Putin: Rusya hiçbir zaman Avrupa ülkelerini tehdit etmedi

Rusya, Romanya'ya yönelik İHA saldırısıyla ilgili herhangi bir ilişkisini ne doğruladı ne de reddetti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kazakistan'da düzenlediği basın toplantısında (Sputnik)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kazakistan'da düzenlediği basın toplantısında (Sputnik)
TT

Putin: Rusya hiçbir zaman Avrupa ülkelerini tehdit etmedi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kazakistan'da düzenlediği basın toplantısında (Sputnik)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kazakistan'da düzenlediği basın toplantısında (Sputnik)

NATO üyesi Romanya dün, Bükreş’in Rusya’ya ait olduğunu belirttiği bir insansız hava aracının (İHA) bir konuta çarpmasının ardından yaşanan gelişmeyi "tehlikeli ve sorumsuz bir gerilim artırma" olarak niteleyerek kınadı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise İHA’nın kaynağı hakkında kesin bir şey söylenemeyeceğini ifade etti.

Olay, Rusya’yı sorumlu tutan ve bu tür ihlallerin tekrarlanmaması konusunda uyarıda bulunan NATO ve Avrupa Birliği’nden (AB) geniş çaplı tepki aldı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Putin, "Gerekli incelemeler yapılmadan hiç kimse şu veya bu hava aracının kaynağı hakkında kesin bir hükme varamaz" dedi ve "Eğer bize somut herhangi bir veri sunarlarsa, o zaman yaşananları değerlendiririz" ifadelerini kullandı.

Putin ayrıca, "Rusya, Avrupa ülkelerini hiçbir zaman tehdit etmemiştir ve şimdi de tehdit etmemektedir" diyerek, bu ülkelerin attığı tüm adımların yalnızca Rusya ile cepheleşmeyi sürdürme ve Avrupa ülkelerindeki vergi mükelleflerinin cebine göz dikerek bütçelerinden yapılan fahiş harcamaları meşrulaştırmayı amaçladığını belirtti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Kazakistan'da gazetecilere konuşuyor (AFP)Devlet Başkanı Vladimir Putin Kazakistan'da gazetecilere konuşuyor (AFP)

Neler yaşandı?

Yetkililerin aktardığı bilgilere göre Ukrayna sınırına yakın Galați kentinin merkezinde bir İHA’nın bir konutun çatısına çarpması sonucu yangın çıktı. Olay neticesinde 14 yaşında bir çocuk ile 53 yaşında bir kadın hastaneye kaldırıldı.

Romanya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"28-29 Mayıs gecesi Rusya Federasyonu, Ukrayna’da Romanya ile nehir sınırına yakın sivil hedeflere ve altyapıya yönelik İHA saldırılarını yeniden başlattı. Bu İHA’lardan biri Romanya hava sahasına girmiş, radar tarafından Galați kentinin güney kesiminde tespit edilmiş ve ardından bir konutun çatısına düşerek çarpma anında yangına yol açmıştır."

Bakanlık, İHA'nın Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik bombardımanları sırasında Romanya hava sahasına girdiğini belirtti. Romanya Dışişleri Bakanlığı ise Rusya'nın bu adımını "tehlikeli ve sorumsuz bir gerilimi artırma" olarak nitelendirip sert bir dille kınadı. Açıklamada, "Romanya durum hakkında müttefiklerini ve NATO Genel Sekreteri'ni bilgilendirmiş, İHA ile mücadele kabiliyetlerinin Romanya'ya sevkiyatının hızlandırılması için önlemler alınmasını talep etmiştir" denildi.

Bu esnada Galați sakinleri korku, şaşkınlık ve öfkelerini dile getirdi. 47 yaşındaki Mihaila, "İHA savunma sistemleri nerede? Romanya sınırında bir yerlerde olmaları gerekmiyor mu? AB nerede? NATO nerede?" sözleriyle tepkisini gösterdi.

Rusya Başkonsolosu sınır dışı edildi

Romanya Cumhurbaşkanı Nicușor Dan, Rusya Federasyonu’nun Karadeniz kıyısındaki Köstence (Constanța) kentindeki Başkonsolosunu "istenmeyen kişi" (persona non grata) ilan etti ve kentteki Rusya Başkonsolosluğunun kapatılacağını duyurdu. Cumhurbaşkanı ayrıca Yüksek Ulusal Savunma Konseyi’ni toplantıya çağırdı.

Bu doğrultuda Romanya Dışişleri Bakanlığı, Rusya'nın Bükreş Büyükelçisini bakanlığa çağırırken; Moskova ise Romanya’nın başkonsolosu sınır dışı etme kararına misilleme yapma sözü verdi.

Şarku’l Avsat’ın Rus haber ajansı RIA Novosti’den aktardığına göre Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova yaptığı açıklamada, "Rus Başkonsolosun istenmeyen kişi ilan edilmesine ve başkonsolosluğun kapatılmasına yönelik yanıt adımlarımız gecikmeyecektir" dedi.

NATO da Rusya’nın "pervasızlığını" kınadı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bu durumun "hepimiz için bir tehdit oluşturduğunu" belirtti. İttifaka yakın bir kaynak, Romanya’nın 1949 tarihli NATO Kuruluş Antlaşması’nın 4. Maddesi’ni işletme seçeneğine sahip olduğunu belirtti. Söz konusu madde, müttefiklerden herhangi biri toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlığı veya güvenliğinin tehdit altında olduğunu düşündüğünde "ortak istişare" yapılmasını öngörüyor.

Geniş çaplı kınama dalgası

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, "Rus saldırganlığının yeni bir çizgiyi daha aştığını" belirterek, AB'nin doğu sınırındaki caydırıcılığı artırma sözü verdi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz olayın "Rusya'nın gerilimi artırma niyetini" gösterdiğini ifade ederken, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise "NATO hava sahasının ağır bir şekilde ihlal edilmesini" kınadı. Rusya’nın Paris Büyükelçisini bakanlığa çağıran Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, bu eylemi "sorumsuzluk" olarak nitelendirdi. Almanya Dışişleri Bakanı da ülkesinin "NATO bünyesinde Ukrayna ve Avrupa’nın savunmasını güçlendirmeye devam edeceğini" vurguladı.

ABD’nin NATO Daimî Temsilcisi Matthew Whitaker ise X platformundan yaptığı paylaşımda, olayı "sorumsuz bir ihlal" olarak niteledi ve kınadı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, AB’ye Rusya’ya karşı "güçlü yaptırımlar" uygulama çağrısını yinelerken, Ukrayna Dışişleri Bakanı da "Rus saldırganlığının Karadeniz bölgesi ve tüm Avrupa için somut bir tehdit teşkil ettiğini" belirtti.

Rusya’dan tehditler ve bölgedeki durum

Ukrayna'da perşembe’yi cuma’ya bağlayan gece yeni Rus hava saldırısı beklentisiyle ilan edilen hava alarmı birkaç saat sonra kaldırıldı. Yerel makamların aktardığına göre, güneydeki Zaporijya kentinde saldırı kaynaklı çıkan yangında en az iki kişi yaralandı.

Ukrayna Deniz Kuvvetleri dün, Rusya’ya ait bir İHA’nın Odesa bölgesi limanlarından birinden ayrılan bir Türk kargo gemisine saldırdığını, olayda mürettebattan iki kişinin yaralandığını duyurdu. Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise saldırının sorumlusuna değinmeden yaptığı açıklamada şu uyarıyı yineledi:

"Tüm ilgili taraflara uyarımızı tekrarlıyoruz: Çatışmanın kontrolsüz bir şekilde tırmanmasına yol açabilecek her türlü eylemden kaçınılmalıdır."

Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece Rusya, dört yılı aşkın bir süre önce başlayan savaştan bu yana en şiddetli saldırılarından birini düzenlemiş; Moskova bu operasyonda yaklaşık 600 İHA, 35 balistik füze ve 50 seyir füzesi kullanmıştı.

Rusya Savunma Bakanlığı, perşembe’yi cuma’ya bağlayan gece Ukrayna’ya ait 208 İHA’nın imha edildiğini açıkladı. Yaroslavl Bölge Valisi Mihail Yevrayev, birkaç İHA’nın bir endüstriyel yakıt deposuna isabet ettiğini, çıkan yangında can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını bildirdi.

Geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen devasa hava saldırısının ardından Ukrayna Devlet Başkanı, balistik füzeleri düşürebilen tek sistem olan Patriot hava savunma sistemleri için ABD’den daha fazla füze talebinde bulunmuştu.

Moskova’nın iddialarına göre, işgal altındaki Ukrayna topraklarındaki bir okulda 21 kişinin ölümüne yol açan Ukrayna saldırısına yanıt olarak Rusya, günlerdir Ukrayna’ya yönelik saldırılarını artırma tehdidinde bulunuyor.

Ukrayna veya Rusya ile sınırı olan Romanya, Polonya ve Baltık ülkeleri gibi NATO üyesi devletler, savaşın her iki tarafından da kendi topraklarına yönelik mükerrer İHA ihlallerine maruz kalmaya devam ediyor.



