Uçak hangarlarında kurulan mahkeme salonları... İsrail, 7 Ekim saldırısına katılan Hamas özel kuvvetleri kadrosunu bu şekilde yargılayacak

Yaklaşık 350 kişi oldukları tahmin ediliyor... Bazı duruşmalar halka açık olacak

Hamas’ın askeri medya birimi tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, 7 Ekim saldırısı sırasında bir Kassam Tugayları savaşçısı görülüyor. (Reuters)
Hamas’ın askeri medya birimi tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, 7 Ekim saldırısı sırasında bir Kassam Tugayları savaşçısı görülüyor. (Reuters)
TT

Uçak hangarlarında kurulan mahkeme salonları... İsrail, 7 Ekim saldırısına katılan Hamas özel kuvvetleri kadrosunu bu şekilde yargılayacak

Hamas’ın askeri medya birimi tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, 7 Ekim saldırısı sırasında bir Kassam Tugayları savaşçısı görülüyor. (Reuters)
Hamas’ın askeri medya birimi tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, 7 Ekim saldırısı sırasında bir Kassam Tugayları savaşçısı görülüyor. (Reuters)

İsrail parlamentosu Knesset’te Hamas’ın özel kuvvetler birimine mensup ve 7 Ekim 2023 saldırısını gerçekleştirmekle suçlanan kişilerle ilgili özel yasanın son maddelerine ilişkin görüşmeler sürerken, davanın temel çerçevesi büyük ölçüde netleşti. Buna göre yargılamaların, 1967’den bu yana İsrail işgali altında bulunan Kalandiya Havaalanı binalarında gerçekleştirileceği belirtiliyor. İsrail hükümeti, söz konusu bölgede Yahudi yerleşim birimi inşa etmeyi planlıyor.

Bu süreçte yerleşim projesinin geçici olarak dondurulduğu, zira İsrail ordusunun yıllarca sürmesi beklenen davaları etkileyecek herhangi bir unsurun ortaya çıkmasını istemediği ifade edildi. Halihazırda havaalanındaki hangarların duruşmalar için hazırlandığı aktarıldı.

sdfrgfr
7 Ekim 2023’te Gazze Şeridi’nden fırlatılan roketlerin ardından İsrail’in güney yerleşimlerinde yanan araçları gösteren bir hava fotoğrafı (Reuters)

Sanıkların kimlikleri ve kesin sayıları gizli tutulmaya devam ederken, basına sızan bilgilere göre davada yaklaşık 350 kişinin yargılanması bekleniyor. Polis ve istihbarat yetkililerinin, tüm sanıkların mahkûm edilmesi ve haklarında idam cezası verilmesi için yeterli delile sahip olduklarına inandığı kaydedildi. Ancak aynı yetkililerin, davaların adil yargılama görüntüsü vermesi amacıyla bazı sanıkların beraat etme ihtimalini de dışlamadığı belirtildi.

Duruşmalar ne zaman başlayacak ne nasıl olacak?

Planlamaya göre davaların 7 Ekim’de başlaması öngörülüyor, ancak sürecin birkaç ay daha ertelenebileceği belirtiliyor. Mahkeme heyetinin, bazıları yedek orduda görev yapan avukat kökenli askerlerden oluşan 15 askeri yargıçtan meydana geleceği ifade edildi.

Duruşmaların haftada 5 gün ve günde 8 saat yapılmasının planlandığı, bazı oturumların kamuya açık olacağı, bazı tanıklıkların ise kapalı kapılar ardında alınacağı aktarıldı. Sanıklara yöneltilen suçlamaların çeşitlilik gösterdiği ve bunların arasında idam cezası gerektiren çok sayıda suçlamanın da bulunduğu kaydedildi.

