ABD ve İran'ın dijital ortamda mutabakat metnini dün imzalamasının ardından iki ülke arasındaki 60 günlük müzakerelerin en kısa sürede başlaması öngörülüyor.
Washington ve Tahran yönetimleri, uranyum zenginleştirmeden İsrail'in Lübnan işgaline kadar pek çok konuyu henüz çözüme kavuşturamadı.
İsrail ve ABD, İran'ın nükleer silah geliştirmek istediğini savunurken Tahran iddiaları defalarca reddetti.
14 maddelik mutabakat metninde İran'ın "nükleer silah temin etmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini bir kez daha teyit ettiği" bildirildi. Diğer yandan İran, benzer bir taahhüdü Barack Obama yönetimiyle 2015'te imzaladığı anlaşmada da dile getirmişti.
Reuters'ın analizine göre nükleer silah meselesinde anlaşılamaması müzakerelerin doğrudan çökmesine yol açabilir.
Ayrıca ABD, İran'daki zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına taşınmasını veya yok edilmesini istiyor ancak Tahran iki seçeneğe de yanaşmıyor. Mutabakatta, İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) gözetimi altında uranyumun seyreltilmesini onayladığı belirtiliyor.
İran, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'nı kapatarak küresel ekonomiyi felce uğrattı. Mutabakata göre boğazın yarın açılması öngörülüyor.
Washington, boğazdan geçişlerin ücretsiz olacağını savunuyor. Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Hürmüz Boğazı'nın savaş öncesi statüsüne dönmeyeceğini, uluslararası kurallar çerçevesinde sunulacak hizmetler karşılığında gemilerden ücret alınacağını söyledi.
ABD'nin, İran'ın dondurulmuş malvarlığını serbest bırakması da isteniyor. Tahran, 24 milyar dolarlık malvarlığının tek seferde serbest bırakılmasını talep ederken, Washington sürecin kademeli olarak işleyeceğini bildirdi.
Mutabakata göre ABD Hazine Bakanlığı, İran petrolünün ihracatına ek olarak bankacılık, sigorta ve nakliye işlemlerine belirli muafiyetler tanıyacak.
Wall Street Journal'ın analizine göre İran, petrol ve akaryakıt satışlarından yıllık 60 milyar doların üzerinde gelir elde edebilir. Bazı uzmanlara göre Tahran, anlaşmanın ilk iki ayında 8 milyar dolar kazanabilir.
Beyaz Saray'daki şahinler, özellikle bu maddeden ötürü İran'a fazla ekonomik taviz verildiği gerekçesiyle Trump'ı eleştirdi.
CNN'in analizinde, müzakerelerde "ABD'nin sınırlı tavizler karşılığında oldukça geniş ödünler verdiğine" dikkat çekiliyor. Beyaz Saray'ın, "Hürmüz Boğazı'nın açılması karşılığında elindeki kozların çoğunu feda ettiği" vurgulanıyor.
ABD'nin bu mutabakat zaptından hareketle İran'ın nükleer programı veya başka bir konuda kapsamlı bir anlaşmaya varmasının pek olası görünmediği yorumu yapılıyor.
Müzakereleri tıkayabilecek bir diğer önemli unsur da İsrail'in tutumu. Pakistan arabuluculuğunda imzalanan mutabakatın ilk maddesine göre ABD ve İran, "Lübnan dahil tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesinde" anlaştı.
Tahran yönetimi, ABD'yle anlaşma için İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını sonlandırmasını şart koşmuştu. Ancak İsrail yönetimi, anlaşmaya taraf olmadıklarını ve askeri harekatı sürdüreceklerini açıklamıştı.
Bunların yanı sıra İran, daha önce iki kez müzakereler sürerken saldırıya geçen ABD'nin niyetlerine şüpheyle yaklaşıyor. Beyaz Saray da Tahran'ın somut adımlar atmak yerine zaman kazanmak için oyalama stratejisi izlemesinden endişeleniyor. Bu karşılıklı güvensizlik müzakerelere gölge düşüyor.
Independent Türkçe, Reuters, CNN, Wall Street Journal, Mehr News Agency
