Trump, İsrail ile Hizbullah arasında saldırıların durdurulması konusunda anlaşma sağlandığını açıkladı

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu görüşmelerinden birinde görüntülenirken (Arşiv - Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu görüşmelerinden birinde görüntülenirken (Arşiv - Reuters)
TT

Trump, İsrail ile Hizbullah arasında saldırıların durdurulması konusunda anlaşma sağlandığını açıkladı

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu görüşmelerinden birinde görüntülenirken (Arşiv - Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu görüşmelerinden birinde görüntülenirken (Arşiv - Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, İsrail’in Beyrut’a herhangi bir asker göndermeyeceğini duyurdu. Açıklama, Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından geldi.

Trump, Truth Social platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Başbakan Benjamin Netanyahu ile son derece verimli bir telefon görüşmesi gerçekleştirdim. İsrail’in Beyrut’a herhangi bir asker göndermeyeceğini teyit ettik. Yolda olan birlikler de geri çekildi. Aynı şekilde, üst düzey temsilciler aracılığıyla Hizbullah ile de son derece verimli görüşmeler yaptım. Taraflar, tam bir ateşkes konusunda anlaşmaya vardı. Buna göre İsrail Hizbullah’a saldırmayacak, Hizbullah da İsrail’e saldırmayacak.”

Trump’ın açıklaması, İsrail ile Hizbullah arasında son dönemde tırmanan gerilimin ardından geldi. Ancak taraflardan henüz söz konusu ateşkese ilişkin resmi ve ayrıntılı bir açıklama yapılmadı.



Havana'daki çöp krizi: Kemirgenlerle yaşamaktan yoruldum

Aralık ayında bu fotoğrafların çekildiği başkentte kriz daha da büyüdü (AFP)
Aralık ayında bu fotoğrafların çekildiği başkentte kriz daha da büyüdü (AFP)
TT

Havana'daki çöp krizi: Kemirgenlerle yaşamaktan yoruldum

Aralık ayında bu fotoğrafların çekildiği başkentte kriz daha da büyüdü (AFP)
Aralık ayında bu fotoğrafların çekildiği başkentte kriz daha da büyüdü (AFP)

Onlarca yıldır ABD ambargosu altındaki Küba'da yaşam, Washington'ın adaya petrol tedarikini engellemesiyle daha da zorlaştı. 

Yakıt kıtlığı nedeniyle çöp kamyonları çalışamıyor. Başkent Havana başta olmak üzere tüm ülkede yaşanan çöp krizi büyüyor. 

New York Times (NYT), başkent sakinlerinin çöp yığınlarından şikayetlerinin arttığını aktarıyor. 

Resmi açıklamalara göre 30 bin çöp konteynırına ihtiyaç duyulan Havana'daki mevcut sayı yalnızca 10 bin ve bunların pek çoğu kötü durumda. 

2019'da Japonya yönetimi 100 çöp kamyonu hediye etse de 5 yıl sonra bunların bozulmaya başladığı haberleri devlet medyasına yansıdı.

Havana'daki 106 çöp kamyonundan yalnızca 44'ünün çalıştığı şubat başında devlet medyası tarafından bildirilmişti. 

Küba yönetimi, askerleri ve işçileri de çöp temizleme kampanyasına seferber etti. 

Amerikan gazetesi, Havana'da yaşayan 79 yaşındaki çöpçü José Fernández Zaldívar'ın şu ifadelerini aktarıyor:

Bazen çöp o kadar fazla oluyor ki evimin girişini kapadıkları için dışarı çıkamıyorum. Önce bir yol açmam gerekiyor. Çok fazla çöp var. Nereden geldiğini anlayamıyorum.

Kamu sağlığı uzmanları, çevredeki kirlilikle birlikte bu yaz sivrisineklerin sayısında ve ilgili hastalıklarda patlama yaşanabileceğini vurguluyor. 

Bu böceklerin bölgede dang humması ve Zika virüsü gibi çeşitli ciddi hastalıklara neden olabileceği hatırlatılıyor. 

Çöpü yakarak yok etme girişimlerinin arttığı gözlemleniyor ama ortaya çıkan dumanlar da sağlığa zarar veriyor. 

Marta Ramos Soler, sokaklara konulan çöp kutularının bölge halkı tarafından içindekilerle birlikte ateşe verildiğini söyledi. 

Geçen yıl kendisi, oğlu ve kaynanasının Chikungunya virüsü kaptığını belirten hemşire, "Kemirgenler ve hamamböcekleriyle birlikte pisliğin içinde yaşamaktan yoruldum" dedi. 

NYT, Trump'ın son yaptırımları öncesinde de sürdürülen Amerikan ablukasının etkisiyle yıllardır çöp sorununun yaşandığını öne sürüyor. Pek çok Kübalı'nın bu durumdan dolayı yönetimi de suçladığı iddia ediliyor. 

2018'de yapılan bir araştırmaysa Havana'daki krizle ilgili iki ana neden belirlemişti: Bozulan çöp kamyonları gibi mekanik sorunlar ve çöp toplayıcılarıyla kent sakinlerinin yaşadıkları yeri temiz tutmaya dair gönülsüzlüğü.

Başbakan Manuel Marrero'nun geçen sene devlet gazetesinde yayımlanan açıklamasında "Gerekli kaynaklara sahip olmadığımız doğru ama aynı zamanda inisiyatif alma, standartları yükseltme ve önceliklendirme konusunda da eksikliklerimiz var" dediği hatırlatılıyor. 

Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump ve danışmanlarının, Küba'ya saldırı senaryoları üzerinde çalıştığı bildiriliyor. 

Eski ABD görevlilerinin kurduğu VIPS (Veteran Intelligence Professionals for Sanity/Sağduyudan Yana Olan Emekli İstihbarat Profesyonelleri) ise bir açıklama yayımlayarak Küba'ya yapılacak herhangi bir müdahalenin kaybetmeye mahkum olduğunu savundu. 

Olası bir askeri harekatın ülkelerindeki Kübalıları birleştireceği ve adada doğrudan ABD'nin sorumlu olacağı bir insani felakete yol açacağı vurgulandı. Oluşabilecek göç krizinin çevredeki ülkeleri de etkileyeceğine işaret edildi. 

Washington'ın öne sürdüğünün aksine, Küba'nın terör örgütlerine destek verdiğine ya da Çin ve Rus casus üslerini barındırdığına dair herhangi bir kanıt olmadığı bildirildi.

VIPS'in açıklamasında ABD yönetiminin eski Küba lideri Raúl Castro hakkında bir iddianame hazırladığı da anımsatıldı. 

94 yaşındaki Castro'nun 1996'daki uçak düşürme olayıyla bağlantısına dair önemli bir kanıt olmadığı ifade edildi. 

Independent Türkçe, NYT, TeleSUR


Ukrayna savaşı köpekleri nasıl değiştirdi?

5. yılına giren savaş sırasında pek çok Ukraynalı, köpeklerini arkada bırakıp evlerinden uzaklara kaçtı (AFP)
5. yılına giren savaş sırasında pek çok Ukraynalı, köpeklerini arkada bırakıp evlerinden uzaklara kaçtı (AFP)
TT

Ukrayna savaşı köpekleri nasıl değiştirdi?

5. yılına giren savaş sırasında pek çok Ukraynalı, köpeklerini arkada bırakıp evlerinden uzaklara kaçtı (AFP)
5. yılına giren savaş sırasında pek çok Ukraynalı, köpeklerini arkada bırakıp evlerinden uzaklara kaçtı (AFP)

Evolutionary Applications adlı bilimsel dergide yayımlanan bir makale, Şubat 2022'de başlayan Ukrayna savaşının köpekleri nasıl hızla farklılaştırdığını gösteriyor.

Bilim insanları, Ukrayna'nın 9 bölgesindeki 763 köpeği inceledi.

Araştırmaya, sahipleri savaştan kaçarken geride bırakılan köpeklerle yaşamı boyunca sokakta kalmış köpekler de dahil edildi.

Cephe yakınlarında yaşayan köpeklerin kurt ve çakallar gibi vahşi akrabalarına daha fazla benzemeye başladığı görüldü.

Güvenli bölgelerde yaşayan köpeklerle karşılaştırıldığında, cephe hattındakilerin burun uzunluklarının orta seviyede olduğu tespit edildi.

Çoğunun vücut kütlesinin daha az olduğu da bildirildi. 

Cephedeki yaşlı, hasta ya da yaralı köpek sayısının daha az olduğu ve bu bölgelerdeki hayvanların gruplar halinde yaşamaya daha fazla meylettiği aktarılıyor.

Lviv Üniversitesi zoologlarından Mariia Martsiv, başyazarı olduğu makale için yaptıkları çalışma hakkında "Cephede daha rahat bir şekilde hayatta kalan köpekler 'vahşi' fenotipe sahip olanlar: Dik kulak, düz kuyruk ve daha az beyaz renk" diyor.

Gdansk Üniversitesi'nde doktora yapan Małgorzata Witek de yazarları arasında olduğu makale hakkında konuştu:

Savaş, güçlü bir filtre gibi, ekstrem koşullarda hayatta kalmayı sağlayan özellikleri destekliyor. Bizi en çok şaşırtan şey, bu özelliklerin ne kadar hızlı belirginleştiğiydi. Savaş görece kısa bir zaman önce başlasa da cephedeki köpeklerle diğerleri arasındaki farklar çok belirgin.

Witek, bunun hızlı bir evrimden kaynaklandığını düşünmediklerini de vurguladı. 

Bu çalışmayı haberleştiren New York Times (NYT), büyük köpeklerin mayınları tetikleme riskinin daha yüksek olması gibi etkenlere işaret ediyor.

Araştırmada cephedeki köpeklerin çoğunun hâlâ gıda için insanlara bel bağladığı gösterildi. 

Bazılarının Ukrayna askerleriyle birlikte yaşadığı, zaman zaman köpeklerin cephedeki cesetleri yediği vakaların da görüldüğü bildirildi. 

Gdansk Üniversitesi'nden Małgorzata Pilot bazılarınınsa insanlara ihtiyaç duymadığını vurguluyor:

Buna yabanileşme diyebiliriz.

NYT'nin görüş aldığı yaban hayatı uzmanı Euan Ritchie, kendisinin yer almadığı araştırmayı önemli bulduğunu söyledi:

Köpeklerin savaşın yıkıcı etkilerinden bu kadar açık biçimde etkilenmesine dair kanıtlar, o kadar da yer değiştiremeyen ve yaşam alanlarıyla gıdaları açısından daha kısıtlı olan diğer türler için de alarm işlevi görmeli.

Independent Türkçe, NYT, Evolutionary Applications


Uydu görüntülerine göre İran’da yer altı füze tesisleri onarılıyor

İran’ın orta kesimlerindeki İsfahan Balistik Füze Tesisi’ne düzenlenen saldırının ardından, 8 Mart 2026 (AFP)
İran’ın orta kesimlerindeki İsfahan Balistik Füze Tesisi’ne düzenlenen saldırının ardından, 8 Mart 2026 (AFP)
TT

Uydu görüntülerine göre İran’da yer altı füze tesisleri onarılıyor

İran’ın orta kesimlerindeki İsfahan Balistik Füze Tesisi’ne düzenlenen saldırının ardından, 8 Mart 2026 (AFP)
İran’ın orta kesimlerindeki İsfahan Balistik Füze Tesisi’ne düzenlenen saldırının ardından, 8 Mart 2026 (AFP)

Uydu görüntüleri ve uzmanların analizleri, İran'ın savaş süresince ABD ve İsrail saldırılarıyla hedef alınan yer altı füze tesislerinin girişlerinin büyük bölümünü yeniden açtığını ortaya koydu. Bu gelişme, tünel girişlerini ve bunlara ulaşan yolları bombalayarak İran'ın füze kapasitesini etkisiz kılma hesabının sınırlarını gözler önüne seriyor.

CNN'in analizine göre İran, 18 yer altı füze tesisinde hedef alınan 69 tünel girişinden 50'sini yeniden açmayı başardı.

Uydu görüntüleri, saldırıların yıktığı yolları onarıp enkazı kaldırmak ve çukurları doldurmak amacıyla buldozer, yükleyici ve damperli kamyon gibi alışılagelmiş iş makinelerinin kullanıldığını gösteriyor. Bu çalışmalarla füze rampalarının tünel girişlerine yeniden erişimin sağlanması hedefleniyor.

CNN, savaşın ilk haftalarında ABD ve İsrail saldırılarının tünel girişlerini gömerek, yolları tahrip ederek ve kazı ekipmanlarını hedef alarak İran'ın füze tesislerinin bir bölümüne erişimini kısıtlamayı başardığını aktardı. Ancak Tahran, çatışmalar devam ederken tehlikeyi göze alıp yeniden açma çalışmalarını sürdürdü; bu sayede çok daha düşük bir hızda da olsa füze faaliyetlerini kesintisiz yürütebildi. Yedi haftayı aşkın bir süre önce yürürlüğe giren ateşkesin ardından bu çabalar, belirgin biçimde hız kazandı.

dfrgthy
Telegram'da yayılan ve Tahran'ın doğusundaki dağlarda yer alan hassas Parçin Balistik Füze Tesisi’nde gerçekleştiği değerlendirilen büyük bir patlamayı gösteren fotoğraf

James Martin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Çalışmaları Merkezi'nden (CNS) araştırmacı Sam Lair, üretim dursa bile İran'ın elinde rampa ve operasyon ekibi bulunduğu sürece savaşın yeniden başlaması halinde füze faaliyetlerini sürdürebileceğini belirtti. Lair, İran'ın mevcut füze stoğunun geri kalan rampalar için yeterli miktarda silah sağlamaya devam ettiğini de sözlerine ekledi.

