İsrail, Suriye’nin güneyinde ‘ilan edilmemiş bir tampon bölge’ oluşturuyor

İlerleyişi sürdürüyor ve sahada uzun vadeli bir statüko oluşturuyor

Maariye kasabasında daha önce gerçekleşen bir İsrail saldırısına ait fotoğraf
Maariye kasabasında daha önce gerçekleşen bir İsrail saldırısına ait fotoğraf
TT

İsrail, Suriye’nin güneyinde ‘ilan edilmemiş bir tampon bölge’ oluşturuyor

Maariye kasabasında daha önce gerçekleşen bir İsrail saldırısına ait fotoğraf
Maariye kasabasında daha önce gerçekleşen bir İsrail saldırısına ait fotoğraf

İsrail’in Suriye topraklarında neredeyse günlük hale gelen ihlalleri ve askeri ilerleyişleri kapsamında, dün dört İsrail askeri aracı, Dera vilayetinin batısındaki Yermuk Havzası bölgesinde yer alan Maariye köyünün doğu girişine ulaştı. Aynı zamanda iki İsrail askeri aracının da Kuneytra kırsalının güneyindeki Sayda el-Colan köyü ile el-Bassali çiftliği arasındaki yolu kontrol altına aldığı bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığına göre, İsrail güçleri bölgede iki kontrol noktası kurarak yoldan geçen kişileri ve araçları aradıktan sonra daha sonra bölgeden çekildi. Şam’daki kaynaklar, söz konusu uygulamaların İsrail’in bölgede fiili ancak resmî olarak ilan edilmemiş bir ‘tampon bölge’ oluşturma çabasının parçası olduğunu öne sürdü.

Maariye ve Abidin Belediye Başkanı Muvaffak Mahmud SANA’ya yaptığı açıklamada, yaklaşık 150 askerden oluşan ve dört askeri araçla bölgeye gelen İsrail birliğinin dün sabah Maariye köyünün doğu girişinde bir kontrol noktası kurduğunu belirtti. Mahmud, askerlerin yaya ve araçlarda arama yaptıktan sonra bölgeden ayrıldığını ifade etti.

derfgthy
Suriye’nin güneyindeki Kuneytra bölgesinde bulunan Birleşmiş Milletler Ayrılma Gözlem Gücü (UNDOF) unsurları (Arşiv – SANA)

Yerel kaynaklar, Dera’nın batısındaki Vadi er-Rakkad bölgesinde koyun otlatan bir gencin İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu yaralandığını bildirdi. Yaralının, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) unsurları tarafından Neva Hastanesi’ne götürülerek ilk müdahalesinin yapıldığı, ardından tedavisinin sürdürülmesi için Dera kentindeki bir hastaneye sevk edildiği aktarıldı.

Öte yandan, 8 Aralık 2024’te Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden bu yana İsrail güçlerinin Suriye topraklarında 665 kilometrekarelik bir alanın kontrolünü ele geçirdiği ve bölgede 9 askeri nokta kurduğu belirtiliyor. Ayrıca İsrail ordusunun, işgal altındaki Suriye Golanı sınırı boyunca kara operasyonlarını sürdürdüğü; bu faaliyetlerin Kuneytra kırsalının kuzey ve güney kesimlerinden başlayarak Dera’nın batısındaki Yermuk Havzası’na kadar uzanan geniş bir alanda Suriye içlerine doğru kademeli şekilde ilerlediği ifade ediliyor.

(

)

Suriyeli ve uluslararası güvenlik kaynaklarına dayanan raporlara göre İsrail, ‘sarı hat’ olarak adlandırılan, esnek ve resmî olarak ilan edilmemiş bir güvenlik nüfuz alanı oluşturdu. Söz konusu hattın, Kuneytra ve Dera vilayetlerinden Şam’ın güney kırsalına kadar uzanan bölgede askeri faaliyetleri sınırlandırmayı ve ağır silahların tamamen ortadan kaldırılmasını hedeflediği; böylece Celile ve işgal altındaki Golan’ın güvenliği için stratejik bir derinlik oluşturmayı amaçladığı belirtiliyor.

