Kassam Tugayları komutanına yönelik suikast Gazze'nin silahsızlandırılmasını nasıl etkileyecek?

Haddad suikastı ne Hamas'ın silahsızlanma konusundaki tutumunda ne de İsrail'in tepkilerinde gerçekte hiçbir şeyi değiştirmeyecek

Kassam Tugayları komutanı İzzeddin el-Haddad, eşi ve kızının Gazze şehrindeki cenaze töreni, 16 Mayıs (AFP)
Kassam Tugayları komutanı İzzeddin el-Haddad, eşi ve kızının Gazze şehrindeki cenaze töreni, 16 Mayıs (AFP)
TT

Kassam Tugayları komutanına yönelik suikast Gazze'nin silahsızlandırılmasını nasıl etkileyecek?

Kassam Tugayları komutanı İzzeddin el-Haddad, eşi ve kızının Gazze şehrindeki cenaze töreni, 16 Mayıs (AFP)
Kassam Tugayları komutanı İzzeddin el-Haddad, eşi ve kızının Gazze şehrindeki cenaze töreni, 16 Mayıs (AFP)

Salem el-Rayes

İsrail'in İzzeddin el-Haddad'ı öldürmesi, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılması şartını Kahire'de devam eden müzakerelerde yeniden öne çıkardı ve Hamas'ın silahlarını teslim etmesini reddeden engelin ortadan kalktığı yönündeki spekülasyonları körükledi. Bu durum, İsrail ve ABD'nin Hamas'a dayatmaya çalıştığı anlaşmanın önümüzdeki haftalarda sorunsuz bir şekilde ilerleyeceği yönündeki tartışmalara da kapıyı açtı.

Ancak İsrail, Haddad suikastının ardından silahsızlanma şartını dayatmayı gerçekten başardı mı?

Haddad, 7 Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne sınır komşusu olan İsrailli yerleşim yerlerine düzenlenen baskın hazırlıkları sırasında İzzeddin Kassam Tugayları'nın Gazze Şehri Tugayı komutanıydı. Baskın gerçekleşti ve Hamas onlarca İsrailliyi esir alarak Gazze'ye götürdü. Çoğu daha sonra İsrail ile yapılan esir takası anlaşmalarıyla serbest bırakıldı.

Savaşın başlangıcından bu yana İsrail, Hamas'ın birçok askeri komutanını baskını planlamak ve gerçekleştirmekle suçladı ve onları tek tek öldürmeye çalıştı. Nihayetinde İsrail, İzzeddin Kassam Tugayları Askeri Konseyi’nin liderlerinin çoğunu öldürdüğünü duyurdu, ancak Haddad'ın adı dillendirilmeye devam etti. İsrail, onu İsraillilerin esir alınmasını organize etmek ve Mısır, Katar ve Amerika Birleşik Devletleri'nin arabuluculuğuyla bir önceki yıl Hamas ve İsrail arasında varılan esir takası anlaşmaları dışında serbest bırakılmalarını engellemekle suçladı.

Ekim 2025'te ateşkes ilan edildikten ve sorunun çözümü için esir takasları gerçekleştirildikten sonra bile İsrail, anlaşmanın uygulanmasının ikinci aşamasında Gazze'nin silahsızlandırılması talebinde ısrar etti. Hamas ise silahsızlanmanın İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesiyle eş zamanlı olmaması nedeniyle bu talebi reddetti; zira İsrail ordusu hâlâ Gazze Şeridi’nin 365 kilometrekarelik alanının yüzde 60'ından fazlasını kontrol ediyor. Ayrıca Hamas, Dünya Barış Konseyi tarafından yönetimi üstlenmek üzere kurulan ulusal komitenin, silahsızlanma ve çekilme şartlarının uygulanmasıyla eş zamanlı olarak ve hatta öncesinde Gazze'ye girmesini de şart koştu. Böylece Hamas, anlaşmanın uygulama aşamalarında Gazze'de herhangi bir güvenlik boşluğu oluşmayacağından emin olmak istiyor.  

bhtnh
 15 Mayıs'ta Gazze'deki Rimal mahallesinde İsrail bombardımanı sonucu çıkan yangından kaçan Filistinliler (AP)

Son birkaç aydır, Hamas ve İsrail arasındaki müzakerelerde anlaşmazlıklar yoğunlaşırken ve Dünya Barış Konseyi’nin Başkanı ABD Başkanı Donald Trump ve Konsey’in Direktörü Nikolay Mladenov'un açıklamalarıyla Hamas'tan silahlarını teslim etmesini ve koşulsuz olarak Gazze'yi yönetmekten çekilmesini açıkça talep etmesiyle birlikte, İsrail ve Batı medyasında sızdırılan bir dizi haberde Haddad Hamas içindeki anlaşmazlığın başını çekmekle suçlandı. Silahları teslim etme ve taleplere uyma şartını kabul etmeyi reddettiği öne sürüldü ve bu da İsrail medyasında kendisine yönelik suikast çağrılarının artmasına neden oldu.