Hamas’ın İsrail’e yönelik sürpriz saldırısında birkaç saat içinde yaklaşık bin 200 İsraillinin öldüğü belirtilirken, İsrail’in buna karşılık olarak başlattığı savaşta Gazze Şeridi’nin büyük ölçüde yıkıma uğradığı ifade edildi. Saldırılarda şu ana kadar çoğu kadın, çocuk ve yaşlı olmak üzere yaklaşık 73 bin Filistinlinin hayatını kaybettiği, iki milyon kişinin ise yerlerinden edildiği aktarıldı.

dvdevf
Savaşın Gazze Şeridi’nde yol açtığı yıkımdan (Reuters – Arşiv)

İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, 7 Ekim saldırısını öncelikle ‘İsrail’in başarısızlığı’ olarak değerlendirdi. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile görev süresi sona eren Hava Kuvvetleri Komutanı Tomer Bar ve yerine atanan Omer Tishler, ordunun 7 Ekim 2023’te başarısız olduğunu kabul ettiklerini açıkladı.

Zamir, Bar’ın görevden alınma töreninde yaptığı konuşmada, “7 Ekim’de bu kuvvet, tıpkı tüm İsrail ordusu gibi, İsrail devletini savunma görevini yerine getirmekte başarısız oldu. Bu başarısızlık bizi her gün takip ediyor ve sorumluluk üstlenip meseleyi soruşturmamızı zorunlu kılıyor” ifadelerini kullandı.

Buna karşın Başbakan Binyamin Netanyahu başta olmak üzere siyasi liderliğin, söz konusu başarısızlığın sorumluluğunu üstlenmeyi reddettiği ve olayla ilgili resmi bir soruşturma açılmasına karşı çıktığı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın İsrail medyasından aktardığı haberde, hükümetin kendi başarısızlıklarını örtbas etmek amacıyla kamuoyuna dönük gösterişli yöntemler aradığı, ‘Hamas’ın elit unsurları’ olarak tanımlanan kişilere yönelik davaların da bu çabaların bir parçası olduğu değerlendirmesine yer verildi.

Duruşmaya nasıl hazırlık yapıldı?

Hamas özel kuvvetlerine yönelik yargılama yasası hakkında, parlamentonun anayasa, hukuk ve adalet komisyonuna bağlı gizli alt komisyonda iki yılı aşkın süre boyunca yürütülen gizli ve daha sonra açık oturumlarda çeşitli sorular gündeme geldi. Tartışmalarda, ‘Bu dava nasıl tam anlamıyla kazançlı bir yargılama süreci olacak?’, ‘Sanıkların savunmasını hangi avukatlar üstlenecek?’, ‘Sanıkların beraat etmesi durumunda ne yaşanacak?’, ‘İsrailliler ve dünya kamuoyu ülke tarihindeki bu uğursuz günden geriye neyi hatırlayacak?’ ve ‘Bu süreç yalnızca adalet için verilen bir mücadele mi, yoksa aynı zamanda anlatı ve tarih yazımı savaşı mı?’ sorularının öne çıktığı belirtildi.

cdvdfve
Gazze Şeridi sınırında alarm sirenlerinin sesini duyan bir İsrail askeri yere çöktü, Ekim 2023 (Arşiv – AP)

Söz konusu yasa tasarısının sahibi Yulia Malinovsky. Rus kökenli olan 50 yaşındaki milletvekili, Yisrael Beiteinu adlı muhalefet partisinde görev yapıyor. Parti, Avigdor Lieberman tarafından yönetiliyor.

Malinovsky, “Hikâyeyi anlatmanın en iyi yolu hukuki süreçlerdir. Mahkeme salonlarında sunulacak iddianameler, tanıklıklar ve deliller kayda geçirilecek ve gelecek nesillere aktarılacak. Kurbanların hikâyesini anlatmalı ve ailelerini onurlandırmalıyız. Ailelerin katillerle yüz yüze gelmesi için birden fazla fırsat olacak. Savcılık yetkilileri bana herkes hakkında delile sahip olduklarını ve tüm hikâyeyi ortaya koyabileceklerini söylüyor” dedi.

