CHP liderliğinin tasfiyesi: Yargısal bir süreç mi, siyaset mühendisliği mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçimlere katılma engelini aşarak üçüncü kez aday olmasına zemin hazırlamak için manevra yaptığı iddiası

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara'daki parti genel merkezine yapılan polis baskınının ardından açıklama yaparken, 24 Mayıs 2026 (AFP)
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara'daki parti genel merkezine yapılan polis baskınının ardından açıklama yaparken, 24 Mayıs 2026 (AFP)
TT

CHP liderliğinin tasfiyesi: Yargısal bir süreç mi, siyaset mühendisliği mi?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara'daki parti genel merkezine yapılan polis baskınının ardından açıklama yaparken, 24 Mayıs 2026 (AFP)
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara'daki parti genel merkezine yapılan polis baskınının ardından açıklama yaparken, 24 Mayıs 2026 (AFP)

Ömer Önhon

Küresel jeopolitiğin büyük bir dönüşüm geçirdiği, Türkiye'nin hemen kapı komşuları Suriye'den Ukrayna'ya ve İran'a uzanan savaş ve krizlerin yaşandığı bir dönemde, Ankara siyasi yaşamının özünü derinden etkileyen iç bir çalkantıyla meşgul görünüyor.

Başta Genel Başkan Özgür Özel olmak üzere ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) lider kadrosu kısa bir süre önce tasfiye edildi. Özel, 2023 yılındaki parti kongresinde genel başkanlığa seçilmişti. Ancak yargı, o kongreyi iptal ederek önceki duruma dönülmesine hükmetti. Bu kararla birlikte eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, 13 yıllık genel başkanlığı süresince girdiği 11 seçimin tamamında yenilgiye uğramasına karşın eski ekibiyle birlikte yeniden CHP liderliğine geri döndü.

Özel'in genel başkanlığı döneminde ise 2002'den bu yana girdiği her seçimi kazanan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), 2024 yerel seçimlerinde tarihinin en ağır seçim yenilgisini tattı. CHP, başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere tüm büyükşehirlerde galip geldi.

O tarihten bu yana CHP'nin sıkıntıları birbiri ardına gelmeye devam etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en güçlü rakibi olarak değerlendirilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, geçtiğimiz yıl mart ayından bu yana yolsuzluk suçlamasıyla tutuklu olarak yargılanıyor. Cumhurbaşkanlığına aday olabilmenin ön koşulu olan üniversite diploması iptal edilen İmamoğlu hakkında bir de siyasi casusluk iddiasıyla ayrı bir dava açıldı.

Son iki yılda İmamoğlu'nun yanı sıra CHP'li yaklaşık 50 belediye başkanı da yolsuzluk suçlamalarıyla görevden uzaklaştırıldı. Bir kısmı tutuklandı, bir kısmının yerine ise hükümet tarafından kayyum atandı.

Yargı kararıyla göreve dönen Kılıçdaroğlu, şu an itiraz aşamasındaki mahkeme kararının kesinleşmesinin ardından parti kurultayı düzenleyeceğini ve genel başkanlık seçimlerine gidileceğini açıkladı.

Özgür Özel'in destekçileri, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin CHP liderliğine dönüşünün parti tabanının iradesiyle değil, yargı kararıyla gerçekleştiğini öne sürerek bu yapıyı ‘atanmış CHP’ olarak nitelendiriyor. Bu kesime göre yeni liderlik, Özel ve ekibinin yeniden öne çıkabileceği iç seçimlere kapı aralamak bir yana, cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine dek mevcut konumunu korumaya çalışacak.

CHP tabanının ve sempatizanlarının büyük çoğunluğu Özel'in yanında saf tutarken yargı kararları Kılıçdaroğlu'na hukuki üstünlük tanıyor.

Bu aşamada taraflardan hiçbiri geri adım atmaya hazır görünmüyor. CHP içindeki iki rakip kanat arasındaki bu çekişme ise iktidar partisinin işine yarıyor.

