Erdoğan ve Tebbun, Türkiye ile Cezayir arasındaki "Stratejik İşbirliği Konseyi"nin ilk toplantısına başkanlık etti

İkili ilişkilerin güçlendirilmesinin yanı sıra çeşitli bölgesel konuları da görüştüler

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan ve Tebbun, Türkiye ile Cezayir arasındaki "Stratejik İşbirliği Konseyi"nin ilk toplantısına başkanlık etti

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Recep Tayyip Erdoğan ile Abdelmecid Tebbun, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde iki ülkeden bakanların katılımıyla Türkiye-Cezayir Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık etti.

Konsey toplantısı öncesinde Erdoğan ve Tebbun, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf’ın da bulunduğu bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin farklı alanlarda geliştirilmesi, bölgesel ve uluslararası meseleler ile özellikle Gazze’deki durum ve “barış planının” ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik çabalar ele alındı.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre görüşmede ayrıca İran’daki savaşın bölgeye etkileri, Hürmüz Boğazı meselesi ve İran ile ABD arasında çözüm bulunmasına yönelik diplomatik girişimler de değerlendirildi. Erdoğan ve Tebbun, söz konusu çabalara destek verdiklerini ifade etti.

Liderler ayrıca Libya’daki gelişmeleri, seçimlerin gerçekleştirilmesine ve siyasi tıkanıklığın sona erdirilmesine yönelik girişimleri görüştü. İki cumhurbaşkanı, Libya’nın birliği ve istikrarına desteklerini yineledi.

Ankara'da dün, Stratejik İşbirliği Konseyi (Türkiye Başkanlığı) toplantısından önce, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katılımıyla Erdoğan ve Tebbun arasında bir görüşme gerçekleşti.Ankara'da dün, Stratejik İşbirliği Konseyi (Türkiye Başkanlığı) toplantısından önce, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katılımıyla Erdoğan ve Tebbun arasında bir görüşme gerçekleşti.

Görüşmelerde, askeri noktalara yönelik saldırıların ardından Mali’deki güvenlik ve mali durum da ele alındı. Erdoğan ve Tebbun, Mali’nin birliğinin korunması konusunda ortak görüş beyan etti.

Tebbun, üç gün sürecek resmi ziyaret kapsamında çarşamba günü Ankara’ya geldi. Cezayir Cumhurbaşkanı, Esenboğa Havalimanı’nda Erdoğan tarafından karşılandı. Bu ziyaret, Tebbun’un cumhurbaşkanı olduktan sonra Türkiye’ye gerçekleştirdiği üçüncü ziyaret oldu.

Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Tebbun için resmi karşılama töreni düzenledi. Ardından gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısında ekonomi, ticaret, yatırım, savunma, eğitim, sağlık, enerji ve turizm alanlarında iş birliği ile ilişkilerin geliştirilmesi konuları masaya yatırıldı.

Türkiye ile Cezayir, söz konusu konseyin kurulmasına ilişkin ortak bildiriyi Erdoğan’ın Ocak 2020’de Cezayir’e yaptığı ziyaret sırasında imzalamıştı. Konsey, iki ülke arasında 23 Mayıs 2006’da imzalanan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması temelinde oluşturuldu.

Erdoğan, Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Tebbun için resmi karşılama töreni düzenledi.Erdoğan, Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Tebbun için resmi karşılama töreni düzenledi.

Konseyin; enerji, sanayi, savunma ve ortak bölgesel siyasi konularda koordinasyonun güçlendirilmesini hedeflediği belirtildi.

Toplantıya iki ülkeden dışişleri, içişleri, sanayi, enerji, tarım, ticaret, aile ve sosyal güvenlik bakanları da katıldı. Bakanlar, farklı sektörlerde ikili ilişkileri ele almak üzere çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi.

Türkiye ve Cezayir, mevcut 6 milyar dolarlık ticaret hacmini kısa sürede yıllık 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Türkiye, hidrokarbon sektörü dışında 6 milyar doları aşan yatırımla Cezayir’deki en büyük yabancı yatırımcılar arasında yer alıyor ve bu alanda Fransa’yı geride bırakıyor.

