Lehman Brothers hayaletinin geri dönüşü... Dünya, 2008 krizinin daha şiddetli bir versiyonuyla mı karşı karşıya kalacak?

15 Eylül 2008 tarihli arşiv fotoğrafında, bir çalışan Londra’daki Lehman Brothers ofisinden elinde bir kutuyla çıkarken görülüyor. (Reuters)
15 Eylül 2008 tarihli arşiv fotoğrafında, bir çalışan Londra’daki Lehman Brothers ofisinden elinde bir kutuyla çıkarken görülüyor. (Reuters)
TT

Lehman Brothers hayaletinin geri dönüşü... Dünya, 2008 krizinin daha şiddetli bir versiyonuyla mı karşı karşıya kalacak?

15 Eylül 2008 tarihli arşiv fotoğrafında, bir çalışan Londra’daki Lehman Brothers ofisinden elinde bir kutuyla çıkarken görülüyor. (Reuters)
15 Eylül 2008 tarihli arşiv fotoğrafında, bir çalışan Londra’daki Lehman Brothers ofisinden elinde bir kutuyla çıkarken görülüyor. (Reuters)

Dünya, 2008 ekonomik krizi sırasında Lehman Brothers çalışanlarının ofislerinden eşyalarını karton kutularla çıkardığı görüntüleri hâlâ hatırlarken, küresel ekonomi göstergelerinde yeni bir krize işaret eden uyarı sinyalleri öne çıkıyor. BBC tarafından yayımlanan bir analize göre, ufukta beliren kriz geçmişin birebir tekrarı olmaktan ziyade, ‘egemenlik aşınması’ ve ‘gizli borçlar’ gibi unsurların öne çıktığı farklı bir yapıya sahip. Şarku’l Avsat’ın BBC’den aktardığı analizde, söz konusu risklerin yoğun jeopolitik gerilim ortamında büyüdüğü ve uzmanlar tarafından, finansal sistemdeki kırılganlık ile küresel enerji akışındaki daralmaların kesiştiği ‘uzamış bir risk bölgesi’ olarak tanımlandığı ifade edildi.

‘İpoteklerden gölge krediye’

2026’da olası bir krizin ‘zaman ayarlı bombası’ olarak, büyüklüğü 2,5 trilyon doları aşan ve merkez bankalarının düzenleyici çerçevesinin dışında gelişen özel kredi sektörü gösteriliyor. Uzmanlara göre bugün sektörde gözlenen tablo, BlackRock ve Blackstone gibi büyük kuruluşların uyguladığı geri çekim kısıtlamalarıyla birlikte ‘likiditeden yavaş kaçış’ olarak tanımlanıyor. 2008’de bankaların önünde oluşan fiziksel kuyrukların yerini ise bugün dijital ve ertelenmiş talepler, yani ‘likidite kapıları’ aldı.

Riskin temelinde, bu fonların yatırımcı kaynaklarını uzun vadeli ve likit olmayan varlıklara (örneğin uzun vadeli kredilere) yönlendirmiş olması yatıyor. Yatırımcıların aynı anda çıkışa yönelmesi durumunda fonlar, varlıklarını ciddi zararlar olmadan nakde çevirmekte zorlanıyor. Bu durum, kredi akışında ani bir daralma riskini beraberinde getirirken, günlük faaliyetlerini bu finansmana dayandıran reel sektörlerde zincirleme bir daralma ihtimalini artırıyor.

‘Katmanlı borç pastası’

Bank of England Başkan Yardımcısı Sarah Breeden, mevcut finansal yapıyı ‘kaldıraç katmanlarından oluşan bir pasta’ olarak tanımlıyor. Breeden’a göre, özel kredi fonları yalnızca yatırımcıların sağladığı kaynaklarla yetinmeyip, getirilerini artırmak amacıyla büyük ölçekli borçlanmaya da başvurdu. Bu durum, borcun başka borçlarla finanse edildiği karmaşık ve opak bir yapı oluşturuyor. Sistemdeki küçük bir halkanın bile aksaması, zincirleme bir çöküş riskini beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre bu ‘kırılgan’ model, risklerin düzenlemeye tabi bankacılık sisteminden yeterli güvenlik mekanizmalarına sahip olmayan ‘gölge’ finans alanına kayması nedeniyle, olası bir 2026 krizini 2008’e kıyasla daha tehlikeli hale getiriyor.

Enerji güvenliği: Hürmüz küresel bir krizin fitili

Kriz, finansal tablolardan çıkarak günlük yaşamın merkezine ‘enerji şoku’ üzerinden taşınıyor. Uzmanlar, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine dayanarak Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin ‘modern tarihin en büyük enerji güvenliği krizi’ potansiyelini taşıdığını belirtiyor. Bu durumun, 1973 Petrol Krizi ve 1979 Petrol Krizi gibi geçmiş şoklardan daha ağır sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor. Jeopolitik gerilimlerin etkisiyle petrol fiyatlarının varil başına 126 dolar seviyesine yaklaşması ise küresel ölçekte ‘yapısal enflasyon’ baskısını artırıyor.

dwefrg
2008 yılına ait bu fotoğraf, Lehman Brothers’ın iflasının ardından hisse senetlerinde yaşanan dramatik düşüşe bir yatırımcının tepkisini gösteriyor. (Getty Images)

Bu sert fiyat artışı, pandemi döneminde mali alanlarını büyük ölçüde tüketmiş ülkelerin bütçeleri üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Uzmanlara göre bu durum, hükümetlerin yükselen yaşam maliyetlerine karşı vatandaşlarını koruyacak sosyal destek mekanizmalarını devreye sokmasını zorlaştırıyor.

‘Suyu tükenmiş itfaiye ekibi’

Bu krizdeki temel sorun, 2008’de kullanılan kurtarma araçlarının büyük ölçüde tükenmiş olması olarak öne çıkıyor. Ekonomist Muhammed el-Erian, hükümetler ve merkez bankalarının mevcut durumunu ‘suyu tükenmiş bir itfaiye ekibine’ benzetiyor. Örneğin, önceki krizde Birleşik Krallık’ın kamu borcu gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 50’sinin altındayken, bugün bu oran yüzde 100’e yaklaşmış durumda. Bu tablo, para politikası alanının daraldığını ve devletlerin zor durumdaki kurumları desteklemek için geniş çaplı finansman sağlama kapasitesinin azaldığını gösteriyor. Uzmanlara göre bu durum, uluslararası koordinasyon eksikliği ve artan ticaret gerilimleriyle birlikte finansal sistemi olası şoklara karşı daha savunmasız hale getiriyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından nisan ayında yayımlanan Küresel Finansal İstikrar Raporu da benzer risklere dikkat çekti. Raporda, enflasyonist baskılar ile varlıkların zorunlu satışlarının aynı anda yaşandığı ‘çift yönlü bir sarsıntı’ ortamı tanımlandı. Bu süreçte küresel hisse senetlerinin iki ay içinde yüzde 8 değer kaybettiği belirtildi. Raporda ayrıca, tahvil piyasasındaki kayıplar ile bankaların bilançolarındaki zayıflama arasında oluşan ‘kısır döngüye’ dikkat çekildi. Tahvil getirilerinin yükselmesi, bankaların elindeki varlıkların değerini düşürürken, bu durum finansal kurumları kredi vermeyi azaltmaya itiyor. Bu da ekonomik faaliyet üzerinde ilave baskı oluşturuyor.

Uluslararası düzenin çöküşü ve ‘küresel itfaiyecinin’ yokluğu

2008 krizi ile mevcut tablo arasındaki temel fark, ‘kolektif hareket kapasitesinin’ zayıflamış olması olarak öne çıkıyor. Günümüzde küresel ittifaklarda belirgin bir çözülme yaşanırken, büyük güçler arasındaki derin ayrışma uluslararası koordinasyonu sınırlıyor. Uzmanlara göre bu durum, geçmişte kriz anlarında devreye giren eşgüdümlü müdahale mekanizmalarının eksikliğine yol açıyor. Küresel ölçekte likidite sağlayabilecek ‘küresel itfaiyecinin’ bulunmaması, olası bir krizi geçici bir finansal sarsıntıdan çıkararak daha uzun süreli ve yapısal bir aşınma sürecine dönüştürme riski taşıyor. Bu çerçevede, ülkelerin ve piyasaların giderek daha fazla kendi imkânlarıyla hareket etmek zorunda kaldığı, küresel ekonomik sistemde parçalanma eğiliminin güçlendiği değerlendiriliyor.



Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
TT

Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2025 yılında güçlü bir mali performans sergiledi. Fonun gelirleri yüzde 9 artışla 450 milyar riyale (120 milyar dolar) yükselirken, net kârı iki katına çıkarak 65 milyar riyali (17,3 milyar dolar) aştı. Yönetilen varlıklarının toplamı değeri ise yaklaşık 3,4 trilyon riyale (906,7 milyar dolar) ulaştı.

Fon, yerel yatırımlarını da genişletmeye devam etti. Bu yatırımların 2021-2025 dönemindeki kümülatif toplamı 750 milyar riyale (200 milyar dolar) yaklaşırken, uluslararası yatırımları yüzde 12 oranında büyüdü. Fon ayrıca yapay zekâ, teknoloji, enerji ve ileri imalat gibi stratejik sektörlerdeki varlığını da güçlendirdi.


Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
TT

Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)

ABD, İran'a yönelik ablukayı sıkılaştırırken küresel petrol piyasalarının savaşa ne kadar dayanabileceği merak ediliyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, dünkü açıklamasında İran'a uygulanan deniz ablukasının süresiz devam edebileceğini duyurdu.

Reuters'ın analizine göre 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan savaşta şimdiye dek küresel piyasada 2,6 milyar varil petrol kaybedildi.  

Saudi Aramco'ya göre günlük kayıp Körfez'de 11 milyon varile ulaşırken, çoğu analist küresel arz açığının günde yaklaşık 5 milyon varile ulaştığını söylüyor.

Ukrayna, Kazakistan'dan Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı'na günde 1,8 milyon varil petrol taşıyan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu'na (CPC) temmuz sonunda drone saldırısı düzenlemişti. Bunun açığı daha da artırmış olabileceği belirtiliyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, küresel petrol piyasasında istikrar için Kiev'den saldırıları durdurmasını istemişti.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) hesaplamasına göre, ülkelerin elindeki ticari ve kamu petrol stoklarının toplamı yaklaşık 1,5 milyar varil. Ancak bunun tamamı acil durumda piyasaya sürülebilecek rezervlerden oluşmuyor.

Devletlerin doğrudan kontrolünde olan ve acil durumda kullanılabilecek petrol rezervleri yaklaşık 900 milyon varil. Analize göre günlük 5 milyon varillik arz açığının tamamen bu kaynaktan kapatılması halinde kritik eşik olarak belirlenen süre 180 güne denk geliyor. Yani mevcut arz açığı sözkonusu rezervlerden 180 gün daha kapatılabilir. Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin normale dönmesi, arzın toparlanması ve üretimin başka bölgelerde artmasıysa bu süreyi değiştirebilir.

Diğer yandan ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi de 1983'ten bu yana en düşük seviyesine geriledi. Stratejik rezerv altyapısında yaşlanma, bakım eksiklikleri ve bazı depolama sahalarındaki sorunlar petrolün piyasaya ulaştırılması sürecinde sorun yaratabilir.

Uzmanlar özellikle dizel ve jet yakıtı stoklarının 5 yılın en düşük seviyesinde olduğuna işaret ediyor. İran ve Rusya-Ukrayna savaşlarının rafinerilere zarar vermesi bu ürünlerdeki sıkışıklığı daha da artırdı.

Öte yandan analize göre Çin, savaş öncesinde Hürmüz Boğazı üzerinden yaptığı günlük yaklaşık 5,5 milyon varillik ithalatı neredeyse bir yıl sürdürebilir. Pekin elindeki miktarı açıklamasa Asya devinin 1 ila 1,7 milyar varillik stoku olduğu tahmin ediliyor.

Independent Türkçe, Reuters, Financial Times


OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
TT

OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) dün yaptığı açıklamada, 2027 yılında küresel petrol talebindeki büyüme beklentisini günlük yaklaşık 2,2 milyon varile yükseltti. OPEC, bir önceki tahmininde büyümenin günlük 1,9 milyon varil olacağını öngörmüştü.

OPEC, 2026'nın son çeyreğinde küresel petrol talebine ilişkin tahminini biraz aşağı çekerek günlük 107,66 milyon varile indirdi. Geçen ayki tahmin günlük 107,72 milyon varil düzeyindeydi. Buna karşın örgüt, 2026 yılı toplam küresel petrol talebi tahminini günlük 105,16 milyon varilden 105,74 milyon varile yükseltti.

2027 yılı için OPEC, küresel petrol talebinin günlük 107,90 milyon varile ulaşmasını bekliyor. Bu rakam, temmuz ayında açıklanan günlük 107,88 milyon varillik tahminle büyük ölçüde aynı seviyede bulunuyor.

Öte yandan OPEC, OPEC+ ittifakı dışındaki üreticilerin petrol arzındaki büyüme tahminini 2026 için günlük 640 bin varilde sabit tuttu. Bu rakam, temmuz ayındaki tahminle aynı. Örgüt, 2027 yılında OPEC+ dışı üreticilerin arzının günlük 620 bin varil artacağı yönündeki öngörüsünü de değiştirmedi.