AK Parti hükümeti, yaşananların muhalefeti zayıflatmak ve parçalamak amacıyla yargı ve kolluk kuvvetleri başta olmak üzere devlet kurumlarının araçsallaştırıldığı, planlı bir projenin parçası olduğu yönündeki iddiaları reddediyor.

AK Parti lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaşanan bu çalkantılı sürecin CHP'nin kendi içindeki çatışmalardan ve bazı yetkililerinin işlediği hukuki ihlallerden kaynaklandığı açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümetin yaşananlarla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını ve bağımsız yargının yalnızca görevini yerine getirdiğini vurgularken CHP ve diğer muhalefet temsilcileri Türkiye'de yargı bağımsızlığının artık kalmadığını savunuyor.

Türkiye yıllardır yüksek enflasyonla boğuşuyor. Hayat pahalılığı, Türk kamuoyunun en büyük derdi olmaya devam ediyor. Resmi rakamlara göre yaklaşık yüzde 120'ye ulaştıktan sonra yüzde 33'e gerileyen enflasyon, hâlâ önemli bir sorun olmayı sürdürüyor.

CHP, AK Parti’ye yakınlığıyla bilinen eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek'in Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yakın zamanda Adalet Bakanı olarak atanmasının ardından Türk hükümetini yargıyı CHP'yi zayıflatmak ve tasfiye etmek amacıyla kullanmakla görevlendirmekle suçluyor.

Muhalefet, tüm bunların arkasındaki daha büyük hedefin olduğunu ve mevcut anayasanın izin vermediği üçüncü bir cumhurbaşkanlığı dönemine aday olabilmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hukuki, siyasi ve parlamenter zemin hazırlamak ve ardından yaklaşan seçimleri kazanmasının amaçlandığını öne sürüyor.

Seçimlerin 2028 mayısında yapılması öngörülüyor. Ancak tarihin 2027'nin son çeyreğine alınabileceğine ilişkin görüşler de gündemde. Bunun yanı sıra AK Parti’nin seçim dengelerinin kendi lehine döndüğünü değerlendirmesi halinde birkaç ay içinde erken seçime gidebileceği ihtimali de konuşuluyor.

bghy
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk savunma sanayii şirketi Baykar'ın Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve şirketin İcra Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar ile Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra, İstanbul'da düzenlenen SAHA Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarı'nın kapanış töreninde (Reuters)

Bu bağlamda AK Parti'nin seçim tarihini belirlerken göz önünde bulundurduğu dört temel başlık öne çıkıyor:

Ana muhalefet partisinin zayıflatılması

CHP'nin ve özellikle Ekrem İmamoğlu'nun yükselen popülaritesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile iktidar partisinde ciddi kaygılara yol açtı. Her iki taraf da elindeki tüm araçları kullanarak bu tehdidi etkisiz kılmaya çalışıyor.

Parlamenter dengelerin değiştirilmesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden cumhurbaşkanlığına aday olmasına ve diğer yasal reformların hayata geçirilmesine olanak tanıyacak anayasa değişikliklerini geçirebilmek için 600 sandalyeli Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 400 milletvekiline ihtiyaç var. Bunu sağlamanın yolu ya diğer partilerden milletvekillerinin AK Parti’ye transfer olmasından ya da başka bir siyasi partinin desteğinden geçiyor. Bu noktada gerçek anlamda ağırlıklı bir seçenek olarak yalnızca Kürt yanlısı Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) görünüyor.

"Terörden arınmış Türkiye" projesinin tamamlanması

AK Parti, PKK terörünün kalıcı biçimde sona erdirilmesinin ve Kürt meselesinin çözüme kavuşturulmasının Kürt yanlısı DEM Parti’nin desteğini garantileyebileceğini ve seçimlerde en azından bir kesim Kürt seçmeni partiye çekebileceğini hesaplıyor. Ne var ki Türk toplumu son derece hassas olan bu karmaşık meseleye ilişkin derin gerilimler barındırıyor. İşler planlandığı gibi gitmezse AK Parti, oy kazanmaya çalışırken oy kaybedebilir.

