Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
TT

Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)

Gözler Çin’in başkenti Pekin’e çevrildi. ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile büyük ölçüde ekonomi odaklı görünse de siyaset ve güvenlik başlıklarının da güçlü biçimde gündemde olduğu kritik bir zirvede bir araya gelmeye hazırlanıyor. Yaklaşık on yıldır bir Amerikan başkanının Çin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliği taşıyan zirve, İran savaşı, yükselen enerji fiyatları ve dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari gerilimin sürdüğü küresel baskı ortamında gerçekleşiyor.

Amerikan basınında yer alan haberlere göre, zirve öncesinde ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng arasında Güney Kore’de yapılan görüşmeler, liderler buluşmasının zeminini hazırladı. Tarafların ticaret, İran savaşı ve bunun deniz ticaret yolları ile enerji piyasalarına etkilerini ele aldığı belirtildi. Bessent, ziyaret hazırlıkları kapsamında yaptığı açıklamada, Pekin’de Trump ile Şi arasında “verimli” bir zirve gerçekleştirilmesini beklediğini söyledi.

Baskı altındaki iki ekonomi

Zirve, Trump’ın Çin ile kırılgan durumdaki ticari ateşkesi korumaya ve tarım ürünleri, uçaklar ile Amerikan mallarının ihracatında hızlı kazanımlar elde etmeye çalıştığı bir dönemde yapılıyor. Trump ayrıca, ziyarette kendisine eşlik eden büyük Amerikan şirketleri için Çin pazarının daha fazla açılmasını hedefliyor.

bgfgfrbgfr
ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e gitmek üzere Beyaz Saray’dan ayrılırken görüntülendi. (DPA)

Heyette teknoloji ve finans dünyasının önde gelen isimlerinin bulunması dikkat çekiyor. Bunlar arasında, yapay zekâ ve çip teknolojilerinin Washington-Pekin ekonomik ilişkilerinin merkezine yerleştiğini gösteren Nvidia CEO’su Jensen Huang da bulunuyor.

Ancak tarafların hareket alanı oldukça sınırlı görünüyor. Eski ticari gerilimler hâlâ tamamen çözülmüş değil. Gümrük tarifeleri, ihracat kısıtlamaları ve nadir toprak elementleri, iki tarafın karşılıklı baskı araçları olmaya devam ediyor.

Washington, tedarik zincirlerinin önemli bölümünü Çin’in kontrol ettiği kritik minerallerin akışını güvence altına almak isterken, Pekin ise gelişmiş teknoloji ve yarı iletkenlere yönelik Amerikan kısıtlamalarının hafifletilmesini talep ediyor.

Öte yandan Çin ekonomisi, zirveye beklenenden daha güçlü bir konumda giriyor. Son veriler, Çin’in ihracatının nisanda yıllık bazda yüzde 14,1 arttığını ortaya koydu. ABD’ye yapılan ihracat da mart ayındaki sert düşüşün ardından yüzde 11,3 yükseldi. Bu durum, liderler görüşmesi öncesinde Pekin’in elini güçlendiriyor.

Enerji ve Deniz Taşımacılığı Masada

Zirve ekonomik ağırlıklı olsa da İran savaşı gündemin merkezindeki yerini koruyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, ABD’de enflasyonu körükleme ve küresel talebi zayıflatma riski taşıyor. Bu durum, İran ve Körfez petrolünün en büyük ithalatçılarından biri olan Çin’i de yakından endişelendiriyor.

Bessent daha önce Çin’e çağrıda bulunarak, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı uluslararası deniz taşımacılığına açması için diplomatik nüfuzunu kullanmasını istemişti. Amerikan yetkili, bu başlığın Trump ile Şi arasındaki görüşmelerde de gündeme geleceğini belirtmişti.

Bu noktada Çin, devre dışı bırakılması mümkün olmayan bir aktör olarak öne çıkıyor. Pekin hem İran’ın en büyük ekonomik ortaklarından biri hem de büyümesini ve ihracatını sürdürebilmek için enerji ve nakliye yollarındaki istikrara bağımlı durumda.

Bu nedenle Trump’ın, bazı ticari gerilimlerin hafifletilmesi veya yeni müzakere kanallarının açılması karşılığında Çin’den Tahran üzerinde baskı kurma sözü almaya çalışabileceği değerlendiriliyor.

