Mısır’ın Abrams tanklarını modernize etme projesi İsrail’i endişelendiriyor

İsrail medyası, ‘devasa silah cephaneliği’ konusunda uyardı

Mısır ordusunun ana muharebe zırhlı aracı olan Abrams tankı (Mısır Askeri Üretim Bakanlığı)
Mısır ordusunun ana muharebe zırhlı aracı olan Abrams tankı (Mısır Askeri Üretim Bakanlığı)
TT

Mısır’ın Abrams tanklarını modernize etme projesi İsrail’i endişelendiriyor

Mısır ordusunun ana muharebe zırhlı aracı olan Abrams tankı (Mısır Askeri Üretim Bakanlığı)
Mısır ordusunun ana muharebe zırhlı aracı olan Abrams tankı (Mısır Askeri Üretim Bakanlığı)

İsrail medyasında, Mısır ordusunun artan askeri kapasitesine ilişkin endişe ve kaygılar gündemdeki yerini korurken, eski askeri yetkililer Mısır’ın şu anda ABD ile koordinasyon içinde zırhlı birliklerinin gücünü artırmak amacıyla çok sayıda M1A1 Abrams tankını modern teknoloji ve güncel muharebe özellikleriyle donatma çalışması yürüttüğünü belirtti.

İbranice yayın yapan Nziv.net platformunun haberine göre, Washington’un kısa süre önce Mısır ordusunun envanterindeki bin 130 Amerikan yapımı Abrams M1A1 tankından 555’inin modernizasyonunu kapsayan büyük çaplı anlaşmayı onaylaması, İsrail’de bölgedeki güç dengelerinin değişebileceğine yönelik ciddi endişelere yol açtı.

Platformun söz konusu anlaşmaya ilişkin yayımladığı rapora göre, modernizasyon projesi Kahire’nin kuzeyindeki Ebu Za‘bel bölgesinde bulunan ve ABD dışında bu modelin parçalarını üretme yetkisine sahip tek tesis olan 200 No’lu Askeri Fabrika tarafından yürütülecek. Projenin toplam maliyetinin yaklaşık 4,69 milyar dolar olduğu belirtildi.

Mısır Askeri Üretim Bakanlığı verilerine göre, Abrams M1A1 tankı Mısır ordusunun ana muharebe tankı olarak görev yapıyor. Tankın ortalama hızı ise saatte 20 mil (yaklaşık 32 km) olarak kaydediliyor.

Tank modernizasyon çalışmaları neleri kapsar?

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu tankların modernizasyonuna yönelik girişimlerin yeni olmadığını belirterek, “Mısır ile ABD, 1980’li yıllarda ortak askerî üretim konusunda anlaşmaya vardı. Bu iş birliğinin ilk somut adımı ise 1992 yılında Abrams M1A1 tanklarının Mısır’da montaj ve üretim sürecinin başlaması oldu” dedi.

Abdulvahid, “Daha sonra Mısır’ın 2024 yılında ABD ile yaptığı anlaşma geldi. Bu anlaşmanın en önemli maddelerinden biri Abrams tanklarının modernizasyonuydu. Yeni bir tank filosu ithal etmek ve yüksek maliyetlere katlanmak yerine Mısır, mevcut tanklarını geliştiriyor ve dünyanın en saygın ana muharebe tanklarından biri olarak kabul edilen Abrams’ın sahip olduğu uluslararası itibardan yararlanıyor. Modernizasyon süreci, tanklara yeni teknolojilerin entegre edilmesiyle kabiliyetlerinin artırılmasını içeriyor” ifadelerini kullandı.

Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı’nın eski yöneticilerinden Tümgeneral Muhammed Reşad da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Abrams M1A1 tanklarının modernizasyonu, bu tankların teslim alınmasından bu yana bir zorunluluktu. Modernizasyon kapsamında daha uzun menzilli ateş gücü sağlamak amacıyla daha yüksek kalibreli, 105 milimetrelik bir topun entegrasyonu, lazer teknolojisine dayalı nişan ve hedefleme sistemlerinin geliştirilmesi, tank gövdesinin çarpışmalı muharebelere ve tanksavar silahlarına karşı daha güçlü zırhla korunması, denge ve atış hassasiyetini artırmak için top sistemine geri tepme önleyici mekanizma eklenmesi ve yüksek performanslı motorlarla hız ile manevra kabiliyetinin artırılması yer alıyor” dedi.

