Güney İtalya kıyılarında 6.1 büyüklüğünde deprem

İtalya'nın orta kesimini vuran deprem bölgesinde kurtarma ekipleri (Arşiv- Reuters)
İtalya'nın orta kesimini vuran deprem bölgesinde kurtarma ekipleri (Arşiv- Reuters)
TT

Güney İtalya kıyılarında 6.1 büyüklüğünde deprem

İtalya'nın orta kesimini vuran deprem bölgesinde kurtarma ekipleri (Arşiv- Reuters)
İtalya'nın orta kesimini vuran deprem bölgesinde kurtarma ekipleri (Arşiv- Reuters)

Alman Yer Bilimleri Araştırma Merkezi (GFZ), Güney İtalya açıklarında Richter ölçeğine göre 6,1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre merkez, depremin yerin yaklaşık 253 kilometre derinliğinde gerçekleştiğini bildirdi.

İtalyan haber ajansı ANSA ise bugün erken saatlerde İtalya'nın Calabria bölgesi açıklarında güçlü bir depremin meydana geldiğini ve sarsıntının Napoli'ye kadar hissedildiğini duyurdu.

Ajansın haberine göre depremin merkez üssü, Napoli'nin yaklaşık 240 kilometre güneydoğusunda bulunan Cosenza kenti açıklarındaki Tiren Denizi'nde bulunuyor.

İtalya Ulusal Jeofizik ve Volkanoloji Enstitüsü (INGV), depremin büyüklüğünü 6,1 ve derinliğini yaklaşık 250 kilometre olarak açıklarken, ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) büyüklüğü 6,2 olarak duyurdu.

ANSA'nın aktardığına göre deprem, Calabria bölgesinin tamamında hissedildi. Sarsıntının etkisi kuzeyde Napoli yakınlarındaki Vezüv bölgesine, doğuda ise Basilicata bölgesine kadar ulaştı.

Ajans, ilk belirlemelere göre herhangi bir can veya mal kaybına ilişkin rapor bulunmadığını, ancak hasar tespit ve inceleme çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.



Moskova, tankerlerinden birine yönelik “Fransız korsanlığını” kınadı

Fransız Donanması'nın dün yayınladığı bir fotoğrafta, donanma personelnden birinin Fransa'nın Bretonya kıyıları açıklarında Rus petrol tankeri "Tagor"u izlediği görülüyor (AFP)
Fransız Donanması'nın dün yayınladığı bir fotoğrafta, donanma personelnden birinin Fransa'nın Bretonya kıyıları açıklarında Rus petrol tankeri "Tagor"u izlediği görülüyor (AFP)
TT

Moskova, tankerlerinden birine yönelik “Fransız korsanlığını” kınadı

Fransız Donanması'nın dün yayınladığı bir fotoğrafta, donanma personelnden birinin Fransa'nın Bretonya kıyıları açıklarında Rus petrol tankeri "Tagor"u izlediği görülüyor (AFP)
Fransız Donanması'nın dün yayınladığı bir fotoğrafta, donanma personelnden birinin Fransa'nın Bretonya kıyıları açıklarında Rus petrol tankeri "Tagor"u izlediği görülüyor (AFP)

Kremlin, dün Fransa'nın bir Rus limanından gelen petrol tankerine el koymasını kınayarak operasyonu “uluslararası korsanlık” olarak nitelendirdi. Açıklama, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un pazar günü gerçekleştirilen alıkoyma işleminin uluslararası hukuka uygun olduğunu savunmasının ardından geldi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Fransız donanmasının Rusya'dan gelen “Tagor” adlı petrol tankerini alıkoymasının “hukuka aykırı bir uygulama olduğunu ve uluslararası korsanlık düzeyine ulaştığını” belirtti.

Paris'teki Rusya Büyükelçiliği ise Fransa'nın söz konusu gemiye yönelik işlemler hakkında Moskova'yı bilgilendirmediğini açıkladı. Büyükelçilik, ilk bilgilere göre tanker kaptanının Rus vatandaşı olduğunu ifade etti.

Peskov, Rusya'nın deniz taşımacılığının güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almaya devam edeceğini ifade etti.

Batılı ülkeler, Rusya'nın 2022 yılında Ukrayna'ya yönelik başlattığı askeri operasyonun ardından uygulanan yaptırımları aşmakla suçlanan ve “gölge filo” olarak adlandırılan yüzlerce gemiye çeşitli yaptırımlar uygulamıştı.


