İsrail'in itibarının gölgesi Somaliland'daki bölünmeleri derinleştiriyor

Ayrılıkçı Somaliland, bağımsızlığının ilanının yıl dönümünü kutlarken sınır bölgelerinde savaş tamtamları çalıyor

Afrika Birliği ve diğer ortaklar, Somaliland’ın Somali’den ayrılmasına şiddetle karşı çıkarken bu durumun diğer ayrılıkçı hareketleri cesaretlendireceğinden korkuluyor (AFP)
Afrika Birliği ve diğer ortaklar, Somaliland’ın Somali’den ayrılmasına şiddetle karşı çıkarken bu durumun diğer ayrılıkçı hareketleri cesaretlendireceğinden korkuluyor (AFP)
TT

İsrail'in itibarının gölgesi Somaliland'daki bölünmeleri derinleştiriyor

Afrika Birliği ve diğer ortaklar, Somaliland’ın Somali’den ayrılmasına şiddetle karşı çıkarken bu durumun diğer ayrılıkçı hareketleri cesaretlendireceğinden korkuluyor (AFP)
Afrika Birliği ve diğer ortaklar, Somaliland’ın Somali’den ayrılmasına şiddetle karşı çıkarken bu durumun diğer ayrılıkçı hareketleri cesaretlendireceğinden korkuluyor (AFP)

AFP

Somaliland dün, İsrail'in kendisini egemen bir devlet olarak tanımasının ardından ‘bağımsızlığının ilanının’ ilk yıl dönümünü kutluyor. Ancak bu yeni müttefik, ayrılıkçı bölge içinde tam bir coşkuyla karşılanmıyor.

Somaliland'ın en büyük kenti Hargeysa'da binlerce kişi askeri geçit töreni, geleneksel danslar ve siyasi konuşmalar için bir araya geldi. Bu yılki kutlamalar, bölgenin 1991 yılında Somali'den bağımsızlığını ilan etmesinin ardından ilk kez İsrail'in geçtiğimiz yıl aralık ayında tanıma kararı alması nedeniyle ayrı bir heyecan taşıyor.

Ne var ki Somaliland’ın ABD ve Etiyopya gibi ülkelerin de dahil olduğu daha geniş çaplı bir tanınma elde etme umudu gerçekleşmedi. Bu ülkeler Somaliland'ın önemini kabul ediyor, çünkü bölge, Yemen'e yakın Aden Körfezi'ndeki askeri ve ticari stratejik konumu ve çalkantılı bir bölgedeki istikrar adası niteliğiyle öne çıkıyor.

Ancak bölgenin ayrılığı, başka ayrılıkçı hareketleri cesaretlendireceği endişesiyle Afrika Birliği (AfB) ve diğer ortakların sert muhalefetiyle karşılaşıyor. Somalilandlıların bir bölümü İsrail'in Somaliland’ı tanıma kararını sevinçle karşılarken büyük çoğunluğu Müslüman olan nüfusun içinden muhalif sesler yükseldi.

Bölgenin batısındaki Borama şehri, İsrail'in bu adımının ardından protestolara sahne oldu. Onlarca kişinin gözaltına alındığı bildirildi. İsrail ile ilişkileri kınadıkları hutbeler nedeniyle din adamları tutuklanırken bazı gençler Filistin bayrağı taşıdıkları gerekçesiyle gözaltına alındı.

Savaş kapıda

Somaliland, ilan ettiği sınırların tamamı üzerinde egemenlik kuramamış durumda. Yakın zamanda kurulan Somali'nin kuzeydoğu eyaleti, Somaliland'ın doğu bölgelerinin bir kısmı üzerinde hak iddia ediyor.

