Suriye: "Dera suçlusu" Atıf Necib'in davası yarın devam edecek

Savcılık ekibi Şarku’l Avsat'a, suçluluğuna dair "yeterli kanıt"a sahip olduklarını vurguladı

Suriye rejiminde eski bir yetkili olan Tuğgeneral Atıf Necib, pazar günü Şam'daki Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasının ilk oturumunda (EPA)
Suriye rejiminde eski bir yetkili olan Tuğgeneral Atıf Necib, pazar günü Şam'daki Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasının ilk oturumunda (EPA)
TT

Suriye: "Dera suçlusu" Atıf Necib'in davası yarın devam edecek

Suriye rejiminde eski bir yetkili olan Tuğgeneral Atıf Necib, pazar günü Şam'daki Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasının ilk oturumunda (EPA)
Suriye rejiminde eski bir yetkili olan Tuğgeneral Atıf Necib, pazar günü Şam'daki Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasının ilk oturumunda (EPA)

Eski Suriye rejimi döneminde işlenen ağır ihlaller nedeniyle adaletin sağlanması, hesap verebilirliğin tesisi ve cezasızlığın önlenmesi süreci kapsamında, eski güvenlik yetkilisi ve “Dera’nın suçlusu” olarak anılan Atıf Necib’in yargılaması yarın (Pazar) yeniden başlayacak. Savcılık heyeti, Necib’i suçlayan “çok sayıda delile” sahip olduklarını belirtti.

Yarınki duruşmanın, devrik lider Beşşar Esed’in akrabası olan Necib’in sorgulanmasına ayrılacağı ifade edildi. Necib, 2011 yılında halk protestolarının başladığı Dera’da Siyasi Güvenlik Şubesi’nin başkanlığını yürütmüş, kentteki geniş çaplı baskı ve tutuklama kampanyalarının sorumlularından biri olarak gösteriliyor.

Duruşmanın Şam Adalet Sarayı’nda yapılacağı, çok sayıda medya kuruluşunun yanı sıra, devrimin ilk dönemlerinde can kayıpları veren bölgelerden biri olan Dera’dan çok sayıda davacının da katılım göstermesinin beklendiği ifade edildi. Güneydeki Dera vilayetinde ve ülke genelinde halk arasında davaya ilişkin yoğun bir beklenti ve ilgi yaşanıyor.

Protestocular, 26 Nisan 2026'da Şam'daki Adalet Sarayı'nda Atıf Necib'in yargılandığı gün pankartlar açtı (Reuters).Protestocular, 26 Nisan 2026'da Şam'daki Adalet Sarayı'nda Atıf Necib'in yargılandığı gün pankartlar açtı (Reuters).

Dera’da gözaltına alınan çocuklardan biri konuştu

Genç Yusuf Süveydan, Şubat 2011’de Dera’da gözaltına alınan yaklaşık 20 çocuktan biri. Çocuklar, okul duvarlarına “Sıra sana geldi doktor” sloganı yazmakla suçlanmış; bu olay, 18 Mart 2011’de kentte başlayan protestoların fitilini ateşlemişti.

Süveydan, yaptığı açıklamada gözaltı sırasında ağır işkence gördüğünü ve gerçeğe aykırı ifadeler vermeye zorlandığını söyledi. Gerçeği söylemekte ısrar ettiği için babasının da gözaltına alındığınıı belirten Süveydan, ailesinin bugün hâlâ babasından haber alamadığını ifade etti.

Süveydan, “Atıf Necib bir savaş suçlusudur. Onu idam sehpasında görmekten başka hiçbir şey içimi soğutmaz. Dera halkının çoğu da bunu istiyor. Çocukların parmaklarına demir çekiçlerle vurup ezdiler; bunun izleri bugün hâlâ ellerinde duruyor” dedi.

Onlarca kişisel davacı

Davada görev yapan ve beş avukattan oluşan savunma komitesinin üyelerinden Avukat Neha el-Mısri, şu ana kadar yaklaşık 46 kişinin şahsi davacı olarak dosyaya katıldığını söyledi. Mısri’nin kardeşinin de devrimin ilk dönemlerinde hayatını kaybettiği belirtildi.

Mısri, davanın ceza mahkemesine taşınmasının ardından mağdur ailelerinin, çocukları ve yakınları adına bireysel dava açmaya başladığını ifade ederek, halk arasında suç işleyenlerin hesap vereceğine ve cezasızlığın sona ereceğine dair umut oluştuğunu söyledi.

Komitede Mısri’nin yanı sıra Avukat Meram Ebazid, Dera Barosu Başkanı Fadl eş-Şevamire ile avukatlar Süleyman el-Karfan ve Adnan el-Mesalime yer alıyor.

