Trump: İran ile taslak anlaşma Hürmüz Boğazı'nın açılmasını öngörüyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5276634-trump-i%CC%87ran-ile-taslak-anla%C5%9Fma-h%C3%BCrm%C3%BCz-bo%C4%9Faz%C4%B1n%C4%B1n-a%C3%A7%C4%B1lmas%C4%B1n%C4%B1-%C3%B6ng%C3%B6r%C3%BCyor
Trump: İran ile taslak anlaşma Hürmüz Boğazı'nın açılmasını öngörüyor
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump dün İran ile barış anlaşmasına ilişkin varılan mutabakatın ‘büyük bir bölümünün müzakere edildiğini’ ve Hürmüz Boğazı'nın açılacağını söyledi. Ayrıntıların daha sonra kamuoyuyla paylaşılacağını belirten Trump, sosyal medya platformu Truth Social'daki hesabından “Anlaşmanın son boyutları ve ayrıntıları şu an görüşülüyor, yakında duyurulacak" diye yazdı.
Trump'ın açıklaması, çok sayıda Müslüman çoğunluklu ülkenin liderleriyle ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmelerinin ardından geldi.
ABD Başkanı daha önce dün CBS News'e verdiği röportajda, ABD ile İran'ın Ortadoğu'daki savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya ‘çok daha fazla yaklaştığını’ söylemişti. Bununla birlikte ABD merkezli haber sitesi Axios'a göre Trump, ‘iyi’ bir anlaşmaya varılması ile savaşın yeniden başlaması ihtimallerinin ‘eşit’ olduğunu ifade etti.
Üzerinde Hürmüz Boğazı'nın çizimi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın dikişle kapatılmış ağzının yer aldığı ABD karşıtı bir propaganda panosunun önünden geçen İranlı bir kadın (Reuters)
Röportajda, varılacak herhangi bir nihai anlaşmanın İran'ın nükleer silah edinmesini engellemesi ve İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun ‘tatmin edici biçimde ele alınmasını’ güvence altına alması gerektiğini vurgulayan Trump, “Yalnızca istediğimiz her şeyi elde ettiğimiz bir anlaşmayı imzalarım” diye ekledi.
İran, ABD ve arabulucu rolü üstlenen Pakistan dün, yaklaşık üç ay önce patlak veren savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini açıkladı.
Axios'un aktardığına göre Trump, bir başka röportajda, İran'la en son anlaşma taslağını danışmanlarıyla ele alacağını ve bugün savaşı yeniden başlatıp başlatmama konusunda karar verebileceğini söyledi.
Trump sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ya iyi bir anlaşmaya varırız ya da onları tamamen yok ederim."
Trump, altı hafta önce her iki tarafın İran’ın nükleer programı ve Tahran'ın şu an kontrol ettiği, küresel petrol ile doğalgaz sevkiyatı için kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ilişkin bir anlaşmaya ulaşmasına imkân tanımak amacıyla ilan edilen ateşkesin ardından diplomasi ile askeri müdahale seçenekleri arasında gidip geliyor.
İsrail ateşi, sarı hattın dışındaki Lübnan köylerini tecrit ediyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5330948-i%CC%87srail-ate%C5%9Fi-sar%C4%B1-hatt%C4%B1n-d%C4%B1%C5%9F%C4%B1ndaki-l%C3%BCbnan-k%C3%B6ylerini-tecrit-ediyor
İsrail ateşi, sarı hattın dışındaki Lübnan köylerini tecrit ediyor
İsrail ordusuna ait bir araç, Lübnan’ın güneyindeki Zavter eş-Şarkiye’de ilerliyor. (Reuters)
İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki sınır köylerinin girişlerine ve çevre yollarına ateş açmayı sürdürmesiyle birlikte, bölge sakinlerinin köyler arasında ulaşımını tehdit eden riskler artıyor. Bu durum, girişleri kapatılmadan veya köylerin içine asker konuşlandırılmadan bazı yerleşimlerin fiilen tecrit edilmesi endişesini doğuruyor.
Mevcut durumun sonuçları günlük trafik akışının ötesine geçerek bölge halkının tarım arazilerine ve sağlık merkezlerine erişimini de etkiliyor. Bu gelişmeler, İsrail’in bölgedeki askeri hareketliliğini ve hava gözetimini sürdürdüğü bir dönemde yaşanıyor. Konu, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında perşembe akşamı gerçekleştirilen telefon görüşmesinde ele alındı.
Geçtiğimiz perşembe günü İsrail güçleri, Kafr Şuba beldesi sakinlerinin tarlalarına ulaşmasını engelledi. Bu gelişmeden önce salı günü İsrail’in faaliyetleri Mercayun-İbil es-Saki yolunu etkilemiş, aynı zamanda Haris ve Beraşit beldelerinin çevresi bombalanmış ve el-Mansuri beldesinin girişlerine doğru ateş açılmıştı.
Geri dönüşü engellemek için ateş gücüyle kontrol sağlanıyor
Emekli Tuğgeneral Dr. Hişam Cabir Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İsrail geçmişteki askeri deneyimlerinden ders çıkardı. Bu nedenle bu kez sarı hattın dışında kalan güney köylerini işgal edip buralara asker konuşlandırmak istemiyor. Bunun yerine, hattın dışında kalan köylere hâkim stratejik noktaları ele geçirmeyi hedefliyor. Böylece köylerin çevresindeki bölgeleri uzaktan kontrol altında tutarken, köylere girmeleri durumunda askerlerinin karşılaşabileceği tehlikelerden kaçınmayı amaçlıyor” dedi.
Mevcut İsrail taktiğinin, İsrail güçlerinin konuşlandığı askeri mevzilerden köyleri birbirine bağlayan ana ve tali yolları ateş altına alarak kontrol sağlamaya dayandığını belirten Cabir, buna İHA’larla kesintisiz hava gözetiminin de eşlik ettiğini ifade etti.
İsrail’e ait İHA’ların bölgedeki hareketliliği sürekli izlediğini kaydeden Cabir, yollardan herhangi birinde hareketlilik tespit edildiğinde kullanılan araçların niteliğinin incelendiğini belirtti. Cabir, bazı araçların yalnızca şüphe üzerine hedef alınabildiğini, bunlar arasında sık sık saldırıya uğrayan motosikletlerin de bulunduğunu söyledi. Minibüs gibi diğer araçların da hareketin niteliğine ve İsrail’in şüphelerine bağlı olarak tehlikeyle karşı karşıya kalabileceğini dile getirdi.
Cabir, sınır köylerini birbirine bağlayan yolların doğrudan askeri işgal altında bulunmasalar bile tehlikeli hale geleceğini vurguladı.
İsrail güçlerinin konuşlandığı Zavter eş-Şarkiye yakınlarındaki Zavter el-Garbiye köyünde hasar görmüş bir bina (EPA)
Nitekim bazı yollar, bölge fiilen işgal altında olmamasına rağmen geçişin mümkün olmadığı tehlikeli ve izole güzergâhlara dönüştü. Bunlar arasında Hırdali yönündeki Nebatiye-Mercayun yolu da bulunuyor. Bu güzergâhtan hiçbir araç geçemiyor. Nebatiye el-Fevka, Kafr Tibnit ve Kafr Rumman’ın çevresindeki yollar da yoğun topçu ateşi, makineli tüfeklerle gerçekleştirilen tarama ateşi ve topçu atışları ile İHA saldırıları nedeniyle benzer durumda.
2 Ekim’de Deyr Mimas Belediye Meclisi heyeti, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yaptığı görüşmede, beldeye ulaşımı sağlayan yolların açık tutulmasının garanti altına alınmasını, temel hizmetlerin sağlanmasını ve çiftçilerin zeytin hasadı için arazilerine ulaşmalarının kolaylaştırılmasını talep etti.
Geri dönüşü engellemek için topçu ateşi
İsrail’in güneydeki köylere yönelik bombardımanını değerlendiren Cabir, “Bu bombardıman her seferinde mutlaka yeni bir askeri tırmanış yaşandığı anlamına gelmiyor. Zira İsrail zaten sürekli bir hedef alma stratejisi izliyor ve belirli bölge ve köyleri vurmak için sık sık topçu ateşine başvuruyor” dedi.
Bazı köylere aralıklarla düzenlenen topçu saldırılarının siyasi ve güvenlik amaçları taşıdığını belirten Cabir, bu saldırılarla bölge halkının evlerine dönmesinin engellenmesinin, söz konusu bölgelerde yeniden yerleşik bir hayat kurulmasının önüne geçilmesinin ve İsrail’in kendi güçlerine tehdit olarak değerlendirebileceği herhangi bir faaliyetin ortaya çıkmasının önlenmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Cabir, İsrail’in bu amaca ulaşmak için geniş çaplı kara operasyonları düzenlemesine gerek olmadığını vurgulayarak, “İsrail, zaman zaman gerçekleştirdiği topçu bombardımanlarıyla köyleri baskı altında tutabilir. Bu yöntem, halkın geri dönmesini caydırırken söz konusu bölgelerde normal hayatın sürdürülmesini de zorlaştırıyor” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail’in işgal ettiği ve çevresini bombaladığı Şakif Kalesi (Reuters)
Emekli Tuğgeneral Said Kazah ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki sınır köylerini birbirine bağlayan yolların yanı sıra İsrail işgali altındaki veya İsrail’in askeri mevzilerinin karşısında bulunan bölgelerin de güvenli olmadığını belirtti. Kazah, askeri hareketliliğin ve ateş açma olaylarının sürmesi, İsrail güçlerinin niyetlerinin ve gerçekleştirebilecekleri operasyonların niteliğinin bilinmemesi nedeniyle bu bölgelerin tehlike arz ettiğini ifade etti. Tehlikenin yalnızca yollarla sınırlı olmadığına dikkat çeken Kazah, sınır köylerinde hâlâ direnmeyi sürdüren bölge sakinlerinin de risk altında olduğu uyarısında bulundu.
Sınır bölgelerindeki yollar ve köyler güvenli değil
Kazah, “Toprakları işgal eden yabancı bir ordunun varlığı, işgal altındaki veya bu güçlerle karşı karşıya bulunan tüm yolları ve bölgeleri sürekli tehlikeye açık hale getiriyor. İşgalci güçlerin niyetlerini veya uygulamaya koymaya çalıştıkları planları bilemediğimiz için güneydeki köylerde yaşayanların varlığı da risklerle dolu” dedi.
Savaşlarda ateş açılması nedeniyle her zaman ikincil zararların meydana gelebildiğini belirten Kazah, bu ihtimallerin askeri operasyonların planlanması sırasında hesaba katıldığını ifade etti. Kazah, bunun operasyon bölgelerinde veya bu bölgelerin yakınında bulunan sivillerin karşı karşıya kalabileceği tehlikelerin boyutunu açıkladığını kaydetti.
Kazah, sınır yollarının tamamen güvenli olmadığını belirterek, İsrail işgali altındaki tüm sınır bölgelerinin yanı sıra bu bölgelerin karşısında bulunan alanların da doğrudan askeri operasyonlar veya ateş açılması sırasında buralara ulaşabilecek mermiler nedeniyle tehlikeye açık olduğunu vurguladı. Bu durumun, sivillerin söz konusu bölgelerde seyahat etmesini ve ikamet etmesini sürekli risklerle karşı karşıya bıraktığını sözlerine ekledi.
İsrail’in düzenlediği bombalı saldırıların ardından Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri’den yükselen duman, 28 Eylül 2026 (Reuters)
Köylerin tecrit edilmesi yönündeki endişeler, geçmişte sahada yaşanan deneyimlere dayanıyor. İsrail’in mart ayında düzenlediği bombardıman, Hırdali yolu ile Mercayun-Hasbaya güzergâhındaki trafik akışını aksatmış, yollar daha sonra yeniden ulaşıma açılmıştı. Lübnan ordusu, 4 Haziran’da İsrail’e ait setlerin kaldırılmasının ardından Mercayun-Dibbin-İbil es-Saki yolunun açıldığını duyurmuştu. Ancak ordu, bölgede askeri birliklerin konuşlandırılması tamamlanmadan ve patlamamış mühimmatın tespiti yapılmadan önce yola yaklaşılmaması uyarısında bulunmuştu.
Fransa’da protestoların ardından bilanço: Bin 200 gözaltı, yüzlerce iş yeri zarar gördühttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5330765-fransa%E2%80%99da-protestolar%C4%B1n-ard%C4%B1ndan-bilan%C3%A7o-bin-200-g%C3%B6zalt%C4%B1-y%C3%BCzlerce-i%C5%9F-yeri-zarar-g%C3%B6rd%C3%BC
Paris’te hayat pahalılığı ve akaryakıt fiyatlarındaki artışı protesto eden ülke çapındaki gösterilerin ertesi günü çıkan çatışmalarda zarar gören Salomon mağazasının vitrinini onaran bir kişi (Reuters)
Fransa’da protestoların ardından bilanço: Bin 200 gözaltı, yüzlerce iş yeri zarar gördü
Paris’te hayat pahalılığı ve akaryakıt fiyatlarındaki artışı protesto eden ülke çapındaki gösterilerin ertesi günü çıkan çatışmalarda zarar gören Salomon mağazasının vitrinini onaran bir kişi (Reuters)
Fransa, hayat pahalılığını protesto etmek için yüz binlerce kişinin katıldığı gösterilerin ardından, ülke genelinde bir gün boyunca yaşanan şiddet olayları, yağma ve kargaşanın yol açtığı hasarı tespit ediyor. Olaylar, cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı ay kala yaşandı.
Toplumsal gerilimin tırmandığı ve parlamentoda çoğunluğa sahip olmaması nedeniyle hükümetin hareket alanının daraldığı bir dönemde yönetim, şiddet olaylarına karışanlara karşı kararlı bir tutum sergileyeceğini açıkladı.
Paris sokaklarından birinde yanmış bir aracın yanından bisikletiyle geçen bir kişi (Reuters)
Şarku'l Avsat'ın Fransız haber ajansı AFP'den aktardığı habere göre olaylardaki şiddetin boyutu 2023'teki protestoları ve 2018-2019 yıllarında düzenlenen Sarı Yelekliler eylemlerini aştı.
Paris başta olmak üzere büyük kentlerin sokaklarında yüzlerce işletme ve mağaza hedef alındı. Molozlar ve yanmış motosikletlerin enkazı sokakların büyük bölümünü kapladı. Yerel yetkililer, “Sokakların tamamı sistematik biçimde tahrip edildi” açıklamasında bulundu.
Fransa’nın Marsilya kentinde hayat pahalılığına ve akaryakıt fiyatlarındaki artışa karşı düzenlenen ülke çapındaki gösteriler sırasında çıkan çatışmaların ertesi günü, belediye işçisi sokakları temizliyor (Reuters)
AFP muhabirlerinin Paris'ten aktardığına göre, küçük gruplar hâlinde hareket eden gençler organize şekilde yağma eylemlerine girişti. Maske ve eldiven takan kişiler, mağazaların camlarını kırıp içeri girmeden önce güvenlik kameralarını devre dışı bıraktı.
Güneydeki Marsilya, kuzeydeki Lille ve güneybatıdaki Bordeaux kentlerinde göstericiler belediye ve valilik binalarına girerek tahribata yol açtı. Fransa'nın orta kesimindeki Limoges kentinde ise yerel yetkililere göre 19. yüzyıldan kalma büyük belediye binasının önemli bir bölümü yangında zarar gördü.
Paris’te bir kişi, olay çıkaranların geride bıraktığı çöplerin yanında yolun ortasında oturuyor (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, X platformundan yaptığı açıklamada, “tahribat gerçekleştiren, kamu kurumlarına veya işletmelere saldıran ya da yağma eylemlerine katılan herkesin” peşine düşüleceğini ve cezalandırılacağını bildirdi.
Yetkililer, cumartesi günü 1.200 kişinin gözaltına alındığını, göstericilerle yaşanan çatışmalarda 150 güvenlik görevlisinin yaralandığını açıkladı.
Fransa’nın orta kesimindeki Limoges kentinde hayat pahalılığına karşı düzenlenen protestolar sırasında bir grubun baskın düzenlediği belediye binasında yangın çıktı (AFP)
Göstericiler arasında da yaralananlar oldu. Bazılarının durumunun ağır olduğu bildirildi. Orta Fransa'daki Saint-Étienne kentinde 17 yaşındaki bir gencin, polisin attığı bir bomba nedeniyle elinin koptuğu belirtildi.
Başbakan Sébastien Lecornu, gece saatlerinde güvenlik güçlerini ziyaret ettikten sonra yaptığı açıklamada, “Bu akşam bilanço daha ağır olmadığı için kendimizi şanslı saymalıyız” dedi.
Ağır maliyet
İçişleri Bakanlığının tahminlerine göre gösterilere yaklaşık 550 bin kişi katıldı. Organizatörler ise katılımcı sayısının 800 bine ulaştığını öne sürdü.
Paris’te hayat pahalılığına karşı dün düzenlenen protestolar sırasında Saint-Martin Kanalı’nın kenarında bir araç yanıyor (AFP)
Göstericiler arasında yer alan sosyal hizmet uzmanı Régine Monféraud, “Hayat pahalılığını protesto etmek ve düşük ücretler karşılığında didinip durmaktan, kiraların da sürekli yükselmesinden bıktığımızı söylemek için geldim” dedi.
Protestolar ve bunlara eşlik eden şiddet olayları, siyasi partiler arasında farklı tepkilere yol açtı. Radikal sol çizgideki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinin lideri Jean-Luc Mélenchon, Paris'teki gösteriye katılarak şiddet ve tahribat eylemlerinden uzak durulması çağrısında bulundu.
Paris’te hayat pahalılığını protesto eden gösteri sırasında polis ekipleri Cumhuriyet Meydanı’nda ilerliyor (AFP)
Anketlerde önde görünen aşırı sağcı lider Marine Le Pen ise Ulusal Birlik (RN) partisinin polisin yanında olduğunu vurguladı. Le Pen, solun tutumunun “şiddeti meşrulaştırdığını” ve ülkeyi kaosa sürüklediğini savundu.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı ay kala Mélenchon ile Le Pen arasındaki siyasi rekabet de giderek sertleşiyor. Birçok kamuoyu yoklaması, iki liderin seçimlerin ikinci turunda karşı karşıya gelebileceğine işaret ediyor.
Fransa’nın güneydoğusundaki Lyon kentinde bir gösterici, turizm ofisinin önünde göz yaşartıcı gaz bulutları arasında barikatları tekmeliyor (AFP)
Özellikle Paris'te şiddet olaylarının gece geç saatlere kadar sürmesi üzerine Başbakan Lecornu, hasarın maliyetinin “çok yüksek olacağı” uyarısında bulundu.
Ticaret ve Dağıtım Federasyonu Başkanı Alexandre Bompard da olayların “önemli ekonomik ve mali sonuçlar” doğurmasını beklediğini söyledi.
İran Parlamentosu, Mehrdad Ahlaki Ketabçi’yi savunma bakanı olarak atadıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5330761-i%CC%87ran-parlamentosu-mehrdad-ahlaki-ketab%C3%A7i%E2%80%99yi-savunma-bakan%C4%B1-olarak-atad%C4%B1
İran Parlamentosu, Mehrdad Ahlaki Ketabçi’yi savunma bakanı olarak atadı
Mehrdad Ahlaki Ketabçi (Mehr)
İran’ın resmi medyasında pazar günü yer alan haberlere göre Parlamento, Mehrdad Ahlaki Ketabçi’nin savunma bakanı olarak atanmasını onayladı. Ketabçi’nin atanması, selefi Aziz Nasırzade’nin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşının başında öldürülmesinden sekiz ay sonra gerçekleşti.
Savunma Bakanlığı’nda uzun yıllardır görev yapan Ketabçi, İran’ın füze ve uzay sanayileriyle yakın ilişkileriyle tanınıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 2007 yılında Ketabçi’yi İran Savunma Bakanlığı’na bağlı ve balistik füze programıyla ilişkili olan Bakiri Sanayi Grubu’nun başkanı olarak tanımlamıştı.
Eski Savunma Bakanı Hüseyin Dehkan, Kasım 2014’te Ketabçi’yi Havacılık ve Uzay Sanayii Kurumu’nun başına atamıştı. ABD ise 2020 yılında Ketabçi’ye yaptırım uygulamış ve kendisini Savunma Sanayii Kurumu’nun yöneticisi olarak tanımlayarak konvansiyonel silahlarla bağlantılı faaliyetlerine dikkat çekmişti.
Ketabçi’nin adı, Eylül 2025’te İran’a yönelik önceki yaptırımların yeniden yürürlüğe konulmasıyla Birleşmiş Milletler’in yaptırım listesine tekrar alındı.
Kitabçi ayrıca Avrupa Birliği’nin yaptırım belgelerinde de yer aldı. Söz konusu belgelerde kendisi, İran Savunma Sanayii Kurumu ile Havacılık ve Uzay Sanayii Kurumu’nda görev yapan yetkililerden biri olarak gösterildi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة