Kassam Tugayları komutanına yönelik suikast Gazze'nin silahsızlandırılmasını nasıl etkileyecek?

Haddad suikastı ne Hamas'ın silahsızlanma konusundaki tutumunda ne de İsrail'in tepkilerinde gerçekte hiçbir şeyi değiştirmeyecek

Kassam Tugayları komutanı İzzeddin el-Haddad, eşi ve kızının Gazze şehrindeki cenaze töreni, 16 Mayıs (AFP)
Kassam Tugayları komutanı İzzeddin el-Haddad, eşi ve kızının Gazze şehrindeki cenaze töreni, 16 Mayıs (AFP)
TT

Kassam Tugayları komutanına yönelik suikast Gazze'nin silahsızlandırılmasını nasıl etkileyecek?

Kassam Tugayları komutanı İzzeddin el-Haddad, eşi ve kızının Gazze şehrindeki cenaze töreni, 16 Mayıs (AFP)
Kassam Tugayları komutanı İzzeddin el-Haddad, eşi ve kızının Gazze şehrindeki cenaze töreni, 16 Mayıs (AFP)

Salem el-Rayes

İsrail'in İzzeddin el-Haddad'ı öldürmesi, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılması şartını Kahire'de devam eden müzakerelerde yeniden öne çıkardı ve Hamas'ın silahlarını teslim etmesini reddeden engelin ortadan kalktığı yönündeki spekülasyonları körükledi. Bu durum, İsrail ve ABD'nin Hamas'a dayatmaya çalıştığı anlaşmanın önümüzdeki haftalarda sorunsuz bir şekilde ilerleyeceği yönündeki tartışmalara da kapıyı açtı.

Ancak İsrail, Haddad suikastının ardından silahsızlanma şartını dayatmayı gerçekten başardı mı?

Haddad, 7 Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne sınır komşusu olan İsrailli yerleşim yerlerine düzenlenen baskın hazırlıkları sırasında İzzeddin Kassam Tugayları'nın Gazze Şehri Tugayı komutanıydı. Baskın gerçekleşti ve Hamas onlarca İsrailliyi esir alarak Gazze'ye götürdü. Çoğu daha sonra İsrail ile yapılan esir takası anlaşmalarıyla serbest bırakıldı.

Savaşın başlangıcından bu yana İsrail, Hamas'ın birçok askeri komutanını baskını planlamak ve gerçekleştirmekle suçladı ve onları tek tek öldürmeye çalıştı. Nihayetinde İsrail, İzzeddin Kassam Tugayları Askeri Konseyi’nin liderlerinin çoğunu öldürdüğünü duyurdu, ancak Haddad'ın adı dillendirilmeye devam etti. İsrail, onu İsraillilerin esir alınmasını organize etmek ve Mısır, Katar ve Amerika Birleşik Devletleri'nin arabuluculuğuyla bir önceki yıl Hamas ve İsrail arasında varılan esir takası anlaşmaları dışında serbest bırakılmalarını engellemekle suçladı.

Ekim 2025'te ateşkes ilan edildikten ve sorunun çözümü için esir takasları gerçekleştirildikten sonra bile İsrail, anlaşmanın uygulanmasının ikinci aşamasında Gazze'nin silahsızlandırılması talebinde ısrar etti. Hamas ise silahsızlanmanın İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesiyle eş zamanlı olmaması nedeniyle bu talebi reddetti; zira İsrail ordusu hâlâ Gazze Şeridi’nin 365 kilometrekarelik alanının yüzde 60'ından fazlasını kontrol ediyor. Ayrıca Hamas, Dünya Barış Konseyi tarafından yönetimi üstlenmek üzere kurulan ulusal komitenin, silahsızlanma ve çekilme şartlarının uygulanmasıyla eş zamanlı olarak ve hatta öncesinde Gazze'ye girmesini de şart koştu. Böylece Hamas, anlaşmanın uygulama aşamalarında Gazze'de herhangi bir güvenlik boşluğu oluşmayacağından emin olmak istiyor.  

bhtnh
 15 Mayıs'ta Gazze'deki Rimal mahallesinde İsrail bombardımanı sonucu çıkan yangından kaçan Filistinliler (AP)

Son birkaç aydır, Hamas ve İsrail arasındaki müzakerelerde anlaşmazlıklar yoğunlaşırken ve Dünya Barış Konseyi’nin Başkanı ABD Başkanı Donald Trump ve Konsey’in Direktörü Nikolay Mladenov'un açıklamalarıyla Hamas'tan silahlarını teslim etmesini ve koşulsuz olarak Gazze'yi yönetmekten çekilmesini açıkça talep etmesiyle birlikte, İsrail ve Batı medyasında sızdırılan bir dizi haberde Haddad Hamas içindeki anlaşmazlığın başını çekmekle suçlandı. Silahları teslim etme ve taleplere uyma şartını kabul etmeyi reddettiği öne sürüldü ve bu da İsrail medyasında kendisine yönelik suikast çağrılarının artmasına neden oldu.