Nziv.net platformunun raporunda ise söz konusu modernizasyonun tankları gelişmiş M1A1 SA konfigürasyonuna yükselteceği belirtildi. Rapora göre bu yapılandırma; durumsal farkındalık sağlayan dijital haritalar, gelişmiş gece görüş ve termal görüntüleme sistemleri, füzelere karşı güçlendirilmiş zırhın yanı sıra yeni motor ve transmisyon sistemlerini içeriyor.

Raporda ayrıca, “Bu kabiliyetler Mısır Zırhlı Kolordusu’nu bölgedeki en gelişmiş ve en etkili askerî güçlerden biri haline getiriyor. Her türlü muharebe koşulunda yüksek savaş kapasitesi sağlayan bu gelişme, Tel Aviv’de doğrudan endişe yaratıyor” değerlendirmesine yer verildi.

fdvf
Mısır’daki 200 No’lu Askeri Fabrika’nın ABD’li United Defense şirketi ile iş birliği içinde ürettiği M88A2 Hercules kurtarma tankı (Mısır Askeri Üretim Bakanlığı)

Abdulvahid, “Mısır bu tankın bileşenlerinin yüzde 90’ını üretiyor. Teknolojinin ve savunma sanayisinin yerlileştirilmesi Mısır açısından son derece önemli bir konu ve Mısır yönetimi buna büyük önem veriyor” dedi.

Abdulvahid sözlerini şöyle sürdürdü: “Mısır envanterindeki 555 Abrams tankı modernize edilecek. Bu kapsamda motor, transmisyon sistemi ve özellikle tank komutanı ile nişancıya yönelik görüş sistemlerinde değişiklik yapılacak. Ayrıca tanklara yeni sensör sistemleri entegre edilmeye başlandı. Böylece bu tanklar, yüksek caydırıcılık özelliğini korurken yeni nesil tanklarla aynı seviyeye yaklaşmış olacak. Son derece güçlü zırha sahip olan tanklar, Mısır’ın yaptığı düzenlemeler sayesinde çöl koşullarında da etkin şekilde görev yapabiliyor. Tüm bu çalışmalar Washington ile yapılan anlaşma çerçevesinde yürütülüyor.”

Reşad ise söz konusu modernizasyonun, ‘Mısır zırhlı birliklerinin muharebe kabiliyetini artıracağını’ belirterek, zırhlı kuvvetlerin kara ordusunun vurucu gücünü oluşturduğunu, uzun menzilli yarma harekâtları ile kuşatma ve çevreleme operasyonlarının icrasında kritik rol oynadığını ifade etti.

İsrail’in iddiaları ve Mısır’ın yalanlaması

İsrail medyasında son iki yıldır yayımlanan çok sayıda haberde, İsrail’in (kendi iddialarına göre) “Sina Yarımadası’nda büyük lojistik altyapılar ve yakıt depolama tesisleri inşa edildiğini tespit etmesi” nedeniyle ciddi endişe duyduğu öne sürüldü. Söz konusu haberlerde, bu adımların Mısır güçlerine doğuya doğru hızlı ve geniş çaplı hareket kabiliyeti sağlayabileceği, bu nedenle barış anlaşmasına rağmen İsrail’in Mısır ordusunun konuşlanmasını ve birlik dağılımını sürekli ve yakından izlemek zorunda kaldığı ileri sürüldü.

Mısır ise bu iddiaları defalarca reddederek, Sina’daki faaliyetlerin yalnızca kalkınma amaçlı projelerden ibaret olduğunu, bölgedeki askerî varlığın ise sınırların ve ulusal güvenliğin korunmasına yönelik olduğunu vurguladı.

İki ülke arasında 1979 yılında imzalanan barış anlaşmasının hükümlerine göre Sina Yarımadası, bölgede bulundurulabilecek asker ve silah miktarını belirleyen A, B ve C olmak üzere üç ana bölgeye ayrılıyor. İsrail sınırına bitişik olan C Bölgesi ise sivil polis güçleri dışında tamamen askerden arındırılmış statüde bulunuyor.

