ABD ve İran arasında taslak mutabakat metni üzerinde anlaşmazlık

Trump Tahran'ın önerileri karşısında memnuniyetsizliğini korurken DMO savaşın yeniden başlamasına ihtimal vermiyor

Bir MH-60RC Hawk helikopteri, Umman Denizi'nde devriye görevini tamamladıktan sonra ABD destroyeri USS Delbert D. Black'e yaklaşırken (CENTCOM)
Bir MH-60RC Hawk helikopteri, Umman Denizi'nde devriye görevini tamamladıktan sonra ABD destroyeri USS Delbert D. Black'e yaklaşırken (CENTCOM)
TT

ABD ve İran arasında taslak mutabakat metni üzerinde anlaşmazlık

Bir MH-60RC Hawk helikopteri, Umman Denizi'nde devriye görevini tamamladıktan sonra ABD destroyeri USS Delbert D. Black'e yaklaşırken (CENTCOM)
Bir MH-60RC Hawk helikopteri, Umman Denizi'nde devriye görevini tamamladıktan sonra ABD destroyeri USS Delbert D. Black'e yaklaşırken (CENTCOM)

ABD ve İran arasında savaşı sona erdirmeye yönelik taslak mutabakat metni üzerindeki görüş ayrılığı belirginleşti. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın müzakerelerdeki önerilerinden ‘henüz memnun olmadığını’ açıkladı.

Trump dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın derhal açılması ve hiçbir ülkenin denetimi altına girmemesi gerektiğini vurgularken İran'ın yüksek oranlı uranyum zenginleştirmesinden vazgeçmesi karşılığında yaptırım muafiyeti elde edemeyeceğini de kesinlikle ifade etti. Moskova'nın olası anlaşma çerçevesinde nükleer stoku devralmaya hazır olduğunu yeniden açıklamasının ardından Trump, söz konusu stokun Rusya ya da Çin'e nakledilmesi fikrine de çekinceli yaklaştı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ‘ilerleme kaydedildiğini ve karşılıklı irade bulunduğunu’ belirtirken Washington'ın önümüzdeki saatlerde ve günlerde ortaya çıkacak sonuçları beklediğini söyledi.

Beyaz Saray müzakerelerin ‘iyi ilerlediğini’ doğrularken İran devlet televizyonunun ön mutabakat taslağına ilişkin haberini ‘tümüyle uydurma’ olarak reddetti.

İran devlet televizyonu, bir ay içinde Hürmüz Boğazı'nda ticari deniz ulaşımını yeniden tesis edecek 14 maddelik bir taslaktan söz etmişti. Söz konusu taslak, ABD'nin deniz ablukasını kaldırmasını ve İran çevresindeki Amerikan kuvvetlerinin geri çekilmesini öngörüyordu. Ancak İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri Kani, Tahran ile Washington'ın Hürmüz Boğazı meselesinde henüz anlaşmaya varamadığını ve uranyum stokunun akıbetinin şu an müzakere gündeminde yer almadığını açıkladı.

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) savaşın yeniden başlamasına ihtimal vermezken bölgeyi ‘saldırganlar için mezarlığa dönüştüreceğini’ tehdidini savurdu.

İran Dini Lideri'nin danışmanı Ali Ekber Velayeti ise Hürmüz Boğazı’nın herhangi bir anlaşmanın ayakta kalmasının ‘maddi güvencesi’ olduğunu söyledi.



