Ebola, Kongo’da 204 kişinin hayatına mal olurken, salgının bölgeye yayılacağına dair uyarılar sürüyor

Halk arasında gerginliğin artmasının ardından yetkililer, toplu etkinlikleri ve cenaze törenlerini yasakladı

(foto altı) Kızılhaç çalışanları 23 Mayıs’ta Ruambara’da Ebola kurbanlarını toprağa verdi. (AP)
(foto altı) Kızılhaç çalışanları 23 Mayıs’ta Ruambara’da Ebola kurbanlarını toprağa verdi. (AP)
TT

Ebola, Kongo’da 204 kişinin hayatına mal olurken, salgının bölgeye yayılacağına dair uyarılar sürüyor

(foto altı) Kızılhaç çalışanları 23 Mayıs’ta Ruambara’da Ebola kurbanlarını toprağa verdi. (AP)
(foto altı) Kızılhaç çalışanları 23 Mayıs’ta Ruambara’da Ebola kurbanlarını toprağa verdi. (AP)

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Ebola salgını nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 204’e yükseldi. Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı son verilere göre, ülkede şimdiye kadar 867 şüpheli vaka kaydedildi. Afrika’daki sağlık otoriteleri ise salgının kıtadaki 10 ülkeye daha yayılma riski taşıdığı uyarısında bulundu.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti, 15 Mayıs’ta, mevcut salgının sorumlusu olan virüsün ‘Bundibugyo’ varyantının yayıldığını duyurmuştu. Varyantın ölüm oranının yüzde 50’ye ulaştığı, ayrıca şu aşamada virüse karşı etkili bir aşı ya da tedavinin bulunmadığı belirtildi.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise nüfusu 100 milyonu aşan Orta Afrika ülkesinde görülen salgının 17’nci dalgasıyla mücadele kapsamında ‘uluslararası halk sağlığı acil durumu’ ilan etti.

Yüksek ölüm oranı

WHO verilerine göre Ebola salgını, son 50 yılda Afrika genelinde 15 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Virüsün ölüm oranı ise salgının türüne göre yüzde 25 ile yüzde 90 arasında değişiyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde 2018-2020 yılları arasında görülen ve şimdiye kadarki en ölümcül salgınlardan biri olarak kayıtlara geçen Ebola dalgasında, yaklaşık 3 bin 500 vakadan 2 bin 300’e yakın kişi yaşamını yitirdi.

Ebola virüsü, yüksek bulaşıcılığa sahip ağır kanamalı ateşe neden oluyor ve ölümle sonuçlanabiliyor. Son yıllarda geliştirilen aşı ve tedavilere rağmen virüs ciddi tehdit oluşturmaya devam ediyor.

fdvfdv
Kızılhaç çalışanları 23 Mayıs’ta Ruambara’da Ebola kurbanlarını toprağa verdi. (AP)

Mevcut salgından sorumlu Bundibugyo varyantına karşı onaylanmış bir aşı ya da tedavinin bulunmaması nedeniyle, virüsün yayılmasını engellemeye yönelik önlemler büyük ölçüde izolasyon tedbirleri ve vakaların hızlı şekilde tespit edilmesine dayanıyor.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne komşu Uganda ise dün üç yeni Ebola vakasının tespit edildiğini açıkladı. Böylece ülkedeki toplam vaka sayısı beşe yükselirken, hastalığa yakalananlardan bir kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ise salgının merkez üssünün ulaşımı zor, silahlı grupların faaliyet gösterdiği uzak bir bölgede bulunması nedeniyle şu ana kadar sınırlı sayıda laboratuvar testi yapılabildi. Sağlık Bakanlığı, resmi olarak doğrulanan can kaybı sayısının 10, doğrulanmış vaka sayısının ise 91 olduğunu açıkladı.

