarının ilerleyişiyle başkent Bamako'nun düşmesi anlamına geliyordu. Ne var ki ittifak, kuzeyde aktif bir Tuareg ittifakı olan Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi (MNLA) ile koordineli bir saldırı yoluyla önemli kazanımlar elde etti. Gao, Mopti, Sévaré, Kidal ve Bamako'da kapsamlı operasyonlar başlattı. Saldırganlar, Bamako Havaalanı ile başkent yakınlarındaki askeri şehir Kati'de bulunan Savunma Bakanı Sadio Camara'nın evi de dahil olmak üzere stratejik açıdan önemli hedefleri vurmayı başardılar.

İntihar bombacıları tarafından öldürülen Sadio Camara, hükümet karşıtı güçlere karşı sert bir yaklaşımın savunucusu ve Bamako ile Moskova arasındaki ortaklığın kurulmasında en önde gelen iletişim kanallarından biriydi. Mali Cumhurbaşkanı Assimi Goïta ile giderek artan anlaşmazlıklarına rağmen, Camara Bamako'nun askeri stratejisinin baş mimarı olmayı sürdürdü. Devlet otoritesinin dışında kalan bölgelerin kontrolünü yeniden kazanmayı amaçlayan Dogokoloko taarruzunu planladı ve daha sonra koordine etti.

En önemli başarısı ise mevcut Malili yetkililerin 2023 yılında Wagner Grubu'ndan Rus paralı askerlerin desteğiyle ele geçirdiği eski gayri resmi başkentleri Kidal'in Tuaregler tarafından geri alınmasıydı. 26 Nisan'da, Rus Dışişleri Bakanlığı'nın desteğiyle Afrika Lejyonu temsilcileri, Tuaregler ile yapılan anlaşma uyarınca Kidal'den çekildi ve askeri teçhizatlarının bir kısmını geride bıraktı.

Şehir merkezlerinin hedef alınması, son bir yılda Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin'in taktik ve stratejisindeki değişimi yansıtıyor

Bu büyük ölçekli saldırıda, Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi ve Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin, ilk kez resmi olarak aralarında bir iş birliği bulunduğunu, fiilen sorumluluk alanlarına bölünmüş olan askeri operasyonlarının koordinasyonlu olduğunu kabul etti. Askeri açıdan saldırı, Mali ordusunun ve belki de Afrika Lejyonu'nun düşmanın niyetlerini önceden tahmin etmekte başarısız olduğunu, bunun da yeterli yedek kuvvet biriktirmesine olanak tanıdığını ortaya koydu. Ayrıca, hükümet güçlerinin ve yerel müttefiklerinin savunmalarında önemli boşluklar olduğunu da gösterdi ki, Ruslar bu boşlukları hızla doldurmak zorunda kaldı. Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin’in başkente yönelik gelecekteki operasyonlarını planlarken bu savunma zaaflarını dikkate alacağı açıktır.

fevf
23 Mayıs 2012'de el-Andalus gazetesinde yayınlanan, İslami Mağrip el-Kaide'sinin (AQIM) 2020 yılında öldürülen liderlerinden Abdulmalek Droukdal diğer adıyla Ebu Musab Abdulvedud, Mali'nin kuzeyindeki Azavad savaşçılarıyla birlikte (Arşiv-AFP) 

Sembolik hasar da aynı derecede ciddi. Yerel halk tarafından çekilen internet ve sosyal medyada dolaşan videolarda, Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin’in ağır silahlı ve iyi donanımlı savaşçılarının Kati kasabasına bir direnişle karşılaşmadan girdikleri görülüyor. Kidal yöneticisi General El Hadj Ag Gamou ve kontrolündeki hükümet yanlısı Tuareg GATIA milisleri de şehri az bir direnişle teslim etti. Generalin kendisi bile çekilme sırasında askeri üniformasını ve pasaportunu geride bıraktı. Rus uzmanlar, Bamako'nun 2023'te Kidal'in ele geçirilmesinden sonra kontrolü elinde tutacak güçte bir figür olarak güvendiği Ag Gamou'nun, aslında Afrika Lejyonu'nun şehirdeki birçok operasyonunu engellediğine inanıyor. Muhtemelen Azavad Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin yakın zamanda yapacağı misilleme girişiminin de farkındaydı.