Çipler, Tarım ve Uçaklar

Zirvenin ekonomik beklentileri arasında, ABD’nin özellikle soya fasulyesi ve et ürünleri başta olmak üzere Amerikan tarım ürünlerinin Çin’e satışını artırma girişimi öne çıkıyor. Ayrıca havacılık sektöründe yeni anlaşmalar yapılması da hedefleniyor.

dfvfdvfdv
Şanghay’daki bir hediyelik eşya dükkânında, aralarında Donald Trump’ın da bulunduğu dünya liderlerine ait çizilmiş portreler sergileniyor. (EPA)

Trump yönetimi, Çin’den gelecek büyük ölçekli satın alma açıklamalarının özellikle ticaret savaşlarından zarar gören tarım eyaletlerinde iç politik açıdan önemli bir kazanım sağlayacağını düşünüyor.

Ancak iyimserlik sınırlı kalıyor. Çin son yıllarda Brezilya ve diğer tedarikçilere bağımlılığını artırdı. Bu durum, Pekin’in soya fasulyesi konusunda büyük tavizler verme ihtiyacını azaltıyor. Ayrıca Çin, emtia alımlarını kalıcı bir ticaret politikası değişiminden ziyade müzakere aracı olarak kullanma eğiliminde.

Teknoloji alanındaki rekabet ise daha karmaşık bir görünüm sergiliyor. Nvidia gibi Amerikan şirketleri, dünyanın en büyük yapay zekâ pazarlarından biri olan Çin’e daha geniş erişim talep ediyor. Buna karşılık Washington, gelişmiş çip satışlarının Çin’in teknolojik ve askeri kapasitesini güçlendirebileceğinden endişe ediyor.

Bu nedenle zirvenin, anlaşmazlıkları çözmekten çok yönetmeye yönelik bir platform olması bekleniyor.

Büyük Uzlaşıdan Çok Hasarı Sınırlandırma Zirvesi

Analiz merkezlerine göre zirve, kapsamlı bir anlaşmadan ziyade sınırlı “ekonomik çıktılara” odaklanabilir. Dünya Ekonomik Forumu’nun analizine göre temel hedef, yeni bir ticaret savaşının patlak vermesini önlemek ve mevcut istikrarı korumak; iki ülke arasındaki ilişkileri tamamen yeniden şekillendirmek değil.

Washington, enflasyon baskısı ve İran savaşının maliyetleri nedeniyle hızlı bir ekonomik başarıya ihtiyaç duyuyor. Pekin ise ihracatını olumsuz etkileyebilecek yeni bir ticari şoktan kaçınmak istiyor. Ancak ticaret verilerindeki iyileşme ve nadir mineraller ile dev tüketici pazarı gibi kozları nedeniyle geniş tavizler vermeye mecbur görünmüyor.

Bu çerçevede Trump-Şi zirvesi, iki rakip ekonomi arasındaki karşılıklı bağımlılığı yönetme testi olarak değerlendiriliyor. Washington ile Pekin arasındaki ilişki artık yalnızca ticaretten ibaret değil; enerji, teknoloji, tedarik zincirleri ve piyasa şoklarını kontrol etme kapasitesi de bu ilişkinin temel unsurları hâline gelmiş durumda.

sxdscv
ABD ve Çin bayrakları, başkent Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda Çin’in tarihi lideri Mao Zedong’un fotoğraflarının yanında dalgalanıyor. (Reuters)

Yatırımcılar tarifeler, çipler, tarım ve enerji konusunda verilecek mesajları beklerken, en olası sonuç kısmi uzlaşılar olarak görülüyor. Bunlar arasında diyalog kanallarının açık tutulması, nadir toprak elementleri konusunda tansiyonun düşürülmesi ve Çin’in Amerikan mallarına yönelik ek satın alma vaatleri bulunuyor.

Ancak büyük çaplı bir kırılmanın gerçekleşmesi, Trump ve Şi’nin ekonomiyi İran, Tayvan ve yapay zekâ gibi daha hassas başlıklardan ayırabilme kapasitesine bağlı olacak.



Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletme tehditlerinin dozunu artırdı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah’ın İsrail ile İran arasında yaşanabilecek olası bir çatışmaya dahil olması halinde Nebatiye ve Litani bölgelerinin de İsrail’in ‘kalıcı güvenlik bölgesi’ olarak tanımladığı alana dahil edilebileceğini söyledi. Bu tehditler, İsrail güçlerinin hangi bölgeleri kontrol altına almaya çalışabileceği ve daha geniş çaplı bir kara harekâtı düzenlemeye ne ölçüde hazır olduğu konusunda soru işaretlerine yol açtı. Söz konusu gelişmeler, İsrail’deki Knesset seçimleri yaklaşırken bölgede askeri hareketliliğin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor.

Katz daha önce, güneyde geniş bir bölgenin sakinlerinin Zahrani ve Avali nehirlerine kadar uzanan alanlardan, ayrıca Beyrut’un güney banliyölerinden tahliye edilebileceği tehdidinde bulunmuştu. Bir milyondan fazla kişinin yerinden edilebileceğini belirten Katz, İsrail ordusunun bir kara harekâtı düzenlemeye hazır olduğunu da vurgulamıştı.

Bu tehditler, İsrail güçlerinin stratejik öneme sahip yüksek kesimlere doğru konuşlanmasını genişletmesinin ardından geldi. Nebatiye yakınlarındaki Şakif Kalesi ve Ali et-Tahir Tepesi, bu bölgelerin başında geliyor. Reyhan, Saced ve Cebel er-Refi tepeleri de İsrail hava saldırılarına maruz kaldı. Bu gelişmeler, İsrail’in yüksek kesimler ve coğrafi geçiş güzergâhları üzerindeki kontrolünü genişletme ihtimaline ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

İsrail, doğal coğrafi engeller oluşturmaya çalışıyor

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, İsrail’in tehditlerinin Hizbullah’ı hedef almak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı olmadığını, başka siyasi ve coğrafi hedeflerle de bağlantılı olduğunu söyledi. Davud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Askeri mevziler ve kara operasyonları, kapsamı veya derinliği ne olursa olsun, sahadaki askeri manevra anlayışına hizmet etmelidir. Bu manevra da kendi başına büyük bir siyasi hedefe hizmet eder” dedi. İsrail’in hedefinin Hizbullah’ın merkezlerini vurmak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı kalmadığını belirten Davud, bunun ötesinde coğrafya ve toprak üzerindeki kontrolle bağlantılı hedefler bulunduğunu ifade etti.

ascfghyv
Litani Nehri’nin güneyinde İsrail güçlerinin kontrolündeki bölgelerde sistematik yıkım ve tahribat operasyonları… Bint Cubeyl, 22 Nisan 2026 (AFP)

Davud, “Lübnan’ın güneyindeki İsrail hareketliliğini değerlendirmek için Suriye’nin güneyinde, özellikle Kuneytra kırsalı ve Cebel eş-Şeyh bölgesinde yaşananlara da bakmak gerekiyor. Görünen o ki iki süreç birbiriyle bağlantılı ve birbirini tamamlıyor. İsrail, güvenlik bölgeleri oluşturmak için coğrafyayı kullanmaya dayalı bir yaklaşım izliyor” diye konuştu.

İsrail’in niyetlerinin yalnızca açıklamalardan hareketle değil, sahadaki gelişmeler temelinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Davud, “İsrail henüz ulaşmayı hedeflediği aşama hattına varmış değil. İlerleme mesafesi ne kadar olursa olsun, her askeri ilerleyiş birbirini izleyen aşamalar doğrultusunda gerçekleşir” dedi.

Davud, “İstenen ilerleme yalnızca 100 metreyle sınırlı olsa bile her askeri operasyon aşamalara ayrılır. Önce ateş hazırlığı yapılır ve kanatlar güvence altına alınır, ardından saldırı başlatılır ve mevziler tahkim edilir” ifadelerini kullandı. Askeri aşama hatlarının genellikle saldıran güçlerin konuşlanmalarını sağlamlaştırmasına ve savunmalarını düzenlemesine olanak tanıyan doğal coğrafi engellere dayandığını belirtti.

gbh
İsrail bombardımanı sonucu hasar gören ve yıkılan binaların arasında nargile içen bir vatandaş… Nebatiye, 23 Haziran 2026 (AFP)

Davud, “Önemli olan İsrail’in ne söylediği değil, sahada ne yaptığı ve hangi noktalara ulaşmaya çalıştığı” diyerek, İsrail güçlerinin belirgin bir coğrafi hatta ulaşmayı hedeflediğini belirtti. Davud, İsrail’in varlığını sağlamlaştırmasına imkân verecek coğrafi bir engele dayanmadan bir bölgenin ortasında duramayacağını ifade etti.

