ABD, İran destekli örgütün komutanını yargılayacak: "Türkiye'de yakalandı"

Ketaib Hizbullah militanı birçok saldırının planlanmasından sorumlu tutuluyor

Federal savcılığın iddianame dosyasında Kasım Süleymani'yle (solda)  Muhammed Bakır Saad Davud Saadi'nin fotoğrafı da yer aldı (ABD Adalet Bakanlığı)
Federal savcılığın iddianame dosyasında Kasım Süleymani'yle (solda)  Muhammed Bakır Saad Davud Saadi'nin fotoğrafı da yer aldı (ABD Adalet Bakanlığı)
TT

ABD, İran destekli örgütün komutanını yargılayacak: "Türkiye'de yakalandı"

Federal savcılığın iddianame dosyasında Kasım Süleymani'yle (solda)  Muhammed Bakır Saad Davud Saadi'nin fotoğrafı da yer aldı (ABD Adalet Bakanlığı)
Federal savcılığın iddianame dosyasında Kasım Süleymani'yle (solda)  Muhammed Bakır Saad Davud Saadi'nin fotoğrafı da yer aldı (ABD Adalet Bakanlığı)

ABD'nin Batı'da terör saldırıları planlama suçlamasıyla yargılayacağını açıkladığı Iraklı militan, Türkiye'de yakalanmış.

New York'taki federal mahkemeden cuma günü yapılan açıklamada, Irak'taki Ketaib Hizbullah örgütünün üst düzey isimlerinden Muhammed Bakır Saad Davud Saadi'nin şubat sonundan bu yana ABD, Kanada ve Avrupa'da 18 saldırının planlanmasında rol oynadığı öne sürüldü.

New York Güney Bölgesi Başsavcısı Jay Clayton, İran destekli Şii örgütün komutanlarından Saadi'nin, New York'taki bir sinagoga saldırı planladığını, "ABD topraklarında cinayet işleme girişiminde bulunduğunu" öne sürdü.

Buna ek olarak sanığın Kaliforniya ve Arizona'daki Yahudi kültür merkezlerine saldırılar planladığı iddia edildi.

Ayrıca Saadi'nin Avrupa'da sinagoglara yönelik kundaklama saldırıları, Yahudi okullarına patlayıcı yerleştirilmesi ve Londra'da Yahudi asıllı bir ABD-Britanya vatandaşının bıçaklanması da dahil birçok olayın koordinasyonunda rol aldığı savunuldu.

Savcılığın cuma günü açıkladığı iddianame, FBI tarafından 30 Nisan'da hazırlanmıştı. Belgede, 2017'den beri Ketaib Hizbullah safında savaştığı ileri sürülen Saadi, terör örgütü üyeliği ve terör saldırısı planlama dahil 6 suçlamayla karşı karşıya. Şüphelinin Devrim Muhafızları'yla yakın işbirliği içinde olduğu da iddia ediliyor.

ABD, Devrim Muhafızları'nı ve Tahran destekli Ketaib Hizbullah'ı terör örgütü olarak görüyor.

Cuma günü mahkeme karşısına çıkan sanığın yargılama süresince tutuklu kalmasına karar verildi. ABD Adalet Bakanlığı, Saadi'nin yurtdışında tutuklandığını ve ABD'ye getirildiğini açıkladı. 

Saadi'nin avukatı Andrew Dalack ise duruşmada müvekkilinin Türkiye'de yakalanıp ABD'ye iade edildiğini söyledi.

CNN'in incelediği uçuş kayıtları da ABD Adalet Bakanlığı'nın uluslararası iade işlemleri için kullandığı uçağın bu hafta Türkiye'ye gittiğini, Fas üzerinden geri dönerek perşembe gecesi New York'a indiğini gösteriyor.

Türkiye süreçle ilgili henüz açıklama yapmadı.

Dalack, duruşmanın ardından CNN'e müvekkilinin "siyasi tutuklu ve savaş esiri" olduğunu söyledi. Saadi'nin, Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü'nün komutanı Kasım Süleymani'yle bağlantılara sahip olduğunun ileri sürüldüğünü ekledi. Süleymani, Trump'ın ilk döneminde verdiği operasyon talimatıyla 2020'de Bağdat'ta öldürülmüştü.

