Trump'ın yeni iddiası: Gelmiş geçmiş en güçlü insanım

ABD Başkanı Donald Trump, kendisinin yeryüzünde yaşamış "en güçlü adam" olduğunu iddia eden bir paylaşım yaptı (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, kendisinin yeryüzünde yaşamış "en güçlü adam" olduğunu iddia eden bir paylaşım yaptı (AFP)
TT

Trump'ın yeni iddiası: Gelmiş geçmiş en güçlü insanım

ABD Başkanı Donald Trump, kendisinin yeryüzünde yaşamış "en güçlü adam" olduğunu iddia eden bir paylaşım yaptı (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, kendisinin yeryüzünde yaşamış "en güçlü adam" olduğunu iddia eden bir paylaşım yaptı (AFP)

ABD Başkanı Trump, gece yarısı seri Truth Social paylaşımlarının sonuncusunda, kendisinin "bu gezegende yaşamış en güçlü kişi" olduğunu iddia eden bir gönderi yayımladı.

"Başkanlık Tarihçisi Dave King"e atfedilen gönderi, Trump'ın çarşamba günü ABD'nin İran'la savaşını sona erdiren, uzun zamandır beklenen ancak çok eleştirilen anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

King, Trump'ı tarihten diğer isimlerin yanı sıra Cengiz Han, Napolyon ve Attila'yla olumlu bir şekilde karşılaştırıyor.

Yazar, "Tarihsel olarak, güçlü kişiler acımasız fetihlerle ve etkileri altına aldıkları halklara aşıladıkları korkuyla karakterize edilirdi" diye yazdı.

Yukarıdakilerin her biriyle Başkan Trump arasındaki ezici fark,  küresel ölçekte etki yaratamamış olmalarıdır.

King, bu adamların hiçbirinin Trump'ın başkanlıkta sahip olduğu aynı "işgücüne", "teknolojiye" ve "küresel ekonomik güce" sahip olmadığını öne sürerek sözlerine devam etti.

Ayrıca mevcut başkomutanın ABD'nin "küresel süper güç" statüsünü "küresel ölçekte" kullanan ilk kişi olduğunu öne sürdü.

Yazar, "Bu onu, bu gezegende yaşamış en güçlü kişi yapıyor" diye savundu.

Trump ayrıca, 1066'dan ölümüne kadar hüküm süren İngiltere'nin ilk Normandiyalı kralı Fatih William'la da karşılaştırılıyor.

Başkan daha önce, Amerikan Cornerstone Enstitüsü'nün Kurucular Yemeği'nde dinleyicilere hitap ederken I. William'ın unvanını "şimdiye kadar duyduğu en havalı isim" diye tanımlamıştı.

Hükümdarı övmeye devam eden Trump, William'ın "savaş kazanmasıyla bilindiğini" belirtmişti.

Görsel kaldırıldı.
Trump bu paylaşımı, ABD'nin İran'la savaşını sona erdiren anlaşmayı imzaladığı Fransa ziyaretinde yaptı (Beyaz Saray)

Trump'ın paylaştığı gönderi, başkanın daha önceki övgülerine atıfta bulunarak, "Fatih William sadece bir ülkeyi fethetti" diye belirtti.

"Eğer Başkan Trump Amerikan Kartalı ise, Fatih William sadece bir serçeydi" diye ekledi.

Gönderiyi paylaşırken Trump, tarihsel karşılaştırmaları onaylar gibi görünerek şu başlığı ekledi:

Bana uyar!

Bu paylaşım, yönetimden Trump'a yakın üst düzey bir yetkilinin nisanda The Atlantic'e başkanın kendisini "gelmiş geçmiş en güçlü insan" diye tanımlamaya başladığını belirtmesinin ardından geldi.

Başkalarının yapamadığı şeyleri, sahip olduğu güç ve kararlılık sayesinde başaran kişi olarak hatırlanmak istiyor.

Trump'ın gönderisi, G7 zirvesi için Fransa'ya yaptığı gezi sırasında sosyal medyada nispeten sakin geçen birkaç günün ardından, bir düzineden fazla Truth Social paylaşımı arasında yer aldı.

Ele aldığı diğer konular arasında çokça övdüğü 600 milyon dolarlık balo salonu projesi, İran'daki savaş ve "Amerika'yı Kurtar" yasası yer alıyordu.