Jusoor Araştırma Merkezi araştırmacısı Reşid Hurani ise İsrail’in kara operasyonlarının, fiilen ilan edilmemiş bir ‘tampon bölge’ oluşturmayı amaçladığını söyledi. Hurani’ye göre İsrail, Kuneytra vilayetindeki Cebata el-Haşab, Kudne ve Refid bölgeleri ile Dera’nın batı kırsalı ve özellikle Yermuk Havzası’nda tarım arazilerini tahrip ederek, ayrıca altyapı ve askeri noktaları tekrarlanan saldırılarla hedef alarak bu stratejiyi uyguluyor. Bu uygulamaların, sivillerin tarım arazilerine erişimini engellemeyi, hareket özgürlüğünü kısıtlamayı ve bölgede kurulan geçici kontrol noktaları ile sıklaşan sorgulamalar aracılığıyla güvenlik denetimini artırmayı hedeflediğini ifade eden Hurani, söz konusu adımların sahada kalıcı bir güvenlik kuşağı oluşturma çabasının parçası olduğunu savundu.

İsrail’in Suriye içindeki kara operasyonlarının kapsamının giderek genişlediği belirtiliyor. Bu operasyonlar yalnızca köyleri değil, tarım yollarını, otlakları ve sivil yerleşimleri de kapsarken, sivil ve tarihi yapıların hedef alınması da dikkat çekiyor. Bu çerçevede İsrail güçlerinin Hamidiye köyünde 15 evi yıktığı, ayrıca tarihi Dağıstani Camii, müze binası, adliye, Endülüs Sineması ve tarihi Hacer Hastanesi’ni havaya uçurduğu bildirildi.

Son dönemde İsrail’in Suriye topraklarındaki askeri faaliyetlerinde belirgin bir artış yaşanırken, bu durum Güney Lübnan’da devam eden geniş çaplı İsrail askeri operasyonlarıyla eş zamanlı gerçekleşiyor. İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Litani Nehri’ni geçtiğini, stratejik öneme sahip Şekif Kalesi ile Nebatiye çevresinin kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu. Gelişmelerin ardından kuzey cephesinde güvenlik alarmı yükselirken, Celile bölgesi ve işgal altındaki Golan Tepeleri’nde okulların kapatıldığı bildirildi.

Söz konusu tırmanış, Lübnan ile İsrail arasında savaşı sona erdirecek bir uzlaşıya ulaşılması amacıyla yürütülen müzakerelerin ikinci turundan iki gün önce yaşanıyor. ABD’nin himayesinde Washington’da yapılması beklenen görüşmeler öncesinde bölgedeki gerilim artarken, Suriye ile İsrail arasındaki temaslarda ise durgunluk yaşandığı belirtiliyor. Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani daha önce yaptığı açıklamada, bu yıl boyunca yoğun görüşmeler gerçekleştirildiğini ancak Suriye-İsrail müzakerelerinin henüz somut sonuçlar üretmediğini ifade etmişti.

dfrgt
Dera’nın batı kırsalındaki Yermuk Havzası’nda bulunan Abidin köyü sakinleri, İsrailli askerlerin köye girmesini engelliyor, 16 Aralık 2024. (Daraa24)

Bu çerçevede Hurani, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, İsrail’in İran’a karşı yürütülen savaşta hedeflerine ulaşamamasının, ‘Suriye-İsrail müzakerelerine de yansıyan bir gerilemeye yol açtığını’ söyledi. Hurani, Suriye yönetiminin Hizbullah ile görüş ayrılıkları bulunmasına rağmen, İran ve Hizbullah’ın direncini desteklediğini belirterek, bunun Şam’ın İsrail’in Güney Suriye’de siyasi veya askeri yollarla dayattığı fiili durumu kabul etmediğini gösterdiğini ifade etti. Hurani’ye göre, özellikle 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın uluslararası destek görmeye devam etmesi, Suriye’nin bu konudaki tutumunu güçlendiriyor.

Suriye, İsrail’in ülkenin güneyindeki tüm uygulama ve adımlarını uluslararası hukuk açısından geçersiz ve hükümsüz kabul ediyor; bu girişimlerin herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığını savunuyor. Öte yandan Suriye hükümeti, İsrail ile yürütülen müzakereleri ‘stratejik bir dosya’ olarak değerlendiriyor. Hurani, bu dosyanın Suriye yönetiminin devlet kurumlarını gerçek anlamda yeniden inşa etme süreciyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Hurani’ye göre Şam yönetimi, komşu ülkelerle yaşadığı sorunları çözme hedefi doğrultusunda hareket ediyor ve bu alanda önemli ölçüde başarı elde etmiş durumda. Bu nedenle İsrail ile yürütülen temaslar da yalnızca güvenlik boyutuyla değil, Suriye’nin yeniden yapılanma ve bölgesel normalleşme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.

gbhn
Kuneytra’da İsrail politikalarını protesto etmek için toplanan halkı haber yapan Suriyeli gazeteciler (Arşiv – Kuneytra Medya Merkezi)

Hurani, Şam yönetiminin komşu ülkelerle geliştirdiği olumlu ilişkilerin sonuçlarını hissetmeye başladığını belirterek, ticaret hacmindeki artışın ve güvenlik alanındaki koordinasyonun hem Suriye hem de komşu ülkeler açısından stratejik önem taşıdığını söyledi. Suriye-İsrail müzakere sürecindeki duraksamaların ve yeniden canlanma ihtimalinin, İsrail’in net ve istikrarlı bir müzakere çizgisine sahip olmamasıyla bağlantılı olduğunu savunan Hurani, İsrail’in Suriye dosyasına yaklaşımında ‘kararsızlık ve kafa karışıklığı’ yaşadığını ifade etti. Hurani’ye göre Tel Aviv yönetimi, yalnızca Suriye sahasında değil, Lübnan ve Gazze gibi diğer cephelerde de karşı karşıya kaldığı baskılar nedeniyle tutarlı bir politika ortaya koymakta zorlanıyor.

Öte yandan, İsrail’in Güney Suriye’ye yönelik yaklaşımını Gazze ve Güney Lübnan’da uyguladığı güvenlik ve askeri stratejiye benzer bir modele dönüştürebileceğine ilişkin değerlendirmeler de bulunuyor. Buna göre İsrail’in sahadaki kontrol alanlarını genişletmeye, yerel çevreleri zayıflatmaya ve uzun vadeli fiili durumlar oluşturmaya çalışabileceği öngörülüyor. Bu yaklaşımın, işgal altındaki Golan Tepeleri’nde yürütülen yerleşim ve ekonomik projelerle eş zamanlı ilerleyebileceği belirtiliyor. Söz konusu projeler arasında Katzrin yerleşiminin genişletilmesi ve Golan köylerinde rüzgâr türbini projelerinin hayata geçirilmesi de yer alıyor. Hurani’nin hazırladığı araştırmada, Netanyahu yönetiminin, mevcut gerilim dalgaları sona erse bile sınır bölgelerinin güvenlik kontrolü altında tutulmasını hedefleyen bir strateji izlediği sonucuna varıldığı ifade edildi. Bu çerçevede, İsrail’in Güney Suriye’deki askeri ve güvenlik varlığını geçici değil, uzun vadeli bir düzenleme olarak şekillendirmeye çalışabileceği değerlendirmesinde bulunuldu.



Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
TT

Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)

Sudan'ın Batı Kurdufan eyaletinde bir altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 işçi hayatını kaybetti. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre iki kurtulan, bugün çok sayıda kişinin hâlâ kayıp olduğunu ve enkaz altında hayatını kaybetmiş olabileceklerinden endişe edildiğini söyledi.

Kaza, dün eyaletteki en-Nuhud kenti yakınlarında bulunan ez-Zera altın madeninde meydana geldi. Bu sabah itibarıyla kurtarma ekiplerinin enkazdan 60 kişinin cansız bedenini çıkardığı bildirildi.


Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a Refah Tugayı Komutanı’nın suikasta uğradığını doğruladı

Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
TT

Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a Refah Tugayı Komutanı’nın suikasta uğradığını doğruladı

Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd

Hamas hareketinden üç kaynak bugün sabaha karşı, hareketin silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd’in suikasta uğradığını doğruladı. Kaynaklara göre Ebu Ubeyd, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde bulunduğu çadırın iki füzeyle hedef alınması sonucu hayatını kaybetti.

Üç kaynak, Ebu Ubeyd’in saldırı sırasında çadırda yalnız olduğunu ve olayda hayatını kaybettiğini, saldırı sırasında bölgeden geçen bir kız çocuğunun da yaralandığını belirtti.

Kaynaklar, Ebu Ubeyd’in Hamas ve Kassam Tugayları’nın Refah’taki eski yöneticilerinden biri olduğunu ve eski tugay komutanı Muhammed Şebane’ye yakın olduğunu aktardı. Ebu Ubeyd, Şebane’nin öldürülmesinin ardından onun yerine geçmişti.

İsrail, Refah Tugayı’nın eski komutanı Muhammed Şebane’yi 17 Mayıs 2025’te Han Yunus’taki Avrupa Gazze Hastanesi çevresindeki bir tüneli bombalayarak öldürmüştü. Şebane, o sırada Kassam Tugayları’nın komutanı olan Muhammed es-Sinvar’ın yanındaydı. Es-Sinvar, daha önce Muhammed ed-Dayf’ın öldürülmesinin ardından bu göreve gelmişti. Ed-Dayf da 13 Temmuz 2024’te düzenlenen başka bir hava saldırısında, Han Yunus Tugayı’nın eski komutanı Rafi Selame ile birlikte öldürülmüştü.

Ebu Ubeyd’in Refah’ta Kassam Tugayları’nın kuruluşunda rol alan isimlerden biri olduğu ve tugayın önde gelen komutanları arasında yer alan Raid el-Attar ile Muhammed Ebu Şemale’nin yanında görev yaptığı belirtildi. Attar ve Ebu Şemale, 21 Ağustos 2014’te İsrail tarafından öldürülmüştü. Ebu Ubeyd’in ayrıca Kassam Tugayları’nın eski komutanı ve Muhammed ed-Dayf’ın sağ kolu Ahmed el-Caberi ile de iyi ilişkileri bulunduğu, Caberi’nin ise 14 Kasım 2012’de İsrail tarafından öldürüldüğü kaydedildi.

Kaynaklardan biri, Ebu Ubeyd’in 2006 yılında İsrailli asker Gilad Şalit’in kaçırılması operasyonuna katkıda bulunduğunu ve Şalit’in bir süre saklanmasında rol oynadığını söyledi. Kaynağa göre Ebu Ubeyd, son savaş sırasında çok sayıda İsrailli esirin güvenliğinin sağlanmasına ve takas anlaşmaları kapsamında teslim edilmeleri sürecinin denetlenmesine de katkıda bulundu. Ayrıca 2014 yılında Refah yakınlarında İsrail askerlerini kaçırmak amacıyla bir tünel üzerinden sızma girişiminde de rol aldı. Bu operasyonun o dönemde savaşın başlamasına yol açtığı belirtildi.

Ebu Ubeyd, daha önce Yabna Taburu’nun komutanlığını ve Refah’ın merkez bölgesinden sorumluluğu üstlendi. Bir süre istihbarat teşkilatının sorumluluğunu da yürüten Ebu Ubeyd, Şebane’nin yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra onun öldürülmesinin ardından Refah Tugayı’nın komutanlığına getirildi.

İsrail ordusu, Ebu Ubeyd’in Şebane’nin öldürülmesinin ardından Refah Tugayı’nın komutanlığına getirildiğini ve daha önce çeşitli görevlerde bulunduğunu açıkladı. Ordu, Ebu Ubeyd’in tugayın faaliyetlerinin yönetilmesinden ve saldırı planlarının hayata geçirilmesinden sorumlu olduğunu, ayrıca savaş boyunca ağır darbe alan tugayın yeniden güçlendirilmesi için çalışmalar yürüttüğünü belirtti.

İsrail son dönemde Kassam Tugayları’nın önde gelen komutanlarına yönelik suikast operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail, perşembeyi cumaya bağlayan gece yarısında (10-11 Eylül), yeni Han Yunus Tugayı Komutanı Muhammed el-Yazuri’yi, el-Mevasi bölgesinde yaya olarak ilerlediği sırada hedef alarak öldürdü.