15 Mayıs Cuma akşamı, İsrail uçakları Gazze şehrinin merkezinde bulunan bir binadaki daireleri hedef alan yoğun hava saldırıları düzenledi. Bunları bir sivil araca yapılan hava saldırısı izledi. İsrail medyası, güvenlik kaynaklarına atıfta bulunarak, aracın hedef alınan binanın önünden hareket ettiğini ve saldırıların hedefindeki kişinin öldürüldüğünden emin olmak için aracın da hedef alındığını bildirdi. Filistin sağlık kaynaklarına göre, altı konut dairesini yerle bir edip alevler içinde yanmasına, sekizden fazla kişinin ölümüne ve yaklaşık 45 kişinin yaralanmasına neden olan hava saldırılarından dakikalar sonra, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, saldırının hedefinin İzzeddin Kassam Tugayları Komutanı İzzeddin Haddad olduğunu açıkladı.

Katz, Haddad'ı üç yıl önce 7 Ekim olaylarını organize etmekle ve onlarca İsraillinin öldürülmesinden ve esir alınmasından sorumlu olmakla suçladı. Haddad'ın, Hamas'ın silahsızlandırılması ve Gazze'nin silahtan arındırılmasıyla ilgili madde başta olmak üzere, ABD Başkanı Trump'ın arabuluculuğuyla yapılan anlaşmayı uygulamayı reddettiğini vurguladı. Suikastın ertesi günü Hamas, İsrail'in sivillerin yaşadığı bir konut binasına yönelik kasıtlı ve önceden haber verilmeksizin düzenlediği hava saldırısında Haddad'ın öldürüldüğünü ilan etti.

İsrail ordusu hâlâ Gazze Şeridi'nin 365 kilometrekarelik alanının yüzde 60'ından fazlasını kontrol ediyor

Bu bağlamda ne Hamas ne de siyasi veya askeri liderlerinden herhangi biri, belirli bir ismin silahsızlanmaya karşı olduğunu belirten herhangi bir açıklama yapmadı. Aksine, her zaman resmi açıklamalarda ve beyanlarda silahsızlanma karşıtı tutumdan, Hamas'ın tüm liderleri tarafından benimsenen bir tutum olarak bahsedildi. Ancak Kassam Tugayları’nın eski komutanın ablası Mahitab Haddad, al-Majalla'ya yaptığı açıklamalarda şunları söyledi: “Önceki başarısız suikast girişimlerinden sonra, Allah onu dilediği zamanda yanına almayı seçti. Kardeşim silahını teslim etmek için cihat etmiyordu; her zaman 'ya şehitlik ya da zafer' derdi.” Ablasının açıklamaları, Haddad'ın silahını teslim etmeye değil, Allah yolunda ve Filistin'in kurtuluşuna kadar cihat etmeye devam etmeye inandığını gösteriyor. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu da işgal devam ettiği sürece gerçekten de silahsızlanmayı veya teslim olmayı kabul etmediğini gösteriyor. Nitekim ablası sözlerine şöyle devam etti: “Ateşkes ve müzakerelerden bahsediyorlar, ancak sahada her gün hava saldırıları ve silahlı çatışmalar yaşanıyor. Bu nedenle siviller ölmeye ve yaralanmaya devam ediyor. Halen insanlar yerinden ediliyor. Bu durumda ateşkes nerede, bahsettikleri anlaşmalar ve uygulama aşamaları nerede?”

Haddad'ın kız kardeşinin sözlerinin, İsrail medyasının Hamas içindeki müzakereler ve anlaşmazlıklar hakkındaki haberlerinde bahsettiği veya değindiği ihtilafa dair bir itiraf olduğunu düşünenler olabilir. Ancak durum tam olarak böyle değil. Yaklaşık iki hafta önce Mladenov'un Hamas liderleri ve arabulucular (Mısır ve Katar) ile yaptığı görüşmenin ardından, Hamas’ın Mladenov'un silahsızlanma önerisine verdiği yanıt olumsuz olarak değerlendirildi. Bu da İsrail'e, zihniyeti ve yaklaşımıyla tutarlı olarak, önde gelen bir figüre suikast düzenleyerek öldürme taktiğini uygulama fırsatı verdi. Haddad da kendisine karşı yoğun bir kışkırtma kampanyasından sonra büyük ölçüde birincil hedef haline geldi.

frgthyj
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'daki Barış Konseyi'nin ilk toplantısına gelişinde, 19 Şubat (AFP)

Filistinli yazar ve siyasi analist Sufyan Ebu Zayda'nın verdiği bilgilere göre, Gazze'deki İzzeddin Kassam Tugayları'nda tek bir yetkili bile silahsızlanmayı kabul etmiyor. Bu durum sadece Haddad için değil, son iki buçuk yılda suikasta kurban gidenlerin yerine askeri konseye atanan tüm liderler için de geçerli. Şunları da belirtti: “Bunun nedeni, silahın kutsal olması veya işgale direnme haklarının olması değil, aksine silahın İsrail'in son zamanlarda kurduğu ve silahla donattığı milis gruplar ve kaos karşısında onlara kişisel koruma sağlamasıdır.”