Moskova için zor bir ikilem

Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin yazılı açıklamasında, gelecekte dengeli ilişkileri sürdürmek için Moskova'ya çatışmalardan uzak durma çağrısında bulundu. Bu, birçok kişiye Heyet Tahrir eş-Şam'ın (HTŞ) 2024 sonlarında Suriye'de yaptıklarını hatırlattı. Ancak, el-Kaide bağlantılı ittifakın nihai hedeflerini değiştirdiğine dair yeterli gösterge olmadığı için HTŞ ile CNIM arasında doğrudan bir karşılaştırma yapmak uygunsuz görünüyor. Bununla birlikte örgüt, herhangi bir nedenle merkezi hükümet ile çatışma içinde bulunan bireylere veya kabilelere karşı açık kapı politikası izleyerek kendisini üçüncü bir seçenek olarak sunmaya devam ediyor.

fdbf
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Mali askeri cuntasının lideri Assimi Goïta arasında 23 Haziran 2025'te Kremlin'de yapılan görüşme (AFP)

Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin daha önce Fulani, Tuareg ve Fulbe toplumlarından üye toplarken, son yıllarda ülkenin en büyük etnik grubu olan Bambara'dan da aktif olarak eleman toplamaya çalışıyor. Bambara grubu Mali hükümeti ile silahlı kuvvetler içinde önemli bir varlığa sahip ve devam eden iç savaş sırasında isyancı gruplara karşı mücadelede önemli rol oynuyor.

Genel olarak şehir merkezlerinin hedef alınması, son bir yılda Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin’in taktik ve stratejisindeki değişimi yansıtıyor. Militanlar daha önce de özellikle kuşatmalar yoluyla şehirler üzerinde baskı kurmuşlardı, ancak son saldırıların ölçeği ve sıklığı daha ciddi. Örgüt, hükümetin ve Rus müttefiklerinin şehirleri koruma gücünü açıkça test ediyor, halkın güvensizlik duygusunu derinleştiriyor ve yetkililerin ordunun artık ulusal güvenliği yeniden sağlamak konusunda daha donanımlı olduğu yönündeki söylemini sorgulatıyor.

Mali'deki durum, Moskova'nın yerel yetkililerin mantığına ve direktiflerine güvenmesinin, çoğu zaman yıkıcı olabilen zararlı bir yaklaşım olduğunu bir kez daha kanıtlıyor

Bamako'daki saldırıların ve Kidal'in ele geçirilmesinin açık sembolik önemine rağmen, başkentin yakın gelecekte düşeceğine dair güçlü bir işaret yok. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre özellikle Eylül 2025'te yakıt ablukasının başlamasından sonraki birkaç ay içinde, Mali silahlı kuvvetleri stratejik inisiyatifi kademeli olarak kaybetti ve savunma pozisyonuna geçti. Öncelikleri, nüfusu kalabalık merkezlere yakıt tedarik etmenin yanı sıra, Temmuz 2025'te bazı kasaba ve köylerinin Cemaat Nusret el-İslam vel Müslimin’in saldırılarının hedefi olduğu Batı Mali'deki askeri altyapıyı inşa etmek veya yeniden konuşlandırmak oldu.

Moskova açısından, Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin’in operasyonları, Mali'nin savunmasının ötesine uzanan açık askeri ve siyasi riskler oluşturuyor. Askeri başarısızlıklar, özellikle Afrika Lejyonu birliklerinin Nijer ve Burkina Faso'da da konuşlandırılmış olması nedeniyle, Sahel ittifakının genel durumunu doğrudan etkiliyor. Bu ittifakın iddialı hedeflerine rağmen, etkili bir entegrasyon çerçevesi olarak işleyişi, başından beri Moskova'nın pratikte çözemediği ciddi zorluklarla karşı karşıya olmayı sürdürdü.

fdvfdb
DEAŞ’a bağlı örgütlerin aktif olduğu Ménaka bölgesindeki Mali askerleri (AFP)

İlk olarak, ortak bir askeri güç içinde terörle mücadele birimlerinin konuşlandırılması, Sahel ittifakının gerçek performansını belirleyecek önemli bir sınav teşkil ediyor. Zira Sahel'deki askeri elitler geleneksel olarak aynı ülke içinde bile birbirlerine güvenmeme ve komşu devletlerin güvenlik servisleriyle bilgi paylaşmama eğilimindedir. Bu nedenle, iletişim zorluklarının ele alınması en acil görevlerden biri olmaya devam ediyor. Dahası, resmi olarak küresel radikal örgütlere karşı terörle mücadele harekatları olarak ilan edilen operasyonlar, gerçekte yalnızca ayrılıkçı hareketleri bastırmayı amaçlayan ve ara sıra yapılan isyanla mücadele önlemleridir.