Dezful'daki bir füze tesisine ait görüntüler, beş girişten dördünün 12 Mayıs itibarıyla yeniden açıldığını ortaya koyuyor. Kirmanşah’ın kuzeyindeki tesise ait görüntülerde ise daha önce bombalanan iki girişin yeniden açıldığı ve bu girişlere ulaşan yolların onarılıp yeniden asfaltlandığı görülüyor. İsfahan ve Humeyn yakınlarındaki tesislerde de enkazın kaldırılması ve çukurların doldurulması amacıyla inşaat araçlarının çalıştığı tespit edildi.

CNN'e konuşan uzmanlar, saldırıların girişler ve yüzey yollarına odaklanması nedeniyle yeraltının derinliklerinde depolanan füze stoğunun büyük olasılıkla ciddi bir hasar görmediğini ifade etti. Uzmanlara göre İran, yer altı balistik füze tesislerinde hâlâ yaklaşık bin füze bulunduruyor.

CNN, bu bulguların ABD-İsrail askeri stratejisinin etkinliğine ilişkin soru işaretleri doğurduğunu değerlendirdi. Söz konusu strateji, üsleri geçici olarak devre dışı bırakmada taktik başarı sağlamış; ancak İran'ın bunları görece kısa sürede yeniden faaliyete geçirmesini engelleyememişti.

Lair ise İran'ın füze gücünü yeraltına gömerek etkisiz kılmanın taktik bir başarı sayılabileceğini, ancak net ve ulaşılabilir savaş hedefleriyle ilişkilendirilmediği takdirde stratejik bir başarısızlığa dönüşebileceğini vurguladı.

CNN ayrıca, elektronik bileşen fabrikalarından yakıt ve gövde tesislerine uzanan füze üretim zincirine yönelik saldırıların, Tahran'ın kapasitesini Washington ve Tel Aviv'in istediği hızda yeniden inşa etmesini engelleyemeyebileceğine dikkati çekti.

ABD'li bir yetkiliden aktarılan bilgiye göre İran, kapasitesini yeniden inşa etmek için Amerikan istihbaratının öngördüğü takvimin önüne geçmiş durumda.

CNN’in haberi, saldırı maliyeti ile toparlanma maliyeti arasındaki derin uçurumun tek başına askeri seçeneğe yaslanmanın güçlüğünü gözler önüne serdiği sonucuna varıyor. Saldırılar gelişmiş ve pahalı silahlar gerektirirken İran, pek çok hasarı buldozer gibi basit araçlarla onarabiliyor.

CNN'in bulguları, geçen hafta New York Times'ın yayımladığı bir haberle de örtüşüyor. Söz konusu haber, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran ordusunun ağır biçimde çökertildiğine dair sunduğu tablonun, karar alıcılara iletilen gizli Amerikan istihbarat değerlendirmeleriyle bağdaşmadığına işaret ediyor.

Habere göre bu değerlendirmeler, İran'ın füze üslerinin, fırlatma rampalarının ve yer altı tesislerinin büyük bölümüne -Hürmüz Boğazı boyunca uzanan hassas tesisler dahil- yeniden erişim sağladığını ortaya koyuyor.

frgtyu7ı8
İsrail ordusunun cumartesi günü İran'ın batısındaki bir füze tesisine yönelik saldırılardan yayımladığı videodan alınan görüntü

Değerlendirmelere vakıf kişilerden aktarılan bilgilere göre İran, boğaz boyunca konuşlandırılmış 33 balistik füze tesisinden 30'una yeniden operasyonel erişim sağladı. Bu durum, söz konusu su yolundan geçen ABD savaş gemileri ve petrol tankerleri için ciddi bir tehdit oluşturabilir.

Değerlendirmeler ayrıca Tahran'ın ülke genelindeki mobil fırlatma rampalarının yaklaşık yüzde 70'ini hâlâ işlettiğini ve savaş öncesi füze stoğunun yüzde 70'ini koruduğunu ortaya koydu. Bu stok; bölgesel hedefleri vurma kapasitesine sahip balistik füzeler ile daha az sayıda seyir füzesini kapsıyor.

NYT’ye göre ABD askeri istihbarat ajansları, yetkilileri İran'ın yer altı füze depolama ve fırlatma tesislerinin yaklaşık yüzde 90'ına yeniden erişim sağladığı yönünde bilgilendirdi. Bu tesisler artık kısmen ya da tamamen faaliyette kabul ediliyor.

Gazete, söz konusu tahminlerin Başkan Trump'ın ve Savunma Bakanı Pete Hegseth'in İran ordusunun imha edildiğine ve yıllarca savaşamaz hale getirildiğine dair daha önce yaptığı açıklamaları temelden sarstığını vurguladı.