Şam’daki Silah Yönetim Merkezine bombalı araç saldırısı: Bir kişi öldü, çok sayıda yaralı varhttps://turkish.aawsat.com/5274925-%C5%9Fam%E2%80%99daki-silah-y%C3%B6netim-merkezine-bombal%C4%B1-ara%C3%A7-sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1-bir-ki%C5%9Fi-%C3%B6ld%C3%BC-%C3%A7ok-say%C4%B1da-yaral%C4%B1-var
Şam’daki Silah Yönetim Merkezine bombalı araç saldırısı: Bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var
Şam’daki Silah Yönetim Merkezine bombalı araç saldırısı: Bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var
Suriye'nin başkenti Şam, (Arşiv- AFP)
Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre askeri bir kaynak, bugün Suriye'nin başkenti Şam'da bir araca yerleştirilen el yapımı patlayıcının (EYP) Silah Yönetim Merkezi'ni hedef alındı.Suriye Sivil Savunması ise patlama sonucu en az bir kişinin öldüğünü, çok sayıda kişinin de yaralandığını bildirdi.
Suriye Arap Haber Ajansı (SANA) ise daha önce geçtiği kısa son dakika haberinde, "Şam'da nedeni henüz belirlenemeyen bir patlama sesinin duyulduğunu ve konunun araştırıldığını" duyurmuştu.
NASA teleskobu, Neptün'ün tuhaf uydusunun geçmişini aydınlattı
Neptün'ün Kuiper Kuşağı'ndan yakaladığı bir uydusu, eski uydu sistemini yıkıp geçmiş (NASA)
NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu, Neptün'ün en büyük uydularından Nereid'in kökenine ışık tuttu. Bilim insanları uydunun, yaklaşık 4 milyar yıl önceki bir çarpışmadan sapasağlam çıkmayı başaran tek cisim olabileceğini tespit etti.
Güneş Sistemi'nin en uzak gezegeni Neptün, yörüngesindeki sıradışı uydularla dikkat çekiyor. En büyük uydusu Triton, gezegenin tersi yöne dönerken Nereid ise tuhaf yörüngesiyle öne çıkıyor.
Gezegenin en büyük üçüncü uydusu Nereid, Güneş Sistemi'ndeki en eliptik yörüngelerden birine sahip. Neptün'den epey uzakta dolaşsa da dev gezegenlerin çevresindeki diğer düzensiz uydularla kıyaslandığında ana gezegenine görece yakın sayılıyor.
Eğik, eliptik, uzak ya da ters yönlü yörüngelere sahip düzensiz uyduların, Güneş'in etrafında kendi başlarına dönerken bir gezegen tarafından yakalandığı düşünülüyor.
Hem Triton'un hem de Nereid'in bu şekilde Kuiper Kuşağı'ndan çekilip Neptün'ün uyduları arasına katıldığı tahmin ediliyordu.
Ancak Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nden (Caltech) lisansüstü öğrencisi Matthew Belyakov, Nereid'in düzensiz uydular arasında bile istisna teşkil ettiğini söylüyor:
Çapı, kendisinden sonraki en büyük uydudan (Satürn'ün etrafındaki Phoebe) iki kat daha büyük ve diğer birçok düzensiz uyduya kıyasla ana gezegeninden o kadar da uzak değil.
Bu nedenle bilim insanları, keşfedildiği 1949'dan beri bu uydunun kökeniyle ilgili kesin bir karara varamıyordu.
Belyakov ve ekip arkadaşları yeni çalışmalarında NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu'nu (JWST) kullanarak bu gizemi aydınlatmaya çalıştı.
JWST'nin kızılötesi kameraları sayesinde uydunun bileşimi hakkında bilgi edinerek bunu, Kuiper Kuşağı'ndaki diğer cisimlerle karşılaştırdılar.
Yaklaşık 338 kilometre çapa sahip Nereid, 1989'da Voyager 2 tarafından görüntülenmişti (NASA)
Bulguları hakemli dergi Science Advances'ta dün (20 Mayıs) yayımlanan çalışmaya göre Nereid'in yapısı, Kuiper Kuşağı'ndaki cisimlerden epey farklı.
Neptün uydusunun bu cisimlere kıyasla çok daha fazla su buzu içerdiği, ayrıca daha parlak, daha yansıtıcı ve daha mavi olduğu görüldü. Ayrıca uçucu organik maddeler Kuiper Kuşağı'ndaki cisimlerde yaygınken, Nereid'de bulunamadı.
Bilim insanları bu nedenle Nereid'in dışarıdan gelmek yerine her zaman Neptün'ün yörüngesinde döndüğünü düşünüyor.