Malinovsky, Yedioth Ahronoth gazetesine verdiği demeçte, davaya ilişkin düşüncenin Kasım 2023’te, yani saldırıdan yaklaşık bir ay sonra ortaya çıktığını belirterek şunları söyledi: “Henüz hepimiz şok halindeydik. Kendimi çaresiz ve büyük korku içinde hissediyordum. Rehinelerin tamamı hâlâ Gazze Şeridi’nde tutuluyordu ve İsrail’de çok sayıda militanı yakalamıştık. Aslında yakalanmamaları, çatışmalarda ölmeleri daha iyi olurdu. Ama onları yakaladık ve artık bizim elimizdeler. Onlar şimdiye kadar gördüğümüz en kötü suçlular. Kendime ‘Bunlarla ne yapacağız?’ diye sordum. Onları adalet önüne çıkarmamız gerektiği benim için açıktı.”

cdsv
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus yakınlarında bir İsrail tankının üzerinde kutlama yapan Filistinliler, 7 Ekim 2023 (Arşiv – AP)

Malinovsky, davanın orduya yüklenmesine ilişkin karara nasıl ulaşıldığını ve askeri yetkililerin bu göreve başlangıçta isteksiz yaklaşmasını da anlattı. Malinovsky, “Bu zor görevi kim üstlenecek ve kim yönetecek, kararsızlık içindeydik. Mantığa göre İsrail devleti kendisine zarar veren suçluları adalet önüne çıkarmalıydı. Bu nedenle davanın yerel bir mahkemede görülmesi ve devletin savcı konumunda olması gerekiyordu. Ancak yüzlerce sanık ve binlerce tanık ifadesi söz konusu olduğunda İsrail yargı sistemi muazzam bir yük altında çökecekti. Sonuçta bu kişiler belki de yargılanmadan, yaşlılıktan öleceklerdi” ifadelerini kullandı.

Nazi yargılamasının simülasyonu

Malinovsky, yasa tasarısının benzerini dünya tarihindeki büyük davalarla karşılaştırmak istediğini belirterek, bunun Nürnberg Mahkemeleri, Tokyo Duruşmaları ve eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi örnekleri takip etmesini hedeflediklerini söyledi.

Malinovsky ayrıca, İsrail’de 1960’larda Nazi yetkilisi Adolf Eichmann’ın yargılandığı büyük ölçekli davayı hatırlattı. Ancak bu örnekten önemli bir fark bulunduğunu, Eichmann davasının tek bir sanıkla sınırlı olduğunu, mevcut durumda ise yüzlerce sanığın yargılanmasının söz konusu olduğunu vurguladı.

dfvfd
Adolf Eichmann yargılanırken (İsrail Hükümeti Basın Ofisi)

Malinovsky, mahkeme yapısının resmî olarak Lod Askerî Mahkemesi’ne bağlı olacağını belirtti. Ancak bu mahkemenin uzun süredir fiilen aktif olmadığı, yalnızca kâğıt üzerinde varlığını sürdürdüğü ifade edildi. Malinovsky’ye göre duruşmalar, Atarot bölgesindeki özel tesislerde yürütülecek. Ayrıca duruşmaların sıkı güvenlik önlemleri altında gerçekleştirileceği, bu önlemlerin yalnızca tutukluların kaçma riskine karşı değil, aynı zamanda aşırı sağcı İsrailliler tarafından gerçekleştirilebilecek olası saldırı girişimlerine karşı da alındığı aktarıldı.

Mahkeme için özel donanımlar

Ordu tarafından projeye, emekli Tuğgeneral Yair Barkat atandı. Eski Askerî Polis Komutanı ve İç Cephe Komutanlığı’nda üst düzey görevler üstlenmiş olan Barkat’ın, yasal süreç henüz tamamlanmadan projede çalışmaya başladığı aktarıldı.

