İsrail'in Mısır-Türkiye askeri yakınlaşmasına ilişkin endişeleri neden artıyor?

Sisi, Aralık 2024'te Yeni İdari Başkent'te düzenlenecek D-8 Zirvesi'nin oturum aralarında Erdoğan ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Aralık 2024'te Yeni İdari Başkent'te düzenlenecek D-8 Zirvesi'nin oturum aralarında Erdoğan ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

İsrail'in Mısır-Türkiye askeri yakınlaşmasına ilişkin endişeleri neden artıyor?

Sisi, Aralık 2024'te Yeni İdari Başkent'te düzenlenecek D-8 Zirvesi'nin oturum aralarında Erdoğan ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Aralık 2024'te Yeni İdari Başkent'te düzenlenecek D-8 Zirvesi'nin oturum aralarında Erdoğan ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail’de, Mısır ile Türkiye arasındaki askerî yakınlaşmanın artması, özellikle iki ülkenin bölgenin en büyük ve en etkili ordularına sahip olması nedeniyle kaygıları tırmandırıyor.

Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkilerde artan yakınlaşma, özellikle askerî eğitim ve ortak tatbikat alanlarında genişlemesiyle İsrail’de endişe yaratıyor. Bu iki ülkenin sahip olduğu stratejik ağırlık ve askerî kapasite, Tel Aviv’in dikkatle izlediği başlıca unsurlar arasında yer alıyor.

Bu endişeler, Mısır ve Türkiye’nin Libya’nın Sirte kentinde düzenlenen uluslararası askerî tatbikata birlikte katılmasının ardından yeniden gündeme geldi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlara göre, İsrail’in kaygıları; iki ülkenin askerî gücü, savunma sanayii alanındaki iş birliği ve bölgesel meselelerde artan koordinasyonundan kaynaklanıyor. Uzmanlar, bu yakınlaşmanın zamanla daha geniş kapsamlı bir ittifaka dönüşebileceğini, ancak kısa vadede doğrudan bir askerî çatışma ihtimalinin düşük olduğunu ifade ediyor.

İsrail’de artan kaygılar

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, emekli general Yitzhak Brik’in kaleme aldığı bir analizde, Türkiye-Mısır yakınlaşmasının ileride “zor bir savaş” ihtimalini gündeme getirebileceği uyarısında bulundu. Brik, iki ülke arasında savunma üretimi ve askerî entegrasyonu kapsayan stratejik bir iş birliğinin oluşabileceğini belirterek, bunun bölgedeki caydırıcılık dengelerini yeniden şekillendirebileceğini söyledi. Bu durumun İsrail’i askerî doktrinini ve savunma stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorlayabileceği değerlendiriliyor.

İsrail’in iNews 24 kanalı da 18 Nisan’da yayımladığı bir haberde, Mısır ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın hızlandığını ve iki taraf arasında güvenlik, savunma ve istihbarat alanlarını kapsayan derin görüşmeler yapıldığını aktardı. Haberde, bu konuların Türkiye’de ilgili Meclis komisyonlarına sevk edildiği ifade edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şubat ayında Kahire’yi ziyaret etmiş ve bu ziyaret sırasında savunma dahil çeşitli alanlarda bir dizi anlaşma imzalanmıştı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, ortak basın toplantısında, iki ülkenin Gazze, Sudan, Libya ve Afrika Boynuzu başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası konularda yakın görüşlere sahip olduğunu belirtmişti.

dfvbnhum
Sisi ve Erdoğan, iki ülke arasında askeri alanlarda mutabakat zaptlarının imzalanması sırasında... Şubat 2026 (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail ayrıca Türkiye’nin Gazze’de kurulması muhtemel uluslararası istikrar gücüne katılma ihtimaline de temkinli yaklaşıyor. Türkiye’nin ateşkes sürecinde arabulucu rol üstlenmesi ve güvenlik garantörü olarak gündeme gelmesi, Tel Aviv’de yakından takip ediliyor. Bazı medya organlarında ise İran savaşı sonrasında Türkiye ile İsrail arasında askerî bir gerilim yaşanabileceğine dair değerlendirmeler yer aldı.

