Putin ve Şi zirvesi, Moskova-Pekin-Washington ekonomik denge üçgenini yeniden şekillendiriyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (Reuters)
TT

Putin ve Şi zirvesi, Moskova-Pekin-Washington ekonomik denge üçgenini yeniden şekillendiriyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (Reuters)

Gözler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında Pekin’de yapılması beklenen zirveye çevrildi. Zirve, yalnızca siyasi ve jeopolitik boyutları nedeniyle değil; aynı zamanda Çin, Rusya ve ABD arasındaki küresel dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde verdiği derin ekonomik mesajlar nedeniyle de önem taşıyor.

Putin’in Çin ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin ziyaretinin sona ermesinden bir haftadan kısa süre sonra gerçekleşiyor. Bu durum, Çin’in Moskova ile stratejik ortaklığını korurken Washington ile hassas ekonomik ilişkilerini sürdürmeye çalıştığını gösteren dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.

Kremlin’e göre Putin ve Şi görüşmelerinde ekonomik iş birliği, enerji ve ticaret dosyalarının yanı sıra büyük uluslararası ve bölgesel meseleler ele alınacak. Ziyaret aynı zamanda 2001 yılında imzalanan Çin-Rusya Dostluk Anlaşması’nın 25’inci yılına denk geliyor.

Putin, ziyaret öncesinde yaptığı açıklamada iki ülke arasındaki ilişkilerin “benzeri görülmemiş bir seviyeye” ulaştığını belirterek, Moskova ile Pekin arasındaki iş birliğinin küresel sistem için “denge ve istikrar unsuru” oluşturduğunu söyledi.

Çin, Rus ekonomisinin can damarı

2022’de Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Çin, Batı yaptırımları nedeniyle Avrupa ve ABD ile ticari ve mali ilişkilerinin önemli bölümünü kaybeden Rusya için fiilen en önemli ekonomik çıkış kapısı hâline geldi.

Pekin, Rusya’nın en büyük ticaret ortağı ve Rus petrolü ile doğal gazının en büyük alıcısı konumuna yükselirken, iki ülke arasındaki ticaret hacmi son iki yılda rekor seviyelere ulaştı.

vfdvdv
Rusya'nın başkenti Moskova'da bir hediyelik eşya dükkanında Çin ve Rusya başkanlarını temsil eden tahta kuklalar sergileniyor (AFP)

Rus resmi verilerine göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında 320 milyar doların üzerine çıktı. Bu rakam, savaş öncesi 2021’de yaklaşık 147 milyar dolar seviyesindeydi.

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuri Uşakov, 2026’nın ilk çeyreğinde Rus petrol ihracatının Çin’e yüzde 35 arttığını, Moskova’nın Pekin’in en büyük doğal gaz tedarikçilerinden biri hâline geldiğini söyledi.

Bu rakamlar, Orta Doğu’daki savaşın sürmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimlerin devam etmesi nedeniyle ayrıca önem kazanıyor. Çin, jeopolitik risklere daha az açık ve daha istikrarlı gördüğü Rus enerji kaynaklarına bağımlılığını artırıyor.

Uşakov, Moskova’nın Çin’i “sorumlu bir enerji tüketicisi” olarak gördüğünü belirtirken, Pekin’in de Rusya’yı küresel petrol piyasalarındaki dalgalanmalar karşısında güvenilir bir tedarikçi olarak değerlendirdiğini ifade etti.

Petrol ve doğal gaz zirvenin merkezinde

Putin ile Şi görüşmesinde enerji dosyasının en önemli ekonomik başlık olması bekleniyor. Özellikle petrol, doğal gaz ve gelecekteki tedarik hatlarına ilişkin kapsamlı anlaşmaların tamamlanmasına yaklaşıldığı belirtiliyor.

Putin kısa süre önce yaptığı açıklamada, Moskova ile Pekin’in petrol ve doğal gaz sektörlerinde “çok büyük ilerleme” kaydettiğini ve “neredeyse tüm temel meselelerde anlaşmaya varıldığını” söyledi.

İki ülke arasındaki en önemli enerji projelerinden biri ise “Sibirya’nın Gücü 2” doğal gaz boru hattı projesi olarak öne çıkıyor. Söz konusu proje, Rus gaz ihracatının Avrupa’dan Asya’ya yönlendirilmesinde stratejik bir adım olarak görülüyor.