Haddad suikastı ne Hamas'ın silahsızlanma konusundaki tutumunda ne de İsrail'in tepkilerinde gerçekte hiçbir şeyi değiştirmeyecektir

Savunma Bakanı Katz'ın suikastla aynı zamana denk gelen “X” platformundaki paylaşımında Haddad’ı suçladığı gibi, Trump’ın planını uygulamayı reddetmesi nedeniyle öldürüldüğü iddiasına ilişkin olarak Filistinli siyasi analist, İsrail'in kendisinin de Başkan Trump'ın planını ve maddelerini uygulamak istemediğini belirtti. Şöyle devam etti: “Özetle Trump’ın planı, Filistinliler için tüm dezavantajlarına rağmen, İsrail'i Gazze Şeridi'nin tamamından ordusunu çekmeye zorlayacak ve yeniden inşa sürecini dayatacak; İsrail şu anda sorumluluktan kaçmak ve Hamas ile Filistinlileri anlaşmanın uygulanmasına engel olmakla suçlamak amacıyla bu süreci geciktiriyor.”

Trump’ın planı ayrıca, Gazze'nin yönetiminin Ulusal Yönetim ve Yeniden İnşa Komitesi'ne devredilmesinin ardından Filistin siyasi sisteminin birleştirilmesini ve akabinde de Filistin seçimlerinin yapılmasını öngörüyor. Mladenov yakın zamanda Hamas'a Gazze'nin yönetimini devretmesinden sonra siyasi bir hareket olarak bu seçimlere katılmasını tavsiye etmişti. Ebu Zayda, yukarıdakilerin hiçbirinin İsrail'in çıkarlarına hizmet etmediğini, bu nedenle bunlardan kaçınmaya çalıştığını ve Haddad'ı silahsızlanmayı, anlaşmayı ve Trump'ın planını reddetmekle suçlayıp, ardından onu öldürerek sorumlu tutmak gibi bahanelere başvurduğunu, onun ölümü sanki planının derhal uygulanmasını sağlayacakmış izlenimi verdiğini vurguladı.

Ona göre, Haddad suikastı ne Hamas'ın silahsızlanma konusundaki tutumunda ne de İsrail'in tepkilerinde gerçekte hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Özellikle bu hassas aşamada, Hamas'ın siyasi büro başkanını belirlemek için iç seçimler yapmaya devam ettiği bir dönemde, geleceğin belirsiz ve tahmin edilemez olduğunu vurguladı. Seçim şu anda Hamas’ın Gazze'deki mevcut lideri ve müzakere heyeti başkanı Dr. Halil el-Hayye ile eski siyasi büro lideri Halid Meşal arasında tıkanmış durumda. İsrail, liderlerine yönelik daha fazla suikast düzenlemediği sürece, bu durum Hamas’ın önümüzdeki dönemdeki gidişatını ve tercihlerini önemli ölçüde etkileyecektir.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Suriye'de hükümet değişikliği: Eksik reform ve devam eden sorunlar

Şam'daki Tişrin Parkı üzerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025  (AFP)
Şam'daki Tişrin Parkı üzerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025 (AFP)
TT

Suriye'de hükümet değişikliği: Eksik reform ve devam eden sorunlar

Şam'daki Tişrin Parkı üzerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025  (AFP)
Şam'daki Tişrin Parkı üzerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025 (AFP)

Hayed Hayed

Suriye’de uzun zamandır beklenen kabine değişikliği nihayet açıklandı ve geçiş hükümeti içindeki olası değişiklikler hakkındaki haftalarca süren spekülasyonlara son verdi. Atamalar, cumartesi gecesi geç saatlerde yayınlanan bir dizi başkanlık kararnamesiyle duyuruldu.

 Kapsamlı bir değişim söylentilerine rağmen, kabine değişikliklerinin birçok kişinin beklediğinden daha sınırlı olduğu ortaya çıktı. Enformasyon ve tarım bakanlarının değiştirilmesiyle sınırlı kaldı ve bu da artan ekonomik ve idari baskılar döneminde büyük bir siyasi sarsıntıya neden olmak yerine sürekliliğe öncelik verildiğini gösteriyor.

Kabine değişikliği ayrıca dört vali atamasını, geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın kardeşi Mahir eş-Şara'nın cumhurbaşkanlığındaki görevinden alınmasını ve Suriye Merkez Bankası başkanının değiştirilmesini de içeriyordu. Bu adımlar, daha geniş bir açılımı işaret etmekten ziyade, Beşşar Esed sonrası Suriye'de kurulan rejim içindeki idari kontrolü sıkılaştırmayı ve güç dengesini yeniden düzenlemeyi amaçlıyor gibi görünüyor.

Bu duyurular, kamu kurumlarının işleyişini gerçekten etkilemeye başlamış olan hükümetin sürekliliği hakkındaki haftalarca süren belirsizliği sona erdirmiş olabilir. Ancak, bunların tek başına, geçici hükümetin performansını engellemeye ve etkinliğini baltalamaya devam eden daha derin yönetim sorunlarını çözmesi olasılığı düşük.

Kabine değişikliği hakkında

Bu, Aralık 2024'te eski devlet başkanı Beşşar Esed'in devrilmesinden bu yana ilk kabine değişikliği ve geçen yıl mart ayında geçici hükümetin kurulmasının üzerinden bir yıldan fazla bir süre geçtikten sonra gerçekleşti.

