Samanyolu'nun merkezindeki kara delikle ilgili 50 yıllık gizem çözüldü

Araştırmacılar, bölgenin önceki haritalardan 100 kat daha derin ve 80 kat daha net görüntüsünü elde etti

Gökbilimciler, galaksimizin merkezindeki süper kütleli kara delik Sagittarius A* ile ilgili uzun süredir çözülemeyen bir gizemi aydınlattıklarını söylüyor. Bu bileşik görüntüde ortadaki beyaz nokta kara deliği gösterirken, turuncu ve mavi bölgeler çevresindeki gazı ve X-ışını verilerini temsil ediyor. Turuncu bölgede görülen koni biçimli boşluk ise araştırmanın temel bulgusu (X-ışını: NASA/CXC/Northwestern Uni./M. Gorski; Radyo: ESO/NAOJ/NRAO/ALMA; Görüntü işleme: NASA/CXC/SAO/K. Arcand ve P. Edmonds)
Gökbilimciler, galaksimizin merkezindeki süper kütleli kara delik Sagittarius A* ile ilgili uzun süredir çözülemeyen bir gizemi aydınlattıklarını söylüyor. Bu bileşik görüntüde ortadaki beyaz nokta kara deliği gösterirken, turuncu ve mavi bölgeler çevresindeki gazı ve X-ışını verilerini temsil ediyor. Turuncu bölgede görülen koni biçimli boşluk ise araştırmanın temel bulgusu (X-ışını: NASA/CXC/Northwestern Uni./M. Gorski; Radyo: ESO/NAOJ/NRAO/ALMA; Görüntü işleme: NASA/CXC/SAO/K. Arcand ve P. Edmonds)
TT

Samanyolu'nun merkezindeki kara delikle ilgili 50 yıllık gizem çözüldü

Gökbilimciler, galaksimizin merkezindeki süper kütleli kara delik Sagittarius A* ile ilgili uzun süredir çözülemeyen bir gizemi aydınlattıklarını söylüyor. Bu bileşik görüntüde ortadaki beyaz nokta kara deliği gösterirken, turuncu ve mavi bölgeler çevresindeki gazı ve X-ışını verilerini temsil ediyor. Turuncu bölgede görülen koni biçimli boşluk ise araştırmanın temel bulgusu (X-ışını: NASA/CXC/Northwestern Uni./M. Gorski; Radyo: ESO/NAOJ/NRAO/ALMA; Görüntü işleme: NASA/CXC/SAO/K. Arcand ve P. Edmonds)
Gökbilimciler, galaksimizin merkezindeki süper kütleli kara delik Sagittarius A* ile ilgili uzun süredir çözülemeyen bir gizemi aydınlattıklarını söylüyor. Bu bileşik görüntüde ortadaki beyaz nokta kara deliği gösterirken, turuncu ve mavi bölgeler çevresindeki gazı ve X-ışını verilerini temsil ediyor. Turuncu bölgede görülen koni biçimli boşluk ise araştırmanın temel bulgusu (X-ışını: NASA/CXC/Northwestern Uni./M. Gorski; Radyo: ESO/NAOJ/NRAO/ALMA; Görüntü işleme: NASA/CXC/SAO/K. Arcand ve P. Edmonds)

Julia Musto Bilim ve İklim Muhabiri 

Gökbilimciler, Samanyolu'nun merkezindeki süper kütleli kara delikle ilgili 50 yılı aşkın süredir devam eden bir gizemi nihayet çözdü.

Çoğu kara delik, çevresindeki maddeyi yutarken rüzgar ya da jetler üretir. Ancak bugüne kadar hiç kimse, galaksimizin büyümesini ve evrimini yönlendiren Sagittarius A*'nın ürettiği rüzgarı (uzay rüzgarları, yıldızlar ve diğer gök cisimlerinden uzay boşluğuna yayılan, yüksek enerjili plazma akışlarıdır -ed.n.) tespit edememişti.

Fakat kara deliğin şimdiye kadar elde edilen en ayrıntılı görüntüsü, araştırmacıların yaklaşık 20 bin yıllık olduğunu söylediği bu rüzgarı çok daha net biçimde ortaya koydu. Bu keşif, bilim insanlarının kara deliğin evrendeki rolünü daha iyi anlamasına yardımcı oluyor.

Northwestern Üniversitesi'nden astrofizikçi Mark Gorski, ortak liderliğini üstelendiği çalışmayla ilgili yaptığı açıklamada "Bir kara delik kusursuz bir vakumun içinde bulunmuyorsa, bir şekilde rüzgar üretmek zorunda" diyor.

