Kırım’da Ukrayna saldırıları: 4 kişi hayatını kaybetti

Kiev: Savaşın başlangıcından bu yana 1 milyon 369 bin Rus Asker öldü veya yaralandı

Kırım'daki Rus askerleri (Arşiv- Reuters)
Kırım'daki Rus askerleri (Arşiv- Reuters)
TT

Kırım’da Ukrayna saldırıları: 4 kişi hayatını kaybetti

Kırım'daki Rus askerleri (Arşiv- Reuters)
Kırım'daki Rus askerleri (Arşiv- Reuters)

Kırım’daki Rus yanlısı yetkililer, bugün Ukrayna’nın düzenlediği saldırılarda yarımadada 4 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Olay, iki tarafın bir gün önce karşılıklı olarak şehirlerini hedef alan saldırılar gerçekleştirmesi sonrasında yaşandı.

Moskova tarafından atanan Kırım Valisi Sergey Aksyonov, Ukrayna güçlerinin yarımadanın idari merkezi olan Simferopol’de yerleşim dışı bir bölgeyi vurduğunu, saldırıda 3 kişinin öldüğünü ve 7 kişinin yaralandığını bildirdi.

Aksyonov daha sonra Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava aracının (İHA) Kırım’ın doğusunda bir yolcu trenini hedef aldığını, saldırıda 1 kişinin yaşamını yitirdiğini ve 3 kişinin yaralandığını duyurdu.

Karadeniz’deki Rus filosunun ana üssü olan Sivastopol’da ise hava savunma sistemlerinin 20’den fazla Ukrayna İHA’sını etkisiz hale getirdiği açıklandı. Yetkililer can kaybı yaşanmadığını belirtirken, düşürülen İHA’ların parçalarının bazı binalarda hasara yol açtığını ifade etti.

Sivastopol, Rus Karadeniz Filosu'nun karargahıdır, (EPA)Sivastopol, Rus Karadeniz Filosu'nun karargahıdır, (EPA)

Rusya, Kırım’ı 2014 yılında ilhak etmişti. Bu gelişme, Moskova destekli dönemin Ukrayna Devlet Başkanı’nın Kiev’deki halk protestolarının ardından ülkeden ayrılmasından sonra gerçekleşmişti. Kırım, Rus turistler için popüler bir tatil destinasyonu olmayı sürdürüyor.

Öte yandan Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, Rusya’nın Ryazan bölgesindeki bir barut fabrikasının vurulduğunu açıkladı. Telegram üzerinden yapılan açıklamada, saldırının ardından 400 metrekareden geniş bir alanda yangın çıktığı belirtildi.

Ukrayna ayrıca, Rusya’nın gece boyunca ülkenin kuzey, güney ve doğu bölgelerine yönelik düzenlediği hava saldırısında fırlatılan 293 İHA’dan 264’ünün düşürüldüğünü duyurdu.

Ukrayna makamlarının açıklamasına göre Rusya, Voronej bölgesinden fırlatılan bir İskender-M balistik füzesinin yanı sıra Şahid, Gerbera ve İtalmas tipi toplam 293 İHA ile saldırı düzenledi. İHA’ların Kursk, Bryansk, Millerovo, Primorsko-Ahtarsk ve Rusya’nın kontrolünde bulunan Kırım’daki Çayda bölgesinden havalandığı belirtildi.

Kiev yönetimi, saldırıların hava savunma birlikleri, elektronik harp sistemleri, İHA’lar ve mobil ateş destek ekipleri tarafından püskürtüldüğünü açıkladı.

Rus bombardımanı sonucu Dinyeper bölgesindeki bir dükkânda çıkanbüyük yangın (Reuters)Rus bombardımanı sonucu Dinyeper bölgesindeki bir dükkânda çıkanbüyük yangın (Reuters)

Ukrayna ordusu ayrıca, savaşın başlangıcı olan 24 Şubat 2022’den bu yana Rus ordusunun toplam kayıp sayısının yaklaşık 1 milyon 369 bin 340’a ulaştığını öne sürdü. Açıklamada, son 24 saatte bin 300 Rus askerinin öldüğü veya yaralandığı iddia edildi.