Beşşar Esed rejiminin Rakka Bölge İstihbarat Şefi, Avusturya'daki yargılaması sırasında herhangi bir ihlalde bulunmadığını söyledi

Avusturya'nın Viyana kentinde bir polis aracı (Arşiv - Reuters)
Avusturya'nın Viyana kentinde bir polis aracı (Arşiv - Reuters)
TT

Beşşar Esed rejiminin Rakka Bölge İstihbarat Şefi, Avusturya'daki yargılaması sırasında herhangi bir ihlalde bulunmadığını söyledi

Avusturya'nın Viyana kentinde bir polis aracı (Arşiv - Reuters)
Avusturya'nın Viyana kentinde bir polis aracı (Arşiv - Reuters)

Beşşar Esed rejiminin Rakka Bölge İstihbarat Şefi, rejimin muhaliflerine karşı on yılı aşkın süre önce uygulanan kötü muamele gerekçesiyle ‘işkence ve cinsel saldırı suçlamalarıyla’ Avusturya'da bir mahkemenin karşısına çıkarıldı.

Bir Avrupa ülkesinin Esed rejimi mensuplarınca işlendiği iddia edilen suçlar üzerinde yargı yetkisi iddia etmesi görece ender rastlanan bir durum. Bir ay sürmesi öngörülen davada mağdurların ifadeleri de alınacak.

Avusturya gizlilik yasaları uyarınca yalnızca ‘Halid H.’ olarak tanımlanan baş sanık, 2011 yılında Esed rejimine karşı ayaklanmanın patlak vermesinden Özgür Suriye Ordusu'nun 2013 yılında şehrin kontrolünü ele geçirmesine kadar geçen sürede Rakka Bölge İstihbarat Şubesi başında bulunuyordu. İddialara göre sanık, şehrin elden çıkmasını kolaylaştırmış ve ertesi gün kaçmıştı.

İddianameye göre ikinci sanık, Rakka'da üst düzey bir polis subayıydı. Her iki sanık da ağırlaştırıcı koşullar altında ağır bedensel zarar verme, zorlama ve cinsel saldırı suçlamalarıyla yargılanıyor. İşkence suçlaması ise yalnızca Halid H.’ye yöneltildi.

Sanıklar, hüküm giymeleri halinde 10 yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşabilir. Her iki sanık da suçsuz olduklarını belirterek işkence veya benzeri eylemlere dair herhangi bir ihlallerinin olmadığını öne sürdü.

Suriye'nin Dürzi azınlığına mensup Halid H., mahkeme başkanının gözaltındaki herhangi birine şiddet uygulayıp uygulamadığını sorması üzerine, “İmkânsız. Bu benim çıkarıma değildi. Üstelik bu şekilde yetiştirilmedim” yanıtını verdi.

İki taraf, Rakka Bölge İstihbarat Müdürlüğü binasının içindeki koşullara dair birbirinden tamamen farklı tablolar çizdi. Halid H., gözaltına alınanların binada gecelemediğini savunurken savcılık temsilcileri yaklaşık 30-40 kişinin sığdırıldığı koğuşlardan ve sistematik ihlallerden söz etti. İddialara göre gardiyanlar darp izlerini azaltmak amacıyla gözaltındakileri bahçe hortumlarıyla dövüyor, soğuk suyla ıslatarak hem işkence izlerini gizliyor hem de ertesi günkü dövmeyi daha acı verici hale getiriyordu.

Mahkeme başkanı tutukluların ayak tabanlarına vurulması gibi çeşitli işkence türlerine ilişkin çizimler gösterdiğinde ise Halid H., bu eylemlere tanıklık etmediğini ya da bunların bilgisi dahilinde gerçekleşmediğini söyledi.

Halid H. ‘rüzgâr halısı’ adıyla bilinen işkence aletini de görmediğini öne sürdü. Söz konusu alet, ortasından menteşeyle katlanabilen ve tutuklunun beli hizasına bükülmesine olanak tanıyan haç biçiminde tahta plakalardan oluşuyor.

Halid H., 2015 yılında Avusturya'ya gelmiş ve Fransa'daki bir iltica başvurusu hâlâ incelenirken orada da sığınma talebinde bulunmuştu. ‘Ak Süt Operasyonu’ olarak adlandırılan süreçte İsrail dış istihbaratı Mossad’ın talebi üzerine yerel bir istihbarat biriminin onu Avusturya'ya getirdiğine dair basında çıkan haberlere karşın Halid H., herhangi bir istihbarat örgütünün kendisine Avusturya'ya gelişinde yardımcı olup olmadığı sorusuna temkinli bir yanıt vererek, “Bilmiyorum. Yardım eden akrabalarım var. Bunu nasıl yaptıklarını bilmiyorum” ifadelerini kullandı.