Tehdit altındaki 10 ülke

Afrika Birliği’ne (AfB) bağlı Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin Başkanı Jean Kaseya, Uganda’nın başkenti Kampala’da düzenlenen basın toplantısında, Ebola virüsünün yayılma riski taşıdığı ‘10 ülke bulunduğu’ uyarısında bulundu. Kaseya, risk altındaki ülkelerin Güney Sudan, Ruanda, Kenya, Tanzanya, Etiyopya, Kongo Cumhuriyeti, Burundi, Angola, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Zambiya olduğunu söyledi. WHO ise salgının küresel düzeyde oluşturduğu riskin ‘düşük’ seviyede kaldığını belirtti. Örgüt, buna karşın virüsün yayılmasının iki aydan daha uzun sürebileceği değerlendirmesinde bulundu.

fjy6j
Mongbwalu’daki motosiklet taksi şoförlerini tarama merkezine yönlendiren bir sağlık çalışanı, 23 Mayıs 2026 (Reuters)

Ebola salgını, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde üç eyalette yayılım gösteriyor. Salgının merkez üssü ise ülkenin kuzeydoğusunda, Uganda ve Güney Sudan sınırında bulunan Ituri eyaleti olarak öne çıkıyor. Altın zengini Ituri’de madencilik faaliyetleri nedeniyle yoğun günlük nüfus hareketliliği yaşanırken, bölgede yıllardır faaliyet gösteren yerel milis gruplar arasındaki çatışmalar bazı bölgelere erişimi zorlaştırıyor. Salgın, Ituri’den Kuzey Kivu ve Güney Kivu eyaletlerine de yayıldı. Söz konusu bölgelerde hükümet karşıtı 23 Mart Hareketi (M23) geniş alanları kontrol altında tutuyor. Kaseya, ‘nüfus hareketliliği ve güvenlik eksikliğinin’ salgının yayılmasını kolaylaştırdığını söyledi.

Bölgeye onlarca ton ekipman sevk edilirken, WHO ekipleri de sahada görevlendirildi. Ancak nüfusu 8 milyonu aşan Ituri’de salgına yönelik müdahale çalışmalarının yavaş ilerlediği belirtiliyor. Bölgede yaklaşık 1 milyon yerinden edilmiş kişinin kalabalık kamplarda yaşadığı ifade ediliyor.

bfgr
Olası bir bulaş durumunu önlemek için Bunia Kilisesi’nde maske takan bir kadın, 24 Mayıs 2026 (AFP)

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde salgının görüldüğü eyaletlerde toplu etkinlikler sınırlandırılırken, ana yollar üzerindeki ulaşım da kısıtlandı. Yetkililer ayrıca Ituri eyaletinin başkenti Bunia’ya yönelik uçuşların geçici olarak durdurulduğunu açıkladı. Komşu Ruanda’da ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti üzerinden ülkeye gelen yabancıların girişine yasak getirildi. Kongo’dan gelen Ruanda vatandaşları için de karantina uygulaması başlatıldı. ABD de Ebola vakalarının görüldüğü Afrika ülkelerinden hava yoluyla gelen yolcular için sınır sağlık kontrollerini sıkılaştırdı.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde kaydedilen 17’nci Ebola salgını, uluslararası yardım kuruluşlarının mali desteklerde ciddi azalma yaşadığı bir döneme denk geldi. Özellikle ABD’nin WHO’dan çekilmesinin ardından sağlık alanındaki uluslararası yardımlarda gerileme yaşandığı belirtiliyor.