“Soğuk barış” vurgusu

Mısırlı askerî ve stratejik uzman Samir Ragıb, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bölgedeki artan varlığı ve Mısır ile yakınlaşmasının, İsrail ile ilişkilerde “soğuk barış” durumunu güçlendirdiğini belirtti. Ragıb, her iki ülkenin de güçlü ordulara sahip olmasının ve bölgesel aktörlerle iyi ilişkiler kurmasının İsrail açısından rahatsız edici olduğunu ifade etti.

Ragıb’a göre İsrail’i en fazla endişelendiren konulardan biri, insansız hava araçları alanındaki iş birliği. Türkiye ve Mısır’ın bu alandaki üretim kapasitesinin birleşmesi, hem iki ülkenin ihtiyaçlarını karşılayabilir hem de İsrail’in bölgedeki İHA pazarındaki konumunu zorlayabilir. Ayrıca, İsrail’e yönelik olumsuz algının artması, Mısır-Türkiye ortak üretimi ürünlere talebi artırabilir.

İki ülke arasındaki koordinasyonun Somali’den Suriye’ye, Libya’dan Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılması da İsrail açısından dikkat çekici bulunuyor. Türkiye’nin Afrika’daki varlığını Mısır üzerinden güçlendirme ihtimali, Tel Aviv’in stratejik hesaplarında önemli bir yer tutuyor.

Artan askerî iş birliği

Mısır ile Türkiye arasındaki askerî iş birliği son dönemde hız kazanmış durumda. Geçtiğimiz yıl, 13 yıl aradan sonra ilk kez Mısır’a ait askerî unsurlar Türkiye’de düzenlenen bir deniz tatbikatına katıldı. Tatbikatta Türk fırkateynleri, hücumbotlar, denizaltılar ve F-16 savaş uçaklarının yanı sıra Mısır donanmasına ait unsurlar yer aldı.

dsvsv
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, Şubat 2024'te Kahire'de Erdoğan’la bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, Nisan ayı sonunda Libya’nın Sirte kentinde düzenlenen “Flintlock 2026” tatbikatının tamamlandığını duyurdu. 13-30 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen tatbikata Mısır’ın da aralarında bulunduğu çeşitli ülkeler katıldı. Tatbikatın, kara, hava ve deniz unsurları arasında koordinasyonu artırmayı hedeflediği belirtildi.

Savunma sanayii alanında da önemli adımlar atılıyor. Ağustos ayında Türkiye ile Mısır arasında, “TURKHA” tipi insansız hava aracının Mısır’da yerli üretimini öngören bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmanın, teknoloji transferi ve yerli savunma kapasitesinin geliştirilmesi açısından kritik olduğu değerlendiriliyor.

Çatışma ihtimali düşük

Uzmanlar, tüm bu gelişmelere rağmen İsrail’in Mısır veya Türkiye ile doğrudan bir askerî çatışmaya girmesinin düşük bir ihtimal olduğunu belirtiyor. Bunun temel nedeni olarak İsrail’in aynı anda birden fazla güçlü cephede savaşmayı öngörmeyen askerî doktrini gösteriliyor. Ayrıca ABD’nin de Türkiye veya Mısır gibi büyük aktörlere karşı bir çatışmada İsrail’e destek vermesinin zor olacağı ifade ediliyor.

Analistlere göre, Türkiye-Mısır yakınlaşması doğrudan İsrail’e karşı kurulmuş bir ittifak olmasa da, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Önümüzdeki dönemde bu iş birliğinin daha da genişlemesi ve farklı coğrafyalarda etkisini artırması bekleniyor.



