İran savaşı Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğini hızlandırıyor... İsrail endişeli

Kahire ve Ankara arasında "güvenlik platformu" görüşmeleri sürerken çeşitli ortaklıklar kuruluyor

Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran savaşı Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğini hızlandırıyor... İsrail endişeli

Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Hişam el-Meyani

Mısır ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın, özellikle İran savaşı ve bölgede yaşanan istikrarsızlıkların gölgesinde askeri iş birliği alanında giderek güçlendiği değerlendiriliyor. Bu durum, İsrail'de de dikkatle izlenirken, bazı İsrailli çevreler Kahire ile Ankara arasındaki artan askeri koordinasyonun "bölgedeki güç dengelerini değiştirebilecek silah anlaşmalarını da kapsayabileceği" yönünde uyarılarda bulunuyor.

Mısırlı uzmanlar ve emekli askerî yetkililer ise iki ülke arasındaki iş birliğinin saldırı amaçlı değil, savunma odaklı olduğunu ve İran savaşı sonrasında ortaya çıkan bölgesel değişimlere karşı güç dengelerini korumayı hedeflediğini belirtiyor.

İsrail'in Maariv gazetesi, ABD istihbaratının, Mısır ve Türkiye'nin geniş kapsamlı bir askerî iş birliğini sessiz şekilde geliştirdiğine dair olağan dışı faaliyetler tespit ettiğini öne sürdü. Gazetenin pazar günü yayımladığı haberde, bu iş birliğinin bölgedeki güç dengelerini etkileyebilecek silah anlaşmalarını içerebileceği ifade edildi.

Haberde, İsrail'in en büyük endişelerinden birinin Mısır Sahil Güvenliği veya Türk hava savunma sistemleriyle ilgili bir güvenlik anlaşmasının hayata geçirilmesi olduğu belirtilirken, bu konuda ileri düzey görüşmeler yürütüldüğünü doğrulayan resmi bir açıklamanın bulunmadığı vurgulandı.

Birkaç ay önce Mısır ve Türkiye arasında yapılan ortak askeri tatbikatlardan, (Mısır askeri sözcüsü)Birkaç ay önce Mısır ve Türkiye arasında yapılan ortak askeri tatbikatlardan, (Mısır askeri sözcüsü)

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Emekli Tümgeneral Muhammed Abdülvahid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır ile Türkiye arasında birçok alanda yakınlaşma yaşandığını belirterek şunları söyledi:

"İki ülke arasında bir tür ortaklık söz konusu. Askerî alanda özellikle Türk insansız hava araçları (İHA), ortak eğitim faaliyetleri ve savunma sanayii iş birliği öne çıkıyor. Ayrıca yerli ihtiyaçları karşılamak ve bölgesel pazarlara yönelik satış yapmak amacıyla ortak askerî ürün geliştirme yönünde de bir eğilim bulunuyor."

Abdülvahid, iki ülke arasındaki savunma amaçlı askerî anlaşmaların bölgesel güç dengelerini korumaya yönelik olduğunu belirterek, "Özellikle İran savaşı sonrasında ortaya çıkan yeni koşullarda, ABD'nin Ortadoğu'daki güç dengesini İsrail lehine şekillendirme çabalarına karşı bir denge oluşturulmak isteniyor" dedi.

Mısır ile Türkiye arasındaki askerî iş birliği, 2023 yılında diplomatik ilişkilerin tam anlamıyla yeniden tesis edilmesi ve karşılıklı devlet başkanı ziyaretlerinin ardından belirgin şekilde ivme kazandı. Bu süreçte savunma sanayii alanındaki iş birliği de gelişti; iki ülke "Dostluk Denizi" ortak tatbikatlarını yeniden başlatırken, İHA’ların ortak üretimi konusunda anlaşmaya vardı. Ayrıca Mısır, Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı projesi KAAN'a katıldı.

Türk savunma sanayiinin önde gelen ürünlerinden Bayraktar İHA'larının modelleri, Kahire'de düzenlenen IDEX 2025 Savunma Sanayii Fuarı'nda sergilenirken, araç ve mühimmatların üzerinde Mısır bayrağı yer aldı.

