Art arda gelen istifalar Starmer üzerindeki baskıyı artırıyor

Starmer, yerel seçimlerde partinin aldığı yenilginin tüm sorumluluğunu üstlendiğini söyledi (AP)
Starmer, yerel seçimlerde partinin aldığı yenilginin tüm sorumluluğunu üstlendiğini söyledi (AP)
TT

Art arda gelen istifalar Starmer üzerindeki baskıyı artırıyor

Starmer, yerel seçimlerde partinin aldığı yenilginin tüm sorumluluğunu üstlendiğini söyledi (AP)
Starmer, yerel seçimlerde partinin aldığı yenilginin tüm sorumluluğunu üstlendiğini söyledi (AP)

İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer’ın hükümetinden salı günü peş peşe istifalar geldi. İstifaların nedeni, iktidardaki İşçi Partisi’nin yerel seçimlerde aldığı ağır yenilgiye rağmen Starmer’ın görevde kalmayı sürdürmesi oldu.

Starmer, kabine toplantısında yaptığı açıklamada, son iki gündür artan istifa çağrılarına rağmen görevini sürdüreceğini söyledi. Partide düzenli bir liderlik geçişi sağlanabilmesi için görevden ayrılma takvimi açıklamasını isteyen 80’den fazla milletvekili kamuoyu önünde çağrıda bulundu.

Yaklaşık iki yıldan kısa süredir başbakanlık görevini yürüten Starmer, İşçi Partisi’nin tarihindeki en ağır seçim yenilgilerinden birinin sorumluluğunu üstlendiğini kabul etti. Ancak parti liderliği için resmi bir seçim sürecinin başlatılmadığını vurguladı.

Kabine üyelerine hitabında, “Ülke bizden yönetmeye devam etmemizi bekliyor. Ben de bunu yapıyorum ve bizim yapmamız gereken de bu” ifadelerini kullandı.

sdvfdvfd
Starmer bir inşaat alanını gezerken ve kapıya yazılmış talimatlarda şöyle yazıyor: "Çıktıktan sonra kapıyı kapatmayı unutmayın" (Reuters)

Başbakanlık Ofisi “10 Downing Street” tarafından paylaşılan açıklamada Starmer, son 48 saatte yaşanan siyasi istikrarsızlığın hem ülke ekonomisi hem de hane halkı üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.

Starmer ayrıca, “Ülke görev süremi sürdürmemi bekliyor. Benim yaptığım da budur ve hükümet olarak yapmamız gereken de budur” ifadelerini kullandı.

Ancak Starmer’ın bu tutumu, parti içindeki çok sayıda ismin beklentileriyle açık biçimde çelişiyor.

Bakanlardan istifa dalgası

İngiliz basınında yer alan haberlere göre İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, pazartesi akşamı Starmer’a tutumunu yeniden değerlendirmesi yönünde tavsiyede bulundu.

Starmer ise pazartesi günü yaptığı açıklamalarda, İngiltere’nin kronik sorunlarıyla daha sert şekilde mücadele edeceği sözünü vererek konumunu güçlendirmeye çalıştı.

Ülkenin, Brexit referandumundan bu yana yaşadığı siyasi kaosun ardından İşçi Partisi’ne verilen güçlü parlamenter çoğunluğun yalnızca iki yıl sonra liderlik tartışmalarıyla zayıflatılmasını affetmeyeceğini savundu.

sdcd
Portföysüz Bakan Anna Turley Salı günü Downing Street'ten ayrılıyor (EPA)

Salı günü İngiltere Adalet Bakan Yardımcısı Alex Davies-Jones da Starmer’ın parti liderliği ve başbakanlık görevini sürdürmesini protesto ederek istifa etti.

Davies-Jones, X platformunda yayımladığı mesajında Starmer’a hitaben, “Daha fazlasını yapmak zorundaydık. Bu nedenle büyük bir üzüntüyle istifa etmekten başka seçeneğim kalmadı” dedi.

Kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetten korunmadan sorumlu Bakan Jess Phillips de aynı gerekçeyle görevinden ayrıldı.

Şarku’l Avsat’ın Sky News’ten aktardığı habere göre istifa mektubunda Phillips, “Tartışmadan kaçınma isteği, neredeyse hiç tartışmamamız anlamına geliyor. Bu da ilerleme fırsatlarını engelliyor ve geciktiriyor” ifadelerini kullandı.

sds
Sağlık Bakanı Wes Streeting (EPA)

Phillips ayrıca, “İşçi Partisi hükümetinin başarılı olmasını istiyorum. Ancak ne benim ne de ülkenin beklediği değişimi görebiliyorum. Bu nedenle mevcut liderlik altında bakan olarak görevime devam edemem” dedi.