Halkın hoşnutsuzluğu

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda, Ebola mağdurlarının yakınları ile güvenlik güçleri arasında bir hafta içinde ikinci kez gerginlik yaşandı. Sağlık merkezi çalışanlarının dün verdiği bilgilere göre, öfkeli bir grup bölge sakini bir sağlık merkezine saldırdı ve Ebola hastalarının tedavisi için kurulan çadırı ateşe verdi.

cdy
21 Mayıs’ta Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Ebola virüsü nedeniyle hayatını kaybeden bir hastayı gömmek için kişisel koruyucu ekipman giyen sağlık çalışanları (Reuters)

Saldırıda herhangi bir yaralanma yaşanmadığı bildirilirken, çıkan yangın sırasında hastaların panik halinde tesisten kaçması sonucu, Ebola şüphesi taşıyan 18 kişinin kaybolduğu b

sdf
Olası bir bulaş durumunu önlemek için ayin öncesinde kilise dışında ellerini yıkayan bir kadın, Bunia, 24 Mayıs 2026 (AFP)

elirtildi. Açıklama, yerel bir hastane müdürü tarafından yapıldı.

Mongbwalu Hastanesi Başhekimi Dr. Richard Lokodi AP’ye verdiği demeçte, öfkeli bir kalabalığın cuma akşamı Mongbwalu kasabasındaki kliniğe baskın düzenlediğini ve Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) tarafından şüpheli ve doğrulanmış vakaların izolasyonu için kurulan çadırı ateşe verdiğini söyledi. Lokodi, “Bu eylemi şiddetle kınıyoruz… Sağlık çalışanları arasında büyük bir panik yarattı ve 18 şüpheli vakanın toplum içine kaçmasına yol açtı” ifadelerini kullandı.

Benzer bir olayda, Ruambara kasabasındaki başka bir tedavi merkezi de perşembe günü ateşe verilmişti. Olayın, Ebola şüphesiyle hayatını kaybeden bir kişinin ailesinin cenazesinin teslim edilmesinin engellenmesi üzerine gerçekleştiği bildirildi.

Ebola nedeniyle ölenlerin cenaze süreçlerine ilişkin uygulamalar bölgede sık sık tepkilere yol açıyor. Virüsün ölüm sonrası dahi yüksek bulaşıcılık taşıması nedeniyle yetkililer, mümkün olan durumlarda cenaze işlemlerini kendileri yürütüyor. Ancak bu uygulama, zaman zaman yerel halk ve aileler tarafından protesto ediliyor.

Ruambara’da dün Ebola kurbanları için sıkı güvenlik önlemleri altında toplu cenaze töreni düzenlendi. Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin (ICRC) cenaze operasyonlarını denetleyen yetkilisi David Basima’ya göre, sağlık çalışanları ile yerel halk arasındaki gerilimin arttığı bir ortamda defin işlemleri gerçekleştirildi.

Silahlı askerler ve polis ekipleri töreni yakından takip ederken, ICRC personeli koruyucu beyaz kıyafetleriyle kapalı tabutları mezarlara indirdi. Aileler ise töreni uzaktan izleyerek gözyaşı döktü.

Basima, ekibin ciddi zorluklarla karşılaştığını, özellikle gençler ve bazı yerel sakinlerin direniş gösterdiğini belirtti. Basima, “Güvenlik için yetkililerden yardım istemek zorunda kaldık” ifadesini kullandı.

Salgının yayılmasını sınırlamak amacıyla, Kongo’nun kuzeydoğusunda cuma günü alınan kararla taziye ziyaretleri ve 50 kişiden fazla katılımcı içeren toplu buluşmalar yasaklandı.



Netanyahu'nun Mossad'daki adamı Roman Gofman

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü General Roman Gofman (gov.il)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü General Roman Gofman (gov.il)
TT

Netanyahu'nun Mossad'daki adamı Roman Gofman

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü General Roman Gofman (gov.il)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü General Roman Gofman (gov.il)

Kemal Allam

İran liderliğinin başını hedef almaktan Lübnan'da Hizbullah'ın ezilmesine kadar İsrail'in askeri ve istihbarat üstünlüğünden bahseden küresel manşetlerin yoğun olduğu bir dönemde, Binyamin Netanyahu'nun İsrail'in Ortadoğu güvenliğinin geleceğini yazdığı bir dönem olarak tanımladığı bu anda, İsrail'in iç yapısına daha yakından bakıldığında resmin başka bir yönü ortaya çıkıyor. Dışarıdan her şeye kadir görünen güvenlik devleti, kurumlarının derinliklerinde bir güven krizi ve gelecekteki yönü konusunda bir çekişme yaşıyor.

