Sudan’da Barış Yakın mı? Savaş dördüncü yılında kritik eşikte

Kasım 2023’te Sudan-Çad sınırı yakınındaki mülteci kampına bakan bir tepenin üzerinde oturan çocuk. (Reuters)
Kasım 2023’te Sudan-Çad sınırı yakınındaki mülteci kampına bakan bir tepenin üzerinde oturan çocuk. (Reuters)
TT

Sudan’da Barış Yakın mı? Savaş dördüncü yılında kritik eşikte

Kasım 2023’te Sudan-Çad sınırı yakınındaki mülteci kampına bakan bir tepenin üzerinde oturan çocuk. (Reuters)
Kasım 2023’te Sudan-Çad sınırı yakınındaki mülteci kampına bakan bir tepenin üzerinde oturan çocuk. (Reuters)

Üç yılı aşkın süren savaşın ardından Sudan, siyasi ve insani açıdan farklı bir dönemece girmiş görünüyor. Bunun nedeni çatışmaların sona ermesi ya da taraflardan birinin askeri üstünlük sağlaması değil; savaşın sürmesinin maliyetinin artık iç, bölgesel ve uluslararası düzeyde herkesin taşıyabileceği sınırları aşmış olması.

Uluslararası baskının artması, bölgesel diplomatik hareketliliğin yoğunlaşması ve insani çöküşün derinleşmesiyle birlikte siyasi ve medya çevrelerinde aynı soru yeniden gündeme geliyor: Savaş çözüm aşamasına mı yaklaşıyor, yoksa Sudan geçmiştekilere benzer uzun süreli bir çatışmaya mı sürükleniyor?

Sudan’ın tarihi bu konuda iyimser cevaplar vermiyor. Ülkedeki büyük savaşların çoğu onlarca yıl sürdü. Güneydeki ilk iç savaş 17 yıl (1955-1972), ikinci iç savaş 22 yıl (1983-2005), Darfur savaşı ise yaklaşık 17 yıl (2003-2020) devam etti. Bu çatışmaların tamamı nihayetinde diyalog, uzlaşı ve barış anlaşmalarıyla sona erdi. Bu nedenle Sudanlılar, mevcut savaşın da uzun ve açık uçlu yeni bir çatışma dönemine dönüşmesinden endişe ediyor.

Ancak bazı çevreler mevcut savaşın önceki çatışmalardan farklı olduğu görüşünde.

Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Nisan 2023’te başlayan çatışmalarda taraflar kısa sürede askeri zafer elde edeceklerini düşünüyordu. Ancak savaşın dördüncü yılına girmesi bu beklentinin sınırlarını açık biçimde ortaya koydu.

Hartum’dan Port Sudan’a, Darfur ve Kordofan’dan Mavi Nil bölgesine yayılan çatışmalar hiçbir tarafa kesin üstünlük sağlamadı. Buna karşın ülkeyi dünyanın en ağır insani krizlerinden biriyle karşı karşıya bıraktı.

Uluslararası baskı artıyor

Sahadaki tablo karmaşıklaştıkça uluslararası toplum da Sudan’daki savaşı yalnızca ülke sınırları içinde kalan bir kriz olarak görmemeye başladı. Kızıldeniz’de artan gerilim, Afrika Boynuzu’nda kaosun yayılma ihtimali ile göç ve düzensiz göç dalgalarının büyümesi, Batılı ve bölgesel başkentleri siyasi çözüm baskısını artırmaya yöneltti.

sacscs
Nisan ortasında Sudan'daki insani krizi görüşmek üzere Berlin'de düzenlenen konferansa katılanlar (X)

Bu çerçevede Berlin’de düzenlenen son konferans önemli bir dönüm noktası oldu. Çok sayıda ülke ve uluslararası kuruluş, Sudan krizinin “askeri yollarla çözülemeyeceği” konusunda görüş birliğine vardı ve kapsamlı müzakere sürecine destek verdi.

ABD ve Avrupa Birliği de özellikle bölgesel istikrarsızlığın büyümesinden duyulan kaygılar nedeniyle ateşkes sağlanması için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdı.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Danışmanı Massad Boulos da “Sudan’daki çatışmanın askeri çözümü yok” diyerek uluslararası toplumun tarafları müzakere ve ateşkese zorlamak konusunda ortak görüşe sahip olduğunu söyledi. Boulos ayrıca kalıcı ateşkese zemin hazırlayacak insani ateşkesler üzerinde çalışıldığını belirtti.

Bu uluslararası yaklaşım değişikliği çözümün yakın olduğu anlamına gelmese de etkili güçlerin savaşın sürmesinin Sudan devletinin tamamen çökmesine yol açabileceğine giderek daha fazla inandığını ortaya koyuyor. Bu senaryo özellikle komşu ülkeler olmak üzere birçok bölgesel ve uluslararası aktörü endişelendiriyor.

Bölgesel diplomasi hız kazandı

Son aylarda bölgesel diplomatik hareketlilik, savaşın ilk yıllarına kıyasla belirgin şekilde arttı. İlk dönemde çatışma “unutulmuş savaş” olarak tanımlanıyordu.

Şimdi ise Doğu Afrika'daki Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) ve Arap Birliği arasında artan bir koordinasyon dikkat çekiyor. Körfez ülkeleri, Mısır ve Afrikalı aktörler de Sudan’ın parçalanmasını ya da açık bir bölgesel çatışma alanına dönüşmesini engellemek amacıyla girişimlerde bulunuyor.

Bu aktörler, savaşın sürmesinin yalnızca Sudan’ı değil, Kızıldeniz güvenliğini, uluslararası ticaret yollarını ve komşu ülkelerin istikrarını da doğrudan tehdit ettiğinin farkında. Bu nedenle siyasi çözüm artık yalnızca Sudan’ın iç meselesi değil, bölgesel bir zorunluluk olarak görülüyor.

Burhan’dan siyasi çözüme açık mesaj

Sudan içinde ise ordu operasyonların sürdürülmesi yönündeki söylemini korusa da siyasi çözüm ihtimaline kapıyı tamamen kapatmıyor.

Abdülfettah el-Burhan son açıklamalarından birinde, “Silah bırakıp ikna olan herkes için vatanın kapısı açıktır” ifadelerini kullandı.

Gözlemciler bu açıklamayı, olası uzlaşıların önünü açma ya da Hızlı Destek Kuvvetleri içinde ayrışmaları teşvik etmeye yönelik bir mesaj olarak değerlendirdi.

Bununla birlikte Burhan, ordunun “devleti ve kurumlarını yeniden kontrol altına alma” hedefinden vazgeçmediğini de vurgulamayı sürdürüyor. Bu durum, askeri kurumun olası müzakerelerde siyasi ve askeri hedeflerinden geri adım atmak istemediğini gösteriyor.

Dolayısıyla savaşın sona erdirilmesine yönelik baskılar artsa da kapsamlı bir çözüme ulaşmanın hâlâ ciddi zorluklar içerdiği belirtiliyor.

İnsani baskı belirleyici unsur haline geldi

Ancak taraflar üzerindeki en büyük baskının artık askeri ya da siyasi değil, insani olduğu değerlendiriliyor.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası gıda kuruluşları Sudan’ın dünyanın en büyük açlık krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunuyor.

Mayıs 2026 tarihli Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) raporuna göre yaklaşık 20 milyon Sudanlı ciddi seviyede gıda güvensizliği yaşıyor. On binlerce kişi kıtlık riski altında bulunurken birçok bölge insani felaket tehdidiyle karşı karşıya.

ddvfd
Dünya Gıda Programı Genel Direktörü Cindy McCain, Sudan'da "büyük bir insani felaket" yaşanabileceği konusunda uyardı (Reuters)

Cindy McCain, açlık ve yetersiz beslenmenin milyonlarca insanın hayatını tehdit ettiğini belirterek acil uluslararası müdahale çağrısında bulundu.

UNICEF Direktörü Catherine Russell ise sağlık merkezlerine “ağlayamayacak kadar zayıf çocukların” getirildiğini söyleyerek insani durumun trajik boyutlara ulaştığını ifade etti.

Sudan’da savaş karşıtı sesler yükseliyor

Sudan’da savaşın sona erdirilmesini isteyen sesler giderek artıyor. Ancak olası çözümün nasıl şekilleneceği konusunda ciddi görüş ayrılıkları sürüyor.

Orduya yakın bazı analistler, savaşa verilen halk desteğinin azalmasının Hızlı Destek Kuvvetleri’nin devlet içinde paralel bir güç olarak kalmasının kabul edildiği anlamına gelmediğini savunuyor. Bu nedenle olası çözümün birleşik bir askeri kurumun yeniden inşasına bağlı olduğu görüşü öne çıkıyor.

Sudan Kongre Partisi Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreteri Şerif Muhammed Osman ise “Gerçek bir sivil liderlik olmadan ne askeri çözüm mümkündür ne de barış sağlanabilir” diyerek savaşın sona ermesi için kapsamlı bir siyasi uzlaşının şart olduğunu söyledi.

Siyasi analist Muhammed Latif de uluslararası baskılar ve halkın yaşadığı ağır koşullar nedeniyle barışın “hiç olmadığı kadar yakın” olduğunu belirtiyor. Ancak yeni cephelerin açılması ve bölgesel karmaşıklıkların çatışmayı uzatmaya devam ettiğini vurguluyor.

Askeri uzman Tuğgeneral Cemal eş-Şehid ise Sudan’ın iki kritik seçenek arasında bulunduğunu ifade ediyor: Uluslararası baskılar ve askeri yıpranmanın dayattığı siyasi çözüm ya da hiçbir tarafın kesin zafer elde edemediği, devlet kurumlarının yavaş yavaş çözüldüğü uzun süreli savaş modeli.

Eş-Şehid, zamanın artık Sudan’ın lehine işlemediğini ve savaşın uzadığı her gün gelecekteki barışın maliyetini artırdığını söylüyor.

Tüm bu göstergelere rağmen temel sorular hâlâ cevapsız: Sudan’daki savaş gerçekten çözüm öncesi tükenme aşamasına mı ulaştı, yoksa ülke henüz sonu belirsiz uzun bir çatışmanın başlangıcında mı?



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.