15 Mayıs Cuma akşamı, İsrail uçakları Gazze şehrinin merkezinde bulunan bir binadaki daireleri hedef alan yoğun hava saldırıları düzenledi. Bunları bir sivil araca yapılan hava saldırısı izledi. İsrail medyası, güvenlik kaynaklarına atıfta bulunarak, aracın hedef alınan binanın önünden hareket ettiğini ve saldırıların hedefindeki kişinin öldürüldüğünden emin olmak için aracın da hedef alındığını bildirdi. Filistin sağlık kaynaklarına göre, altı konut dairesini yerle bir edip alevler içinde yanmasına, sekizden fazla kişinin ölümüne ve yaklaşık 45 kişinin yaralanmasına neden olan hava saldırılarından dakikalar sonra, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, saldırının hedefinin İzzeddin Kassam Tugayları Komutanı İzzeddin Haddad olduğunu açıkladı.

Katz, Haddad'ı üç yıl önce 7 Ekim olaylarını organize etmekle ve onlarca İsraillinin öldürülmesinden ve esir alınmasından sorumlu olmakla suçladı. Haddad'ın, Hamas'ın silahsızlandırılması ve Gazze'nin silahtan arındırılmasıyla ilgili madde başta olmak üzere, ABD Başkanı Trump'ın arabuluculuğuyla yapılan anlaşmayı uygulamayı reddettiğini vurguladı. Suikastın ertesi günü Hamas, İsrail'in sivillerin yaşadığı bir konut binasına yönelik kasıtlı ve önceden haber verilmeksizin düzenlediği hava saldırısında Haddad'ın öldürüldüğünü ilan etti.

İsrail ordusu hâlâ Gazze Şeridi'nin 365 kilometrekarelik alanının yüzde 60'ından fazlasını kontrol ediyor

Bu bağlamda ne Hamas ne de siyasi veya askeri liderlerinden herhangi biri, belirli bir ismin silahsızlanmaya karşı olduğunu belirten herhangi bir açıklama yapmadı. Aksine, her zaman resmi açıklamalarda ve beyanlarda silahsızlanma karşıtı tutumdan, Hamas'ın tüm liderleri tarafından benimsenen bir tutum olarak bahsedildi. Ancak Kassam Tugayları’nın eski komutanın ablası Mahitab Haddad, al-Majalla'ya yaptığı açıklamalarda şunları söyledi: “Önceki başarısız suikast girişimlerinden sonra, Allah onu dilediği zamanda yanına almayı seçti. Kardeşim silahını teslim etmek için cihat etmiyordu; her zaman 'ya şehitlik ya da zafer' derdi.” Ablasının açıklamaları, Haddad'ın silahını teslim etmeye değil, Allah yolunda ve Filistin'in kurtuluşuna kadar cihat etmeye devam etmeye inandığını gösteriyor. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu da işgal devam ettiği sürece gerçekten de silahsızlanmayı veya teslim olmayı kabul etmediğini gösteriyor. Nitekim ablası sözlerine şöyle devam etti: “Ateşkes ve müzakerelerden bahsediyorlar, ancak sahada her gün hava saldırıları ve silahlı çatışmalar yaşanıyor. Bu nedenle siviller ölmeye ve yaralanmaya devam ediyor. Halen insanlar yerinden ediliyor. Bu durumda ateşkes nerede, bahsettikleri anlaşmalar ve uygulama aşamaları nerede?”