26 Nisan 2026'da Şam'daki Adalet Sarayı'nda Atıf Necib'in ilk duruşması sırasında mahkeme salonunda bulunan Suriyeliler (AP)26 Nisan 2026'da Şam'daki Adalet Sarayı'nda Atıf Necib'in ilk duruşması sırasında mahkeme salonunda bulunan Suriyeliler (AP)

Necib’i suçlayan çok sayıda delil var

Mısri, Necib aleyhindeki delillerin olaylara tanıklık eden kişilerin ifadeleri, polis tutanakları, medya kayıtları ve sosyal medya içeriklerinden toplandığını söyledi.

Olayların başlangıcında bazı kişilerin resmi polis tutanakları düzenlediğini belirten Mısri, bu belgelerin dava dosyasına eklendiğini, ayrıca uluslararası medya kuruluşlarında yayımlanan görüntü ve tanıklıkların da dosyaya dahil edildiğini kaydetti.

Komitenin ayrıca, olaylar sırasında bölgede görev yapan bazı güvenlik mensuplarının ifadelerine ulaştığını aktaran Mısri, bu kişilerin silahsız sivillere ateş açıldığını doğruladığını belirtti.

26 Nisan 2026'da Atıf Necib'in yargılamasında, Hamza el-Hatib'in ve 2011'de Dara'da ölen başka bir çocuğun fotoğrafı gösterildi (SANA)26 Nisan 2026'da Atıf Necib'in yargılamasında, Hamza el-Hatib'in ve 2011'de Dara'da ölen başka bir çocuğun fotoğrafı gösterildi (SANA)

Dava dosyasındaki başlıca olaylar

Mısri’ye göre dava dosyasında, okul duvarlarına yazı yazdığı gerekçesiyle çocukların tutuklanması ile “kulübe” olarak adlandırılan prefabrik güvenlik noktalarının yakılması olayları da yer alıyor. Bu gelişmelerin ardından 18 Mart 2011’de protestolar başlamış, Mahmud Cevabra ve Hüsam Ayyaş adlı iki genç hayatını kaybetmişti. Aileleri şahsi davacı olarak dosyaya katıldı.

Dosyada ayrıca, 22-23 Mart gecesi El-Ömeri Camii’ne düzenlenen baskında yaklaşık dokuz kişinin öldürüldüğü “El-Ömeri Camii Katliamı” ile cenaze törenlerinde açılan ateş sonucu yaşanan ölümler de bulunuyor.

Bunun yanı sıra yaklaşık 30 kişinin hayatını kaybettiği “Akaryakıt İstasyonu Katliamı”, 25 Nisan 2011’de Dera el-Beled mahallesine yönelik operasyon sırasında yaşanan ihlaller ve Ebazid ailesine yönelik saldırılar da dava kapsamında ele alınıyor. Söz konusu saldırılar, ülkedeki ilk toplu mezar vakalarından biri olarak değerlendiriliyor.

Suriye'nin güneyindeki Dara vilayetinin eski siyasi güvenlik başkanı Atıf Necib, 26 Nisan'da Şam'daki Adalet Sarayı'nda görülen davasının ilk oturumunda (AFP)Suriye'nin güneyindeki Dara vilayetinin eski siyasi güvenlik başkanı Atıf Necib, 26 Nisan'da Şam'daki Adalet Sarayı'nda görülen davasının ilk oturumunda (AFP)

Dera’daki fiili yönetici oydu

Mısri, “Şu anda tutuklu bulunan kişi Atıf Necib’dir ve tüm savunmalarımız onun mahkûm edilmesine yöneliktir. Herkes biliyor ki, Dera’daki fiili yönetici oydu ve kentteki tüm güvenlik birimlerine emir veren kişiydi. Olayları ilk tırmandıran isim de kendisidir ve buna dair çok sayıda delil mevcut” dedi.

Davalarının yalnızca Necib’e değil, Mart 2011’de Dera’da suç işlediği belirtilen tüm güvenlik kurumlarına karşı açıldığını vurgulayan Mısri, yarınki oturumun yalnızca sanığın sorgusuna ayrıldığını, sorgu sürecinin birden fazla duruşma sürebileceğini söyledi.

Sorgu aşamasının ardından savcılık heyetinin iddianamesini, delillerini ve tanıklarını mahkemeye sunacağı belirtildi.

İlk duruşma 25 Nisan’da yapılmıştı

25 Nisan’da, devrik lider Beşşar Esed, kardeşi Mahir Esed ve eski rejimin önde gelen isimleri hakkında ilk gıyabi duruşma gerçekleştirilmişti. Duruşmaya katılan isimlerden biri olan Necib, mahkeme salonuna kelepçeli olarak getirildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hâkim, söz konusu oturumda Necib’i sorgulamamış, duruşmanın yalnızca “idari ve hukuki hazırlık işlemlerine” ayrıldığını açıklamıştı. İkinci duruşmanın ise 10 Mayıs’ta yapılacağı duyurulmuştu.

