Hırvatistan Cumhurbaşkanı, yeni atanan İsrail büyükelçisinin resmi onayını vermeyi reddetti

Hırvatistan Cumhurbaşkanı Zoran Milanoviç (AP)
Hırvatistan Cumhurbaşkanı Zoran Milanoviç (AP)
TT

Hırvatistan Cumhurbaşkanı, yeni atanan İsrail büyükelçisinin resmi onayını vermeyi reddetti

Hırvatistan Cumhurbaşkanı Zoran Milanoviç (AP)
Hırvatistan Cumhurbaşkanı Zoran Milanoviç (AP)

Hırvatistan Cumhurbaşkanı Zoran Milanovic dün yaptığı açıklamada, mevcut İsrail hükümetinin politikaları nedeniyle Hırvatistan'ın yeni İsrail büyükelçisinin güven mektubunu kabul etmeyeceğini duyurdu.

İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaşa yönelik sert eleştirileriyle tanınan Milanovic, göreve getirilmesi önerilen büyükelçinin kendisinden onay "almadığını ve almayacağını" vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel’den aktardığına göre, mevcut büyükelçinin yerine kasım ayında atanan yeni büyükelçi Nissan Amdur'un, cumhurbaşkanlığı onayı gerektirmeyen bir makam olan "maslahatgüzar" sıfatıyla mayıs ayı sonunda Hırvatistan'ya gelmesi bekleniyor.

Hırvatistan Cumhurbaşkanı tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Önerilen büyükelçilere onay verilmesi veya bu onayın esirgenmesi Hırvatistan Cumhuriyeti'nin egemenlik hakkıdır" denildi. Milanovic ayrıca İsrail'i, henüz resmi onay almadan atanacak büyükelçinin ismini açıklayarak «teamülleri ihlal etmekle» suçladı.

Sol eğilimli Cumhurbaşkanı, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği ve Gazze'deki savaşın fitilini ateşleyen saldırıyı şiddetle kınayan, İsrail yanlısı muhafazakâr Hırvat hükümetinin politikalarından farklı bir çizgi izliyor. Hırvatistan'da cumhurbaşkanının siyasi yetkileri sınırlı olsa da büyükelçilerin diplomatik atamalarını onaylama yetkisi bulunuyor.

Gazze'deki Hamas'a bağlı Sağlık Bakanlığı'nın son verilerine göre, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonları çoğunluğu sivil olmak üzere 72 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine yol açtı. Birleşmiş Milletler, bakanlığın açıkladığı bu verileri güvenilir kabul ediyor.

Ekim 2025'te ilan edilen ateşkese rağmen, İsrail ordusu ile Hamas'ın birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçladığı bölgede, İsrail saldırılarının sürmesi nedeniyle her gün şiddet olayları yaşanmaya devam ediyor.



Hafta boyunca 55 tanker Hürmüz Boğazı'nı geçti

Umman kıyıları açıklarındaki Hürmüz Boğazı'nda gemiler ve tekneler... 22 Nisan 2026 (Reuters)
Umman kıyıları açıklarındaki Hürmüz Boğazı'nda gemiler ve tekneler... 22 Nisan 2026 (Reuters)
TT

Hafta boyunca 55 tanker Hürmüz Boğazı'nı geçti

Umman kıyıları açıklarındaki Hürmüz Boğazı'nda gemiler ve tekneler... 22 Nisan 2026 (Reuters)
Umman kıyıları açıklarındaki Hürmüz Boğazı'nda gemiler ve tekneler... 22 Nisan 2026 (Reuters)

Hürmüz Boğazı'ndan geçen deniz trafiği, geçen hafta hafif bir artış göstererek Ortadoğu'da patlak veren savaş sürecinde kaydedilen ortalama seviyelere yaklaştı.

Deniz taşımacılığı takip firması Kpler'in dün sabaha kadar olan verilerine göre, 11-17 Mayıs tarihleri arasında bu stratejik su yolundan toplam 55 ticari gemi geçti. Bu sayı, yalnızca 19 geminin geçiş yaptığı bir önceki haftaya kıyasla önemli bir artışa işaret ediyor. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre bir önceki hafta kaydedilen bu rakam, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı savaştan bu yana Hürmüz Boğazı'ndan geçen en düşük gemi sayısı olmuştu.