Planlama kapsamında mahkeme kompleksi için bir arazi tespit edildi. Bu kompleksin içinde merkezi bir duruşma salonu, eş zamanlı oturumların yapılacağı ek mahkeme salonları ve kamuya açık izleme alanlarının yer alacağı belirtildi.

Tasarıya göre mahkemenin 6 ay ile 1 yıl içinde faaliyete geçmesi, yargılamaların ise birkaç yıl içinde tamamlanması hedefleniyor. Bazı duruşmaların halka açık olacağı ve canlı yayınlanacağı, birçok tanıklığın ise ilk kez kamuoyuna açıklanacağı ifade edildi.

erbr
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar (Arşiv)

Malinovsky, bugüne kadar medyada yer alanların ve yapılan açıklamaların, tanıklıklarda ortaya çıkacak içerikle kıyaslanamayacağını söyledi. Malinovsky, daha önce adı hiç duyulmamış ya da görülmemiş kişilerin mahkemede ifade vereceğini, bu ifadelerin soruşturma materyalleriyle destekleneceğini belirtti. Ayrıca tüm delillerin belgelenmiş ve doğrulanmış olduğunu, yargılama sürecinde ilk kez çok sayıda fotoğraf ve belgenin kamuoyuna sunulacağını ifade etti.

Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, önerilen yasa tasarısı ‘toplu öldürme’ suçlamasını içeriyor. Ancak Simcha Rothman başta olmak üzere bazı milletvekilleri ve çok sayıda bakan, suçlamanın ‘Yahudilere yönelik soykırımın planlanması ve başlatılması’ olarak düzenlenmesini talep ediyor.

Bazı milletvekilleri ise bu suçlamanın ispatının oldukça zor olabileceğini, bu nedenle tek başına yer almasının sanıklar açısından beraat ihtimalini güçlendirebileceğini savunuyor. Bu nedenle söz konusu madde, iddianamenin tek dayanağı olarak bırakılmayacak. Savcılığın, ‘soykırım’ ve ‘egemenliğin ihlali’ gibi farklı suçlamalar arasında seçim yapabileceği belirtiliyor. Bu suçlamaların her ikisinin de idam cezası gerektirebileceği ifade edilirken, ‘toplu terör eylemleri’, ‘silahlı güç kılığında sızma’ gibi suçların da dosyada yer alacağı, bu suçların çoğu sanık için müebbet hapis cezasına kadar varan yaptırımlar içerdiği kaydedildi. Ayrıca daha düşük dereceli suçlamaların da iddianamede yer alabileceği aktarılıyor.



Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
TT

Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)

Sudan'ın Batı Kurdufan eyaletinde bir altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 işçi hayatını kaybetti. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre iki kurtulan, bugün çok sayıda kişinin hâlâ kayıp olduğunu ve enkaz altında hayatını kaybetmiş olabileceklerinden endişe edildiğini söyledi.

Kaza, dün eyaletteki en-Nuhud kenti yakınlarında bulunan ez-Zera altın madeninde meydana geldi. Bu sabah itibarıyla kurtarma ekiplerinin enkazdan 60 kişinin cansız bedenini çıkardığı bildirildi.


Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a Refah Tugayı Komutanı’nın suikasta uğradığını doğruladı

Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
TT

Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a Refah Tugayı Komutanı’nın suikasta uğradığını doğruladı

Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd

Hamas hareketinden üç kaynak bugün sabaha karşı, hareketin silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd’in suikasta uğradığını doğruladı. Kaynaklara göre Ebu Ubeyd, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde bulunduğu çadırın iki füzeyle hedef alınması sonucu hayatını kaybetti.

Üç kaynak, Ebu Ubeyd’in saldırı sırasında çadırda yalnız olduğunu ve olayda hayatını kaybettiğini, saldırı sırasında bölgeden geçen bir kız çocuğunun da yaralandığını belirtti.