Ancak Kuzey Sina’daki terörle mücadele ve kaçakçılığın önlenmesi gibi ortak güvenlik tehditleri nedeniyle Mısır ile İsrail, bölgenin güvenliğini sağlamak amacıyla anlaşmanın ilk hükümlerinde öngörülen sınırların ötesinde ilave güçlerin konuşlandırılması konusunda mutabakata vardı. Bu düzenlemelere uyulup uyulmadığı ise Sina’daki kontrol noktalarında görev yapan Çok Uluslu Güç ve Gözlemciler tarafından denetleniyor.

Reşad’a göre ise İsrail’in gerek Mısır ordusundaki modernizasyon çalışmalarından gerekse Abrams tanklarının geliştirilmesinden duyduğu rahatsızlığın temel nedeni, ‘Mısır zırhlı birliklerinin etkinliğinin artırılmasından duyulan endişe’. Reşad, Tel Aviv’in sürekli silah ve askerî teçhizat modernizasyonu sayesinde sahip olduğu zırhlı kapasiteyle övündüğünü belirterek, Mısır’ın bu alandaki gelişiminin İsrail tarafından yakından takip edildiğini ifade etti.



Somaliland Bölgesi Başkanı İrro'nun Washington'a ilk ziyareti: Somaliland diplomatik kazanç arayışında

Somaliland Bölgesi Başkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah (Somaliland Bölgesi Başkanlığı X hesabı)
Somaliland Bölgesi Başkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah (Somaliland Bölgesi Başkanlığı X hesabı)
TT

Somaliland Bölgesi Başkanı İrro'nun Washington'a ilk ziyareti: Somaliland diplomatik kazanç arayışında

Somaliland Bölgesi Başkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah (Somaliland Bölgesi Başkanlığı X hesabı)
Somaliland Bölgesi Başkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah (Somaliland Bölgesi Başkanlığı X hesabı)

İsrail'in geçtiğimiz yıl aralık ayında Somaliland’ı tanıma kararı almasının ardından Kızıldeniz'de stratejik bir limana sahip olan ayrılıkçı bölge için yeni bir statü arayışını sürdüren Somaliland Bölgesi Başkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah (İrro), Washington'a ilk ziyaretini gerçekleştiriyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan uzmanlara göre geçtiğimiz cumartesi başlayan ve ayın 19'una kadar sürecek olan bu ziyaret, ABD'nin kısa sürede Somaliland’ı tanıma kararı almasa bile diplomatik ve ekonomik kazanımlar elde etmeyi amaçlıyor.

Aden Körfezi'nde 740 kilometre uzunluğunda bir sahile sahip olan ve Afrika Boynuzu bölgesinde Hint Okyanusu'nun Kızıldeniz ile birleştiği stratejik noktada yer alan ayrılıkçı bölge, aynı zamanda stratejik Berbera Limanı'nı barındırıyor. Bölge, 1991 yılında Federal Somali Cumhuriyeti'nden ayrılmasından bu yana, Mogadişu'nun Arap desteğiyle tamamen reddettiği İsrail'in tanıması haricinde hiçbir uluslararası tanınma elde edemedi.

Somaliland Başkanlığı tarafından cumartesi günü yapılan açıklamaya göre 2024 yılının aralık ayında göreve gelen İrro'nun Washington ziyareti, üst düzey ABD'li yetkililerle görüşmeyi, ABD ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi ve uluslararası tanınma sağlamaya çalışmayı amaçlıyor.

Beyaz Saray’ın gözüne girmek için ilk kez çaba sarf edilmiyor. Zira 2022 yılının mart ayında, dönemin Bölge Başkanı Musa Bihi Abdi de tanınma elde etmek amacıyla Washington'a bir ziyaret gerçekleştirmişti.

Somalilandlı siyasi analist Abdülkerim Said Salih, ziyaretin diplomatik kazanımlar elde etmeyi amaçladığını belirterek, ‘ABD'nin Somaliland’ı tanımasının nihai hedef olduğunu’ söyledi. Salih, ziyaretin ayrıca Somaliland'ın başta Berbera Limanı, deniz güvenliği, ticaret, yatırım ve bölgesel istikrar olmak üzere Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz'de ABD'nin stratejik bir ortağı olarak konumunu pekiştirmeyi amaçladığını ekledi.

