‘Halk ordusu’ efsanesinin sonu... İsrail paralı askerlere yöneliyor

Yaralı bir askeri savaş alanından tahliye eden İsrail askerleri (Arşiv)
Yaralı bir askeri savaş alanından tahliye eden İsrail askerleri (Arşiv)
TT

‘Halk ordusu’ efsanesinin sonu... İsrail paralı askerlere yöneliyor

Yaralı bir askeri savaş alanından tahliye eden İsrail askerleri (Arşiv)
Yaralı bir askeri savaş alanından tahliye eden İsrail askerleri (Arşiv)

İsrail ordusunun yaklaşık 15 bin askerlik ciddi bir personel açığıyla karşı karşıya olduğu dönemde, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir bu durumu “İsrail devletinin geleceği açısından tehlikeli” olarak nitelendirdi. Dini kesimlerin Tevrat eğitimi gerekçesiyle askerlik hizmetini reddetmeyi sürdürmesi üzerine, eski üst düzey hükümet yetkililerinden Shlomo Maoz dikkat çekici bir öneri ortaya attı. Maoz, yüksek maaş karşılığında 12 bin paralı askerin görevlendirilmesini gündeme getirdi.

Maoz, söz konusu fikri kişisel bir girişim olarak sunduğunu ve ilhamını Ukrayna’nın yaklaşık 10 bin yabancı savaşçıdan oluşan yapılanmasından aldığını belirtti. Ancak İsrail ordusunun uzun yıllardır benzer bir yapıyı “yalnız asker"(lone soldier) adı altında kullandığını da ifade etti. Halihazırda sayıları 7 bin 365’i bulan bu askerlerin yüzde 52’sinin yurt dışında yaşayan Yahudi ailelerden geldiği, yüzde 48’inin ise tam anlamıyla paralı askerlerden oluştuğu kaydedildi. Farklı ülkelerden gelen bu askerlerin yüzde 30’unun ABD, yüzde 12’sinin Fransa, yüzde 7’sinin Ukrayna vatandaşı olduğu, geri kalanların ise İspanya, İtalya, Almanya, Kanada ve Birleşik Krallık kökenli olduğu belirtildi. Söz konusu askerlerin haftalık yaklaşık 4 bin dolar maaş aldığı ifade edilirken, bugüne kadar büyük ölçüde gizli yöntemlerle faaliyet yürüttükleri aktarıldı. Yeni öneri kapsamında ise bu yapının açık şekilde faaliyet göstermesi ve dört tugaydan oluşacak bir İsrail Yabancı Lejyonu kurulması öngörülüyor. Birliğin İsrailli subayların komutasında görev yapacağı belirtiliyor.

Güney Lübnan’daki Aytarun’da bir yolu trafiğe kapatan İsrail askerleri, 27 Ocak 2025 (AP)Güney Lübnan’daki Aytarun’da bir yolu trafiğe kapatan İsrail askerleri, 27 Ocak 2025 (AP)

