Suriye-ABD doğal gaz anlaşması mali darboğazı aşmak için atılan stratejik bir adım mı?

Cahar (Jahar) Sahası, Suriye'deki en önemli gaz sahalarından biri olup Humus vilayetine bağlı Tedmür (Palmyra) şehrinin batısındaki Çöl (Badiye) bölgesinde yer almaktadır. (Arşiv - Suriye Enerji Bakanlığı)
Cahar (Jahar) Sahası, Suriye'deki en önemli gaz sahalarından biri olup Humus vilayetine bağlı Tedmür (Palmyra) şehrinin batısındaki Çöl (Badiye) bölgesinde yer almaktadır. (Arşiv - Suriye Enerji Bakanlığı)
TT

Suriye-ABD doğal gaz anlaşması mali darboğazı aşmak için atılan stratejik bir adım mı?

Cahar (Jahar) Sahası, Suriye'deki en önemli gaz sahalarından biri olup Humus vilayetine bağlı Tedmür (Palmyra) şehrinin batısındaki Çöl (Badiye) bölgesinde yer almaktadır. (Arşiv - Suriye Enerji Bakanlığı)
Cahar (Jahar) Sahası, Suriye'deki en önemli gaz sahalarından biri olup Humus vilayetine bağlı Tedmür (Palmyra) şehrinin batısındaki Çöl (Badiye) bölgesinde yer almaktadır. (Arşiv - Suriye Enerji Bakanlığı)

Suriye ile ABD arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilerde, Beşşar Esed rejiminin 2024 yılı sonunda devrilmesinden bu yana en önemli stratejik gelişmelerden biri yaşandı. Suriye Petrol Şirketi, doğal gaz sahalarının geliştirilmesi ve üretimin artırılması amacıyla ABD merkezli ConocoPhillips ve Novaterra Energy şirketleriyle kapsamlı bir uygulama sözleşmesi imzaladı. Anlaşma, uzun yıllardan sonra ülkede gerçekleştirilen ilk büyük Amerikan enerji yatırımı olmasının yanı sıra, ABD Başkanı Donald Trump’ın Temmuz 2025’te yaptırımları kaldırma kararının ardından başlayan yeni dönemin somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Söz konusu sözleşme, 2026 yılının başlarında Chevron’un denizlerde hidrokarbon arama faaliyetleri ve HKN Energy’nin Rumeylan sahalarındaki girişimleriyle başlayan Amerikan yatırım hamlesinin devamı niteliğinde. Ancak ConocoPhillips anlaşması, ülkenin doğal gaz sektörüne yönelik en büyük bağlayıcı uygulama sözleşmesi olması ve enerji krizini sona erdirmeyi amaçlayan Körfez ve Avrupa destekli finansman mekanizmalarıyla desteklenmesi nedeniyle ayrı bir önem taşıyor.

Enerji uzmanları, geçen kasım ayında varılan mutabakatların hayata geçirilmesi anlamına gelen bu anlaşmanın yalnızca teknik ve enerji boyutuyla sınırlı kalmayacağını, aynı zamanda uluslararası yatırımcılar açısından bir “güven oyu” niteliği taşıdığını belirtiyor. Uzmanlara göre anlaşma, 2026 yılı için yaklaşık 1,8 milyar dolar bütçe açığıyla karşı karşıya bulunan yeni Suriye hükümetinin mali darboğazı aşmasına da katkı sağlayabilir.

frvgfr
"Suriye Petrol Şirketi" ile "ConocoPhillips" ve "Novaterra Energy" şirketleri arasında sözleşmenin imzalanmasının ardından (Suriye Enerji Bakanlığı)

Amerikan şirketlerinin dönüşü, aynı zamanda Suudi Arabistan, Katar ve Fransa gibi ülkelerden gelen yatırım girişimleriyle de eş zamanlı gerçekleşiyor. Suudi Arabistan merkezli ADES başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası şirketlerin enerji sektörüne yönelmesi, Suriye doğal gaz sektörünü ekonomik toparlanma ve yeniden imar sürecinin temel motorlarından biri hâline getirebilecek yeni bir dönemin eşiğine taşıyor.

Mutabakattan uygulamaya

Anlaşma, daha önce imzalanan mutabakatların sahaya yansıması niteliğinde. Suriye Petrol Şirketi, Kasım 2025’te ConocoPhillips ve Novaterra Energy ile bir mutabakat zaptı imzalamış, ardından teknik, hukuki ve ticari müzakereler yürütülmüştü. Taraflar arasındaki bu süreç, nihayet bağlayıcı uygulama sözleşmesiyle sonuçlandı.

“Uluslararası güven sertifikası”

Suriye enerji uzmanı ve akademisyen Dr. Ziyad Arabş, anlaşmanın öneminin mutabakat aşamasından fiili uygulama aşamasına geçilmesinden kaynaklandığını belirterek bunun küresel piyasalara, Suriye’nin yeniden enerji yatırımlarına açık bir ülke hâline geldiği mesajını verdiğini söyledi.

Arabş’a göre anlaşma sayesinde:

•   Petrol ve gaz sahalarında çalışan mühendis, teknisyen ve ekip sayısı artacak.

•  Modern sondaj ekipmanları ve yeni teknolojiler devreye alınacak.

•   Enerji sektörünün ihtiyaç duyduğu lojistik ve altyapı yatırımları hızlanacak.

•  Yeni şirketlerin pazara girişini teşvik edecek rekabetçi bir yatırım ortamı oluşacak.

Arabş, “Suriye’de faaliyet gösteren şirket sayısı arttıkça maliyetler düşecek, uzmanlık paylaşımı yaygınlaşacak ve bu durum ulusal ekonomiye olumlu yansıyacak” dedi.

Uzmanlara göre ConocoPhillips gibi küresel ölçekte bir şirketin Suriye pazarına girmesi, diğer uluslararası yatırımcılar açısından da önemli bir güven göstergesi olacak. Bu durum, yatırım risklerinin algılanan düzeyini düşürürken, Şam yönetiminin yatırımcı dostu bir ortam oluşturma konusundaki kararlılığını da ortaya koyuyor.

cdfvfdv
Suriye'nin Orta Bölge sahalarında yeniden faaliyete geçirilen "Uralmash 2" sondaj kulesi (Suriye Enerji Bakanlığı)

Nitekim Suriye Petrol Şirketi, Nisan ayında Suudi Arabistan merkezli ADES ile gaz sahalarının geliştirilmesine yönelik bir anlaşma imzalamış, daha önce de Chevron ve Katarlı şirketlerle çeşitli mutabakatlara varmıştı. Ayrıca kuzeydoğu Suriye’de Amerikan ve Suudi şirketleri arasında ortak yatırım projelerinin gündemde olduğu belirtiliyor.

Bütçe açığını azaltma potansiyeli

Yeni Suriye yönetimi, yıllar süren savaşın ardından ağır hasar almış bir ekonomi devraldı. Maliye Bakanı Yusr Berniyye’nin açıkladığı 2026 bütçesine göre devlet gelirlerinin yaklaşık 8,7 milyar dolar, harcamaların ise 10,5 milyar dolar seviyesinde olması bekleniyor.

Arabş’a göre yeni anlaşma, mali darboğazın aşılmasına iki temel yoldan katkı sağlayabilir:

1. İthalat maliyetlerinin azaltılması

Suriye hâlen elektrik üretimini desteklemek amacıyla bölgesel enerji tedarikine bağımlı durumda. Savaş öncesinde günlük yaklaşık 28 milyon metreküp olan doğal gaz üretimi, bugün bunun yaklaşık üçte biri seviyesine gerilemiş bulunuyor.

Hükümet, önümüzdeki yıl üretimi günlük 15 milyon metreküpe çıkarmayı hedefliyor. Anlaşmanın devreye girmesiyle ilk aşamada günlük 4-5 milyon metreküplük ilave üretim sağlanabileceği öngörülüyor. Bu artışın petrol ve türevleri ithalatına ayrılan kaynakları azaltması ve elektrik üretimi için gerekli gaz arzını güçlendirmesi bekleniyor.

2. İhracat gelirlerinin artırılması

Üretim fazlası oluşması hâlinde Suriye’nin doğal gaz ihracatına yönelmesi mümkün olacak. Böylece ülkeye döviz girdisi sağlanacak ve yeniden imar projelerinin finansmanında kullanılabilecek yeni gelir kaynakları ortaya çıkacak.

Arabş, öngörülen üretim artışının gerçekleşmesinin yaklaşık iki yıllık bir süreç gerektirebileceğini belirterek, “Günlük 5 milyon metreküplük ilave üretime ulaşmak için bir yıl daha eklemek gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye-ABD ilişkilerinde yeni dönem

Anlaşma, Şam ile Trump yönetimi arasındaki ilişkilerin hızla geliştiği bir dönemde imzalandı. Arabş’a göre bu sözleşme, Esed yönetiminin devrilmesinden sonra bir Amerikan enerji deviyle yapılan ilk uygulama anlaşması olması bakımından büyük önem taşıyor.

Uzmanlar, ekonomik iş birliğinin siyasi dosyalara da olumlu yansıyabileceğini ve bunun iki ülke arasında daha kapsamlı bir normalleşme sürecinin önünü açabileceğini düşünüyor.

Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir’in geçtiğimiz hafta Amerikalı yetkililerle yaptığı görüşmelerde petrol ve gaz sektöründeki yatırım fırsatlarının ele alınması da bu sürecin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Arabş’a göre Baker Hughes, Hunt Energy ve Argent LNG gibi Amerikan şirketlerinin de Suriye enerji sektörüne yönelik kapsamlı projeler üzerinde çalışması, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da derinleşebileceğine işaret ediyor.

Gaz sektörünün mevcut durumu

Suriye’nin doğal gaz sektörü, 14 yıl süren savaşın ardından ciddi bir toparlanma süreciyle karşı karşıya bulunuyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre petrol ve gaz sektörünün 2011-2023 dönemindeki doğrudan ve dolaylı kayıpları 115 milyar doları aştı.

Şam’daki ABD Büyükelçiliği tarafından yayımlanan verilere göre ülkenin günlük doğal gaz arzı bugün yalnızca 7 ila 10 milyon metreküp seviyesinde bulunuyor. Bu rakam savaş öncesinde günlük 30 milyon metreküpe kadar çıkıyordu.

Buna karşılık ülkenin günlük gaz talebi 23 ila 30 milyon metreküp arasında değişiyor. Özellikle elektrik üretimindeki yetersizlik nedeniyle her gün yaklaşık 15 milyon metreküplük arz açığı oluşuyor.

Bu nedenle hükümet, uluslararası ortaklıklar sayesinde 2030 yılına kadar doğal gaz üretimini iki katına çıkararak enerji sektörünü yeniden ayağa kaldırmayı hedefliyor.

Altyapı ve bölgesel tedarik

Savaş sırasında sahalar, tesisler ve iletim hatları ciddi zarar gördü. Ayrıca yaptırımlar nedeniyle bakım ve modernizasyon faaliyetleri uzun yıllar boyunca aksadı.

Buna rağmen Arabş, yaklaşık 285 milyar metreküplük kanıtlanmış doğal gaz rezervlerinin geliştirilmesi hâlinde ülkenin dört yıl içinde savaş öncesi günlük 28 milyon metreküplük üretim seviyesine geri dönebileceğini belirtiyor.

dvfdervbf
Suriye Enerji Bakanı Muhammed El-Beşir, Washington'daki Dünya Enerji Forumu etkinlikleri sırasında konuşma yapıyor (Suriye Enerji Bakanlığı)

Suriye şu anda elektrik arzını desteklemek için bölgesel kaynaklardan yararlanıyor. Katar finansmanıyla Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden Suriye’ye ulaştırılmasını öngören proje kapsamında günlük yaklaşık 3,4 milyon metreküp gaz sağlanıyor. Katar’dan Ürdün üzerinden doğrudan tedarik seçeneği de gündemde bulunuyor.

Şam yönetimi, mevcut sahaların rehabilitasyonunu hızlandırırken uluslararası ortaklıklar aracılığıyla üretimi artırmayı amaçlıyor. ConocoPhillips ve Novaterra Energy ile yapılan anlaşma da bu stratejinin merkezinde yer alıyor.

Gaz sahaları nerede bulunuyor?

Anlaşmaların ardından Suriye Petrol Şirketi, daha önce kuzeydoğudaki Kürt özerk yönetiminin kontrolünde bulunan petrol ve gaz sahalarının yönetimini devraldı. Ülkenin enerji kaynakları üç ana bölgede yoğunlaşıyor:

Doğu Bölgesi (Deyrizor ve Haseke)

• Deyrizor’un kuzeydoğusundaki Koniko Gaz Sahası, ConocoPhillips tarafından 2001 yılında kurulmuştu. Yıllık 4,7 milyar metreküp kapasiteye sahip tesis, savaş öncesinde günlük yaklaşık 13 milyon metreküp üretim gerçekleştiriyordu.

• Haseke’deki Cebse Sahası ile birlikte, bu iki merkez 2011 öncesinde Suriye doğal gaz üretiminin yüzde 53’ünü karşılıyordu.

Orta Bölge ve Humus Çölü

• Ülkenin en büyük gaz sahası olan Şair Sahası,

•  Tedmur’un batısındaki Cihar Sahası,

• Mehr ve Cezel sahaları bu bölgede yer alıyor.

Ekonomik toparlanmanın anahtarı

Dr. Ziyad Arabş’a göre ConocoPhillips ve Novaterra Energy ile imzalanan anlaşma, Suriye enerji sektörü açısından niteliksel bir dönüşüm anlamına geliyor. Anlaşma; mali darboğazın aşılması, enerji üretiminin artırılması, uluslararası yatırımcı güveninin yeniden kazanılması ve Suriye-ABD ilişkilerinde yeni bir ekonomik iş birliği sayfasının açılması açısından kritik önem taşıyor.

Arabş, “Bu anlaşmanın sonuçlarının bir yıl içinde görülmeye başlanması ve Suudi, Katarlı ve Fransız şirketlerle yürütülen paralel projelerin hayata geçmesi hâlinde, Suriye doğal gaz sektörü ekonomik toparlanmanın temel lokomotiflerinden biri olabilir. Ancak bunun için ihale ve uygulama süreçlerinde tam şeffaflık şarttır” ifadelerini kullandı.



Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
TT

Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2025 yılında güçlü bir mali performans sergiledi. Fonun gelirleri yüzde 9 artışla 450 milyar riyale (120 milyar dolar) yükselirken, net kârı iki katına çıkarak 65 milyar riyali (17,3 milyar dolar) aştı. Yönetilen varlıklarının toplamı değeri ise yaklaşık 3,4 trilyon riyale (906,7 milyar dolar) ulaştı.

Fon, yerel yatırımlarını da genişletmeye devam etti. Bu yatırımların 2021-2025 dönemindeki kümülatif toplamı 750 milyar riyale (200 milyar dolar) yaklaşırken, uluslararası yatırımları yüzde 12 oranında büyüdü. Fon ayrıca yapay zekâ, teknoloji, enerji ve ileri imalat gibi stratejik sektörlerdeki varlığını da güçlendirdi.


Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
TT

Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)

ABD, İran'a yönelik ablukayı sıkılaştırırken küresel petrol piyasalarının savaşa ne kadar dayanabileceği merak ediliyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, dünkü açıklamasında İran'a uygulanan deniz ablukasının süresiz devam edebileceğini duyurdu.

Reuters'ın analizine göre 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan savaşta şimdiye dek küresel piyasada 2,6 milyar varil petrol kaybedildi.  

Saudi Aramco'ya göre günlük kayıp Körfez'de 11 milyon varile ulaşırken, çoğu analist küresel arz açığının günde yaklaşık 5 milyon varile ulaştığını söylüyor.

Ukrayna, Kazakistan'dan Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı'na günde 1,8 milyon varil petrol taşıyan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu'na (CPC) temmuz sonunda drone saldırısı düzenlemişti. Bunun açığı daha da artırmış olabileceği belirtiliyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, küresel petrol piyasasında istikrar için Kiev'den saldırıları durdurmasını istemişti.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) hesaplamasına göre, ülkelerin elindeki ticari ve kamu petrol stoklarının toplamı yaklaşık 1,5 milyar varil. Ancak bunun tamamı acil durumda piyasaya sürülebilecek rezervlerden oluşmuyor.

Devletlerin doğrudan kontrolünde olan ve acil durumda kullanılabilecek petrol rezervleri yaklaşık 900 milyon varil. Analize göre günlük 5 milyon varillik arz açığının tamamen bu kaynaktan kapatılması halinde kritik eşik olarak belirlenen süre 180 güne denk geliyor. Yani mevcut arz açığı sözkonusu rezervlerden 180 gün daha kapatılabilir. Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin normale dönmesi, arzın toparlanması ve üretimin başka bölgelerde artmasıysa bu süreyi değiştirebilir.

Diğer yandan ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi de 1983'ten bu yana en düşük seviyesine geriledi. Stratejik rezerv altyapısında yaşlanma, bakım eksiklikleri ve bazı depolama sahalarındaki sorunlar petrolün piyasaya ulaştırılması sürecinde sorun yaratabilir.

Uzmanlar özellikle dizel ve jet yakıtı stoklarının 5 yılın en düşük seviyesinde olduğuna işaret ediyor. İran ve Rusya-Ukrayna savaşlarının rafinerilere zarar vermesi bu ürünlerdeki sıkışıklığı daha da artırdı.

Öte yandan analize göre Çin, savaş öncesinde Hürmüz Boğazı üzerinden yaptığı günlük yaklaşık 5,5 milyon varillik ithalatı neredeyse bir yıl sürdürebilir. Pekin elindeki miktarı açıklamasa Asya devinin 1 ila 1,7 milyar varillik stoku olduğu tahmin ediliyor.

Independent Türkçe, Reuters, Financial Times


OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
TT

OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) dün yaptığı açıklamada, 2027 yılında küresel petrol talebindeki büyüme beklentisini günlük yaklaşık 2,2 milyon varile yükseltti. OPEC, bir önceki tahmininde büyümenin günlük 1,9 milyon varil olacağını öngörmüştü.

OPEC, 2026'nın son çeyreğinde küresel petrol talebine ilişkin tahminini biraz aşağı çekerek günlük 107,66 milyon varile indirdi. Geçen ayki tahmin günlük 107,72 milyon varil düzeyindeydi. Buna karşın örgüt, 2026 yılı toplam küresel petrol talebi tahminini günlük 105,16 milyon varilden 105,74 milyon varile yükseltti.

2027 yılı için OPEC, küresel petrol talebinin günlük 107,90 milyon varile ulaşmasını bekliyor. Bu rakam, temmuz ayında açıklanan günlük 107,88 milyon varillik tahminle büyük ölçüde aynı seviyede bulunuyor.

Öte yandan OPEC, OPEC+ ittifakı dışındaki üreticilerin petrol arzındaki büyüme tahminini 2026 için günlük 640 bin varilde sabit tuttu. Bu rakam, temmuz ayındaki tahminle aynı. Örgüt, 2027 yılında OPEC+ dışı üreticilerin arzının günlük 620 bin varil artacağı yönündeki öngörüsünü de değiştirmedi.