Ukrayna Genelkurmayı’na göre savaşın başlangıcından bu yana 11 bin 978 tank, 24 bin 676 zırhlı muharebe aracı, 43 bin 247 topçu sistemi, bin 830 çok namlulu roketatar sistemi, bin 403 hava savunma sistemi, 436 savaş uçağı, 353 helikopter, 32 bin 726 İHA, 4 bin 733 seyir füzesi, 33 savaş gemisi, 2 denizaltı ve 102 bin 971 askeri araç ile yakıt tankeri imha edildi.

Ukrayna makamları, dün St. Petersburg’daki bir petrol tesisinin ve Kronstadt askeri üssünün hedef alındığını açıklamıştı.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre kentin en önemli simgelerinden biri olan Petro ve Pavel Kalesi’nin arkasından yoğun siyah dumanların yükseldiği gözlemlendi.

Ukrayna İHA Kuvvetleri Komutanı’na göre, St. Petersburg’daki ana havalimanının gece saatlerinde geçici olarak kapatılmasına neden olan saldırıda, Kronstadt Deniz Üssü’ndeki bir Rus savaş gemisi de vuruldu.

elenskiy ve Rutte Kiev'de (EPA)Zelenskiy ve Rutte Kiev'de (EPA)

Kiev yönetimi, saldırının amacının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yarın konuşma yapmasının beklendiği St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu’nun faaliyetlerini aksatmak olduğunu belirtti. Ukrayna Savunma Bakanlığı Danışmanı Serhiy Sternenko, “St. Petersburg Forumu, arka planda yükselen siyah duman bulutları eşliğinde açılıyor” ifadelerini kullandı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Kiev’de düzenlediği ortak basın toplantısında, ülkesinin Rus saldırılarına “orantılı şekilde” karşılık verdiğini söyledi. Zelenskiy, “Karşı saldırılarımızın temposunu artırabilmemiz sadece zaman meselesi” dedi.

NATO Genel Sekreteri Rutte de Ukrayna’nın Rusya’nın bazı kritik kabiliyetlerini hedef alma konusunda başarılı olduğunu ifade etti.



Hamaney, ülkenin iç güvenliğini hedef alan ‘çok yönlü savaş’ konusunda uyarıda bulundu

Tahran’ın güneyinde, Humeyni’nin vefatının anısına düzenlenen törenin yapıldığı yerde, eski Dini Lider Ali Hamaney’in fotoğrafının konulduğu bir sandalye... Hamaney, ABD-İsrail saldırılarında öldürülmeden önce her yıl bu törende geleneksel konuşmasını yapardı. (Jamaran)
Tahran’ın güneyinde, Humeyni’nin vefatının anısına düzenlenen törenin yapıldığı yerde, eski Dini Lider Ali Hamaney’in fotoğrafının konulduğu bir sandalye... Hamaney, ABD-İsrail saldırılarında öldürülmeden önce her yıl bu törende geleneksel konuşmasını yapardı. (Jamaran)
TT

Hamaney, ülkenin iç güvenliğini hedef alan ‘çok yönlü savaş’ konusunda uyarıda bulundu

Tahran’ın güneyinde, Humeyni’nin vefatının anısına düzenlenen törenin yapıldığı yerde, eski Dini Lider Ali Hamaney’in fotoğrafının konulduğu bir sandalye... Hamaney, ABD-İsrail saldırılarında öldürülmeden önce her yıl bu törende geleneksel konuşmasını yapardı. (Jamaran)
Tahran’ın güneyinde, Humeyni’nin vefatının anısına düzenlenen törenin yapıldığı yerde, eski Dini Lider Ali Hamaney’in fotoğrafının konulduğu bir sandalye... Hamaney, ABD-İsrail saldırılarında öldürülmeden önce her yıl bu törende geleneksel konuşmasını yapardı. (Jamaran)

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney, ABD ve İsrail’in İran içinde ‘şüphe, umutsuzluk, korku ve ayrılık’ yaratmaya çalıştığını belirterek, bunun iki ülkenin İran Silahlı Kuvvetleri karşısında uğradıkları ‘yenilginin’ ardından başvurduğu bir yöntem olduğunu söyledi.