Maoz, Maariv gazetesine yaptığı açıklamada, bu gelişmenin en önemli boyutunun ‘manevi taraf’ olduğunu söyledi. Maoz’a göre İsrail, bu adımla birlikte kuruluşundan bu yana temelini oluşturan ‘halk ordusu’ anlayışından uzaklaşıyor. Maoz, İsrail ordusunun bugüne kadar 100’den fazla farklı kültürden gelen İsraillileri aynı yapı içinde bir araya getirdiğini belirterek, Aşkenazlar ile Doğuluların, kentliler ile kırsal kesimden gelenlerin, ülke doğumlular ile yeni göçmenlerin, Avrupa ve Batı ülkeleri kökenliler ile Arap ve İslam ülkelerinden gelenlerin aynı ordu çatısı altında bütünleştiğini ifade etti. Ayrıca Yahudiler, Müslümanlar, Hristiyanlar, Dürziler ve Çerkeslerin de bu yapı içinde yer aldığını vurgulayan Maoz, ordunun toplumsal farklılıkları aşan uyumlu bir karışıma dönüştüğünü söyledi. Bununla birlikte Maoz, paralı asker kullanımının sağlayacağı faydaların daha ağır bastığını savundu. İsrail ordusunun ciddi bir personel açığı yaşadığını belirten Maoz, resmi rakamların en az 15 bin askere ihtiyaç duyulduğunu, bunların 9 bininin muharip sınıfta olması gerektiğini gösterdiğini kaydetti. Dindar Yahudilerin askerlik hizmetini reddetmeyi sürdürdüğünü ifade eden Maoz, hükümetin aynı anda yedi cephede savaş yürüttüğünü, devam eden çatışmaların daha fazla işgal ve genişleme ihtiyacı doğurduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’ın Maariv’den aktardığına göre Maoz ayrıca, İsrail’in kurduğu 134 yeni yerleşim birimi ve kaçak yerleşim noktasının da güvenlik ihtiyacını artırdığını belirterek, bu açığın ‘alışılmışın dışında çözümlerle’ giderilmesi gerektiğini dile getirdi. Dünyada yüz binlerce emekli subay bulunduğunu kaydeden Maoz, bunlar arasında savaşçılar, keskin nişancılar, tank ve zırhlı araç operatörleri, insansız hava aracı (İHA) kullanıcıları ve pilotların yer aldığını ifade etti. Özellikle Doğu Avrupa kökenli isimler arasında yüksek askeri uzmanlık kapasitesi bulunduğunu savundu.

Ekonomi uzmanı kimliğiyle de tanınan Maoz, projenin en önemli sorunlarından birinin maliyet olduğunu söyledi. Her bir paralı askerin aylık maaşının 8 ila 10 bin dolar arasında değişeceğini belirten Maoz, devletin bunun dışında maaşın yaklaşık yarısı kadar ek gider üstleneceğini kaydetti. Buna göre toplam paralı asker ordusunun maliyetinin yaklaşık 2,5 milyar dolara ulaşacağı ifade edildi. Maoz, buna rağmen söz konusu rakamın İsrail ekonomisi açısından karşılanabilir olduğunu savunarak, ülkenin döviz rezervlerinin 236 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu, bunun da gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yaklaşık yüzde 38’ine denk geldiğini ifade etti.

Ukrayna modeline de değinen Maoz, bu ülkede her ay yaklaşık 600 paralı askerin orduya katıldığını ve bugün 75 farklı milletten yaklaşık 10 bin yabancı savaşçının görev yaptığını söyledi. Kiev yönetiminin bu askerlere ortalama aylık 4 bin dolar ödeme yaptığını belirtti.

Maoz ayrıca, İsrail’in paralı asker kabulü açısından en uygun ülkelerden biri olduğunu savundu. Ülkede milyonlarca kişinin yabancı dilleri ana dili seviyesinde konuştuğunu belirten Maoz, özellikle Rusça, Slav dilleri, İngilizce ve İspanyolcanın yaygın olduğuna dikkat çekti.



Uzmanlar endişeli: Dünya genelindeki nehirlerin yüzde 80'i oksijen kaybediyor

En büyük oksijen kaybı, Güney Amerika'daki Amazon Nehri gibi yerlerde görülüyor (AFP)
En büyük oksijen kaybı, Güney Amerika'daki Amazon Nehri gibi yerlerde görülüyor (AFP)
TT

Uzmanlar endişeli: Dünya genelindeki nehirlerin yüzde 80'i oksijen kaybediyor

En büyük oksijen kaybı, Güney Amerika'daki Amazon Nehri gibi yerlerde görülüyor (AFP)
En büyük oksijen kaybı, Güney Amerika'daki Amazon Nehri gibi yerlerde görülüyor (AFP)

Dünya genelindeki nehirlerin yaklaşık yüzde 80'inde oksijen seviyelerinin düştüğü tespit edildi. Bilim insanları acil önlemler alınmazsa bu eğilimin, tatlı su ekosistemlerini ciddi tehlikeye sokacağını söylüyor.