Diplomatik azarlama... Rubio, müzakerelerin tıkanmasının ardından İran heyetini ABD’den kovdu

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (EPA)
TT

Diplomatik azarlama... Rubio, müzakerelerin tıkanmasının ardından İran heyetini ABD’den kovdu

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (EPA)

ABD merkezli Axios internet sitesi, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, Washington ile Tahran arasındaki dolaylı müzakerelerin arabuluculuk çabalarına rağmen çıkmaza girmesinin ardından, İran heyetine pazartesi akşamı New York’tan derhal ayrılmaları talimatı verdiğini bildirdi. Axios, bir ABD’li yetkili ile konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberinde, heyetin talimatı aldıktan birkaç saat sonra Doha’ya gitmek üzere uçuşa geçtiğini aktardı. Bu sırada Katarlı arabulucuların, uzlaşma önerisi konusunda taraflarla temaslarını sürdürdüğü belirtildi.

İran’la müzakerelerin tıkanması üzerine ABD’den diplomatik azarlama

İranlıların her halükârda kısa süre içinde ABD’den ayrılmaları bekleniyor olsa da, Rubio’nun bu adımı ‘son derece alışılmadık bir diplomatik azarlama’ niteliği taşıyor. Axios, bunun savaşın sona erdirilmesine yönelik sonuçsuz çabalar sürerken iki ülke arasındaki güvensizliğin boyutunu ortaya koyduğunu bildirdi.

Katarlı arabulucular, ABD ile İran arasında diplomatik bir ilerleme sağlamak için girişimlerde bulundu, ancak taraflardan hiçbirinin taviz vermeye yanaşmaması nedeniyle sınırlı ilerleme kaydedildi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de New York’tan ayrılması talimatı verilen yetkililer arasında yer aldı.

ABD’li yetkili Axios’a yaptığı açıklamada, “Rubio, kendisine tanınan sürenin dolmasının ardından İran heyetini kovdu. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu sona ermişti, dolayısıyla artık ayrılma zamanları gelmişti” dedi.

Müzakerelerin tıkanması, Beyaz Saray’ın umutlarını suya düşürdü

Kulislerde ise Beyaz Saray’ın pazartesi sabahı, İran’la yürütülen görüşmelerde günün ilerleyen saatlerinde ilerleme sağlanabileceği kanaatinde olduğu, ancak öğleden sonra saatlerinin sonlarına doğru müzakerelerin çıkmaza girdiğinin netleştiği belirtildi.

ABD’li yetkiliye göre Rubio’nun talimatı doğrultusunda ABD’nin BM nezdindeki misyonu, pazartesi akşamı İran’ın BM misyonuna Arakçi başkanlığındaki heyetin derhal New York’tan ayrılması gerektiğini bildirdi.

Arakçi’nin de yer aldığı İran heyeti, birkaç saat sonra havalimanına hareket etti ve salı günü saat 01.20’de New York’tan Doha’ya gitmek üzere uçağa bindi.

İkinci bir kaynak da ABD’nin İran heyetinden ülkeden ayrılmasını istediğini doğruladı, ancak Arakçi’nin zaten pazartesi akşamı Tahran’a dönmesinin planlandığını söyledi.

Katarlı arabulucular Washington ile Tahran arasında mekik dokumaya devam ediyor

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre bölgesel kaynaklar, Katarlı arabulucuların uzlaşma önerisi konusunda taraflarla görüşmelerini sürdürdüğünü bildirdi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump dün gazetecilerin, ‘deli’ olarak nitelendirdiği bir rejimle nasıl anlaşmaya varılacağı yönündeki sorusuna, “Belki de onları ortadan kaldıracağım” yanıtını verdi. Trump, “Bu kararı vermemiz gerekiyor. Onları ortadan kaldıracağız ya da bir anlaşmaya varacağız. Ancak zaman daralıyor. Bu durum çok yakında, şu ya da bu şekilde sona erecek” ifadelerini kullandı.


Meyveyi nasıl tükettiğiniz kalp hastalığı riskini etkiliyor

Tahran’ın güneyindeki bir marketteki bir adam meyveleri düzenliyor (AFP)
Tahran’ın güneyindeki bir marketteki bir adam meyveleri düzenliyor (AFP)
TT

Meyveyi nasıl tükettiğiniz kalp hastalığı riskini etkiliyor

Tahran’ın güneyindeki bir marketteki bir adam meyveleri düzenliyor (AFP)
Tahran’ın güneyindeki bir marketteki bir adam meyveleri düzenliyor (AFP)

371 binden fazla Amerikalıyı kapsayan geniş çaplı yeni bir araştırma, meyveleri doğrudan tüketmenin, onlardan elde edilen konsantre meyve suları içmeye kıyasla kalp sağlığına daha çok fayda sağlayabileceğini tespit etti.

