ABD’nin Zeydi’ye verdiği destek Bağdat’ın hesaplarını karmaşıklaştırıyor

İran’ın Trump’ın tebrikine ilişkin sessizliği soru işaretleri doğuruyor

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, 27 Nisan 2026’da Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısına katıldı. (AP)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, 27 Nisan 2026’da Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısına katıldı. (AP)
TT

ABD’nin Zeydi’ye verdiği destek Bağdat’ın hesaplarını karmaşıklaştırıyor

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, 27 Nisan 2026’da Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısına katıldı. (AP)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, 27 Nisan 2026’da Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısına katıldı. (AP)

ABD yönetimi, Bağdat Büyükelçiliği’nin Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi’yi tebrik eden paylaşımı ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın gerçekleştirdiği telefon görüşmesiyle yetinmedi. Süreç, ABD Başkanı Donald Trump’ın Zeydi ile doğrudan yaptığı telefon görüşmesiyle bir adım daha ileri taşındı.

Trump, bu temasla da sınırlı kalmayarak, Beyaz Saray’dan yapılabilecek resmi bir açıklama yerine, Truth Social platformu üzerinden yaptığı paylaşımda Washington’un Bağdat’la kurmayı planladığı ilişkiye dair yaklaşımını ortaya koydu. Paylaşımında, ‘Irak’ta terörden arındırılmış yeni bir hükümetin kurulmasının gerekliliğine’ vurgu yaptı.

Trump ayrıca, “Irak ile ABD arasında güçlü ve verimli yeni bir ilişki kurmayı bekliyoruz” ifadesini kullanarak bunun ‘iki ülke arasında yeni ve müreffeh bir dönemin başlangıcı olacağını’ belirtti. Trump, paylaşımında Zeydi’yi ‘Tebrikler Ali’ ifadesiyle kutladı ve hükümetinin güvenoyu almasının ardından Washington’a davet etti.

ABD’nin tutumunun, Irak’taki çeşitli siyasi güçler üzerinde belirleyici ve etkili olduğu değerlendiriliyor. Özellikle Şii siyasi blok içinde bazı liderlerin, Zeydi’nin adaylığına ilişkin Washington’dan gelecek bir ‘ret işareti’ beklediği, bunun da sürecin yeniden Koordinasyon Çerçevesi’ne dönmesini sağlayacağı düşünülüyordu. Söz konusu adayın, daha önce bankasının dolar işlemleriyle ilgili ABD kısıtlamaları iddialarının gölgesinde kalan bir ekonomik figür olması, bu beklentileri güçlendirmişti.

ABD’den gelen gelişmeler, sahadaki silahlı gruplar üzerinde de etkili oldu. Özellikle bazı milis liderlerinin terör listelerine alınması ve haklarında bilgi sağlayanlara ödül açıklanması, bu yapılar içinde tedirginlik yarattı. Bu isimler arasında, Koordinasyon Çerçevesi içinde yer alan üst düzey bir ismin son toplantılarda görünmemesi dikkat çekti. Benzer şekilde diğer bazı milis liderlerinin de ortadan kaybolduğu bildirildi.

Öte yandan siyasi denklemde ek karmaşıklıklar da ortaya çıktı. Başbakanlık için adı geçen bazı siyasi aktörler ve adaylar etrafında yeni tartışmalar yaşanırken, Washington’un bazı isimlere karşı resmî olmayan bir ‘veto’ uyguladığı, buna karşılık Zeydi’ye açık destek verdiği yönündeki değerlendirmeler, Şii siyasi sahada dengeleri yeniden şekillendirdi.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat’ta düzenlenen bir toplantıda Nuri el-Maliki ile Kays el-Hazali’nin arasında oturuyor. (Arşiv – AFP)Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat’ta düzenlenen bir toplantıda Nuri el-Maliki ile Kays el-Hazali’nin arasında oturuyor. (Arşiv – AFP)

‘Son akşam yemeği’

ABD’nin desteği, ‘terörden arındırılmış bir hükümet kurulması’ şartına bağlı olsa da güçlü bir görünüm sergilerken, Zeydi aynı zamanda geniş bir bölgesel ve uluslararası destek de elde etti. Bu durum, Irak’taki siyasi güçleri yeni bir denklemin içine soktu.

Şii siyasi cephede bu destek, Zeydi’nin adaylığının yalnızca geçici bir siyasi manevra olma ihtimalini ortadan kaldırdı ve Koordinasyon Çerçevesi içinden alternatif isimlerin yeniden gündeme getirilmesi ihtimalini zayıflattı. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bazı aktörler onun ekonomik dosyalardaki tecrübesi nedeniyle siyasi olarak yönlendirilebileceğini düşünürken, uluslararası desteğin artması bu beklentiyi daha karmaşık hale getirdi.