Enformasyon Bakanı Hamza el-Mustafa'nın yerine Şam Üniversitesi Medya Fakültesi eski dekanı Halid Fevzi Zaurur getirildi. Tarım Bakanı Emced Bedir de görevden alındı ​​ve yerine Tarım Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Basel Hafız el-Suveydan atandı.

ftgnbgt
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam'da, 9 Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı – AFP)

Atamalar arasında, Mahir Şara'nın yerine Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olarak atanan eski Hums Valisi Abdurrahman Bedreddin el-Ama da yer aldı. Şara ayrıca Hums, Kuneytra ve Deyrizor illerine yeni valiler de atadı.

Önemli pozisyonlardaki değişiklikler 15 Mayıs'ta da devam etti; Suriye Merkez Bankası Başkanlığına Abdulkadir Hasriya'nın yerine Muhammed Safvat Raslan atandı. Abdulkadir Hasriya ise Suriye'nin Kanada Büyükelçisi olarak atandı.

Bu değişiklikler için resmi bir açıklama yapılmadı, ancak hükümetin performansına yönelik artan eleştirilerin ortasında gerçekleşti. Şam'da görüştüğümüz kaynaklar, bu hamleleri iktidarın yapısını genişletme girişiminden ziyade, Şara'ya yakın çevrenin yeniden düzenlenmesi olarak görüyor.

Gözlemciler, Dürzi Tarım Bakanı Emced Bedir'in görevden alınmasını performansından duyulan memnuniyetsizlikle ilişkilendirse de, halefi, teknokrat olarak sahip olduğu niteliklere rağmen, Heyet Tahrir eş-Şam ile yakından ilişkili olmaya devam ediyor.

Benzer şekilde, vali atamaları da daha geniş bir idari reform ajandasından ziyade yerel siyasi hesaplar tarafından yönlendirilmiş gibi görünüyor. Özellikle, Abdurrahman Bedreddin Ama'nın Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olarak atanması, daha önce Şara'nın kardeşinin bu görevi üstlenmiş olması nedeniyle, geniş çapta kayırmacılık suçlamalarına karşı bir girişim olarak yorumlandı.

Kabine değişikliği, devlet kurumlarındaki karar alma süreçlerini yavaşlatmaya devam eden son derece merkezileşmiş yönetim tarzını da değiştirmeden olduğu gibi bıraktı. Geçiş süreci yetkileri, bakanlıklar ve devlet kurumları aracılığıyla güç, dar çevrelerde yoğunlaşmaya devam ediyor

Abdulkadir Hasriya'nın Suriye Merkez Bankası başkanlığından azledilmesine gelince, birçok kişi bunun Suriye lirasının değerindeki keskin düşüş, artan yaşam maliyeti ve kamuoyundaki hoşnutsuzluğun giderek genişlemesiyle bağlantılı olduğuna inanıyor. Ancak, bilgili kaynaklar, kararın tamamen ekonomik olmadığını, aynı zamanda Hasriya ile yeni otoritenin dar çevresindeki bazı etkili isimler arasındaki görüş farklılıklarıyla da bağlantılı olduğunu söylüyor.

Bu anlamda, kabine değişikliği bazı açık eleştirileri hafifletebilir, ancak iktidar yapısını temelden değiştirmiyor.

Koordinasyon sorunu

Geçen yıl hükümetin yönetim modelindeki derin kusurları ortaya koydu, ancak kabine değişikliği bu sorunları ele almak konusunda ciddi bir işaret sunmuyor.

Yönetim modelinin en önemli zayıf noktalarından biri, geçiş hükümetinin parlamenter (başbakanlık) sistemden tam anlamıyla başkanlık sistemine geçmesinden kaynaklanan, devlet kurumları arasındaki koordinasyon eksikliğiydi. Başbakanlık makamının kaldırılması, etkin bir alternatif inşa etmeden, bakanlıkların çalışmalarını koordine eden temel mekanizmayı ortadan kaldırdı.

rtbhg
Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayının havadan görünümü, 21 Eylül 2025 (Reuters)

Yeni rejimin destekçileri, Cumhurbaşkanı Genel Sekreterinin bu rolü üstlenebileceğini ve hükümetin çalışmaları üzerinde merkezi bir denetim sağlayabileceğini savundu. Ancak, bu pozisyon pratikte kurumsal olarak gelişmedi ve çeşitli bakanlıklar ile kurumlar arasında politika üretimini koordine etmek için gerekli yeteneklerden, uzmanlıktan veya mekanizmalardan yoksun kaldı.

Bu durum, bakanlıkların tutarlı bir ulusal stratejinin parçası olarak değil, paralel olarak çalıştığı bir hükümet ortaya çıkardı. Politikalar genellikle parçalı, kötü sıralanmış ve aralarında net bir bağlılıktan yoksun görünüyor. Bunun sonuçları bürokrasi ve verimsizliğin ötesine uzanarak, net bir siyasi ve ekonomik ajandaya sahip bir yönetimden ziyade, olayların gelişimine göre tepki veren bir yönetim imajını pekiştirdi.

Sorun, önemli işlevlerin bakanlıklardan yeni kurulan kurumlara aktarılması eğiliminin artmasıyla daha da karmaşık hale geldi. Bu yaklaşım, kabine değişikliğinin çözemeyeceği koordinasyon krizini daha da derinleştirip kötüleştiriyor. Dahası karar alma merkezlerinin çokluğu  örtüşen yetki alanları yaratıyor ve koordinasyonu daha da zorlaştırıyor.

