İran anlaşmasının getirileri ile başarısızlığın bedeli arasında Vance’in başkanlık hedefleri

Müzakerelerdeki rolü, dış politikadaki itibarını güçlendirdi… Ancak bu durum onu Cumhuriyetçilerin eleştirilerinin hedefi haline getirdi

JD Vance, 17 Haziran’da New York’ta düzenlenen bir seçim mitinginde konuşuyor. (AP)
JD Vance, 17 Haziran’da New York’ta düzenlenen bir seçim mitinginde konuşuyor. (AP)
TT

İran anlaşmasının getirileri ile başarısızlığın bedeli arasında Vance’in başkanlık hedefleri

JD Vance, 17 Haziran’da New York’ta düzenlenen bir seçim mitinginde konuşuyor. (AP)
JD Vance, 17 Haziran’da New York’ta düzenlenen bir seçim mitinginde konuşuyor. (AP)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran dosyasının haftanın siyasi gündeminin merkezine yerleşmesini planlamıyordu. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre Vance, yeni kitabının tanıtımına hazırlanıyordu. Bu tür etkinlikler, başkanlık hedefi taşıyan siyasetçilerin Beyaz Saray yarışına girmeden önce hayat hikâyelerini ve değerlerini geniş kitlelere anlatmak için sıklıkla başvurduğu platformlar arasında yer alıyor.

Ancak Vance’in ikinci kitabının yayımlanması, kısa sürede başka bir gündem maddesinin gölgesinde kaldı. Bu gündem, Başkan Donald Trump’ın savaşın sona erdirilmesi amacıyla Tahran ile üzerinde uzlaştığı ön anlaşma oldu. Dış askeri müdahalelere yönelik şüpheci yaklaşımıyla bilinen Vance, Trump ile birlikte imzaladığı mutabakat zaptının en güçlü savunucularından biri haline geldi. Vance, anlaşmayı siyasi bir başarı olarak tanıtmak amacıyla bir dizi röportaj verirken, anlaşmayı savunduğu bir video da yayımladı.

Bu rol, çatışmanın ilk dönemlerinde kamuoyu önünde ayrıntılı değerlendirmeler yapmaktan kaçınan başkan yardımcısı açısından dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. Vance’in, İran ile yürütülecek müzakerelerin yeni aşamasının açılışı için İsviçre’ye gitmesiyle birlikte anlaşmanın sonuçlarıyla daha da yakından ilişkilendirilmesi bekleniyor. Resmî bir imza törenine katılması öngörülen Vance’in aksine Trump, anlaşmayı çarşamba günü Fransa’nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi’nin kapanışında imzaladı.

Vance’in anlaşmayı savunma konusundaki güçlü çıkışı, aynı zamanda kapsamlı bir siyasi risk olarak değerlendiriliyor. Vance’in 2028 başkanlık seçimlerinde aday olması halinde, çoğu Amerikalının karşı çıktığı bir savaşın sona erdirilmesinde rol oynayan isimlerden biri olarak kendisini seçmene sunabileceği belirtiliyor. Ancak Tahran ile yürütülen sürecin başarısızlığa uğraması durumunda bunun siyasi maliyetini de üstlenmek zorunda kalabileceği ifade ediliyor. Trump da çarşamba günü bu duruma esprili bir göndermede bulunarak, “Eğer başarılı olursa bunun kredisini ben alacağım. Başarısız olursa da suçu JD’ye yükleyeceğim” dedi.

ABD’den gelen eleştiriler

Beyaz Saray, Vance’in rolünü öne çıkarmaya çalışarak onu Başkan’ın ‘sağ kolu’ ve ulusal güvenlik ekibinin ‘vazgeçilmez bir üyesi’ olarak tanımladı. Beyaz Saray Sözcüsü Olivia Wells, Başkan Yardımcısı’na, Özel Temsilci Steve Witkoff ve Jared Kushner ile birlikte müzakereleri yürütme görevinin verildiğini belirterek, Trump ve ekibinin ‘hem sahada hem de müzakere masasında’ elde ettiği kazanımların ABD’nin güvenliğini uzun yıllar güçlendireceğini söyledi.