Tel Aviv, Batı Şeria'yı yerleşimci devletine dönüştürme sürecinde ilerliyor

İsrail askerleri işgal altındaki Batı Şeria'da, Ramallah yakınlarındaki köyde bir binayı yıkarken yolu kapatıyor (20 Mayıs, AFP)
İsrail askerleri işgal altındaki Batı Şeria'da, Ramallah yakınlarındaki köyde bir binayı yıkarken yolu kapatıyor (20 Mayıs, AFP)
TT

Tel Aviv, Batı Şeria'yı yerleşimci devletine dönüştürme sürecinde ilerliyor

İsrail askerleri işgal altındaki Batı Şeria'da, Ramallah yakınlarındaki köyde bir binayı yıkarken yolu kapatıyor (20 Mayıs, AFP)
İsrail askerleri işgal altındaki Batı Şeria'da, Ramallah yakınlarındaki köyde bir binayı yıkarken yolu kapatıyor (20 Mayıs, AFP)

Tel Aviv yönetimi, Batı Şeria topraklarını “yerleşimciler devleti”ne dönüştürme yönündeki adımlarını sürdürürken, dün işgal altındaki Filistin topraklarında “Tapu Sicili ve Hakların Düzenlenmesi” adlı elektronik sistemi devreye soktu.

Dramatik bir adım olarak değerlendirilen uygulamanın, Batı Şeria’daki toprakların ilhak yoluyla İsrail kontrolüne geçirilmesini kalıcı hâle getireceği, Filistin Yönetimi’ni egemenlik ve işlevden mahrum, Filistinlileri ise hukuki korumadan yoksun bırakacağı belirtiliyor.

Kudüs Valiliği, “dijital tapu sicilinin güncellenmesi” sloganıyla başlatılan sürecin, gerçekte Filistin topraklarına yönelik yasa dışı el koyma politikasını kurumsallaştırmayı hedeflediğini açıkladı.

Açıklamada, arazi kayıt sisteminin yeniden yapılandırılmasının sömürgeci planlara hizmet ettiği ifade edilirken, Batı Şeria’daki tapu kayıtlarının tüm Yahudilere açılmasının, Filistinli arazi sahiplerinin isimlerine erişimi mümkün kılacağı ve bu kişilere doğrudan ulaşarak ya da çeşitli baskı yöntemleriyle arazilerin satın alınmasının önünü açacağı kaydedildi. Bunun da toprak ve mülklerin el değiştirme sürecini hızlandıracağı belirtildi.

Birzeit Üniversitesi Hukuk Enstitüsü de yayımladığı değerlendirme notunda, İsrail’in aldığı kararların siyasi ve hukuki etkilerine dikkat çekerek, “İsrail fiilen Batı Şeria’yı yutuyor; bölge üzerindeki kontrol mekanizmasını yeniden şekillendiriyor. Bu durum, işgal altındaki toprakların fiili ilhakı anlamına geliyor” değerlendirmesinde bulundu.


Amerika Birleşik Devletleri, Lübnan'ın geçici koruma statüsünü kasım ayına kadar uzattı

İsrail'in kuzeyinden çekilen bu fotoğrafta, İsrail topçu birliğinin İsrail-Lübnan sınırını geçerek Lübnan'a girdiği görülüyor... 27 Mayıs 2026 (Reuters)
İsrail'in kuzeyinden çekilen bu fotoğrafta, İsrail topçu birliğinin İsrail-Lübnan sınırını geçerek Lübnan'a girdiği görülüyor... 27 Mayıs 2026 (Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Lübnan'ın geçici koruma statüsünü kasım ayına kadar uzattı

İsrail'in kuzeyinden çekilen bu fotoğrafta, İsrail topçu birliğinin İsrail-Lübnan sınırını geçerek Lübnan'a girdiği görülüyor... 27 Mayıs 2026 (Reuters)
İsrail'in kuzeyinden çekilen bu fotoğrafta, İsrail topçu birliğinin İsrail-Lübnan sınırını geçerek Lübnan'a girdiği görülüyor... 27 Mayıs 2026 (Reuters)

Reuters'ın haberine göre ABD Federal Resmî Gazetesi'nde dün yayımlanan bildirime göre ABD, Lübnan için Geçici Koruma Statüsü (TPS) uygulamasını 27 Kasım 2026’ya kadar uzattığı belirtildi.

Öte yandan İsrail ordusu, Güney Lübnan’da “sarı hat” olarak bilinen hattın kuzeyine geçerek Litani Nehri’ni aşan kara operasyonları ve sızma girişimleri gerçekleştirdi. Bu gelişme, İsrail’in Nebatiye sakinlerine yönelik tahliye uyarısıyla eş zamanlı yaşanırken, çatışmaların sahada daha geniş bir aşamaya geçtiğini gösterdi.