Ve evrende de kusursuz bir vakum yok.

Yeni gözlemler sayesinde ilk kez bu rüzgarın izini görebilecek kadar temiz bir görüntü elde ettik. Verilere baktık ve 'İşte burada. Herkesin 50 yıldır aradığı şey tam da bu' dedik.

Araştırmacılar, Şili'deki Atacama Büyük Milimetre/Milimetre Altı Dizisi (ALMA) radyo teleskoplarından elde edilen 5 yıllık gözlem verilerini kullandı. Böylece daha önce Sagittarius A*'yı görmemizi engelleyen gaz ve toz bulutlarının ötesine bakabildiler.

Kara deliğin yakınındaki gazın görüntüsünü oluşturan araştırmacılar, daha sonra görüntüyü işleyerek kara deliğin çevresindeki maddeden kaynaklanan radyo sinyallerinin etkisini azalttı.

Ortaya çıkan görüntü, bölgenin önceki haritalarından 100 kat daha derin ve 80 kat daha netti. Bu sayede daha önce görünmeyen yapılar ilk kez ortaya çıkarıldı.
 

Görsel kaldırıldı.Şili'deki Atacama Büyük Milimetre/Milimetre Altı Dizisi (ALMA) radyo teleskoplarından elde edilen veriler, bu görüntüde Sagittarius A* çevresindeki soğuk gazın dağılımını gösteriyor (X-ışını: NASA/CXC/Northwestern Uni./M. Gorski; Radyo: ESO/NAOJ/NRAO/ALMA; Görüntü işleme: NASA/CXC/SAO/K. Arcand ve P. Edmonds)

Araştırmacılar bu sayede, içinde gaz bulunmayan koni şeklinde devasa bir boşluk keşfetti. Bu yapı ancak sıcak bir rüzgar tarafından oluşturulmuş olabilir.

Kara deliğin çevresindeki yıldızların ürettiği rüzgarların, bu büyüklükte bir boşluk açacak kadar güçlü olmadığını söylüyorlar.

Gorski, "Kara delikten sıcak madde üflerseniz, bunun soğuk maddeyle bir arada bulunması mümkün değildir" ifadelerini kullanıyor.

Ya soğuk maddeyi dışarı iter ya da onu ısıtır. Eğer çok fazla ısınırsa, artık soğuk gazı göremezsiniz.

Görsel kaldırıldı.Samanyolu'nun merkezini gösteren bu bileşik görüntü, Atacama Büyük Milimetre/Milimetre Altı Dizisi radyo teleskoplarından elde edilen verilerle NASA'nın Chandra X-Işını Gözlemevi'nin verilerinin birleştirilmesiyle oluşturuldu (ALMA [ESO/NAOJ/NRAO] /S. Longmore ve ekip arkadaşları. Arkaplan: ESO/D. Minniti ve ekip arkadaşları)

Gorski'yle birlikte araştırmaya ortak liderlik eden Elena Murchikova ise şunları söylüyor:

Bu rüzgar çok güçlü değil ve yönü muhtemelen zaman içinde değişiyor. Bu durum kara deliğimizin de evrendeki konumumuzun da benzersiz olmadığını gösteriyor.

Gözlemler, kara deliğin daha sakin bir evrede bulunduğuna işaret ediyor. Ancak geçmişte daha hareketli dönemler yaşandığına dair kanıtlar var. NASA'nın Chandra X-Işını Gözlemevi de daha önce koni şeklindeki boşluğun yer aldığı aynı bölgede X-ışını emisyonları tespit etmişti.

Sagittarius A* ilk kez 1974'te keşfedilmişti.
 

Görsel kaldırıldı.NASA'nın Chandra X-Işını Gözlemevi'nden elde edilen veriler, kara deliğin çevresindeki bölgeyi gösteriyor (X-ışını: NASA/CXC/Northwestern Uni./M. Gorski; Radyo: ESO/NAOJ/NRAO/ALMA; Görüntü işleme: NASA/CXC/SAO/K. Arcand ve P. Edmonds)

Gorski, "Olağanüstü iddialar olağanüstü kanıtlar gerektirir" diyor.

Bunun yalnızca görüntüleme kaynaklı bir hata olmadığından emin olmak istedik. Sonra Chandra'nın X-ışını görüntüsü tam olarak yerine oturdu. Moleküler yapılar birbirleriyle örtüşüyordu.

Murchikova da "Daha önce kimsenin görmediği bir şey bulduğunuzda aklınızdan geçen ilk düşünce 'Tanrım, bir keşif yaptık' olmaz" diye konuşuyor.