Reuters'ın irtibata geçtiği avukat, müvekkilinin hapishanede tecritte tutulduğunu belirterek, bunun "gereksiz ve zalimce olduğunu" söyledi.

Independent Türkçe, CNN, Wall Street Journal, New York Times, Reuters



Akaryakıt zammı protestoları: Suriye ekonomisi en büyük sınavını veriyor

Akaryakıta yaklaşık yüzde 40 zam yapılmasıyla başlayan protestolarda İdlib'deki göstericiler ana yolları kapatmıştı (AP)
Akaryakıta yaklaşık yüzde 40 zam yapılmasıyla başlayan protestolarda İdlib'deki göstericiler ana yolları kapatmıştı (AP)
TT

Akaryakıt zammı protestoları: Suriye ekonomisi en büyük sınavını veriyor

Akaryakıta yaklaşık yüzde 40 zam yapılmasıyla başlayan protestolarda İdlib'deki göstericiler ana yolları kapatmıştı (AP)
Akaryakıta yaklaşık yüzde 40 zam yapılmasıyla başlayan protestolarda İdlib'deki göstericiler ana yolları kapatmıştı (AP)

Suriye'de akaryakıt zammına karşı bu ay patlak veren protestolar, Ahmed Şara yönetiminin ekonomi politikalarının karşılaştığı zorlu süreci ortaya koyuyor.

CNN'in analizinde, Şara yönetiminin "şimdiye kadarki en büyük ekonomik sınavıyla" karşı karşıya olduğu ifade ediliyor.

Harvard Kennedy School'dan İbrahim el-Assil, ekonomik sorunların çok ağır olduğu ve benzer protestoların tekrar tekrar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.  

ABD merkezli düşünce kuruluşu Ortadoğu Enstitüsü'nden Charles Lister ise Suriye halkının Şara yönetiminden yüksek beklentileri olduğuna, bunların karşılanamaması halinde toplumsal tepkilerin büyüyebileceğine dikkat çekiyor.

Şara liderliğindeki isyancıların Aralık 2024'te Beşar Esad rejimini devirmesinin ardından kurulan yeni Şam yönetimi, neredeyse iflas etmiş bir ekonomiyi devralmış oldu.

Dünya Bankası'nın tahminlerine göre ülkenin yeniden inşasının maliyeti 216 milyar doları bulabilir.

Diğer yandan Şara'nın ABD Başkanı Donald Trump'la kurduğu yakın ilişki, Beyaz Saray'ın Şam'a yönelik ekonomik yaptırımları kaldırmasını da mümkün kıldı.

Amerikan yayın kuruluşunun analizinde Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Suriye'ye yatırımda başı çektiğine işaret ediliyor.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat öncülüğündeki heyet, ağustosta düzenlenen 63. Şam Uluslararası Fuarı'na katılmış, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiği bildirilmişti.

Şara yönetimi, Suriye'nin Asya'yla Avrupa arasındaki stratejik konumunu kullanarak ülkeyi bir ticaret merkezine dönüştürmeyi hedefliyor.

Ayrıca Şam hükümeti, İran savaşı nedeniyle Husilerin saldırı düzenlediği Kızıldeniz'deki Babülmendep Boğazı ve gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına geldiği Hürmüz Boğazı'na alternatif bir kara köprüsü oluşturmak da istiyor.

Diğer yandan taahhüt edilen anlaşma ve yatırımların hayata geçirilmesinin uzun süreceğine de dikkat çekiliyor.

Buna ek olarak İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırgan politikasının ülkeye yatırımları engellediği vurgulanıyor. Şara, geçen hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmasında, yönetime geldiğinden beri İsrail'in Suriye'ye en az 500 hava saldırısı düzenlediğini açıklamıştı.

Independent Türkçe, CNN, National News


ABD'nin Irak'tan çekilmesi, İran savaşının gidişatını nasıl etkileyecek?

Bağdat'ın Firdevs Meydanı'ndaki Saddam Hüseyin heykeli Nisan 2003'te yıkılmıştı (Reuters)
Bağdat'ın Firdevs Meydanı'ndaki Saddam Hüseyin heykeli Nisan 2003'te yıkılmıştı (Reuters)
TT

ABD'nin Irak'tan çekilmesi, İran savaşının gidişatını nasıl etkileyecek?