Ayrılıkçı bölgenin kuvvetleri 2023'te bugün Somali'nin kuzeydoğu eyaleti olarak bilinen bölgedeki aşiretlerle çatıştı; hastaneleri, okulları, camileri ve sivil mahalleleri bombaladı. Uluslararası Af Örgütü'ne (UAÖ) göre bu çatışmalar yüzlerce hatta binlerce kişinin ölümüne ya da yaralanmasına ve yaklaşık 200 bin kişinin yerinden edilmesine yol açtı.

cdvfd
Hargesia'daki İsrail ve ayrılıkçı Somaliland bölgesi bayrakları (AFP)

Somali'nin kuzeydoğu eyaleti bölgesel parlamentosunun üyesi Ahmed Ali Şir, savaşın izlerinin hâlâ silmediği Las Anod'dan Fransız Haber Ajansı'na telefonda yaptığı açıklamada "Çatışma yeniden alevlenecek" dedi. Şir, 1980'lerdeki Somali iç savaşının dış müdahalelerle beslendiğini ve Somaliland'daki İsrail varlığıyla aynı dinamiğin yeniden yaşandığını vurguladı. Şir, “Somaliland'ın egemenliğini iddia ettiği toprakların yarısından fazlası fiilen Somali'nin kuzeydoğu eyaleti yönetimi altında" diye de ekledi.

İsrail'in Somaliland'ı tanıması ise ateşkesi resmileştirmek ve esir takasını hayata geçirmek amacıyla bu yıl başlaması planlanan barış görüşmelerini de sekteye uğrattı.

Cumhurbaşkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah'ın bölgeyi ziyaret eden eski İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’a kuzeydoğu eyaletini de içine alan bir bölge haritası sunmasına oldukça öfkelendiğini ifade eden Ali Şir, "O anda savaşın kaçınılmaz olduğuna dair en ufak bir şüphemiz bile kalmadı" dedi.

Çatışmadan etkilenen ailelerle çalışan Kuzeydoğu Eyaleti Kadınlar Derneği Başkanı Emine Cuhad da yerel halkın yeni bir savaşın patlak vermesinden büyük korku duyduğunu söyledi. Cuhad, “İsrailliler belki Somaliland'a güçle yardım edebileceklerini düşünüyorlar; ama herkes, Filistinlilerin kendi topraklarını savunduğu gibi meşru topraklarını savunacak" diye ekledi.

İsrail'in itibarı

Somaliland'ın kalbinde pek çok kişi İsrail'e karşı olumlu duygular besliyor. Fransız Haber Ajansı AFP’nin haberine göre Saar’ın Ramazan ayında başkent Hargeisa'yı ziyareti sırasında neredeyse herkes İsrail'i överken birçok kişi evine ve dükkânına İsrail bayrağı astı. Ancak muhalif sesler de yükseldi.

Başkent sakinlerinden Zahir Ömer Beyli (42), İsrail'in Gazze Şeridi’ndeki savaş nedeniyle zedelenen itibarının kendi davalarına olumsuz yansımasından endişe duyduğunu ifade etti. 1980'lerdeki iç savaş döneminde bir Etiyopya mülteci kampında yaşadığı dönemi de anlatan Beyli, "Somaliland bağımsızlığı için büyük mücadeleler verdi, ama ben (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu'ya güvenmiyorum. Benim çocuklarımın yaşında çocukları öldürdü" dedi.

Beyli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrail bizi tanıdığında Somaliland'daki herkes Batı'nın da aynı adımı atacağını varsaydı ve bu yüzden pek çok kişi bunu kutladı. Ancak İsrail’den sonra başkaları Somaliland’ı tanıdıklarına dair herhangi bir açıklamada bulunmadı. Bunun büyük ölçüde İsrail'in uluslararası arenada yaşadığı yalnızlıktan kaynaklandığını düşünüyorum."

Pek çok kişi aynı zamanda silahlı grupların tehditlerinden dolayı da büyük endişe duyuyor. Bu grupların başında, İsrail'in beklenen şekilde Somaliland'da askeri varlığı olması halinde bölgeyi vurmakla tehdit eden İran destekli Yemenli silahlı Husiler geliyor. Beyli, Husilerin yarattığı tehditlerin birçok kişiyi tedirgin ettiğini de sözlerine ekledi.