Çin Bilimler Akademisi'nden Qi Guan liderliğindeki yeni araştırma, yaklaşık 40 yıllık verileri inceleyerek nehirlerin can damarı olan çözünmüş oksijen seviyelerindeki endişe verici düşüşü ortaya koydu.

Hayvanlardan bitkilere, planktonlardan bakterilere kadar sualtındaki tüm canlılar "nefes almak" için çözünmüş oksijene ihtiyaç duyuyor.

Bilim insanları 1985 ila 2023'te çekilen 3,4 milyon uydu görüntüsünü kullanarak dünya genelindeki 16 binden fazla nehirdeki çözünmüş oksijen seviyelerini hesapladı.

Bulguları hakemli dergi Science Advances'ta yayımlanan çalışmada, incelenen nehirlerin yüzde 79'unun oksijen kaybettiği saptandı. Araştırmaya göre bu nehirler her 10 yılda litre başına ortalama 0,045 miligram oksijen kaybediyor.

Bu çok yüksek bir oran gibi görünmeyebilir ancak bilim insanları eğilimin bu şekilde sürmesi halinde bu ekosistemlerde kitlesel ölümler yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Karbondioksit salımları benzer hızda artmaya devam ederse (ki bu en kötü senaryo değil), 2100'e gelindiğinde Güney Amerika'nın büyük bir bölümü, Hindistan, Arktik ve ABD'nin doğusundaki nehirlerin çözünmüş oksijen seviyelerinin yaklaşık yüzde 10 azalması bekleniyor.

Çalışmada en ciddi kaybın tropik nehirlerde görüldüğü tespit edildi ancak bilim insanları böyle bir sonuçla karşılaşmayı beklemiyordu.

İklim krizinin, yüksek enlemlerdeki nehirleri daha çok etkilemesi nedeniyle en büyük oksijen kaybının bu bölgelerde yaşanacağını düşünüyorlardı.

Ancak tropik nehirlerde suyun zaten daha sıcak olması, iklimdeki değişimlerden daha hızlı etkilenmelerine neden olmuş görünüyor.

Guan ve ekibi birden fazla faktör oksijen düşüşüne yol açsa da en büyük rolü insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim krizinin oynadığını tespit etti.

Yeni çalışmaya göre, iklim krizi sonucu su kütlelerinin çözünmüş oksijeni tutma yeteneğinin azalması, dünya genelindeki nehirlerde görülen oksijen kaybının yaklaşık yüzde 63'ünden sorumlu.

Bu durum sıcak suyun daha az oksijen tutmasından kaynaklanıyor. 

Ayrıca tarım ve atık sudan kaynaklanan besin kirliliği, alg büyümesini besliyor. Algler ölüp ayrıştığında da mikroplar daha fazla oksijen tüketerek seviyelerin daha fazla düşmesine neden oluyor.

Suda yaşayan türlerin ihtiyaç duyduğu çözünmüş oksijen miktarları arasında büyük farklar var. Ancak yine de nehir suyunda litre başına 0,1 miligramlık bir değişim ekosistemlerde ciddi değişimlere yol açabilir.

Bilim insanları küçük bir değişimin bile kitlesel ölümlere yol açabileceğine ve oksijen seviyelerindeki düşüşün devam etmesiyle bu tür "ölü bölgelerin" yaygınlaşabileceğine dair uyarıyor.

Associated Press'e konuşan Guan "Oksijen azalması çok yavaş bir süreç. Uzun süre devam ederse, olumsuz etki nehir ekosistemlerine zarar verecektir" diyerek ekliyor:

Düşük oksijen seviyeleri, biyoçeşitlilik azalması ve su kalitesinin bozulması gibi bir dizi ekolojik krize neden olabilir.

Kaybedilen oksijen oranı yüzde 4-5 artarsa bu senaryoların yaşanması çok daha muhtemel.