Esed, muhalif grupların Aralık 2024’te Şam’a ulaşmasının ardından Rusya’ya kaçtı. Yeni Suriye yönetimi, Esed döneminde işlenen ihlaller konusunda adaletin sağlanması ve sorumluların yargılanması yönünde taahhütte bulunurken, aktivistler ve uluslararası toplum da savaşın parçaladığı ülkede geçiş dönemi adaletinin önemine dikkat çekiyor.



Irak, İran’ın sınır geçiş noktalarına yönelik kısıtlamaları artırıyor

Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
TT

Irak, İran’ın sınır geçiş noktalarına yönelik kısıtlamaları artırıyor

Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)

Bağdat’ta, ABD’nin Irak yönetimine daha fazla sınır kapısını kapatması ve İran’a yönelik kısıtlamaları artırması için sürekli baskı uyguladığı yönündeki iddiaların gölgesinde, İran ile bir sınır kapısının kapatıldığı bildirildi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Iraklı bir kaynak, Irak hükümetinin dün ülkenin güneyindeki Şeyb Sınır Kapısı’nı kapattığını bildirdi. İranlı bir yetkili ise Irak ile sınır kapılarının yolcu geçişlerine açık olduğunu, ancak tır ve kamyonların geçişlerinde gecikmeler yaşandığını söyledi.

İki siyasi kaynak, ABD’nin Bağdat yönetimine İran ile arasındaki bütün sınır kapılarını kapatması yönünde baskı yaptığını belirtti. Kaynaklardan biri, “ABD Hazine Bakanlığı bu konuyu, Zeydi geçen ay New York’tayken gündeme getirdi” dedi.

Irak hükümet sözcüsü Haydar el-Abudi ise İran ile Şeyb Sınır Kapısı’nın kapatılmasının geçici olduğunu belirterek, “Verimliliği artırmak amacıyla gerçekleştirilen bu işlem tamamen idari niteliktedir ve siyasi bir anlam yüklenmesini gerektirmemektedir” açıklamasında bulundu.


Husilerden Aden ve Mukalla havalimanlarına saldırı

Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
TT

Husilerden Aden ve Mukalla havalimanlarına saldırı

Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)

Husiler, Yemen’deki kritik tesislere yönelik saldırılarını artırdı. Grup, Aden Uluslararası Havalimanı ile Mukalla kentindeki er-Reyyan Havalimanı’nı balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldı. Saldırılar, Taiz ve Lahic’in batısında çatışmaların şiddetlendiği ve “Yemen Şafağı” operasyonunun Husilerin askerî ve insan gücünü yıpratmayı sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’ın resmî kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Aden Havalimanı çevresine bir balistik füze düştü. Hadramut vilayetindeki er-Reyyan Havalimanı da füze ve hava saldırılarına maruz kaldı. Yerel yönetim, saldırılarda can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Husiler ayrıca Taiz kentinin Bir Başa bölgesindeki bir sünger fabrikasını hedef aldı. Böylece saldırılar, sivil ve kritik altyapı tesislerini de kapsadı.

Yemen ordu sözcüsü, muhaliflerini kuşatma uygulamakla suçlayan Husilerin, havalimanlarını, tesisleri, altyapıyı, seyahat güzergâhlarını ve geçim kaynaklarını hedef alarak fiilen halka kuşatma uyguladığını söyledi. Sözcü, saldırıların Husilerin sahada baskı altına alındığı dönemlerde daha da yoğunlaşan bir yaklaşımın göstergesi olduğunu ifade etti.


Sisi: Suudi Arabistan’la askerî iş birliğimiz savunma amaçlı, Yemen’e saldırıyı kapsamıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Suudi Arabistan’la askerî iş birliğimiz savunma amaçlı, Yemen’e saldırıyı kapsamıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, “Mısır’ın askerî çabalarının Suudi Arabistan topraklarını savunmaya yönelik olduğunu ve Yemen’e yönelik bir saldırıyı kapsamadığını” vurguladı. Sisi dün akşam yaptığı açıklamada, “Buradaki amaç, Suudi Arabistan’ın topraklarını ve sınırlarını, ayrıca Mısır’dan talep edilmesi hâlinde diğer Arap ülkelerinin topraklarını savunmaktır” dedi. Mısır’ın askerî faaliyetlerinin kendi sınırlarının ötesine ya da güvenliğini ve istikrarını korumayı önemsediği kardeş ülkelerin topraklarında saldırı amacıyla yürütülmeyeceğini ifade etti.

Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerinin yanında durmasının ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu belirtti. “Arap ulusal güvenliği bir bütündür” diyen Sisi, Körfez’deki kardeş ülkelerin istikrarının Mısır’ı ulusal güvenlik açısından doğrudan ilgilendirdiğini vurguladı. Sudan, Libya ve Somali dâhil bütün Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini söyledi.

Mısır Parlamentosunun, Suudi Arabistan’a destek amacıyla gerekli adımların atılması konusunda Cumhurbaşkanı Sisi’ye yetki verilmesini görüşmek üzere önümüzdeki pazartesi toplanması planlanıyor.

Sisi, dün Başbakan Mustafa Medbuli ve çok sayıda bakanın katılımıyla, “Mısır Forumu 2026” kapsamında düzenlenen “Vatan ve Vatandaş Güvenliği” başlıklı oturuma katıldı.

Mısır Cumhurbaşkanı, tüm Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı, tüm Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed Şinavi’nin açıklamasına göre İçişleri Bakanı Mahmud Tevfik, güvenlik sisteminin geliştirilmesi ve adli suçlarla mücadele için yürütülen çalışmaları anlattı.

Tevfik, suç yöntemlerinin gelişmesi karşısında güvenlik çalışmalarını yeniden yapılandırmak amacıyla kapsamlı bir plan hazırlandığını belirtti. Planın temel başlıkları arasında siber suçlar ve fikrî mülkiyet alanlarında uzman kadroların yetiştirilmesi, terör örgütlerinin faaliyetlerinin erken aşamada izlenmesi, vatandaşların bilinç düzeyinin artırılması ve hükümlülere yönelik ceza politikalarının güncellenmesi yer alıyor. Tevfik, vatandaşların bilinçlendirilmesinin ülkenin istikrarını hedef alan girişimlere karşı önemli bir savunma hattı oluşturduğunu kaydetti.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati ise ülkesinin kriz ve çatışmaların yaşandığı ülkelerle çevrili olduğunu, bu durumun doğrudan Mısır’ın ulusal güvenliğiyle bağlantılı bulunduğunu söyledi. Abdülati, Mısır’ın dünyanın önde gelen güçleriyle stratejik ilişkilere ve ortaklıklara sahip olduğunu belirterek, bu ilişkilerin Sisi’nin ortaya koyduğu “stratejik denge” doktrini doğrultusunda ihtiyatlı ve dengeli biçimde yürütüldüğünü ifade etti.

Kızıldeniz’in güvenliği konusunda da açıklamalarda bulunan Abdülati, Mısır’ın kıyıdaş ülkelerle iş birliği yaparak bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamayı hedeflediğini belirtti. Bu iş birliğinin lojistik, ekonomi ve turizm alanlarında ortaklıkların geliştirilmesini de kapsadığını kaydetti.

Abdülati, su güvenliğinin Mısır için hayati bir mesele olduğunu vurgulayarak, “110 milyon Mısırlının yaşamı hiçbir tarafın tek taraflı iradesine bırakılamaz” dedi. Mısır’ın yalnızca uluslararası hukuk kurallarının uygulanmasını talep ettiğini belirtti.

Mısır’ın Afrika Boynuzu ülkelerine yönelik politikasının temel ilkelerini de sıralayan Abdülati; ülkelerin iç işlerine müdahale edilmemesi, ulusal birlik ve bağımsızlıklarının korunması, bölgede ayrılıkçılığın ve ülkelerin bölünmesinin kesin biçimde reddedilmesi ile denize erişim konusunun komşu ülkelerle koordinasyon ve anlaşma yoluyla ele alınması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerine verdiği desteğin, ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu teyit etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerine verdiği desteğin, ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu teyit etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Abdülati, Mısır’ın Sudan’ın bölünmesine ve Sudan devletinin kurumlarının çökmesine izin vermeyeceğini de söyledi. Mısır’ın, Sudan’da siyasi bir çözüm bulunması için bölgedeki diğer aktörlerle birlikte çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Dün akşam oturumu sırasında yeniden söz alan Sisi ise devlet kurumlarının korunmasının önemine dikkat çekti. Devlet kurumlarının ayakta tutulamamasının ülkelerin çöküşüne yol açtığını belirten Sisi, devletlerin çökmesinin çok ciddi sorunlara neden olduğunu söyledi. Bölgedeki mevcut tablonun bu durumu açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Sisi ayrıca, 2014’ten bu yana Mısır dış politikasına yön veren temel ilkeleri sıraladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu ilkelerin; ülkelerin iç işlerine müdahale etmemek, komplolardan kaçınmak, ulusal devletlerin birliğini ve kurumlarını korumak, silahlı milislerle ilişki kurmamak, inşa ve kalkınma için iş birliği yapmak ve bütün aktörlerle dengeli ilişkiler içinde olumlu bir angajman yürütmek olduğunu ifade etti.