Libya krizi: Petrol zenginliği meselesi ile siyasi çözüm süreci arasındaki çakışma

Petrol, silah ve siyasi müzakere dosyalarının kesiştiği nokta

Trablus'un 40 kilometre batısındaki Zaviye Petrol Rafinerisi'ni koruyan Ulusal Geçiş Konseyi'ne bağlı bir unsur (AFP)
Trablus'un 40 kilometre batısındaki Zaviye Petrol Rafinerisi'ni koruyan Ulusal Geçiş Konseyi'ne bağlı bir unsur (AFP)
TT

Libya krizi: Petrol zenginliği meselesi ile siyasi çözüm süreci arasındaki çakışma

Trablus'un 40 kilometre batısındaki Zaviye Petrol Rafinerisi'ni koruyan Ulusal Geçiş Konseyi'ne bağlı bir unsur (AFP)
Trablus'un 40 kilometre batısındaki Zaviye Petrol Rafinerisi'ni koruyan Ulusal Geçiş Konseyi'ne bağlı bir unsur (AFP)

Rafet Bilhayr

Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Libya Uzmanlar Paneli raporunun yayınlandığı tarih, siyasi sonuçlarına ilişkin bazı soruları gündeme taşıdı. Rapor, Libya petrol sektöründeki yönetişim düzeyine yönelik ciddi kaygılara ve devlet kurumlarının sürdürülebilirliğini ile egemenlik kaynaklarını yönetme kapasitesini etkileyen yapısal sorunlara ilişkin belgelenmiş olgular içeriyordu.

Geçtiğimiz yılın nisan ayında yayınlanan rapor, farklı bölgelerden üst düzey yetkililerin devlet kurumlarının petrol gelirlerinin bir bölümüne erişimini kısıtlayan düzenlemelere dahil olduğuna işaret eden göstergeler tespit etti. Rapor, bu durumun kamu yararını olumsuz etkilediğini ve devletin temel işlevlerini yerine getirme kapasitesini zayıflattığını vurguladı.

Bu bağlamda, Ulusal Petrol Kurumu'ndaki (NOC) karar alma mekanizmaları üzerindeki etki biçimlerini çözümlerken hem sivil hem de askeri liderlikten üst düzey yetkililere atıfta bulunan rapora göre bu düzenlemeler, bazı silahlı tarafların kapasitesini güçlendirmeye katkıda bulunurken hükümet kurumlarının kullanabileceği kaynakları da olumsuz etkiledi.

Rapor ayrıca ham petrol gelirlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla oluşturulan ve ülkenin doğusu ile batısındaki ilgili taraflar arasındaki karşılıklı çıkar düzenlemelerinin somut bir örneğini temsil ettiği tanımlanan ticari bir petrol kuruluşuna da değindi. Bu düzenlemelerin sonraki aşamalarda genişleyip yayılma olasılığına da dikkat çekti.

NOC ise raporun bazı içeriklerine ilişkin temel çekincelerini dile getirdi. Rapora ilişkin ilk incelemenin analitik metodolojide eksiklikler ve bazı sonuçların resmi ve teknik yetkili kaynaklara dayanmadığını ortaya koyduğunu vurgulayan kurum, rapordaki bilgi ve rakamlar hakkındaki tam tutumunu açıklayacağı bir basın toplantısı öncesinde ayrıntılı resmi bir yanıt hazırlama sürecinde olduğunu da duyurdu.

cfdbgf
Libya'nın kuzeyindeki Ras Lanuf kentinde bir petrol rafinerisi, 3 Haziran 2020 (AFP)

Bu durum silahlı grupların nüfuzunu genişletmesine imkân tanımakla kalmadı, Libya devletinin sürekliliğini doğrudan zayıflatarak kamu yararını da olumsuz etkiledi.

BMGK Uzmanlar Paneli raporu, Washington'ın Libya dosyasına yönelik yoğun diplomatik hareketliliğin yaşandığı bir dönemde yayımlandı. ABD, yasama sürecindeki çıkmazın seçim kanunu üzerinde uzlaşı sağlanamaması ve birleşik hükümet kurulamaması nedeniyle doğurduğu siyasi tıkanıklığı aşmak ve yürütme otoritesini birleştirmeyi hedefleyen bir vizyon çerçevesinde başlıca Libya tarafları arasındaki yakınlaşmayı güçlendirmeye çalışıyor.

scvsd
Libya Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus Uluslararası Konferans Merkezi'nde düzenlenen Libya Enerji ve Ekonomi Zirvesi'nin açılış gününde, 24 Ocak 2026 (Fotoğraf)

Öte yandan Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, BMGK Uzmanlar Grubu'nun görev süresini yenileme ve raporunu yayımlama kararını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Menfi, ulusal ekonomiyi korumaya ve uluslararası hukuka uyumu güçlendirmeye yönelik çabaları desteklediğini de teyit etti.