İran’la anlaşmaya yaklaştıklarını söyleyen Trump,  İsrail ve Hizbullah’a çatışmaları sonsuza dek durdurma çağrısı yaptı

İran’la anlaşmaya yaklaştıklarını söyleyen Trump,  İsrail ve Hizbullah’a çatışmaları sonsuza dek durdurma çağrısı yaptı
TT

İran’la anlaşmaya yaklaştıklarını söyleyen Trump,  İsrail ve Hizbullah’a çatışmaları sonsuza dek durdurma çağrısı yaptı

İran’la anlaşmaya yaklaştıklarını söyleyen Trump,  İsrail ve Hizbullah’a çatışmaları sonsuza dek durdurma çağrısı yaptı

ABD Başkanı Donald Trump, önümüzdeki hafta içinde İran ile ateşkesin uzatılması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik bir anlaşmaya varılabileceğine inandığını söyledi.

Trump’ın açıklaması, İran’ın sahadaki gerilim ve karşılıklı saldırıların tırmanması nedeniyle ABD ile yürütülen dolaylı müzakerelerde arabulucular üzerinden yapılan mesaj alışverişini askıya aldığını duyurmasının ardından geldi.

Trump: İsrail ve Hizbullah arasındaki ateşkes kalıcı olsun

Lübnan cephesine ilişkin değerlendirmesinde Trump, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların tamamen sona ermesini umduğunu belirtti. Daha önce iki tarafın karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini açıklayan Trump şunları söyledi:

“Lübnanlı grup İsrail’e ve askerlerine yönelik ateşkesi kabul etti. Aynı şekilde İsrail de onlara karşı ateşkesi kabul etti. Bunun ne kadar süreceğini göreceğiz. Umarız sonsuza kadar sürer.”

Petrol fiyatları, İran-ABD görüşmelerindeki belirsizlik ve Hürmüz boğazı endişeleriyle dengelendi

Saat 00.01 GMT itibarıyla:

  • Brent petrol vadeli işlemleri yüzde 0,06 yükselerek varil başına 95,04 dolara çıktı.
  • ABD Batı Teksas (WTI) ham petrolü ise yüzde 0,18 düşüşle 91,99 dolara geriledi.

Her iki gösterge petrol türü de önceki seansta yüzde 5’in üzerinde yükselmişti. Ancak Trump’ın, İran’ın görüşmeleri askıya aldığına dair kendisine herhangi bir bilgi verilmediğini söylemesi ve İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik planlanan bir saldırı için hazırlanan güçlerini geri çekmeyi kabul ettiğini belirtmesi sonrasında fiyatlar düştü.

Ateşkes ilanına rağmen İsrail ile Hizbullah arasında saldırılar sürüyor

Hizbullah, pazartesi akşamı Güney Lübnan’daki İsrail güçlerine karşı birçok saldırı düzenlediğini açıkladı. Bu sırada Lübnan resmi medyası da İsrail’in güney bölgelerine yönelik hava saldırıları gerçekleştirdiğini bildirdi.

ABD Başkanı Trump’ın karşılıklı ateşkes ilanından yalnızca birkaç saat sonra yaşanan gelişmeler, sahadaki gerginliğin sürdüğünü ortaya koydu.

Lübnan’ın resmi haber ajansı, İsrail’in El-Marvaniye, Sıddikin, Yater ve El-Mansuri gibi güneydeki çeşitli bölgelere hava saldırıları düzenlediğini duyurdu. Ayrıca Dıbbin kasabasında “çok şiddetli bir patlama” meydana geldiği bildirildi.

Hizbullah ise savaşçılarının, İsrail birliklerinin Hadata kasabasına doğru ilerleme girişimini patlayıcı düzeneklerle engellediğini açıkladı. Grup daha sonra aynı bölgede gece yarısından önce iki adet Merkava tankının hedef alındığını duyurdu.

Guterres: UNIFIL sonrası da Lübnan’da BM askeri varlığı sürmeli

António Guterres, mevcut BM Barış Gücü misyonu olan United Nations Interim Force in Lebanon’in 2026 yılı sonunda görev süresinin dolmasının ardından da Lübnan’da bir Birleşmiş Milletler askeri varlığının sürdürülmesinin “gerekli” olduğunu vurguladı.

Guterres’in, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) talebi üzerine hazırladığı ve pazartesi günü sunduğu raporda, ateşkesin izlenmesi ve Lübnan Silahlı Kuvvetleri’ne destek verilmesi amacıyla 2 bin ile 5 bin 500’den fazla asker arasında değişen üç farklı seçenek önerildi.

UNIFIL bünyesinde hâlihazırda yaklaşık 7 bin 500 barış gücü askeri görev yapıyor. Misyonun yetkisi, Ağustos 2025’te ABD’nin baskısıyla kabul edilen Güvenlik Konseyi kararı uyarınca Aralık 2026 sonunda sona erecek.