İkinci olarak, Mali'deki durum, rejimlerin muhalefete bakış açılarını etkilemeden ve daha rasyonel ve yenilikçi alternatifler önermeden, Moskova'nın yerel yönetimlerin mantığına ve direktiflerine güvenmesinin, çoğu zaman yıkıcı olabilen zararlı bir yaklaşım olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Yerel yönetim, özellikle tüm muhaliflerini terörist olarak etiketlemekten ve “herkese” karşı savaşmaktan örneğin Tuaregler, radikal gruplar, el-Kaide ve DEAŞ arasında taktiksel ittifakları kolaylaştıran koşulların sürmesinden fayda sağladığı için kiminle diyalog kurulup kimin diyalogdan dışlanacağını belirleyen tek yetkili merci olmamalıdır. Arabuluculuk açısından en iyi hareket tarzı, bu ittifakları dağıtmak ve dış destekçileri de dahil olmak üzere tüm aktörlerle müzakere etmektir.

*Washington’daki Ortadoğu Enstitüsü’nde kıdemli araştırma görevlisi ve Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi’nde askeri konular uzmanı

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

 



Yapay zeka bot saldırıları sadece bir yılda 10 kat arttı

2024'te botlar ilk kez küresel internet trafiğinin insanlardan daha büyük bir kısmını oluşturdu (Unsplash)
2024'te botlar ilk kez küresel internet trafiğinin insanlardan daha büyük bir kısmını oluşturdu (Unsplash)
TT

Yapay zeka bot saldırıları sadece bir yılda 10 kat arttı

2024'te botlar ilk kez küresel internet trafiğinin insanlardan daha büyük bir kısmını oluşturdu (Unsplash)
2024'te botlar ilk kez küresel internet trafiğinin insanlardan daha büyük bir kısmını oluşturdu (Unsplash)

Yeni bir araştırmada, yapay zeka botları tarafından internette gerçekleştirilen siber saldırıların sayısının son bir yılda 10 kattan fazla arttığı bulundu.

Thales'in siber güvenlik araştırmacılarının hazırladığı 2026 Kötü Niyetli Bot Raporu'na göre, yapay zeka destekli botların günlük saldırı sayısı sadece bir yıl içinde 2 milyondan 25 milyona çıktı.

Raporda, "Yapay zeka destekli saldırılardaki bu artış önemli olsa da 2025'teki daha büyük değişim, internet altyapısında yapay zeka ve otomasyonun normalleşmesiydi" ifadelerine yer verildi.

Yapay zeka tabanlı saldırıların çok çeşitli sektörlerde ve coğrafyalarda gözlemlenmesi, yapay zeka destekli otomasyonun küresel ölçeğini ve erişimini vurguluyor.

Yapay zeka botlarının hedef aldığı sektörler, perakende ve iş dünyasından eğitim ve kamu sektörüne kadar uzanıyor.

Aynı raporda geçen yıl, 2024'teki tüm internet trafiğinin yarısından fazlasının botlardan oluştuğu ve bu eğilimin 2025'te de süreceği tespit edilmişti.

Botlar artık tüm internet trafiğinin yüzde 53'ünden fazlasını oluştururken, bu oran bir önceki yıl belirlenen yüzde 51'den daha yüksek.

İnternet trafiğinin yaklaşık yüzde 40'ı artık kötü niyetli bot denen yazılımlardan meydana geliyor. Bunlar, veri çalmak için tasarlanmış otomatik sistemlerden, internet sitelerini çökertmek amacıyla yoğun trafik gönderen botnetlere kadar uzanabiliyor.

2025'te bot saldırılarının en çok hedef aldığı ülke ABD olurken onu Avustralya, Birleşik Krallık ve Fransa izledi.

Kötü niyetli yapay zeka botlarının yükselişi, sürekli evrim geçiren bu tehdide karşı interneti korumakla görevli siber güvenlik uzmanları için yeni zorluklar yaratıyor.

Thales'in uygulama ve güvenlikten sorumlu genel müdürü Tim Chang, "Yapay zeka, otomasyonu kuruluşların engellemeye çalıştığı bir şeyden, aynı zamanda yönetmek zorunda oldukları bir şeye dönüştürüyor" diyor.

Artık işin zor kısmı botları tespit etmek değil. Botun, ajanın veya otomasyonun ne yaptığını, bunun iş amaçlarıyla uyumlu olup olmadığını ve kritik sistemlerle nasıl etkileşime girdiğini anlamak.

Independent Türkçe

 


Akreplerin ölümcül sırrı metallerde saklı çıktı

Çok iyi avcılar olan akrepler bazı metallerden de yararlanıyor (Mohamed Mousaid)
Çok iyi avcılar olan akrepler bazı metallerden de yararlanıyor (Mohamed Mousaid)
TT

Akreplerin ölümcül sırrı metallerde saklı çıktı

Çok iyi avcılar olan akrepler bazı metallerden de yararlanıyor (Mohamed Mousaid)
Çok iyi avcılar olan akrepler bazı metallerden de yararlanıyor (Mohamed Mousaid)

Bilim insanları, akreplerin iğne ve kıskaçlarını çinko ve demir gibi metallerle güçlendirdiğini tespit etti.

8 bacaklı araknidler olan akrepler, böcekleri kıskaçlarıyla yakalayıp zehirli iğnelerini saplayarak avlanıyor.

Avlarını etkisiz hale getirmek için bazı türler büyük kıskaçlarına, diğerleriyse iğnelerine daha çok bel bağlıyor.

Bilim insanları bazı akrep türlerinin vücudunda metaller bulunduğunu biliyordu ancak bunların avlanma biçimlerini nasıl etkilediği belirsizliğini koruyordu. Farklı türlerin avlanırken farklı vücut bölümlerini öne çıkarması, bu tercihlerle metal dağılımı arasında bir bağlantı olabileceğini düşündürüyordu.

Smithsonian Enstitüsü Ulusal Doğa Tarihi Müzesi'nden araştırmacılar, akreplerin "silah" gibi kullandığı uzuvlardaki metal içeriğinin avlanma biçimleriyle ilişkisini inceledi.

Ekip müzedeki koleksiyonlardan yararlanarak 18 akrep türünü X ışınları, elektron mikroskopları ve son derece ince lazerlerle analiz etti.

Bulguları hakemli dergi Journal of the Royal Society Interface'te bugün (29 Nisan) yayımlanan çalışmada çinko, manganez ve demir gibi metallerin belirli bölgelerde yoğunlaştığı görüldü.

Örneğin iğnelerin ucunda bir çinko tabakası, hemen arkasında ise manganez bulundu. Kıskaçların ise özellikle kesici kenarlarında çinko ve demir saptandı.

Araştırmacılar, eğer iğne veya kıskaçta yüksek oranda çinko varsa diğer uzuvda daha az çinko bulunduğunu tespit etti. Bu durum, bazı türlerin avlanırken iğneyi, bazılarınınsa kıskaçları daha çok kullanmasıyla örtüşüyor.

Bilim insanları ayrıca kıskaçları daha küçük ve zayıf olan türlerin bu vücut kısımlarında, diğerine göre daha fazla çinko ve demir olduğunu gözlemledi. Bu metaller, kıskaçları daha dayanıklı  hale getirmeye yarıyor olabilir. 

Araştırmacılar ince kıskaçların daha hızlı hareket ederek avı yakalamayı kolaylaştıracağını ancak kalın olanara kıyasla daha çabuk kırılacağını söylüyor. Bulgular, çinko ve demirin bu kırılganlığı azaltabileceğine işaret ediyor.

Yeni çalışma, bir türün avlanma davranışıyla kendine özgü metal bileşimi arasında açık bir evrimsel bağlantı olduğunu gösteriyor.

Bilim insanları çalışmadaki yöntemin, karıncalar, yaban arıları ve kırkayaklar gibi çeşitli vücut parçalarında metal bulunan türleri daha iyi anlamaya yaramasını umuyor.

Independent Türkçe, Interesting Engineering, Smithsonian Magazine, Journal of the Royal Society Interface


Şempanzeler hava durumunu öngörebiliyor mu?

Şempaneler genellikle daha sıcak, daha nemli ve rüzgara daha az maruz kalan yerlere yuva yapmayı tercih ediyor (Unsplash)
Şempaneler genellikle daha sıcak, daha nemli ve rüzgara daha az maruz kalan yerlere yuva yapmayı tercih ediyor (Unsplash)
TT

Şempanzeler hava durumunu öngörebiliyor mu?

Şempaneler genellikle daha sıcak, daha nemli ve rüzgara daha az maruz kalan yerlere yuva yapmayı tercih ediyor (Unsplash)
Şempaneler genellikle daha sıcak, daha nemli ve rüzgara daha az maruz kalan yerlere yuva yapmayı tercih ediyor (Unsplash)

Şempanzelerin yaklaşan hava koşullarını sezerek yuvalarını buna göre hazırlıyor olabileceği tespit edildi.

Şempanzeler ormanda geçirdikleri her günün sonunda kendilerine bir yuva hazırlayıp burada uyuyor. Genellikle ağaçlara yaptıkları bu yuvalar rüzgar ve yağmurdan korunmalarını sağlıyor.

Bugüne kadar şempanzelerin yuva yapma davranışıyla ilgili çalışmalar büyük ölçüde sıcak ortamlara odaklanıyordu.

Batı Avustralya Üniversitesi'nden doktora öğrencisi Hassan Al-Razi ve ekibi, bu davranışı daha soğuk ortamlarda incelemek için Ruanda'daki Nyungwe Ulusal Parkı'ndaki şempanzeleri bir yıl boyunca gözlemledi.

67 şempanzeyi takip eden araştırmacılar, bu primatların yuvalarını her zaman çevresel koşullara göre hazırladığını belirledi. Soğuk ve yağışlı havalarda yapılan sığınaklar daha kalın ve derindi; ayrıca daha iyi bir yalıtıma sahipti.

Bilim insanları daha sonra yuvaların özelliklerini, inşa edildikleri sıradaki ve sonraki gecenin hava durumuyla karşılaştırdı.

Bulguları hakemli dergi Current Biology'de dün (28 Nisan) yayımlanan çalışmaya göre yuvalar, yapıldıkları zamandaki hava koşullarından ziyade yaklaşan gecenin koşullarına daha çok uyumluydu.

Bu durum, şempanzelerin hava durumunu tahmin etme ve kararlarını yalnızca o anki koşullara göre değil, geleceğe dönük bir öngörüyle de verebiliyor olabileceğine işaret ediyor.

Çalışmanın yazarları örneğin kuşların barometrik basınç değişikliklerini algılayıp yaklaşan fırtınalardan kaçtığına değiniyor.

Şempanzeler de sıcaklık, nem veya atmosfer basıncındaki değişimler gibi çevresel ipuçlarını yakalıyor olabilir.

Araştırmacılar, şempanzelerin her gece yuva yapmaya sadece birkaç dakika ayırdığını ve neden her gün dayanaklı sığınaklar yapmadıklarını bilmediklerini söylüyor. Bunun basitçe enerji tasarrufundan kaynaklanması da mümkün.

Yeni çalışma şempanzelerin özel bir beceriye sahip olabileceğine işaret etse de bilim insanları, mevcut bulguların kesin bir yargıya varmak için yeterli olmadığını belirtiyor.

Al-Razi, Conversation için kaleme aldığı yazıda "Bu durum, şempanze davranışlarının, daha sonraki koşullarla ilişkili çevresel sinyallere tepki vermeyle tutarlı olduğunu gösteriyor" diyerek ekliyor: 

Her halükarda şempanzeler çevrelerine karşı olağanüstü bir duyarlılık sergiliyor ve içinde nasıl yaşayacaklarını iyi biliyorlar.

Independent Türkçe, IFLScience, Conversation, Current Biology