Menfi ayrıca BMGK’dan ve 1970 sayılı karar çerçevesinde kurulan Yaptırımlar Komitesi'nden, raporda yer alan bulgular doğrultusunda nesnel ölçütler çerçevesinde ve siyasi seçicilikten uzak biçimde gerekli adımları atmasını talep etti. Bu talep, yürürlükteki uluslararası hukuki çerçevelerde öngörülen varlık dondurma mekanizmalarının devreye sokulmasını da kapsıyor.

Ancak Menfi'nin iç gelişmelere yaklaşımı belirli bir karmaşıklık taşıyordu. Başlangıçta Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) gerçekleştirdiği son kabine değişikliğine yönelik olumlu sinyaller verdi; akabinde bu atamaların yürürlükteki anayasal çerçevelerle uyumuna, özellikle yetkili merci huzurunda anayasal yemin töreni prosedürlerine ilişkin hukuki sorular yöneltti.

Bu tutum, bir yanda prosedürel meşruiyet gereklilikleri, diğer yanda son derece hassas bir geçiş döneminde siyasi istikrarın zorunlulukları arasında denge kurmanın güçlüğünü yansıtıyor.

Resmi çerçeveleri aile kuruluşları ya da bölgesel grupları desteklemek suretiyle devre dışı bırakmaya yönelik her türlü girişim, krizi derinleştirmekten başka bir sonuç doğurmaz.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), ABD Başkanı Donald Trump'ın Afrika'dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Fares Boulos liderliğindeki Afrika ve Arap İşleri Amerikan çabalarına yaptığı yorumda herhangi bir siyasi çözüm sürecinin tanınan meşru kurumlara dayanması ve yürürlükteki hukuki ve anayasal çerçevelere istinat etmesi gerektiğini vurguladı. Kalıcı uzlaşıların bu kurumlardan bağımsız bireysel ya da ikili düzenlemeler üzerine inşa edilemeyeceğini ve bunların görmezden gelinmesinin siyasi tabloyu çözmek yerine daha da karmaşık hale getirebileceğine dikkati çekti.

DYK ayrıca BM Libya Destek Misyonu'nun (UNSMIL) bazı çalışma yöntemlerine yönelik ciddi çekincelerini dile getirerek UNSMIL’i yasama ve yürütme organlarıyla ilişkilerinde kurumsal mekanizmalara saygı göstermeye, şeffaflık ve önceden koordinasyon yoluyla Libya taraflarıyla güven inşa etmeye davet etti; böylece UNSMIL’in etkinliğinin güçlendirilebileceğini ve siyasi sürecin ulusal sahipliği ilkesinin korunabileceğini belirtti.

Aynı zamanda bazı uluslararası tarafların Libya'daki siyasi çözüm sürecini etkilemeye yönelik çabalar olarak nitelendirdiği girişimlere ilişkin kaygılarını da dile getiren DYK, Libya halkının iradesine ve siyasi geleceğini belirleme önceliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu ve kalıcı siyasi düzenlemelerin meşru kurumları öne çıkaran ve demokratik hesap verebilirlik ilkesini pekiştiren gerçek bir ulusal mutabakatla ortaya çıkması gerektiğini vurguladı.

Bununla birlikte iki yasama meclisi arasında seçimler dosyasında uzlaşının sağlanamamasının siyasi tabloyu karmaşık hale getirdiğine ve bazı uluslararası tarafları kabul görmüş kurumsal çerçevenin dışında alternatif yollar aramaya yönelttiğine dikkati çeken DYK, bunu yürürlükteki hukuki ve anayasal çerçevelerin aşılması olarak değerlendirdiğinin de altını çizdi.

dsvd
ABD Başkanı Donald Trump'ın Afrika'dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Fares Boulos, Paris'te düzenlenen Büyük Göller Bölgesi'nde Barış ve Kalkınmayı Destekleme Konferansı'na katıldı, 30 Ekim 2025 (Reuters)

Öte yandan küçük diyalog grubunun kurulmasının, başta seçim dosyasıyla ilgilenen ortak komisyonların oluşturulması olmak üzere yol haritasındaki kilit adımlara doğru iki meclisin ilerlemesini sekteye uğratan tıkanıklığa verilen bir yanıt olduğunu vurgulayan UNSMIL’e göre bu süreçler, mevcut meşru kurumların yerini almak değil tıkanma nedenlerini teşhis etmeyi amaçlıyor.