Araştırmaya göre Triton'un Neptün tarafından yakalanması, sistemdeki diğer uyduların yörüngelerini bozarak pek çoğunun çarpışıp parçalanmasına yol açarken, bu olaydan tek parça kurtulmayı başaran tek cisim Nereid olabilir.
Çalışmada yürütülen simülasyonlarda Triton olayının ardından bir veya daha fazla uydunun hayatta kalma olasılığı yaklaşık yüzde 25 çıktı. Araştırmacılar bu oranın, Nereid'in dışarıdan gelen bir cisim olma ihtimalinden daha yüksek olduğunu söylüyor.
Belyakov, "Bence bu süreçten sağlam çıkan tek cisim Nereid" diyerek ekliyor:
Sağ çıkan diğer cisimler Neptün'ün en içteki uyduları ancak Voyager'dan elde ettiğimiz görüntülere bakılırsa bütünlükleri bozulmuş ve dağılmış moloz yığınları gibi görünüyorlar. Yani bunlar ilk sistemden kalan cisimler ancak bütünlüklerini kaybetmişler.
Bilim insanları yaklaşık 4,5 milyar yaşındaki Güneş Sistemi'nin ilk 100-200 milyon yılında yaşandığını düşündükleri bu olayın, Nereid'i bugünkü yörüngesine soktuğunu savunuyor. Hatta Triton'u da yavaşlatarak gezegene yaklaşmasını sağlamış olabilir.
Belyakov, Nereid'in yeni köken öyküsü hakkında, "Bence insanlar zaten bunun doğru olmasını istiyordu" diyor:
Artık Nereid'in bileşimi hakkında, Neptün sisteminin oluşumunu gerçekten anlamamızı sağlayacak daha fazla veri toplayabiliriz. Ayrıca Nereid'i Neptün sisteminde oluşmuş yerli bir uydu olarak ele alırsak, belki de bu bize buz devlerinin etrafında uyduların nasıl oluştuğu hakkında çok şey anlatabilir.
Avrupa'da cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarda rekor artışhttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/sa%C4%9Fl%C4%B1k/5275898-avrupada-cinsel-yolla-bula%C5%9Fan-enfeksiyonlarda-rekor-art%C4%B1%C5%9F
Avrupa'da cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarda rekor artış
Son 10 yılda bel soğukluğu vakaları fırladı (Wikimedia Commons)
Sağlık yetkilileri, belsoğukluğu ve frengi gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyon vakalarının Avrupa genelinde son 10 yılın en yüksek seviyelerine çıktığını açıkladı.
Yeni verilere göre 2015'le 2024 arasında belsoğukluğu vakalarında yüzde 303'lük çarpıcı bir artış görülürken, aynı dönemde frengi vakaları da iki katından fazla arttı.
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi'nin (ECDC) yeni raporuna göre bu ani artış, değişen cinsel alışkanlıklar ve testlerdeki "uçurumların genişlemesinden" kaynaklanıyor.
Sağlık yetkilileri, enfeksiyonların doğrudan yenidoğanlara geçerek "yaşam boyu sürebilecek komplikasyonlara" yol açabileceği, doğuştan frengi vakalarındaki "endişe verici" artışa da dikkat çekiyor.
ECDC'nin doğrudan bulaşan ve aşıyla önlenebilir hastalıklar birimi başkanı başkanı Bruno Ciancio, "Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar 10 yıldır artış gösteriyor ve 2024'te rekor seviyelere ulaştı" diyor.
Tedavi edilmediği takdirde bu enfeksiyonlar kronik ağrı ve kısırlık gibi ciddi komplikasyonlara ve frengi vakalarındaysa kalp veya sinir sistemi sorunlarına neden olabilir.
Kurumun yayımladığı 2024 verileri, kıta genelinde 106 bin 331 belsoğukluğu vakası kaydedildiğini gösteriyor. Frengi vakaları aynı dönemde iki katından fazla artarak 45 bin 577'ye çıktı. Klamidya, 213 bin 443 vakayla en sık bildirilen cinsel yolla bulaşan enfeksiyon konumunu korudu.
ECDC, çoğunlukla erkekleri etkileyen nadir bir klamidya bakterisi türü lenfogranüloma venereumun (LGV) da 3 bin 490 vakayla "süregelen bulaşma" gösterdiğini belirtiyor.
Sağlık kurumu, erkeklerle cinsel ilişkiye giren erkeklerin belsoğukluğu ve frengi vakalarında uzun vadede en keskin artışları gösteren ve orantısız bir şekilde en çok etkilenen grup olduğunu ancak frengi vakalarının heteroseksüel kişiler arasında da arttığını ekliyor.
Kurum, üreme çağındaki kadınlarda frengi vakalarının artmasının, veri bildiren 14 ülkede doğuştan frengi vakalarının neredeyse iki katına (2023'le 2024 arasında 78'den 140'a) çıkmasına yol açtığını ifade ediyor.