Salih'e göre İrro'nun önünde iki hedef var. Bunlardan birincisi resmi bir tanımayla dönmek, ikincisi ise resmi tanıma hemen gelmese bile Washington’ın Tayvan ile olan ilişkisine denk; güvenlik, istihbarat, ticaret, yatırım, teknoloji ve diplomatik iletişimi kapsayan bir ortaklık koparmak.

Ulusal Orta Doğu Çalışmaları Merkezi’nden Afrika işleri uzmanı Hüseyin el-Behairy ise ziyaretin temel olarak bölgenin ABD tarafından net ve açık bir şekilde tanınmasını amaçladığını, bölgeyi tanıması ışığında İsrail'in de aynı yönde çabalarının bulunduğunu ifade ederek, ziyaretin şu anda veya yakın gelecekte bir tanınmaya yol açmasa bile bazı diplomatik ve siyasi kazanımlar elde etmesini beklediğini kaydetti.

vfghyju
Somaliland Bölgesi Başkanı, geçtiğimiz haziran ayında Hargeisa’da ABD Misyonu Başkan Yardımcısı ile yaptığı görüşme sırasında (Somaliland Bölgesi Başkanlığı X hesabı)

İsrail Yayın Kurumu, eylül ayının başlarında bu ziyaretten önce İrro'nun, Washington'ı bölgeyi tanımaya ikna etmek amacıyla ilk resmi ziyaretini gerçekleştirmek üzere Washington'a varacağını duyurmuştu.

Geçtiğimiz ağustos ayının sonlarında İrro, İngiliz dergisi The Economist’e yaptığı açıklamada, Washington'ın yanı sıra İsrail'e de güvenlik avantajları sunmaktan bahsederek, bölge yönetiminin ‘eğer ilgileniyorlarsa’ İsrail ve ABD'ye sahil kenti Berbera'da askeri üsler sağlamaya hazır olduğunu söyledi. ABD'den bu teklife ilişkin herhangi bir yorum gelmedi.

Özellikle Haziran 2025'te ABD'nin bölgedeki varlığı dikkat çekiciydi. Somaliland Cumhurbaşkanlığı, X platformundaki hesabından, bölge yönetiminin ‘Büyükelçi Richard Riley başkanlığında ve ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Komutanı Michael Langley'in katılımıyla ABD'den üst düzey bir heyeti kabul ettiğini, ortak güvenlik, denizcilik ve savunma çıkarlarının ele alındığını, ayrıca güvenlik iş birliği ve savunma kabiliyetlerini artırmak için gerekli altyapı kapasitesini değerlendirmek üzere Berbera sahil kenti ziyaret edildiğini" açıklamıştı.

İrro, geçtiğimiz haziran ayında ABD Misyon Başkan Yardımcısı ve Maslahatgüzar Justin Davies'i kabul etmiş güvenlik, ticaret ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesinin yanı sıra ortak stratejik çıkarlara odaklanan görüşmeler gerçekleştirmişti.

Mogadişu daha önce Etiyopya'nın bölgedeki Berbera Limanı'nı kiralamasını reddetmişti. Somali Devlet Başkanı Hasan Şeyh Mahmud, 2024 şubatında The Washington Post gazetesine verdiği bir röportajda, Trump'a yakın bazı kişilerin onu Somaliland'ı resmi olarak tanıması için yönlendirmeye çalıştığı konusunda uyararak, "Bu durum Afrika kıtasının sınırlarını değiştirmek için bir tehdit oluşturabilir" vurgusunu yapmıştı.

Bu liman kartının önemi ışığında Salih, Washington'un bölgeyi açıkça tanımaya veya bunu görüşmeye olan hazırlığının, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'ndaki Amerikan çıkarları açısından artan stratejik önemi yansıttığını kabul ediyor. Somaliland de bunu idrak ederek diplomatik kazançlar elde etmek için bu doğrultuda harekete geçiyor.

Bu karta rağmen Behairy, ABD yönetiminin şu anda bölgeyi tanımasının önünde bazı zorluklar olabileceği görüşünde. Bunların başında, mevcut yönetimin Eş-Şebab Hareketi’nin terörüne karşı verdiği destek gölgesinde Somali devletiyle dengeli ilişkiler kurmayı amaçlayan bir dış politika benimsemesi ve Washington'un şu anda Somali'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini destekleyen Arap ve Müslüman ülkelerini kızdıracak tutumlar uyandırmak istememesi geliyor.