Devlet Bakanı Miatta Fahnbulleh de X platformunda yayımladığı istifa mektubunda Starmer’a, “Ülke ve parti için doğru olanı yapmaya, düzenli bir geçiş süreci için takvim belirlemeye çağırıyorum. Böylece yeni bir ekip ülkeye vaat ettiğimiz değişimleri hayata geçirebilir” ifadeleriyle seslendi.

Epstein Tartışması Krizi Derinleştirdi

Starmer’a yönelik istifa çağrıları, eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson’ın Jeffrey Epstein ile bağlantılarına rağmen göreve getirilmesine ilişkin haberlerin ardından hız kazandı.

Cinsel suçlardan hüküm giyen Epstein ile ilişkileri nedeniyle tartışma yaratan bu atama, parti içindeki rahatsızlığı artırdı.

vdfvfd
Starmer, Güney Londra turu sırasında bir inşaat işçisiyle konuşuyor (AP)

Başbakan Starmer ise pazartesi günü yaptığı açıklamada mücadeleyi sürdüreceğini ve kendisinden şüphe duyanların yanıldığını kanıtlayacağını söyledi.

İngiliz gazeteleri, Başbakan Yardımcısı David Lammy ve Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’ın da aralarında bulunduğu bazı üst düzey bakanların Starmer’la mevcut durumu görüştüğünü yazdı.



Trump’ın Fed başkanı adayı Kevin Warsh’u neler bekliyor?

Bush tarafından 2006'da Fed Yönetim Kurulu üyeliğine aday gösterilen Warsh, 35 yaşında bu göreve getirilen en genç kişi olmuştu (Reuters)
Bush tarafından 2006'da Fed Yönetim Kurulu üyeliğine aday gösterilen Warsh, 35 yaşında bu göreve getirilen en genç kişi olmuştu (Reuters)
TT

Trump’ın Fed başkanı adayı Kevin Warsh’u neler bekliyor?

Bush tarafından 2006'da Fed Yönetim Kurulu üyeliğine aday gösterilen Warsh, 35 yaşında bu göreve getirilen en genç kişi olmuştu (Reuters)
Bush tarafından 2006'da Fed Yönetim Kurulu üyeliğine aday gösterilen Warsh, 35 yaşında bu göreve getirilen en genç kişi olmuştu (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) başkanlığına aday gösterdiği Kevin Warsh'u karmaşık bir gündem bekliyor.

Financial Times'ın analizinde Warsh'un, İran savaşının tetiklediği enflasyonla ve Trump'ın faiz indirimi talepleriyle mücadele ederken "zorlu bir pozisyona düşeceği" uyarısında bulunuluyor.

Nisanda politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit tutan Fed, artan yakıt fiyatlarına nasıl tepki verileceğine dair henüz net bir yaklaşım oluşturmadı.

Diğer yandan Trump yönetiminin faiz düşürme baskısı ve Fed Başkanı Jerome Powell'a yönelik sert eleştirileri nedeniyle ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili tartışmalar da sürüyor.

Eski Fed ekonomisti David Wilcox, Warsh'un göreve "karmaşık koşullarda" başlayacağına dikkat çekerek şunları söylüyor:

Faiz indiriminde ısrarcı bir Başkan'la sorunlu bir enflasyon senaryosu arasında gerçekten de çıkmaza düşecek.

Son görüşmede Fed yetkilileri, bir sonraki toplantıda faiz indirimi yapılacağı sinyali verilmesi gerektiği fikrine katılmadıklarını belirtmişti. Analizde, bunun Warsh'a yönelik bir mesaj olduğu vurgulanıyor.

İndirimi destekleyen ve oranların sabit tutulması kararına karşı çıkan tek Fed yetkilisi, Warsh'un yönetim kurulunda yerini alacağı, Trump'ın müttefiki Stephen Miran'dı.

Faizleri indirmediği gerekçesiyle Powell'ı sıkça eleştiren Trump, 30 Ocak'taki açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un, Fed başkanlığı için "biçilmiş kaftan" olduğunu savunmuştu. Warsh ise Trump'a herhangi bir faiz indirimi sözü vermediğini öne sürmüştü.

Powell, 29 Nisan'da düzenlediği basın toplantısında, Fed başkanlığındaki görev süresi 15 Mayıs'ta sona erdikten sonra yönetim kurulu üyesi olarak görevine devam edeceğini açıklamıştı.