Pakistan Dışişleri Bakanı: Mekke İttifakı Riyad’da Husilerin saldırılarını görüşecek

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar cuma günü düzenlediği basın toplantısında konuşurken (Pakistan Dışişleri Bakanlığı)
Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar cuma günü düzenlediği basın toplantısında konuşurken (Pakistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Pakistan Dışişleri Bakanı: Mekke İttifakı Riyad’da Husilerin saldırılarını görüşecek

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar cuma günü düzenlediği basın toplantısında konuşurken (Pakistan Dışişleri Bakanlığı)
Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar cuma günü düzenlediği basın toplantısında konuşurken (Pakistan Dışişleri Bakanlığı)

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nın Siyasi Strateji ve Savunma Komitesi’nin, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını görüşmek üzere gelecek hafta Riyad’da olağanüstü toplanacağını açıkladı.

İshak Dar, cuma günü düzenlediği basın toplantısında, komitenin toplantı sırasında atılacak sonraki adımları belirleyeceğini söyledi. Dar ayrıca 6’dan fazla ülkenin “Mekke İttifakı”na katılmak istediğini belirtti. Reuters’ın aktardığına göre Dar, söz konusu açıklamaları yaptı.

Pakistan ordusu da cuma günü yaptığı açıklamada, üst düzey komutanların Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını şiddetle kınadığını bildirdi. Açıklamada, Pakistan’ın Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğu ve İslami kutsal mekanların güvenliğine bağlılığını sürdürdüğü ifade edildi.

f67k8
İstanbul’da düzenlenen “Mekke Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi Strateji ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısından (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif tarafından 7 Ağustos’ta imzalanan “Mekke Anlaşması”na göre taraflardan birine yönelik herhangi bir saldırı, tüm taraflara yönelik saldırı olarak kabul ediliyor.

Ortak askeri müdahaleye ilişkin karar ise özellikle saldırıya uğrayan ülke başta olmak üzere anlaşmanın taraflarınca değerlendiriliyor. Müdahalenin gerekliliği, saldırının niteliği, tehdidin düzeyi ve ciddiyeti ile taraflardan beklenen katkı dikkate alınarak değerlendiriliyor. Böylece tarafların savunma kapasitelerinin arzu edilen bütünleşme çerçevesinde bir araya getirilmesi hedefleniyor.

İstanbul, 31 Ağustos’ta “Mekke Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi Strateji ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısına ev sahipliği yaptı. Toplantıya Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanları katıldı.

Üç ülke toplantı sırasında, bölgelerinde barış ve sürdürülebilir istikrarı sağlamak amacıyla “Mekke Anlaşması” çerçevesinde birlikte çalışma kararlılıklarını yineledi. Taraflar ayrıca gerilimi azaltmaya ve itidali teşvik etmeye yönelik çabaları desteklemeyi ve krizlerin barışçıl yollarla çözümünü teşvik etmeyi sürdüreceklerini belirtti. Bu yaklaşımın, üç ülkenin bölgesel sorumluluklarını yerine getirme konusundaki hassasiyetinden kaynaklandığı ifade edildi.

hyujı
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, New York’taki toplantıda Hakan Fidan ve Muhammed İshak Dar’ın arasında (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Üç ülkenin dışişleri bakanları 24 Eylül’de New York’ta bir araya geldi. Görüşmede anlaşma kapsamında oluşturulacak genel sekreterlik, komiteler ve çalışma gruplarının kurulmasına ilişkin kaydedilen ilerleme ile çalışmaların başlamasına yönelik hazırlıklar ele alındı.

Bakanlar ayrıca Mekke’ye yönelik saldırılar ile Suudi Arabistan’daki sivil ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırıları kınadı. Suudi Arabistan’ın, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca güvenliğini savunmak için uygun gördüğü tedbirleri alma hakkına sahip olduğunu vurguladı.