Bilim insanları nehirlerin içinde bulunduğu tehlikenin farkına varılması ve buna karşı acil harekete geçilmesi çağrısı yapıyor.

Independent Türkçe, Science Alert, NDTV, Science Advances


İki kambur balina yaptıkları yolculukla yeni bir rekora imza attı

Kambur balinalar genellikle bilim insanlarının tahmin edebildiği rotalarda yolculuk yapıyor (Pacific Whale Foundation/AP)
Kambur balinalar genellikle bilim insanlarının tahmin edebildiği rotalarda yolculuk yapıyor (Pacific Whale Foundation/AP)
TT

İki kambur balina yaptıkları yolculukla yeni bir rekora imza attı

Kambur balinalar genellikle bilim insanlarının tahmin edebildiği rotalarda yolculuk yapıyor (Pacific Whale Foundation/AP)
Kambur balinalar genellikle bilim insanlarının tahmin edebildiği rotalarda yolculuk yapıyor (Pacific Whale Foundation/AP)

Kambur balinaların Avustralya ve Brezilya'daki üreme alanları arasında yolculuk yaptığı ilk kez kaydedildi. Birbirinden bağımsız hareket eden bu iki balina, 14 bin kilometreden fazla mesafe giderek türleri için kaydedilen mesafe rekorunu kırdı.

Okyanuslarda uzun mesafeler kat etmesiyle bilinen kambur balinalar genellikle annelerinden öğrendikleri göç rotalarını izliyor.

Kril ve küçük balıklarla beslenen bu memeliler kış mevsiminde tropik sularda ürüyor.

Ömürlerinin çoğunu sualtında geçirdikleri için hareketlerini takip etmek zor. Ancak hem profesyonel araştırmacıların hem de yurttaş bilim insanlarının çektiği balina kuyruğu fotoğraflarını yüklediği Happywhale platformu sayesinde araştırmacılar bu zorluğu aşabiliyor.

Uluslararası bir araştırma ekibi platforma 1984 ila 2025'te yüklenmiş 19 binden fazla balina kuyruğu fotoğrafını inceleyerek yaptıkları yolculukları belirlemeye çalıştı. 

Kullandıkları yazılım, kuyrukların renk desenlerine ve kenarlarındaki girintilere dayanarak balinaların ayırt edilmesini sağladı.

Araştırmacılar tarama sonucunda iki kambur balinanın farklı yıllarda, çok uzak yerlerde görüldüğünü tespit etti.

Balinalardan biri Avustralya'nın doğusundaki Hervey Bay'de 2007 ve 2013'te görüntülendikten sonra 2019'da Brezilya'nın São Paulo kentinde kameralara yakalanmıştı.

Diğeriyse Brezilya'nın doğu kıyısındaki Abrolhos Bank'te 2003'te fotoğraflanmış, ardından Eylül 2025'te Hervey Bay'de tekrar görüntülenmişti. 

dcfv
Kambur balinaların kuyrukları adeta kimlik kartı görevi görüyor (Pacific Whale Foundation/AP)

Bulguları hakemli dergi Royal Society Open Science'ta bugün (20 Mayıs) yayımlanan çalışmaya göre balinaların ilki yaklaşık 14 bin 200, diğeriyse 15 bin 100 kilometre mesafe kat etmiş.

Fotoğraflar, balinaların yolculuklarının yalnızca başlangıç ve bitiş noktalarını gösterdiği için araştırmacılar tam olarak hangi rotayı izlediklerini bilmiyor.

Ancak bu iki balina, daha önce kaydedilen 13 bin kilometrelik rekoru kırarak kambur balinalar arasında bilinen en uzun mesafeyi kat etti.

Pacific Whale Foundation'dan çalışmanın ortak yazarı Stephanie Stack şu ifadeleri kullanıyor:

Avustralya ve Brezilya arasında geçiş yapmış bir değil, iki birey bulmak, bu popülasyonların gerçekte ne kadar ayrı olduğuna dair bildiklerimizi sorgulatıyor.