Mısır ve Türkiye arasında ilk üst düzey askeri görüşme geçen yıl Ankara'da gerçekleştirildi (Türkiye Savunma Bakanlığı)Mısır ve Türkiye arasında ilk üst düzey askeri görüşme geçen yıl Ankara'da gerçekleştirildi (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Geçen yıl Ankara'da iki ülke arasında ilk üst düzey askerî toplantı gerçekleştirilirken, ağustos ayında Mısır ve Türkiye dikey iniş-kalkış yapabilen İHA’ların ortak üretimine ilişkin bir anlaşma imzaladı. Ayrıca Türk savunma şirketi HAVELSAN ile Mısır'ın Kadir Fabrikası arasındaki iş birliği kapsamında insansız kara araçlarının (İKA) üretimine başlandı.

Mısırlı uluslararası ilişkiler uzmanı ve akademisyen Beşir Abdülfettah da iki ülke arasındaki savunma iş birliğinin stratejik ortaklığı güçlendirmeyi amaçladığını belirterek, "Her iki ülke de gelişmiş silah sistemlerine erişimde çeşitli kısıtlamalarla karşı karşıya kalıyor" dedi.

Abdülfettah, "Mısır ve Türkiye, uluslararası baskılara karşı savunma sanayiinde yerli üretime yönelmek istiyor. Ortak askerî tatbikatlar da aynı hedefe hizmet ediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Şubat ayında Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kahire'de bir araya geldiği ziyarette iki ülke arasında askerî iş birliği anlaşması imzalanmıştı.

Öte yandan İsrail basınında yer alan bazı haberlerde, Mısır-Türkiye iş birliğinin gelecekte başka ülkelerin de katılımıyla bir "Arap-İslam askerî ittifakına" dönüşebileceği yönündeki kaygılara dikkat çekildi.

Türkiye'nin mayıs ayı sonunda ortaya attığı bölgesel istikrar platformu önerisi de bu tartışmaların devamı olarak değerlendiriliyor. Ankara'nın önerdiği yapıda Türkiye'nin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Körfez ülkelerinin yer alması, belirli şartlar altında İran ve İsrail'in de platforma katılabilmesi öngörülüyor.

Mısır Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz şubat ayında Türk mevkidaşını kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)Mısır Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz şubat ayında Türk mevkidaşını kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Dönemin açıklamalarında Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, tüm bölge ülkelerinin toprak bütünlüğü, egemenlik ve karşılıklı güvenlik ilkelerine bağlı kalacağı daha geniş kapsamlı bir "bölgesel istikrar vizyonuna" ihtiyaç olduğunu vurgulamıştı.

Ulusal güvenlik uzmanı Abdülvahid, Mısır'ın böyle bir girişime olumlu yaklaşacağını ve aktif rol üstlenebileceğini belirterek, "Fiilen bu yapı zaten mevcut. Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan arasında düzenli olarak toplanan dörtlü mekanizma bulunuyor. Bu mekanizma, bölgesel barışın güçlendirilmesi ve son dönemde ABD ile İran arasındaki müzakerelerin ilerletilmesi gibi konularda rol oynuyor" ifadelerini kullandı.

Beşir Abdülfettah ise bölgesel platform fikrinin son derece önemli olduğunu belirterek, "Avrupa ve Asya'da bölgesel güvenlik ve iş birliği mekanizmaları bulunurken, Ortadoğu'da benzer bir yapının eksikliği hissediliyor" dedi.

Abdülfettah, İran savaşı sonrasında bölgenin önemli jeopolitik ve stratejik dönüşümler yaşayacağını belirterek, "Bu nedenle böyle bir platformun gündeme gelmesi son derece gerekli. Ancak yapının siyasi koordinasyonla mı sınırlı kalacağı, askerî iş birliğini de kapsayıp kapsamayacağı ve ortak bir bölgesel güç oluşturup oluşturmayacağı gibi birçok sorunun netleştirilmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Uzman, söz konusu girişimin ABD ve İsrail'in Ortadoğu'yu yeniden şekillendirme çabalarına karşı bir tepki niteliği taşıdığını belirtirken, şu ana kadar Mısır ve diğer bölge ülkelerinden öneriye ilişkin resmi bir tutum açıklanmadığını da ifade etti.



Yeniden yapılanmanın aksaklıkları, Gazze anlaşmasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen ‘yerinden edilme hayaletini’ hâlâ ayakta tutuyor

025 yılının ekim ayında Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde düzenlenen Barış Zirvesi’nde Gazze anlaşmasının imzalanması sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
025 yılının ekim ayında Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde düzenlenen Barış Zirvesi’nde Gazze anlaşmasının imzalanması sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Yeniden yapılanmanın aksaklıkları, Gazze anlaşmasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen ‘yerinden edilme hayaletini’ hâlâ ayakta tutuyor

025 yılının ekim ayında Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde düzenlenen Barış Zirvesi’nde Gazze anlaşmasının imzalanması sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
025 yılının ekim ayında Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde düzenlenen Barış Zirvesi’nde Gazze anlaşmasının imzalanması sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Gazze anlaşmasının imzalanmasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, İsrail’in süregelen uzlaşmaz tutumu nedeniyle Gazze Şeridi’nin yeniden imarı konusunda hâlâ ilerleme kaydedilemiyor. Geçtiğimiz şubat ayında İran savaşının başlamasından bu yana anlaşma maddelerinin uygulanması çıkmaza girerken, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi ihtimali de varlığını koruyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ‘İsrail’in dondurulmuş barış planının gölgesinde Gazze Şeridi’ndeki hedeflerine ulaştığını’ belirtti. Uzmanlar, ‘Tel Aviv’in Gazze Şeridi’nin yaklaşık yüzde 75’ini kontrol ettiğini ve savaş sonrasında başka bölgeleri de yıktığını, bunun da bölgede yaşamı sürdürmeyi zorlaştırdığını’ ifade etti.

Geçtiğimiz yıl 9 Ekim’de arabulucular, Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde gerçekleştirilen müzakerelerin ardından Hamas ile İsrail arasında ateşkes sağlandığını duyurdu. Nihai anlaşma ise aynı ayın 13’ünde ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımıyla imzalandı.

Mısır, ABD, Katar ve Türkiye’den oluşan arabulucu ülkelerin liderleri ‘barış belgesini’ imzaladı. Birkaç aşamadan oluşan anlaşma, Gazze’de ateşkesin sağlanmasını öngörüyordu. İlk aşamada çatışmaların durdurulması, insani yardımların girişine izin verilmesi ve rehineler ile mahkûmların takası yer alıyordu. Ardından erken toparlanma ve yeniden imar çalışmalarını, Gazze Şeridi’nin yönetiminin sivil bir teknokratlar komitesine devredilmesini içeren ikinci aşamaya geçilmesi planlanıyordu.

Arabulucular ocak ayında Ali Şaas başkanlığında Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere bir teknokratlar komitesi kurulduğunu duyurmuş olsa da komitenin görevini yerine getirmesine henüz imkân tanınmadı. Bu süreçte ihlaller sürerken İsrail, Filistinli grupların haziran ayında onayladığı ve ikinci aşamanın yükümlülüklerinin yerine getirilmesini amaçlayan yol haritasını da reddediyor.

Öte yandan İsrail, Filistinlileri Gazze Şeridi’nden ‘zorla yerinden etme’ planından vazgeçmiş değil. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, geçtiğimiz eylül ayında yaptığı açıklamada, hükümetinin Filistinlileri Gazze Şeridi’nden çıkarmaya yönelik hazır planları bulunduğunu belirterek, “ABD’nin onları hangi bölgeye nakledebileceklerini belirlemesini beklediklerini” söyledi.

Arap ülkeleri, 7 Ekim 2023’te Gazze’ye yönelik savaşın başlamasından bu yana İsrail’in Filistinlileri zorla yerinden etme girişimlerine karşı uyarılarda bulunuyor.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, ülkesinin ‘Filistin halkını zorla yerinden etmeyi amaçlayan her türlü planı kesinlikle reddettiğini’ vurguladı. Sisi, perşembe günü Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung ile düzenlediği basın toplantısında, ‘İsrail’in Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durumu tehlikeli biçimde tırmandırmasını reddettiklerini’ de ifade etti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi Üyesi Reha Ahmed Hasan, ‘İsrail’in barış planının arkasına sığınarak hedeflerine ulaştığını’ belirterek, “Gazze’de Trump planının aşamalarının uygulanması çıkmaza girmiş durumda. Buna rağmen Tel Aviv, bölgede Filistinlilere yönelik uygulamalarını sürdürüyor” dedi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hasan, “İsrail tarafı, Gazze Şeridi’nin büyük bölümünü işgal altında tutuyor, altyapıyı yıkmayı sürdürüyor ve insani yardımların girişine engeller çıkarıyor” ifadelerini kullandı. Bu uygulamaların Gazze’de yaşamı imkânsız hâle getirdiğine dikkat çeken Hasan, aynı zamanda Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi planının hayata geçirilmesine zemin hazırladığını belirtti.

İsrail’in Gazze’de yeniden imar aşamasına geçilmesini istemediğini ve kendi planını bütünüyle uygulayabilmek için mevcut durumu dondurmayı amaçladığını söyleyen Hasan, Trump planının aşamalarını hayata geçirmekle, İsrail’in Gazze Şeridi’nde kontrol ettiği bölgelerden çekilmesini sağlamakla görevlendirilecek uluslararası barış gücünün oluşturulmasının da zor olduğunu kaydetti.

Gazze İstikrar Gücü, Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde düzenlenen Barış Zirvesi’nde imzalanan ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasındaki en önemli maddelerden biri olarak öne çıkıyor. Ancak Trump başkanlığında Gazze Barış Kurulu ile Filistinli Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gibi çeşitli yürütme organları oluşturulmasına rağmen söz konusu güç henüz hayata geçirilemedi.

Filistin Halkının Haklarını Destekleme Uluslararası Heyeti Başkanı Salah Abdulati de İsrail’in ateşkesi ihlal etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Abdulati, “Barış anlaşmasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen soykırım savaşı sona ermedi. Her gün yüzlerce kişi hayatını kaybediyor, evler yıkılıyor” dedi. Bu uygulamaların yeniden imar çalışmalarına yönelik her türlü girişimi zorlaştırdığını vurguladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Abdulati, İsrail’in barış planında öngörülen yükümlülükleri yerine getirmediğini, bunlar arasında Gazze halkına insani yardım ulaştırılmasının da bulunduğunu söyledi. İsrail’in, barış planında belirlenen yardım miktarının yalnızca yüzde 37’sine ulaşan sınırlı bir yardım girişine izin verdiğini kaydetti.

İsrail’in ekipman ve yakıt girişine de izin vermediğine dikkat çeken Abdulati, bunun bölgedeki insani koşulları daha da ağırlaştırdığını belirtti. Abdulati, Mısır’ın planı da dâhil olmak üzere Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik çeşitli planların bulunduğunu, ancak bunların uygulanmasının Trump planındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlı olduğunu ifade etti.

Arap Birliği’nin Mart 2025’te Kahire’de düzenlenen olağanüstü zirvesinde, Mısır’ın Gazze Şeridi’ni yeniden imar planı kabul edilmişti. Konut projeleri, toplum merkezleri, ticari bir liman, teknoloji merkezleri ve sahil şeridinde otellerin inşasını öngören planın, 53 milyar dolara varan bir maliyetle üç yıl içinde tamamlanması hedefleniyordu.


Florida’daki Lübnan-İsrail görüşmesine ilişkin şüpheler artıyor

Lübnan-İsrail müzakerelerinde ABD’li yetkililer (Arşiv-AP)
Lübnan-İsrail müzakerelerinde ABD’li yetkililer (Arşiv-AP)
TT

Florida’daki Lübnan-İsrail görüşmesine ilişkin şüpheler artıyor

Lübnan-İsrail müzakerelerinde ABD’li yetkililer (Arşiv-AP)
Lübnan-İsrail müzakerelerinde ABD’li yetkililer (Arşiv-AP)

BD’deki ara seçimler öncesinde Lübnan ile İsrail arasında Florida’da yapılması planlanan askerî müzakere turunun gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceğine ilişkin şüpheler artıyor. Müzakereler hakkında doğrudan bilgi sahibi olan bir siyasi kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’nın toplantı tarihinin kesinleştirilmesine ilişkin şu ana kadar herhangi bir yeni bilgi getirmediğini söyledi.

Toplantının 20-22 Ekim tarihleri arasında yapılması planlanıyordu. Ancak Lübnan tarafına henüz görüşmenin kesin tarihine ilişkin bir teyit ulaşmadı. Beyrut yönetimi, ABD’yi toplantıya ev sahipliği yapmayı İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak Knesset seçimlerinden ve daha sonra 3 Kasım’da düzenlenecek ABD ara seçimlerinden önce kesinleştirmeye ikna etmeyi umuyor.

Lübnanlı bir kaynak ise müzakerelerin söz konusu iki seçim sürecinin tamamlanmasının sonrasına ertelenmesinin Lübnan’ın çıkarına olmadığını ifade etti.


Fas Kralı, gençlik meselelerinin kamu politikalarının öncelikleri arasına alınması gerektiğini vurguladı

Fas Kralı, yeni yasama ve hükümet döneminin, Fas’ın yükselen bir ekonomik güç olma hedefini sürdürmesi açısından dönüm noktası oluşturması çağrısında bulundu (MAP)
Fas Kralı, yeni yasama ve hükümet döneminin, Fas’ın yükselen bir ekonomik güç olma hedefini sürdürmesi açısından dönüm noktası oluşturması çağrısında bulundu (MAP)
TT

Fas Kralı, gençlik meselelerinin kamu politikalarının öncelikleri arasına alınması gerektiğini vurguladı

Fas Kralı, yeni yasama ve hükümet döneminin, Fas’ın yükselen bir ekonomik güç olma hedefini sürdürmesi açısından dönüm noktası oluşturması çağrısında bulundu (MAP)
Fas Kralı, yeni yasama ve hükümet döneminin, Fas’ın yükselen bir ekonomik güç olma hedefini sürdürmesi açısından dönüm noktası oluşturması çağrısında bulundu (MAP)

Fas Kralı 6. Muhammed, yeni yasama ve hükümet döneminin ülkenin yükselen ve güvenilir ekonomik güç olma hedefini sürdürmesi açısından gerçek bir dönüm noktası oluşturması gerektiğini belirterek, ekonomik büyüme ile sosyal ve bölgesel adaletin güçlendirilmesi arasında denge ve uyum sağlanması çağrısında bulundu. Kral, gençlerin meselelerinin kamu politikalarının öncelikleri arasına alınması gerektiğini vurguladı.

Kral 6. Muhammed Rabat’ta 12. yasama döneminin ilk yılının ilk oturumunun açılışında dün yaptığı konuşmada, yeni dönemin çeşitli alanlardaki kazanımları sürdürmek için belki de bir daha tekrarlanmayacak fırsatlarla dolu olağanüstü bir süreçte başladığını söyledi. Kral, seçmenlerin güvenini kazanan Temsilciler Meclisi üyelerini tebrik etti.

Gençlere ilişkin değerlendirmelerinde Kral 6. Muhammed, yönetişim kurumlarının gençlerin meselelerini öncelikli gündemlerine almaları gerektiğini belirtti. Bunun için fırsat eşitliğini güvence altına alan; eğitim, mesleki yeterliliklerin geliştirilmesi ve ekonomik hayata katılımı kapsayan bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi çağrısında bulundu.

Kraliyet konuşmasında, bu yaklaşımın gençlerin toplumsal yükseliş potansiyellerine, ülkelerinin kurumlarına ve özgürlük, onur ve istikrar içinde daha iyi bir gelecek kurmalarını sağlayacak fırsatlara duydukları güveni artırmayı amaçladığı ifade edildi.

Bölgesel yönetim ve yerinden yönetim reformu

Kral, bölgesel yönetim konusunda gelecek dönemin asıl sınavının sahada yürütülecek çalışmalar olduğunu belirtti. Her bölgenin gerçek sorunlarının yerinde tespit edilmesi ve bunlara uygulanabilir çözümler geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Bütünleşik kalkınmanın ilerletilmesi, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ve üretken yatırımların teşvik edilmesinin, ileri bölgeselleşme süreci ve idari yetkilerin merkezden taşraya devredilmesiyle yakından bağlantılı olduğunu kaydetti. Ademi merkeziyetçilik ve idari yetki devri uygulamalarını aksatan gecikme ve aksaklıkların ekonomik ve sosyal kalkınma programlarını olumsuz etkilediği, vatandaşların gerçek ihtiyaçlarına cevap verilmesini zorlaştırdığı uyarısında bulundu.

Kral 6. Muhammed, bu kapsamda, idari yetki devrine ilişkin şartların tam olarak uygulanmasında artık hiçbir gecikmenin kabul edilemeyeceğini belirtti. Bunun, gerekli yetkilerin yanı sıra insan kaynağı ve mali kaynakların merkezî yönetimden vilayetlere ve bölgelere aktarılmasını gerektirdiğini söyledi.

Kral ayrıca, bölgesel yönetim kurumlarının çalışmalarını engelleyen sorunların giderilmesi çağrısında bulundu. Bu doğrultuda görev ve yetkilerin daha açık biçimde tanımlanmasını, insan kaynağı ve maddi imkânların artırılmasını, devlet ile bölgeler arasındaki ilişkilerin düzenlenmesini ve bölgesel yönetimlerin karar alıp projeleri uygulayabilmesini sağlayacak koordinasyon ve sözleşme mekanizmalarının oluşturulmasını istedi.

Ekonomik kalkınma ve stratejik yatırımlar

Ekonomi alanında ise altyapı projelerinin hızlandırılması ve özellikle su, enerji ve gıda güvenliği; sanayinin geliştirilmesi, dijital ekonomi ve yapay zekâ alanlarında yeni nesil büyük ölçekli stratejilerin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Kral ayrıca kaynakların verimli kullanılmasının, ülkenin stratejik rezerv oluşturma kapasitesinin geliştirilmesinin ve temel ihtiyaç maddelerinin tedarik güvenliğinin sağlanmasının önemini vurguladı. Ulusal özel sektörün kalkınma dönüşümünde stratejik aktör hâline gelmesi gerektiğini belirterek, şirketleri daha fazla inisiyatif almaya, yenilikçi olmaya, istihdam yaratmaya, yatırım yapmaya ve ihracat kapasitelerini artırmaya çağırdı.

İspanya ile göç iş birliği

Göç meselesi ve İspanya ile yaşanan kriz hakkında konuşan Kral 6. Muhammed, Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Fas’ın göç olgusunu yönetirken benimsediği dengeli yaklaşımın somut sonuçlar verdiğini söyledi. Ancak tekrarlayan krizlerin, bu alandaki mevcut iş birliği modelinin artık güncelliğini yitirdiğini gösterdiğini belirtti.

Kral, İspanya ile ortaklığın düzensiz göçle mücadele dâhil birçok alanda önemli ilerleme kaydettiğini, ancak güncelliğini yitirmiş bazı hukuki düzenlemeler ve gerçeklerden uzak yargı kararları nedeniyle ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

Söz konusu düzenleme ve kararların, reşit olmayan çocukların ve sığınmacı statüsünü gerçeğe aykırı biçimde beyan eden kişilerin geri gönderilmesini engellediğini, bunun da suç şebekelerinin istismarına zemin hazırladığını söyledi.

Bazı siyasi ve medya çevrelerinden gelen sorumsuz açıklamalara da değinen Kral 6. Muhammed, ortaklığın siyasi bir tercih ve gönüllü bir taahhüt olduğunu vurguladı. Fas’ın hiçbir baskı, tehdit veya şantaja boyun eğmeyeceğini belirten Kral, ortak kalkınmayı ve ekonomik rekabet gücünü artıracak yeni bir ortaklık anlayışına temel oluşturmak üzere ortaklarına açık ve uygulanabilir bir strateji belgesi sunacağını belirtti.

Parlamenterlere sorumluluk çağrısı

Kral 6. Muhammed, parlamenterlere hitaben yaptığı konuşmada milletvekilliğinin vatandaşlarla parlamenterler arasında bir emanet, siyasi sorumluluk ve ahlaki taahhüt olduğunu belirtti.

Parlamento üyelerini ulusal sorumluluklarını yerine getirmeye çağıran Kral, “Allah’ın koruması üzerinizde olsun, üstlendiğiniz bu ulusal sorumluluğun; Allah’a, vatandaşlara ve tarihe karşı gereğini yerine getirin” ifadelerini kullandı.

Kral 6. Muhammed’e konuşması sırasında Veliaht Prens Mevlay Hasan, Prens Mevlay Reşid ve Prens Mevlay Ahmed hazır bulundu.