İsrail’in askeri hedeflerinin Sayda’nın kuzeyindeki Avali Nehri’ne kadar uzanabileceği ihtimalini gündeme getiren Davud, “İsrail güçlerinin Avali Nehri hattına ulaşması ve bu hattı kontrol altına alması, güvenlik kuşağının Lübnan topraklarının derinliklerine doğru genişletilmesi anlamına gelir. Bu hattın kontrol altına alınması, güneyinde kalan bütün bölgeleri, et-Tuffah bölgesi ve çevresindeki köyler de dahil olmak üzere, etkileyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’la bağlantılı bir gerginlik

Emekli Tuğgeneral Naci Melaib ise İsrail’in tehditlerini, yaklaşan İsrail seçimleri çerçevesinde İran’la olası bir çatışmaya yönelik askeri hazırlıklarla ilişkilendirdi.

Melaib, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın Avali Nehri’ne kadar ulaşılabileceğine ilişkin sözlerinin, tehditlerin artık Nebatiye veya Litani bölgesiyle sınırlı kalmadığını, Sayda ve çevresini de kapsayan daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösterdiğini söyledi. Tehditlerin yalnızca güney bölgelerini değil, Beyrut’un güney banliyölerini de kapsadığına dikkati çeken Melaib, bunun seçimler yaklaşırken İsrail söyleminde ciddi bir tırmanış yaşandığını ortaya koyduğunu belirtti.

Melaib, tehditlerin sahadaki önemli bir askeri hareketlilikle eş zamanlı gerçekleştiğini ifade ederek, 282. Topçu Tugayı’nın Hizbullah’ın kullandığı insansız hava araçlarına (İHA) karşı mücadele ve çatışmalar sırasında tahliye operasyonları gibi konuları kapsayan geniş çaplı tatbikatlarını tamamladığını söyledi. Melaib, “Tugay, tatbikatların sona ermesinin hemen ardından Lübnan’ın güneyine geçti. Bu durum, İsrail’in mevcut birliklerine ek olarak, askeri emir verilmesi halinde harekete geçmeye hazır ilave bir topçu gücüne sahip olduğu anlamına geliyor” dedi.

İsrail’in askeri operasyonlarını genişletme ihtimalinin belirli coğrafi noktalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Melaib, bunun daha çok İsrail’in alacağı karara ve İsrail ile İran arasında yaşanabilecek yeni bir çatışmaya Hizbullah’ın ne ölçüde dahil olacağına bağlı olduğunu belirtti. Gelişmelerin farklı yönlerde ilerleyebileceğini kaydeden Melaib, İran’ın İsrail seçimleri dönemini saldırılar düzenlemek veya seçimlerin seyrini etkilemek için değerlendirmesi ya da İsrail’in seçimlerden önce veya seçimler sırasında İran’a karşı savaşı genişletme yoluna gitmesi ihtimallerine işaret etti.

Melaib, İran’la çatışmanın genişletilmesi ihtimalinin ABD ile İsrail arasında da ele alındığını belirtti. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, İsrail açısından ağır sonuçlar doğurabilecek bir çatışmaya girilmesinin olası etkilerine ilişkin çekincelerini dile getirdiğini aktaran Melaib, özellikle İsrail’in askeri açıdan böyle bir çatışmaya hazır olmaması ve seçimlerin yaklaşması nedeniyle bu endişelerin önem taşıdığını ifade etti.

Hizbullah’ın hazırlıklarına ilişkin değerlendirmesinde ise Melaib, Lübnan güvenlik güçlerinin örgütle bağlantılı patlayıcı yüklü bir kamyonu ele geçirmesinin, ülkeye giren tek kamyonun bu olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Başka kamyonların da denetimlere takılmadan geçmiş olabileceğini belirten Melaib, bunun yeni bir bölgesel çatışmanın başlaması halinde Hizbullah’ın olası bir askerî harekâta hazırlanıyor olabileceği ihtimalini gündeme getirdiğini kaydetti. Melaib, “Bugün asıl soru, İsrail’in hangi noktaları kontrol altına almaya çalışacağı değil, operasyonları genişletmeye yönelik siyasi ve askeri kararın alınıp alınmayacağıdır” dedi.