İran devlet televizyonu cuma günü yaptığı açıklamada, Devrim Muhafızları Ordusu'nun boğazdan daha fazla geminin geçişine izin verdiğini duyurdu. Perşembe günü yapılan açıklamada ise "30'dan fazla geminin" geçişine izin verildiği belirtilmişti.

Kpler verilerine göre, 1 Mart'tan bu yana boğazdan toplam 663 ticari gemi geçti; bu da haftalık ortalama 55 gemiye tekabül ediyor.

Geçen haftaki trafiğin yarısını tankerler oluşturdu

Geçen hafta boğazdan geçen gemilerin yaklaşık yarısını sıvı yük taşıyan tankerler oluşturdu. Bunlar arasında Çin, Umman Sultanlığı ve Japonya'ya doğru yol aldığı bildirilen dev petrol tankerleri (VLCC) de yer aldı.

Veriler ayrıca aynı dönemde 15 kuru yük gemisi ile 16 sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) tankerinin geçiş yaptığını gösterdi.

12 Mayıs'ta ise Katar gazını Pakistan'a taşıyan yalnızca bir sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankerinin geçişi kaydedildi. Böylece savaşın başlangıcından bu yana Hürmüz Boğazı'ndan geçen toplam LNG tankeri sayısı 8'e ulaştı.

Normal barış dönemlerinde küresel petrol üretiminin beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı üzerinde İran'ın kısıtlamalar uygulaması, küresel piyasalarda dalgalanmalara yol açarken, Tahran'a bu çatışmada önemli bir koz sağlıyor.

Tahran'ın Hürmüz'deki seyrüsefer trafiğini kısıtlamasına karşılık ABD, Pakistan'ın arabuluculuğunda varılan ve 8 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen İran limanlarına yönelik ablukasını sürdürüyor.

İran ise Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin "asla savaş öncesi seviyelere dönmeyeceği" yönündeki uyarılarını yinelerken, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı yönetmek ve gemilerden geçiş ücreti almak üzere yeni bir kurumsal yapı oluşturulduğunu duyurdu.

Çin gemilerinin geçişi

İranlı yetkililer perşembe günü yaptıkları açıklamada, Çin gemilerinin geçişine izin verildiğini duyurdu.

Kpler verilerine göre geçen hafta boğazdan Çin bağlantılı yalnızca üç ticari gemi ile Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) gitmekte olan Hong Kong tescilli iki ek gemi geçiş yaptı. Ancak gemilerin geçiş sırasında nihai varış noktalarını her zaman beyan etmemeleri nedeniyle bu verilerin tablonun tamamını yansıtmadığı ifade ediliyor.

Savaşın başlamasından beri boğazdan geçişler büyük ölçüde gemilerin tabiiyetine göre belirleniyor. İran, 10 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, ABD'nin kendisine yönelik yaptırımlarına uyan ülkelerin boğazdan geçişte zorluklarla karşılaşabileceğini ilan etti.

Boğazı geçen ticari gemilerin ana varış noktalarını Çin ve Hindistan oluşturdu. Körfez dışındaki diğer varış noktaları arasında Brezilya, Pakistan, Tayland ve Malezya yer alırken, Kpler verilerine göre varış noktasını Batı ülkeleri olarak beyan eden gemilerin sayısı nispeten düşük kaldı.

Hürmüz Boğazı meselesi, henüz bir ilerleme kaydedilemeyen ABD-İran müzakerelerinde temel anlaşmazlık noktası olmayı sürdürüyor.