Bugün Tahran’da, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ruhullah Humeyni’nin ölümünün 37’nci yılı dolayısıyla düzenlenen törende okunan yazılı mesajında Hamaney, ‘sinsi düşmanın’ yürüttüğünü söylediği savaşta, İran halkının direncini hedef aldığını ve yetkililerin hesaplarını bozmayı amaçladığını ifade etti. Mesajda, bu hedefe ulaşmak için kullanılan temel aracın ‘şüphe, umutsuzluk, korku, güvensizlik ve anlaşmazlık tohumları ekmek’ olduğu belirtildi.

Hamaney, İran halkını ‘direniş, basiret, birlik ve dayanışmayı koruma, karşılıklı güveni güçlendirme ve düşmanla aynı çizgide hareket etmeme’ yoluyla ‘düşmanın planlarını boşa çıkarmaya’ çağırdı. İranlılar arasında karamsarlık ve umutsuzluğun yayılmasına yol açacak her türlü adımın ise ‘düşmana yardım anlamına geldiğini’ savundu.

Mesajda ayrıca, ‘düşmanın İran'ın cesur silahlı kuvvetleri karşısında yenilgiye uğradığı’ öne sürülerek, bu nedenle şimdi İran’ın iç cephesini zayıflatmaya çalıştığı ifade edildi. İsrail, ‘hegemonya sistemine bağlı bir askerî karakol’ olarak nitelendirilirken, İran’ın ilerlemesini engellemeye çalışmakla suçlandı. ABD’nin ise ‘boyun eğmeyi reddettiği için İran halkıyla sorun yaşadığı’ iddia edildi.

Mesaj, Tahran Cuma İmamı Muhammed Cevad Hac Ali Ekberi tarafından, Humeyni’nin Tahran’ın güneyindeki türbesinde düzenlenen törende okundu. Tören, önceki yıllardan farklı olarak üst düzey siyasi ve askerî liderlerin katılımı olmadan gerçekleştirildi. Güvenlik koşulları nedeniyle alınan bu karar, geçmiş yıllarda yıllık anma konuşmasını bizzat yapan Ali Hamaney dönemindeki uygulamalardan ayrıştı.

Öte yandan, İran’ın ilk liderinin torunu Hasan Humeyni de önceki yılların aksine törende konuşma yapmadı. Organizasyon komitesi, Mücteba Hamaney’in mesajının bu yılki anma programının ana bölümünü oluşturduğunu açıkladı.

Geçtiğimiz mart ayında İran’a yönelik ilk ABD ve İsrail saldırılarında babası Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesinin ardından ülkenin liderliğine getirilen Mücteba Hamaney, göreve başlamasından bu yana kamuoyu önüne çıkmadı. Hamaney’in açıklamaları bugüne kadar yalnızca İran medyasında yayımlanan veya resmî törenlerde okunan yazılı mesajlarla sınırlı kaldı.

Tahran Cuma İmamı Muhammed Cevad Hac Ali Ekberi, cep telefonundan canlı yayını izlerken İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in mektubunu okuyor. (AFP)Tahran Cuma İmamı Muhammed Cevad Hac Ali Ekberi, cep telefonundan canlı yayını izlerken İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in mektubunu okuyor. (AFP)

Tören alanında, bu etkinlikte her yıl geleneksel konuşmayı yapan eski İran Dini Lideri Ali Hamaney’in fotoğrafının yer aldığı bir koltuk hazırlandı. Devlet televizyonunun yayımladığı görüntülerde de tören alanında Humeyni ve Ali Hamaney’in fotoğraflarının yanında Mücteba Hamaney’in fotoğraflarının yer aldığı görüldü. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre törene katılanlar, İran İslam Cumhuriyeti bayraklarının yanı sıra Hizbullah bayrakları da taşıdı.

