Musk-Altman çekişmesi: Bu mücadele OpenAI için mi yoksa insanlığın geleceği için mi?

Tarihi bir dava

Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
TT

Musk-Altman çekişmesi: Bu mücadele OpenAI için mi yoksa insanlığın geleceği için mi?

Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)

Halid İsam el-İslambuli

Dünyanın yazılım ve teknoloji başkenti, inovasyon hayallerinin güç ve para çatışmalarıyla kesiştiği Silikon Vadisi'nin kalbi San Francisco'da, modern çağın en sert hukuki savaşlarından biri patlak verdi. Bir zamanların ortakları, bugünün hasımları olan milyarder Elon Musk ile OpenAI yönetim kurulunun temsilcisi ve şirketin CEO'su Sam Altman arasında kıyasıya bir mücadele yaşanıyor. Musk, Altman ve yönetim kurulu üyelerini ‘şirketin kuruluş misyonuna ihanet etmekle’ suçluyor. Microsoft'un milyarlarca dolarlık desteğiyle OpenAI'ı kâr odaklı devasa bir şirkete dönüştürdüklerini ve şirketin özgün amacını açıkça çiğnediklerini öne süren Musk, şirketin eski kâr amacı gütmeyen yapısına kavuşturulmasını, ağır tazminat ödenmesini, Altman ile yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmasını ve şirketin köklü bir yeniden yapılanmaya gitmesini talep ediyor.

Bu dava eski ortaklar arasındaki kişisel bir hesaplaşmadan ibaret değil; teknoloji endüstrilerinin ve yapay zekanın geleceği üzerinde oynanan kapsamlı bir savaş ve gerçek bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Musk'ın galip gelmesi halinde kamuya fayda ve güvenliği ön plana alan daha katı bir yönetişim modeli dayatılabilir; bu da Microsoft ile kurulan türden tekelci ortaklıklar da dahil olmak üzere büyük şirketlerin egemenliğini kırabilir, sektördeki rekabet kurallarını yeniden belirleyebilir, açık ya da sorumlu inovasyonu teşvik edebilir ve Musk'ın desteklediği Grok yapay zeka aracına sahip xAI gibi şirketleri de etkileyebilir.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre davayı OpenAI'ın kazanması halinde ise yeterli denetim mekanizmaları olmaksızın kâr odaklı bu hızlı yarış pekişecek. İnsani boyutta ise insanlık kaderi belirleyici olan ‘AI herkesin yararına mı yönetilecek, yoksa az sayıda şirketin tahakküm aracına mı dönüşecek?’ sorusuyla karşı karşıya.

Eski ortaklar arasındaki bu savaş, önümüzdeki on yılların dünyasının şeklini belirleyebilir.

Musk ve Altman'ın OpenAI'ı kurması

OpenAI, başta Google ve Microsoft olmak üzere teknoloji devlerinin ‘Yapay Genel Zeka’ (AGI) geliştirme sürecine hâkim olmasına yönelik artan kaygılara doğrudan bir yanıt olarak 2015 yılında Delaware eyaletinde kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kuruldu. AGI; bir makinenin insanın yapabileceği her türlü entelektüel görevi anlama ve öğrenme kapasitesini ifade ediyor. Şirket, bu alandaki denetimsiz ticari yarışın insanlık için ciddi tehditler doğurabileceğine dair derin varoluşsal kaygılar eşliğinde hayat buldu. AI’nın doğuracağı risklerinden son derece tedirgin olan Elon Musk da bu fikrin öncüleri arasında yer alıyordu.

Şirket başlangıçta şeffaflık ve iş birliğini temel alarak soylu ilkeler üzerine inşa edildi. Kuruluş tüzüğüne göre misyonu, AGI'nin tüm insanlığın yararına hizmet etmesini güvence altına almaktı. Şirket, bazı patent ve araştırmalarını kamuya açık hale getirerek diğer kurumlarla şeffaf bir iş birliği yapma niyetini ilan etti ve araştırma bulgularını kamuoyuyla paylaşmayı taahhüt etti.