Uzmanlar endişeli: Dünya genelindeki nehirlerin yüzde 80'i oksijen kaybediyor

En büyük oksijen kaybı, Güney Amerika'daki Amazon Nehri gibi yerlerde görülüyor (AFP)
En büyük oksijen kaybı, Güney Amerika'daki Amazon Nehri gibi yerlerde görülüyor (AFP)
TT

Uzmanlar endişeli: Dünya genelindeki nehirlerin yüzde 80'i oksijen kaybediyor

En büyük oksijen kaybı, Güney Amerika'daki Amazon Nehri gibi yerlerde görülüyor (AFP)
En büyük oksijen kaybı, Güney Amerika'daki Amazon Nehri gibi yerlerde görülüyor (AFP)

Dünya genelindeki nehirlerin yaklaşık yüzde 80'inde oksijen seviyelerinin düştüğü tespit edildi. Bilim insanları acil önlemler alınmazsa bu eğilimin, tatlı su ekosistemlerini ciddi tehlikeye sokacağını söylüyor.

Çin Bilimler Akademisi'nden Qi Guan liderliğindeki yeni araştırma, yaklaşık 40 yıllık verileri inceleyerek nehirlerin can damarı olan çözünmüş oksijen seviyelerindeki endişe verici düşüşü ortaya koydu.

Hayvanlardan bitkilere, planktonlardan bakterilere kadar sualtındaki tüm canlılar "nefes almak" için çözünmüş oksijene ihtiyaç duyuyor.

Bilim insanları 1985 ila 2023'te çekilen 3,4 milyon uydu görüntüsünü kullanarak dünya genelindeki 16 binden fazla nehirdeki çözünmüş oksijen seviyelerini hesapladı.

Bulguları hakemli dergi Science Advances'ta yayımlanan çalışmada, incelenen nehirlerin yüzde 79'unun oksijen kaybettiği saptandı. Araştırmaya göre bu nehirler her 10 yılda litre başına ortalama 0,045 miligram oksijen kaybediyor.

Bu çok yüksek bir oran gibi görünmeyebilir ancak bilim insanları eğilimin bu şekilde sürmesi halinde bu ekosistemlerde kitlesel ölümler yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Karbondioksit salımları benzer hızda artmaya devam ederse (ki bu en kötü senaryo değil), 2100'e gelindiğinde Güney Amerika'nın büyük bir bölümü, Hindistan, Arktik ve ABD'nin doğusundaki nehirlerin çözünmüş oksijen seviyelerinin yaklaşık yüzde 10 azalması bekleniyor.

Çalışmada en ciddi kaybın tropik nehirlerde görüldüğü tespit edildi ancak bilim insanları böyle bir sonuçla karşılaşmayı beklemiyordu.

İklim krizinin, yüksek enlemlerdeki nehirleri daha çok etkilemesi nedeniyle en büyük oksijen kaybının bu bölgelerde yaşanacağını düşünüyorlardı.

Ancak tropik nehirlerde suyun zaten daha sıcak olması, iklimdeki değişimlerden daha hızlı etkilenmelerine neden olmuş görünüyor.

Guan ve ekibi birden fazla faktör oksijen düşüşüne yol açsa da en büyük rolü insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim krizinin oynadığını tespit etti.

Yeni çalışmaya göre, iklim krizi sonucu su kütlelerinin çözünmüş oksijeni tutma yeteneğinin azalması, dünya genelindeki nehirlerde görülen oksijen kaybının yaklaşık yüzde 63'ünden sorumlu.

Bu durum sıcak suyun daha az oksijen tutmasından kaynaklanıyor. 

Ayrıca tarım ve atık sudan kaynaklanan besin kirliliği, alg büyümesini besliyor. Algler ölüp ayrıştığında da mikroplar daha fazla oksijen tüketerek seviyelerin daha fazla düşmesine neden oluyor.

Suda yaşayan türlerin ihtiyaç duyduğu çözünmüş oksijen miktarları arasında büyük farklar var. Ancak yine de nehir suyunda litre başına 0,1 miligramlık bir değişim ekosistemlerde ciddi değişimlere yol açabilir.

Bilim insanları küçük bir değişimin bile kitlesel ölümlere yol açabileceğine ve oksijen seviyelerindeki düşüşün devam etmesiyle bu tür "ölü bölgelerin" yaygınlaşabileceğine dair uyarıyor.