Üç ülkenin genelkurmay başkanları da 25 Eylül’de Riyad’da düzenlenen toplantıda güvenlik durumunu ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ele aldı. Komutanlar, Mekke’yi ve ülkenin sivil ve ekonomik altyapısını hedef alan saldırıları kınadı.

gthyju
Riyad’da bir araya gelen Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları (Reuters)

Toplantıda ayrıca üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, istihbarat paylaşımının ve askeri koordinasyonun geliştirilmesi ile savunma kapasitesinin bütünleştirilmesi yolları ele alındı. Bu adımların caydırıcılığın ve kolektif savunmanın güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.


Reuters: Suriyeli yetkililer Türkiye'de Hizbullah'la gizli görüşmeler yaptı

Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Reuters: Suriyeli yetkililer Türkiye'de Hizbullah'la gizli görüşmeler yaptı

Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Reuters'a konuşan kaynaklara göre Suriye hükümeti temsilcileri ile Lübnan'daki Hizbullah mensupları, iki taraf arasındaki gerilimi yatıştırmak amacıyla Türkiye'de doğrudan görüşmeler gerçekleştirdi. Bu, uzun süredir karşı karşıya olan taraflar arasında bilinen ilk doğrudan görüşme oldu.

İkisi Suriyeli yetkili, bir ABD'li yetkili ve Hizbullah'a yakın üst düzey bir Lübnanlı güvenlik yetkilisinin de aralarında bulunduğu 6 kaynak, Reuters'a yaptıkları açıklamada Suriye hükümeti yetkilileri ile İran'la müttefik Hizbullah temsilcilerinin geçen ay en az bir kez gizlice bir araya geldiğini söyledi.

Hizbullah, Suriye'de iç savaşın yaşandığı yıllar boyunca eski Devlet Başkanı Beşşar Esad yönetimini desteklemek amacıyla ülkeye savaşçılar göndermişti.

Esad'ın 2024'ün sonlarında sürpriz bir saldırıyla devrilmesinin ardından Suriye'nin yeni yönetimi ile Hizbullah arasındaki gerilim tırmandı. Şam, Hizbullah'ı Suriye üzerinden silah sevkiyatı yapmakla suçlarken ABD de Suriye ordusunu Lübnan'a asker göndererek Hizbullah'a karşı savaşmaya teşvik etti.

Kaynakların verdiği bilgilere göre geçen ayki görüşmeye Hizbullah temsilcileri ile Suriye istihbarat ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri katıldı. Görüşme, gerilimi yatıştırmak amacıyla Türkiye'nin güvenlik ve istihbarat birimlerinin daveti üzerine gerçekleştirildi.

Kaynakların tamamı, daha önce kamuoyuna yansımayan hassas görüşme hakkında konuşabilmek için isimlerinin açıklanmaması şartıyla bilgi verdi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri ve Savunma bakanlıkları ile ABD Dışişleri Bakanlığı, Reuters'ın görüşmeyle ilgili sorularına henüz yanıt vermedi. Hizbullah'ın medya ofisi ise yorum yapmayı reddetti.

Kaynaklar: Yetkililer ortak güvenlik endişelerini ele aldı

ABD'li yetkili, iki Suriyeli yetkili ve Lübnanlı güvenlik kaynağı, görüşmede iki taraf arasındaki gerilim noktalarının çözümüne odaklanıldığını ve toplantının olumlu geçtiğini söyledi.

Suriyeli yetkililerden biri, tarafların aralarında herhangi bir düşmanlık bulunmadığı konusunda mutabık kaldığını ve Suriye'nin Hizbullah'a Lübnan'a askeri müdahalede bulunarak örgütün silahsızlandırılmasını sağlamayacağı konusunda güvence verdiğini belirtti.