Yönetim tarzı

Kabine değişikliği, devlet kurumlarındaki karar alma süreçlerini yavaşlatmaya devam eden son derece merkezileşmiş yönetim tarzını da değiştirmeden olduğu gibi bıraktı. Geçiş süreci yetkileri, bakanlıklar ve devlet kurumları aracılığıyla güç, dar çevrelerde yoğunlaşmaya devam ediyor. Önemli kararların alım sürecinde, yetkili kurumlar içinde ele almak yerine daha üst makamlara taşıma eğilimi hakim ve bu da politika oluşturmayı geciktiren, uygulamayı zayıflatan ve yetkililerin inisiyatif almak yerine onay beklemelerine neden olan darboğazlar yaratıyor.

Ayrıca, üst düzey yetkililere aynı anda birden fazla görev verilmesi sorunu daha da karmaşık hale getiriyor. Hükümet, net bir şekilde tanımlanmış sorumluluklara sahip uzman ekipler kurmak yerine, aynı anda birden fazla pozisyon ve görevi yönetmek için sınırlı sayıda güvenilir kişiye güveniyor gibi görünüyor.

Suriye'nin geçiş hükümetinin sırtına yüklenmiş yapısal sorunların çoğu, harap olmuş bir devlet miras almak ve Esed rejiminin verdiği kurumsal hasar da dahil olmak üzere, kendi eseri değil

Basel Suveydan'ın Tarım Bakanı olarak atanması, bu yaklaşımın tehlikelerine dair bir örnek olarak öne çıkıyor. Terfisinden önce Suveydan’ın, Tarım Bakan Yardımcılığı, Yasadışı Zenginleşme İle Mücadele Komitesi Başkanlığı, İthalat ve İhracat Komitesi Üyeliği, Varlık Fonu’nda Tarım ve Hayvancılık sektörü direktörlüğü de dahil olmak üzere birçok görevi aynı anda yürüttüğü anlaşılıyor. Bu arada, İdlib Üniversitesi'nde kırsal mühendislik alanında yüksek lisans yaptığı da bildiriliyor. Bakanlık görevini üstlendikten sonra bu görevlerden hangilerini bıraktığı belirsizliğini koruyor.

Burada mesele Suveydan'ın ne kadar yetkin olduğu değil, bu iç içe geçen sorumlulukların mevcut yönetim modeli hakkında ortaya koyduğu şeydir. Çok sayıda rolü sınırlı sayıda yetkilinin elinde toplamak sadakati ve kontrolü korumaya yardımcı olsa da, yetkilileri tüketme, hesap verebilirliği zayıflatma, nitelikli bireyler havuzunu daraltma ve devletin etkili bir şekilde yönetme yeteneğini baltalama riskini de beraberinde getiriyor.

Kabine değişikliğinin ötesinde

Suriye'nin geçiş hükümetinin sırtına yüklenmiş yapısal sorunların çoğu, harap olmuş bir devlet miras almak ve Esed rejiminin verdiği kurumsal hasar, ekonomik krizin baskıları, siyasi belirsizlik ve azalan kamu güveni de dahil olmak üzere, kendi eseri değil ve kontrolü dışında kalan faktörlerle bağlantılı. Ancak, bu kısıtlamalar, devletin yönetilme biçiminde daha derin bir değişiklik eşlik etmedikçe, ne kadar kapsamlı veya iyi düşünülmüş olursa olsun, yalnızca bir kabine değişikliğiyle aşılamaz.

rth
Eski Suriye Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa ve Maha Uluslararası Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı, Şam Geçidi Medya Şehri projesi için bir mutabakat zaptı imzalıyor, 30 Haziran 2025 (SANA – AFP)

Bu değişim, sadece bakanları değiştirmek veya yetkilileri farklı pozisyonlar arasında transfer etmekten daha fazlasını gerektiriyor. Daha geniş katılım, daha net bir sorumluluk dağılımı, daha güçlü kurumlar, daha fazla şeffaflık ve daha etkili kamusal katılıma ihtiyaç duyuyor. Bu reformlar gerçekleşmeden, her kabine değişikliği, yönetim yapısının derin yapısı değişmeden olduğu gibi kalırken, geçici bir rahatlama sunan veya bu izlenimi veren, bir kriz yönetimi aracından ibaret haline gelme riski taşır.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Suriye'deki geçiş aşamasından, genellikle bu amaca karşı çalışan bir yönetim modeli aracılığıyla devlet inşası sürecinde başarılı olması isteniyor. Kontrolü yoğunlaştırmak için tasarlanmış bir rejim, acil siyasi riskleri kontrol altına almaya yardımcı olabilir, ancak kurumları yeniden inşa etmek, uzun vadeli sonuçlar elde etmek, kamu güvenini yeniden sağlamak veya meşruiyet oluşturmak için uygun değildir. Güç ne kadar dar bir çevrede yoğunlaşırsa, geçiş sürecinin hayatta kalması için gerekli kurumların inşası da o kadar zorlaşır.

Suriye'deki bir sonraki aşamayı, değiştirilen yetkililerin sayısı değil, gücün bu dar çevrelerden etkili kurumlara ne ölçüde aktarıldığı belirleyecektir. Bu dönüşüm olmadan, kabine değişikliği bir dönüm noktası olarak değil, güçlü, kapsayıcı ve kudretli bir Suriye devletini yeniden inşa etme fırsatının kaçırılması olarak görülecektir.


Libya: Hafter büyük bir askeri tatbikat başlattı ve askerlerin kararlılığını övdü

Halife Hafter tatbikatı havadan inceliyor. (LUO yanlısı medya)
Halife Hafter tatbikatı havadan inceliyor. (LUO yanlısı medya)
TT

Libya: Hafter büyük bir askeri tatbikat başlattı ve askerlerin kararlılığını övdü

Halife Hafter tatbikatı havadan inceliyor. (LUO yanlısı medya)
Halife Hafter tatbikatı havadan inceliyor. (LUO yanlısı medya)

Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) kara, deniz ve hava unsurlarının tamamı, dün öğleden sonra başlayan Der’ul Kerame 2 tatbikatına katıldı. Tatbikatın, Arap ve uluslararası diplomatik temsilcilerin de katılımıyla gerçekleştirildiği bildirildi.

LUO Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter, tatbikatı LUO Genel Komutanı’nın izniyle başlattı. Planlanan programa uygun şekilde başlayan tatbikatın, Genelkurmay Başkanlığı ve Halid Hafter yönetimindeki koordinasyonla yürütüldüğü belirtildi.

Tatbikat kapsamında yürütülen faaliyetlerin, dört gün önce başladığı ve devam ettiği ifade edildi. Tatbikatı havadan takip eden Halife Hafter’in, LUO askerlerinin eğitim sırasındaki performansını ve disiplinini övdüğü aktarıldı.

scdfrg
LUO Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter, 309. Tümen ile tatbikata katılan birimlerin operasyon odalarını ve konuşlanma noktalarını denetledi. (LUO Genel Komutanlığı)

Der’ul Kerame 2 tatbikatı kapsamında, Libya’nın Rasu’l Ulbe bölgesinde gerçekleştirilen faaliyetler öncesinde LUO Genelkurmay Başkanı Halid Hafter, dün sabah erken saatlerde sahada incelemelerde bulundu. Hafter’in, tatbikata katılan birliklerin yürüttüğü piyade, tank ve bina baskını eğitimlerinin seyrini yerinde takip ettiği bildirildi.

Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Halid Hafter’in 309. Tümen Komutanlığı ile tatbikata katılan birlik ve tugayların komutanlarıyla bir toplantı gerçekleştirdiği ifade edildi. Hafter’in, LUO personelinin sergilediği ‘ileri seviye performansı’ takdir ettiği, modern ve gelişmiş bir silahlı kuvvet inşasının ise sürekli eğitim, disiplin ve askeri yeterliliğin artırılmasına dayandığını vurguladığı kaydedildi.

sdfrgtyh
Askeri tatbikattan bir görüntü (LUO Genel Komutanlığı)

LUO, hava savunma ve kara sistemlerinin geliştirilmesi başta olmak üzere askeri envanterini modernize etmeye devam ediyor. Ordunun, uluslararası ortaklarla geniş kapsamlı silahlanma ve eğitim anlaşmaları yaparak operasyonel hazırlığını artırdığı belirtiliyor. Modernizasyon sürecinin öne çıkan unsurlarından birinin, kara birliklerinin Rus yapımı BTR-82A araçları ve Spartak ile güçlendirilmesi olduğu, ayrıca ana muharebe tanklarının da geliştirildiği ifade ediliyor.

Rasu’l Ulbe bölgesinde geçtiğimiz cumartesi gününden bu yana hazırlıkları süren tatbikata yaklaşık 25 bin asker ve subayın katıldığı bildirildi. Tatbikatın ‘LUO tarihindeki en büyük tatbikat’ olarak nitelendirildiği aktarıldı.

Tatbikatın icra edildiği Rasu’l Ulbe bölgesinin, ülkenin kuzeydoğusunda, Derne kentine bağlı el-Aziyat yerleşiminin güneyinde bulunduğu belirtildi.

Saddam Hafter’in 4 Mayıs’ta tatbikata katılan tugay ve birlik komutanlarıyla bir araya gelerek hazırlık seviyesini değerlendirdiği, genel planlama çerçevesinin, organizasyon yapısının ve birlikler arası koordinasyon mekanizmasının gözden geçirildiği kaydedildi.

xasdfer
Helikopterle yapılan tatbikatlar (LUO Genel Komutanlığı)

Saddam Hafter, açıklamasında tüm hazırlık aşamalarının yüksek düzeyde disiplin ve hazırlıkla yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, tatbikatın planlanan programa uygun şekilde icra edilmesinin önemine dikkat çekti. Hafter, bunun LUO’nun görevlerini etkin biçimde yerine getirme kapasitesini ve operasyonel kabiliyetini ortaya koyduğunu ifade etti.

LUO’nun üst düzey komutanlardan Tümgeneral Ömer Meraci el-Magrahi ise yaptığı açıklamada, Rasu’l Ulbe’deki tatbikatın yalnızca bir güç gösterisi olmadığını, aksine hazır olma durumunu ortaya koyan net bir mesaj niteliği taşıdığını söyledi.

El-Magrahi, tatbikatın disiplin ve sessizce inşa edilen bir gücün sahadaki karşılığı olduğunu belirterek, devletin zayıf olduğu yönünde beklenti içinde olanlara ordunun hazır ve güçlü olduğu mesajını verdiklerini ifade etti. Rasu’l Ulbe bölgesinin, modern Libya ordusunun tarihinde önemli bir yer tutmaya devam edeceğini de dile getirdi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh, Bingazi’de Halife Hafter ile bir görüşme gerçekleştirdi. Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL), Tetteh’in Hafter’e Libya’daki siyasi, güvenlik ve ekonomik gelişmeler hakkında bilgi verdiğini ve ‘yapılandırılmış diyalog’ sürecinde kaydedilen ilerlemeyi aktardığını açıkladı. Diyalog kapsamında dört ayrı çalışma ekseninin nihai önerilerini tamamlamak üzere çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.

rb
LUO Genelkurmay Başkanı Halid Hafter, ‘modern ve gelişmiş silahlı kuvvetlerin oluşturulmasının, askeri eğitim düzeyinin yükseltilmesine dayandığını’ vurguladı (LUO Genel Komutanlığı)

Ayrıca, ‘küçük masa’ formatı kapsamında yürütülen istişarelere ilişkin bir brifing de sunuldu. Bu görüşmelerin, BM’nin yol haritasında yer alan ilk iki aşama konusunda uzlaşmayı engelleyen sorunların aşılmasını hedeflediği belirtildi. Söz konusu aşamalar, Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun tamamlanması ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerine ilişkin yasal çerçevenin yeniden düzenlenmesini içeriyor.

UNSMIL, Halife Hafter’in, Libya’daki siyasi süreci ilerletmeyi amaçlayan BM çabalarına LUO adına destek verdiğini yinelediğini açıkladı. Açıklamada, bu desteğin Libya’nın birliğinin korunması, kurumsal bölünmenin sona erdirilmesi ve devlet inşa sürecinin desteklenmesi amacıyla yürütülen siyasi girişimlere yönelik olduğu ifade edildi.


Boş oy pusulaları olgusu... Hamas’ın yeni lider seçimi neden tıkanıyor?

(foto altı) Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
(foto altı) Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
TT

Boş oy pusulaları olgusu... Hamas’ın yeni lider seçimi neden tıkanıyor?

(foto altı) Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
(foto altı) Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)

Hamas’ın siyasi bürosunun yeni başkanının kim olacağına ilişkin kararın netleşmesini birçok kişi beklerken, hareket geçtiğimiz cumartesi günü sürpriz bir açıklama yaparak ilk turda sonuç alınamadığını ve ikinci tura gidileceğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın, Gazze içi ve dışındaki Hamas kaynaklarına yönelttiği, lider seçiminin neden tıkandığına ilişkin sorulara yanıt veren kaynaklar, birbirinden bağımsız olarak farklı gerekçeler aktardı. Bu gerekçeler arasında, bazı delegelerin herhangi bir adaya destek vermediklerini göstermek için ‘boş oy’ kullanmaları öne çıktı. Yarışın, Gazze’de Hamas Siyasi Büro Başkanı olan Halil el-Hayye ile yurtdışındaki siyasi büro başkanı Halid Meşal arasında geçtiği belirtildi.

Hamas, 1987’deki kuruluşundan bu yana en ağır krizlerinden biriyle karşı karşıya bulunuyor. 7 Ekim 2023 saldırısının ardından başlayan İsrail saldırılarının, hareketin farklı kollarını ve kademelerini vurduğu, bunun da çeşitli örgütsel ve mali krizlere yol açtığı ifade ediliyor.

İsrail, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’yi Temmuz 2024’te Tahran’da, Yahya Sinvar’ı ise aynı yıl ekim ayında Gazze’de öldürmüştü.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas’ın işleyişi ‘liderlik konseyi’ tarafından yürütülüyor. Yıl başında ise mevcut siyasi büro döneminin kalan süresinde (2025’te sona ermesi planlanırken bir yıl uzatılmıştı) hareketi yönetecek yeni bir başkan seçmek için yeni bir süreç başlatıldı. Bu sürecin, yıl sonunda ya da gelecek yılın başında yapılması beklenen genel seçimlere kadar devam etmesi planlanıyor.

El-Hayye ve Meşal’in önünde iki seçenek var

Hamas’tan üç kaynak Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Halil el-Hayye veya Halid Meşal lehine sonucun netleşmemesi durumunda tüzük ve iç düzenlemelerin iki seçeneğe işaret ettiğini belirtti: ya daha az oy alan adayın daha yüksek oy alan adayın karşısından çekilmesi ya da ilk turdan itibaren 20 gün içinde ikinci tura gidilmesi.

Hamas Siyasi Büro Başkanı’nın seçimi, 71 üyeden oluşan Şura Meclisi tarafından gerçekleştiriliyor. Yaklaşık 10 yıl önce 50 üyeden oluşan meclis, daha sonra hareketin iç tüzük ve yönetmeliklerinde yapılan değişikliklerle genişletilerek bugünkü yapısına ulaştı.