Sahadaki gelişmeler

Sahada ise İsrail savaş uçakları, Nebatiye’ye bağlı Kafr Tebnit’e şiddetli bir hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, Sur ve Bint Cubeyl’de hava ve topçu ateşinin yoğunlaşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Mansuri’ye üç, Zıbkin Vadisi’ne ise bir hava saldırısı düzenlendi. Topçu ateşi Beraşit, Haddase, Haris’in çevresi, Zıbkin ve Şakra çevresini hedef aldı. Şafak vakti ise Mansuri ve Mecdel Zevn bombalandı. İsrail savaş uçakları Sur ve çevresindeki köylerin üzerinde taciz uçuşları gerçekleştirirken Mansuri ve Beyt es-Seyyad üzerine aydınlatma fişekleri attı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Haddase’ye düzenlenen hava saldırısında 4 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere iki kişinin yaralandığını açıkladı. Kfar Şuba’da ise İsrail güçleri, Lübnanlı çiftçilerin zeytin hasadı yapmak üzere topraklarına girmesini engelledi. Sınır köylerinde yaşayanların tarım arazilerine ulaşmakta yaşadığı zorluklar da devam ediyor.


Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump, oyuncu Denzel Washington'a atfedilen uydurma bir sözü içeren X’teki gönderinin ekran görüntüsünü paylaştı. Uydurma sözde İlk Gün'ün (Training Day) yıldızı, televizyon sunucusuyken siyasete atılan Trump'tan daha "cesur" veya daha "zeki" birini görmediğini iddia ediyor.

Trump, pazartesi günü Truth Social'da, "Red Eagle Updates" adlı X kullanıcısının paylaşımının görselini yayımladı. Bu paylaşımda iki Oscar'lı Washington'ın Trump'ı "harika bir dost ve daha da iyi bir başkan" diye nitelediği, başkanın "sarsılmaz bir destekçisi" olduğunu ifade ettiği öne sürülüyordu.

Paylaşılan sözler şöyleydi:

Hayatım boyunca pek çok kişiyle çalıştım, Donald Trump'tan daha cesur, daha zeki ya da Amerika'yı daha fazla düşünen biriyle hiç tanışmadım. O harika bir dost ve daha da iyi bir başkan. Onun sarsılmaz bir destekçisi olmaktan gurur duyuyorum ve bunun için asla özür dilemeyeceğim. Tanrı Amerika'yı ve başkanımızı korusun.

Ancak Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre yıllar içinde Demokrat adaylara onbinlerce dolarlık bağışta bulunan Washington, hiçbir zaman böyle bir şey söylemedi.

Doğrulama sitesi Snopes, kamuya açık bilgiler üzerinde kapsamlı bir araştırma yaptı ve Washington'ın sözkonusu ifadeleri kullandığına dair hiçbir kanıt bulamadı.

rgth5yj
Başkan Donald Trump, Akademi Ödüllü oyuncuya atfedilen sahte bir sözü paylaştı (Warner Bros.)

Aynı sözler, Rolling Stones'un solisti Mick Jagger ve oyuncu Matthew McConaughey gibi diğer tanınmış isimlere de yanlış bir şekilde atfedilmişti. Oysa bu isimlerin hiçbiri 47. başkana kamuoyu önünde destek vermedi.

Başkanın sosyal medya paylaşımı, gelecek ay yapılacak seçime kadar neredeyse her gün sahada olacağı yoğun bir ara seçim kampanyası sürecinde geldi.

Cumhuriyetçilerin, Temsilciler Meclisi'ndeki kontrolü kaybetmesi ve Senato'daki sayılarının, Demokratların o kanatta da çoğunluğu elde edeceği bir seviyeye düşmesi bekleniyor.