Araştırmacılar balinaların neden bu iki üreme alanı arasında yolculuk yaptığına emin değil. Ortak beslenme alanlarında başka balinalarla karşılaştıktan sonra kendi rotalarına dönmek yerine farklı bir rota takip etmiş olabilirler.

Bilim insanları bu nadir yolculukların tür için uzun vadede faydalı olabileceğini söylüyor. Bu sayede popülasyonların genetik çeşitliliğini korumak mümkün olabilir.

Ayrıca balinaları takip etmek için kullanılan yöntemler, iklim krizinin etkisiyle okyanusların ısınması sonucu daha önemli hale gelebilir. 

Uzmanlar, suların ısınması nedeniyle balinaların temel besin kaynağı krilin yaşadığı yerlerin değişebileceğini ve bu nedenle balinaların da farklı bölgelere göç edebileceğini düşünüyor.

Çalışmaya liderlik eden Dr. Cristina Castro, "Bu tür araştırmalar, yurttaş biliminin değerini vurguluyor" diyerek ekliyor:

Her fotoğraf, balina biyolojisi hakkındaki anlayışımıza katkıda bulunurken bu örnekte, şimdiye kadar kaydedilen en uç hareketlerden birini ortaya çıkarmamızı sağladı.

Independent Türkçe, Science Alert, Phys.org, Royal Society Open Science


Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık

Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık
Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık
TT

Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık

Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık
Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık

Televizyon tarihinin en uzun soluklu medikal draması Grey's Anatomy'nin dünyası yeni bir yapımla genişliyor. ABC, 2026-2027 yayın sezonunda izleyiciyle buluşacak yeni bir yan diziye onay verdiğini resmen duyurdu.

Henüz ismi açıklanmayan ve bir saatlik bölümlerden oluşacak bu yeni dizi, Batı Teksas'ta, kilometrelerce uzanan ıssızlıktan önce sağlık hizmeti için son durak sayılan kırsal bir tıp merkezinde görev yapan ekibin sıradışı hikayesini konu alacak. 

Dizinin yaratıcı ekibinde Grey's Anatomy'ye de imza atan Shonda Rhimes ve 2024'ten bu yana dizi sorumlusu görevini üstlenen Meg Marinis yer alıyor. Dizinin yürütücü yapımcılığını ise Shondaland ekibinden Betsy Beers ve Grey's Anatomy yıldızı Ellen Pompeo üstleniyor.

"Grey's Anatomy evrenini genişletmek heyecan verici"

Yeni projeyle ilgili heyecanını dile getiren Meg Marinis, "Grey's Anatomy evrenini genişleteceğim için inanılmaz heyecanlıyım" diyerek şunları ekledi:

Bu fırsat, izleyicilerin 20 yılı aşkın süredir sevdiği o derin duyguları, samimiyeti ve güçlü bağları temsil edecek yeni karakterleri ve hikayeleri ekranlara taşıyacak. Üstelik tüm bunlar, kendi memleketim olan Teksas'ta geçecek. Shonda Rhimes'a böyle dinamik bir dünya yarattığı için minnettarım; bu hikayenin bir parçası olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Grey's Anatomy evreninin 4. üyesi

Yeni dizinin Grey's Anatomy'yle doğrudan bir bağlantısı olup olmayacağı veya Ellen Pompeo'nun canlandırdığı Meredith Grey gibi tanıdık karakterlerin Teksas'taki bu tıp merkezinde görünüp görünmeyeceği şimdilik gizemini koruyor.

Bu yapım, 22. sezonunu yakın zamanda tamamlayan Grey's Anatomy'nin 4. yan projesi olacak. 

Dizi geçmişte; Private Practice (2007-2013), Station 19 (2018-2024) ve dijital platforma özel çekilen Grey's Anatomy: B-Team (2018) gibi yapımlarla da televizyon tarihine iz bırakmıştı. 

Grey's Anatomy, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Variety, TV Line