Uluslararası arenada ise ABD, ülkede kurumsal istikrarı hedefleyen bir girişim aracılığıyla Libya dosyasına aktif diplomatik katılımını sürdürüyor. Bu katılımda BM özel temsilcilerinin çabaları ABD’nin yönelimleriyle örtüşürken bu durum Libya’nın yönetimi dosyası etrafındaki uluslararası koordinasyonun niteliğini yansıtmaktadır. Bununla birlikte bu yaklaşımın kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözümün gereklilikleriyle ne ölçüde örtüştüğüne dair meşru sorular gündeme geliyor. Bu çözüm, her şeyden önce Libya taraflarının siyasi geçiş için açık ve net temeller üzerinde uzlaşmaya hazır olup olmadığına bağlı kalmaya devam ediyor.



Trump: Yıl sonundan itibaren İsrail'e mali yardımı durduracağız

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)
TT

Trump: Yıl sonundan itibaren İsrail'e mali yardımı durduracağız

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Washington yönetiminin İsrail'e yönelik 10 yıllık güvenlik yardımı anlaşmasını sona erdireceğini açıkladı. Söz konusu anlaşma kapsamında İsrail'in 2028 yılına kadar yıllık 3,8 milyar dolar yardım alması öngörülüyordu.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada, ilk başkanlık döneminde 2019'da yürürlüğe giren ve temeli selefi Barack Obama döneminde, 2016 yılında atılan yardım anlaşmasının sona erdirileceğini belirtti.

İsrail'in de bu yardımın kesilmesine karşı olmadığını söyleyen Trump, “İsrail'in buna ihtiyacı olursa kendisine yardım edeceğiz” dedi. Yardımın azaltılması kararının kendisi ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında varılan mutabakat doğrultusunda alındığını kaydetti.

ABD ile İsrail arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çeken Trump, İsrail'in ülkesi açısından öncelikli konumda olduğunu belirterek şunları söyledi:

“İsrail bizim için ilk sırada geliyor. Ona diğer bütün taraflardan daha fazla yardım sağlıyoruz ancak artık bu yardıma ihtiyacı kalmadı. Eğer ihtiyacı olsaydı, yardımın sürdürülmesi gerektiğini söylerdim.”

Anlaşma kapsamında İsrail, silah alımlarında kullanılmak üzere ABD'den yıllık yaklaşık 3,8 milyar dolar tutarında mali yardım alıyor.

Şarku’l Avsat’ın Dış İlişkiler Konseyi'nden  (CFR) aktardığı verilere göre İsrail, 1948'de kuruluşundan bu yana ABD'den bugünkü dolar değeriyle 300 milyar doların üzerinde ekonomik ve askeri yardım aldı.

Bu miktar, 1946'dan bu yana herhangi bir ülkeye sağlanan ABD yardımını geride bırakıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu da daha önce ülkesinin ABD yardımına bağımlılığını sona erdirmek istediğini dile getirmişti.

Netanyahu, haziran ayında yaptığı açıklamada İsrail'in askeri bağımsızlığının güçlendirilmesi ve Washington'a olan bağımlılığının azaltılması çağrısında bulunmuştu.

Netanyahu, ocak ayında The Economist dergisine verdiği röportajda ise bu hedefe 10 yıl içinde ulaşmayı umduğunu söylemişti.

Trump, salı günkü açıklamasında kararının gerekçelerinden birinin de Demokratların Senato adayı Abdul (Abdurrahman) Seyyid'in yönelttiği eleştiriler olduğunu belirtti. Seyyid, ABD'de kamuoyunda giderek artan hoşnutsuzluktan ve İsrail karşıtı tepkilerden yararlanan isimler arasında gösteriliyor.

Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada, “İsrailliler artık bu yardıma ihtiyaç duymuyorken neden Abdul Seyyid gibi aşırılık yanlısı kişilerin saldırılarına ve eleştirilerine katlanalım?” ifadelerini kullandı.


Trump karşıtlığı Demokratları sandıkta buluşturuyor, peki seçim sonrasında ne olacak?

3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)
3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)
TT

Trump karşıtlığı Demokratları sandıkta buluşturuyor, peki seçim sonrasında ne olacak?