Ekonomik güçlüklerin aşılması

Türkiye yıllardır yüksek enflasyonla boğuşuyor. Hayat pahalılığı, Türk kamuoyunun en büyük derdi olmaya devam ediyor. Resmi rakamlara göre yaklaşık yüzde 120'ye ulaştıktan sonra yüzde 33'e gerileyen enflasyon, hâlâ önemli bir sorun olmayı sürdürüyor. Yabancı yatırımcılara sunulan devlet teşvik paketleri de beklenen sonuçları vermedi. Faiz oranları, ulusal paranın aşırı değerlenmesi ve işsizlik rakamları ise hükümetin arzu ettiği tablonun tam tersini yansıtıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Filistin meselesi ve İran savaşı nedeniyle İsrail'i sert bir dille kınamasına karşın ABD'ye yönelik her türlü eleştiriden kaçınmaya devam etmesi, Trump'ın Türkiye'ye yönelik politikalarını olumlu değerlendirmesine ve Cumhurbaşkanı’nın ABD Başkanı ile kurduğu iyi ilişkiyi riske atmak istememesine bağlanıyor.

Hükümet, istediği siyasi ve ekonomik koşulları oluşturabilmek için olumlu bir iç ortama ihtiyaç duyuyor. Ancak Türk siyasetini sarsan olumsuz gelişmelerin yakında son bulacağına dair herhangi bir işaret bulunmuyor. Aksine mevcut ayrışmaların derinleşeceğine ve yeni kırılmaların ortaya çıkacağına ilişkin göstergeler ağır basıyor.

Ankara'da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek ve aralarında ABD Başkanı Donald Trump'ın da bulunduğu NATO üyesi ülkelerin liderlerini bir araya getirecek NATO Zirvesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından büyük önem taşıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye ev sahipliği yapmanın kazandırdığı prestijin yanı sıra vizyonunu uluslararası kamuoyuna en geniş platformda sunma ve Trump'ı ağırlama fırsatı da bulacak.

Pek çok analist, NATO Zirvesi'nin ardından muhalefete yönelik yeni adımların atılacağını öngörüyor. Bu adımların Özgür Özel dahil bazı CHP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını ve tutuklanmalarını kapsayabileceği belirtiliyor. Hükümetin muhalefet üzerindeki baskıyı artırmayı sürdürmesi halinde ise Türkiye'nin giderek demokrasiden uzaklaşan bir yönetim anlayışına sürüklendiği iddialarını güçlendirme riskiyle yüz yüze geleceği vurgulanıyor.

İç gündem bu gelişmelerle meşgulken Türkiye'nin iç siyasi hesapları, ABD ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler, Ortadoğu ve İsrail meseleleri başta olmak üzere dış politika dosyalarıyla iç içe geçiyor.

Türkiye-ABD ilişkileri, Trump döneminde kayda değer bir iyileşme kaydetse de Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programından çıkarılması dahil olmak üzere ikili pek çok sorun halen çözüm bekliyor.

xscd
Türkiye'nin ana muhalefet partisi CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'daki parti genel merkezinde konuşma yaparken, 30 Mayıs 2026 (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Ankara ayrıca Trump'ın Suriye politikasını ve Washington'ın Kürt Halk Koruma Birlikleri'ne (YPG) verdiği desteği durdurma ya da en azından bu desteği yeniden yapılandırma kararını memnuniyetle karşıladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Filistin meselesi ve İran savaşı nedeniyle İsrail'i sert bir dille kınamasına karşın ABD'ye yönelik her türlü eleştiriden kaçınmaya devam etmesi, Trump'ın Türkiye'ye yönelik politikalarını olumlu değerlendirmesine ve Cumhurbaşkanı’nın ABD Başkanı ile kurduğu iyi ilişkiyi riske atmak istememesine bağlanıyor.

Türkiye-İsrail ilişkileri ise son derece gergin bir seyir izliyor ve iki ülke arasında sık sık sözlü tartışmalar yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i soykırım uygulayan bir devlet olarak nitelendiriyor ve Netanyahu karşıtı cephenin ön saflarında yer alıyor.

Öte yandan İsrail, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin geleneksel rakipleri olan Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile koordinasyon kuruyor, Suriye'nin egemenliğini ihlal ediyor ve Washington'ı Ankara üzerinde baskı kurmaya yönlendirmek amacıyla Kongre ve yönetim nezdinde ABD'deki lobi faaliyetlerini yoğunlaştırıyor.