Türk yatırımları ağırlıklı olarak sanayi, özellikle demir-çelik ve tekstil sektörleri ile hizmet alanlarında yoğunlaşıyor. Bu sektörlerde yaklaşık bin 400 Türk şirketi faaliyet gösteriyor.

Türkiye, 2025 itibarıyla Cezayir’den sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithal eden ülkeler arasında ilk sırada bulunuyor. İki ülke arasında Türkiye’ye yıllık 4 milyar metreküp LNG tedarikini kapsayan uzun vadeli anlaşmalar da bulunuyor.

Tebbun’un, Türkiye’nin Afrika’daki varlığını güçlendirme politikası kapsamında Ankara’dan daha fazla destek ve yatırım talep ettiği belirtildi. Bu kapsamda Mali ve Nijer sınırına uzanan güney demiryolu projeleri ile dünyanın en büyük demir cevheri rezervlerinden biri kabul edilen Gara Cebilet madeninin işletilmesine yönelik Türk yatırımlarının genişletilmesi gündemde yer aldı.

Erdoğan ve Tebbun arasında dün gerçekleşen ikili görüşmelerden (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)Erdoğan ve Tebbun arasında dün gerçekleşen ikili görüşmelerden (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye-Cezayir ilişkileri 2019’dan bu yana önemli ölçüde gelişme gösterdi. Erdoğan ile Tebbun karşılıklı ziyaretlerde bulunurken, Erdoğan 2020 başında Tebbun’un cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Cezayir’i ziyaret eden ilk devlet başkanı olmuştu.

Erdoğan Kasım 2023’te Cezayir’i ziyaret ederken, Tebbun da 2022 ve 2023 yıllarında Türkiye’ye gelmişti. Söz konusu ziyaretlerde iki ülke arasında çok sayıda anlaşma, mutabakat zaptı ve iş birliği protokolü imzalandı.



Trump’tan Nobel Komitesi’ne sert tepki: Güvenilirliğini sonsuza dek yitirdi

ABD Başkanı Donald Trump New York'ta (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump New York'ta (Reuters)
TT

Trump’tan Nobel Komitesi’ne sert tepki: Güvenilirliğini sonsuza dek yitirdi

ABD Başkanı Donald Trump New York'ta (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump New York'ta (Reuters)

Donald Trump, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Nobel Barış Ödülü’nü kazanamamasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Trump dün yaptığı açıklamada, aynı gün ödüle layık görüldüğü duyurulan Navi Pillay’ı “daha önce hiç duymadığını” söyledi.

Güney Afrikalı yargıç ve insan hakları savunucusu Navi Pillay, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla mücadele çabaları nedeniyle Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü.

Ancak Trump, ABD’nin kuzeydoğusundaki Syracuse kentinde düzenlenen mitingde, “Başkanınız olarak benim temsil ettiğim ABD Nobel Barış Ödülü’nü kazanmalıydı ama bu gerçekleşmedi” dedi. Trump, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu, Norveç’in ve bu utanç verici, mahcup edici kararı alanların üzerinden asla silinmeyecek bir lekedir. Nobel Barış Ödülü, aşırı ideolojik, demokrasi karşıtı ve aslında medeniyet düşmanı bir avuç insanın elinde güvenilirliğini sonsuza dek yitirdi.”

Trump, sık sık yaptığı gibi sekiz savaşı sona erdirdiğini öne sürdü. Ancak başkanın çözüme kavuşturduğunu iddia ettiği bazı çatışmaların yalnızca gerilimlerden ibaret olduğu, bu gerilimlerin azaltılmasındaki rolünün de tartışmalı olduğu belirtiliyor.

Öte yandan Trump ile İsrail’in başlattığı İran savaşı henüz sonuçlanmadı. Trump’ın yalnızca birkaç hafta süreceğini öngördüğü savaş, yaklaşan ara seçimler öncesinde memnuniyetsiz seçmenlerle karşı karşıya olan Cumhuriyetçi Parti için de bir yük oluşturuyor.

Trump, Pillay’ı küçümseyici bir ifadeyle, “Birleşmiş Milletler’de çalışan, daha önce kimsenin adını duymadığı liberal bir isim” olarak nitelendirdi.

Trump, Ocak 2025’te Beyaz Saray’a dönmesinden bu yana Nobel Barış Ödülü’nü kazanma arzusunu gizlemedi. Ancak Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre ödül açıklanmadan önce görüşülen Oslo’daki uzmanlara göre, İran’a karşı yürüttüğü savaş, Grönland örneğinde görüldüğü üzere genişlemeci hedefleri, göçmenlere yönelik sert tutumu, çok taraflı iş birliğine ve medyaya yönelik saldırıları, Trump’ın ödüle layık görülme ihtimalini zayıflattı.


Beyaz Saray'ın yeni sözcüsü Katie Zacharia kimdir?

Katie Zacharia'nın X hesabından
Katie Zacharia'nın X hesabından
TT

Beyaz Saray'ın yeni sözcüsü Katie Zacharia kimdir?

Katie Zacharia'nın X hesabından
Katie Zacharia'nın X hesabından

Kaliforniya’daki karmaşık hukuk koridorlarından Çin’in başkenti Pekin’deki danışmanlık görevlerine, oradan da dijital medya imparatorluğunun “Truth Social” platformunu yöneten ekibin başına uzanan kariyerinde Katie Zacharia, “Önce Amerika” (America First) hareketine bağlılığıyla öne çıktı. Zacharia, siyasi yükselişinin son halkasında dünyanın en önemli kürsülerinden birine çıkmaya hazırlanıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 42 yaşındaki muhafazakâr avukat ve medya yorumcusu Zacharia’yı Beyaz Saray’ın yeni Basın Sözcüsü olarak atadığını duyurdu. Trump, Zacharia’yı “MAGA hareketinin sadık ve vefalı bir destekçisi” olarak nitelendirdi.

Zacharia, eski Sözcü Karoline Leavitt’in ardından bu zorlu görevi devralarak, ABD yönetiminin yeni yüzü ve uluslararası basın karşısında politikalarının savunuculuğunu üstlenecek. Böylece Trump’ın iki başkanlık döneminde bu görevi üstlenen altıncı isim olacak.

Batılı kökler ve akademik geçmiş

Yeni Beyaz Saray Sözcüsü, Amerikan ve Sicilya kökenlerine sahip. Kendini sık sık “öz be öz Kaliforniyalı” olarak tanımlayan Zacharia, 1984 yılında Los Angeles’ta doğup büyüdü. Dini bağlılık ve toplumsal hizmet değerlerinin öne çıktığı muhafazakâr bir aile ortamında yetişti.

Üniversite ve lisansüstü eğitimini doğduğu eyalette, köklü Pepperdine Üniversitesinde tamamladı. 2007 yılında siyaset bilimi ve yönetim alanında lisans derecesini aldı. Ardından aynı üniversitenin Caruso Hukuk Fakültesinde eğitimine devam ederek 2011’de hukuk doktorası derecesini kazandı. Hâlen fakültenin dekanlık danışma kurulunda yer alan Zacharia, evli ve dört çocuk annesi.

Katie Zacharia’nın X hesabından
Katie Zacharia’nın X hesabından

Zacharia’nın ABD siyasetine ilgisi öğrencilik yıllarında başladı. Üniversitenin Cumhuriyetçiler Kulübü başkanlığını üstlendi, 2006’da Cumhuriyetçi Ulusal Komite’de staj yaptı. Ayrıca eski Başkan George W. Bush döneminde Beyaz Saray’da stajyer olarak görev aldı.

Hukuk ve medya arasında şekillenen kariyer

Beyaz Saray’ın basın kürsüsüne yükselmeden önce Zacharia, siyasi, hukuki ve medya alanlarında çeşitli önemli görevler üstlenerek, geniş bir ilişki ağı ve mesleki deneyim edindi.

Haziran 2026’dan itibaren Trump’a ait Truth Social platformunun ana şirketi olan Trump Media & Technology Group’ta baş iletişim danışmanı olarak çalıştı. Ayrıca Trump’ın yakın müttefiklerinden ve eski özel temsilcilerinden Richard Grenell tarafından kurulan muhafazakâr Fix California kuruluşunun hukuk müşavirliğini yürüttü.

Kamu yönetimindeki deneyimi kapsamında ABD İç Güvenlik Bakanlığında sözcü ve kamu işlerinden sorumlu bakan yardımcısının yardımcısı olarak görev yaptı. Bu dönemde eski Bakan Kristi Noem’in yönetimi altında çalıştı.

Zacharia’nın uluslararası deneyimi de bulunuyor. Büyük bir hukuk firması bünyesinde Dünya Bankası ve Uluslararası Finans Kurumu’na dış danışmanlık yapmak üzere Çin’in başkenti Pekin’de üç yıl geçirdi.

Bunun yanı sıra Fox News ve Newsmax gibi muhafazakâr çizgideki televizyon kanallarında siyasi ve hukuki yorumcu olarak düzenli olarak yer aldı; CNN’de de çeşitli programlara katıldı.

Katie Zacharia’nın X hesabından
Katie Zacharia’nın X hesabından

Karoline Leavitt’in yerine geçiyor

Katie Zacharia, Beyaz Saray Sözcülüğü görevini, Ocak 2025’te Trump’ın yeniden başkanlığa dönmesiyle göreve başlayan Karoline Leavitt’ten devralıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Leavitt, 27 yaşında göreve gelerek, Beyaz Saray tarihinin en genç basın sözcüsü oldu.

Leavitt, ikinci çocuğunun doğumunun ardından ailesine daha fazla zaman ayırmak amacıyla ağustos ayının sonunda görevinden ayrıldı. Daha sonra Fox News’e siyasi yorumcu ve ekran yüzü olarak katılacağı, yeni görevine kasım ayında başlayacağı duyuruldu.

Katie Zacharia’nın X hesabından
Katie Zacharia’nın X hesabından

Kritik bir dönemde ağır sorumluluklar

Zacharia’yı yoğun bir çalışma takvimi ve basın kürsüsündeki açıklamaların ötesine geçen önemli sorumluluklar bekliyor.

Başlıca görevleri arasında ABD yönetiminin resmî söylemini şekillendirmek, gazeteciler için düzenlenen günlük basın toplantılarını yönetmek, yönetimin politikalarını kamuoyuna açıklamak ve Başkan Trump’ın tutumlarını kamuoyu önünde savunmak bulunuyor.

Zacharia’nın atanması, Trump yönetimi ile büyük medya kuruluşları arasındaki hukuki ve siyasi gerilimin yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu ortamda Zacharia’nın iletişim ekibini etkin biçimde yönetmesi ve başkana doğrudan medya danışmanlığı sağlaması bekleniyor. Görevinin önemini artıran bir diğer unsur ise Kongre ara seçimlerine yönelik hazırlıkların sürmesi.


İsrail polisi doğruladı: Netanyahu’nun ofisi belgeleri ve tutanakları tahrif etti

Aksa Tufanı Operasyonu kapsamında ele geçirilen bir İsrail askeri aracının üzerine çıkan Filistinliler, Han Yunus (DPA)
Aksa Tufanı Operasyonu kapsamında ele geçirilen bir İsrail askeri aracının üzerine çıkan Filistinliler, Han Yunus (DPA)
TT

İsrail polisi doğruladı: Netanyahu’nun ofisi belgeleri ve tutanakları tahrif etti

Aksa Tufanı Operasyonu kapsamında ele geçirilen bir İsrail askeri aracının üzerine çıkan Filistinliler, Han Yunus (DPA)
Aksa Tufanı Operasyonu kapsamında ele geçirilen bir İsrail askeri aracının üzerine çıkan Filistinliler, Han Yunus (DPA)

İsrail polisinin yayımladığı resmî açıklama, Başbakan’ın 7 Ekim 2023 sabahı görevde bulunan eski askeri sekreteri Tümgeneral Avi Gil’in anlatımını doğruladı. Gil, Binyamin Netanyahu’nun ofisinin savaşla ve diğer konularla ilgili tutanak ve belgeleri tahrif ettiğini açıklamıştı.