İlk düşündüğünüz şey 'Tanrım, analizimde ne yanlış gitti?' olur. Ancak görüntümüzü X-ışını verileriyle üst üste koyduğumuzda her şey anlam kazanmaya başladı.

Independent Türkçe,independent.co.uk/space



Sovyet uydusu yörüngede parçalandı: Diğer uzay araçları risk altında

Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)
Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)
TT

Sovyet uydusu yörüngede parçalandı: Diğer uzay araçları risk altında

Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)
Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)

Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson 

Dünya yörüngesinde parçalanan ölü bir uydu, diğer uzay araçlarını tehdit edebilecek tehlikeli bir enkaz bulutu yarattı.

Uzay izleme şirketi LeoLabs, Sovyet dönemine ait Meteor 2-7'nin enkazını Batı Avustralya'daki radar istasyonunun üzerinden geçerken tespit etti.

45 yıl önce fırlatılan meteoroloji uydusu, onlarca yıldır faaliyet göstermiyordu ve artık aynı yörüngedeki diğer uydular için risk teşkil ediyor.

LeoLabs, X'te yaptığı paylaşımda, "Bu, son 6 ayda tanık olduğumuz bir dizi olayın en sonuncusu" dedi.

Bu olayların hepsi birlikte uzay güvenliği ve emniyeti açısından endişe verici bir eğilime işaret ediyor ve sürekli takipte kalmanın ne kadar kritik bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Orbital Radar'a göre ortalama yüksekliği 856 km olan Meteor, alçak Dünya yörüngesinin üst kesimlerinde yer alıyor.

Bu yükseklikteki cisimler, diğer uydularla çarpışmadıkları sürece yüzlerce hatta binlerce yıl burada kalabilir.

Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki (UUİ) astronotlar, 2024'te patlayan bir Rus uydusundan kaynaklanan enkazın yarattığı çarpışma riski nedeniyle kendilerini korumaya almak zorunda kalmıştı.

RESURS-P1 uydusu, hizmet dışı kalmasından iki yıl sonra yaklaşık 355 km irtifada 180'den fazla büyük enkaz parçasına ayrılmıştı.

Bu parçalar, felaket niteliğinde bir çarpışmaya yol açmadan nihayetinde Dünya atmosferinde yanmıştı.

Amerika Birleşik Devletleri Uzay Gözetleme Ağı'nın tahminlerine göre, alçak Dünya yörüngesinde 10 santimetreden büyük onbinlerce uzay çöpü ve 1-10 cm arasında 200 bine varan cisim var.

Gökbilimciler, büyük uzay enkazı parçaları arasındaki çarpışmanın Kessler etkisi diye adlandırılan bir duruma yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, çarpışmanın ardından ortaya çıkan enkazın bir dizi yeni çarpışmaya sebep olmasını ifade ediyor.

Böyle bir olay nihayetinde aktif uyduları ortadan kaldırabilir ve roketlerle aşılması imkansız bir uzay enkazı tabakası oluşturarak insanları fiilen Dünya'ya hapsedebilir.

Independent Türkçe,independent.co.uk/space


Google'ın yeni yapay zeka aracı: 240 bin yıllık ses içeriği tespit edildi

11 Kasım 2025'te Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenen bir basın toplantısında Google logosu görülüyor (Reuters)
11 Kasım 2025'te Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenen bir basın toplantısında Google logosu görülüyor (Reuters)
TT

Google'ın yeni yapay zeka aracı: 240 bin yıllık ses içeriği tespit edildi

11 Kasım 2025'te Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenen bir basın toplantısında Google logosu görülüyor (Reuters)
11 Kasım 2025'te Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenen bir basın toplantısında Google logosu görülüyor (Reuters)

Google bir görsel, metin, video veya ses dosyasının yapay zekayla oluşturulup oluşturulmadığını kontrol etmek üzere tasarlanmış yeni yapay zeka tespit aracını tanıttı.

SynthID Detector, yapay zekayla üretilmiş medya içeriklerine yerleştirilen ve insanlar tarafından fark edilemeyen filigranlardan yararlanıyor. Google, halihazırda 180 milyardan fazla görsel ve videonun yanı sıra toplam süresi 240 bin yıla ulaşan ses içeriğine filigran eklediğini belirtiyor.

Bu tespit teknolojisi, 54 yaşındaki bir adamın yapay zeka destekli dijital yayın dolandırıcılığı suçundan bu hafta ABD'de 18 ay hapis cezasına çarptırılmasının ardından piyasaya sürüldü.

Kuzey Karolina'dan Michael Smith, Apple Music ve Spotify gibi platformlarda 7 yıl boyunca fark edilmeden bu dolandırıcılığı sürdürmüş ve yapay zekayla üretilmiş yüzbinlerce şarkı aracılığıyla bu platformlardan milyonlarca dolar kazanmıştı.

SynthID Detector'ın erken bir sürümü, medya profesyonellerinin doğrulama aracı olarak kullanması amacıyla geçen yıl piyasaya sürülmüştü. Son çıkan sürüm ise herkesin kullanımına açık.

Google DeepMind'ın bilim ve stratejik girişimlerden sorumlu başkan yardımcısı Pushmeet Kohlo blog yazısında, "Yapay zeka araçları giderek daha iyi ve kullanımı daha kolay hale geldikçe çevrimiçi ortamda karşılaştığımız içeriklerin bağlamını açıkça görebilmek, neye güveneceğimiz konusunda bilinçli kararlar vermemize yardımcı olur" diye yazdı.

Bu araç, Arama, Gemini uygulaması ve Chrome'daki yerleşik doğrulama özelliklerimize ekleniyor ve bunlar halihazırda günde 1 milyondan fazla isteği işliyor.

Filigranlar, bir görselin veya videonun kullanıcılara nasıl göründüğünü değiştirmiyor ve içeriğin kalitesini etkilemiyor. Ayrıca filtre uygulandıktan veya görüntü kırpıldıktan sonra bile işlevini koruyacak şekilde tasarlandı.

Tespit aracı halihazırda sadece Google, OpenAI, Nvidia, Kakao ve Apple platformları kullanılarak oluşturulan içeriklerde çalışıyor.

OpenAI'ın, ChatGPT metin çıktılarına görünmez bir filigran eklediğini duyurmasından sadece birkaç gün sonra SynthID Detector piyasaya sürüldü.

Kelime seçimini incelikle değiştiren textGrain sistemi, metnin insan kullanıcılara normal görünmesini sağlarken, gizli kalıpları bilen otomatik sistemler tarafından tespit edilebilmesini mümkün kılıyor.

Anthropic de sohbet botu Claude için benzer bir teknolojiyi duyurdu ancak her iki şirket de yapay zekayla üretilen metinler insanlar tarafından düzenlendiğinde veya bu metinlere insan eliyle eklemeler yapıldığında filigranların etkisinin azaldığını belirtti.

Bu araçlar, Avrupa Birliği'nin Yapay Zeka Yasası nedeniyle geliştirildi. Yasa, üretken yapay zeka sistemlerinin ürettiği içeriklerin otomatik sistemler tarafından tanımlanabilir olmasını şart koşuyor.

Google'ın son tespit aracına, şirketin yapay zeka birimi DeepMind üzerinden erişilebilir.

Independent Türkçe


Samanyolu'ndaki benzersiz cismin "karmaşık yapısı" gözler önüne serildi

1181'de gözlemlenen tarihi süpernovanın muhtemel kalıntısı Pa 30, NOIRLab'in Gemini North teleskobuyla eşi benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla görüntülendi (Uluslararası Gemini Rasathanesi/NOIRLab/NSF/AURA Teşekkür: Baş Araştırmacı: T. Cunningham [Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi] Görüntü İşleme: J. Miller & M. Rodriguez [Uluslararası Gemini Rasathanesi/NSF NOIRLab], T.A. Rector [Alaska Anchorage Üniversitesi/NSF NOIRLab], D. de Martin & M. Zamani [NSF NOIRLab])
1181'de gözlemlenen tarihi süpernovanın muhtemel kalıntısı Pa 30, NOIRLab'in Gemini North teleskobuyla eşi benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla görüntülendi (Uluslararası Gemini Rasathanesi/NOIRLab/NSF/AURA Teşekkür: Baş Araştırmacı: T. Cunningham [Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi] Görüntü İşleme: J. Miller & M. Rodriguez [Uluslararası Gemini Rasathanesi/NSF NOIRLab], T.A. Rector [Alaska Anchorage Üniversitesi/NSF NOIRLab], D. de Martin & M. Zamani [NSF NOIRLab])
TT