Associated Press'e konuşan Guan "Oksijen azalması çok yavaş bir süreç. Uzun süre devam ederse, olumsuz etki nehir ekosistemlerine zarar verecektir" diyerek ekliyor:

Düşük oksijen seviyeleri, biyoçeşitlilik azalması ve su kalitesinin bozulması gibi bir dizi ekolojik krize neden olabilir.

Kaybedilen oksijen oranı yüzde 4-5 artarsa bu senaryoların yaşanması çok daha muhtemel.

Bilim insanları nehirlerin içinde bulunduğu tehlikenin farkına varılması ve buna karşı acil harekete geçilmesi çağrısı yapıyor.

Independent Türkçe, Science Alert, NDTV, Science Advances


İki kambur balina yaptıkları yolculukla yeni bir rekora imza attı

Kambur balinalar genellikle bilim insanlarının tahmin edebildiği rotalarda yolculuk yapıyor (Pacific Whale Foundation/AP)
Kambur balinalar genellikle bilim insanlarının tahmin edebildiği rotalarda yolculuk yapıyor (Pacific Whale Foundation/AP)
TT

İki kambur balina yaptıkları yolculukla yeni bir rekora imza attı

Kambur balinalar genellikle bilim insanlarının tahmin edebildiği rotalarda yolculuk yapıyor (Pacific Whale Foundation/AP)
Kambur balinalar genellikle bilim insanlarının tahmin edebildiği rotalarda yolculuk yapıyor (Pacific Whale Foundation/AP)

Kambur balinaların Avustralya ve Brezilya'daki üreme alanları arasında yolculuk yaptığı ilk kez kaydedildi. Birbirinden bağımsız hareket eden bu iki balina, 14 bin kilometreden fazla mesafe giderek türleri için kaydedilen mesafe rekorunu kırdı.

Okyanuslarda uzun mesafeler kat etmesiyle bilinen kambur balinalar genellikle annelerinden öğrendikleri göç rotalarını izliyor.

Kril ve küçük balıklarla beslenen bu memeliler kış mevsiminde tropik sularda ürüyor.

Ömürlerinin çoğunu sualtında geçirdikleri için hareketlerini takip etmek zor. Ancak hem profesyonel araştırmacıların hem de yurttaş bilim insanlarının çektiği balina kuyruğu fotoğraflarını yüklediği Happywhale platformu sayesinde araştırmacılar bu zorluğu aşabiliyor.

Uluslararası bir araştırma ekibi platforma 1984 ila 2025'te yüklenmiş 19 binden fazla balina kuyruğu fotoğrafını inceleyerek yaptıkları yolculukları belirlemeye çalıştı. 

Kullandıkları yazılım, kuyrukların renk desenlerine ve kenarlarındaki girintilere dayanarak balinaların ayırt edilmesini sağladı.

Araştırmacılar tarama sonucunda iki kambur balinanın farklı yıllarda, çok uzak yerlerde görüldüğünü tespit etti.

Balinalardan biri Avustralya'nın doğusundaki Hervey Bay'de 2007 ve 2013'te görüntülendikten sonra 2019'da Brezilya'nın São Paulo kentinde kameralara yakalanmıştı.

Diğeriyse Brezilya'nın doğu kıyısındaki Abrolhos Bank'te 2003'te fotoğraflanmış, ardından Eylül 2025'te Hervey Bay'de tekrar görüntülenmişti. 

dcfv
Kambur balinaların kuyrukları adeta kimlik kartı görevi görüyor (Pacific Whale Foundation/AP)

Bulguları hakemli dergi Royal Society Open Science'ta bugün (20 Mayıs) yayımlanan çalışmaya göre balinaların ilki yaklaşık 14 bin 200, diğeriyse 15 bin 100 kilometre mesafe kat etmiş.

Fotoğraflar, balinaların yolculuklarının yalnızca başlangıç ve bitiş noktalarını gösterdiği için araştırmacılar tam olarak hangi rotayı izlediklerini bilmiyor.

Ancak bu iki balina, daha önce kaydedilen 13 bin kilometrelik rekoru kırarak kambur balinalar arasında bilinen en uzun mesafeyi kat etti.