Bağdat'ın Firdevs Meydanı'ndaki Saddam Hüseyin heykeli Nisan 2003'te yıkılmıştı (Reuters)
Bağdat'ın Firdevs Meydanı'ndaki Saddam Hüseyin heykeli Nisan 2003'te yıkılmıştı (Reuters)

ABD'nin Irak'tan tamamen çekilmesiyle yeni bir dönem başlarken, bölgedeki İran destekli milislerin güçlenebileceği ve IŞİD'in yeniden nüfuzunu artırabileceği belirtiliyor.

Reuters'ın analizinde Amerikan askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki güç ilişkilerinde değişiklik yaşanacağı ifade ediliyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın selefi Joe Biden'ın 2024'te başlattığı süreçle ülkede kalan 2 bin 500 Amerikan askeri de çekiliyor.

Amerikan ordusu, kitle imha silahları olduğu iddiasıyla 2003'te ülkeyi işgal etmiş ve Saddam Hüseyin rejimini devirmişti. 2011'de Irak'tan çekilen ABD güçleri, 2014'te IŞİD'le mücadeleye destek vermek üzere ülkeye geri dönmüştü. Beyaz Saray 2017'de Irak'ta, 2019'da ise Suriye'de IŞİD'in askeri açıdan yenilgiye uğratıldığını açıklamıştı.

Irak, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşında da Amerikan güçlerine karşı saldırılarla gündeme geldi. Tahran destekli Şii milisler, ülkedeki ABD hedeflerine birçok drone ve füze saldırısı düzenledi. Washington'ın resmi rakamlarına göre İran savaşında hayatını kaybeden 18 ABD askerinden 7'si Irak'taki saldırılarda öldürüldü.

Amerikan güçlerinin tüm Ortadoğu'dan çekilmesini isteyen İran ise son gelişmeleri "direniş ekseni" için bir zafer olarak görüyor.

Iraklı analist Ahmed Yunus, ABD'nin Irak'tan çekilmesinin İran'ın elini güçlendirebileceğini söylüyor:

Batı'nın bölgedeki askeri varlığının ortadan kalkmasıyla İran'ın vekil güçlerinin nüfuzu artabilir. Bu örgütler, devlet politikalarının şekillenmesindeki rollerini artırmaya ve kilit kurumlardaki varlıklarını pekiştirmeye çalışabilir.

Wall Street Journal'ın analizinde ise İran savaşının Irak'ı daha derin bir çatışmanın içine sürüklediği yazılıyor.

İran, güçlü Şii milisler ve siyasi partiler aracılığıyla Irak'ta askeri, siyasi ve ekonomik nüfuz sahibi. Tahran yönetimi aynı zamanda komşusunu uzun süredir önemli bir ekonomik destek kanalı olarak görüyor. Tahran, Bağdat'la yaptığı ihracat yoluyla döviz elde ederken, komşusunun bankacılık sistemini kullanarak ABD yaptırımlarını aşıyor.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, ülkedeki milislerin silahsızlandırılmasına yönelik sürecin 30 Haziran 2027'de tamamlanacağını bildirmişti. Ancak ABD'li yetkililere göre İran, Irak'taki Şii milislere desteği 28 Şubat'tan bu yana artırırken, Zeydi'nin silahsızlandırma sürecini yürütmesi de güçleşebilir.

ABD'nin 20 yılı aşkın süredir Irak'taki gelişmeleri şekillendiren askeri varlığı sona ererken, Washington ve Tahran arasında başta Hürmüz Boğazı olmak üzere kritik konularda henüz anlaşmaya varılamadı.

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, dünkü açıklamasında ABD'yle İran arasındaki görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik toplantı ve temasların sürdüğünü bildirdi.

Öte yandan Donald Trump yönetimi kasımda düzenlenecek ara seçime hazırlanırken, İran Devrim Muhafızları da Amerikan vatandaşlarına seslenen bir mesaj yayımladı.