İsrail'in ve özellikle de Mossad'ın uzun zamandır küresel olarak neredeyse efsanevi bir haleye sahip olduğu doğru olsa da, Netanyahu'nun bir sonraki aşamada bu kurumun başına getirmeyi düşündüğü kişi, Mossad'ın kendi içinde yaygın bir endişe uyandırıyor. Netanyahu ile İsrail Genelkurmay Başkanı General Eyal Zamir arasındaki derin gerilim ve David Zinni'nin yeni ve tartışma yaratacak şekilde Şin Bet (İsrail Güvenlik Ajansı) başkanı olarak atanmasının ardından, bu hamle İsrail güvenliğinin siyasallaşmasında bir dönüm noktası olabilir. İsraillilerin yarısından fazlasının Başbakanı 7 Ekim'deki istihbarat başarısızlığından sorumlu tutması, askeri ve istihbarat kurumlarının büyük kesimlerinin onunla açık bir çatışma içinde olmasıyla birlikte, İsrail iç çevreleri İsrail güvenlik devletinin tehlikeli bir dönüm noktasında olduğu konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Netanyahu güvenlik kurumuna karşı

1990'lardan beri Netanyahu, İsrail'in kuruluşundan bu yana birbirini takip eden İşçi Partisi iktidarlarının mirasından uzaklaşmasının ve özellikle eski Başbakan İzak Rabin suikastından sonra daha sert bir sağcı pozisyona doğru yönelmesinin kilit mimarlarından biri oldu. Birçok açıdan, Rabin'in Yigal Amir tarafından öldürülmesi, Netanyahu'nun daha sonra güvenlik teşkilatının kalbine yerleştirdiği ideolojinin habercisi niteliğindeydi. O zamanlar Amir gibi figürler tarafından temsil edilen aşırı uç bir kesim olarak kabul edilen şey, şimdi Ben-Gvir ve Smotrich aracılığıyla hükümetin kalbinde yer alıyor.

Michael Karpin ve Ina Friedman, “Murder in the Name of God” (Tanrı Adına Cinayet) adlı kitaplarında, Netanyahu'nun İsrail içindeki gerilimleri tırmandırmadaki rolüne ve bunun Rabin'in öldürülmesine yol açan bağlamına işaret ediyorlar. Ayrıca, sağ kanadı memnun etme çabalarına ve bu uç unsuru ana akıma entegre etme yönündeki ilk girişimlerine de dikkat çekiyorlar. Yaklaşık otuz yıl sonra, bu gidişat doruk noktasına ulaşmış gibi görünüyor. Ben-Gvir pratikte ordu veya istihbarat teşkilatları üzerinde doğrudan operasyonel yetkiye sahip olmasa da, Netanyahu'nun Roman Gofman'ı Mossad'ın başına ve David Zinni'yi Şin Bet'in başına ataması, yerleşimci akımın ve aşırı uç Yahudi ideolojisinin hassas güvenlik pozisyonlarındaki varlığını pekiştiriyor. Bu ise Mossad ve Şin Bet'teki profesyonel subayların çoğu, hatta tamamı tarafından karşı çıkılan bir yönelimdir.

Netanyahu'nun Roman Gofman'ı Mossad'ın başına ve David Zinni'yi Şin Bet'in başına ataması, yerleşimci akımın ve aşırı uç Yahudi ideolojisinin hassas güvenlik pozisyonlarındaki varlığını pekiştiriyor. Bu ise Mossad ve Şin Bet'teki profesyonel subayların çoğu, hatta tamamı tarafından karşı çıkılan bir yönelimdir