Ancak ABD’nin pazar günü İran ile mutabakat zaptını dijital ortamda imzalamasının ardından, muhafazakâr çevrelerin de dahil olduğu eleştiriler giderek arttı. Vance’in Basın Sözcüsü Luke Schroeder, bazı Cumhuriyetçilerin Başkan’ın Ortadoğu’da barışı sağlama ve İran’ın nükleer silah edinmesini engelleme yönündeki çabalarını baltalamaya çalışmasının ‘üzücü’ olduğunu ifade etti.

Eleştiriler, iki aylık bir müzakere sürecinin önünü açan anlaşmanın, sınırlı güvenceler karşılığında Tahran’a erken kazanımlar sağladığı ve savaşın ilan edilen temel hedefi olan İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda kesin sonuç ortaya koymadığı görüşü etrafında yoğunlaştı.

Vance, salı günü Fox News’e verdiği röportajda, “İran uygun şekilde hareket etmezse bu anlaşmanın sunduğu avantajların hiçbirinden yararlanamayacak” dedi.

Artan eleştirilerin baskısı altında ABD yönetimi, çarşamba günü anlaşma metnini gazetecilerle paylaştı. Metne göre, enkaz altında bulunduğu değerlendirilen İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun uluslararası denetim altında seyreltilmesi gerekiyor. Anlaşmada ayrıca İran’ın nükleer silah edinmeme ve geliştirmeme taahhüdü de yer alıyor. Tahran yönetimi daha önceki dönemlerde de benzer taahhütlerde bulunmuştu. Ancak İran’ın nükleer programına ilişkin düzenlemelerin ayrıntıları, ilerleyen müzakere turlarına bırakıldı.

Anlaşma metninin yayımlanması da ABD sağındaki itirazları sona erdirmedi. Muhafazakâr yorumcu Eric Erickson anlaşmayı ‘Amerikan teslimiyeti’ olarak nitelerken, 2028 başkanlık seçimlerinin muhtemel adaylarından Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz ise Başkan’ın “ne yazık ki kötü tavsiyeler aldığını” söyledi.

Trump hareketi içinde bölünme

İran ile yaşanan ve bu hafta dördüncü ayına giren çatışma, Trump’ın siyasi koalisyonu içindeki görüş ayrılıklarını yeniden gündeme taşıdı. Çatışma, Tahran’a karşı daha sert bir yaklaşım benimsenmesini savunan şahin kanadın tepkisini çekerken, Trump’ın ‘yeni savaşlara hayır’ söyleminden etkilenen ‘Önce Amerika’ hareketinde de rahatsızlığa yol açtı.

Aralarında Cumhuriyetçilerin de bulunduğu bazı eleştirmenler, dikkatlerini JD Vance’e çevirerek yeni anlaşmanın, Demokrat Başkan Barack Obama’nın 2015 yılında imzaladığı nükleer anlaşmayı hatırlatıp hatırlatmadığını ve Trump’ın savaşın başlangıcında ilan ettiği hedefleri karşılayıp karşılamadığını sorgulamaya başladı.

Trump’ın müttefiklerinden ve İran konusunda sert tutumuyla bilinen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, daha önce Vance’i ‘anlaşmanın mimarı’ olarak nitelendirmişti. Graham, anlaşma metninin yayımlanmasının ardından yaptığı temkinli açıklamada, İran ile ‘kabul edilebilir ve doğrulanabilir’ bir anlaşmaya varılmasının mümkün olup olmadığının henüz netlik kazanmadığını belirtti. Ancak buna rağmen, “Bunu denemenin büyük bir sakıncası olduğunu düşünmüyorum” ifadesini kullandı.

Irak’taki senaryo ‘tekrarlanmayacak’

Trump yönetimi, mutabakat zaptının ayrıntılarına ilişkin Kongre’ye resmî bilgilendirme yapmamış olsa da Vance, bazı Cumhuriyetçi senatörlerle sessiz diplomasi yürütmeye başladı.

Ohio Senatörü ve Vance’e yakın isimlerden Cumhuriyetçi Bernie Moreno, Başkan Yardımcısı’nın parti içindeki itirazları yatıştırabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirterek, “JD sadece Başkan’ın temsilcisidir ve Başkan onların tamamının yanıldığını gösterecektir” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Kevin Cramer ise anlaşmanın, ulusal güvenlik konularında Vance’in hanesine artı puan yazdığını ifade etti. Ancak Cramer, sürecin rayından çıkması hâlinde risklerin devam ettiğini de kabul etti.

Vance, bu hafta verdiği röportajlarda doğrudan kendi partisindeki şüphecilere seslenmeye çalıştı. Bu tutum, olası bir başkanlık yarışına girmesi durumunda karşılaşabileceği daha zorlu tartışmalara hazırlık olarak değerlendirildi. Vance, Megyn Kelly’ye verdiği röportajda anlaşmayı eleştirenlerin “İran propagandasına inandığını” söylerken, aşırı sağ çevrelerdeki öfkenin de farkında olduğunu dile getirdi.

Öte yandan Vance, dış askeri müdahalelere karşı olan kesimleri, İran ile yaşanan savaşın Irak benzeri bir çıkmaza dönüşmeyeceği konusunda ikna etmeye çalıştı. Kendisi de geçmişte Deniz Piyadeleri’nde görev yapan Vance, “Birçok kişinin korktuğu bataklığa sürüklenmiyorduk. Çünkü Donald Trump, George W. Bush değil” ifadelerini kullandı.

Demokratlar ise başkanlık hedefi taşıyan yönetim üyelerinin geleceğinin, ister Vance ister anlaşmanın son aşamalarında büyük ölçüde sessiz kalan Dışişleri Bakanı Marco Rubio olsun, İran savaşı ve ekonominin yönetiminden alınacak sonuçlara bağlı olacağını savunuyor.

Demokrat Senatör Brian Schatz, “Bu yönetimdeki herhangi bir ismin siyasi değeri, İran savaşı ve ekonominin nasıl yönetildiğine bağlı olarak yükselecek ya da düşecektir. Bu konuda istisna olduğunu düşünmüyorum” dedi.



Siyasi sürecin çıkmaza girmesine rağmen Trump İran’la yeni bir savaş ihtimalini dışladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Siyasi sürecin çıkmaza girmesine rağmen Trump İran’la yeni bir savaş ihtimalini dışladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Gözler, İsrail ile Hizbullah arasında bir ateşkes anlaşmasına varıldığına dair iddiaların kesiştiği Lübnan sahnesine çevrildi. Bu sırada ABD Başkanı Donald Trump, Washington-Tahran hattındaki müzakerelere bağlı siyasi sürecin karmaşıklığına rağmen, İran’a karşı savaşın sona erdiğini vurguladı.

Amerikalı bir yetkilinin Cuma günü İsrail ve Hizbullah’ın ateşkes anlaşmasına vardığını duyurmasının ardından, Lübnan’ın güneyinde dikkat çekici bir İsrail gerilimi yaşandı. Sahadaki saatler süren gerginliğin ardından İsrail bombardımanları durdu. İsrail’in Washington Büyükelçisi de Hizbullah uyduğu sürece ülkesinin ateşkese bağlı kalacağını teyit etti.

İran cephesinde ise bugün İsviçre’de başlaması planlanan Washington-Tahran görüşmeleri askıya alındı. İran Dışişleri Bakanlığı, müzakerelerin "başka bir güne" ertelendiğini açıklayarak, arabulucular vasıtasıyla istişarelerin yürütüleceğini ve "şartlar olgunlaştığında müzakerelerin başlayacağının duyurulacağını" belirtti.

Bu askıya alma kararına rağmen Trump, İran’a karşı savaşı yeniden başlatmaya gerek kalmayacağını yineledi. İran’ın "en zorluları" olduğunu belirttiği 8 savaşı "bitirdiğini" söyleyen Trump, aynı zamanda bir anlaşmaya varılamaması halinde "onları mutlu etmeyecek şeyler yapacakları" uyarısında bulundu.

Trump’ın İran ve bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamaları:

  • Anlaşamazsak onları mutlu etmeyecek şeyler yapacağız: Bir uzlaşıya varılamadığı takdirde sert adımlar atılacağının sinyalini verdi.
  • Savaşa gerek kalmayacak: İran’a karşı savaşı yeniden başlatmaya ihtiyaç duymayacaklarını ifade etti.
  • Hürmüz Boğazı'ndaki durum: Şu anda Hürmüz Boğazı'nda 700 geminin bulunduğunu belirtti.
  • 8 savaşı bitirdim: Görev süresi boyunca 8 savaşı sonlandırdığını, bunlar arasında İran’ın en zorlu süreç olduğunu vurguladı.
  • İsrail ile ilişkiler: "İsrail ile harika ilişkilere sahibim" dedi.
  • Fransa’nın veto tehdidi: Fransa’nın, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) "tatmin edici olmayan" bir ABD-İran anlaşmasına karşı veto yetkisini kullanma tehdidinde bulunduğunu açıkladı.
  • Fransa’nın rol arayışı: Paris, "Avrupa Troykası" olarak bilinen gruptaki ortakları İngiltere ve Almanya ile birlikte pratik olarak tamamen dışlandığı İran nükleer dosyasında yeniden iddialı bir rol oynamak istiyor.
  • Paris’in rahatsızlığı: Fransa, mevcut aşamada elindeki etkili kartları kullanarak, ABD Başkanı Donald Trump’ın tek başına yürüttüğü bu dosyada yeniden söz sahibi olmayı hedefliyor. Trump, İran’a yönelik gerçekleştirdiği iki savaşta da (ilki geçen yılın haziran ayındaki "12 Gün Savaşı", ikincisi ise geçen şubat sonundaki "Yüz Gün Savaşı") Avrupalı üç müttefikine danışmamış ve onları kararlarından haberdar etmemişti.

İsrail’in Washington Büyükelçisi: Hizbullah uyarsa ateşkese bağlıyız

İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter, Fransız Haber Ajansı'nın (AFP) aktardığına göre, Amerikalı bir yetkilinin tarafların Cuma günkü kanlı çatışmaların ardından yeni bir ateşkese vardığını duyurması üzerine konuştu. Leiter, Hizbullah’ın uyması halinde Tel Aviv’in Lübnan’da ateşkese bağlı kalmaya hazır olduğunu belirtti.

Leiter, X (eski adıyla Twitter) platformunda yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

"İsrail acil bir ateşkese bağlı kalmaya devam ediyor... Eğer Hizbullah anlaşmaya saygı duyar ve düşmanca eylemlerini durdurursa, karşılığında sükunet bulacaktır."

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in açıklamaları:

  • Hürmüz’de güvenlik: Son iki gündür İranlılar Hürmüz Boğazı’ndan geçen hiçbir gemiye ateş açmadı.
  • Mutabakat zaptı sonrası geçişler: Mutabakat zaptı imzalandığından beri Hürmüz Boğazı'nı kullanan gemilerin herhangi bir geçiş ücreti ödemediğini belirtti.
  • Askeri varlık talebi: Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemileri koruma görevini üstlenecek bir askeri varlığımızın olmasını istemiyoruz.
  • Petrol fiyatlarındaki düşüş: Hürmüz Boğazı'nın trafiğe açılmasının, petrol fiyatlarının 126 dolardan bugün yaklaşık 75 dolara gerilemesinin temel nedeni olduğunu vurguladı.
  • İsrail’in Washington’daki etkisi: "İsrail’in ABD politikalarını etkilemeye çalıştığına kesinlikle inanıyorum ve bunu olağan bir durum olarak kabul ediyorum."
  • Çıkar çatışması: ABD’nin çıkarlarının her zaman İsrail’in çıkarlarıyla örtüştüğünü söyleyenler var, bu kesinlikle doğru değil.
  • Trump-Netanyahu anlaşmazlığı: Başkan Trump’ın, İran ile savaşın tam olarak nasıl sonlandırılacağı konusunda Netanyahu ile bazı görüş ayrılıkları olduğu konusunda son derece dürüst davrandığı açıktır.
  • Müttefiklik ilişkisi: İsrail, Tıpkı İngiltere veya Fransa gibi Amerika için iyi bir ortaktır.
  • Antisemitizm suçlamalarına eleştiri: Netanyahu’nun siyasi kararlarına yönelik her eleştirinin antisemitizme (Yahudi karşıtlığı) yol açtığı veya antisemitizm sayıldığı iddiası doğru değildir.
  • Kavramların sulanması: Eğer her şeyi Yahudi düşmanlığı olarak nitelendirirseniz, bir süre sonra hiçbir şey Yahudi düşmanlığı sayılmaz hale gelir.
  • Dış politika uyarısı: Dış politikada belirli bir amaca hizmet etmek adına birilerini antisemitizmle suçlama girişimlerine karşı son derece dikkatli olmalıyız.

İran Anlaşması, Vance'in Beyaz Saray yolunu açabilir mi?

ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance (Reuters)
ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance (Reuters)
TT

İran Anlaşması, Vance'in Beyaz Saray yolunu açabilir mi?

ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance (Reuters)
ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance (Reuters)

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Başkan Donald Trump'ın İran'la üç aydan uzun süredir devam eden savaşı sona erdirmeye yönelik baş müzakerecisi olarak şimdiye kadarki en önemli uluslararası rolünü üstlenmeye hazırlanıyor. Reuters'ın değerlendirmesine göre bu süreç, Vance'in Beyaz Saray'daki olası haleflik yolunu şekillendirebilecek kritik bir dönüm noktası olabilir.

ABD ve İran çarşamba günü çatışmaları askıya alan geçici bir anlaşma imzaladı. Ancak anlaşma, İran'ın nükleer programı, bölgedeki silahlı gruplara verdiği destek ve küresel ekonomi açısından stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı gibi temel meseleleri çözümsüz bıraktı. Bu konuların 60 gün sürecek müzakerelerde ele alınması kararlaştırıldı.

Söz konusu görüşmeler, çatışmanın tüm tarafları, Orta Doğu ve Vance'in siyasi geleceği açısından yüksek riskli bir süreç olarak görülüyor. Beyaz Saray, Vance'in görüşmelere başlamak üzere perşembe akşamı İsviçre'ye yapması planlanan seyahatin iptal edildiğini, ancak ABD heyetinin "ilk fırsatta yola çıkmaya hazır olduğunu" açıkladı.

Kitap tanıtımı ve eleştiriler

Bu hızlı diplomatik gelişmeler, Vance'in Katolikliğe geçiş sürecini anlattığı "Communion" (Komünyon) adlı kitabının yayımlanması ve tanıtım turuyla aynı döneme denk geldi. Vance, medya programlarında ideolojik görüşlerini anlatırken aynı zamanda İran ile nükleer anlaşmanın en güçlü savunucularından biri olarak öne çıktı.

Seçim kampanyalarını andıran bu tanıtım süreci, perşembe günü Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında zirveye ulaştı. Vance burada savaşın sona erdirilmesine yönelik nihai bir anlaşmaya duyulan umudu dile getirirken, bazı gözlemcilerin değerlendirmesine göre ABD tarihinde İsrail'e yönelik en sert eleştirilerden birini yöneltti. Öte yandan olası başkanlık adaylığıyla ilgili soruları yanıtsız bıraktı.

Vance, "İranlılar davranışlarını değiştirmezse orduları ve nükleer programları yıkılmış olarak kalacaktır. Eğer davranışlarını değiştirirlerse hem İran'ın Orta Doğu ile ilişkileri hem de Orta Doğu'nun İran halkıyla ilişkileri dönüşecektir" dedi.

Cumhuriyetçi Parti'deki bazı isimler, Vance'in İran anlaşmasındaki rolünün önemine dikkat çekti.

Partinin dış politika alanındaki önde gelen isimlerinden Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, Vance'i barış anlaşmasının "mimarı" olarak nitelendirerek, nihai anlaşmanın Senato'nun onayına sunulması gerektiğini söyledi.

Trump ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, Vance'in bu görevde elde edeceği kazançlardan çok kaybedecekleri olduğunu esprili bir dille ifade etti.

Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde düzenlenen G7 Zirvesi kapsamında gazetecilere konuşan Trump, gülerek, "Eğer başarılı olursa bunun kredisini ben alacağım. Başarısız olursa ise sorumluluğu J.D.'ye yükleyeceğim" dedi.

Vance'in ofisi ise konuya ilişkin yorum yapmayı reddetti.

Trump'ı Savunma Çabası

Trump, başkanlık kampanyasında fiyatları düşürme ve Orta Doğu'daki "sonsuz savaşları" sona erdirme vaadinde bulunmuştu. Ancak bunun yerine enflasyon hızlandı ve 28 Şubat'ta İran'a karşı savaş başlatıldı. Bazı Cumhuriyetçi müttefikler, Trump'ı çatışmanın yol açtığı ekonomik baskıları hafifletmek amacıyla Tahran'a önemli tavizler vermekle suçladı.

Trump geçici anlaşmayı askerî ve diplomatik açıdan tam bir zafer olarak sunmasına rağmen, şu aşamada savaşın başında belirlediği hedeflerin büyük bölümüne ulaşamadığı görülüyor. İran'daki yönetim ayakta kalmaya devam ederken, Tahran balistik füze kapasitesini ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını koruyor. Ayrıca Lübnan'daki Hizbullah gibi İsrail karşıtı gruplara desteğini sürdürdüğü belirtiliyor.

Bu süreçte Vance, Trump'ın kararlarını savunmak zorunda kalırken aynı zamanda başkanın düşen kamuoyu desteğinden kendisini bir ölçüde ayrıştırmaya çalışıyor. Bunu da ekonomide görülen sınırlı iyileşmelere dikkat çekerek, ancak "yapılması gereken daha çok iş olduğunu" kabul ederek gerçekleştiriyor.

Perşembe günü konuşan Vance, "Biraz olsun ABD Başkanı'na güvenin. Amerikan halkına zarar verecek bir anlaşma imzalayacağı düşüncesi saçmalıktır" ifadelerini kullandı.

Hafta başında muhafazakâr yorumcu Megyn Kelly'ye konuşan Vance, İran dosyasında aktif rol almaya devam ettiğini belirterek, bu süreçten uzak durmanın "siyaseti son derece olgunlaşmamış bir şekilde ele almak" anlamına geleceğini söyledi. Ayrıca bazı sertlik yanlısı muhafazakârları, "son İranlı ölünceye kadar ve son bomba atılıncaya kadar" saldırıların sürdürülmesini istemekle suçladı.

Vance, savaşın tırmanmasına karşı uyarılarda bulunurken Trump'ı diplomatik çözüm arayışına yönelmeye teşvik ediyor. Kendisi aynı zamanda Cumhuriyetçi Parti içinde ABD'nin küresel askerî müdahalelerini sınırlamayı savunan yükselen bir kanadın önde gelen isimleri arasında yer alıyor.

"Kararsızlık İnsanların Kafasını Karıştırıyor"

Ancak Vance'in yaklaşımı eleştirilerden de uzak değil.

Muhafazakâr medyanın önde gelen isimlerinden Ben Shapiro, perşembe günü Fox News'e yaptığı açıklamada, "Bana göre bu dosyanın baş müzakerecisi olan Başkan Yardımcısı, başkana gerektiği ölçüde hizmet edemedi" dedi.

Trump'ın, ülkenin geleneksel baş diplomatı olan Dışişleri Bakanı Marco Rubio yerine Vance'i anlaşmanın yüzü haline getirmesi, yönetim çevrelerinde Rubio'nun müzakerelerdeki rolüne ilişkin soru işaretlerine yol açtı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott ise yaptığı açıklamada, "Bakan Rubio ve tüm yönetim, Başkan Trump'ın arkasında yüzde 100 birlik içindedir" dedi.

Özel görüşmeleri değerlendirebilmek için isminin açıklanmasını istemeyen bir Beyaz Saray yetkilisi, Trump ekibinde geçici anlaşmaya karşı çıkan hiç kimsenin bulunmadığını söyledi.

Hem Rubio hem de Vance, 2028 Cumhuriyetçi Parti başkanlık adaylığı için potansiyel isimler arasında gösteriliyor. Ancak iki isim de şu ana kadar adaylık planlarını açıklamış değil.

Beyaz Saray'a yakın bir kaynak ise Vance'in rolünün büyütülmesinin Trump'ın ikinci dönemindeki yönetim tarzını yansıttığını belirtti.

Kaynak, "Bu kararsızlık insanları şaşırtıyor ama Trump ne yaptığını biliyor. Kelimenin tam anlamıyla gerçek zamanlı bir test yürütüyor" ifadelerini kullandı.

Bu süreç boyunca Vance, kitabının tanıtımını da ihmal etmedi. Katıldığı hemen her programda güncel siyasi gelişmelerin yanı sıra kitabına da esprili göndermelerde bulundu.

Salı günü ABC kanalındaki "The View" programında İran, göç ve sivil haklarla ilgili zor sorularla karşılaşan Vance, şakayla karışık, "Kitaptan konuşalım, ben buraya kitap satmaya geldim" dedi.


Trump’tan İsrail’e Hizbullah’la ateşkesi kabul et çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump’tan İsrail’e Hizbullah’la ateşkesi kabul et çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, NBC News’e telefonla verdiği röportajda, bugün İsrail ile görüştüğünü ve İran destekli Lübnanlı Hizbullah hareketiyle ateşkesi kabul etmesini istediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın NBC News’ten aktardığı habere göre Trump, “Bazen sakinleşmeli ve aklını kullanmalısın” ifadelerini kullandı. NBC muhabiri Trump’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile doğrudan görüşüp görüşmediği sorusuna yanıt vermeyi reddettiğini belirtti.

Lübnan’ın resmî haber ajansı Ulusal Haber Ajansı NNA, bir Amerikalı ve bir İsrailli yetkilinin İsrail ile Hizbullah’ın ateşkes konusunda anlaşmaya vardığını açıklamasının ardından, İsrail’in cuma günü Güney Lübnan’a hava saldırısı düzenlediğini bildirdi.

Adının açıklanmasını istemeyen bir ABD’li yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada, İsrail ile Hizbullah’ın yerel saatle cuma günü 16.00’dan itibaren geçerli olmak üzere ateşkes konusunda anlaşmaya vardığını söyledi.

Yetkili, “Hizbullah ve İsrail ateşkes konusunda mutabakata vardı” dedi. ABD ve Katarlı müzakerecilerin, İran’ın da desteğiyle anlaşmaya aracılık ettiğini ifade etti.

Öte yandan üst düzey bir İsrailli yetkili de Reuters’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah İsrail’e saldırmadığı sürece taraflar ateşkes durumundadır. Aksi takdirde savaş halinde oluruz” ifadelerini kullandı.

İsrailli yetkili ayrıca, İsrail’in ülkenin kuzey sınırı boyunca işgal altında tuttuğu bölgedeki Güney Lübnan konuşlu birliklerini geri çekmeyeceğini belirtti.

Yetkili, “Bugün erken saatlerde yaşanan karşılıklı ateş açma olaylarının ardından İsrail ile Hizbullah arasında ateşkes yürürlüğe girdiğini öğrendik” dedi.