Haddad'ın kız kardeşinin sözlerinin, İsrail medyasının Hamas içindeki müzakereler ve anlaşmazlıklar hakkındaki haberlerinde bahsettiği veya değindiği ihtilafa dair bir itiraf olduğunu düşünenler olabilir. Ancak durum tam olarak böyle değil. Yaklaşık iki hafta önce Mladenov'un Hamas liderleri ve arabulucular (Mısır ve Katar) ile yaptığı görüşmenin ardından, Hamas’ın Mladenov'un silahsızlanma önerisine verdiği yanıt olumsuz olarak değerlendirildi. Bu da İsrail'e, zihniyeti ve yaklaşımıyla tutarlı olarak, önde gelen bir figüre suikast düzenleyerek öldürme taktiğini uygulama fırsatı verdi. Haddad da kendisine karşı yoğun bir kışkırtma kampanyasından sonra büyük ölçüde birincil hedef haline geldi.

frgthyj
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'daki Barış Konseyi'nin ilk toplantısına gelişinde, 19 Şubat (AFP)

Filistinli yazar ve siyasi analist Sufyan Ebu Zayda'nın verdiği bilgilere göre, Gazze'deki İzzeddin Kassam Tugayları'nda tek bir yetkili bile silahsızlanmayı kabul etmiyor. Bu durum sadece Haddad için değil, son iki buçuk yılda suikasta kurban gidenlerin yerine askeri konseye atanan tüm liderler için de geçerli. Şunları da belirtti: “Bunun nedeni, silahın kutsal olması veya işgale direnme haklarının olması değil, aksine silahın İsrail'in son zamanlarda kurduğu ve silahla donattığı milis gruplar ve kaos karşısında onlara kişisel koruma sağlamasıdır.”

Haddad suikastı ne Hamas'ın silahsızlanma konusundaki tutumunda ne de İsrail'in tepkilerinde gerçekte hiçbir şeyi değiştirmeyecektir

Savunma Bakanı Katz'ın suikastla aynı zamana denk gelen “X” platformundaki paylaşımında Haddad’ı suçladığı gibi, Trump’ın planını uygulamayı reddetmesi nedeniyle öldürüldüğü iddiasına ilişkin olarak Filistinli siyasi analist, İsrail'in kendisinin de Başkan Trump'ın planını ve maddelerini uygulamak istemediğini belirtti. Şöyle devam etti: “Özetle Trump’ın planı, Filistinliler için tüm dezavantajlarına rağmen, İsrail'i Gazze Şeridi'nin tamamından ordusunu çekmeye zorlayacak ve yeniden inşa sürecini dayatacak; İsrail şu anda sorumluluktan kaçmak ve Hamas ile Filistinlileri anlaşmanın uygulanmasına engel olmakla suçlamak amacıyla bu süreci geciktiriyor.”

Trump’ın planı ayrıca, Gazze'nin yönetiminin Ulusal Yönetim ve Yeniden İnşa Komitesi'ne devredilmesinin ardından Filistin siyasi sisteminin birleştirilmesini ve akabinde de Filistin seçimlerinin yapılmasını öngörüyor. Mladenov yakın zamanda Hamas'a Gazze'nin yönetimini devretmesinden sonra siyasi bir hareket olarak bu seçimlere katılmasını tavsiye etmişti. Ebu Zayda, yukarıdakilerin hiçbirinin İsrail'in çıkarlarına hizmet etmediğini, bu nedenle bunlardan kaçınmaya çalıştığını ve Haddad'ı silahsızlanmayı, anlaşmayı ve Trump'ın planını reddetmekle suçlayıp, ardından onu öldürerek sorumlu tutmak gibi bahanelere başvurduğunu, onun ölümü sanki planının derhal uygulanmasını sağlayacakmış izlenimi verdiğini vurguladı.

Ona göre, Haddad suikastı ne Hamas'ın silahsızlanma konusundaki tutumunda ne de İsrail'in tepkilerinde gerçekte hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Özellikle bu hassas aşamada, Hamas'ın siyasi büro başkanını belirlemek için iç seçimler yapmaya devam ettiği bir dönemde, geleceğin belirsiz ve tahmin edilemez olduğunu vurguladı. Seçim şu anda Hamas’ın Gazze'deki mevcut lideri ve müzakere heyeti başkanı Dr. Halil el-Hayye ile eski siyasi büro lideri Halid Meşal arasında tıkanmış durumda. İsrail, liderlerine yönelik daha fazla suikast düzenlemediği sürece, bu durum Hamas’ın önümüzdeki dönemdeki gidişatını ve tercihlerini önemli ölçüde etkileyecektir.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
TT

Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)

Sudan'ın Batı Kurdufan eyaletinde bir altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 işçi hayatını kaybetti. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre iki kurtulan, bugün çok sayıda kişinin hâlâ kayıp olduğunu ve enkaz altında hayatını kaybetmiş olabileceklerinden endişe edildiğini söyledi.