Bu nedenle, Gadi Eisenkot, Ehud Barak ve Yoav Galant gibi eski İsrailli askeri liderlerin, Netanyahu'nun 7 Ekim öncesi ve sonrasındaki uyarıları görmezden gelmekle kalmayıp, istihbarat dosyalarını da ikinci plana ittiği, bazıları ordudan veya istihbarat servislerinden uzaklaştırılmış, bazıları ise mesleki ve güvenlikle ilgili soru işaretleriyle çevrili sağcı subaylara güvenmeye ve göreve getirmeye başladığını tekrarlamaları şaşırtıcı değil. Mevcut Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise Netanyahu, oğlu ve diğer sağcı figürlerle kamuoyu önünde karşı karşıya gelirken, Gazze, Lübnan ve Suriye hakkındaki değerlendirmeleri dikkate alınmadı.

Suriye cephesinde de Mossad, güvenlik düzenlemelerini içeren bir anlaşmaya varmaya istekli olduğunu ifade eden Şam'daki yeni liderlik ile ilişkilerde daha pragmatik bir yaklaşım benimsedi. Ne var ki Netanyahu, Batı Şeria'da daha fazla yerleşim yeri inşa etmenin yanı sıra, Suriye topraklarının daha büyük bir bölümü üzerinde kontrolü genişletmeye dayalı daha sert bir yaklaşım benimsedi.

fvbfe
Mossad'ın atanmış direktörü General Roman Gofman Kudüs'teki Knesset'te, 5 Şubat 2026 (Times of Israel)

Bu bağlamda, geleneksel güvenlik kurumları, gerek işgal altındaki Filistin topraklarında gerekse İran ve Lübnan'daki savaş cephelerinde durumun artık sürdürülebilir olmadığını vurgulamaya devam etti. Netanyahu'nun Amerikalıları yanılttığını ve İsrail istihbaratının değerlendirmelerinin, ertesi gün, İran'ın kabiliyetleri ve rejimin çökme olasılığı konusunda Washington'unkilerle örtüşmediğini ortaya koyan New York Times’taki makale, bu endişeleri daha da derinleştirdi. Güvenlik kurumları içinde, Başbakanın mevcut Askeri Sekreteri Gofman gibi isimlere daha çok kulak verdiği yönünde artan bir kanaat var. Gofman’ın önümüzdeki haftalarda Mossad'ın başına atanması beklentisinin nedeni de bu. Mossad'ın halihazırdaki Direktörü ve Başsavcı ise bu hamleye açıkça karşı çıkmaya çalıştılar. Bu senaryo, daha önce Zinni'nin Şin Bet'in başına atanmasını hatırlatıyor. Peki güvenlik kurumları tam olarak neden korkuyor?

Askeri ve güvenlik pozisyonlarındaki sağcı yerleşimciler

İsrail Savunma Kuvvetleri'nde general olan Roman Gofman, kariyeri boyunca askeri etik kurallarını birkaç kez ihlal etti ve yetkisiz olarak istihbarat operasyonlarında çocukları kullandı. Ayrıca Netanyahu yönetimi altında genişleyen yerleşimci harekete de yakın. Keza Lübnan ve Suriye’de daha fazla toprak ele geçirerek Büyük İsrail'i genişletmeye inanıyor.

Bu durum, İsrail ordusunun asker konusunda sıkıntı yaşadığını, savaşmaya istekli İsraillilerin sayısında sürekli bir düşüşün yaşandığını itiraf ettiği bir dönemde yaşanıyor. Bazı askerlerin görev süresi üçüncü veya dördüncü kez uzatılıyor ve bitkin durumdalar. Bu, İsrail'de askeri insan gücünde daha önce hiç yaşanmamış bir gelişme.