Samanyolu'ndaki benzersiz cismin "karmaşık yapısı" gözler önüne serildi

1181'de gözlemlenen tarihi süpernovanın muhtemel kalıntısı Pa 30, NOIRLab'in Gemini North teleskobuyla eşi benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla görüntülendi (Uluslararası Gemini Rasathanesi/NOIRLab/NSF/AURA Teşekkür: Baş Araştırmacı: T. Cunningham [Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi] Görüntü İşleme: J. Miller & M. Rodriguez [Uluslararası Gemini Rasathanesi/NSF NOIRLab], T.A. Rector [Alaska Anchorage Üniversitesi/NSF NOIRLab], D. de Martin & M. Zamani [NSF NOIRLab])
1181'de gözlemlenen tarihi süpernovanın muhtemel kalıntısı Pa 30, NOIRLab'in Gemini North teleskobuyla eşi benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla görüntülendi (Uluslararası Gemini Rasathanesi/NOIRLab/NSF/AURA Teşekkür: Baş Araştırmacı: T. Cunningham [Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi] Görüntü İşleme: J. Miller & M. Rodriguez [Uluslararası Gemini Rasathanesi/NSF NOIRLab], T.A. Rector [Alaska Anchorage Üniversitesi/NSF NOIRLab], D. de Martin & M. Zamani [NSF NOIRLab])

Bilim insanları, galaksimizdeki benzersiz bir gökcisminin "karmaşık yapısını" gözalıcı detaylarıyla görüntüledi.

Samanyolu'nda türünün bilinen tek süpernova kalıntısı Pa 30, bir yıldızın yaklaşık 850 yıl önce gözlemlenen ölümcül patlamasından geriye kalanlardan oluşuyor. Gökbilimciler son teknoloji teleskopları kullanarak bu cismi ince detaylarıyla görüntüledi.

Görüntü, patlamanın karmaşık yapısını ortaya koyuyor: Adeta havai fişek gösterisi gibi, şeritler evrene doğru uzanıyor. Bu şeritlerin her biri, Güneş Sistemi'ni defalarca içine alabilecek kadar geniş.

Ortasında ise patlayan yıldızın hayatta kalan parçaları olan "zombi yıldız" yer alıyor ve sıradışı bir şekilde gösterinin tam merkezinde duruyor. Yıldızın patlaması 1181'de gözlemlenmiş ve dönemin Japon, Çin ve Arap kaynaklarında ayrı ayrı kaydedilmişti. Kalıntısıysa ilk kez 2013'te bir yurttaş bilim insanı tarafından tespit edilmişti.

Ancak yeni araştırmada gökbilimciler, Gemini North teleskobuyla patlamanın kalıntısını ayrıntılı biçimde görüntülemeyi başardı. Bu sayede ilk bakışta havai fişeğe benzeyen şeritlerin aslında tıpkı ipe dizilmiş inciler gibi uzun düğüm zincirleri olduğu görüldü.

Patlama, Dünya'dan yaklaşık 7 bin 500 ışık yılı uzaklıkta yer alıyor. Bu, Samanyolu'nda türünün bilinen tek örneği ve diğer galaksilerde benzer örnekler saptansa da nispeten yakın olması sayesinde patlamanın çekirdeğindeki kalıntıları görebiliyoruz.

Bu kalıntılar, süpernovanın "Tip Iax" olması nedeniyle bırakıldı. Bu tür süpernovalarda patlama, yıldızın kendisini tamamen yok etmiyor. Araştırmacılar, bunun iki beyaz cücenin çarpışmasından kaynaklandığını düşünüyor. Beyaz cüceler, yıldızların ölürken kendi üzerlerine çökmesiyle oluşan, Dünya büyüklüğündeki yoğun gökcisimleridir.

Avusturya Bilim ve Teknoloji Enstitüsü'nden, çalışmanın yürütücülerinden Ilaria Caiazzo, "Pa 30'un Dünya'ya yakınlığı sayesinde bu kadar ayrıntıyı görebiliyoruz" diyor. 

Bu yakınlık, Pa 30'u araştırmalar açısından eşsiz bir değere sahip kılıyor.

Pa 30, türünün bilinen tek örneği olsa da galaksimizde yalnız olmayabilir. Bilim insanları, keşfedilmeyi bekleyen başka örnekler de olabileceğini söylüyor.

Warwick Üniversitesi'nden çalışmanın ortak lideri Tim Cunningham "Yıldız patlamalarına ilişkin güvenilir tarihsel kayıtlar yalnızca bin yıl kadar eskiye uzanıyor. Bilindiği kadarıyla, galaksimizde karanlıkta gizlenmiş başka benzer kalıntılar olabileceği" diyor.

Bugün, teleskobun icadından yüzyıllar önce bu olayı üç ayrı tarihsel kayıtta belgeleyen gökbilimcilerin gözlemlediğini bildiğimiz ilginç bir cismi inceleyebildiğimiz için şanslıyız.

Çalışma, The Astrophysical Journal'da yayımlanan "Detection of knots in the supernova type Iax remnant Pa 30" (Pa 30 adlı Iax tipi süpernova kalıntısında düğümlerin tespiti) başlıklı yeni makalede aktarılıyor.

Independent Türkçe