Rusya'nın Ukrayna genelinde düzenlediği geniş çaplı saldırıda 5 kişi öldü, onlarca kişi yaralandı

Moskova'nın büyük bir saldırı planladığı yönündeki uyarıların ardından

 Rusya'nın Ukrayna'nın başkenti Kiev'e düzenlediği gece baskınının ardından yükselen dumanların fotoğrafını çeken bir kişi (Reuters)
Rusya'nın Ukrayna'nın başkenti Kiev'e düzenlediği gece baskınının ardından yükselen dumanların fotoğrafını çeken bir kişi (Reuters)
TT

Rusya'nın Ukrayna genelinde düzenlediği geniş çaplı saldırıda 5 kişi öldü, onlarca kişi yaralandı

 Rusya'nın Ukrayna'nın başkenti Kiev'e düzenlediği gece baskınının ardından yükselen dumanların fotoğrafını çeken bir kişi (Reuters)
Rusya'nın Ukrayna'nın başkenti Kiev'e düzenlediği gece baskınının ardından yükselen dumanların fotoğrafını çeken bir kişi (Reuters)

Yetkililer, Rusya'nın bugün sabaha karşı Ukrayna'nın başlıca kentlerine düzenlediği hava saldırılarında en az 5 kişinin hayatını kaybettiğini, onlarca kişinin de yaralandığını açıkladı. Kiev, Dnipro ve Harkiv'i hedef alan saldırılar, Moskova'nın büyük çaplı bir operasyon hazırlığında olduğu yönündeki uyarıların ardından geldi.

Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko, bir apartman binasını hedef aldığı değerlendirilen füze saldırısı sonucu 24 katlı bir konut bloğunun kısmen çöktüğünü belirtti. Kliçko, enkaz altında kalan kişilerin olabileceğini ifade ederken, ilk belirlemelere göre 4 kişinin yaralandığını belirtti.

Kliçko ayrıca, Podil semtindeki konut dışı bir binada yangın çıktığını, bir füze parçasının çatıya düşmesi sonucu dokuz katlı bir apartmanda da yangın meydana geldiğini açıkladı.

Telegram üzerinden açıklama yapan Kiev Belediye Başkanı, “Obolon semtinde düşen füze parçalarının isabet ettiği araçlar yanıyor. Açık alanlarda da iki ayrı noktada yangın çıktı. Bunlardan biri bir anaokulunun yakınında bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Kiev Askerî İdaresi Başkanı Timur Tkaçenko ise başkentin farklı bölgelerinde en az bir kişinin öldüğünü ve 29 kişinin de yaralandığını duyurdu.

Hava saldırısı uyarılarının ardından Kiev'de binlerce kişi metro istasyonlarına ve diğer sığınaklara yöneldi. Sabahın erken saatlerinde Ukrayna'nın büyük bölümünde hava saldırısı alarmı verildi.

Ukrayna'nın doğusundaki Dnipro bölgesinin valisi Oleksandr Hanza, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada saldırılar sonucu 4 kişinin hayatını kaybettiğini, 16 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Hanza, yaralıların tamamının hastaneye kaldırıldığını ve durumlarının orta seviyede olduğunu belirtti. Paylaşılan görüntülerde ağır hasar gören konutlar, yanan araçlar ve tahrip edilmiş bir çocuk parkı yer aldı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, dün yaptığı açıklamada Rusya'nın büyük çaplı bir saldırı düzenleyebileceği yönündeki uyarılarını yineledi ve vatandaşlardan hava saldırısı sirenlerine dikkat etmelerini istedi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Rusya geçen hafta, Ukrayna ordusuyla bağlantılı hedefler ile karar alma merkezlerine yönelik “sistematik saldırılar” gerçekleştireceğini duyurmuş ve yabancı ülke vatandaşlarına Kiev'i terk etme çağrısında bulunmuştu.

Moskova, bu kararın Rusya kontrolündeki Luhansk bölgesindeki bir öğrenci yurduna geçen hafta düzenlenen ve 21 kişinin ölümüne yol açan insansız hava aracı (İHA) saldırısına misilleme olduğunu açıklamıştı. Ukrayna ise söz konusu saldırıyı gerçekleştirdiği yönündeki iddiaları reddetti.

Kuzeydoğu Ukrayna'daki Harkiv Belediye Başkanı İhor Terekhov, İHA ve füzelerle düzenlenen saldırılarda aralarında bir çocuğun da bulunduğu 10 kişinin yaralandığını açıkladı.

Savaş boyunca Rusya, Ukrayna'nın enerji tesisleri ve altyapı unsurlarını hedef alırken; Ukrayna da bu yıl Rusya topraklarındaki petrol tesislerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Her iki taraf da zaman zaman can kayıplarına yol açan bu saldırılarda sivilleri hedef aldıkları iddialarını reddediyor.

Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı geniş çaplı işgalin ardından Ukrayna'daki savaş dördüncü yılını geride bırakırken, çatışmaları sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimler henüz kayda değer bir ilerleme sağlayamadı. Bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin dikkatini büyük ölçüde Ortadoğu'daki gelişmelere yönelttiği belirtiliyor.



Samoa Başbakanı, 20 yıl önce “Yaşasın Hitler” dediği için özür diledi!

Samoa Başbakanı La‘auli Leuatea Schmidt (Arşiv)
Samoa Başbakanı La‘auli Leuatea Schmidt (Arşiv)
TT

Samoa Başbakanı, 20 yıl önce “Yaşasın Hitler” dediği için özür diledi!

Samoa Başbakanı La‘auli Leuatea Schmidt (Arşiv)
Samoa Başbakanı La‘auli Leuatea Schmidt (Arşiv)

Samoa Başbakanı, kendisini “Heil Hitler” (Yaşasın Hitler) diye slogan atarken ve Nazi selamı verirken gösteren görüntülerin yayılmasının ardından bugün özür diledi.

La’auli Leuatea Schmidt yaptığı açıklamada, görüntülerin yaklaşık 20 yıl önce düzenlenen bir aile toplantısına ait olduğunu ve hiçbir zaman kamuoyuna yansımalarının amaçlanmadığını belirtti. Schmidt, “Görüntülerde, özel bir aile toplantısı sırasında ‘Heil Hitler’ dediğim ve Nazi Almanyası ile ilişkilendirilen bir hareket yaptığım görülüyor (...) Bu, kamuya açık bir etkinlik değildi” ifadelerini kullandı.

Schmidt, “20 yıl önceki bu toplantının bağlamı veya niyeti ne olursa olsun, söz konusu ifadelerin ve hareketin uygunsuz olduğunu ve insanların incinmesine ve rahatsızlık duymasına yol açabileceğini kabul ediyorum. Bu nedenle bunları kullandığım için özür diliyorum” dedi.

Schmidt daha önce İsrail’e güçlü desteğini dile getirmiş ve yıl sonundan önce Kudüs’te bir büyükelçilik açma sözü vermişti. Schmidt, “Nazizmi, antisemitizmi, ırkçılığı ve her türlü siyasi aşırılığı reddediyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Schmidt, 2025 yılında başbakan olarak yemin ederken Yahudi dua şalı (tallit) giymiş, tören salonuna da törensel şofar sesi eşliğinde girmişti. Yerel basına göre o dönemde Schmidt, “İsrail’in, Tanrı’nın topraklarının yanında duruyorum” demişti. Schmidt sözlerini, “Samoa, Tanrı’nın kutsal topraklarının yanında duracak ve onu destekleyecek” şeklinde sürdürmüştü.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Samoa gibi dindarlığın güçlü olduğu Pasifik ülkelerinde, Yahudilerin bir gün İsrail topraklarına geri dönmesinin kaderlerinde olduğunu öngören Eski Ahit kehanetlerine inanılıyor.


Nijer uranyumu yönünü Paris’ten Moskova’ya mı çeviriyor?

Nijer ve Rusya, enerji ve madencilik alanlarında ortak projeler hayata geçirmek için zamana karşı yarışıyor (Yerel medya)
Nijer ve Rusya, enerji ve madencilik alanlarında ortak projeler hayata geçirmek için zamana karşı yarışıyor (Yerel medya)
TT

Nijer uranyumu yönünü Paris’ten Moskova’ya mı çeviriyor?

Nijer ve Rusya, enerji ve madencilik alanlarında ortak projeler hayata geçirmek için zamana karşı yarışıyor (Yerel medya)
Nijer ve Rusya, enerji ve madencilik alanlarında ortak projeler hayata geçirmek için zamana karşı yarışıyor (Yerel medya)

Rusya ve Nijer, dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan ancak tek başına 350 bin tondan fazla uranyum rezervine sahip Nijer’de nükleer projeler hayata geçirmek için zamana karşı yarışıyor. Bu rezervler, Nijer’i dünyanın en önemli ve stratejik madenlerinden biri olan uranyum rezervleri bakımından dünyada yedinci sıraya taşıyor.

Nijer, beş yıldır Fransa’nın madenlerden uranyum çıkararak karşılığında Niamey’e vergi ve çeşitli ödemeler yaptığı düzenin ardından, uranyum madenlerini jeopolitik konumunu yeniden şekillendirecek bir araca dönüştürmeye çalışıyor. Ancak 2023’teki darbenin ardından Niamey, Fransa’yı ülkeden çıkarmaya ve madencilikten nükleer reaktörlere kadar kapsamlı bir Nijer nükleer sistemi kurma sözü veren Rusya’ya yönelmeye karar verdi.

Bu hızlanma, geçen cuma günü Nijer Cumhurbaşkanı General Abdourahamane Tiani’nin, iki ülke arasındaki hükümetlerarası ortak komitenin 100’den fazla katılımcıyla gerçekleştirilen ilk toplantısının sonunda Rusya Enerji Bakanı Sergey Tsivilyov başkanlığındaki Rus heyetini kabul etmesiyle açıkça görüldü. Tiani, Rus heyetiyle görüşmesinde, Nijer’in yıllardır ciddi bir enerji ve elektrik krizi yaşadığına dikkat çekerek, Rusya-Afrika Zirvesi’nin 28-29 Ekim tarihlerinde Moskova’da düzenlenmesi öncesinde “belirlenen projelerin hayata geçirilmesini hızlandırma” çağrısında bulundu.

gthyjuık
Geçen cuma günü Niamey’de düzenlenen Rusya-Nijer Ortak İşbirliği Komitesi toplantısından, (Yerel medya)

Rusya-Nijer Ortak İşbirliği Komitesi’nin cuma günü Niamey’de gerçekleştirdiği toplantı sonucunda iki mutabakat zaptı imzalandı. Bunlardan ilki, Nijer hükümeti ile Rusya’nın Rosatom şirketi arasında nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımına ilişkin olurken, ikincisi bir Rus şirketiyle güneş enerjisi santrali kurulmasına yönelik imzalandı.

Komitede enerji, petrol ve madencilik; sağlık, tarım ve çevre; eğitim, mesleki ve yükseköğretim; ulaştırma ve iletişim olmak üzere dört alan ele alındı. Rus tarafı enerji alanında kapsamlı bir hizmet paketi sunmanın yanı sıra su kaynaklarının kullanımı, yenilenebilir enerji ve sivil nükleer enerji için bir ana plan hazırlanmasına yardımcı olmayı teklif etti.

Rus Bakan, jeoloji, doğal kaynakların araştırılması ve ham madde çıkarmakla yetinmek yerine yerel işleme sanayilerinin kurulması alanlarında iş birliğini geliştirmeye hazır olduklarını belirtti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu açıklamanın uranyum ve altına atıf yaptığı değerlendirildi. Rusya ayrıca Nijer’le tahıl, yağ ve gübre gibi tarım ürünlerindeki ticareti artırmayı hedeflediğini ifade etti.

Kamulaştırmadan ortaklığa

Bu yakınlaşmanın kökleri, Temmuz 2023’teki darbeye uzanıyor. Niamey, Haziran 2025’te Fransız Orano şirketinin Arlit’teki uranyum madenini işleten iştiraki Somair’i kamulaştırdı. Orano’nun bu şirketteki payı yüzde 63’ün üzerindeydi. Yüzde 90’ı Fransız devletine ait olan Orano, buna karşılık dört uluslararası tahkim davası açtı.

23 Eylül’de ise Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü Merkezi (ICSID), Niamey’in yaklaşık 1000 ton olduğu tahmin edilen ve değeri 300 milyon avroyu bulan dondurulmuş uranyum stokunu üçüncü bir tarafa satmaması veya devretmemesi yönünde karar verdi. Bu adım, Fransa’nın söz konusu uranyumun Moskova’ya ulaşmasını engelleme çabası olarak değerlendirildi.

Rosatom, 28 Temmuz 2025’te Niamey ile ilk nükleer enerji mutabakatını imzaladı. Tsivilyov o dönemde, “Görevimiz yalnızca uranyum çıkarılmasına katılmak değil, Nijer’de barışçıl nükleer enerjinin geliştirilmesi için kapsamlı bir sistem kurmaktır” dedi. Nijer devlet şirketi Timersoi de Rosatom’a bağlı Uranium One ile yeni madencilik projelerinin geliştirilmesine yönelik paralel bir mutabakat imzaladı. Uranium One Başkanı Pavel Larionov anlaşmayı “uzun vadeli Rusya-Nijer iş birliğinin inşasında önemli bir adım” olarak nitelendirdi.

Hedefler Eylül 2025’te daha da büyüdü. Dönemin Nijer Maden Bakanı Ousmane Abarchi, Moskova’da yaptığı açıklamada, ülkesinin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetimi altında 2 bin megavat kapasiteli iki nükleer reaktör inşa etmeye hazır olduğunu duyurdu. Rosatom Genel Müdürü Aleksey Lihaçev ise öneriyi “son derece ilginç” olarak değerlendirdi.

Geçen cuma düzenlenen toplantıda mevcut Nijer Enerji Bakanı Albay Sini Alzouma, “Sivil nükleer enerji Nijer için büyük bir stratejik ufuk oluşturuyor” dedi. Alzouma, ortaklığın “teknoloji transferine, gençlerin eğitimine ve yerel sanayinin geliştirilmesine” katkı sağlaması gerektiğini vurguladı.

Projenin önündeki engeller

Bununla birlikte Batılı analistler, medyada dile getirilenlerle bu projelerin sahada hayata geçirilmesi arasında büyük bir uçurum bulunduğu uyarısında bulunuyor. Afrika merkezli Modern Ghana gazetesi, bugün evlerde temel elektrik aydınlatmasından dahi yoksun olan Nijer’in “Rosatom reaktörleriyle yakın gelecekte aydınlanamayacağını” yazdı ve büyük uranyum sevkiyatının hâlâ alıcı bulamadan beklediğine dikkat çekti.

Paris’ten konuşan ekonomi araştırmacısı Eloise Laurent ise Fransa’nın “nükleer egemenliğinin Nijer’deki madenlerde değil, Fransa’daki dönüştürme tesislerinde belirlendiğini” savundu. Bu açıklama, Paris’in daha önce uranyum ihtiyacının yaklaşık yüzde 40’ını karşılayan bir tedarik kaynağını kaybetmesine ilişkin endişeleri yatıştırma çabası olarak değerlendirildi.

Gözlemciler ayrıca Nijer’de ve hatta Moskova ile ittifak kuran diğer Sahel ülkelerinde sivil nükleer reaktör projelerinin ciddi güçlüklerle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Geniş bölgelerinin El Kaide ve DEAŞ bağlantılı örgütlerin kontrolünde bulunduğu, silah, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı ağlarının faaliyet gösterdiği güvensiz bir bölgede bu tür ileri teknolojilerin inşa edilmesinin son derece zor olduğuna dikkat çekiliyor.


İsrail ordusu, Güney Suriye'deki askeri bölgeye sızmaya çalışan "şüpheliyi" öldürdü

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, bazı komutan ve askerlerle birlikte Güney Suriye'de düzenlediği incelemede, (Arşiv – İsrail Ordusu)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, bazı komutan ve askerlerle birlikte Güney Suriye'de düzenlediği incelemede, (Arşiv – İsrail Ordusu)
TT

İsrail ordusu, Güney Suriye'deki askeri bölgeye sızmaya çalışan "şüpheliyi" öldürdü

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, bazı komutan ve askerlerle birlikte Güney Suriye'de düzenlediği incelemede, (Arşiv – İsrail Ordusu)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, bazı komutan ve askerlerle birlikte Güney Suriye'de düzenlediği incelemede, (Arşiv – İsrail Ordusu)

İsrail ordusu bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, Güney Suriye'de işgal ettiği güvenlik bölgesi içerisindeki bir askeri noktaya sızmaya çalışan bir "şüpheliyi" öldürdüğünü duyurdu.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, "Kısa süre önce İsrail Savunma Kuvvetleri askerleri, Güney Suriye'deki güvenlik bölgesi içerisinde bulunan bir askeri noktaya sızmaya çalışan bir şüpheli tespit etti. Hızlı teşhis sürecinin ardından askerler şüpheliye ateş açarak onu etkisiz hale getirdi" ifadelerine yer verildi. Açıklamada, İsrail askerleri arasında yaralanan olmadığı belirtildi.

Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından İsrail güçleri, Golan Tepeleri'ne komşu tampon bölgenin dışına çıkarak Lübnan ile Suriye arasındaki sınırda bulunan Hermon (Şeyh) Dağı'na kadar ilerledi. İsrail, Güney Suriye’de silahlardan arındırılmış bir bölge oluşturma niyetinde olduğunu açıkladı. Tel Aviv'deki yetkililer, İsrail güçlerinin bölgeden çekilmeyi planlamadığını vurguluyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail, o tarihten bu yana Suriye'ye yüzlerce hava saldırısı düzenledi. Saldırıların büyük bölümü askeri hedeflere yönelik gerçekleşirken İsrail, operasyonların amacının yeni yönetimin eski Suriye ordusuna ait silah ve mühimmat stoklarına erişmesini engellemek olduğunu ifade etti.