Devrim Muhafızları, Körfez’de 2 ABD gemisi ve 8 petrol tankerini hedef aldığını açıkladı

Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler (AFP)
Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler (AFP)
TT

Devrim Muhafızları, Körfez’de 2 ABD gemisi ve 8 petrol tankerini hedef aldığını açıkladı

Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler (AFP)
Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler (AFP)

İran resmi medyasının bildirdiğine göre Devrim Muhafızları Ordusu bugün yaptığı açıklamada, ABD'nin 5 İran petrol tankerini hedef alan saldırısına misilleme olarak Basra Körfezi'nde 2 ABD gemisi ile 8 petrol tankerine saldırı düzenlediğini duyurdu.

Devrim Muhafızları ayrıca Hürmüz Boğazı'nda "yasaklı ve güvensiz" olarak nitelendirdiği bölgeden geçmeye çalışan 10 gemiyi daha hedef aldığını belirtti.

Buna ek olarak Devrim Muhafızları bugün, Ürdün'deki bir ABD askeri üssünü vurdu. İran resmi haber ajansı IRNA'nın aktardığı bildiride; başkent Amman'a 100 kilometre mesafedeki El-Azrak Hava Üssü'nde bulunan F-35, F-16 ve F-15 savaş uçaklarının bakım, teçhizat ve konuşlanma hangarları ile uçak sığınaklarının hedef alındığı ifade edildi.

Ürdün ordusundan yapılan açıklamada ise hava savunma sistemlerinin İran kaynaklı 20 balistik füzeye müdahale ettiği, bunlardan 18'inin hava savunma sistemlerince imha edildiği, 2 füzenin ise ıssız bir bölgeye düştüğü ve can kaybı yaşanmadığı bildirildi.

Bu gelişmeden kısa süre önce Devrim Muhafızları, Kuveyt ve Bahreyn'deki petrol tankerlerini vuracağı uyarısında bulunarak, mürettebatın "gemilerini derhal terk etmesini" talep etmişti.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise dün yaptığı açıklamada, Devrim Muhafızlarının son iki gün içinde ABD Deniz Kuvvetlerine ait bir savaş gemisini iki kez balistik füzelerle hedef almasının ardından, 8 Eylül'de İran'a ait 5 ham petrol tankerinin imha edildiğini duyurdu. ABD savaş gemisinin İran'ın saldırı girişimlerini başarıyla savuşturduğu, devriye görevine devam ettiği ve ABD personeli arasında herhangi bir yaralanma yaşanmadığı kaydedildi.

ABD donanmasına ait güdümlü füze destroyeri Hürmüz Boğazı’nda operasyon yürütüyor
ABD donanmasına ait güdümlü füze destroyeri Hürmüz Boğazı’nda operasyon yürütüyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Kolombiya ziyareti sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Washington'un İran tankerlerini hedef alan misilleme saldırılarını sürdüreceğini belirterek, "İran ABD gemilerini vurma girişimlerine devam ediyor. Buna her yeltendiklerinde ya da teşebbüs ettiklerinde tanker kaybedecekler; sanırım bunu bugün tekrar göreceksiniz" dedi.

Şarku’l Avsat’ın İran'ın Tasnim haber ajansından aktardığına göre dün gece ABD ordusu Hark Adası yakınlarında küçük bir petrol tankerini füzeyle hedef aldı, olayda can kaybı yaşanmadı.

İnsansız denizaltıya el konuldu

Fransız haber ajansı AFP'nin aktardığına göre Genelkurmay Başkanı Ali Abdullahî, Washington'un İran petrol tankerlerini bombalamaya devam etmesi halinde İran'ın bölgedeki ABD askeri üslerini hedef alacağı tehdidinde bulundu.

Devrim Muhafızları dün yaptığı açıklamada, Deniz Kuvvetleri unsurlarının Hürmüz Boğazı girişinde ABD ordusuna ait en gelişmiş akıllı insansız denizaltılardan birini ele geçirdiğini vuguladı. Açıklamada, söz konusu insansız denizaltının, alanındaki en son teknolojilerle donatıldığı ve ABD ordusunun filosuna 2025 yılında teslim edildiği öne sürüldü.

CENTCOM Sözcüsü Tim Hawkins ise ABD güçleri tarafından kullanılan bir deniz drone'unun bir günden uzun süre önce arızalandığını, devam eden operasyonları desteklemek amacıyla karasularında tarama faaliyeti yürüttüğünü belirtti, ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine değinmedi. Hawkins, arızalanan aracın hassas veri toplamayan, sonar veya radar teçhizatı bulunmayan eski bir model olduğunu ve gizlilik sınıflandırmasının yer almadığını vurguladı.

Öte yandan İran devlet televizyonu bugün, Aegis combat sistemi ve cruise füzeleri taşıyan iki ABD yok edicisinin balistik füzelerle hedef alındığını vurguladı.

İran ile ABD arasında Hürmüz Boğazı ve çevresindeki askeri çatışmalar, nisan ayında varılan ateşkes anlaşmasının ilk yoğun bombardıman dalgasına son vermesinden sonra da devam ediyor.

Tahran ile Washington arasındaki müzakereler tıkanırken, taraflar savaştan önce dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kontrolü için rekabeti sürdürüyor.

Savaşın patlak vermesinden bu yana bu kritik su yolundaki gemi trafiği neredeyse tamamen durma noktasına geldi ve bu durum küresel enerji piyasalarını olumsuz etkiledi. İran, boğazdan geçecek gemilere önceden izin alma zorunluluğu getirirken, Washington ve bölgedeki birçok ülke bu adıma karşı çıkıyor.

ABD ise Tahran'ın bu hamlesine İran limanlarına abluka uygulayarak cevap verdi. Washington ayrıca dün, Tahran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmayı hedefleyen önlemler kapsamında henüz yaptırım listesinde yer almayan bütün İran havayolu şirketlerine yaptırım kararı aldı.


Kepler: Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi sayısı 10 günlük ortalamanın altında

Hürmüz Boğazı’nda sisin ortasında demirleyen ticari gemiler (AP)
Hürmüz Boğazı’nda sisin ortasında demirleyen ticari gemiler (AP)
TT

Kepler: Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi sayısı 10 günlük ortalamanın altında

Hürmüz Boğazı’nda sisin ortasında demirleyen ticari gemiler (AP)
Hürmüz Boğazı’nda sisin ortasında demirleyen ticari gemiler (AP)

Bugün yayımlanan deniz taşımacılığı verilerine göre, dün Hürmüz Boğazı’ndan 6 ticari yük gemisi geçti. Bu sayı, bir önceki gün 9 olarak kaydedilirken, son 10 günlük ortalama yaklaşık 12 gemi olarak hesaplandı.

Verilerin, bazı gemilerin sefer sırasında transponder cihazlarını kapatması nedeniyle değişebileceği belirtildi.

Deniz taşımacılığı veri şirketi Kepler tarafından yayımlanan ön verilere göre, Hürmüz Boğazı’na 5 gemi giriş yaparken 1 gemi boğazdan çıktı. Geçiş yapan gemiler arasında bir Panamax sınıfı ve bir orta boy tanker de bulunuyordu.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşı dün daha da şiddetlendi. Tahran yönetimiyle müttefik Yemen’deki Husiler, Suudi Arabistan’daki kentlere saldırılar düzenlerken, eş zamanlı olarak ABD güçleri çok sayıda İran petrol tankerini hedef aldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İran ise Ürdün’deki bir ABD üssüne saldırı düzenledi.

Öte yandan, dün Babülmendep Boğazı’ndan 25 ticari yük gemisi geçti. Ortadoğu’nun bir diğer kritik deniz geçiş güzergâhı olan boğaza 11 gemi giriş yaparken, 14 gemi geçiş yaptı.

Bu sayı, son 10 günde Babülmendep Boğazı’ndan geçen günlük ortalama yaklaşık 27 gemiyle karşılaştırılıyor.

Babülmendep Boğazı’ndan geçen gemiler arasında 2 Suezmax sınıfı tanker, 8 Aframax sınıfı tanker ve 1 çok büyük ham petrol tankeri (VLCC) bulunuyor.