Pacific Whale Foundation'dan çalışmanın ortak yazarı Stephanie Stack şu ifadeleri kullanıyor:

Avustralya ve Brezilya arasında geçiş yapmış bir değil, iki birey bulmak, bu popülasyonların gerçekte ne kadar ayrı olduğuna dair bildiklerimizi sorgulatıyor.

Araştırmacılar balinaların neden bu iki üreme alanı arasında yolculuk yaptığına emin değil. Ortak beslenme alanlarında başka balinalarla karşılaştıktan sonra kendi rotalarına dönmek yerine farklı bir rota takip etmiş olabilirler.

Bilim insanları bu nadir yolculukların tür için uzun vadede faydalı olabileceğini söylüyor. Bu sayede popülasyonların genetik çeşitliliğini korumak mümkün olabilir.

Ayrıca balinaları takip etmek için kullanılan yöntemler, iklim krizinin etkisiyle okyanusların ısınması sonucu daha önemli hale gelebilir. 

Uzmanlar, suların ısınması nedeniyle balinaların temel besin kaynağı krilin yaşadığı yerlerin değişebileceğini ve bu nedenle balinaların da farklı bölgelere göç edebileceğini düşünüyor.

Çalışmaya liderlik eden Dr. Cristina Castro, "Bu tür araştırmalar, yurttaş biliminin değerini vurguluyor" diyerek ekliyor:

Her fotoğraf, balina biyolojisi hakkındaki anlayışımıza katkıda bulunurken bu örnekte, şimdiye kadar kaydedilen en uç hareketlerden birini ortaya çıkarmamızı sağladı.

Independent Türkçe, Science Alert, Phys.org, Royal Society Open Science


Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık

Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık
Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık
TT

Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık

Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık
Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık

Televizyon tarihinin en uzun soluklu medikal draması Grey's Anatomy'nin dünyası yeni bir yapımla genişliyor. ABC, 2026-2027 yayın sezonunda izleyiciyle buluşacak yeni bir yan diziye onay verdiğini resmen duyurdu.

Henüz ismi açıklanmayan ve bir saatlik bölümlerden oluşacak bu yeni dizi, Batı Teksas'ta, kilometrelerce uzanan ıssızlıktan önce sağlık hizmeti için son durak sayılan kırsal bir tıp merkezinde görev yapan ekibin sıradışı hikayesini konu alacak. 

Dizinin yaratıcı ekibinde Grey's Anatomy'ye de imza atan Shonda Rhimes ve 2024'ten bu yana dizi sorumlusu görevini üstlenen Meg Marinis yer alıyor. Dizinin yürütücü yapımcılığını ise Shondaland ekibinden Betsy Beers ve Grey's Anatomy yıldızı Ellen Pompeo üstleniyor.

"Grey's Anatomy evrenini genişletmek heyecan verici"

Yeni projeyle ilgili heyecanını dile getiren Meg Marinis, "Grey's Anatomy evrenini genişleteceğim için inanılmaz heyecanlıyım" diyerek şunları ekledi:

Bu fırsat, izleyicilerin 20 yılı aşkın süredir sevdiği o derin duyguları, samimiyeti ve güçlü bağları temsil edecek yeni karakterleri ve hikayeleri ekranlara taşıyacak. Üstelik tüm bunlar, kendi memleketim olan Teksas'ta geçecek. Shonda Rhimes'a böyle dinamik bir dünya yarattığı için minnettarım; bu hikayenin bir parçası olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Grey's Anatomy evreninin 4. üyesi

Yeni dizinin Grey's Anatomy'yle doğrudan bir bağlantısı olup olmayacağı veya Ellen Pompeo'nun canlandırdığı Meredith Grey gibi tanıdık karakterlerin Teksas'taki bu tıp merkezinde görünüp görünmeyeceği şimdilik gizemini koruyor.

Bu yapım, 22. sezonunu yakın zamanda tamamlayan Grey's Anatomy'nin 4. yan projesi olacak. 

Dizi geçmişte; Private Practice (2007-2013), Station 19 (2018-2024) ve dijital platforma özel çekilen Grey's Anatomy: B-Team (2018) gibi yapımlarla da televizyon tarihine iz bırakmıştı. 

Grey's Anatomy, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Variety, TV Line