ABD, Filistin Ulusal Yönetimi’yle ilişkileri geliştiriyor

Donald Trump ve Mahmud Abbas, 8 yıl aradan sonra 13 Ekim 2025'te Mısır'daki Gazze zirvesinde bir araya gelmişti (AP)
Donald Trump ve Mahmud Abbas, 8 yıl aradan sonra 13 Ekim 2025'te Mısır'daki Gazze zirvesinde bir araya gelmişti (AP)
TT

ABD, Filistin Ulusal Yönetimi’yle ilişkileri geliştiriyor

Donald Trump ve Mahmud Abbas, 8 yıl aradan sonra 13 Ekim 2025'te Mısır'daki Gazze zirvesinde bir araya gelmişti (AP)
Donald Trump ve Mahmud Abbas, 8 yıl aradan sonra 13 Ekim 2025'te Mısır'daki Gazze zirvesinde bir araya gelmişti (AP)

ABD, Gazze'deki Barış Kurulu'nu ve İbrahim Anlaşmaları'nı ilerletmek için Filistin Ulusal Yönetimi'yle ilişkilerini güçlendirmek istiyor.

Times of Israel'in (ToI) aktardığına göre Donald Trump yönetimi, son yıllarda Filistin Ulusal Yönetimi'yle gerilen ilişkileri düzelterek bir mutabakat metni imzalamak için birkaç aydır Ramallah'la görüşme yapıyor.

ABD'nin, İsrail'in bloke ettiği yaklaşık 5 milyar dolarlık Filistin vergi gelirinin bir kısmını Gazze'nin yeniden inşası için Barış Kurulu'na aktarmaya çalıştığı belirtiliyor.

Ancak radikal sağcı İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich plana karşı çıkıyor. İsrail'de ekimde yapılması planlanan seçimlerden önce fonların serbest bırakılmasının öngörülmediği aktarılıyor.

Trump'ın arabuluculuğunda oluşturulan 20 maddelik barış planında, kapsamlı reformların ardından bölgenin Filistin Ulusal Yönetimi'ne devredilmesi planlanıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Filistin Ulusal Yönetimi'nden yetkililer, Suudi Arabistan'ın Ramallah'ın reform sürecine destek verdiğini söylüyor. Riyad'ın, Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir yol haritası oluşturulabilmesi için bu reformları gerekli gördüğü ifade ediliyor.

ABD'li bir yetkiliye göre Suudi Arabistan, Filistin devletine giden "geri döndürülemez bir süreç" oluşturulması halinde İsrail'le normalleşmeye sıcak bakıyor. Riyad ve Tel Aviv arasında Washington arabuluculuğunda yürütülen normalleşme görüşmeleri, 7 Ekim 2023'te patlak veren Gazze savaşı nedeniyle askıya alınmıştı.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın liderliğindeki Fetih hareketinde kapsamlı reformlar yapılması karşılığında Trump'ın Filistin Ulusal Yönetimi'ne yönelik yaptırımları kaldırmayı planladığı belirtiliyor.

Trump, ilk döneminde 2018'de Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Washington'daki ofisini kapatmıştı. Ramallah yönetimi ofisin tekrar açılmasını da talep ediyor.

Diğer yandan Tel Aviv, terör suçlarından hüküm giyen Filistinlilere sosyal yardım sistemi aracılığıyla ödeme yaptığı gerekçesiyle Filistin Ulusal Yönetimi'ni eleştiriyor. Ramallah ise sistemi 2025'te değiştirerek sadece maddi açıdan yardıma muhtaç kişilere finansal destek verileceğini bildirmişti.

Ancak Tel Aviv, İsrail'e saldırı düzenlemekten suçlu bulunan hiçbir Filistinlinin ailesinin yardımlardan faydalanmamasını talep ediyor. Kaynaklara göre reform görüşmeleriyle ilgili en büyük engellerden birini bu sosyal yardım sistemi hakkındaki anlaşmazlık oluşturuyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Reuters



Trump’ın “Hizbullah’ı Suriye’ye bırakın” mesajı ne anlama geliyor?

İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle Lübnan'da en az 1 milyon kişi yerinden edildi (Reuters)
İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle Lübnan'da en az 1 milyon kişi yerinden edildi (Reuters)
TT

Trump’ın “Hizbullah’ı Suriye’ye bırakın” mesajı ne anlama geliyor?

İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle Lübnan'da en az 1 milyon kişi yerinden edildi (Reuters)
İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle Lübnan'da en az 1 milyon kişi yerinden edildi (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Hizbullah’la mücadeleyi İsrail yerine Suriye’nin üstlenmesi gerektiğini söylemesinin yankıları sürüyor.

Trump, G7 zirvesinde yaptığı açıklamada, İran’la mutabakat metni üzerinde anlaşmalarının ardından İsrail’in 14 Haziran’da Lübnan’ın başkenti Beyrut’a saldırmasını eleştirdi.

ABD Başkanı, İsrail lideri Binyamin Netanyahu’yla telefonda görüşerek "Hizbullah meselesini Suriye'nin halletmesini" önerdiğini belirtti. Ahmed Şara yönetiminin, Tahran destekli örgüte karşı "daha iyi iş çıkardığını" vurguladı.

CNN’in analizine göre Suriye’nin Hizbullah’la mücadelede ağırlığını artırması durumunda Şam ordusu Lübnan’ın güneyine girebilir ya da Şii örgüte silah akışının kesilmesine yönelik faaliyetler hızlandırılabilir.

Suriye ordusu 1976'da Lübnan iç savaşına müdahil olmuş, daha sonra yaklaşık 30 yıl boyunca ülkede kalmıştı.

Diğer yandan Şara, geçen haftaki açıklamasında Lübnan’a müdahale edilebileceği iddialarının asılsız olduğunu söylemişti.

Hizbullah, Suriye iç savaşında devrik lider Beşar Esad’ı destekleyerek İran'dan gelen silah tedariki koridorunun korunmasında kritik rol oynamıştı. Ancak Şara liderliğindeki isyancıların Aralık 2024’te Esad’ı devirmesiyle bu hatlar kesildi.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Ortadoğu Merkezi’nden Michael Young, Trump’ın teklifini "tamamen saçma" diye niteleyerek, Suriye ordusunun ülkeye girmesinin Lübnan’daki mezhepsel gerilimleri daha da artıracağını belirtti.

Hıristiyan, Dürzi ve Şii kesimlerin böyle bir müdahaleye karşı çıkacağını söylerken, hamlenin Hizbullah’ı daha da güçlendirebileceğine dikkat çekti.

İran yönetimi, ABD’yle anlaşma için İsrail’in Lübnan’daki saldırıları sonlandırmasını şart koşmuştu. Tahran ve Washington mutabakata varıldığını açıklarken, İsrail yönetimi anlaşmaya taraf olmadığını ve Lübnan’ın güneyinden çekilmeyeceğini duyurmuştu.

İran Devrim Muhafızları ise bugün yayımladığı açıklamada, İsrail’in Lübnan’a salı günü düzenlediği saldırıları kınayarak, Tel Aviv’in ateşkesi son iki günde en az 84 kez ihlal ettiğini bildirdi. İsrail ordusunun Lübnan’daki harekatı durdurmaması halinde "sert karşılık verileceği" ifade edildi.

Independent Türkçe, CNN, Iran Wire, Arab News


Eski Brezilya lideri Bolsonaro’nun oğluna hapis cezası

Eduardo Bolsonaro hakkındaki suçlamaları reddetti (Reuters)
Eduardo Bolsonaro hakkındaki suçlamaları reddetti (Reuters)
TT

Eski Brezilya lideri Bolsonaro’nun oğluna hapis cezası

Eduardo Bolsonaro hakkındaki suçlamaları reddetti (Reuters)
Eduardo Bolsonaro hakkındaki suçlamaları reddetti (Reuters)

Eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu Eduardo Bolsonaro'ya hapis cezası verildi.

Brezilya Yüksek Mahkemesi'nin salı günü açıkladığı kararda, geçen yıl babası hakkında yürütülen darbe komplosu davasında Donald Trump yönetiminin sürece müdahalesini istediği gerekçesiyle Eduardo'ya 4 yıl 2 ay hapis cezası verildiği bildirildi.

ABD'de yaşayan eski parlamenter Eduardo, Brezilya'ya döndüğünde tutuklanma riskiyle karşı karşıya.

Yüksek Mahkeme'nin Eylül 2025'te verdiği kararla Jair Bolsonaro, 2022 seçimlerini kaybettikten sonra "demokratik düzeni ortadan kaldırmaya yönelik darbe planı kurmak suçundan" 27 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Eduardo ise karar açıklanmadan birkaç ay önce ABD'ye gitmişti.

ABD Başkanı Trump, sağcı Bolsonaro hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti. Beyaz Saray, Yüksek Mahkeme Yargıcı Alexandre de Moraes'i de yaptırım listesine almış daha sonra kararı geri çekmişti.

Eduardo, Trump yönetiminin desteğiyle davanın düşürülmesi için Washington'da lobicilik yapmıştı. Brezilya'ya gümrük vergisi ve yaptırım uygulanmasını sağlamak için ABD'de faaliyet yürüttüğü gerekçesiyle geçen yıl hakkında hukuki süreç başlatılmıştı.

41 yaşındaki Eduardo, sosyal medyadan yaptığı açıklamada kararı "anlamsız ve asılsız" diye niteledi. Ayrıca süreçle ilgili kendisine resmi tebligat yapılmadığını, davadan yalnızca medya yoluyla haberdar olduğunu savundu.

Eduardo, Brezilya'da ekimde düzenlenecek devlet başkanlığı seçimlerinde, ülkenin lideri Luiz Inacio Lula da Silva'ya karşı aday olan kardeşi Flavio Bolsonaro'ya desteğini açıklamıştı. Trump, Flavio ve Eduardo'yu geçen ay Oval Ofis'te ağırlamıştı.

Brezilya'da iktidardaki İşçi Partisi, Trump'ın özellikle uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suç meselelerini bahane ederek Lula'yı köşeye sıkıştırmayı deneyeceğini düşünüyor.

Flavio, Trump'la görüşmesinde kendisinden Brezilya'daki (Başkentin İlk Komandoları/Primer Comando de la Capital -PCC) ve Kızıl Komando (Comando Vermelho/CV) örgütlerini terör örgütü olarak tanımasını istediğini söylemişti. Beyaz Saray da 28 Mayıs'ta bunu yapmıştı.   

Independent Türkçe, BBC, Guardian, Agencia Brasil


ABD, İran’la mutabakat metnini önemsizleştirdi: Siyasi belgeden ibaret

Trump, G7 zirvesinde Hürmüz Boğazı'nın cuma gününe kadar tamamen açılacağını söyledi (AP)
Trump, G7 zirvesinde Hürmüz Boğazı'nın cuma gününe kadar tamamen açılacağını söyledi (AP)
TT

ABD, İran’la mutabakat metnini önemsizleştirdi: Siyasi belgeden ibaret

Trump, G7 zirvesinde Hürmüz Boğazı'nın cuma gününe kadar tamamen açılacağını söyledi (AP)
Trump, G7 zirvesinde Hürmüz Boğazı'nın cuma gününe kadar tamamen açılacağını söyledi (AP)

Beyaz Saray yetkililerine göre, ABD ve İran arasında cuma günü imzalanması planlanan mutabakat metni "siyasi bir belgeden" ibaret.

Washington ve Tahran arasındaki mutabakatın metni henüz paylaşılmadı. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, belgenin 1,5 sayfa olduğunu söylemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, metnin "son derece muğlak ifadeler" içerdiğini aktarıyor. Belgenin temel amacının, ileride yapılacak yüz yüze görüşmeler için daha elverişli bir ortam yaratmak olduğunu söylüyorlar.

"Mutabakat zaptındaki ifadeler fazla abartılmamalı" diyen yetkililerden biri, belgenin içeriğine dair şunları söylüyor:

Belge temelde şunu içeriyor: Yaptırımları kaldıracağız, nükleer konusunda bir anlaşma yapacağız, dondurulmuş fonları serbest bırakacağız. Ancak yaptırımları, kaydedilen ilerlemeye bağlı olarak kaldıracağız. Bunu yapmak için gerekli mekanizmalar üzerinde anlaşmaya vardığımızda fonları serbest bırakacağız.

Kaynak, Trump'ın müzakere ekibinin, "İran'ın iç politikası gereği söylemesi gerekenleri söylemesine imkan tanıyan ifadeler kullandığını" ekledi.

Bu kapsamda, cuma günü İsviçre'de imzalanması öngörülen belgede İran'ın üstleneceği yükümlülüklerin ayrıntılı biçimde tanımlanmadığı belirtiliyor. Bunun yerine, anlaşmada genel hatlarıyla İran'ın "asla nükleer silah üretmeyeceğini yinelediği" belirtiliyor. Tahran bu taahhüdü Barack Obama yönetimiyle 2015'te imzalanan nükleer anlaşmada da vermişti.

Diğer yandan yetkililer, İran'ın "arka kapı" diplomasisiyle ABD'yle iletişime geçip tavizler verme garantisi sunduğunu öne sürüyor. Ancak bunlar resmi belgede yer almıyor.

ABD'li yetkililere göre Tahran yönetimi, iç politika meseleleri nedeniyle metnin yayımlanmasının cuma gününe kadar ertelenmesini istemiş.

Haberde, İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in mutabakat metnine "zımni onay" verdiği belirtiliyor. Ancak Hamaney'in, cuma günkü resmi imza töreninden önce bir açıklama yapıp yapmayacağı hakkında Tahran yönetimi içinde tartışmaların sürdüğü aktarılıyor.

Tahran yönetimi, mutabakat metninin "daha kapsamlı bir çözüme doğru ilerlemek için gerekli koşulları yaratmayı amaçladığını" belirterek, gelecekteki müzakerelerin ancak "ABD'nin yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde süreceğini" vurguladı.

"ABD'nin mühimmat stokları eridi"

Öte yandan Wall Street Journal'ın aktardığına göre, Washington'ın Tel Aviv'le 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı saldırılarda ABD'de mühimmat stokları hızla eridi.

Trump, 11 Haziran'da ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'e gönderdiği notta, 1950'de Kore Savaşı nedeniyle yürürlüğe konan Savunma Üretimi Yasası'nın devreye sokulmasını istemiş.

Notta, "sınırlı üretim kapasitesi, kırılgan tedarik zincirleri, uzun vadeli bağımlılıklar ve bunlarla ilgili üretim darboğazlarının" ulusal savunma açısından tehdit oluşturduğu belirtilerek, mühimmat üretiminin artırılması talimatı veriliyor.

ABD'li yetkililere göre savaşın başından bu yana ABD ordusu binden fazla Tomahawk füzesi; 1500 ila 2 bin adet de THAAD, Patriot ve Standard Missile önleme füzeleri ateşledi. Bu stokun tamamen yenilenmesi 6 yılı bulabilir.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN, Tesnim