Independent Türkçe



Japonya Savunma Bakanı Koizumi: Savaş istemediğimiz için silahlanıyoruz

Sanae Takaiçi yönetimi aralıkta savunma bütçesini artırmıştı (Reuters)
Sanae Takaiçi yönetimi aralıkta savunma bütçesini artırmıştı (Reuters)
TT

Japonya Savunma Bakanı Koizumi: Savaş istemediğimiz için silahlanıyoruz

Sanae Takaiçi yönetimi aralıkta savunma bütçesini artırmıştı (Reuters)
Sanae Takaiçi yönetimi aralıkta savunma bütçesini artırmıştı (Reuters)

Japonya Savunma Bakanı Koizumi Şinciro "bölgede çıkabilecek bir savaşı önlemek için" savunma kapasitesini artırdıklarını söyledi.

Şinciro, BBC'de bugün yayımlanan söyleşisinde, ülkenin II. Dünya Savaşı sonrasında benimsediği pasifist duruşun gözden geçirilmesi gerektiğini savundu.

Bölgede yeni bir savaş istemediklerini belirten bakan, “ABD'yle ittifakı pekiştirmeyi ve benzer görüşlere sahip ülkelerle işbirliğini genişletmeyi” hedeflediklerini söyledi.

II. Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan ABD-Japonya güvenlik ittifakı, Tokyo'nun savunma politikasının temel taşı. Yaklaşık 50 bin Amerikan askerine ev sahipliği yapan Asya devi, ABD'nin dünyada en fazla birlik konuşlandırdığı yabancı ülke.

Tokyo yönetiminin ölümcül silah ve savunma ekipmanlarının yabancı ülkelere satışı üzerindeki kısıtlamaları esnetmesi de tartışma yaratmaya devam ediyor.

Buna en büyük tepki Çin'den gelmişti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, geçen haftaki açıklamasında, Japonya'nın yeniden silahlanmasının sadece savunmayla ilgili olmadığını, ülkenin saldırı kapasitesini de artırmak istediğini öne sürmüştü.

45 yaşındaki Koizumi, mayıstaki açıklamasında savunma harcamalarını artırmayı sürdüren Çin'in de askeri kabiliyetlerini geliştirdiğini vurgulayarak, Pekin’in yönelttiği “neo-militarizm” eleştirilerini reddetmişti.

Japonya yönetimi Avustralya'yla savaş gemisi satışı için nisanda anlaşmıştı. Koizumi, Endonezya ve Yeni Zelanda'yla da görüşmelerin sürdüğünü belirtiyor.

Sanae Takaiçi yönetimi, Japonya Anayasası'nın 9. Maddesi'nde de değişikliğe gitmek istiyor. Sözkonusu madde, uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde ülkenin savaşa girmesini yasaklıyor.

Koizumi, Kuzey Kore ve Çin'in etkisiyle Hint-Pasifik'te değişen dengeler karşısında bu maddenin revize edilmesi gerektiğini savunuyor.

Diğer yandan bakan, Çin'le ve diğer ülkelerle her zaman diyaloğa açık olduklarını belirtiyor.

ABD, müttefiki olan Avrupa ve Asya ülkelerinden savunma harcamalarını artırmalarını istemişti. Takaiçi yönetimi, savunma harcamalarını gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 2'sine çıkarmıştı. Bu bütçeyle yeni füze sistemlerine ek olarak karada ve sualtında konuşlandırılabilen drone'lara yatırım yapılması planlanıyor.

Independent Türkçe, BBC, Global Times


ABD ve İran, sorunları iki ayda çözebilecek mi?

İki tarafta mutabakatı imzalayı zafer ilan etti ancak ABD ve İran'ın anlaşmayı nihai bir sonuca bağlayıp bağlamayacağı belirsizliğini koruyor (AFP)
İki tarafta mutabakatı imzalayı zafer ilan etti ancak ABD ve İran'ın anlaşmayı nihai bir sonuca bağlayıp bağlamayacağı belirsizliğini koruyor (AFP)
TT

ABD ve İran, sorunları iki ayda çözebilecek mi?

İki tarafta mutabakatı imzalayı zafer ilan etti ancak ABD ve İran'ın anlaşmayı nihai bir sonuca bağlayıp bağlamayacağı belirsizliğini koruyor (AFP)
İki tarafta mutabakatı imzalayı zafer ilan etti ancak ABD ve İran'ın anlaşmayı nihai bir sonuca bağlayıp bağlamayacağı belirsizliğini koruyor (AFP)

ABD ve İran'ın dijital ortamda mutabakat metnini dün imzalamasının ardından iki ülke arasındaki 60 günlük müzakerelerin en kısa sürede başlaması öngörülüyor.

Washington ve Tahran yönetimleri, uranyum zenginleştirmeden İsrail'in Lübnan işgaline kadar pek çok konuyu henüz çözüme kavuşturamadı.

İsrail ve ABD, İran'ın nükleer silah geliştirmek istediğini savunurken Tahran iddiaları defalarca reddetti.

14 maddelik mutabakat metninde İran'ın "nükleer silah temin etmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini bir kez daha teyit ettiği" bildirildi. Diğer yandan İran, benzer bir taahhüdü Barack Obama yönetimiyle 2015'te imzaladığı anlaşmada da dile getirmişti.

Reuters'ın analizine göre nükleer silah meselesinde anlaşılamaması müzakerelerin doğrudan çökmesine yol açabilir.

Ayrıca ABD, İran'daki zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına taşınmasını veya yok edilmesini istiyor ancak Tahran iki seçeneğe de yanaşmıyor. Mutabakatta, İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) gözetimi altında uranyumun seyreltilmesini onayladığı belirtiliyor.

İran, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'nı kapatarak küresel ekonomiyi felce uğrattı. Mutabakata göre boğazın yarın açılması öngörülüyor.

Washington, boğazdan geçişlerin ücretsiz olacağını savunuyor. Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Hürmüz Boğazı'nın savaş öncesi statüsüne dönmeyeceğini, uluslararası kurallar çerçevesinde sunulacak hizmetler karşılığında gemilerden ücret alınacağını söyledi.

ABD'nin, İran'ın dondurulmuş malvarlığını serbest bırakması da isteniyor. Tahran, 24 milyar dolarlık malvarlığının tek seferde serbest bırakılmasını talep ederken, Washington sürecin kademeli olarak işleyeceğini bildirdi.

Mutabakata göre ABD Hazine Bakanlığı, İran petrolünün ihracatına ek olarak bankacılık, sigorta ve nakliye işlemlerine belirli muafiyetler tanıyacak.

Wall Street Journal'ın analizine göre İran, petrol ve akaryakıt satışlarından yıllık 60 milyar doların üzerinde gelir elde edebilir. Bazı uzmanlara göre Tahran, anlaşmanın ilk iki ayında 8 milyar dolar kazanabilir.

Beyaz Saray'daki şahinler, özellikle bu maddeden ötürü İran'a fazla ekonomik taviz verildiği gerekçesiyle Trump'ı eleştirdi.

CNN'in analizinde, müzakerelerde "ABD'nin sınırlı tavizler karşılığında oldukça geniş ödünler verdiğine" dikkat çekiliyor. Beyaz Saray'ın, "Hürmüz Boğazı'nın açılması karşılığında elindeki kozların çoğunu feda ettiği" vurgulanıyor.

ABD'nin bu mutabakat zaptından hareketle İran'ın nükleer programı veya başka bir konuda kapsamlı bir anlaşmaya varmasının pek olası görünmediği yorumu yapılıyor.

Müzakereleri tıkayabilecek bir diğer önemli unsur da İsrail'in tutumu. Pakistan arabuluculuğunda imzalanan mutabakatın ilk maddesine göre ABD ve İran, "Lübnan dahil tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesinde" anlaştı.

Tahran yönetimi, ABD'yle anlaşma için İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını sonlandırmasını şart koşmuştu. Ancak İsrail yönetimi, anlaşmaya taraf olmadıklarını ve askeri harekatı sürdüreceklerini açıklamıştı.

Bunların yanı sıra İran, daha önce iki kez müzakereler sürerken saldırıya geçen ABD'nin niyetlerine şüpheyle yaklaşıyor. Beyaz Saray da Tahran'ın somut adımlar atmak yerine zaman kazanmak için oyalama stratejisi izlemesinden endişeleniyor. Bu karşılıklı güvensizlik müzakerelere gölge düşüyor.

Independent Türkçe, Reuters, CNN, Wall Street Journal, Mehr News Agency


ABD-İran mutabakatı: Hizbullah’a fon akışı hızlanacak

Hizbullah'ın karargahı sayılan Dahiye'de Ali Hamaney ve oğlu Mücteba Hamaney'in resmedildiği panoda "Teşekkürler İran" yazıyor (AP)
Hizbullah'ın karargahı sayılan Dahiye'de Ali Hamaney ve oğlu Mücteba Hamaney'in resmedildiği panoda "Teşekkürler İran" yazıyor (AP)
TT

ABD-İran mutabakatı: Hizbullah’a fon akışı hızlanacak

Hizbullah'ın karargahı sayılan Dahiye'de Ali Hamaney ve oğlu Mücteba Hamaney'in resmedildiği panoda "Teşekkürler İran" yazıyor (AP)
Hizbullah'ın karargahı sayılan Dahiye'de Ali Hamaney ve oğlu Mücteba Hamaney'in resmedildiği panoda "Teşekkürler İran" yazıyor (AP)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump, dijital ortamda mutabakat metnini dün imzaladı. Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, İran'ın dondurulmuş malvarlığının ABD tarafından serbest bırakılmasının ardından Tahran'ın Hizbullah'a fon akışını hızlandıracağını savunuyor.

Lübnanlı bir üst düzey kaynak, İran'ın Hizbullah'a mümkün olan en kısa sürede fon sağlama sözü verdiğini öne sürüyor.

Yetkililer, Devrim Muhafızları tarafından 1982'de kurulan örgüte ne kadar para aktarılacağına dair herhangi bir bilgi paylaşmadı.

Tahran yönetiminden ajansa gönderilen açıklamada, dondurulmuş varlıkların akıbeti ne olursa olsun
Lübnan'ın İsrail işgali karşısında destekleneceği bildirildi.

Diğer yandan ABD'li bir yetkili, Washington'ın Tahran'a "paraların herhangi bir terör örgütüne aktarılması durumunda dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmayacağını" bildirdiğini söylüyor.

ABD Hazine Bakanlığı'na göre İran, 2025'in ilk 10 ayında Şii örgüte 1 milyar dolara yakın fon aktardı.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırıları başlatmasının ardından Hizbullah da 2 Mart'ta İsrail'e füze atışıyla savaşa dahil olmuştu.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Ortadoğu Merkezi'nden Mohanad Hage Ali, İsrail'in 2024'teki saldırılarıyla ağır darbe alan örgüt için böyle bir fonun "oyunun kurallarını değiştirecek bir gelişme" olacağını belirtiyor. Finansal desteğin Hizbullah’ın Lübnan’da zayıflayan siyasi ilişkilerini yeniden güçlendirmesine yardımcı olabileceğini söylüyor.

Pakistan arabuluculuğunda imzalanan mutabakatın ilk maddesine göre ABD ve İran, "Lübnan dahil tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesinde" anlaştı.

Tahran yönetimi, ABD'yle anlaşma için İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını sonlandırmasını şart koşmuştu. Ancak İsrail yönetimi, anlaşmaya taraf olmadıklarını ve askeri harekatı sürdüreceklerini açıklamıştı.

Uzmanlara göre İran'dan fon akışının hızlanmasıyla Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yönelik süreç ikinci plana atılabilir zira Şii örgüt, İsrail işgalini gerekçe göstererek silah bırakmaya yanaşmayabilir.

Hizbullah lideri Naim Kasım, çarşamba günkü açıklamasında ABD-Tahran anlaşmasını İran adına "büyük bir zafer" diye nitelemiş, Lübnan için de bunun "bir dönüm noktası" olduğunu söylemişti.

Trump da G7 zirvesinde yaptığı açıklamada İran'la mutabakat metni üzerinde anlaşmalarının ardından İsrail'in 14 Haziran'da Lübnan'ın başkenti Beyrut'a saldırmasını eleştirmişti. Ayrıca İsrail lideri Binyamin Netanyahu'yla telefonda görüşerek "Hizbullah meselesini Suriye'nin halletmesini" önerdiğini belirtmiş, Ahmed Şara yönetiminin örgüte karşı "daha iyi iş çıkardığını" vurgulamıştı.

Independent Türkçe, Arab News, Times of Israel