Sert açıklamalara rağmen hem Türkiye hem de İsrail, gerilimin silahlı çatışmaya dönüşmemesi konusunda hemfikir.

Bazı analistler, Trump olmasaydı siyasi gerginliklerin silahlı çatışmaya dönüşme riskinin daha da artacağını öne sürerken diğerleri Türkiye ve İsrail'in sert söyleme karşın gerilimin silahlı çatışma boyutuna taşınmaması konusunda özenli davrandığına dikkati çekiyor.

Türkiye-AB cephesinde de sorunlar tırmanabilir. Avrupa Parlamentosu üyelerinin bazıları, Türkiye'deki son iç siyasi gelişmeleri gerekçe göstererek AB Konseyi'ni Türkiye'ye karşı harekete geçmeye zorlamak için girişim başlatacaklarını açıkladı.

fvbghj
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) bağlı Süleymaniye kentinde düzenlenen törenle PKK üyeleri silahlarını  bırakırken, 11 Temmuz 2025 (AFP)

Öte yandan Türkiye uzun süredir AB üyeliğine aday ülke konumunda olsa da her iki taraf da savunma, enerji ve düzensiz göç gibi sınırlı iş birliği alanları dışında bu süreç için gerçek bir istek sergilemiyor.

Eğer Türkiye'deki iç çalkantılar dizginlenemezse daha da ağırlaşabilir ve etkileri yalnızca iç siyasetle sınırlı kalmayıp uluslararası meselelere de sıçrayabilir.



PKK militanlarını Türkiye’den çekiyor

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)
Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)
TT

PKK militanlarını Türkiye’den çekiyor

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)
Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)

PKK, barış sürecini hızlandırma çabaları kapsamında Türkiye toprakları içindeki ve yakın bölgelerdeki silahlı unsurlarını geri çektiğini duyurdu.

Örgüt, birkaç gün önce Türkiye topraklarında ve sınır bölgelerinin yakınında bulunan, çatışma çıkması açısından herhangi bir tehdit oluşturmayan bütün silahlı unsurlarını geri çektiğini açıkladı. Örgüt, böylece “silahlı mücadeleyi sona erdirme ve demokratik siyasi faaliyetlere geçişle ilgili tüm adımları” barış süreci kapsamında yerine getirdiğini savundu.

PKK ayrıca aynı dönemde, sınırdan uzak olmalarına rağmen Türkiye tarafından tehdit olarak algılanmamaları amacıyla Irak’ın kuzeyindeki Zap bölgesinin batısında bulunan Metina’da dört tünel ve askerî mevziyi de boşalttığını bildirdi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise sahadaki gözlemler ve partisinin Irak’ın kuzeyinden aldığı bilgiler doğrultusunda, silahsızlanma sürecinin tamamen sona erdiğinin 27 Kasım’da ilan edilmesini beklediğini söyledi.

Televizyon programında konuşan Bakırhan, “barış sürecinin” giderek tamamlanma aşamasına yaklaştığını belirterek, 2013-2015 yılları arasında yürütülen sürece kıyasla mevcut sürece yönelik gerçek bir güven bulunduğunu vurguladı.


ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek'e konuştu: Ortadoğu'da kalıyoruz

ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
TT

ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek'e konuştu: Ortadoğu'da kalıyoruz

ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı

ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi ve IŞİD'le Mücadele Temsilciliği görevlerinde bulunan James Jeffrey'le İstanbul Sultanahmet'te sohbet etme imkânım oldu.

Trans-Atlantik Stratejik Programlar Derneğinin (TASP) İstanbul'da The Wilson Center iş birliği ile, Seven Hills ve Pasifik Teknoloji sponsorluğunda düzenlediği etkinlikte diplomatlar, savunma uzmanları ve savunma sektörü temsilcileri bir araya geldi. ABD'li emekli büyükelçiler James Jeffrey, Philip Reeker, Matthew Bryza ve Prof. Federico Donelli gibi isimlerin yanı sıra Türkiye'den de üst düzey Dışişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı gibi resmî kurumlardan katılım oldu.
 

scdfrg
İstanbul'daki "Transatlantic Security" panelinin ardından James Jeffrey ve Nevzat Çiçek

James Jeffrey'le bu toplantı vesilesiyle görüştüm ve merak ettiklerimi kendisine yöneltme şansım oldu.