Mücteba Hamaney’in son mesajı, 28 Mayıs’ta İran parlamentosuna gönderdiği benzer içerikli uyarıları da tekrarladı. Hamaney o mesajında milletvekilleri ve siyasi elitlere, ‘haklı gerekçelere dayansa bile’ görüş ayrılıklarının çatışma ve bölünmeye dönüşmesine yol açabilecek adımlardan kaçınmaları çağrısında bulunmuştu. Ülkenin savaşın etkileriyle mücadele ettiği bir dönemde devlet kurumları arasında daha geniş bir eşgüdüme ihtiyaç duyulduğunu savunan Hamaney, siyasi aktörlerden toplumsal ve siyasi kutuplaşmayı derinleştirecek tutumlardan uzak durmalarını istemişti.

Söz konusu mesajında parlamentonun önceliğini ekonomik istikrarın güçlendirilmesi, enflasyonun düşürülmesi, üretimin desteklenmesi ve savaşın ekonomik sonuçlarının giderilmesine vermesi gerektiğini belirten Hamaney, iç birliğin korunabilmesi için devlet kurumları arasında daha kapsamlı koordinasyonun şart olduğunu ifade etmişti.

Hamaney ayrıca o dönemde, ABD ile yürütülen müzakerelerde baş müzakereci olarak görev yapan Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’a övgüde bulunmuştu. Bu açıklama, Washington ile yürütülen görüşmelere yönelik iç kamuoyundaki eleştirileri yatıştırma girişimi olarak değerlendirilmişti.

​​​​​​​İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı Tümgeneral Muhsin Rızai, Tahran’da düzenlenen Humeyni’nin 37. ölüm yıldönümü töreninde slogan atıyor. (Jamaran)İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı Tümgeneral Muhsin Rızai, Tahran’da düzenlenen Humeyni’nin 37. ölüm yıldönümü töreninde slogan atıyor. (Jamaran)

ABD Başkanı Donald Trump salı günü yaptığı açıklamada İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelere ‘dahil olduğunu’ belirterek, sürecin olumlu ilerlemesi halinde ilerleyen dönemde kendisiyle görüşebileceğini söyledi.

Trump, Pod Force One adlı podcast yayınında yaptığı değerlendirmede, İranlı yetkililerin ‘İran Dini Lideri’nin müzakerelere onay verdiğini’ söylediklerini aktararak, İran’la ilgili durumun ‘hızla geliştiğini’ ve sürecin ‘oldukça olumlu bir noktaya ulaşabileceğini’ ifade etti.

Hamaney’in görüşmelerdeki rolüne ilişkin bir soru üzerine Trump, “Kesinlikle sürecin içinde” yanıtını verdi. İran Dini Lideri’nin ülkede büyük saygı gördüğünü düşündüğünü belirten Trump, daha önce kendisiyle hiç görüşmediğini de sözlerine ekledi. Trump, “Onunla tanışma fırsatım olmadı” dedi.

Trump ayrıca Hamaney’in sağlık durumuna da değinerek, ‘eğer anlatılanlar doğruysa’ çeşitli yaralanmalar geçirdiğini söyledi. Ancak buna rağmen müzakere sürecine onay veren kişinin Hamaney olduğunu savundu.

“Bana söylenen, onayı onun verdiği yönünde. Bu uzun zamandır böyle işliyor. Önce babası, şimdi kendisi. Bunun bir tür halefiyet süreci olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullanan Trump, İran Dini Liderliği’ndeki devamlılığa dikkat çekti.

Trump, Mücteba Hamaney ile görüşmeye açık olduğunu da belirterek, “Onunla görüşmek isterim. Herkesle görüşmek isterim. Sürecin nasıl ilerleyeceğine bağlı olarak bir noktada bir araya gelmemiz mümkün olabilir” dedi.


ABD ve İran “ara anlaşmada” mı karar kılacak?

İran ve ABD, nisanda varılan ateşkesi kalıcı hale getiremiyor (Reuters)
İran ve ABD, nisanda varılan ateşkesi kalıcı hale getiremiyor (Reuters)
TT

ABD ve İran “ara anlaşmada” mı karar kılacak?

İran ve ABD, nisanda varılan ateşkesi kalıcı hale getiremiyor (Reuters)
İran ve ABD, nisanda varılan ateşkesi kalıcı hale getiremiyor (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump hafta sonuna kadar İran'la anlaşma yapılabileceğini savunsa da Tahran görüşmelerde ilerleme kaydedilmediğini öne sürüyor.

Trump, dünkü açıklamasında İran'la müzakerelerin çok iyi gittiğini savunarak, sürecin olumlu sonuçlanmasından ümitli olduğunu belirtti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Washington'la iletişim kanallarının hâlâ açık olduğunu ancak savaşı sona erdirmek için yürütülen müzakerelerde "somut bir ilerleme" kaydedilmediğini söyledi.

Uzmanlar iki ülke arasında yapılacak olası anlaşmada Hürmüz Boğazı'nın açılması, İran üzerindeki ekonomik baskının hafifletilmesi ve küresel piyasaların rahatlatılması gibi adımlarda uzlaşılabileceğini söylüyor.

Ancak Reuters'ın analizinde böyle bir "ara anlaşmanın" İran'ın uranyum zenginleştirmesi ve balistik füze programı gibi meseleler hakkında çözüm sağlamayacağı, çatışmaları sonlandırmak yerine askıya alacağı belirtiliyor.

Eski üst düzey ABD'li diplomat Dennis Ross, ABD-İsrail'in İran'da rejim değişikliği başta olmak üzere temel hedeflerine ulaşamadığını söyleyerek, operasyonda "askeri başarı yakalandığını fakat stratejik kazanımların elde edilmediğini" vurguluyor.

Adlarının paylaşılmamasını isteyen yetkililer, İsrail ve Körfez ülkelerinin baskılarına rağmen ABD'nin İran'ın balistik füze programına odaklanmayı büyük ölçüde bıraktığını söylüyor.

Hürmüz Boğazı'nın mevcut durumda yeniden normale dönmesi halinde buranın "temelde İran'ın kontrolüne geçmiş olacağını" belirtiyorlar.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Washington Yakın Doğu Politika Enstitüsü'nden David Schenker, Trump'ın sıkça eleştirdiği Barack Obama döneminde 2015'te İran'la imzalanan anlaşmaya benzer bir mutabakata varmak zorunda kalabileceğine dikkat çekiyor.

Cumhuriyetçi lider, 2018'de ABD'yi tek taraflı olarak bu nükleer anlaşmadan çekmişti.

Schenker ayrıca çatışmaların askıya alınmasının halihazırda güçlenen Devrim Muhafızları'nı daha da kuvvetlendireceğini söylüyor.

Wall Street Journal'a konuşan kaynaklar ise Trump'ın, İran'ın Amerikan askerlerini öldürmesi halinde Tahran'la ateşkesi sona erdirmeyi değerlendirdiğini savunuyor.

Diğer yandan ABD Temsilciler Meclisi, Trump yönetiminin İran'a yönelik saldırılarının sona ermesini öngören "savaş yetkileri" tasarısını kabul etti.

Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi'nde yapılan oylamada, 208 "hayır" oyuna karşılık 215 "evet" oyu kullanıldı. 4 Cumhuriyetçinin Demokratlara katılarak "evet" oyu kullanması dikkat çekti.

CNN'in analizine göre tasarının Senato'dan geçmesi durumunda Trump, İran'daki harekata katılan birlikleri çekmek veya Kongre'den savaş için onay almak zorunda kalabilir.