Projenin, Batı Sibirya’daki sahalardan Çin’e Moğolistan üzerinden yılda yaklaşık 50 milyar metreküp doğal gaz taşıması hedefleniyor. Bu miktar, Rusya’nın Ukrayna savaşı öncesinde Avrupa’ya gönderdiği gaz hacmine yakın seviyede bulunuyor.

Henüz nihai onayı verilmeyen proje konusunda Putin, enerji müzakerelerinde tarafların “önemli ilerleme” kaydettiğini söyledi. Moskova, Avrupa pazarındaki kayıplarını telafi etmek için projeyi hızlandırmak isterken, Pekin ise Rusya’nın Çin pazarına artan ihtiyacını kullanarak daha uygun fiyat ve koşullar elde etmeye çalışıyor.

Uzmanlara göre Rusya bu projelerle Avrupa pazarındaki kayıplarını telafi etmeyi hedeflerken, Çin de Körfez ve Güney Çin Denizi gibi gerilimli bölgelerden geçen deniz taşımacılığına bağımlılığını azaltarak enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışıyor.

dsvrg
Çin'in Şanghay kentindeki bir hediyelik eşya dükkanında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump'ın portreleri (EPA)

Görüşmelerde ayrıca ikili ticarette yerel para birimlerinin kullanımının artırılması da gündeme gelecek. İki ülke, ABD dolarına bağımlılığı azaltmak amacıyla yuan ve ruble kullanımını son yıllarda önemli ölçüde artırırken, Batı merkezli finans sistemine alternatif ödeme mekanizmalarını da genişletti.

Çin’in denge politikası

Çin, Rusya ile iş birliğini derinleştirirken aynı zamanda ABD ile açık bir ekonomik çatışmadan kaçınmaya özen gösteriyor. Bu yaklaşım, Trump ile Şi arasında Pekin’de gerçekleştirilen son zirvede de açık şekilde görüldü.

Trump’ın ziyareti sırasında Şi, Çin-ABD ilişkilerini “dünyanın en önemli ilişkisi” olarak tanımlarken, taraflar “istikrarlı ve yapıcı” bir ilişki çerçevesi oluşturulması konusunda mutabakata vardı.

Analistler, Pekin yönetiminin bir yandan Moskova ile stratejik ortaklığını sürdürmeye çalışırken diğer yandan Batı pazarlarına büyük ölçüde bağlı olan Çin ekonomisi nedeniyle Washington ile ekonomik istikrarı korumayı hedeflediğini belirtiyor.

Pekin merkezli Çin ve Küreselleşme Merkezi Genel Sekreter Yardımcısı Wang Zichen, “Trump’ın ziyareti dünyanın en önemli ikili ilişkisini istikrara kavuşturmayı amaçlarken, Putin’in ziyareti uzun vadeli stratejik bir ortağa güvence verme amacı taşıyor” dedi. Wang, Çin’in iki yaklaşım arasında çelişki görmediğini ifade etti.

Teknoloji, yaptırımlar ve çok kutuplu dünya

Zirvenin arka planında teknoloji alanındaki iş birliği de Batı’nın en büyük endişe kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor.

Pekin yönetimi Ukrayna savaşında tarafsız olduğunu savunsa da Washington ve müttefikleri, Çin’i Rusya’nın yaptırımları aşmasına yardımcı olan bileşen ve teknolojileri sağlamakla suçluyor. Çin ayrıca, Rus savunma sanayisinde kullanılan bazı elektronik parçaların ve ileri teknolojilerin ihracatını durdurması yönündeki Batılı talepleri de görmezden geldi.

Buna karşılık Çinli şirketler, savaşın başlamasından bu yana çok sayıda Batılı şirketin çekildiği Rus pazarında önemli fırsatlar elde etti.

Zirve aynı zamanda küresel ekonomik sistemin yeniden şekillenmesine ilişkin daha geniş bir boyut da taşıyor. Moskova ve Pekin, Batı’ya ve geleneksel finans kurumlarına daha az bağımlı yeni bir küresel düzen oluşturulmasını savunurken, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi oluşumların rolünü genişletmeye çalışıyor.

İki ülke ayrıca alternatif ödeme sistemlerini güçlendirmek ve yuan-ruble ticaretini artırmak için çalışmalar yürütüyor. Böylece ABD yaptırımlarının etkisini azaltmayı hedefliyorlar.

vfbv f
Çin'in Şanghay kentindeki bir nehir kıyısı boyunca geleneksel Rus süs bebekleri sergileniyor (Reuters)

Gözlemcilere göre Putin-Şi zirvesi, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün açık bir göstergesi niteliğinde. Çin, tüm taraflarla ilişki kurabilen küresel bir güç olarak konumunu sağlamlaştırmaya çalışırken, Rusya ise Batı’daki kayıplarını telafi etmek için giderek daha fazla Doğu’ya yöneliyor.

Ukrayna savaşının sürmesi, Orta Doğu’daki gerilimler ve ABD-Çin rekabetinin derinleştiği bir dönemde, Putin ile Şi arasındaki zirve yalnızca ikili bir görüşme değil; aynı zamanda küresel ekonomi ve siyasette güç dengelerinin yeniden çizildiği sürecin yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor.



ABD Donanma personelinden 8’i İran savaşı sırasında intihar girişiminde bulundu

ABD’nin “Abraham Lincoln” uçak gemisi, 3 Mart’ta İran’a yönelik savaş sırasında (Reuters)
ABD’nin “Abraham Lincoln” uçak gemisi, 3 Mart’ta İran’a yönelik savaş sırasında (Reuters)
TT

ABD Donanma personelinden 8’i İran savaşı sırasında intihar girişiminde bulundu

ABD’nin “Abraham Lincoln” uçak gemisi, 3 Mart’ta İran’a yönelik savaş sırasında (Reuters)
ABD’nin “Abraham Lincoln” uçak gemisi, 3 Mart’ta İran’a yönelik savaş sırasında (Reuters)

ABD Donanması’nın “Abraham Lincoln” uçak gemisi saldırı grubunda görev yapan 8 personel, gemilerin İran’a karşı operasyonlar yürüttüğü ve uçak gemisinin denizde kalış süresinde yakın dönem rekoru kırdığı bir dönemde intihar girişiminde bulundu. Bu bilgi, CNN’in ulaştığı Deniz Kuvvetleri Bakan Vekili’nin mektubunda yer aldı.

Deniz Kuvvetleri Bakan Vekili Hong Cao, daha önce açıklanmayan bu sayıyı, “Abraham Lincoln” uçak gemisinin mürettebatının moral durumu ve ruh sağlığı hakkında Senatör Kirsten Gillibrand’ın yönelttiği sorulara verdiği yazılı yanıtlarda açıkladı. Söz konusu sayı, uçak gemisi de dahil olmak üzere birlikte seyreden birden fazla geminin personelini kapsıyor.

Cao, mektubunda konuşlandırma süresi boyunca görev yapan personel arasında herhangi bir intihar vakasının yaşanmadığını da vurguladı.

Senato Silahlı Hizmetler Komitesi üyesi Demokrat Senatör Gillibrand’a salı günü gönderdiği mektupta Cao, “Lincoln grubunun konuşlandırılmasının başlamasından bu yana toplam 8 intihar girişimi kaydedildi” diye yazdı.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre Cao, “Bu sayı; Lincoln’un mürettebatını, uçak gemisinin hava kanadındaki denizcileri, saldırı grubunun komuta kadrosunu, muhrip filosunu, refakatçi muhriplerin mürettebatını ve gemilerde konuşlu bütün hava filolarını kapsamaktadır” ifadelerini kullandı.


Ukrayna, esir aldığı iki Kuzey Koreli askeri Güney Kore’ye teslim etti

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma sırasında (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma sırasında (AFP)
TT

Ukrayna, esir aldığı iki Kuzey Koreli askeri Güney Kore’ye teslim etti

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma sırasında (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma sırasında (AFP)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, Ukrayna’nın esir aldığı iki Kuzey Koreli askeri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı.

Zelenskiy konuşmasında, “Kısa süre önce iki Kuzey Koreli savaş esirini Kore Cumhuriyeti’ne gönderdik” dedi. Zelenskiy, “Bu iki kişiyi sağ olarak ele geçirmek kolay olmadı” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, teslimatın nasıl gerçekleştirildiğine ilişkin daha fazla ayrıntı vermedi. Ukrayna, Kuzey Koreli askerleri geçen yıl ocak ayında Rusya’nın Kursk bölgesinde esir almıştı. Bu iki asker, Kuzey Kore’nin 2024’te Rusya-Ukrayna savaşına dahil olmasından sonra Ukrayna tarafından sağ olarak yakalanan ilk Kuzey Koreli askerler oldu.