Kaza, dün eyaletteki en-Nuhud kenti yakınlarında bulunan ez-Zera altın madeninde meydana geldi. Bu sabah itibarıyla kurtarma ekiplerinin enkazdan 60 kişinin cansız bedenini çıkardığı bildirildi.


Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a Refah Tugayı Komutanı’nın suikasta uğradığını doğruladı

Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
TT

Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a Refah Tugayı Komutanı’nın suikasta uğradığını doğruladı

Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd

Hamas hareketinden üç kaynak bugün sabaha karşı, hareketin silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd’in suikasta uğradığını doğruladı. Kaynaklara göre Ebu Ubeyd, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde bulunduğu çadırın iki füzeyle hedef alınması sonucu hayatını kaybetti.

Üç kaynak, Ebu Ubeyd’in saldırı sırasında çadırda yalnız olduğunu ve olayda hayatını kaybettiğini, saldırı sırasında bölgeden geçen bir kız çocuğunun da yaralandığını belirtti.

Kaynaklar, Ebu Ubeyd’in Hamas ve Kassam Tugayları’nın Refah’taki eski yöneticilerinden biri olduğunu ve eski tugay komutanı Muhammed Şebane’ye yakın olduğunu aktardı. Ebu Ubeyd, Şebane’nin öldürülmesinin ardından onun yerine geçmişti.

İsrail, Refah Tugayı’nın eski komutanı Muhammed Şebane’yi 17 Mayıs 2025’te Han Yunus’taki Avrupa Gazze Hastanesi çevresindeki bir tüneli bombalayarak öldürmüştü. Şebane, o sırada Kassam Tugayları’nın komutanı olan Muhammed es-Sinvar’ın yanındaydı. Es-Sinvar, daha önce Muhammed ed-Dayf’ın öldürülmesinin ardından bu göreve gelmişti. Ed-Dayf da 13 Temmuz 2024’te düzenlenen başka bir hava saldırısında, Han Yunus Tugayı’nın eski komutanı Rafi Selame ile birlikte öldürülmüştü.

Ebu Ubeyd’in Refah’ta Kassam Tugayları’nın kuruluşunda rol alan isimlerden biri olduğu ve tugayın önde gelen komutanları arasında yer alan Raid el-Attar ile Muhammed Ebu Şemale’nin yanında görev yaptığı belirtildi. Attar ve Ebu Şemale, 21 Ağustos 2014’te İsrail tarafından öldürülmüştü. Ebu Ubeyd’in ayrıca Kassam Tugayları’nın eski komutanı ve Muhammed ed-Dayf’ın sağ kolu Ahmed el-Caberi ile de iyi ilişkileri bulunduğu, Caberi’nin ise 14 Kasım 2012’de İsrail tarafından öldürüldüğü kaydedildi.

Kaynaklardan biri, Ebu Ubeyd’in 2006 yılında İsrailli asker Gilad Şalit’in kaçırılması operasyonuna katkıda bulunduğunu ve Şalit’in bir süre saklanmasında rol oynadığını söyledi. Kaynağa göre Ebu Ubeyd, son savaş sırasında çok sayıda İsrailli esirin güvenliğinin sağlanmasına ve takas anlaşmaları kapsamında teslim edilmeleri sürecinin denetlenmesine de katkıda bulundu. Ayrıca 2014 yılında Refah yakınlarında İsrail askerlerini kaçırmak amacıyla bir tünel üzerinden sızma girişiminde de rol aldı. Bu operasyonun o dönemde savaşın başlamasına yol açtığı belirtildi.

Ebu Ubeyd, daha önce Yabna Taburu’nun komutanlığını ve Refah’ın merkez bölgesinden sorumluluğu üstlendi. Bir süre istihbarat teşkilatının sorumluluğunu da yürüten Ebu Ubeyd, Şebane’nin yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra onun öldürülmesinin ardından Refah Tugayı’nın komutanlığına getirildi.

İsrail ordusu, Ebu Ubeyd’in Şebane’nin öldürülmesinin ardından Refah Tugayı’nın komutanlığına getirildiğini ve daha önce çeşitli görevlerde bulunduğunu açıkladı. Ordu, Ebu Ubeyd’in tugayın faaliyetlerinin yönetilmesinden ve saldırı planlarının hayata geçirilmesinden sorumlu olduğunu, ayrıca savaş boyunca ağır darbe alan tugayın yeniden güçlendirilmesi için çalışmalar yürüttüğünü belirtti.