İsrail ayrıca pazartesiyi salıya bağlayan gece yarısından kısa süre önce, Gazze kentinin kuzeyindeki Sıftavi mahallesinde aracının hedef alınması sonucu Cibaliye el-Beled Taburu Komutanı Ahmed el-Batş’ı öldürdü. Son günlerde düzenlenen peş peşe suikast operasyonlarında farklı alanlarda görev yapan çok sayıda saha komutanı da öldürüldü.

İsrail’in öldürdüğü isimler arasında, geçtiğimiz pazartesi günü Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde bir İsrail İHA’sının çadırı bombalaması sonucu hayatını kaybeden Raif Ebu ez-Zemer de bulunuyor. Şarku’l Avsat başka bir saha kaynağından, Ebu ez-Zemer’in Kassam Tugayları’nın askeri eğitim biriminde bölük komutanı olduğunu ve Refah Tugayı’nın önde gelen saha unsurlarından biri olarak faaliyet gösterdiğini öğrendi. Kaynak, Ebu ez-Zemer’in perşembeyi cumaya bağlayan gece Hamad kentinde aracının bombalanması sonucu öldürülen Mümin Ebu Lebde ile doğrudan bağlantısı bulunduğunu belirtti. Diğer ismin ise aynı tugayın keskin nişancı biriminden sorumlu olduğu kaydedildi.

Hamas’tan bir saha kaynağına göre, Askeri Konsey, farklı tugay ve kurmay birimleri ile bölgelerdeki tabur komutanları ve diğer askeri rütbelerde görev yapan isimlerin tamamı için yedek kadrolar bulunuyor. Kaynak, son dönemde teşkilatın yapısının büyük ölçüde yeniden düzenlenmesi sayesinde komutanlardan birinin öldürülmesi halinde başka bir ismin görevi devraldığını belirtti.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kassam Tugayları’nın örgütsel yapısının, geçmişte tarihi lider kadrolara yönelik suikastların ardından olduğu gibi tamamen esnek şekilde işlediğini söyledi. Kaynağa göre, söz konusu liderlerin öldürülmesinin hemen ardından Askeri Konsey ve tugayların yönetimi için alternatif isimler görevlendirildi.


Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülmesi için “kazanımlar” elde edilmesini zorluyor

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
TT

Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülmesi için “kazanımlar” elde edilmesini zorluyor

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülebilmesini sağlayacak "müzakere kazanımları" elde edilmesi için girişimlerini hızlandırıyor. Bu çaba, müzakere sürecinin tıkanması ve Beyrut'un, İsrail kaynaklı olarak güneyde gerilimin azaldığı yönündeki sızıntılara temkinli yaklaşmasıyla birlikte yürütülüyor. Lübnan tarafı, ABD'li arabulucudan ise güvenilir bilgiler alamamaktan şikâyetçi.

Resmi bir kaynak, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Avn'ın Roma'da yapılması planlanan müzakere turunun ertelenmesini istediğini belirtti. Kaynağa göre Avn, özellikle gerçek bir ateşkesin sağlanması ve Lübnanlı tutukluların serbest bırakılması sürecinin tamamlanması başta olmak üzere, somut ilerleme sağlayacak bir gündem oluşturulmasını şart koştu.

Öte yandan Avn, İsrail'in Ali et-Tahir Tepeleri'ne ilerlememesine ilişkin daha önce alınan mutabakata rağmen Hizbullah'ın bölgede attığı adımı sorguladı. Söz konusu mutabakat kapsamında İsrail'in bölgeye ilerlememesi, karşılığında ise Lübnan ordusunun burada konuşlanması öngörülmüştü.

Avn, Hizbullah'ın bölgeyi Lübnan ordusuna teslim etmek yerine İsrail güçlerine bırakmayı tercih etmesinin nedenini sorguladı. Kaynağa göre böyle bir adım, önümüzdeki dönemde Nebatiye ve çevresindeki beldelerin yeni risk ve yıkımlardan korunmasına katkı sağlayabilirdi.