Kaynaklar, Ebu Ubeyd’in Hamas ve Kassam Tugayları’nın Refah’taki eski yöneticilerinden biri olduğunu ve eski tugay komutanı Muhammed Şebane’ye yakın olduğunu aktardı. Ebu Ubeyd, Şebane’nin öldürülmesinin ardından onun yerine geçmişti.

İsrail, Refah Tugayı’nın eski komutanı Muhammed Şebane’yi 17 Mayıs 2025’te Han Yunus’taki Avrupa Gazze Hastanesi çevresindeki bir tüneli bombalayarak öldürmüştü. Şebane, o sırada Kassam Tugayları’nın komutanı olan Muhammed es-Sinvar’ın yanındaydı. Es-Sinvar, daha önce Muhammed ed-Dayf’ın öldürülmesinin ardından bu göreve gelmişti. Ed-Dayf da 13 Temmuz 2024’te düzenlenen başka bir hava saldırısında, Han Yunus Tugayı’nın eski komutanı Rafi Selame ile birlikte öldürülmüştü.

Ebu Ubeyd’in Refah’ta Kassam Tugayları’nın kuruluşunda rol alan isimlerden biri olduğu ve tugayın önde gelen komutanları arasında yer alan Raid el-Attar ile Muhammed Ebu Şemale’nin yanında görev yaptığı belirtildi. Attar ve Ebu Şemale, 21 Ağustos 2014’te İsrail tarafından öldürülmüştü. Ebu Ubeyd’in ayrıca Kassam Tugayları’nın eski komutanı ve Muhammed ed-Dayf’ın sağ kolu Ahmed el-Caberi ile de iyi ilişkileri bulunduğu, Caberi’nin ise 14 Kasım 2012’de İsrail tarafından öldürüldüğü kaydedildi.

Kaynaklardan biri, Ebu Ubeyd’in 2006 yılında İsrailli asker Gilad Şalit’in kaçırılması operasyonuna katkıda bulunduğunu ve Şalit’in bir süre saklanmasında rol oynadığını söyledi. Kaynağa göre Ebu Ubeyd, son savaş sırasında çok sayıda İsrailli esirin güvenliğinin sağlanmasına ve takas anlaşmaları kapsamında teslim edilmeleri sürecinin denetlenmesine de katkıda bulundu. Ayrıca 2014 yılında Refah yakınlarında İsrail askerlerini kaçırmak amacıyla bir tünel üzerinden sızma girişiminde de rol aldı. Bu operasyonun o dönemde savaşın başlamasına yol açtığı belirtildi.

Ebu Ubeyd, daha önce Yabna Taburu’nun komutanlığını ve Refah’ın merkez bölgesinden sorumluluğu üstlendi. Bir süre istihbarat teşkilatının sorumluluğunu da yürüten Ebu Ubeyd, Şebane’nin yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra onun öldürülmesinin ardından Refah Tugayı’nın komutanlığına getirildi.

İsrail ordusu, Ebu Ubeyd’in Şebane’nin öldürülmesinin ardından Refah Tugayı’nın komutanlığına getirildiğini ve daha önce çeşitli görevlerde bulunduğunu açıkladı. Ordu, Ebu Ubeyd’in tugayın faaliyetlerinin yönetilmesinden ve saldırı planlarının hayata geçirilmesinden sorumlu olduğunu, ayrıca savaş boyunca ağır darbe alan tugayın yeniden güçlendirilmesi için çalışmalar yürüttüğünü belirtti.

İsrail son dönemde Kassam Tugayları’nın önde gelen komutanlarına yönelik suikast operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail, perşembeyi cumaya bağlayan gece yarısında (10-11 Eylül), yeni Han Yunus Tugayı Komutanı Muhammed el-Yazuri’yi, el-Mevasi bölgesinde yaya olarak ilerlediği sırada hedef alarak öldürdü.

İsrail ayrıca pazartesiyi salıya bağlayan gece yarısından kısa süre önce, Gazze kentinin kuzeyindeki Sıftavi mahallesinde aracının hedef alınması sonucu Cibaliye el-Beled Taburu Komutanı Ahmed el-Batş’ı öldürdü. Son günlerde düzenlenen peş peşe suikast operasyonlarında farklı alanlarda görev yapan çok sayıda saha komutanı da öldürüldü.

İsrail’in öldürdüğü isimler arasında, geçtiğimiz pazartesi günü Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde bir İsrail İHA’sının çadırı bombalaması sonucu hayatını kaybeden Raif Ebu ez-Zemer de bulunuyor. Şarku’l Avsat başka bir saha kaynağından, Ebu ez-Zemer’in Kassam Tugayları’nın askeri eğitim biriminde bölük komutanı olduğunu ve Refah Tugayı’nın önde gelen saha unsurlarından biri olarak faaliyet gösterdiğini öğrendi. Kaynak, Ebu ez-Zemer’in perşembeyi cumaya bağlayan gece Hamad kentinde aracının bombalanması sonucu öldürülen Mümin Ebu Lebde ile doğrudan bağlantısı bulunduğunu belirtti. Diğer ismin ise aynı tugayın keskin nişancı biriminden sorumlu olduğu kaydedildi.

Hamas’tan bir saha kaynağına göre, Askeri Konsey, farklı tugay ve kurmay birimleri ile bölgelerdeki tabur komutanları ve diğer askeri rütbelerde görev yapan isimlerin tamamı için yedek kadrolar bulunuyor. Kaynak, son dönemde teşkilatın yapısının büyük ölçüde yeniden düzenlenmesi sayesinde komutanlardan birinin öldürülmesi halinde başka bir ismin görevi devraldığını belirtti.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kassam Tugayları’nın örgütsel yapısının, geçmişte tarihi lider kadrolara yönelik suikastların ardından olduğu gibi tamamen esnek şekilde işlediğini söyledi. Kaynağa göre, söz konusu liderlerin öldürülmesinin hemen ardından Askeri Konsey ve tugayların yönetimi için alternatif isimler görevlendirildi.


Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülmesi için “kazanımlar” elde edilmesini zorluyor

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
TT

Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülmesi için “kazanımlar” elde edilmesini zorluyor

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülebilmesini sağlayacak "müzakere kazanımları" elde edilmesi için girişimlerini hızlandırıyor. Bu çaba, müzakere sürecinin tıkanması ve Beyrut'un, İsrail kaynaklı olarak güneyde gerilimin azaldığı yönündeki sızıntılara temkinli yaklaşmasıyla birlikte yürütülüyor. Lübnan tarafı, ABD'li arabulucudan ise güvenilir bilgiler alamamaktan şikâyetçi.

Resmi bir kaynak, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Avn'ın Roma'da yapılması planlanan müzakere turunun ertelenmesini istediğini belirtti. Kaynağa göre Avn, özellikle gerçek bir ateşkesin sağlanması ve Lübnanlı tutukluların serbest bırakılması sürecinin tamamlanması başta olmak üzere, somut ilerleme sağlayacak bir gündem oluşturulmasını şart koştu.

Öte yandan Avn, İsrail'in Ali et-Tahir Tepeleri'ne ilerlememesine ilişkin daha önce alınan mutabakata rağmen Hizbullah'ın bölgede attığı adımı sorguladı. Söz konusu mutabakat kapsamında İsrail'in bölgeye ilerlememesi, karşılığında ise Lübnan ordusunun burada konuşlanması öngörülmüştü.

Avn, Hizbullah'ın bölgeyi Lübnan ordusuna teslim etmek yerine İsrail güçlerine bırakmayı tercih etmesinin nedenini sorguladı. Kaynağa göre böyle bir adım, önümüzdeki dönemde Nebatiye ve çevresindeki beldelerin yeni risk ve yıkımlardan korunmasına katkı sağlayabilirdi.