Önceki araştırmalar, meyve yemenin meyve suyu içmekten genel olarak daha sağlıklı olabileceğine işaret etse de bunların kalp sağlığı üzerindeki etkisinin tam olarak ne kadar değiştiği belirsizliğini koruyordu.

Araştırmacılar bunu anlamak için ABD'deki katılımcıların yüzde 100 meyve suyu içme sıklığını, meyveleri doğrudan tüketme sıklığıyla kıyaslayarak sonuçları bireylerin kalp hastalığı riskiyle karşılaştırdı.

Bilim insanları veriler için ABD'de kullanılan ve halen devam eden, telefon tabanlı anket sistemi Davranışsal Risk Faktörü Gözetim Sistemi'nden (BRFSS) yararlandı.

Araştırmacılar, 2019'da ankete katılan 371 bin 38 kişinin verilerini değerlendirdi. Katılımcıların yüzde 50'sinden biraz fazlası kadındı.

Araştırmacılar katılımcıların kalp sorunlarını, yüksek tansiyon (hipertansiyon) ve yüksek kolesterol gibi risk faktörleri taşıyanlarla kalp krizi, felç veya anjina geçmişi gibi gerçekten kardiyovasküler hastalıklardan (KVH) muzdarip kişiler olmak üzere iki ana kategoriye ayırdı. 

Katılımcılar, günde ortalama 1,06 kez doğrudan meyve yediğini, meyve suyunu ise günde 0,3 kez tükettiğini bildirdi.

Bilim insanları, yüksek tansiyonu olan ve kalp krizi, felç veya anjina geçmişi bulunan katılımcıların, bu rahatsızlıkları yaşamayan kişilere kıyasla daha sık meyve suyu içtiğini bildirdiğini saptadı.

Araştırmacıların bulduğu tek istisna, yüksek kolesterolü olan kişilerdi; bu grup, normal kolesterol seviyesine sahip katılımcılardan daha nadir meyve suyu içiyordu.

Araştırmacılar özellikle kalp sağlığı sorunları ve risk faktörleri olan kişilerin, bu sorunları yaşamayanlara kıyasla daha nadir doğrudan meyve tükettiğini bildirdiğini tespit etti.

Hakemli dergi Current Developments in Nutrition'da yayımlanan bulgular, araştırmacılar katılımcıların yaşı, ırkı veya etnik kökeni, eğitim düzeyi, geliri ve sigara kullanımı gibi diğer faktörleri hesaba kattığında da geçerliliğini korudu.

Bulgular, meyve suyuyla kalp hastalığı arasındaki ilişkinin son derece karmaşık olduğunu gösteriyor.

XCVFGB
Gusbourne Estate'in baş şarap üreticisi Charlie Holland, bir fermantasyon tankından üzüm suyu alıyor (AFP)

Bilim insanları, katılımcılar onlarca yıl boyunca takip edilmediğinden çalışmanın neden-sonuç ilişkisini kanıtlayamayacağını belirtiyor.

Çalışmanın verileri de katılımcıların telefon anketlerinde verdikleri bilgilere dayandığı için bütün resmi yansıtmayabileceğini söylüyorlar.

Ancak bilim insanları, kalp sağlığı açısından daha olumsuz durumdaki yetişkinlerin, hastalığı bulunmayanlara kıyasla daha seyrek meyve tükettiklerini bildirdiğine dikkat çekiyor.

Araştırmacılar bu etki farkının, meyvelerin lif açısından zengin kabuklarının ve posalarının meyve suyu haline getirilirken çıkarılmasından kaynaklanabileceğini düşünüyor.

Bilim insanları şöyle yazıyor:

KVH durumunun meyve tüketim sıklığını nasıl etkilediğini incelemek, olası mekanizmaları belirlemek ve ABD nüfusunda meyve tüketimini artırmaya yönelik stratejiler geliştirmek için ek araştırmalara ihtiyaç var.