Bugün, bu sağcıların bir kısmı askeri üniforma giyerken, diğerleri yerleşim yerlerine yerleşmiş ve etkileri bizzat Mossad'a kadar uzanmış gibi görünüyor

 Ancak Netanyahu'nun açık savaşları, aşırı sağın Mossad ve Şin Bet üzerindeki kontrolü ve orduyla devam eden çekişmeler, İsrail güvenliği üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip. Birçok İsrailli, istihbaratı siyasallaştırması nedeniyle 7 Ekim olaylarından doğrudan Netanyahu'yu sorumlu tutuyor. Bu arada, yerleşim yanlısı ideolojisiyle Gofman, ordunun, Mossad'ın ve Şin Bet'in içindeki eski muhafızların geri kalanına karşı Bibi'nin yanında yer alıyor.

xsmyhm
Gofman, Mayıs 2024'te Başbakanlık Askeri Sekreterliği görevini üstlenerek Tuğgeneralliğe terfi etti (Wikipedia)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İstihbarat teşkilatı, çalışmalarının özünde tarafsız güvenlik değerlendirmelerine ve sıkı protokollere dayanır. Bu nedenle, Gofman'ın kariyeri boyunca birden fazla askeri ve istihbarat soruşturmasında yalan söylemekle suçlanması çok ciddi bir gösterge. Görev süresi sona eren Mossad direktörünün, Gofman'ın kendisinin yerine geçmesini açıkça engellemeye çalışması da İsrail’de daha önce örneği görülmemiş bir durum.

Güvenlik teşkilatı içindeki muhaliflerinin gözünde Gofman, savaş kurallarını göz ardı edebilen, hatta Yahudileri ve İsraillileri bile Büyük İsrail veya yerleşim projesinin önünde durmaları halinde tehlike olarak görülebilen Yigal Amir ve Ben-Gvir'e benzer bir zihniyete sahip. Rabin, Arafat ile el sıkıştıktan sonra böyle bir atmosferde suikasta uğradı. İsrail ordusu ve Mossad, her zaman sağcı ve Haredi Yahudilerin orduda görev yapmayı reddetmelerine karşı çıktı, çünkü şu soru hep gündemde oldu: İsrailli askerler neden orduda görev yapmayan sağcıları savunmak için ölsünler ki?

Bugün, bu sağcıların bir kısmı askeri üniforma giyerken, diğerleri yerleşim yerlerine yerleşmiş ve etkileri bizzat Mossad'a kadar uzanmış gibi görünüyor. Bu durum, Mossad ve Şin Bet içinde protestolara ve yüzlerce istifaya yol açtı. Bu, İsrail ordusu ve Mossad içindeki birçok kişinin muhalefetine rağmen, Amerika Birleşik Devletleri'ni İran ile savaşa iten aynı kusurlu istihbarat yapısıdır. Zamir ve görev süresi sona eren Mossad direktörü, savaşı geçen yaz ve vardığı noktada sona erdirmeye meyilliydiler. Ancak şimdi, Gofman'ın atanması Netanyahu'yu İsrail güvenliği için daha da tehlikeli hale getirebilir ve Ortadoğu için yeni bir istikrarsızlık dönemini başlatabilir.


Beyaz Saray yakınlarında güvenlik güçlerine ateş açan silahlı kişi etkisiz hale getirildi

Ateş açılan yeri inceleyen Gizli Servis personeli (AP)
Ateş açılan yeri inceleyen Gizli Servis personeli (AP)
TT

Beyaz Saray yakınlarında güvenlik güçlerine ateş açan silahlı kişi etkisiz hale getirildi

Ateş açılan yeri inceleyen Gizli Servis personeli (AP)
Ateş açılan yeri inceleyen Gizli Servis personeli (AP)

Dün akşam Washington'daki Beyaz Saray yakınlarındaki güvenlik kontrol noktasında ateş açıldı. Yetkililerin açıklamasına göre ateş açan kişi, Gizli Servis personelinin karşılık vermesi sonucu etkisiz hale getirildi. Yetkililer ayrıca açılan ateşte bir yayanın da yaralandığını bildirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP'nin aktardığına göre son iki yılda birkaç kez suikast girişimiyle karşılaşan ABD Başkanı Donald Trump, olay sırasında İran'la müzakere çalışmaları yürütmekte olduğu Beyaz Saray'daydı.

Gizli Servis Sözcüsü Anthony Guglielmi yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın olaydan etkilenmediğini belirtti.

Guglielmi, saat 18.00'i (22.00 GMT) biraz geçe Beyaz Saray'ın güvenlik alanı yakınlarında bir kişinin çantasından silah çıkararak ateş açtığını ifade etti.

xsd
Beyaz Saray kompleksinin yakınlarında meydana gelen silahlı çatışmanın olduğu yerde bulunan Gizli Servis üyeleri (EPA)

Guglielmi, sözlerini şöyle sürdüdü:

“Gizli Servis personeli ateşle karşılık vererek şüpheliyi yaraladı; şüpheli yerel bir hastaneye kaldırıldı ve orada hayatını kaybettiği açıklandı. Ateş sırasında bir yaya da yaralandı."

Guglielmi, yaralanan yayanın durumuna ilişkin ayrıntı verilmedi.

Gizli Servis tarafından yapılan ve çeşitli medya kuruluşlarının aktarılan bir başka açıklamada, söz konusu kişinin silahlının ateş açmaya başlamasıyla mı yoksa ardından çıkan çatışmada mı yaralandığının henüz netlik kazanmadığı belirtildi.

Öte yandan Gizli Servis personelinden hiçbiri yaralanmadı.

ABD merkezli bazı medya kuruluşları, şüphelinin Maryland eyaletinden 21 yaşındaki Nasser Best olduğunu ve psikolojik sorunları bulunduğunu ve daha önce Gizli Servis ile karşı karşıya geldiğini bildirdi.

ededv
Polis, Beyaz Saray'ın çevresindeki caddeleri trafiğe kapattı (AP)

AFP'ye konuşan Kanadalı turist Reid Adrian, olay sırasında bölgede bulunduğunu ve 20 ila 25 arasında önce havai fişek sandıkları, ama aslında silah sesi olan sesler duyduğunu, ardından herkesin koşmaya başladığını anlattı.

Polis, Beyaz Saray girişlerinin etrafını sardı. Olay sırasında Kuzey Bahçesi'nde bulunan gazeteciler sosyal medya platformu X üzerinden Beyaz Saray'daki basın brifing odasına koşarak sığınmaları yönünde emir aldıklarını bildirdi.

Trump'ın tepkisi

Diğer taraftan ABD Başkanı Donald Trump, ateş açan kişinin ‘şiddet geçmişi bulunduğunu ve Başkanlık konutuna takıntılı göründüğünü’ söyledi.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social hesabından şunları yazdı:

“Gizli Servis'imize ve kolluk kuvvetlerine, bu akşam Beyaz Saray yakınlarında silahlı bir kişiye karşı aldıkları hızlı ve profesyonel önlem için teşekkürler. Şiddet geçmişi olan ve ülkemizin en değerli yapısına takıntılı olduğu değerlendirilen bu silahlı kişi, Beyaz Saray kapıları yakınlarında Gizli Servis ajanlarıyla girdiği çatışmada hayatını kaybetti.”

Önceki suikast girişimleri

79 yaşındaki Trump, siyasi kariyeri boyunca özellikle 2024 yılındaki seçimlerden bu yana birçok silahlı saldırı ve suikast girişimiyle karşılaştı. Bunların en sonuncusu 25 Nisan'da Washington'daki Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği sırasında yaşandı.

Temmuz 2024'te Pennsylvania'nın Butler şehrindeki bir seçim mitinginde silahlı bir kişi birkaç el ateş etti. Saldırıda bir katılımcı hayatını kaybederken Trump kulağından yaralandı.

Birkaç ay sonra ise Trump'ın golf oynadığı West Palm Beach'teki bir golf sahası yakınlarında başka bir silahlı kişi yakalandı.

Geçtiğimiz şubat ayında ise bir kişi Trump'ın Florida'daki ikametgahı sayılan Mar-a-Lago tatil köyüne girmeye çalıştı.