3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)
3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçilerin zaferini garantilemek için seçmenlere sandık başına gitmeleri ve oylarını “sanki kendi adı da oy pusulasında yer alıyormuş gibi” kullanmaları çağrısında bulundu. Bu çağrı, Cumhuriyetçi taban nezdinde partisine yarar sağlayabilecek olsa da diğer seçmen kesimleri üzerinde ters etki yaratabilir.

Zira Amerikalıların bu seçimlerde oy kullanması, mutlaka bir adayı destekledikleri anlamına gelmiyor. Aksine bu tercih, ABD Başkanı'nın iç ve dış politikalarına yönelik bir tepkinin ifadesi olarak öne çıkıyor. Birçok kamuoyu araştırmasının sonuçları da Trump karşıtlığının geniş bir seçmen kitlesi için temel bir seçim motivasyonuna dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Şarku’l Avsat’ın Pew Araştırma Merkezi'nden aktardığı ankete göre kayıtlı seçmenlerin yüzde 44'ü oylarını Trump'a karşı kullanacağını belirtiyor. CBS televizyonunun araştırmasında ise Demokrat seçmenlerin yüzde 70'inden fazlası, oy tercihlerinin başkana yönelik muhalefetin bir ifadesi olduğunu dile getiriyor.

Bu veriler, Trump'ın Demokrat tabanı harekete geçiren başlıca unsura dönüştüğünü ve birçok seçmen açısından kendisine karşı çıkmanın adayların seçim programlarından daha öncelikli hale geldiğini gösteriyor.

Muhalefet stratejisi

Demokratlar bu tablodan yararlanıyor ve seçim kampanyalarını Trump'ı ve siyasi gündemini hedef alan bir söylem üzerine kuruyor. Bu strateji, Kongre'de önemli kazanımlar elde etmelerine, hatta Temsilciler Meclisi veya Senato'da ya da her iki kanatta birden çoğunluğu ele geçirmelerine yardımcı olabilir.

Ancak bu tür bir stratejinin temel sorunu, Demokratların seçimleri kazanmasını sağlayabilse de seçim sonrasında seçmenlerin desteğini korumalarını garanti etmemesi. Trump'a karşı olmak, seçmenin Demokratlara güvendiği anlamına gelmiyor.

defrgt
2 Kasım 2026'da Iowa eyaletinde oy kullanmak için sıraya giren seçmenler (AFP)

CBS'nin anketi, Demokrat Parti destekçilerinin önemli bir bölümünün açık ve belirgin bir Demokrat gündemi desteklemekten ziyade Trump ve Cumhuriyetçilerin politikalarına karşı koyma motivasyonuyla hareket ettiğini ortaya koydu. Parti destekçilerinin yaklaşık yüzde 40'ı, Demokratların Kongre'de çoğunluğu elde etmesi durumunda “açık bir plana sahip olmadığını” düşünüyor.

Nitekim Demokratların, seçimleri kazanmaları halinde önümüzdeki dönemde hangi konulara öncelik vereceklerine ilişkin henüz ortak ve net bir programı bulunmuyor. Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki azınlık lideri Hakeem Jeffries ise partisinin gündeminin ana hatlarını belirlemeye çalıştı.

Jeffries kısa süre önce, Demokratların iktidara gelmeleri halinde ilk 100 günde hayata geçirmeyi planladıkları bir program açıkladı. Plan; yaşam maliyetlerinin düşürülmesini, sağlık sisteminde reform yapılmasını, Trump'ın gümrük tarifelerine karşı çıkılmasını ve İran'la yürütülen savaşın ele alınmasını içeriyor. Parti ayrıca yönetimin uygulamalarına yönelik kapsamlı soruşturmalar başlatmaya hazırlanıyor.

Ancak böyle bir gündemin açıklanmış olması, Demokratların bu başlıkların nasıl hayata geçirileceği veya hangilerine öncelik verileceği konusunda uzlaştığı anlamına gelmiyor. Özellikle partinin ilerici ve ılımlı kanatları arasındaki görüş ayrılıkları ve Trump'ın Beyaz Saray'daki görevini sürdürmesinin getireceği kısıtlamalar, ortak bir yol haritası oluşturulmasını zorlaştırıyor.

vfbghyju
Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki azınlık lideri Hakeem Jeffries, 31 Ekim 2026'da Virginia'da (AFP)

Demokratların bir bölümü sağlık sisteminde reformun öncelikli gündem maddesi olması gerektiğini savunurken, bazıları Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi'nin (ICE) reforme edilmesini istiyor. Diğerleri ise ekonomiyi canlandırmaya yönelik projelerin yasalaştırılmasına öncelik verilmesi çağrısında bulunuyor.

Buna karşılık birçok Demokrat, yönetimin uygulamalarını denetleme ve hesap vermesini sağlama yetkilerini yeniden etkin biçimde kullanmayı bekliyor. Bu kapsamda Trump'ın veya yönetimindeki bazı yetkililerin görevden alınmasına yönelik girişimlerin de gündeme gelebileceği belirtiliyor.

Demokratların öncelikleri

Ancak Trump'a yönelik muhalefeti seçim kazanımlarına dönüştürmek başka, bu muhalefeti seçmenlerin beklentilerini karşılayacak bir yasama programına çevirmek başka bir mesele. Demokrat Parti içinde gündeme getirilen konuların çeşitliliği ve öncelikler konusundaki görüş ayrılıkları, temel bir soruyu gündeme getiriyor: Seçmenler, yeni Kongre'den gerçekte ne bekliyor?

cfvgthd
3 Kasım'da Washington'daki bir seçim merkezinde oy kullanan kadın seçmen (AP)

Trump'a karşı oy kullanmak, ilk bakışta Demokratlara başkanı denetleme ve yönetimine karşı koyma yetkisi verilmesi anlamına gelebilir. Ancak kamuoyu araştırmaları, tablonun bundan daha karmaşık olduğunu gösteriyor.

Şarku’l Avsat’ın Associated Press'ten aktardığı ankete göre seçmenlerin yaklaşık yüzde 80'i Kongre'nin yaşam maliyetlerini düşürmeye öncelik vermesini istiyor. İran'la savaşın sona erdirilmesini öncelikli görenlerin oranı yaklaşık yüzde 70'e ulaşırken, Trump yönetiminin uygulamalarına yönelik soruşturmaların öncelik haline getirilmesini isteyenlerin oranı ise yaklaşık yüzde 40'ta kalıyor.

 bgnm
2 Kasım 2026'da New Hampshire eyaletinde bulunan Demokrat bir kadın seçmen (Reuters)

Çelişki de tam bu noktada ortaya çıkıyor: Bir seçmen Trump'a karşı oy kullanabilir ancak yeni Kongre'nin, günlük yaşamını doğrudan etkileyen sorunları bir kenara bırakarak başkanla siyasi mücadeleye odaklanmasını istemeyebilir.

Demokratlar çoğunluğu elde etmeleri halinde seçmenlerin beklentilerini karşılamayı başarabilecek mi? Yoksa parti içindeki görüş ayrılıkları, önümüzdeki dönemi somut sonuçların elde edilemediği siyasi çekişmeler ve güç mücadeleleriyle mi geçirmelerine yol açacak?


ABD, gelecek hafta Abu Dabi'de yapılacak Rusya ve Ukrayna arasındaki barış görüşmelerine arabuluculuk yapacak.

ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AP)
ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AP)
TT

ABD, gelecek hafta Abu Dabi'de yapılacak Rusya ve Ukrayna arasındaki barış görüşmelerine arabuluculuk yapacak.

ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AP)
ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff dün yaptığı açıklamada, Ukrayna, Rusya ve ABD'li yetkililerin barış müzakerelerini ilerletmek amacıyla gelecek hafta Abu Dabi'de üçlü bir toplantı gerçekleştireceğini bildirdi.

Rusya, ekim ayının sonlarında, yılın başından bu yana çıkmaza giren barış görüşmelerini yeniden başlatmaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Rusya, Ukrayna ve ABD heyetleri arasındaki son üçlü görüşme şubat ayının ortasında İsviçre'nin Cenevre kentinde gerçekleştirilmiş, ancak tarafların kendi şartlarında ısrar etmesi nedeniyle herhangi bir uzlaşmaya varılamamıştı.

Witkoff, X hesabından yaptığı açıklamada, “ABD, 10-11 Kasım tarihlerinde Abu Dabi'de, Ukrayna ve Rusya arasındaki müzakerelere arabuluculuk yapacak. Görüşmelerde savaş sonrası güvaenlik düzenlemeleri, gerilimin azaltılması, insani çabalar ve barışa yönelik adımlar ele alınacak” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Witkoff, ABD'li müzakerecilerin bu hafta Brüksel'e giderek Fransa, Almanya, İngiltere, Avrupa Birliği ve NATO temsilcileriyle bir araya geleceğini belirtti.

Görüşmelerde Ukrayna'ya yönelik güvenlik garantilerinin ele alınacağını kaydetti.