Independent Türkçe


Resident Evil sonrası yeni film: Başrol Jennifer Lawrence'ın

Lynne Ramsay imzalı Geber Aşkım, anne olduktan sonra kırsal hayata uyum sağlamaya çalışırken akıl sağlığını yitiren Grace adlı kadının sarsıcı psikolojik çöküşünü konu alıyor (MUBI)
Lynne Ramsay imzalı Geber Aşkım, anne olduktan sonra kırsal hayata uyum sağlamaya çalışırken akıl sağlığını yitiren Grace adlı kadının sarsıcı psikolojik çöküşünü konu alıyor (MUBI)
TT

Resident Evil sonrası yeni film: Başrol Jennifer Lawrence'ın

Lynne Ramsay imzalı Geber Aşkım, anne olduktan sonra kırsal hayata uyum sağlamaya çalışırken akıl sağlığını yitiren Grace adlı kadının sarsıcı psikolojik çöküşünü konu alıyor (MUBI)
Lynne Ramsay imzalı Geber Aşkım, anne olduktan sonra kırsal hayata uyum sağlamaya çalışırken akıl sağlığını yitiren Grace adlı kadının sarsıcı psikolojik çöküşünü konu alıyor (MUBI)

Jennifer Lawrence, Zach Cregger'ın bilimkurgu ve gerilim türlerini buluşturan yeni filmi The Flood'da başrolü üstlenecek. Filmin 11 Ağustos 2028'de vizyona girmesi planlanıyor.

Cregger'ın kendi fikrinden yola çıkarak senaryosunu yazdığı film, Warner Bros. bünyesindeki New Line tarafından hayata geçirilecek. Stüdyo, Netflix'in geliştirmekten vazgeçtiği projeyi bu yılın başlarında devralmıştı. 

Cregger'ın çıkış yaptığı Oscar ödüllü korku filmi Silahlar'ı (Weapons) da New Line hayata geçirmişti.

Filmin yönetmenliğini ve yapımcılığını da üstlenen Cregger, gişede fırtınalar estiren Resident Evil'ın ardından The Flood'u çekecek.

Konusu gizli tutulan filmin çekimlerinin 2027'nin ilk aylarında Avrupa'da başlaması bekleniyor.

Filmin diğer yapımcıları arasında Amblin Entertainment'la Vertigo Entertainment'tan Roy Lee ve Miri Yoon yer alıyor. Lee ve Yoon, Cregger'ın sık sık birlikte çalıştığı isimler.

Warner Bros. sinema bölümünün eş başkanları Mike De Luca ve Pam Abdy, Lawrence'ın kadroya katılmasını şu sözlerle değerlendirdi:

Jennifer Lawrence, günümüzün en yetenekli ve etkileyici oyuncularından biri. Zach'in The Flood için ortaya koyduğu cesur ve tamamen özgün sinema anlayışının merkezinde Jennifer'ın yer alacak olması bizi heyecanlandırıyor. Silahlar'da birlikte yaşadığımız olağanüstü deneyimin ardından Zach ve Vertigo ekibiyle yeniden bir araya gelecek olmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Amblin'le birlikte bu iddialı filmi dünyanın dört bir yanındaki izleyicilerle buluşturmak için sabırsızlanıyoruz.

Cregger da stüdyoyla yeniden çalışacak olmanın heyecanını paylaştı:

Silahlar'da Mike, Pam ve tüm Warner Bros./New Line ekibiyle çalışmak rüya gibiydi. Onlarla yeniden çalışacağım için çok mutluyum. Jennifer eşsiz bir oyuncu ve onu bu rolde görmek için sabırsızlanıyorum.

Rol seçimlerinde titizliğiyle bilinen Lawrence'ın projeye katılması, stüdyo açısından önemli bir kazanım diye değerlendiriliyor. 

Oyuncu, son olarak doğum sonrası dönemi konu alan Geber Aşkım'daki (Die My Love) performansıyla Altın Küre'ye aday gösterilmişti. 

Lawrence, bir sonraki filmi What Happens at Night'ta Leonardo DiCaprio'yla başrolleri paylaşacak. Filmi usta sinemacı Martin Scorsese yönetiyor.

Lawrence, Umut Işığım'daki (Silver Linings Playbook) performansıyla 2013'te En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar kazanmıştı.

Filmografisinde Düzenbaz (American Hustle), Joy, Don't Look Up ve Açlık Oyunları (The Hunger Games) serisi de bulunuyor.

Cregger'ın ses getiren korku filmi Silahlar geçen yıl Kuzey Amerika gişesinde 4 hafta üst üste zirvede kalmıştı. Dünya genelinde 270 milyon dolar hasılat elde eden yapım, 2025'in en yüksek hasılatlı korku filmleri arasına girmişti.

Filmde Gladys Teyze'yi canlandıran Amy Madigan, performansıyla En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar kazanmıştı. 

Karakterin hikayesi, çekilmesi planlanan Gladys adlı filmde devam edecek.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Deadline