Dün akşam yaşanan silahlı saldırı olayının ardından Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçiler X platformundan, “Şükür olsun ki Başkan Trump iyi. Gizli Servis personelinin anlık ve kahramanca müdahalesi için minnettarlığımızı ifade ediyoruz. Siyasi şiddete son verilmeli” diye yazdılar.


Pakistan’ın güneybatısında askerleri taşıyan bir trene düzenlenen bombalı saldırıda en az 24 kişi hayatını kaybetti

Pakistan’ın Ketta kentinde askerleri taşıyan bir trene düzenlenen bombalı saldırının ardından kurbanları arayan gönüllüler (AP)
Pakistan’ın Ketta kentinde askerleri taşıyan bir trene düzenlenen bombalı saldırının ardından kurbanları arayan gönüllüler (AP)
TT

Pakistan’ın güneybatısında askerleri taşıyan bir trene düzenlenen bombalı saldırıda en az 24 kişi hayatını kaybetti

Pakistan’ın Ketta kentinde askerleri taşıyan bir trene düzenlenen bombalı saldırının ardından kurbanları arayan gönüllüler (AP)
Pakistan’ın Ketta kentinde askerleri taşıyan bir trene düzenlenen bombalı saldırının ardından kurbanları arayan gönüllüler (AP)

Pakistan’ın güneybatısında yer alan ve istikrarsızlığıyla bilinen Belucistan eyaletinde, askerleri taşıyan bir treni hedef alan bombalı saldırıda en az 24 kişi hayatını kaybetti.

AFP’ye konuşan üst düzey bir yetkili, eyaletin başkenti Ketta’da gerçekleşen saldırıda 50’den fazla kişinin yaralandığını, yaralılar arasında Pakistan ordusuna mensup askerlerin de bulunduğunu açıkladı.

Patlamanın ardından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, raydan çıkarak devrilen ve yan yatan bir tren vagonu dikkat çekti. Enkaz alanında kurtarma ekipleri ve sivillerin hayatta kalanları aradığı görüldü.

Görüntülerde ayrıca, kanlar içinde kalan yaralıların sedyelerle vagon enkazından uzaklaştırıldığı, olay yerinin ise güvenlik güçleri tarafından kordon altına alındığı görüldü.

xsdvfdvfd
Pakistan’ın Ketta kentinde meydana gelen patlama sonucu çıkan yangını söndürmek için çalışan itfaiyeciler (AP)

AFP’ye konuşan bir yetkili, trenin askerler ve ailelerini taşıdığını, Ketta’dan Pakistan’ın kuzeybatısındaki Peşaver’e doğru hareket ettiğini açıkladı.

Yetkili, trenin Ketta kentinde Chaman Patak bölgesindeki bir demiryolu geçidinden geçtiği sırada, bir intihar aracının vagonlardan birine çarptığını ve bunun büyük bir patlamaya yol açtığını söyledi. Patlamanın etkisiyle trenin camlarının kırıldığı, çevredeki araçların ise ağır hasar gördüğü bildirildi.

Bir başka yetkili ise trendeki askerlerin Kurban Bayramı izni dolayısıyla seyahat ettiğini ifade etti.

fvfvf
Pakistan’ın Ketta kentinde bir trene düzenlenen bombalı saldırıda yaralanan bir kişiyi taşıyan askerler ve gönüllüler (AP)

Belucistan, Pakistan’ın en yoksul ve yüzölçümü en büyük eyaleti olarak biliniyor. Bölge, eğitim, istihdam ve ekonomik kalkınma dahil olmak üzere neredeyse tüm göstergelerde ülkenin diğer bölgelerinin gerisinde kalıyor.

Bölgedeki ayrılıkçı Beluç gruplar ise Pakistan hükümetini, eyaletteki zengin doğal gaz ve mineral kaynaklarını yerel halka fayda sağlamadan sömürmekle suçluyor.