Trump'ın halk nezdindeki onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesinde seyrediyor. Pew Araştırma Merkezi'nin 28 Eylül'le 4 Ekim ​​arasında 5 bin 62 yetişkinle gerçekleştirdiği anket, onay oranını yüzde 30, onaylanmama oranını ise yüzde 68 olarak gösteriyor. Bu da temmuzdan bu yana 4 puanlık düşüş demek.

Reuters/Ipsos'un geçen pazartesi yayımladığı ankette de onay oranı yüzde 32 olarak belirlendi. Bu, ilk kez eylülde kaydedilen ve rekor düzeyde düşük olan oranla aynı seviye. CBS News/YouGov'un 30 Eylül'le 2 Ekim ​​arasında 2 bin 166 yetişkinle yaptığı ankette ise onay oranı yüzde 39 olarak tespit edildi.

Pew anketi ayrıca kendisini Trump destekçisi diye tanımlayanların yüzde 67'sinin onun performansını onayladığını gösteriyor. Bu oran, göreve başlamasından sonraki haftalarda yapılan benzer bir ankete kıyasla yaklaşık 30 puanlık düşüşe işaret ediyor. Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 39'u ülkedeki gidişattan memnun olduğunu belirtiyor. Oysa bu oran, Trump'ın göreve başladığı dönemde yüzde 65 seviyesindeydi.

Independent Türkçe


Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
TT

Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)

Grönland yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerine" başlanacağı duyurusunu yalanladı.

Trump, sosyal medyada 13 Ekim'deki paylaşımında adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerinin başlamak üzere olduğunu" yazmıştı.

ABD'ye yönelik gelecekte herhangi bir saldırının Grönland üzerinden geçmek zorunda kalacağını savunan Trump, adaya yerleştirilecek savunma sistemleriyle bunların hepsini etkisiz hale getirileceğini iddia etmişti.

Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland'ın Madencilik Bakan Yardımcısı Jorgen Hammeken-Holm ise CNN'e açıklamasında adada ABD'li şirketlerin faaliyet yürüttüğünü fakat Trump'ın savunduğu gibi "büyük çaplı maden arama çalışmalarından çok uzak olunduğunu" ifade etti.

Hammeken-Holm, "Halihazırda birçok küçük çaplı keşif çalışması yürütülüyor ancak bunların faaliyete geçmesi yıllar alabilir" diye ekledi.

Danimarka Dışişleri Bakanlığı'ndan gönderilen açıklamada da ABD'nin Grönland'daki maden arama faaliyetlerini adanın yasal gereklilikleri çerçevesinde yapmak zorunda olduğunu bildirildi.

Bakanlık ayrıca ABD, Danimarka ve Grönland arasında geçen ay imzalanan anlaşmanın bu durumu değiştirmediğini vurguladı:

Anlaşma, Grönland'daki doğal kaynaklara erişim hakkında ABD'li yatırımcılara, diğer NATO ülkeleri, AB ülkeleri ve NATO ortaklarından gelen yatırımcılara kıyasla herhangi bir ayrıcalık tanımıyor.

Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen'ın imzaladığı anlaşma kapsamında Beyaz Saray, adada "geniş çaplı askeri varlık oluşturma sürecine derhal başlanacağını" bildirmişti.

Anlaşmayla ABD'nin, adanın güneyindeki Narsarsuaq'ta ve doğu kıyısındaki Mestersvig'de iki askeri üs kurması öngörülüyor. Ayrıca Grönland'daki tek aktif Amerikan askeri tesisi olan Pituffik Uzay Üssü de genişletilebilir.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de anlaşmadan memnuniyet duyduklarını açıklamıştı.

Ancak Amerikan medyasındaki analizlerde, Grönland'ı defalarca işgalle tehdit eden Trump'ın adayı ABD kontrolüne alma hedefine ulaşamayarak büyük bir geri adım attığı yazılmıştı.

Sözkonusu anlaşma, ABD'yle Danimarka arasında Grönland'ın savunmasına ilişkin 1951'de imzalanan sözleşmeyi genişletiyor. Ancak geçen ay düzenlenen anlaşma metninde petrol veya doğalgaz arama faaliyetlerine ilişkin açık maddeler bulunmuyor. Diğer yandan "maden alanında işbirliği" ve "ekonomik kalkınmayla ticaretin teşvikine" değinilirken, bunlar hakkında da ayrıntılara yer verilmiyor.

Independent Türkçe, CNN, NBC News