Temsilciler Meclisi'ndeki oylama sembolik olsa da analize göre bu durum "Trump'ın ne kadar köşeye sıkıştığını" gösteriyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN, Times of Israel, Tesnim, Reuters


Fırtınalı görüşmenin sonuçları: İsrail ve Lübnan'da yeni bir gerçeklik

Güney Lübnan’da ilerleyen İsrail güçleri (Reuters)
Güney Lübnan’da ilerleyen İsrail güçleri (Reuters)
TT

Fırtınalı görüşmenin sonuçları: İsrail ve Lübnan'da yeni bir gerçeklik

Güney Lübnan’da ilerleyen İsrail güçleri (Reuters)
Güney Lübnan’da ilerleyen İsrail güçleri (Reuters)

Emel Şehade

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yisrael Katz ile birlikte İsrail ordusuna Beyrut'u bombalama talimatı verdiklerini ilan etmelerinden sadece birkaç saat sonra, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını açıklayan haberlere uyandı. Bu ayrıntılar, Netanyahu'yu, tehditleri sonucunda Trump'ın görüşme sırasında kullandığı dil nedeniyle geniş çaplı eleştirilere, tartışmalara ve hatta alaylara maruz bıraktı.

Ancak İsrailliler için tüm bunlardan daha tehlikeli olan husus, Lübnan'daki ateşkesin orduya ve Kuzey İsrail sakinlerinin güvenliğini sağlama hedefine bir darbe oluşturmasıdır. Nitekim yetkililere göre bu durum Hizbullah'a, kapasitesini ve askeri altyapısını güçlendirmesi için yeni bir fırsat sunuyor.

Netanyahu'ya gelince, Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından ve ayrıntıları açıklanmadan önce, çıkıp görüşmenin “önemli” olduğunu vurguladı. Görüşme sırasında Beyrut'u kuzeydeki kasabalarla eşitleyen bir denklem kurmakta ısrar ettiğini belirtti. İsrail Başbakanı, “Başkan Trump ile görüştüm ve ona, Hizbullah şehirlerimize ve vatandaşlarımıza yönelik saldırılarını durdurmazsa, İsrail'in Beyrut'ta bazı hedefleri vuracağını, bu tutumumuzun değişmediğini söyledim. Aynı zamanda, İsrail ordusunun Güney Lübnan'daki planlı operasyonlarına devam edeceğini de belirttim” ifadelerini kullandı.

Hükümetin politikalarına ve “Netanyahu'nun Başkan Trump'a boyun eğmesi ve kuzey sakinlerini ve güvenliklerini satması” olarak tanımlanan duruma yönelik geniş çaplı eleştirilerin ardından, Savunma Bakanı Yisrael Katz da salı günü çıkıp bu denklemin üzerinde durdu. Katz şu tehditleri savurdu: “Beyrut ve güney banliyösü, İsrail'in kuzey kasabaları ile eşdeğerdir. Bu, Başbakan ve benim ilgili taraflara açıkladığımız ve netleştirdiğimiz denklemdir. Kuzey bombalanmaya devam ederse, Hizbullah'ın kalesi olan güney banliyösünün büyük bir bölümünü hedef alacağımızı vurguladık. Bu saldırılar, sakinlerin yerinden edilmesine yol açacak ve bu da Hizbullah ve Lübnan hükümetine baskı uygulayacaktır. Bu tutumumuzu Amerika Birleşik Devletleri'ne açıkladık ve aynı şekilde Lübnan hükümetini de bilgilendirdik.”

İsrail Savunma Bakanı, Lübnan içinde ateşkesin gerçekleşmediğini vurgulayarak şunları söyledi: “Ateşkes olmadı ve olmayacak da... Ordu, Sarı Hat'ın ötesindeki tüm Litani bölgesini ve kontrolümüz altındaki tüm alanı silahtan arındırma ve temizleme hedefini gerçekleştirene kadar operasyonlarına devam etmektedir. Biz savaşmaya devam edeceğiz.”