Dün yayımlanan mektupta ABD seçmenlerine savaşa karşı çıkma çağrısında bulunulurken, "Amerika'nın şu anki durumundan sorumlu olan kötü niyetli, aldatıcı ve şiddet yanlısı politikacıları iktidardan uzaklaştırın" diye seslenildi.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Times of Israel, Tesnim


Diplomatik azarlama... Rubio, müzakerelerin tıkanmasının ardından İran heyetini ABD’den “kovdu”

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio. (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio. (EPA)
TT

Diplomatik azarlama... Rubio, müzakerelerin tıkanmasının ardından İran heyetini ABD’den “kovdu”

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio. (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio. (EPA)

ABD merkezli Axios haber sitesinde bugün yer alan habere göre, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington ile Tahran arasındaki dolaylı müzakerelerin savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya ulaşma çabalarına rağmen çıkmaza girmesinin ardından, İran heyetine ve heyetin başındaki mevkidaşı Abbas Arakçi’ye pazartesi akşamı New York’tan derhal ayrılmalarını istedi.

Site, bir ABD’li yetkili ile konu hakkında bilgi sahibi bir başka kaynağa dayandırdığı haberinde, heyetin talimatı aldıktan birkaç saat sonra Doha’ya giden bir uçağa bindiğini, bu sırada Katarlı arabulucuların uzlaşma önerisi konusunda taraflarla temaslarını sürdürdüğünü ifade etti.

İran’la müzakerelerde tıkanma sürerken, ABD’den diplomatik azarlama

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre İranlıların zaten kısa süre içinde ABD’den ayrılması bekleniyordu. Ancak Rubio’nun bu hamlesi, “son derece alışılmadık bir diplomatik azarlama” niteliği taşıyor ve savaşı sona erdirme yönündeki sonuçsuz çabalar sürerken iki ülke arasındaki güvensizliğin boyutunu ortaya koyuyor.

Katarlı arabulucular, ABD ile İran arasında diplomatik ilerleme sağlamak için girişimlerde bulundu, ancak tarafların herhangi bir taviz vermeye yanaşmaması nedeniyle sınırlı ilerleme kaydedildi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de New York’tan ayrılması istenen yetkililer arasında yer aldı.

ABD’li yetkili Axios’a yaptığı açıklamada, “Bakan Rubio, kendisine gösterilen misafirperverlik süresini aşmış olan İran heyetini gönderdi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sona ermişti, dolayısıyla artık ayrılma zamanları gelmişti” ifadelerini kullandı.

Müzakerelerin tıkanması Beyaz Saray’ın umutlarını boşa çıkardı

Beyaz Saray, pazartesi sabahı perde arkasında, İran’la görüşmelerde günün ilerleyen saatlerinde ilerleme sağlanabileceğine inanıyordu. Ancak öğleden sonraki saatlere gelindiğinde müzakerelerin çıkmaza girdiği açıkça ortaya çıktı.

ABD’li yetkilinin aktardığına göre Rubio’nun talimatı üzerine ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimî Temsilciliği, pazartesi akşamı İran’ın BM misyonuna Arakçi’nin de aralarında bulunduğu heyetin New York’tan derhal ayrılması gerektiğini bildirdi.

Arakçi’nin de yer aldığı İran heyeti birkaç saat sonra havalimanına hareket etti ve salı günü saat 01.20’de New York’tan Doha’ya giden uçağa bindi.

İkinci bir kaynak da ABD’nin İran heyetinden ülkeyi terk etmesini istediğini doğruladı. Ancak kaynak, Arakçi’nin pazartesi akşamı zaten Tahran’a dönmesinin planlandığını belirtti.

Katarlı arabulucular Washington ile Tahran arasında temaslarını sürdürüyor

Axios’a konuşan bölgesel kaynaklara göre Katarlı arabulucular, uzlaşma önerisi konusunda ABD ve İran taraflarıyla görüşmelerini sürdürüyor.

ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü gazetecilerin “deli” olarak nitelendirdiği bir rejimle nasıl anlaşmaya varılacağı yönündeki sorusuna, “Belki de onları ortadan kaldırırım” yanıtını verdi.

Trump, “Bu kararı vermemiz gerekiyor. Ya onları ortadan kaldıracağız ya da bir anlaşmaya varacağız. Ancak zaman daralıyor. Bu durum çok yakında, şu ya da bu şekilde sona erecek” ifadelerini kullandı.