Putin, ayrıcalıklı ortaklığı güçlendirmek için Pekin'e gitti

Kazakistan'ın Astana kentinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü'nün önceki zirvesinde Rusya ve Çin cumhurbaşkanları (AFP)
Kazakistan'ın Astana kentinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü'nün önceki zirvesinde Rusya ve Çin cumhurbaşkanları (AFP)
TT

Putin, ayrıcalıklı ortaklığı güçlendirmek için Pekin'e gitti

Kazakistan'ın Astana kentinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü'nün önceki zirvesinde Rusya ve Çin cumhurbaşkanları (AFP)
Kazakistan'ın Astana kentinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü'nün önceki zirvesinde Rusya ve Çin cumhurbaşkanları (AFP)

Kremlin'den dün yapılan açıklamaya göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ortak politikaları koordine etmek ve "ayrıcalıklı stratejik ortaklığı" pekiştirmek amacıyla bugün Çin'e resmi bir ziyaret gerçekleştiriyor.

İki gün sürmesi planlanan bu ziyaret önceden hazırlanmış olsa da ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci dönemindeki ilk Çin ziyaretinden sadece birkaç gün sonra gerçekleşmesi, Moskova ve Pekin'in yanı sıra Batılı başkentlerde de büyük bir ilgi uyandırdı ve farklı değerlendirmelere yol açtı.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov dün yaptığı açıklamada, Moskova'nın bu ziyarete "büyük umutlar bağladığını" belirtti. Peskov, tarafların çok çeşitli alanlarda iş birliğini geliştirmenin yanı sıra politikaları koordine etmeye, bölgesel ve uluslararası dosyaları ele almaya odaklanacağını belirtti. Putin'e ziyaretinde başbakan yardımcıları, bakanlar ve büyük şirketlerin yöneticilerinden oluşan üst düzey bir heyet eşlik edecek.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun ise Pekin ile Moskova arasındaki stratejik ortaklığın geliştirilmesinin otuzuncu yılına denk gelmesi sebebiyle bu ziyaretin taşıdığı öneme vurgu yaptı.


Trump müttefiklerine yönelik soruşturmalar için 1,7 milyar dolarlık tazminat fonu oluşturuldu

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump müttefiklerine yönelik soruşturmalar için 1,7 milyar dolarlık tazminat fonu oluşturuldu

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, dün başkanın müttefiklerinden haksız soruşturma ve kovuşturmalara maruz kaldıklarını düşünen kişilere tazminat ödenmesi amacıyla 1,7 milyar dolarlık bir fon oluşturulduğunu açıkladı. Demokratlar ve kamu denetim kuruluşları ise bu adımı “yolsuz” ve anayasaya aykırı olarak değerlendirdi.

1 milyar 776 milyon dolar büyüklüğündeki “Adaletin Siyasallaştırılmasıyla Mücadele Fonu”, Trump’ın vergi beyannamelerinin sızdırılması nedeniyle ABD Gelir İdaresi’ne (IRS) karşı açtığı davanın uzlaşmayla sonuçlanmasının devamı olarak oluşturuldu.

Fon kapsamında, eski Başkan Joe Biden döneminde Adalet Bakanlığı tarafından yürütülenler de dahil olmak üzere, siyasi nedenlerle hedef alındığını düşünen kişiler tazminat başvurusunda bulunabilecek. Adalet Bakan Vekili Todd Blanche, bunu “siyasallaştırılmış kovuşturmaların mağdurlarına seslerini duyurma ve hak arama imkânı sağlayan hukuki bir mekanizma” olarak tanımladı.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre Blanche açıklamasında, “Devlet kurumları hiçbir Amerikalıya karşı silah olarak kullanılmamalıdır. Bakanlığımız geçmişte yapılan yanlışları düzeltmeyi ve bunların tekrar yaşanmamasını sağlamayı amaçlamaktadır” ifadelerini kullandı.

Ancak açıklamada, Trump’ın görev süresi boyunca siyasi rakiplerine yönelik soruşturma ve davaların da Adalet Bakanlığı’nı benzer şekilde hukukun siyasallaştırıldığı suçlamalarıyla karşı karşıya bıraktığına değinilmedi. Trump ise bu suçlamalara karşı çıktığını belirtmişti.

Blanche’ın, bugün ABD Kongresi’nde Adalet Bakanlığı bütçesi hakkında bilgi verirken söz konusu fonla ilgili sorularla karşılaşması bekleniyor.