İsrail son dönemde Kassam Tugayları’nın önde gelen komutanlarına yönelik suikast operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail, perşembeyi cumaya bağlayan gece yarısında (10-11 Eylül), yeni Han Yunus Tugayı Komutanı Muhammed el-Yazuri’yi, el-Mevasi bölgesinde yaya olarak ilerlediği sırada hedef alarak öldürdü.

İsrail ayrıca pazartesiyi salıya bağlayan gece yarısından kısa süre önce, Gazze kentinin kuzeyindeki Sıftavi mahallesinde aracının hedef alınması sonucu Cibaliye el-Beled Taburu Komutanı Ahmed el-Batş’ı öldürdü. Son günlerde düzenlenen peş peşe suikast operasyonlarında farklı alanlarda görev yapan çok sayıda saha komutanı da öldürüldü.

İsrail’in öldürdüğü isimler arasında, geçtiğimiz pazartesi günü Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde bir İsrail İHA’sının çadırı bombalaması sonucu hayatını kaybeden Raif Ebu ez-Zemer de bulunuyor. Şarku’l Avsat başka bir saha kaynağından, Ebu ez-Zemer’in Kassam Tugayları’nın askeri eğitim biriminde bölük komutanı olduğunu ve Refah Tugayı’nın önde gelen saha unsurlarından biri olarak faaliyet gösterdiğini öğrendi. Kaynak, Ebu ez-Zemer’in perşembeyi cumaya bağlayan gece Hamad kentinde aracının bombalanması sonucu öldürülen Mümin Ebu Lebde ile doğrudan bağlantısı bulunduğunu belirtti. Diğer ismin ise aynı tugayın keskin nişancı biriminden sorumlu olduğu kaydedildi.

Hamas’tan bir saha kaynağına göre, Askeri Konsey, farklı tugay ve kurmay birimleri ile bölgelerdeki tabur komutanları ve diğer askeri rütbelerde görev yapan isimlerin tamamı için yedek kadrolar bulunuyor. Kaynak, son dönemde teşkilatın yapısının büyük ölçüde yeniden düzenlenmesi sayesinde komutanlardan birinin öldürülmesi halinde başka bir ismin görevi devraldığını belirtti.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kassam Tugayları’nın örgütsel yapısının, geçmişte tarihi lider kadrolara yönelik suikastların ardından olduğu gibi tamamen esnek şekilde işlediğini söyledi. Kaynağa göre, söz konusu liderlerin öldürülmesinin hemen ardından Askeri Konsey ve tugayların yönetimi için alternatif isimler görevlendirildi.


Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülmesi için “kazanımlar” elde edilmesini zorluyor

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
TT

Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülmesi için “kazanımlar” elde edilmesini zorluyor

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülebilmesini sağlayacak "müzakere kazanımları" elde edilmesi için girişimlerini hızlandırıyor. Bu çaba, müzakere sürecinin tıkanması ve Beyrut'un, İsrail kaynaklı olarak güneyde gerilimin azaldığı yönündeki sızıntılara temkinli yaklaşmasıyla birlikte yürütülüyor. Lübnan tarafı, ABD'li arabulucudan ise güvenilir bilgiler alamamaktan şikâyetçi.

Resmi bir kaynak, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Avn'ın Roma'da yapılması planlanan müzakere turunun ertelenmesini istediğini belirtti. Kaynağa göre Avn, özellikle gerçek bir ateşkesin sağlanması ve Lübnanlı tutukluların serbest bırakılması sürecinin tamamlanması başta olmak üzere, somut ilerleme sağlayacak bir gündem oluşturulmasını şart koştu.

Öte yandan Avn, İsrail'in Ali et-Tahir Tepeleri'ne ilerlememesine ilişkin daha önce alınan mutabakata rağmen Hizbullah'ın bölgede attığı adımı sorguladı. Söz konusu mutabakat kapsamında İsrail'in bölgeye ilerlememesi, karşılığında ise Lübnan ordusunun burada konuşlanması öngörülmüştü.

Avn, Hizbullah'ın bölgeyi Lübnan ordusuna teslim etmek yerine İsrail güçlerine bırakmayı tercih etmesinin nedenini sorguladı. Kaynağa göre böyle bir adım, önümüzdeki dönemde Nebatiye ve çevresindeki beldelerin yeni risk ve yıkımlardan korunmasına katkı sağlayabilirdi.