İsrail basını, operasyonların Hizbullah’ın insansız hava araçlarını (İHA) durdurmayı hedeflediğini aktarırken, Zaatar eş-Şarkiye ekseninde şiddetli çatışmalar yaşandı. Hizbullah ise yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin nehir yatağı yönündeki ilerleme girişimlerine roketler, topçu atışları ve kamikaze İHA’larla karşılık verdiğini bildirdi.

İsrail hava saldırıları ayrıca Sur, Bint Cubeyl, Cizzin ve Batı Bekaa bölgelerine kadar genişledi. Meşgara kasabası ise yoğun hava saldırılarına maruz kaldı; bölgedeki bombardıman “ateş çemberi” olarak nitelendirildi.

Sahadaki gerilim sürerken, cuma günü Washington’da ABD arabuluculuğunda Lübnanlı ve İsrailli askeri yetkililer arasında bir toplantı düzenlenecek. Lübnan tarafı, görüşmenin tamamen teknik nitelikte olduğunu ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ile Litani Nehri’nin güneyine ordunun konuşlandırılmasının ele alınacağını belirtiyor.


Birleşmiş Milletler: Papa Leo'nun yapay zekânın düzenlenmesi çağrısı 'uygun bir zamanda geldi'

Papa Leo XIV, 27 Mayıs 2027'de Vatikan'daki Aziz Petrus Meydanı'nda konuştu, (DPA)
Papa Leo XIV, 27 Mayıs 2027'de Vatikan'daki Aziz Petrus Meydanı'nda konuştu, (DPA)
TT

Birleşmiş Milletler: Papa Leo'nun yapay zekânın düzenlenmesi çağrısı 'uygun bir zamanda geldi'

Papa Leo XIV, 27 Mayıs 2027'de Vatikan'daki Aziz Petrus Meydanı'nda konuştu, (DPA)
Papa Leo XIV, 27 Mayıs 2027'de Vatikan'daki Aziz Petrus Meydanı'nda konuştu, (DPA)

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, dün yaptığı açıklamada, Papa Leo XIV tarafından yapay zekânın risklerine ilişkin yapılan ve “zamanında bir uyarı” olarak nitelendirdiği çağrıyı övdü.

Papa Leo XIV, pazartesi günü yayımladığı ilk resmî mesajında, insanlık üzerindeki etkileri nedeniyle Yapay Zekâ için güçlü düzenlemeler yapılması çağrısında bulundu.

Papa, “jeopolitik ya da ticari üstünlük sağlama arzusuyla beslenen, giderek güçlenen algoritmalar ve genişleyen veri tabanları yarışı” konusunda uyarıda bulundu.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre Volker Türk “X” platformunda yaptığı paylaşımda, bu çağrının “yapay zekâ çağında onur ve adaleti korumak için zamanında yapıldığını” belirtti ve “ortak insanlığımızın pusulamız olmaya devam etmesi gerektiğini” vurguladı.

Birleşmiş Milletler’e göre, yapay zekâ sektörünün değerinin 2033 yılına kadar 4,8 trilyon dolara ulaşabileceği, ancak kazançların sınırlı sayıda aktörün elinde yoğunlaşabileceği öngörülüyor.

Papa, mesajında ayrıca yapay zekâ destekli otonom silahların risklerine dikkat çekerek “öldürme kararının teknolojiye devredilemeyeceğini” ifade etti ve bu sistemlerin silahsızlandırılması çağrısında bulundu.

Leo XIV, yapay zekânın askeri, ekonomik ve bilişsel rekabet mantığından çıkarılması gerektiğini belirterek, insan üzerinde tekel ya da hakimiyet kurulmasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Volker Türk ise “teknolojinin insanlara hizmet etmesi, onları yerinden etmemesi veya kontrol etmemesi gerektiğini" vurguladı.