ABD merkezli muhafazakar düşünce kuruluşu Hoover Enstitüsü'nden ekonomist John Cochrane, Warsh'un Fed başkanlığı görevindeki ilk işinin Federal Açık Piyasa Komitesi'ni (FOMC) kendi vizyonu etrafında birleştirmeye çalışmak olacağını söylüyor.

Ancak Fed çalışanları arasında "sevilen ve saygı duyulan Powell'ın varlığının işini kolaylaştırmayacağını" da sözlerine ekliyor.

Senato'da pazartesi günü yapılan oylamada Warsh'un Fed Yönetim Kurulu üyeliğine ilişkin adaylığının nihai oylamaya taşınması kararlaştırılmıştı.

Böylelikle 56 yaşındaki ekonomist, Fed başkanlığına daha da yaklaştı. Bu pozisyona atanıp atanmayacağının belirleneceği oylamaysa çarşamba günü yapılacak.

Independent Türkçe, Financial Times, Politico


Polonya’da aranan eski bakan, ABD’den çıktı: “Trump yardım etti”

Zbigniew Ziobro, suçlu bulunması halinde 25 yıla kadar hapis cezası alabilir (Reuters)
Zbigniew Ziobro, suçlu bulunması halinde 25 yıla kadar hapis cezası alabilir (Reuters)
TT

Polonya’da aranan eski bakan, ABD’den çıktı: “Trump yardım etti”

Zbigniew Ziobro, suçlu bulunması halinde 25 yıla kadar hapis cezası alabilir (Reuters)
Zbigniew Ziobro, suçlu bulunması halinde 25 yıla kadar hapis cezası alabilir (Reuters)

Polonya, hakkında arama emri bulunan eski Adalet Bakanı Zbigniew Ziobro'nun ABD'den iade edilmesini istiyor.

Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, pazartesi günü Guardian'a yaptığı açıklamada Ziobro'ya atıfla "Bugünlerde saklanamazsınız. Kaçabilirsiniz, yakalanmayı bir süre erteleyebilirsiniz ama eninde sonunda seçenekleriniz tükenir" ifadelerini kullandı.

Sikorski, eski adalet bakanının Polonya savcılığı tarafından arandığını, hem Avrupa'da hem de uluslararası düzeyde tutuklama emri talep edileceğini belirterek, "Elbette dost ülkelerin talebimizi yerine getirmelerini bekliyoruz" dedi.

Ziobro, Polonya'da suç mağdurlarına yardım ve hükümlülerin rehabilitasyonu için ayrılmış bir fondan para zimmetine geçirmekle bağlantılı 26 suçlamayla karşı karşıya.

Polonya savcılığı, geçen yıl pasaportuna el konan Ziobro'nun önce Macaristan'a oradan da ABD'ye kaçtığını söylüyor.

Savcılık sözcüsü Przemyslaw Nowak, Ziobro'nun pasaportu olmadığına dikkat çekerek "Genel kurallara uygun şekilde ABD'ye girmiş olamaz" dedi.

Sikorski, Ziobro'nun ABD'ye nasıl girdiğine dair Washington yönetiminden bilgi istediklerini ve sorunu en kısa sürede çözmeyi hedeflediklerini belirterek, "Bu sorunun ABD'yle Polonya arasındaki son derece iyi ilişkileri etkilememesini umuyoruz" ifadelerini kullandı.

Eski Macaristan Başbakanı Viktor Orban'ın, Ziobro'ya bu yıl ocak ayında sığınma hakkı vermesi tartışma yaratmıştı.  

Ziobro, Orban'la siyasi açıdan aynı çizgide olan Polonya'daki sağcı Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) hükümetinde 2015-2023'te adalet bakanı olarak görev yapmıştı.

Polonya savcılığı, Ziobro'nun Orban'ın halefi Peter Magyar'ın göreve başlama töreninin yapıldığı 9 Mayıs'ta ABD'ye kaçtığını belirtiyor. Magyar, seçim kampanyasında Ziobro'nun Polonya'ya sınır dışı edilmesi için gerekli işlemleri başlatma sözü vermişti.

Ziobro, Polonyalı sağcı medya kuruluşu Republika'ya 10 Mayıs'ta yaptığı açıklamada ABD'ye geldiğini doğrulayarak "Burası çok güzel bir ülke, dünyanın en sağlam demokrasisi" dedi. Siyasetçi, Macaristan hükümetinden aldığı sığınma belgeleriyle ABD'ye girdiğini öne sürdü.

Ayrıca "bağımsız bir Amerikan mahkemesi" önünde ifade vermeyi kabul edeceğini söylerken, "Şimdilik ABD'de kalıp özgürlüğün tadını çıkarmak istediğini" belirtti.

Diğer yandan liberal çizgideki Polonya gazetesi Gazeta Wyborcza, Trump'ın Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ABD'nin Varşova Büyükelçisi Tom Rose'un itirazlarını göz ardı ederek Ziobro'nun vize almasını sağladığı iddia ediyor.

Gazete ayrıca, Büyükelçi Rose'un üç hafta önce Sikorski'yle iletişime geçerek ABD'nin "Macar kaçaklara" sığınma hakkı vermeyeceğini söylediğini savunuyor. Habere göre PiS, MAGA hareketi ve Trump'ın özel kalem müdürü Susie Wiles aracılığıyla ABD Başkanı'na ulaşmış.

Varşova ve Washington yönetimleri bu iddialara ilişkin henüz açıklama yapmadı.

Independent Türkçe, Guardian, BBC, Notes from Poland, TVP World


Trump, İran savaşı haberlerine soruşturma istedi

Trump yönetimi, İran savaşıyla ilgili haberleri eleştirmişti (Reuters)
Trump yönetimi, İran savaşıyla ilgili haberleri eleştirmişti (Reuters)
TT

Trump, İran savaşı haberlerine soruşturma istedi

Trump yönetimi, İran savaşıyla ilgili haberleri eleştirmişti (Reuters)
Trump yönetimi, İran savaşıyla ilgili haberleri eleştirmişti (Reuters)

İran savaşıyla ilgili bilgi sızdırılan haberlere kızan ABD Başkanı Donald Trump, gazeteciler hakkında soruşturma başlatılmasını istedi.

Wall Street Journal'ın (WSJ) aktardığına göre Trump, haberlerle ilgili Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'a geçen ay şikayette bulundu.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklar, Blanche'ın özellikle haberlerinde hassas ulusal güvenlik bilgilerine yer veren gazetecileri hedef alan mahkeme celpleri hazırlama teminatı verdiğini söylüyor.

Trump bir toplantıda bazı haber kupürlerini "vatana ihanet" notuyla Blanche'a vermiş.

ABD Başkanı’nın özellikle İran’a savaş açma kararını nasıl aldığına ve bu süreçte danışmanlarının kendisine neler söylediğine dair ayrıntılar içeren haberlere öfkelendiği aktarılıyor.

Cumhuriyetçi lider, New York Times'ın 7 Nisan'da yayımladığı habere de tepki göstermişti. Haberde, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun Trump'ı İran'a savaş açmaya ikna ettiği ve ABD istihbaratının rejim değişikliği senaryosunu gerçekçi bulmadığı yazılmıştı.

Ayrıca Trump'ın, 3 Nisan'da İran'da düşürülen ABD jetindeki personel için başlatılan kurtarma operasyonuyla ilgili bilgilerin sızdırılmasıyla ilgili de Blanche'a özel şikayette bulunduğu belirtiliyor. ABD Başkanı'nın "vatana ihanet" notuyla paylaştığı bazı haberler bu operasyonla ilgiliymiş.

WSJ'nin aktardığına göre savcılık, son dönemde sızıntılarla ilgili medya kuruluşlarının yanı sıra e-posta ve telefon hizmet sağlayıcılarına da celp gönderdi.

Analizde, Adalet Bakanlığı'nın geçmişte bu yönteme yalnızca istisnai durumlarda başvurduğuna dikkat çekiliyor. Basın özgürlüğünün korunması amacıyla, hükümet kaynaklı sızıntıların soruşturulması sırasında, federal savcıların gazetecilerin iletişim bilgilerine erişmesi kısıtlanıyordu.

Ancak eski Adalet Bakanı Pam Bondi, bu kısıtlamaların bir kısmını kaldırarak savcıların, gazeteciler hakkında mahkeme celbi ve arama emri almasını kolaylaştırdı.

Bondi'yi 2 Nisan'da görevden alan Trump, yerine kendi avukatı Todd Blanche'ı bakan vekili olarak atamıştı.

WSJ, kendilerine de 23 Şubat'taki İran savaşı haberi nedeniyle celp gönderildiğini bildirdi.  

Haberde, ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ve Pentagon'dan yetkililerin, İran'a uzun süreli askeri harekatın riskleri hakkında Trump'a uyarıda bulunduğu bildirilmişti. ABD Başkanı bundan 5 gün sonra 28 Şubat'ta İsrail'le koordineli olarak İran'a saldırıları başlatmıştı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, The Hill