Kürt ve Sünni siyasi güçler ise hükümetin kurulması sürecinde bakanlık dağılımı başta olmak üzere kendi taleplerini kabul ettirmeyi hedefliyordu. Ancak ABD’nin Zeydi’ye verdiği destek, müzakere dengelerini değiştirerek bu aktörlerin pazarlık gücünü zayıflattı.

Siyasi çevrelerde, uluslararası destekle güçlenen Zeydi’nin ‘güçlü bir başbakan modeline’ dönüşebileceği yönünde endişeler de dile getiriliyor. Bu senaryonun, ülke içi güç dengelerini yeniden şekillendirebileceği ve özellikle İran başta olmak üzere bazı bölgesel aktörlerin nüfuzunu sınırlayabileceği değerlendiriliyor. İran’ın Zeydi’nin görevlendirilmesine ilişkin henüz açık bir tutum ortaya koymamış olması ise Şii siyasi çevrelerde bu sessizliğin anlamına dair soru işaretlerini artırıyor.

İç hareketler

Diğer yandan Zeydi, Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari’den bir telefon aldı. Görüşmede Zerdari, Zeydi’yi hükümeti kurmakla görevlendirilmesi dolayısıyla tebrik etti.

Bugün gerçekleşen telefon görüşmesinde Zeydi, Zerdari’yi resmî olarak Irak’a davet etti. İki taraf, ikili ilişkileri ve bu ilişkilerin her iki ülkenin çıkarları doğrultusunda nasıl geliştirilebileceğini ele aldı. Zeydi, Pakistan’ın bölgesel gerilimlerin azaltılmasındaki rolünü takdir ederken, Zerdari de daveti kabul etmeye hazır olduğunu, ancak bunun hükümetin kurulmasının ardından gerçekleşebileceğini ifade etti.

Koordinasyon Çerçevesi’nin, Zeydi’yi 26 Nisan’da yeni hükümeti kurmak üzere aday gösterdiği ve Zeydi’nin anayasal süre içinde kabinesini parlamentoya sunmaya hazırlandığı bildirildi.

Bu süreçle paralel olarak, Koordinasyon Çerçevesi’nin yeni hükümete destek sağlamak amacıyla uzmanlaşmış danışma kurulları oluşturmayı planladığı ifade edildi. Nasr Koalisyonu Sözcüsü Akil er-Rudeyni, bu kurulların enerji, yatırım ve yolsuzlukla mücadele gibi kritik alanları kapsayacağını ve başbakana danışmanlık yapmayı hedefleyeceğini söyledi.

Rudeyni, başbakanın başarı ya da başarısızlığının siyasi ittifakın sorumluluğu olacağını belirterek, kurulacak bu yapıların sayısının henüz netleşmediğini ifade etti. Söz konusu sayının hükümet kurulduktan sonra belirleneceği ve kurulların farklı alanlarda uzmanlardan oluşacağı kaydedildi.



Şarku’l Avsat, ABD’nin de katıldığı Gazze görüşmelerine dair yeni ayrıntıları açıklıyor

Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
TT

Şarku’l Avsat, ABD’nin de katıldığı Gazze görüşmelerine dair yeni ayrıntıları açıklıyor

Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)

Mısır’ın başkenti Kahire’de, Hamas ile Filistinli grupların heyetleri, arabulucular ve Gazze’yi “Barış Konseyi”nde temsil eden Nikolay Mladenov’un yanı sıra Amerikalı ve diğer bazı isimlerin katılımıyla yürütülen temaslar sürüyor. Görüşmeler, Filistinli grupların son sunulan öneriye verdiği olumlu yanıtın ardından ateşkes anlaşmasına odaklanıyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan kaynaklar, Kahire’deki müzakerelerin son durumuna ilişkin bilgi verdi.

Hamas’tan üç ve bir Filistinli gruptan bir kaynak, Filistin heyetinin çarşambadan perşembe akşamına kadar Kahire’de yapılan görüşmelerde arabuluculara ve Mladenov’a, 15 maddeden oluşan son teklifin ikinci aşamaya yönelik ciddi müzakerelerin başlatılması için uygun bir zemin teşkil ettiğini ilettiğini söyledi.

Şarku’l Avsat daha önce “yol haritası” olarak nitelendirilen teklifin detaylarını yayımlamıştı. Söz konusu plan, birinci aşamada kalan hususların tamamlanmasını ve eş zamanlı olarak ikinci aşama maddeleri üzerine müzakerelerin yürütülmesini öngörüyor.