İsrail polisi, çeşitli şikâyetler üzerine o dönemde konuyla ilgili soruşturma yürüttüğünü, soruşturma özetini iki yıl önce savcılığa sunduğunu ve sorumlular hakkında açıkça dava açılmasını tavsiye ettiğini bildirdi. Ancak polis, söz konusu sorumluların kimliğini açıklamayı reddetti. Netanyahu’nun da olayda rolü olup olmadığı, yoksa yalnızca ofis müdürü Tzachi Braverman ve yardımcılarının mı olaya karıştığı konusunda da bilgi vermedi.

Gil, çok sayıda basın kuruluşuna verdiği röportajlarda söz konusu tahrifatı gündeme getirmişti. Uzun süren sessizliğinin ardından konuşmaya karar verdiğini belirten Gil, bunun nedenini bağımsız bir resmi soruşturma komisyonunun bulunmamasıyla açıkladı. Gil, “Bir başka neden de Hamas’ın elindeki esirlerin ailelerinin, bildiklerini anlatması yönündeki baskıları. Ancak bardağı taşıran son damla Flydubai uçağı meselesi oldu. Bu olayda ortaya çıkan İsrail’in güvenlik zaafları ve hükümetin bunları örtbas etme biçimi insanı çileden çıkarıyor. Çünkü bu başarısızlıkların ele alınışında büyük bir kayıtsızlık söz konusu” dedi.

Aksa Tufanı Operasyonu’nda ölen askerlerden birinin cenaze törenine katılan İsrail askerleri (Arşiv – AP)
Aksa Tufanı Operasyonu’nda ölen askerlerden birinin cenaze törenine katılan İsrail askerleri (Arşiv – AP)

Kanal 12’ye verdiği röportajda Gil, savaş sırasında görev yaptığı dönemde binlerce sayfadan oluşan kapsamlı bir dosya hazırladığını açıkladı. Bizzat tanık olduğu davranışları, tutumları ve olayları belgelediği dosyayı, güvenli bir yerde muhafaza edilen askeri istihbarata ait bir bilgisayara aktardığını belirten Gil, bunun resmi bir soruşturma komisyonunun kurulması durumunda hazır bir belge niteliği taşımasını amaçladığını söyledi.

Gil, 7 Ekim’in mensubu olduğu ordu ve diğer güvenlik kurumları açısından büyük bir başarısızlık olduğunu başından beri vurguladığını belirtti. Hamas’ın savaşa hazırlandığının açık olduğunu, ancak güvenlik kurumlarının buna hazırlık yapmadığını ifade eden Gil, bu kurumların siyasi yönetime defalarca başvurarak uyarılarda bulunduğunu ve başta Yahya Sinvar olmak üzere Hamas liderlerinin öldürülmesini önerdiğini söyledi. Ancak Netanyahu’nun bu uyarıları ciddiye almadığını kaydetti.

Sağcıların, söz konusu güvenlik kurumlarının saldırıdan haberdar oldukları hâlde Netanyahu’ya bilgi vermedikleri, komplo kurdukları ve ihanet ettikleri yönündeki suçlamaları hakkındaki görüşü sorulan Gil, bu iddiaları reddetti. Gil, “Ortada ihanet yok. Bu da ne demek?! Genelkurmay Başkanı’nın, Şin-Bet Başkanı’nın ve Güney Tugayı Komutanı’nın hain olması mümkün mü?! Hesaplarında yanıldılar, kibirli davrandılar ve aptalca hatalar yaptılar. Evet, bunu anlıyorum. Ancak ihanet söz konusu olamaz” dedi.

Siyasi yönetimle ilgili olarak ise Netanyahu hükümetinin, Hamas liderlerine suikast düzenlenmesi yönündeki önerileri reddederken siyasi bir anlayış doğrultusunda hareket ettiğini belirten Gil, kararların siyasi, partisel ve kişisel hesaplara dayandığını söyledi. Saldırının gerçekleşmesinin ardından hükümetin başarısızlıktaki sorumluluğunun boyutu ortaya çıkınca gerçeği gizlemek amacıyla suç teşkil eden ve hukuka aykırı yöntemlere başvurduğunu ifade eden Gil, belgelerin tahrif edildiğini, tutanakların değiştirildiğini ve resmî belgelerdeki bazı bölümlerin kendi çıkarları doğrultusunda silindiğini kaydetti. Gil, bu durumu öğrendiğinde uygulamayı durdurması için hükümetin hukuk danışmanına başvurduğunu belirtti.