ECDC'ye göre veri bildiren 29 ülkeden 13'ünde, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yönelik temel testlerde hâlâ hastaların kendi cebinden ödeme yapması gerekiyor.
ECDC, testlere erişimi artırmak ve daha hızlı tedavi sunmak için ulusal sağlık kurumlarına "kararlı adımlar" atma çağrısı yaparak bunun yapılmaması halinde "olumsuz sağlık sonuçlarının artacağı" uyarısında bulunuyor.
Uzmanlar, "Cinsel yolla bulaşan enfeksiyon vakalarındaki artış eğilimini tersine çevirmek için erişilebilir önleme hizmetleri, testlere daha kolay erişim, daha hızlı tedavi ve bulaşmanın önlenmesi amacıyla cinsel partnerlerin bilgilendirilmesi süreçlerinin güçlendirilmesi gerekiyor" diyor.
ECDC, halk sağlığı yetkililerini, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yönelik ulusal stratejilerini acilen güncellemeye ve önleme çabalarının etkisini daha iyi izlemek için gözetim sistemlerini güçlendirmeye çağırıyor. Kararlı adımlar atılmadığı takdirde muhtemelen mevcut eğilimler devam edecek, olumsuz sağlık sonuçları artacak ve sağlık hizmetlerine erişimde eşitsizlikler derinleşecek.
Son çalışmalar, ineklerin sanılandan daha zeki canlılar olabileceğine işaret ediyor (Temsili/Unsplash)
İneklerin tanıdık ve yabancı yüzleri ayırt edebildiği, ayrıca tanıdıkları bir kişinin yüzünü sesiyle eşleştirebildiği bulundu.
Binlerce yıl önce evcilleştirilen inekler çok uzun zamandır insanlarla yakın temas halinde yaşıyor. Güçlü sosyal bağlar kurdukları bilinse de ineklerin bilişsel becerileri üzerine yapılan çalışmalar hâlâ sınırlı.
Önceki aylarda bir ineğin alet kullandığı ilk kez kaydedilirken, bu davranış, hayvanlarda bilişsel kapasitenin önemli göstergelerinden biri sayılıyor.
Fransa Ulusal Tarım Araştırma Enstitüsü'nden bir grup araştırmacı, evcilleştirilmiş ineklerin tanıdık insan yüzlerini ayırt edip edemediğini anlamak üzere küçük bir çalışma yürüttü.
Bilim insanları Prim'Holstein cinsi 32 ineğe, tanıdık ve yabancı erkek yüzlerini içeren videoları seslerini kapatarak izletti ve hayvanların görüntülere ne kadar süre baktığını inceledi.
Ardından aynı videoları, tanıdık ve yabancı kişilerin sesleriyle birlikte izlettiler ve ineklerin tanıdıkları kişinin sesini yüzüyle eşleştirip eşleştiremediğini incelediler.
Bulguları hakemli dergi PLOS One'da dün (20 Mayıs) yayımlanan çalışmaya göre inekler tanımadıkları yüzlere daha uzun süre baktı. Araştırmacılar bunun, hayvanların tanıdık ve yabancı yüzleri ayırt etmesinden kaynaklandığını söylüyor.
Videolar sesli izlendiğinde ise yüz ve ses eşleştiğinde ineklerin videoya daha uzun süre baktığı görüldü. Bu, ineklerin tanıdıkları bir yüzü sesiyle eşleştirebildiği anlamına geliyor.
Araştırmacılar makalede şu ifadeleri kullanıyor:
Sonuçlarımız, ineklerin birden fazla duyusal ipucunu bir araya getirebildiğini gösterirken, bu durum daha yüksek düzeyde bir bilişsel işlemeyi yansıtıyor.
Çalışmada insanlar yerine başka ineklerin görüntüleri gösterildiğinde, hayvanlar bu sefer tanıdıklarına daha uzun süre baktı. Bilim insanları benzer bir gözlemin köpeklerde de yapıldığını belirtiyor.
Ekip, evcilleştirilen hayvanların insan yüzlerini tanıyabildiğini gösteren kanıtların giderek arttığına ancak ineklerde bu alanda yeterince çalışma yapılmadığına değiniyor.
Hayvanların sosyal-bilişsel becerilerinin daha iyi öğrenilmesi, onların dünyasını daha iyi anlamaya ve yaşam standartlarını iyileştirmeye katkı sağlayabilir.
Daha sonraki çalışmalarda ineklerin gerçek insanlarla etkileşimlerini incelemek, onların duyusal ve bilişsel becerilerine daha fazla ışık tutabilir.
Independent Türkçe, Popular Science, Times, PLOS One
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة