ABD’de saldırılan caminin imamı: Siyasetçiler ve medya İslam düşmanlığını körükledi

Trump, San Diego İslam Merkezi'ne düzenlenen saldırı için "korkunç bir durum" demişti (AFP)
Trump, San Diego İslam Merkezi'ne düzenlenen saldırı için "korkunç bir durum" demişti (AFP)
TT

ABD’de saldırılan caminin imamı: Siyasetçiler ve medya İslam düşmanlığını körükledi

Trump, San Diego İslam Merkezi'ne düzenlenen saldırı için "korkunç bir durum" demişti (AFP)
Trump, San Diego İslam Merkezi'ne düzenlenen saldırı için "korkunç bir durum" demişti (AFP)

ABD'deki cami saldırısını düzenleyen gençlerin internetten tanışıp plan yaptığı ortaya çıktı. Cami imamı Taha Hassane de ABD'deki İslam karşıtı söylemlerin trajik olayda önemli rol oynadığını belirtiyor.

Kaliforniya eyaletinin San Diego şehrindeki İslam Merkezi adlı camiye 18 Mayıs'ta silahlı saldırı düzenlenmişti. Olayda ibadethanenin güvenlik görevlisi Amin Abdullah, İslam Merkezi'nin hediye mağazasının müdürü Mansour Kaziha ve Nader Awad olmak üzere üç kişi hayatını kaybetmişti.

Polis, olay yerinde ölü bulunan saldırganların kimliklerini açıklamadı. Ancak adlarının gizli tutulması şartıyla New York Times'a (NYT) konuşan kaynaklar, şüphelilerin 17 yaşındaki Cain Clark ve 18 yaşındaki Caleb Vazquez olduğunu söylüyor.

San Diego polisi ve FBI'ın dün yaptığı açıklamada, Clark ve Vazquez'in internetten tanıştığı belirtildi. İslam dahil birçok din karşıtı paylaşım yapan gençlerin ikisinin de San Diego'da yaşadığı, çevrimiçi ortamda tanıştıktan sonra bir araya geldikleri aktarıldı.

Polis yetkilileri, saldırının ardından Clark ve Vazquez'in beyaz bir BMW'nin içinde ölü bulunduğunu belirtiyor. Araçtan, üzerinde Nazi SS amblemi olan bir benzin bidonu çıktığı ifade ediliyor.

Caminin imamı Taha Hassane, Washington Post'a verdiği söyleşide Donald Trump yönetimi ve Amerikan medyasının İslam düşmanlığını körüklediğini vurguluyor:

Seçilmiş yetkililer ve medya bir topluluğu insan değilmiş gibi göstermeye çalıştığında sonuç böyle oluyor. Amerikalılar olarak birbirimizle ilgili söylediklerimize dikkat etmiyoruz.

Hassane, San Diego'daki 100 bin kişilik Müslüman topluluğunun büyük kısmının dünyanın dört bir yanından gelen göçmenler ve mültecilerden oluştuğunu belirterek, bu kişilerin çoğunun şiddet ve iç savaştan kaçtığını ekledi.

İmam son dönemde başka tehditler de aldıklarını söylüyor:

Binaya birkaç kez zarar verme girişimleri oldu. Nefret mektupları, nefret dolu telefonlar ve mesajlar aldık. Ancak bu trajedi inanılmazdı. Hiç kimse bu ölçekte bir şeyin olacağını düşünmemişti. Bana gerçekdışı geliyor. İslam Merkezi'nde böyle bir şeyin olduğuna inanamıyorum.

San Diego İslam Merkezi'ne düzenlenen saldırıyla internette bir video da çıkmıştı. NYT'nin aktardığına göre görüntüde, saldırganlardan biri diğerini vurduktan sonra silahı kendine doğrultuyor. Polis de gençlerin olay yerinde intihar ettiğini bildirmişti.

Diğer yandan Clark'ın annesi, olaydan iki saat önce polisi arayarak oğlunun kaybolduğunu ve intihar etmesinden endişelendiğini söylemişti. San Diego polisi, ihbar üzerine Clark'ı aramaya başlamış.

Güvenlik güçleri Vazquez ve Clark'la bağlantılı üç evin arandığını, 30'dan fazla ateşli silah ve birçok mühimmatın ele geçirildiğini açıklamıştı.

2019'daki Christchurch saldırılarından ilham almışlar

Olaydan birkaç saat sonra internette 75 sayfalık bir yazı paylaşılmıştı. Belgede Neo-Nazi semboller ve din karşıtı ifadeler yer alıyor.

Ayrıca saldırganların, 2019'da Yeni Zelanda'nın Christchurch şehrindeki iki camiye silahlı saldırı düzenleyerek 51 kişiyi öldüren Brenton Tarrant'tan ilham aldıklarını belirtmeleri dikkat çekiyor.

"Güvenlik görevlisi sayesinde 100 öğrenci kurtuldu"

San Diego Emniyet Müdürü Scott Wahl, güvenlik görevlisi Abdullah'ın telsizle acil durum bildiriminde bulunmasının ve saldırganlara ateş açarak müdahale etmesinin, o gün camide ders gören 100'den fazla öğrencinin hayatını kurtardığını vurguluyor.

İmam Hassane de "Bunu yapmasaydı, hayatını feda etmeseydi, saldırganlar sınıfa kolayca girebilirdi. Onunla çok gurur duyuyoruz" diyor.

Independent Türkçe, New York Times, Washington Post, Wall Street Journal



ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard istifa etti

Tulsi Gabbard'ın 25 Mart'ta Senato önünde ifade verdiği bir duruşmadan bir sahne (AFP)
Tulsi Gabbard'ın 25 Mart'ta Senato önünde ifade verdiği bir duruşmadan bir sahne (AFP)
TT

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard istifa etti

Tulsi Gabbard'ın 25 Mart'ta Senato önünde ifade verdiği bir duruşmadan bir sahne (AFP)
Tulsi Gabbard'ın 25 Mart'ta Senato önünde ifade verdiği bir duruşmadan bir sahne (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminde Ulusal İstihbarat Direktörü olarak görev yapan Tulsi Gabbard, eşinin kansere yakalanması nedeniyle görevinden istifa ettiğini açıkladı. Gabbard böylece Trump’ın ikinci döneminde kabineden ayrılan dördüncü üst düzey yetkili oldu.

Trump, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Gabbard’ın “harika bir iş çıkardığını” söyledi. Gabbard ise istifa mektubunda, “Ne yazık ki 30 Haziran 2026 itibarıyla istifamı sunmak zorundayım” ifadelerini kullandı. Eşi Abraham’a kısa süre önce “son derece nadir görülen bir kemik kanseri” teşhisi konulduğunu belirtti.

Gabbard’ın, Trump’ın İran’a yönelik saldırı kararı sonrası yönetim içinde yaşanan görüş ayrılıkları nedeniyle Beyaz Saray ile sorun yaşadığı yönünde bir süredir kulis iddiaları gündeme geliyordu. Şarku’l Avsat’ın Associated Press’yen aktardığı habere göre Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent de mart ayında “vicdanen savaşı destekleyemediğini” söyleyerek görevinden ayrılmıştı.

İran savaşı konusunda anlaşmazlık

Eski bir Demokrat Partili Kongre üyesi ve Irak gazisi olan Gabbard, ABD’nin dış müdahalelerine karşı çıkışıyla tanınıyordu. Bu nedenle, ABD’nin 28 Şubat’ta İsrail’le birlikte İran’a yönelik saldırılara katılması sonrası zor bir pozisyonda kaldı.

vfbgf
Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, 23 Temmuz 2025'te Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında (AP)

Mart ayında Kongre’deki oturumda yaptığı temkinli açıklamalar dikkat çekmiş, Trump’ın İran’a saldırı kararına açık destek vermekten kaçınmıştı. Ayrıca Beyaz Saray’ın, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması dahil olası sonuçlara ilişkin uyarılar alıp almadığı sorularına da net yanıt vermemişti.

Senato İstihbarat Komitesi’ne sunduğu yazılı değerlendirmede Gabbard, ABD’nin geçen yıl düzenlediği saldırılar sonrası İran’ın nükleer kapasitesini yeniden inşa etmeye yönelik herhangi bir girişim tespit edilmediğini belirtmişti. Bu açıklama, Trump’ın “yakın bir tehdit” gerekçesiyle savaşın gerekli olduğu yönündeki söylemiyle çelişmişti.

Bu durum, Kongre üyeleriyle yapılan oturumlarda gergin tartışmalara yol açtı. Gabbard, İran’ın oluşturduğu tehdide ilişkin değerlendirme yapmanın kendi görevi olmadığını savunarak, “Yakın bir tehdit olup olmadığına karar vermek istihbarat topluluğunun sorumluluğu değildir” demişti.

Trump yönetiminde art arda ayrılıklar

Gabbard’ın istifası, Trump’ın mart sonunda İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem’i görevden almasının ardından geldi. Noem, özellikle göç politikaları ve afet yönetimindeki performansı nedeniyle eleştiriliyordu.

ddvdf
Başkan Trump, Gabbard'ın istifasını açıklamasının ardından yaptığı "fantastik" çalışmayı övdü (Reuters)

Adalet Bakanı Pam Bondi de Jeffrey Epstein dosyalarının yönetimi konusunda artan memnuniyetsizlik nedeniyle görevden ayrılan ikinci isim olmuştu. Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer ise hakkında başlatılan etik soruşturmalarının ardından nisan ayında istifa etmişti.

Sürpriz tercih olmuştu

Askeri geçmişine rağmen Gabbard’ın istihbarat alanında doğrudan deneyimi bulunmuyordu. Buna karşın Trump tarafından, ABD’deki 18 istihbarat kurumunu denetleyen Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevine getirilmişti.

2020 başkanlık seçimlerinde ilerici bir programla aday olan Gabbard, ABD’nin Orta Doğu’daki savaşlarının bölgeyi istikrarsızlaştırdığını, ülkeyi daha güvensiz hale getirdiğini ve binlerce Amerikalının hayatına mal olduğunu savunuyordu.

sgth
Gabbard'ın 18 Mart'ta Senato önünde ifade verdiği bir duruşmadan bir sahne (Reuters)

Daha sonra başkanlık yarışından çekilerek Joe Biden’ı destekleyen Gabbard, iki yıl sonra Demokrat Parti’den ayrılmıştı. Partisinin “savaş yanlısı elitler” ve “woke ideolojisine saplanmış çevreler” tarafından kontrol edildiğini söylemişti. Ardından bazı Cumhuriyetçi isimlere destek verdi ve Fox News yorumcusu olarak çalıştı.

Daha sonra Trump’a destek veren Gabbard, Trump’ın “gereksiz savaşlardan kaçınma” söylemiyle uyumlu bir çizgi izledi.

İstihbarat kurumlarında geniş değişiklikler

Göreve geldikten sonra istihbarat kurumlarındaki “siyasallaşmayı” sona erdirme sözü veren Gabbard, kısa sürede Trump’ın en tartışmalı siyasi söylemlerinden bazılarını destekleyen isimlerden biri haline geldi. Bunlar arasında 2020 seçim sonuçlarına yönelik şüpheler de yer aldı.

Görev süresi boyunca istihbarat kurumlarında ciddi personel azaltımına giden Gabbard, aynı zamanda kapsamlı reform önerileri hazırlamak üzere yeni çalışma grupları oluşturdu.

Bu yılın başlarında bir istihbarat çalışanı, Gabbard’ı siyasi gerekçelerle bazı istihbarat bilgilerini saklamakla suçlayan resmi bir şikâyette bulunmuş, bunun ardından Demokrat Partili üyeler istifasını istemişti.

44 yaşındaki Gabbard, Amerikan Samoası’nda doğdu ve Hawaii’de büyüdü. Çocukluğunun bir yılını Filipinler’de geçirdi. 21 yaşında Hawaii Temsilciler Meclisi’ne seçilen Gabbard, daha sonra Ulusal Muhafız birliğiyle Irak’a gönderilince görevinden ayrıldı. Gabbard ayrıca ABD Temsilciler Meclisi’ne giren ilk Hindu siyasetçi olmuştu.


South Park'ın yaratıcısı, daha çok korktuklarını açıkladı: Orduları var

Trump'ın Şeytan karakteriyle cinsel ilişkisi, son sezonlarda sürekli işleniyor (Comedy Central)
Trump'ın Şeytan karakteriyle cinsel ilişkisi, son sezonlarda sürekli işleniyor (Comedy Central)
TT

South Park'ın yaratıcısı, daha çok korktuklarını açıkladı: Orduları var

Trump'ın Şeytan karakteriyle cinsel ilişkisi, son sezonlarda sürekli işleniyor (Comedy Central)
Trump'ın Şeytan karakteriyle cinsel ilişkisi, son sezonlarda sürekli işleniyor (Comedy Central)

Çarşamba düzenlenen Televizyon Akademisi Ödülleri töreninde toplumsal meselelere değinen programlar mükafatlandırıldı. Adolescence, Deaf President Now!, Dying for Sex, Heated Rivalry, Seen & Heard: The History of Black Television ve South Park, TV ekranlarını dünyanın daha iyi bir yer olması için kullanan yapımlar arasında sayıldı.

İlk bölümü 1997'de seyircilerle buluşan South Park'ın yaratıcısı Trey Parker, ödülü almak için sahneye çıktı. 

Hollywood'da pek görülmeyen Parker, "30 yıldır bu programı yaptıktan sonra Televizyon Akademisi'ne 'Neden bu kadar uzun sürdü?' demek istiyorum" ifadesini kullandı. 

56 yaşındaki Amerikalı, Matt Stone'la birlikte sürdürdüğü çizgi filmdeki Donald Trump tasvirlerinden dolayı kendilerine son dönemde daha fazla "Çok cesursunuz" dendiğini söyledi. 

Senaryo ekibini takdir eden Parker, "Bu sene 'Böyle bir şov yapacağız' dedik ve 'Ah, tamam, bu bazılarını gerçekten küplere bindirecek' diye yanıt verdiler" ifadelerini kullandı.

Parker, South Park'a her zaman toplumun bazı kesimlerinden tepki geldiğini vurgulayarak "Hep ne söyleyeceğimizi ya da söyleyemeyeceğimizi söyleyen bir grup oluyor. Ama bu seferki grubun bir ordusu var, bu yüzden durum daha korkutucu" dedi. 

Sahneye iki yaşından beri dizide seslendirme yapan kızıyla çıkan Parker, 12 yaşındaki Betty'ye elindeki ödülü göstererek şöyle espri yaptı:

Seni bu işe zorla soktuğumu biliyorum ama hiçbir zaman korkma ve ne söyleyip söyleyemeyeceğini ya da düşünüp düşünemeyeceğini diğerlerinin belirlemesine izin verme. Her zaman seninle hemfikir kişileri bulacaksın ve belki bunlardan birini sana da verecekler.

Trump'ın ikinci dönemi, çizgi diziye yaradı. 27. sezonun 23 Temmuz'da yayımlanan ilk bölümü, South Park'ın 1999'dan beri görmediği izlenme rakamlarını beraberinde getirmişti. 

İkinci bölüm, ilk üç günde 5,9 milyon izlenen ilk bölümü 300 bin seyirciyle aşmıştı. 

Sonrasında Parker ve Stone'un Paramount'la yılda 250 milyon dolar kazanmalarını öngören 5 yıllık bir anlaşma imzaladıkları açıklanmıştı.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Bang Showbiz


Rekoru 20 yıl boyunca kırılamayan filmin devamından ilk kare geldi

İtalya'nın Roma, Bari, Ginosa, Craco, Brindisi ve Matera kentlerinde 134 gün boyunca süren çekimler tamamlandı (Elise Lockwood/Lionsgate)
İtalya'nın Roma, Bari, Ginosa, Craco, Brindisi ve Matera kentlerinde 134 gün boyunca süren çekimler tamamlandı (Elise Lockwood/Lionsgate)
TT

Rekoru 20 yıl boyunca kırılamayan filmin devamından ilk kare geldi

İtalya'nın Roma, Bari, Ginosa, Craco, Brindisi ve Matera kentlerinde 134 gün boyunca süren çekimler tamamlandı (Elise Lockwood/Lionsgate)
İtalya'nın Roma, Bari, Ginosa, Craco, Brindisi ve Matera kentlerinde 134 gün boyunca süren çekimler tamamlandı (Elise Lockwood/Lionsgate)

2004 yapımı Tutku: Hz. İsa'nın Çilesi'nin (The Passion Of The Christ) devam yapımından haber var. 

The Resurrection of the Christ adlı filmin ilk bölümünün 26 Mart 2027'de, ikinci bölümünse aynı yılın 6 Mayıs'ındaki Göğe Yükseliş Günü'nde izleyiciyle buluşması planlanıyordu.

İlk kısmın gösterim tarihi 6 Mayıs 2027'ye, ikincisininkiyse 25 Mayıs 2028'e ertelendi. 

Devam projesinden ilk görsel de geldi. Yeni yayımlanan fotoğrafta Hz. İsa rolünü Jim Caviezel'den devralan Jaakko Ohtonen görülüyor. 

Mecdelli Meryem'i ilk filmdeki Monica Bellucci'nin yerine Mariela Garriga canlandırıyor. 

Filmin kadrosunda Pier Luigi Pasino, Kasia Smutniak, Riccardo Scamarcio ve Rupert Everett gibi başka önemli oyuncular da var. 

Gibson yaptığı yeni açıklamada "Bu benim için bir filmden çok daha fazlası… İnsanlık tarihinin en önemlisi olduğuna inandığım hikayeyi anlatma misyonunu 20 yılı aşkın süredir taşıyorum" dedi. 

70 yaşındaki sinemacı, hikayeyi tam olarak kafasında tasarladığı gibi beyazperdeye taşıyacağını da öne sürdü. 

Tutku: İsa'nın Çilesi, yıllar boyunca ABD'de 18 yaş kısıtlamalı yapımlar arasında en yüksek gişe hasılatına ulaşan film unvanını taşıyordu. ABD'de 370 milyon dolarlık hasılatıyla rekor kıran yapım, tahtını 2024'te Deadpool & Wolverine'e kaptırmıştı. Marvel filminin ABD hasılatı 636 milyon doları aşmıştı.

Yine de Tutku: İsa'nın Çilesi, sadece 30 milyon dolarlık bütçeyle dünya çapında 610 milyon dolarlık gişe elde ederek bağımsız film tarihinin en çok hasılat yapan filmi olmayı sürdürüyor. Film ayrıca En İyi Makyaj, Görüntü Yönetimi ve Özgün Müzik dallarında Oscar adaylığı elde etmişti.

Gibson, devam filmlerinin senaryoları için "Böylesini daha önce okumadım" demişti.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Variety