Jeffrey, çok açık şekilde Ortadoğu'dan çekilmediklerini belirterek "Bu bölgede kalıyoruz" dedi.

Mekke İttifakı'nı desteklediklerini ifade eden Jeffrey, yeni bir güvenlik konseptine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

NATO'nun geleceği ne olacak?

15-20 yıl önce Amerika-Türkiye ilişkileri bugünkü duruma kıyasla iyi değildi maalesef. Şimdi Başkan Trump ve Başkan Erdoğan arasındaki ilişki o kadar yüksek, o kadar iyi ve o kadar romantik ki bu yöndeki problemler ve çözümleri görebileceksiniz.

NATO açısından Ukrayna'daki durum büyük sorun. Hiç kimse bilmiyor; en önemli aktör olan Putin'in ne yapacağını bilmiyoruz.

Türkiye ve Amerika NATO çerçevesinde bir pozisyon tutabilecek ve Rusya karşısında bir aksiyonda bulunurken er geç bir diplomatik çözüm bulabileceğiz.
 

gthy
Trans-Atlantik Stratejik Programlar Derneği'nin etkinliğine katılan Jeffrey, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğine dair iyimser mesajlar verdi

Türkiye Amerika'ya diplomatik çözümde mi yardım edecek?

Evet, bu savaş başladıktan sonra Türkiye İstanbul ve Antalya'da bir çözüme yakındı fakat birkaç dışarıdan gelen kişi problemler oluşturdu ama bir çözüm sağlanamadı. Aslında Rusya o zaman çözüme yakındı.

Sizce bu savaş ne kadar sürer?

Bence diplomatik yol bulmamız lazım. Hangi bölge Rusya'ya kalacak, hangi bölge Ukrayna'ya kalacak, ondan sonra ateşkes ortaya çıkabilecek. En önemlisi, hem Türkiye'de hem Rusya'da hem Avrupa'da hem de Amerika'da yeni güvenlik sistemi meselesi gündeme gelecek. 1991'de yeni bir güvenlik sistemi bulabildik. Başkan Gorbaçov ve Başkan Bush, Thatcher, Alman Başbakanı Helmut Kohl, Fransa Başkanı Mitterrand ve Turgut Özal'la. Fakat birkaç sene sonra her şey değişti ve yeni bir durum ortaya çıktı. Gürcistan, Kırım, Suriye'de durum.
 

xsdrfvgh
James Jeffrey ve Nevzat Çiçek, İstanbul Sultanahmet'te gerçekleşen röportajın ardından bir arada

Erdoğan ve Trump arasında yakın bir iş birliğinden söz ediyorsunuz; bunu görüyoruz. Fakat Türkiye kamuoyunun beklediği CAATSA yaptırımları ve F-35 meselesi başta olmak üzere atılması gereken adımların atılmadığını görüyoruz…

Bu yeni bir durum değil. Her zaman Amerikan Kongresi ve Türk kamuoyunda bu pürüzler vardı ve var ve liderler çözüm bulabilirler.

Mekke Anlaşması'na yaklaşımınız nasıl?

Bu iyi bir fikir ve bekliyoruz ki bu adım birkaç iyi şeyi ortaya çıkarsın. Amerika'nın hem Çin hem de İran ile çok işi var. Siz işimizden biraz anlıyorsunuz.

Bu ittifak genişleyebilir mi?

Ben iyimserim ve her şey mümkün.

İran'la ilgili öngörünüz nedir?

Amerikan seçimlerinden sonra bir sonuç çıkacak ya diplomatik çözüm ya da tekrar savaş.

Böyle bir savaş olursa yayılma ihtimali olur mu?

Hayır, ne o kadar kötümserim ne de o kadar iyimserim. Bu savaş Amerika ile İran arasındaki savaş devam edecek. İran, İsrail'in katılmasını istemiyor, ama Araplar bize destek veriyor fakat savaşta yer almak istemiyorlar.

Amerika Ortadoğu'dan çekildi mi?

Amerika bu bölgede kalacak. Bu demek değil ki Bahreyn'de, Irak'ta ya da Güney Suriye'de kalacağız. Bu bölgede kalacağız.


Türkiye’nin ev sahipliğinde NATO’nun mayınla mücadele tatbikatı

Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)
Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye’nin ev sahipliğinde NATO’nun mayınla mücadele tatbikatı

Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)
Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)

Türkiye’de NATO’nun deniz mayınlarıyla mücadele kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan “Nusret 2026” tatbikatı bugün (Salı) başladı. Ege Denizi ve Karadeniz’de gerçekleştirilen tatbikata Türkiye’nin yanı sıra müttefik ve dost ülkeler katılıyor.

16 Ekim’e kadar sürecek tatbikat, Ege Denizi’nde İzmir Körfezi ile Karadeniz’de Ereğli açıklarında gerçekleştiriliyor. Tatbikata, aralarında Ukrayna’nın da gözlemci statüsüyle yer aldığı 18 ülkeden 32 temsilci katılıyor.

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, tatbikata Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının katıldığı belirtildi. Tatbikatın, mayın harbi operasyonlarının planlanması, icrası ve sonuçlarının değerlendirilmesi konusunda birliklerin kabiliyetlerini geliştirmeyi, çeşitli ülkelerin mayınla mücadele birlikleri arasındaki operasyonel uyumu artırmayı ve çok uluslu, koordineli operasyonlar yürütme kapasitesini güçlendirmeyi hedeflediği kaydedildi.

NATO müttefiklerinden katılım

Bakanlığın açıklamasına göre tatbikata NATO’nun 2. Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’ndan (SNMCMG2) Türkiye, Almanya, İspanya, İtalya ve Yunanistan’a ait gemiler katılıyor.

Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’nda (MCM Black Sea) ise Türkiye, Bulgaristan ve Romanya yer alıyor. ABD ve diğer ülkelerden mühendislik ekipleri ile insansız sualtı araçları konusunda uzman ekiplerin de katıldığı tatbikatta toplam 20 gemi ve 5 uçak görev yapıyor.

csdfvgh
Geçen yıl Türkiye’de gerçekleştirilen “Nusret” deniz mayınlarıyla mücadele tatbikatından bir görüntü (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)

Açıklamada, tatbikatın Türkiye’nin NATO bünyesindeki deniz güvenliği ve mayınla mücadele alanındaki rolünü güçlendireceği, Karadeniz bölgesinde müttefikler arasındaki iş birliğini pekiştireceği ve mayın temizleme ile deniz güvenliği alanındaki kapasiteyi artırarak bölgesel istikrara doğrudan katkı sağlayacağı belirtildi.

Nusret tatbikatı, Türk Deniz Kuvvetleri ile müttefik ve dost ülkelerin deniz kuvvetleri arasında mayın harbi alanındaki ortak iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan uluslararası bir tatbikat olarak 2000 yılından bu yana her yıl düzenleniyor.

Tatbikata bu adın verilmesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında Türk mayın gemisi Nusret’in başarısını yaşatmayı amaçlıyor. Nusret, Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’na 26 deniz mayını döşemiş ve bu mayınlar müttefik savaş gemilerinin batmasına yol açarak Çanakkale Deniz Savaşı’nın seyrini tamamen değiştirmişti.

scdgth
Ukrayna’nın Karadeniz’de bir Rus gemisine saldırısı (AFP) 

Tatbikatların önemi, 2022’de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından daha da arttı. Türk güçleri, Karadeniz’de Türkiye kıyılarına yaklaşan çok sayıda deniz mayınını etkisiz hale getirdi.

Rusya ve Ukrayna’nın Karadeniz’de gemilere yönelik karşılıklı saldırıları, bunlardan bazılarının Türk gemilerini de hedef alması nedeniyle Ankara’yı her iki tarafa da savaşın Karadeniz’e yayılmaması konusunda uyarıda bulunmaya yöneltti.