FERBTHYJ
israil hapishanelerinden serbest bırakılan mahkûmların evlerine dönüşünü kutlamak için Batı Şeria’da Hamas bayrakları sallayan Filistinliler, Ocak 2025 (Reuters)

Yurtdışındaki iki kaynak, oy pusulalarının önemli bir kısmının boş bırakıldığını (yani herhangi bir isim işaretlenmeden kullanıldığını) ve bunun da herhangi bir adayın ilk turda sonuç elde etmesini engellediğini aktardı.

Hareketin üst düzey isimleri olan bu iki kaynak, bunun Hamas Siyasi Büro Başkanlığı düzeyinde ilk kez karşılaştıkları bir durum olduğunu vurguladı.

Kaynaklardan biri, ‘boş oy’ olgusunun iki adaydan duyulan memnuniyetsizliğe ya da bazı konularda izlenen politikalara yönelik bir protesto niteliği taşıyor olabileceğini ve genç bir liderliğe yönelme eğilimini yansıtabileceğini ifade etti. Diğer kaynak ise bunun mutlaka adaylara yönelik bir protesto anlamına gelmediğini, daha çok bazı politikaların reddedilmesi, geçici bir başkan seçimi fikrinin ertelenmesi ya da genel seçimlere kadar mevcut liderlik konseyinin görevine devam etmesi yönünde bir tercih olabileceğini değerlendirdi.

Kemik kırma

Hamas içinde ve dışında yapılan değerlendirmeler, Halil el-Hayye ile Halid Meşal arasındaki rekabetin, hareket içinde iki farklı eğilimi temsil eden iki kampın yaklaşım farklarını yansıttığı yönünde. Buna göre el-Hayye’nin, Hamas’ın askeri kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları’na daha yakın olduğu ve İran ile daha güçlü bir yakınlaşmayı savunan çizgiye destek verdiği düşünülüyor. Meşal ise Hamas’ın çizgisinin Tahran’a bağlı olmaktan ziyade daha bağımsız bir hat izlemesini savunan bir eğilimi temsil eden isim olarak görülüyor; özellikle Suriye krizi sürecindeki tutumu ve hareketin bu çatışmanın dışında kalmasını savunması bu çerçevede değerlendiriliyor.

GRTHYJ7
(Sağdan sola) Hamas Liderlik Konseyi üyeleri, Muhammed Derviş, Halil el-Hayye ve Nizar Avadallah, Şubat 2025'te merhum İran Dini Lideri Ali Hamaney ile yaptıkları görüşme sırasında (Hamaney’in internet sitesi – AFP)

Gazze dışından bir kaynak, Meşal ile el-Hayye arasındaki yarışı ‘kemik kırma’ mücadelesi olarak nitelendirirken, Hamas’ın Gazze’deki liderliğinin daha önceki iki seçim döneminden bu yana hareketin en kritik karar mekanizmalarında belirleyici bir ağırlığa sahip olduğunu ifade etti. Aynı kaynak, ortaya çıkan farklı ittifaklara rağmen ‘kardeşlik ruhunun’ korunduğunu da vurguladı.

Gazze içinden bir kaynak ise kimin lider olacağından bağımsız olarak kararların Hamas içinde oy birliğiyle alındığını belirterek, liderin tarihsel rolü veya konumundan ziyade örgütün kolektif iradesinin esas alındığını söyledi.

Önceki seçimlerde neler oldu?

Geçmiş yıllarda Hamas’ın siyasi büro başkanlığı seçimleri, büro ve çeşitli organların tamamını kapsayan daha geniş kapsamlı seçimler çerçevesinde gerçekleştiriliyordu. Bu süreçte, siyasi büro üyeliğine adaylar arasından en yüksek oyu alan isim aynı zamanda başkanlığı da üstleniyordu.

En son kapsamlı seçimlerin 2021 yılında yapıldığı, bu seçimlerde İsmail Heniyye’nin ikinci dönem için siyasi büro başkanlığını kazandığı belirtildi. Heniyye’nin en yakın rakiplerinin sırasıyla Salih el-Aruri ve Muhammed Nazzal olduğu ifade edildi.

BGRYJUT
2 Ocak 2024’te Beyrut’ta İsrail’in düzenlediği hava saldırısında öldürülen Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih el-Aruri ve onun yerine geçen merhum lider Yahya Sinvar, 2017 yılında Kahire’de Fetih Hareketi’yle uzlaşma anlaşması imzalanırken (Reuters)

2017’de hareketin ilk kez başkanlığını üstlenen Heniyye, seçim sürecine büyük ölçüde rakipsiz şekilde girmişti. Bu süreçte 2013-2017 yılları arasında Hamas Siyasi Büro Başkanlığı’nı yürüten Halid Meşal’in adaylığının mümkün olmaması, Heniyye’nin önünü açan önemli bir etken olarak değerlendirildi.

Gazze Şeridi düzeyinde yapılan ve mevcut seçimlere benzer nitelikteki son oylamada ise Gazze Siyasi Büro Başkanlığı için Yahya Sinvar ile Nizar Avadallah arasında sert bir yarış yaşandığı belirtildi. Seçimin ikinci tura gitme ihtimali gündeme gelirken, Avadallah’ın daha sonra çekilerek Sinvar lehine adaylıktan vazgeçtiği ifade edildi.