Netanyahu ve Katz'ın ardı ardına gelen tehditleri, Axios'un Trump'ın Netanyahu'ya yönelik sert eleştirilerini, onu “çılgın” ve “nankör” olarak nitelendirdiğini ifşa etmesinin ardından Netanyahu'nun aleyhine sonuçlandı. Dahası İsrailli askeri yetkililer, Trump'ın askerleri ve Beyrut'u bombalamaya giden uçakları geri çağırdığı ve bir gerilimi önlediği açıklamasının aksine, Netanyahu ve Katz'ın Beyrut'u bombalama tehditleri aceleci ve sorumsuz olduğu için operasyonun iptal edilmesine neden olduğunu açıkladı.

İsrail ordusu, Trump ile telefon görüşmesini ve sınırın iki tarafı arasında bir ateşkes anlaşmasından bahsedilmesini bile beklemedi ve askeri yetkililer, pazartesi günü yetkililer arasında koordinasyon olmadan yapılan açıklamaların “yalan olduğunu ve durumun gerçekliğini yansıtmadığını” belirtmekte acele etti.

Ciddi zarar

Askeri analist Avi Ashkenazi, Netanyahu ve Katz'ın açıklamalarının ne koordineli ne de askeri yetkililerle kararlaştırılmış olması nedeniyle İsrail ordusunun operasyonlarına ciddi zarar verdiğini ilk açıklayan kişi oldu. Bir askeri yetkilinin şu sözlerini aktardı: “Beyrut'a saldırmak, Hizbullah'ın ağırlık merkezini vurmak için bir hedef listesi hazırlamayı gerektiriyor. Ordu gerçekten de Hizbullah liderliğini, operasyon odalarını ve komuta merkezlerini hedef almayı amaçlamıştı. Ancak Başbakan ve Savunma Bakanı'nın ortak açıklaması, Hizbullah'ı şaşırtmayı ve Beyrut'taki ağırlık merkezine ağır bir darbe indirmeyi amaçlayan askeri planın iptaline neden oldu, çünkü bu açıklama sürpriz unsurunu ortadan kaldırdı.”

Trump ve Netanyahu’nun geçmişteki bir görüşmesi (Reuters)Trump ve Netanyahu’nun geçmişteki bir görüşmesi (Reuters)

Askeri yetkili şunu belirtti: “Hizbullah liderleri tehdit üzerine Beyrut'ta bulundukları yerlerden derhal ayrıldılar. Aralarında düşük rütbeli Hizbullah militanlarının ve aktivistlerin de bulunduğu bölge sakinlerinin çoğu onlarla birlikte ayrıldı.”

 Devam eden çatışmalar

Trump'ın ateşkes duyurusuna rağmen, sınırın her iki tarafında da güvenlik durumu yüksek gerilim düzeyinde kalmaya devam etti. İsrail ordusu operasyonlarına devam etti ve Güney Lübnan'da çatışmalar yoğunlaştı; bu da 24 saatten kısa bir süre içinde üçüncü bir askerin ölümüne ve en az 10 askerin yaralanmasına neden oldu. Bu arada, Kuzey İsrail'de alarm durumu devam ederken, Lübnan'dan en az 10 roket ve insansız hava aracı (İHA) fırlatılmasının ardından bölge sakinleri akşam ve sabah saatlerini sığınaklarda ve güvenli odalarda geçirdi.

Netanyahu ve Katz'ın tehditleri ile kendisini yok saymasına öfkelenen İsrail ordusu, “İranlıların Amerikan Başkanına dayattığı ve Trump'ın da İsrail'e dayattığı ateşkesin çerçevesini tanımadığını” açıkladı.

Ashkenazi, “İsrail ordusu, Hizbullah'ın denklemine dayalı bir anlaşmanın, yani sükunete karşı sükunetin çok tehlikeli bir tuzak olduğunun farkında. Böyle bir anlaşma, İkinci Lübnan Savaşı'ndan Hizbullah'ın Aksa Tufanı Savaşı'na katıldığı 8 Ekim 2023'e kadar kuzeyde var olan stratejik gerçekliği yeniden tesis edecektir” dedi.

“Askeri kurumun en büyük endişesinin, İran'ın müdahalesinden sonra Trump'ın Netanyahu'ya uyguladığı baskının Hizbullah'ın tehlikeli bir emsal oluşturmasına neden olması olduğunu; zira denklemin artık sadece kuzey sınırlarıyla sınırlı kalmayıp Hürmüz Boğazı'na da uzandığını” belirtti.