İsrail’in güneyi ile Gazze Şeridi arasındaki ayrım hattının yakınında bulunan bir Merkava tankı... Hamas, Aksa Tufanı Operasyonu sırasında sınırı geçti. (Reuters)
İsrail’in güneyi ile Gazze Şeridi arasındaki ayrım hattının yakınında bulunan bir Merkava tankı... Hamas, Aksa Tufanı Operasyonu sırasında sınırı geçti. (Reuters)

Başbakanın sürekli refakatçisi olan ve güvenlik konularındaki görüşmelerinin ve toplantılarının çoğuna katılan Gil’e, Netanyahu’nun yalnızca siyasi nedenlerle çok sayıda karar aldığına ve bu kararların İsrailli esirlerin Hamas’ın elinde kalmasına ve dolayısıyla hayatlarını kaybetmelerine yol açtığına tanıklık edip etmediği soruldu. Kaçırılanların üçte birinin esaret altında öldüğü, oysa hayattayken geri getirilmelerinin mümkün olduğu, ancak Netanyahu’nun savaşı sürdürmek ve anlaşmaları engellemek kendi çıkarına olduğu için bunu reddettiği hatırlatılınca Gil, “Evet, bu doğru” yanıtını verdi.

Şeyh Muhammed bin Zayid’den gelen bir uyarı olup olmadığı sorulan Gil, “Sözünü ettikleri dönemde görevde değildim. Bu nedenle bu konuda hiçbir şey bilmiyorum” dedi.

6-7 Ekim 2023 gecesi yaşanan olayların sıralaması sorulduğunda ise Gil şu anlatımda bulundu: “Saat 03.55’te ofisimdeki bir istihbarat subayından Hamas’ın hareketliliğine ilişkin bir haber aldım. Subay, durumun olağan göründüğünü ve bunun bir tatbikat olabileceğini belirtti. Ancak daha fazla takip yaptıktan sonra yeniden bir araya gelip konuşmak üzere anlaştık. Saat 06.12’de Şin-Bet Başkanı’nın ofisinden bir yetkili beni arayarak kırmızı telefon üzerinden görüşmemizi istedi. Bunun üzerine üst kattan, kırmızı telefonun bulunduğu alt kata indim. Saat 06.17’de görüştük. Bana Hamas mensuplarının hareketlerinin şüphe uyandırdığını söyledi. Hamas üyelerinin telefonlarında İsrail SIM kartları kullanılarak değişiklik yapıldığını, liderlerinin ise tünellere indiğini anlattı. Daha fazla bilgi edinmeye karar vererek ordunun Güney Tugayı Komutanı’nın ofis müdürünü aradım. O noktada büyük bir şeyin yaşandığından emin oldum. Saat 06.29’da Başbakan’ı uyandırdım ve kendisine Hamas’ın geniş çaplı bir saldırı düzenlediğini, bilgileri kontrol edip yeniden arayacağımı söyledim. Sahadaki yetkililerle 11 dakika boyunca yaptığım görüşmelerin ardından saldırının gerçekleştiğinden emin oldum. Saat 06.40’ta Başbakan’ı tekrar arayarak artık savaşta olduğumuzu bildirdim.”

Gil, Netanyahu’nun ofis müdürünün ikinci telefon görüşmesini kayıtlardan çıkarıp yalnızca saat 06.29’daki ilk görüşmeyi bırakmak suretiyle telefon görüşmelerinin saatlerini değiştirmeye çalıştığını belirtti. Böylece ordunun saldırıdan haberdar olduğu ve saldırının tam başladığı dakikada Netanyahu’ya bilgi verdiği izleniminin oluşturulmasının amaçlandığını ifade etti.