Kuruluşa Elon Musk, Sam Altman ve Greg Brockman başta olmak üzere teknoloji dünyasının önde gelen isimleri ortak oldu. Kurucular, Amazon Web Services ve Infosys ile birlikte bir milyar dolar toplamayı taahhüt etti. Ancak fiilen toplanan miktar bunun çok altında kaldı. Şirket 2018 yılına kadar uzun vadeli güvenliği ve kamu yararını öncelik sırasına koyan açık bir araştırma laboratuvarı olarak faaliyet gösterdi; daha sonra ‘eski ortakların savaşını’ alevlendiren köklü dönüşümler başladı.

Şirket, bu alandaki denetimsiz ticari yarışın insanlık için ciddi tehditler doğurabileceğine dair derin varoluşsal kaygılar eşliğinde hayat buldu. AI’nın doğuracağı risklerinden son derece tedirgin olan Elon Musk da bu fikrin öncüleri arasında yer alıyordu.

2018'den 2024'e kritik yılların dönüşümleri

Elon Musk, yönetim kurulunun liderliği üzerinde yaşanan şiddetli bir güç mücadelesinin ardından 2018 yılının şubat ayında OpenAI yönetim kurulundan ayrıldı. Ayrılış gerekçesi olarak kâr amacı gütmeyen misyona "ihanet tohumlarını" ve ticari bir yönelişe geçişin başladığını gördüğünü ileri sürdü. Buna Tesla faaliyetleriyle olası çıkar çatışması da eklendi. Şirket bu tarihten itibaren büyük yatırımları çekmek amacıyla ticari bir kol oluşturarak kademeli olarak kâr odaklı bir yapıya geçti, ardından hukuki statüsünü kâr amacı gütmeyen kuruluştan kamu yararına şirkete dönüştürdü. Bu dönüşümlerin doruk noktasını 2019'da Microsoft ile kurulan stratejik ortaklık oluşturdu. Bunu 2022'de piyasaya sürülen ve benzeri görülmemiş ticari bir başarı yakalayan ChatGPT izledi. Fakat gelişmiş modellere erişimin kısıtlanması ve kâr öncelikli yapıya kayış nedeniyle artan eleştirilere de muhatap oldu. Kasım 2023’e gelindiğinde ise Sam Altman'ın kısa süreliğine görevden alındığı, ardından yeniden atandığı bir kriz patlak verdi.

cx cd
Elon Musk'ın OpenAI aleyhine açtığı davada açılış duruşmalarının başlamasıyla birlikte Kaliforniya'nın Oakland kentindeki federal mahkemeye gelişi sırasında (AFP)

Musk, 2024 şubatında davayı açarak Altman liderliğindeki OpenAI yönetim kurulunu ‘şirketin kuruluş tüzüğüne ihanet etmek ve Microsoft'un desteğiyle kurucu ortakların, hissedarların ve pay sahiplerinin onayı alınmaksızın yasalara aykırı biçimde şirketi kapalı bir kâr amaçlı yapıya dönüştürmekle’ suçladı.

ABD merkezli şirketlerle ilgili hukuk kurallarına göre bu şirketler, amaçları, kârı değerlendirme biçimleri ve kamu yararına bağlılıkları temelinde dört ana kategoriye ayrılıyor:

1- Geleneksel şirketler, hissedar değerini en üst düzeye çıkarmayı ve kâr dağıtımını hedefler; sosyal fayda yükümlülükleri bulunmaz.

2- Sınırlı sorumlu şirketler yüksek esneklikleriyle öne çıkar ve kârı doğrudan sahiplerine aktarır.

3- Kamu yararına şirketler kâr amacı güder; ancak yasal olarak sosyal kamu yararı sağlamakla yükümlüdür.

4- Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ise bireyler arasında kâr dağıtımını yasaklar; tüm kaynakların kamu yararına yönelik amaçlara tahsis edilmesi zorunludur ve vergiden muaf tutulur. Kâr amacı gütmeyen modelden kâr odaklı modele bu geçiş, davanın özünü ve mevcut hukuki anlaşmazlığın can alıcı noktasını oluşturuyor.

Şirket hukuki statüsünü kâr amacı gütmeyen kuruluştan kamu yararına şirkete dönüştürdü; ardından bu dönüşümlerin doruk noktasını 2019'da Microsoft ile kurulan stratejik ortaklık oluşturdu. Bunu 2022'de piyasaya sürülen ve benzeri görülmemiş ticari bir başarı yakalayan ChatGPT izledi.

Mahkeme koridorlarında

Dava ‘Musk - Altman Davası’ olarak 29 Şubat 2024 tarihinde Kaliforniya’nın Oakland kentindeki federal adalet kompleksi Kuzey Kaliforniya ABD Federal Bölge Mahkemesi'nde açıldı. Musk, aynı yıl kasım ayında OpenAI'ın kâr amaçlı yapıya geçişini engellemek amacıyla acil bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebiyle mahkemeye başvurdu. Musk, bu dönüşümün 2016-2020 yılları arasında yaptığı 44 milyon dolarlık katkıların koşullarını ihlal ettiğini ileri sürdü. Ertesi yıl şubat ayına gelindiğinde ise davayı yürüten Federal Yargıç Yvonne Gonzalez Rogers, Musk'ın telafi edilemez zarara uğradığı iddiasını abartılı bularak davayı reddetti.

fbvfbv
OpenAI CEO'su Sam Altman, Avukat Jay Jurata tarafından sorgulanırken (Reuters)

Geçtiğimiz yıl nisan ayında OpenAI'ın 12 eski çalışanı, Elon Musk'ın şirkete karşı açtığı davaya müdahil olmak istediklerine dair mahkemeye bir dilekçe sundu. Dilekçede Altman, ‘dürüst olmamakla ve çalışanları ömür boyu geçerli iftira etmeme anlaşmaları (Non-Disparagement Agreements) imzalamaya zorlamaları konusunda yanıltmakla’ suçlandı. OpenAI ise karşı dava açarak Musk'ı ‘kendi projelerine yarar sağlamak amacıyla şirketin ilerleyişini engellemeye çalışmakla’ itham etti.

Yine geçtiğimiz yılın mayıs ayında ise Yargıç Rogers, ön duruşmalarda nihai taleplerin bir bölümünü kabul edilemez bulurken başta dolandırıcılık ve haksız zenginleşme iddiaları olmak üzere diğer taleplerin görülmesini kabul etti.

Ekim ayına gelindiğinde OpenAI, şirket yapısını özel kamu yararına şirket (Private Benefit Corporation) olarak yeniden düzenledi ve OpenAI'ın bağlı kâr amacı gütmeyen kuruluşu yüzde 26, Microsoft ise yüzde 27 pay aldı.

Geçtiğimiz nisan ayı başlarında ise Musk, nihai taleplerini revize ederek davadan elde edilecek olası tazminatların OpenAI'ın kâr amacı gütmeyen hayır kuruluşu hesabına yönlendirilmesini, Altman'ın yönetim kurulundan ihraç edilmesini ve Greg Brockman dahil diğer yöneticilerin de kapsama alınmasını talep etti. Yargıç Rogers bu talepleri kabul etti; bunun üzerine 27 Nisan 2026'da tarafları dinleyecek jürinin seçim süreci başladı.

Musk, nihai taleplerini revize ederek davadan elde edilecek olası tazminatların OpenAI'ın kâr amacı gütmeyen hayır kuruluşu hesabına yönlendirilmesini ve Altman'ın yönetim kurulundan ihraç edilmesini talep etti.