Güvenlik bölgesinin daraltılması

Haaretz'de yayınlanan bir haberde, İsrail ordusunun Güney Lübnan'da düzenlediği operasyonların stratejik kazanımlar sağlamadığı, aksine binlerce Lübnanlı sivilin ve onlarca İsrail askerinin ölümüne yol açtığı belirtildi. Habere göre “Hizbullah, 36. Tümen tarafından ele geçirilen bölgeden kademeli olarak geri çekilse de tümenin ilerleyişine insansız hava aracı saldırılarını artırarak ve yoğunlaştırarak karşılık verdi. Ordu, fiber optik insansız hava araçlarına karşı savunma ve teknolojik bir çözüm bulmakta zorluk çektiğini itiraf etti.”

İsrail'de, Washington görüşmeleri sırasında Lübnan'da bir çözüm bulunmasına yardımcı olması için çeşitli istişareler yapıldı ve öneriler formüle edildi. Bu istişareler, Hizbullah'ın İHA’larının yarattığı artan tehdit, İsrail askerleri arasında neredeyse her gün yaşanan can kayıpları ve yaralanmalar, ayrıca bu İHA’ların İsrail'in kuzeyine ulaşma, ordu mevzilerinde ve yerleşim alanlarında patlama riski de dahil olmak üzere Lübnan'daki durumun gerçekliğinin gölgesinde düzenlendi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin, ordunun Washington tarafından ellerinin bağlı olduğu ve Lübnanlı örgütü zayıflatma ve çökertme hedefine ulaşmasını engellediği yönündeki tekrar eden iddiası da var.

Bu iki gerçeklik arasında İsrail, hava kuvvetlerinin hareket özgürlüğünü korumayı ve geniş bir güvenlik bölgesini kontrol altında tutmaya devam etmeyi amaçlıyor. Ancak Amerikan baskısı altında, Hizbullah ve kapasitesi ile mücadele etmek ve zayıflatmak için Lübnan ordusunun İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet göstermesine izin veren bir öneri sundu. Buna göre İsrail, Lübnan ordusunun bu hedefe ulaşmak için yüksek bir hızla çalıştığını gözlemlediğinde, başarılı olduğu bölgelerden kademeli olarak geri çekilecek ve bu da güvenlik bölgesini kademeli olarak daraltacak.

Öte yandan İsrail, Lübnan ile İran'ı ayırmak için yoğun bir çaba sarf ediyor. Askeri analist Zvi Bar'el'e göre, Netanyahu hükümeti Washington'a şunu açıkça belirtmeli “Lübnan ile yürüttüğü müzakerelerde İran'a hiçbir şekilde yer yok.” Ancak Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Bar’el, şimdi Tel Aviv'in kendi taktiksel başarılarının Tahran'a Lübnan'da kilit bir konum kazandırdığını, dahası Beyrut'a kıyasla Tahran'ın İsrail ile Lübnan müzakerelerinde daha fazla kazanabilecek kozu olduğunu düşünüyor.

Bar'el, Trump'ın Beyrut'un güney banliyösünün bombalanmaması talimatının, ABD Başkanının İran ve Lübnan'ın ayrı arenalar olduğu yönündeki anlatısını kesin olarak çürüttüğünü de belirtiyor.

Son olarak Bar'el, “Henüz diplomatik kanalı terk etmemiş ve Hizbullah'ın etkisini azaltmaya kararlı olan Lübnan hükümetinin aksine, İsrail, Washington'daki müzakereleri sonuçsuz bir diyaloğa dönüştürebilecek imkânsız koşullar öne sürüyor. Bu nedenle, Tel Aviv, İran arenasında yaşanan gelişmelerin gölgesinde, ateşkes için bir koşul olarak Hizbullah'ın silahsızlandırılmasının önemini yitirdiğini anlamalıdır.”

* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.