Arap dünyasının ayrılıkçı Somaliland bölgesiyle İsrail arasındaki iş birliğinin tezahürlerine yönelik reddi, geçtiğimiz aralık ayında tanımanın başlamasından bu yana, bölgenin işgal altındaki Kudüs'te büyükelçilik açmayı tasarladığına ilişkin açıklamanın reddedilmesine rağmen devam ediyor.
Uzmanlar ve analistlere göre Arap dünyasından gelen bu ret, Somaliland ve İsrail'e yönelik, kınamaların ve diplomatik adımların ötesine geçerek İsrail'in bölgede herhangi bir genişlemesini önlemek amacıyla Mogadişu’ya kapsamlı yardım kararları alınmasına ve bölgenin boykot edilmesi ihtimaline uzanacak bir uyarı mesajı niteliği taşıyor.
İsrail, ayrılıkçı Somaliland bölgesindeki varlığını geçtiğimiz yılın sonlarında bölgeyi tanımasının, nisan ayında büyükelçi atamasının ve bu ay büyükelçilik açılışlarının karşılıklı gerçekleştirileceğinin duyurulmasıyla giderek derinleştirdi.

Suudi Arabistan, Mısır, Katar, Ürdün, Türkiye, Pakistan, Endonezya, Cibuti, Somali, Filistin, Umman Sultanlığı, Sudan, Yemen, Lübnan ve Moritanya, ayrılıkçı Somaliland bölgesinin işgal altındaki Kudüs'te büyükelçilik açacağını birkaç gün önce ilan etmesini kınadı.
Bu ülkelerin dışişleri bakanları pazar günü yayımladıkları ortak açıklamada söz konusu adımı en sert ifadelerle kınadıklarını, yasadışı ve reddedilmesi gereken bir girişim olarak nitelendirdiklerini vurguladı. Açıklamada bu adım, uluslararası hukukun ve ilgili uluslararası meşruiyet kararlarının açık bir ihlali ve işgal altındaki Kudüs şehrinin hukuki ve tarihi statüsüne doğrudan bir saldırı olarak değerlendirildi.
Bakanlar, işgal altındaki Kudüs'te yasadışı bir fiili durum pekiştirmeyi ya da uluslararası hukuk kurallarına aykırı herhangi bir yapı veya düzenlemeye meşruiyet kazandırmayı hedefleyen tek taraflı adımları tamamen reddettiklerini açıkladı.
Aynı zamanda Federal Somali Cumhuriyeti'nin birliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tam desteklerini ve Somali toprak bütünlüğünü zedeleyen ya da egemenliğini zayıflatan her türlü tek taraflı girişimi kesinlikle reddettiklerini de teyit ettiler.
Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Yusuf Ahmed eş-Şarkavi, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada ortak bildirinin ayrılıkçı bölgenin Somali'nin egemenliğine ve Filistin davasının haklarına yönelik saldırılarını durdurmak açısından olumlu bir adım olduğunu değerlendirdi. Bu bildirinin aynı zamanda Somaliland ve İsrail'e doğrudan bir mesaj niteliği taşıdığını ve ayrılıkçı bölgenin izlediği yolu tekrarlayabilecek başka taraflara yönelik de uyarıcı bir işlev gördüğünü vurguladı.
Öte yandan El-Farabi Siyasi Araştırmalar Merkezi Genel Sekreteri Muhtar Gabaşi’ye göre Arap ülkeleri bu diplomatik tutumlarını, İsrail’in Kızıldeniz bölgesindeki her türlü varlığı ya da üs oluşturmasını Arap ülkelerinin güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek reddetmek amacıyla sürdürdü.
Somali de geçtiğimiz çarşamba günü bu açıklamayı kınayarak söz konusu adımı yasadışı ve tek taraflı bir girişim olarak nitelendirerek herhangi bir siyasi veya hukuki sonuç doğurmadığını ve uluslararası uzlaşıyla bağdaşmayan siyasi bir kışkırtma teşkil ettiğini vurguladı.
Arap Birliği (AB) de daha önce yaptığı açıklamada Somaliland'ın işgal altındaki Kudüs'te büyükelçilik açması gerekçesiyle ‘Doğu Afrika'da gerilim odaklarının derinleşmesi’ konusunda uyarmıştı.
Arap ve Afrika ülkeleri de geçen Nisan ayında İsrail'in Somaliland'a diplomatik temsilci atayacağını açıklamasını en sert ifadelerle kınamıştı.
Bununla birlikte Şarkavi, reddin Mogadişu ile ayrılıkçı bölge arasındaki çatışmayı destekleme boyutuna ulaşmasını beklemediğini belirtti. Bir sonraki aşamanın Somali hükümetine destek verilmesini, kendi toprakları üzerindeki denetiminin güçlendirilmesini ve ayrılıkçı bölgenin boykot edilmesini içeren daha kararlı kararları kapsaması gerektiğini vurguladı. Şarkavi, Doğu Afrika ve Kızıldeniz bölgesinde İsrail'in doğrudan ya da dolaylı herhangi bir varlık oluşturmasını önlemek için Arap ve İslam dünyasının rolünün büyütülmesinin hayati önem taşıdığını, aksi hâlde bölgenin istikrarı açısından ciddi zararlar doğurabileceğini de ifade etti.
Gabaşi ise ‘İsrail'in genişlemesini önlemek adına işin Somali ile ayrılıkçı bölge arasındaki doğrudan çatışmanın desteklenmesine kadar varması hâlinde dahi’ Mogadişu'nun egemenliğini ve Arap devletinin egemenliğini her türlü tehdide karşı korumak amacıyla her düzeyde kapsamlı destek verilmesi ihtimalini dışlamadığını söyledi.