Görsel kaldırıldı.Filistinli bir çocuk, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a İsrail ordusu tarafından atılan bir broşürü tutuyor (AFP)

Hamas’tan biri Kahire’de olan iki kaynak, heyetin diğer grupların desteğiyle, birinci aşamanın istisnasız olarak uygulanması gerektiğini vurguladığını belirtti. Buna, Gazze’nin yönetimi için ulusal komitenin derhal göreve başlaması da dâhil.

Aynı kaynaklara göre Filistinli gruplar, arabuluculara ve Mladenov’a beş maddelik bir yanıt metni sundu. Metinde, birinci aşamanın eksiksiz uygulanması, İsrail’in tüm maddelere tam bağlılık göstermesi ve grupların yol haritasını kabul ederek kapsamlı müzakerelere hazır olduğu ifade edildi. Ayrıca planın, ABD Başkanı Donald Trump’ın ortaya koyduğu çerçevenin en iyi şekilde uygulanmasını hedeflediği vurgulandı.

Metinde silah meselesinin, kapsamlı bir Filistin siyasi süreciyle bağlantılı ele alınacağı ve bu konudaki kararın yalnızca Hamas’a ait olmayıp, ulusal çerçevede verileceği belirtildi. Nihai hedefin ise uzun vadeli ateşkes sağlanması ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına kavuşarak devletini kurması olduğu ifade edildi.

Kaynaklara göre Filistin heyeti, müzakerelere başlamadan önce İsrail’in sunulan belgeye ilişkin net bir tutum ortaya koymasını talep etti. Heyet ayrıca Gazze yönetim komitesine görevlerin devredilmesi konusunda tam hazırlık içinde olduğunu bildirdi.

Görsel kaldırıldı.Filistinli bir çocuk, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a İsrail ordusu tarafından atılan bir broşürü gösteriyor (AFP)

Filistinli grupların yanıtının ardından Mladenov’un bazı değişiklikler önerdiği ve bu değişikliklerin gruplar tarafından değerlendirileceği belirtildi. Değişikliklerin; tarafların Trump planı çerçevesinde üzerinde uzlaşacağı bir metni kabul etmesi, Şarm eş-Şeyh’te varılan mutabakatlara tam bağlılık, son yol haritasının kabul edilerek hızlı bir şekilde müzakerelere başlanması ve silah konusunun ilgili plan ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararı çerçevesinde ele alınmasını içerdiği kaydedildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in arabulucuların son önerisine verdiği ilk yanıtın olumsuz olduğunu ve özellikle ihlallerin durdurulması, “sarı hat”tan çekilme ve uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması gibi başlıklarda net taahhüt vermediğini ifade etti. Ayrıca İsrail’in günlük 600 yardım tırının girişine izin verme konusunda garanti vermediği de ifade edildi.

Görsel kaldırıldı.Yerinden edilmiş Filistinliler, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bir kamyondan su alıyor (AP)

Mladenov’un İsrail’den görüşmelere fırsat tanımak amacıyla Gazze’de 48 saatlik hava saldırısı durdurma talebinde bulunduğu, ancak buna resmi bir yanıt alamadığı da ifade edildi. Buna rağmen son günlerde hava saldırılarında görece bir azalma gözlemlendiği ve insani yardım tırlarının sayısının 200-280 seviyelerine çıktığı, ancak bunun yetersiz olduğu belirtildi.

Kaynaklar, Kahire’deki görüşmelerin planlanandan daha uzun süreceğini ve arabulucuların çözüm bulmak için yoğun çaba harcadığını ifade etti. ABD’nin İsrail üzerinde müzakereleri ilerletmeye yönelik baskı kurmaya başladığı, ancak bunun henüz yeterince etkili olmadığı dile getirildi.

Diğer yandan, Jared Kushner ekibinden bir ABD’li yetkilinin Hamas ile Mladenov arasındaki görüşmeye katıldığı ve Beyaz Saray’ın tarafların anlaşması hâlinde bunu memnuniyetle karşılayacağını bildirdiği iletildi. Yetkilinin, Kushner’in birinci aşamanın tüm maddelerinin uygulanması için İsrail üzerinde baskı kuracağını ifade ettiği de belirtildi.


Yerleşimciler Batı Şeria'daki el Halil’de Filistinlilerin evlerine saldırdı

Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
TT

Yerleşimciler Batı Şeria'daki el Halil’de Filistinlilerin evlerine saldırdı

Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)

Silahlı yerleşimciler bu sabah, Batı Şeria’nın El Halil (Hebron) kenti kuzeyindeki el-Arub bölgesinde sivillere ait evlere saldırdı. Aynı zamanda İsrail güçleri güney el Halil’de bir çocuğu gözaltına aldı.

Yerel kaynakların aktardığına göre silahlı yerleşimci gruplar, bu sabah erken saatlerde el-Arub’a bağlı Vadi eş-Şeyh bölgesindeki evlere saldırarak yoğun şekilde gerçek mermi kullandı. Filistin Haber Ajansı SAFA’ya göre saldırı, özellikle çocuklar ve kadınlar arasında korku ve paniğe yol açtı. Olayda yaralanma olmadığı bildirildi.

Aynı bağlamda, İsrail güçlerinin ana yoldan geçmekte olan 15 yaşındaki bir çocuğu gözaltına aldığı, ardından el Halil’lin güneyindeki el-Alka bölgesinde ailesine ait eve baskın düzenlediği ve evi arayarak içindeki eşyaları tahrip ettiği belirtildi.

İsrail güçlerinin ayrıca e Halil kenti ile İdna ve Beyt Ula beldelerinde çok sayıda eve baskın düzenlediği, ev sahiplerine kötü muamelede bulunduğu, evleri aradıktan sonra evleri bilinçli olarak tahrip ettiği, ancak herhangi bir gözaltı yapılmadığı ifade edildi.

Öte yandan, ABD, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık’ın, Batı Şeria’da Filistinli topluluklara yönelik şiddet nedeniyle “radikal İsrailli gruplara” yönelik ilave yaptırımlar uyguladığı hatırlatıldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Batı Şeria’daki yerleşimlerde yaklaşık 500 bin İsraillinin yaşadığı, bu yerleşimlerin uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından yasa dışı kabul edildiği ve barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görüldüğü belirtiliyor.


Lübnan'ın güneyine düzenlenen İsrail saldırısında bir Lübnan askeri hayatını kaybetti

Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)
Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)
TT

Lübnan'ın güneyine düzenlenen İsrail saldırısında bir Lübnan askeri hayatını kaybetti

Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)
Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)

Lübnan ordusu, dün Güney Lübnan'daki Kfar Rumman - Nabatiye kasabasında bulunan evlerine düzenlenen İsrail saldırısı sonucu bir asker ve ailesinin bazı üyelerinin öldürüldüğünü "X" platformunda duyurdu.

Lübnan ordusu, baskının ailenin Nabatiye bölgesindeki evini hedef aldığını belirtti.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre dün akşam ülkenin güneyine yönelik çok sayıda hava saldırısı düzenlendi.

Ajans, “düşman savaş uçakları ve insansız hava araçlarının (İHA), güneydeki Batı ve Orta kesimlerde yer alan Sur ve Bint Cubeyl ilçelerini 70’ten fazla hava saldırısıyla hedef aldığını, bununla eş zamanlı olarak topçu atışlarının da yapıldığını” bildirdi. Söz konusu saldırıların çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına, ayrıca evlerin, altyapının ve yolların tahrip olmasına yol açtığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Sağlık Bakanlığı’na bağlı Acil Durum Operasyon Merkezi’nden aktardığına göre  2 Mart ile 30 Nisan tarihleri arasındaki saldırıların toplam bilançosu, 2 bin 586 ölü ve 8 bin 20 yaralı oldu.

Öte yandan, İsrail ordusu dün güney Lübnan’da bir İsrail askerinin öldüğünü açıkladı. Yerel medya, askerin “Hizbullah” tarafından SİHA ile gerçekleştirilen saldırıda öldüğünü bildirdi. Ordu ayrıca bir askerin de yaralandığını duyurdu.

İsrail ordusu, dün akşam Lübnan’dan fırlatılan bir mühimmatın İsrail’in kuzeyindeki açık bir alana düştüğünü, ayrıca İsrail hava sahasına girmeden önce “şüpheli bir hava aracının” engellendiğini açıkladı. Bu gelişmeler nedeniyle ülkenin kuzeyinde sirenlerin çaldığı belirtildi.

Ordu ayrıca, Lübnan’ın güneyinde “Hizbullah”a ait yaklaşık 140 metre uzunluğunda bir tünelin imha edildiğini de duyurdu.

İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki çatışmalar, ABD ve İsrail’in İran’la savaşa başlamasının ardından yeniden tırmandı. Haftalar süren savaşın ardından İsrail ile Lübnan hükümeti arasında bir ateşkes üzerinde anlaşmaya varılmıştı. Ancak buna rağmen İsrail ordusu ile Hizbullah karşılıklı saldırılarını sürdürürken, İsrail güçlerinin hâlen Lübnan’ın güneyinde konuşlu olduğu bildiriliyor.