Aynı yetkili, Suriyeli yetkililerin buna karşılık Hizbullah'dan sınırdan silah kaçakçılığı girişimlerinin durdurulmasına ve özellikle güney Suriye'de kalan uyuyan hücrelerinin dağıtılmasına yardımcı olmasını istediğini söyledi.

efrgt
Suriye'de Hizbullah bağlantılı hücreye mensup 5 kişi yakalandı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye salı günü, ülkenin güneyinde roket saldırısı hazırlığında olduğunu öne sürdüğü Hizbullah bağlantılı bir hücrenin yakalandığını duyurdu. Hizbullah ise çarşamba günü suçlamaları reddederek Suriye'de herhangi bir varlığının bulunmadığını ve ülkedeki güvenlik ya da askeri faaliyetlerle hiçbir ilgisinin olmadığını açıkladı.

Suriyeli yetkili, Hizbullah temsilcilerinin silah kaçakçılığının durdurulması ve Suriye'deki hücrelerinin dağıtılması talebine doğrudan yanıt vermediğini ancak Suriye'nin içişlerine müdahale etmeme taahhüdünde bulunduğunu söyledi.

Görüşme ve sonuçları hakkında doğrudan bilgi sahibi olan Lübnanlı kaynak ise iki tarafın güvenlik konularında önemli ilerleme kaydettiğini ifade etti.

Suriyeli yetkili ile Lübnanlı kaynak, nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve herhangi bir açıklama yapılmasına yönelik plan bulunmadığını söyledi. Lübnanlı kaynak Reuters'a, iki taraf arasındaki Türkiye üzerinden iletişimin yaklaşık iki ay önce başladığını belirtti.

Reuters, eylül ayında Türkiye'de gerçekleştirilen görüşmenin nerede ve ne kadar süreyle yapıldığını veya öncesinde ya da sonrasında başka görüşmeler gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini doğrulayamadı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan fon soruşturması açıklaması: Yakından takip ediyoruz

Fotoğraf: TCCB
Fotoğraf: TCCB
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan fon soruşturması açıklaması: Yakından takip ediyoruz

Fotoğraf: TCCB
Fotoğraf: TCCB

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından fon soruşturmasına yönelik açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı süreci "yakından takip ettiklerini" vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada "fon konusunu etraflıca değerlendirdik" dedi, "Yaşanan sorun fon piyasasının sınırlı bir bölümünde meydana gelmiştir. Finansal sistemimize sirayet etmiş herhangi bir risk mevzu bahis değildir" sözlerini ekledi.

Erdoğan fon krizine dair gerekli soruşturmaların yapıldığını belirtti, benzer bir sorunun tekrar yaşanmasının önüne geçmek için gerekli çalışmaların yapıldığını vurguladı.

"İster piyasa manipülasyonu ile ister borsa oyunları ile ister belediyelerde yaşandığı gibi apacık yolsuzluk yaparak olsun her kim milletin hakkına, malına, hukukuna el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur" diyen Cumhurbaşkanı, söz konusu ülkenin ekonomik güvenliği, refahı ise bunda en küçük bir tereddüt gösterilmeyeceğini söyledi.

Türkiye'nin 2 trilyon dolara yaklaşan bir ekonomik büyüklüğe sahip olduğunu ifade eden Erdoğan, ülkedeki finansal sistemin güçlü olduğunu vurguladı.

"Türk sermaye piyasası dayanıklıdır, temelleri sağlamdır. Bu sınamanın üstesinden rahatça gelecek kapasiteye sahiptir" dedi ve ekledi:

"Sırf siyasi mevzi kazanmak uğruna muhalefet figürleri dahil hiç kimsenin ekonomimize zarar vermeye, yatırımcıları tedirgin etmeye hakkı yoktur."

Erdoğan konuşmasında haksız kazanç elde edenler hakkında gerekli soruşturmaların yapıldığını belirtti, "Fonlar vasıtasıyla piyasa bozucu eylemlere ilişkiyi tespit edilenler hukuk önünde bunun hesabını verecektir" dedi.