Zelenskiy o dönemde, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un Rusya’da tutulan Ukraynalılarla takas edilmesine katkıda bulunması halinde askerleri Kuzey Kore’ye teslim edebileceğini söylemişti. Ancak insan hakları kuruluşları, Kuzey Kore’de karşılaşabilecekleri riskleri gerekçe göstererek, askerlerin Güney Kore’ye teslim edilmesi çağrısında bulunmuştu. Güney Kore medyası da iki askerin Güney Kore’ye sığınmak istediklerini bildirmişti.

Ukrayna ve Güney Kore’nin tahminlerine göre Kuzey Kore, 2024’ten bu yana Rusya’nın Ukrayna savaşına destek vermek üzere 14 bin ila 15 bin asker gönderdi. Askerlerin çoğu, Rus güçlerinin Ukrayna’nın bölgeye yönelik operasyonunu püskürtmesine destek olmak üzere Kursk bölgesinde konuşlandırıldı.

Şarku’l Avsat’ın Ukrayna ve bağımsız kaynakların değerlendirmelerinden aktardığına göre Kuzey Kore ayrıca Rusya’ya milyonlarca top ve havan mermisinin yanı sıra balistik füzeler ve bazı mühimmatları sağladı.


Trump’tan ABD’ye gelen Çin Devlet Başkanı’na nadir karşılama

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı karşıladı (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı karşıladı (AP)
TT

Trump’tan ABD’ye gelen Çin Devlet Başkanı’na nadir karşılama

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı karşıladı (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı karşıladı (AP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in uçağı dün ABD’ye indi. ABD Başkanı Donald Trump, Şi’yi Beyaz Saray’a ulaşmasını beklemek yerine havaalanındaki pistte karşılamak üzere hazır bulundu.

Çin Devlet Başkanı, Washington’a varışından saatler sonra, ABD’li mevkidaşıyla gerçekleştireceği görüşmede “dünya genelindeki durum” da dahil olmak üzere “önemli konuları” ele almayı umduğunu söyledi. Çin devlet medyasının aktardığına göre Şi, Çin haber ajansı Şinhua’ya yaptığı açıklamada, “İkili ilişkilerimiz ve dünya genelindeki durumla ilgili önemli konularda Başkan Trump ile derinlemesine görüşmeler yapmayı sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.

Çin Devlet Başkanı’nın uçağı Maryland eyaletindeki Andrews Müşterek Üssü’nde (AFP)

Trump’ın Şi’yi Washington dışında bulunan Andrews Müşterek Üssü’nde karşılamayı tercih etmesi, başkanın Çinli mevkidaşına gösterdiği protokol düzeyini ortaya koyuyor. Bu ziyaret, Şi’nin on yılı aşkın bir sürenin ardından Washington’a gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti olma özelliğini taşıyor.

Trump ve First Lady Melania Trump, Şi ve eşi Peng Liyuan için düzenlenen karşılama törenine katılmak üzere üste hazır bulundu. Bu karşılama, üç gün sürmesi planlanan ve Beyaz Saray protokolüne göre dahi yoğun tören ve kutlamalara sahne olması beklenen devlet ziyaretinin başlangıcını oluşturuyor.

Devlet ziyareti kapsamında bugün Beyaz Saray’da resmi bir akşam yemeği verilmesi planlanıyor. Bu yemek, Trump’ın geçen mayıs ayında Çin’e gerçekleştirdiği ziyarette gördüğü görkemli törenlere karşılık niteliği taşıyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Washington ve Pekin’in aralarındaki ticari ateşkesi iki ay daha uzatma konusunda anlaşmaya vardığını açıkladı. Ateşkesin daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanıyordu.

Bessent, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından, dünyanın en büyük iki ekonomisinin, 10 Kasım’da sona ermesi planlanan “iki ülke arasındaki ekonomik gerilimi azaltma sürecini” 10 Ocak’a kadar uzatma konusunda anlaşmaya vardığını açıkladı.