Musk'ın mahkeme ifadesi: Üç kritik gün

Musk, 28-30 Nisan 2026 tarihleri arasında her bir oturum yaklaşık yedi saat olmak üzere mahkemede jüri karşısında ifade verdi. Musk, 28 Nisan’daki oturumda özgeçmişine ve OpenAI'ı AI’ın risklerine karşı kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kurma gerekçelerine odaklandı ve şirketi insanlığa hizmet eden araştırma odaklı bir hayır kurumu olarak gördüğünü vurguladı. AI, Star Trek film serisine benzer bir modele dönüşmesini umduğunu, ancak şirketin, AI’ın kendi varlığının farkına varıp insanlara karşı bir yok etme savaşı başlattığı Terminatör serisini andıran bir senaryoya evirildiğini görünce şok yaşadığını söyledi. Yargıç Rogers, varoluş meselesini uzun uzadıya aktaran Musk'ın sözlerini, jürinin konuyu kavradığını ve daha fazla açıklamaya gerek olmadığını belirterek kesti.

frbhrgt
Elon Musk'ın OpenAI'a karşı açtığı davayla ilgili duruşma günü mahkemeye taşınan belge kutuları, 12 Mayıs tarihli (Reuters)

Musk, 29 Nisan’daki oturumda 800 milyar dolar değerindeki bir şirketin kuruluşuna 38 milyon dolar bağışladığı için kendini ‘aptal’ gibi hissettiğini dile getirdi ve Altman ile Brockman'ı ‘şirketin kâr amacı gütmeyen yapısını öngören kuruluş tüzüğüne ihanet etmekle’ suçladı. Musk, 30 Nisan’daki oturumda ise OpenAI’ın Avukatı William Savitt'in sert sorgulamasıyla karşı karşıya kaldı. ‘Şirketin kurucu ortakların parasını çaldığı’ iddiasını içeren gergin bir tartışmaya dönüşen bu sorgunun ardından Yargıç Rogers, belirgin gerilim üzerine sorgulamayı sonlandırdı.

Musk sonrası ifadeler

Musk'ın ifadesinin tamamlanmasının ardından mahkeme ve jüri diğer önemli tanıkları dinledi. Bunların başında Musk'ın rakibi Altman geldi. Altman, 12 Mayıs’taki oturumda kendisinin ‘dürüst ve güvenilir bir iş insanı’ olduğunu söyleyerek Musk'ın ‘şirketi kâr amacı gütmeyen bir yapıdan kâr amaçlı yapıya dönüştürmek için çalmaya çalıştığı’ iddiasını reddetti. Altman ayrıca Musk'ın 2019'da şirketin ticari kolu kurma planına herhangi bir itirazda bulunmadığını ve SpaceX ile Tesla'nın başındaki ismin yönetim kurulundan ayrılmasından bir yıl önce bu plandan haberdar olduğunu vurguladı.

4 Mayıs’taki oturumda ise yazılım, bilgisayar mühendisliği ve AI profesörü Stuart Russell, bu alandaki denetimsiz yarışın riskleri hakkında ifade verdi. Yargıç Rogers, varoluşsal tehlikelere ilişkin açıklamalarını sınırlandırmasını istedi.

fgr
OpenAI CEO'su Sam Altman'ın Oakland kentindeki federal mahkemeye gelişi sırasında, 12 Mayıs 2026 (AFP)

5 ve 6 Mayıs oturumlarında Greg Brockman, şirketin kâr amaçlı modele geçişini savunduğu uzun bir savunma ifadesi verdi. 2017'de Musk ile yaşadığı gergin bir yüzleşmeyi aktaran Brockman, "Beni döveceğini sandım" dedi. Ayrıca Shivon Zilis'in Musk ile ilişkisinden ve onun şirket içinde "ajan ya da casus" rolü üstlendiği iddiasından söz etti. 6 Mayıs oturumunda ise eski OpenAI yönetim kurulu üyesi ve Musk'ın dört çocuğunun annesi olan Shivon Zilis, belirli güvenlik düzenlemeleri çerçevesinde hassas bir ifade verdi. Musk ile önceki romantik ilişkisini kabul eden Zilis, şirket içinde onun için sızıntı kaynağı işlevi gördüğü iddiasını reddetti.

Jürinin kararı

Dünya bu davanın jüri kararını bekliyor. Amerikan federal mahkeme hukukuna göre bu tür davalarda jürinin oybirliğiyle karar vermesi zorunlu; ancak bu sağlandığı takdirde Yargıç Rogers esasa ilişkin nihai hükmünü açıklayabilecek. Tek bir jüri üyesinin bile karşı çıkması durumunda ‘hung jury‘ (askıya alınmış jüri) hali ortaya çıkacak. Bu durum davanın yeni bir jüri heyeti önünde yeniden görülmesine yol açabilir. Böylece anlaşmazlık aylarca daha uzayabilir. Bu yüzden her iki tarafın da jüri üyelerini her türlü yolla ikna etmeye ve kendi safına çekmeye çalışması bekleniyor.

sdv
Duruşma sırasında Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)

Davanın Musk lehine sonuçlanması halinde AI sistemlerinde açık kaynak modellerine kısmı bir dönüş yaşanabilir. Bu da üniversitelerin ve bağımsız araştırmacıların AI’ın gelişimini izlemesine ve sapmasını önlemesine olanak tanır. Altman'ın kazanması durumunda ise bu, büyük şirketlere insanlık tarihinin en büyük icadını ticari sır perdesi altında özelleştirme yolunu açan bir yeşil ışık olarak değerlendirilecek.

İnsanlık kritik bir kavşakta duruyor: Ya AI, kurucularının başlangıçta hayal ettiği gibi ‘insanlığın ortak mirası’ olarak kalacak ya da az sayıda güçlü şirketin tekelinde bir ‘teknolojik silaha’ dönüşecek.



Rusya'daki akaryakıt kıtlığı siyasi krize dönüşür mü?

Ukrayna ordusu, 3 Haziran'da St. Petersburg'daki rafineriyi vurmuştu (AP)
Ukrayna ordusu, 3 Haziran'da St. Petersburg'daki rafineriyi vurmuştu (AP)
TT

Rusya'daki akaryakıt kıtlığı siyasi krize dönüşür mü?

Ukrayna ordusu, 3 Haziran'da St. Petersburg'daki rafineriyi vurmuştu (AP)
Ukrayna ordusu, 3 Haziran'da St. Petersburg'daki rafineriyi vurmuştu (AP)

Rusya lideri Vladimir Putin, Ukrayna'nın yoğunlaşan saldırılarıyla patlak veren akaryakıt kıtlığını kontrol altına almaya çalışıyor.

Wall Street Journal'ın analizine göre Ukrayna'nın son dönemde uzun menzilli insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle Moskova, St. Petersburg, Kırım ve Sibirya gibi farklı yerlerdeki petrol rafinerilerini vurması Rusya'daki akaryakıt kıtlığını derinleştiriyor.

Berlin merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Rusya Avrasya Merkezi'nden Sergey Vakulenko, Ukrayna'nın saldırıları nedeniyle 20 Haziran itibarıyla Rusya'nın petrol işleme kapasitesinin yaklaşık yüzde 28'inin devre dışı kaldığını belirtiyor.

Dünyanın en büyük ikinci ham petrol ihracatçısı ve en büyük üçüncü rafine petrol ürünleri ihracatçısı olan Rusya, artık ithalata geçmeyi planlıyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, dünkü açıklamasında yakıt ithal etmek için görüşme başlattıklarını belirtti ancak hangi ülkelerle temas halinde olduklarını söylemedi.

Analize göre Rusya'nın devasa yakıt ihtiyacını ancak Hindistan'daki gibi rafineriler karşılayabilir. Hindistan'dan deniz yoluyla petrol tedarikinin haftalar sürebileceği, Rus ekonomisine yük bindirebileceği belirtiliyor.

Moskova'da yaşayan analist Andrey Kolesnikov şunları söylüyor:

Yakıt konusunda açıkça bir toplumsal kriz var ve bu durum siyasi bir boyuta da dönüşebilir. Fakat şu ana kadar ciddi sonuçlar ortaya çıkmadı.

Putin de pazar günkü açıklamasında ülkede sürücüler ve işletmeler açısından akaryakıt tedarikindeki sorunların devam ettiğini belirtti. Ukrayna'nın İHA ve füze saldırılarını "terör eylemi" diye niteledi.

Almanya Uluslararası ve Güvenlik İlişkileri Enstitüsü'nden (SWP) ekonomist Janis Kluge, "Kriz o kadar yaygın hale geldi ki, Putin'in bu konuyu ele almaması tehlikeli olurdu" ifadelerini kullanıyor.

Diğer yandan yakıt krizinin, Rusya'da eylülde yapılması planlanan Devlet Duması seçimlerinden önce patlak verdiğine de dikkat çekiliyor.

Rus ordusu, Ukrayna saldırılarını durdurmak için drone komuta merkezlerini hedef alıyor. Rus devletine ait haber ajansı TASS'ın aktardığına göre Sumi oblastında Ukrayna ordusuna ait en az 10 drone komuta merkezi son bir haftada yok edildi.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, TASS, AP


İsrail-Lübnan anlaşması barış getirecek mi?

Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre İsrail'in 2 Mart'tan bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 300'e yaklaştı (Reuters)
Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre İsrail'in 2 Mart'tan bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 300'e yaklaştı (Reuters)
TT

İsrail-Lübnan anlaşması barış getirecek mi?

Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre İsrail'in 2 Mart'tan bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 300'e yaklaştı (Reuters)
Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre İsrail'in 2 Mart'tan bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 300'e yaklaştı (Reuters)

İsrail'le Lübnan'ın ABD arabuluculuğunda imzaladığı çerçeve anlaşma, çatışmaları sonlandırmak yerine çıkmaza sürükleyebilir.

Beyrut ve Tel Aviv yönetimleri, İsrail'in işgal ettiği tüm Lübnan topraklarından kademeli olarak çekilmesini öngören çerçeve anlaşmayı 26 Haziran'da imzalamıştı.

İsrail de bunun karşılığında Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını ve Lübnan ordusunun ülkenin güneyinde kontrolü sağlamasını şart koşuyor.

Hizbullah lideri Naim Kasım ise anlaşmayı eleştirerek İsrail ülkeden çekilene dek savaşmayı sürdüreceklerini bildirmişti.

Suudi Arabistan'a ait Arab News'a konuşan Hizbullah milletvekili Hasan İzzeddin, Lübnan Anayasası'nın 52. maddesi uyarınca cumhurbaşkanının, Lübnan'ın diplomatik ilişkiler kurduğu devletlerle müzakere etme hakkına sahip olduğunu belirtiyor. İki ülke arasında diplomatik bağ bulunmadığından görüşmelerin Anayasa'ya aykırı olduğunu öne sürüyor.

Reuters'ın analizinde, Hizbullah'ın silah bırakmamaya yanaşmaması sebebiyle İsrail'in ülkeden çekilmeyebileceğine, bunun da barış getirmek yerine sürecin tıkanmasına yol açabileceğine dikkat çekiliyor.

İsrail devlet televizyonu KAN da adını paylaşmadığı kaynaklara dayandırdığı haberinde, İsrail ordusunun anlaşmada pilot bölge olarak belirlenen Lübnan'ın güneyindeki Zavtar ve Ferrun'dan çekilmesinin ertelenebileceğini aktardı.

Çerçeve anlaşma Beyrut yönetimini zor durumda bırakıyor. Hükümetin veya ordunun İran destekli Hizbullah'a zorla silah bıraktırması mümkün görünmüyor. Böyle bir senaryoda ülke tekrar iç savaşa da sürüklenebilir.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan üst düzey bir Lübnanlı siyasetçi "Bu bir anlaşma değil, dayatılmış bir çözümdür" diyor.

Beyrut merkezli analist Michael Young, "Bu anlaşma tüm yükü Lübnan'ın omuzlarına bırakıyor" diyerek, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde süresiz olarak kalmasına imkan tanıdığını ekliyor.

Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu'ndan Lübnanlı akademisyen Fawaz Gerges, anlaşmanın yapısal açıdan kusurlu olduğunu belirtiyor.

Gerges, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde yaklaşık 8 ila 10 kilometrelik bir tampon bölgeyi halihazırda oluşturduğunu hatırlatıyor.

Bu anlaşma nedeniyle tampon bölgenin kalıcı hale gelebileceğini ve işgalin diplomatik meşruiyet kazanabileceğini vurguluyor.

Independent Türkçe, Reuters, Arab News


Ali Hamaney sonrası dönemde İran'ı kimler yönetiyor?

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (DPA)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (DPA)
TT

Ali Hamaney sonrası dönemde İran'ı kimler yönetiyor?

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (DPA)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (DPA)

Uzmanlar ve analistlere göre İran'da karar alma mekanizması, ABD-İsrail savaşının ilk günlerinde dini lider Ali Hamaney'in öldürülmesinden bu yana siyasi ve askeri yetkililerden oluşan dar bir grubun elinde bulunuyor.

Uzmanlar Meclisi, mart ayında Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney'i babasının yerine dini lider seçti. Ancak savaş sırasında yaralanması nedeniyle göreve gelmesinden bu yana kamuoyu önüne çıkmayan Mücteba'nın yönetimde ne ölçüde etkili olduğu henüz netlik kazanmadı.

İşte Tahran'daki güç piramidinde karar alma sürecini yönlendirdiği düşünülen başlıca isimler:

Dini Lider Mücteba Hamaney

Mücteba Hamaney, babasının yerine geçerek teorik olarak İran'ın en üst siyasi ve dini makamına geldi. Ömür boyu sürdürülen bu görev, ülkenin temel politikalarında son sözü söyleme yetkisini de beraberinde getiriyor.

df
Tahran'da düzenlenen bir gösteride dini lider Mücteba Hamaney'in fotoğrafını taşıyan İranlı bir kadın. (EPA)

Ancak nüfuzunun boyutu hâlâ belirsizliğini koruyor. Değerlendirmeler, yaklaşık 40 yıl boyunca ülkeyi yöneten babasının sahip olduğu mutlak otorite düzeyine henüz ulaşamadığı yönünde.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan

2024 yılında, helikopter kazasında hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin ardından yapılan seçimlerle göreve gelen Mesud Pezeşkiyan, İran siyasetindeki daha ılımlı kanadın temsilcisi olarak görülüyor.

Bununla birlikte cumhurbaşkanlığı makamı, ülkenin en güçlü siyasi pozisyonu anlamına gelmiyor. İran'da temel stratejik konularda nihai karar dini lidere ait. Cumhurbaşkanı yürütmenin başı olarak görev yapıyor ve kararları dini liderin onayına sunulan Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'ne başkanlık ediyor.

ABD ile yürütülen müzakerelerde İran heyetine Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf liderlik etse de, ABD ile varılan mutabakat zaptını ABD Başkanı Donald Trump gibi uzaktan imzalayan isim Pezeşkiyan oldu.

Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf

Mücteba Hamaney'in kamuoyundan uzak kalması nedeniyle Kalibaf, fiilen İran yönetiminin öne çıkan yüzü olarak değerlendiriliyor.

Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen ve savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ABD-İran görüşmelerinde İran heyetine başkanlık eden Kalibaf, İslamabad ve Cenevre'deki müzakere turlarına katıldı, aynı kapsamda Katar ve Umman'a ziyaretlerde bulundu.

sdferb
İran Parlamentosu Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf. (AP)

Görüşmeler doğrudan aynı masa etrafında yürütülmesine rağmen Kalibaf, ABD heyetiyle birlikte medya önüne çıkmamaya özen gösterdi.

Yaklaşık otuz yıldır İran yönetiminin merkezinde yer alan Kalibaf, Devrim Muhafızları'nın füze birliği komutanlığı, Tahran Emniyet Müdürlüğü, Tahran Belediye Başkanlığı ve son olarak Parlamento Başkanlığı görevlerinde bulundu.

Siyasi hırsıyla tanınan Kalibaf, cumhurbaşkanlığına üç kez aday oldu ancak seçilemedi.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi

Abbas Arakçi, 2024 yılında, helikopter kazasında yaşamını yitiren Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ın yerine göreve getirildi.

Kalibaf ile birlikte ABD ile yürütülen müzakerelerde İran'ı temsil eden Arakçi, aynı zamanda savaş sürecinde İran'ın hem uluslararası medyada hem de sosyal medya platformlarında en görünür isimlerinden biri oldu.

dfrgty
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (EPA)

Diplomasiye geçmeden önce Devrim Muhafızları saflarında görev yapan Erakçi, İngiltere'deki Kent Üniversitesi'nde siyaset düşüncesi alanında doktora yaptı. Daha önce eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif başkanlığındaki heyette yer alarak 2015 nükleer anlaşmasına uzanan müzakerelerde de görev aldı.

Devrim Muhafızları Komutanı Ahmed Vahidi

Eski içişleri ve savunma bakanı Ahmed Vahidi, bir yıldan kısa sürede Devrim Muhafızları'nın üçüncü komutanı oldu.

Son savaşın ilk gününde selefi Muhammed Pakpur, Haziran 2025'te İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında ise Hüseyin Selami öldürüldü.

Bu nedenle Vahidi'nin savaş boyunca kamuoyu önünde görünmekten kaçındığı değerlendiriliyor.

Vahidi adına Devrim Muhafızları Komutanı sıfatıyla yalnızca tek bir açıklama yayımlandı. 19 Mart'taki açıklamada, Besic Güçleri Komutanı Gulam Rıza Süleymani'nin ölümü nedeniyle taziye mesajı paylaşıldı.

Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadr

Muhammed Bakır Zülkadr, kamuoyu önünde oldukça sınırlı görünmesine rağmen, bu durum nüfuzunun zayıf olduğu anlamına gelmiyor.

İran'ın en üst düzey güvenlik makamı kabul edilen bu göreve, selefi ve deneyimli müzakereci Ali Laricani'nin mart ayında düzenlenen İsrail saldırısında öldürülmesinin ardından atandı.

Laricani'nin aksine kariyerini Devrim Muhafızları bünyesinde geçiren Zülkadr'ın atanması, karar alma mekanizmalarında Devrim Muhafızları'nın ağırlığının daha da arttığı şeklinde yorumlandı.

Daha önce Düzenin Yararını Teşhis Konseyi Genel Sekreterliği görevini yürütüyordu.

Yargı Erki Başkanı Muhsini Ejei

Diğer üst düzey yöneticilerin aksine, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, savaş süresince İran devlet televizyonlarında sık sık görüldü.

Sakin üslubuyla dikkat çeken Ejei, savaş sırasında casusluk ve yabancı istihbarat servisleriyle iş birliği suçlamalarıyla açılan davalarda idam kararlarının daha hızlı verilmesi çağrısında bulundu.

Uzun yıllardır insan hakları örgütlerinin sert eleştirilerine hedef olan Ejei, geniş çaplı insan hakları ihlallerini denetlemekle suçlanıyor.

Yakında Yargı Erki Başkanlığı'ndaki ilk beş yıllık görev süresi dolacak olan Ejei'nin yeniden atanıp atanmayacağı belirsizliğini koruyor. Bu konunun, yeni dini lider Mücteba Hamaney döneminin başlangıcında devlet kurumlarında beklenen kapsamlı değişikliklerle bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor.