Suudi Arabistan Teknik Direktörü Donis: İspanya'ya yenilirsek kimse bana hesap sormaz... Salim'e yönelik eleştiriler ise doğal

Suudi Arabistan milli takım teknik direktörü Donis, basın toplantısında (AFP)
Suudi Arabistan milli takım teknik direktörü Donis, basın toplantısında (AFP)
TT

Suudi Arabistan Teknik Direktörü Donis: İspanya'ya yenilirsek kimse bana hesap sormaz... Salim'e yönelik eleştiriler ise doğal

Suudi Arabistan milli takım teknik direktörü Donis, basın toplantısında (AFP)
Suudi Arabistan milli takım teknik direktörü Donis, basın toplantısında (AFP)

Suudi Arabistan Milli Takımı Teknik Direktörü Yorgos Donis, İspanya karşılaşmasının 2026 Dünya Kupası'nın en güçlü favorilerinden birine karşı önemli bir sınav olacağını belirterek, son günlerde takımın özellikle savunma organizasyonunu geliştirmeye ve İspanya'nın beklenen topa sahip olma oyununa karşı hazırlanmaya odaklandığını söyledi.

İspanya maçı öncesinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Donis, "Genel olarak Uruguay maçının ilk yarısında iyi oynadık ancak ikinci yarıdaki performanstan memnun değildim. Antrenmanlarda özellikle derinde savunma üzerinde çalıştık. Çünkü topa sahip olmayı seven bir rakibe karşı oynayacağız. Dünyanın en iyi takımlarından birine karşı savunma organizasyonumuzu geliştirmeye çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Takım kaptanı Salim El Dawsari'ye yöneltilen eleştiriler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Donis, "Salim El Dawsari gibi tecrübeli oyuncular söz konusu olduğunda eleştirilerin gelmesi son derece doğal. Haklı olsun ya da olmasın bu eleştirileri kabul etmek zorundayız. Futbolun doğasında bu var. Biz takım ruhuna ve yaptığımız işe odaklanıyoruz. Tüm oyuncular bu tür dönemlerle başa çıkmaya hazır." dedi.

İspanya karşılaşmasının, 2022 Dünya Kupası'nda Arjantin'e karşı alınan tarihi galibiyetle kıyaslanmasına ilişkin ise Donis, "Futbolda sürprizlerin yaşanması güzel bir şey ve bunu birçok kez gördük. Ancak biz maça bu açıdan bakmıyoruz. Dünya Kupası'na geldiğinizde dünyanın en iyi takımlarına karşı oynamaktan mutluluk duymalısınız. Amacımız rakibimize saygı duymak ve bu maçtan ders çıkarmak, ancak gereğinden fazla saygı göstermemek. İspanya gibi bir takıma karşı topa sahip olmak elbette çok zor." şeklinde konuştu.

İspanya'nın genç yıldızı Lamine Yamal hakkında da övgü dolu ifadeler kullanan Donis, "O dünyanın en büyük yeteneklerinden biri. Barcelona'da Messi'den sonra gelen en önemli isimlerden biri olarak görülüyor. En dikkat çekici özelliği ise yaşına rağmen gösterdiği olgunluk ve maçın kaderini değiştirebilme yeteneği. Böyle oyunculara karşı oynamak her zaman güzel." ifadelerini kullandı.

Milli takımın başında daha fazla zamana ihtiyaç duyduğunu yineleyen Donis, ligde oyuncuları tanımanın, onlarla her gün antrenman yapmanın çok farklı olduğunu vurguladı.

"Bu durumu açıklamak kolay değil. Oyuncuları ligde izlemek başka, her gün birlikte çalışmak başka. Risk almayı seven bir teknik adamım ancak mevcut şartlarda bunu yapmak kolay değil. Risk alabilmek için zamana ve antrenmana ihtiyaç var. Milli takımda ise buna yeterince zaman bulamıyoruz. Nasıl savunma yapacağımızı da hücum edeceğimizi de biliyoruz ama bazı riskleri alabilecek seviyeye henüz ulaşmadık." dedi.

Donis, İspanya'nın kadro yapısına da değinerek, "Lamine Yamal ve Nico Williams yedek kulübesindeyken İspanya aynı takım olmuyor. Yeşil Burun Adaları karşısında topa sahip oldular ancak bire bir oyunda eksik kaldılar. Bu iki oyuncu sahada olmadığında rakip için işler daha zor hale geliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Şarku'l Avsat gazetesinin, Suudi Arabistan'ın İspanya karşısında düşük savunma bloğuyla oynayıp oynamayacağı yönündeki sorusunu yanıtlayan Donis, "Bu seviyedeki rakiplere karşı ön alanda baskıyı düşünemezsiniz. Dünyanın en iyi milli takımlarından biriyle karşılaşıyoruz ve özgüvenli oynamamız gerekiyor. Topa onlar sahip olacak. Bizim iyi savunma yapmamız gerekiyor ve bunun üzerinde kapsamlı şekilde çalıştık. Yarınki maçta baskı hissetmiyoruz. Asıl baskıyı Yeşil Burun Adaları maçında hissedeceğimizi düşünüyorum." dedi.

Futbolda psikolojik desteğin önemine de değinen Donis, milli takım bünyesinde bu alanda uzman isimlerin görev yaptığını belirterek, "Futbol artık çok gelişti ve her oyuncunun farklı bir rolü var. Oyuncularımızla bire bir ilgilenen uzmanlarımız bulunuyor. Amaçları her oyuncunun en iyi performansını göstermesine yardımcı olmak. Ben futbolcuyken teknik direktörden azar işittiğimde daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyordum. Bugün de oyuncularımızın buna hazır olması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

İspanya maçı öncesindeki ruh halini anlatan Donis, "Uruguay maçı öncesinde ne hissediyorsam bugün de aynı duyguları taşıyorum. Milli takımda çalışma sürem oldukça kısa. Eğer yarın bir puan alabilirsek, tıpkı önceki maçta olduğu gibi sonraki karşılaşma için çok önemli olur. Yarın kaybedersek kimse bana hesap sormaz. Ama Yeşil Burun Adaları'na kaybedersek herkes bana bunun nedenini sorar. Biz yarın sahaya çıkıp futbolun tadını çıkarmak istiyoruz." dedi.

İspanyol futbolcu Dani Olmo'nun "çok gol atmak istiyoruz" yönündeki açıklamaları hakkında ise Donis, "Rakiplerin açıklamalarını analiz etmiyoruz. İspanya gibi büyük takımların bu tür açıklamalarla baskı oluşturmaya çalışması normal. Biz iyi savunma yapmalı, biraz da şanslı olmalı ve boş alanları doğru şekilde kapatmalıyız." yorumunu yaptı.

Suud Abdulhamid'e de övgüler yağdıran Donis, "Suud diğer oyuncular için örnek alınması gereken bir futbolcu. Suudi bir oyuncunun küçük bir takımdan çıkıp Avrupa'nın önemli kulüplerine gidebileceğini gösterdi. Suudi oyuncular genellikle yurt dışında oynamayı tercih etmiyor ancak Suud, Roma ve Lens formalarını giydikten sonra gelecek sezon UEFA Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edecek. Bu başarı genç oyuncular için önemli bir örnek." diye konuştu.

Deneyimli teknik adam, Şarku'l Avsat'ın oyuncuların süre yönetimine ilişkin sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Arka arkaya maçlar oynanan turnuvalarda oyuncuların sürelerini en iyi şekilde yönetmek zorundayız. Suud Abdulhamid ile Muhammed Ebu Şamat'tan oluşan sağ bek rotasyonunu her maça göre farklı şekilde değerlendiriyoruz. Aklımda çeşitli planlar var ve elbette Yeşil Burun Adaları karşılaşması için de şimdiden belirlediğim bazı fikirler bulunuyor."



Hep birlikte gökyüzüne: Katalonya'nın insan kuleleri

Castells geleneğinde kulenin en tepesine çıkan enxaneta, elini havaya kaldırarak insan kulesinin tamamlandığını gösteriyor (AP)
Castells geleneğinde kulenin en tepesine çıkan enxaneta, elini havaya kaldırarak insan kulesinin tamamlandığını gösteriyor (AP)
TT

Hep birlikte gökyüzüne: Katalonya'nın insan kuleleri

Castells geleneğinde kulenin en tepesine çıkan enxaneta, elini havaya kaldırarak insan kulesinin tamamlandığını gösteriyor (AP)
Castells geleneğinde kulenin en tepesine çıkan enxaneta, elini havaya kaldırarak insan kulesinin tamamlandığını gösteriyor (AP)

Çağatay Koparal Spor Editörü, Çeviri ve Dış Haberler Servisi 

Adrenalin'den herkese merhaba. Sıradışı sporlar serimizin bu bölümünde Katalonya'daki İnsan Kulesi Festivali'ni inceliyoruz.

Bir meydanda yüzlerce insanın toplandığını düşünün. Ortada ne bir futbol sahası ne de bir pist var. Bunun yerine insanlar birbirlerine kenetleniyor, omuz omuza veriyor ve birkaç dakika içinde kalabalığın ortasından dev bir insan kulesi yükselmeye başlıyor.

En alt bölümde onlarca kişi yapıyı ayakta tutarken, daha hafif ve çevik olanlar birbirlerinin üzerinden tırmanıyor. En tepede ise küçük bir çocuk beliriyor ve elini havaya kaldırıyor. Castell tamamlanmış oluyor.

Katalonya'nın en sıradışı geleneklerinden biri olan castells, kelime anlamıyla "kaleler" demek. Ancak burada taştan duvarlar yerine insanlardan oluşan kaleler kuruluyor.

Bu kuleler yalnızca görsel olarak etkileyici değil; aynı zamanda güç, denge, cesaret, güven ve ekip çalışmasının sınırlarını zorlayan bir gösteri niteliğinde.

Castells geleneğinin kökeni 18. yüzyılda Tarragona çevresindeki Camp de Tarragona bölgesine uzanıyor. Geleneğin Katalonya'daki ilk yazılı kaydı 1712'de Valls kentinde görülüyor.

Kökeninin ise Valensiya bölgesindeki daha eski Muixeranga geleneğine dayandığı düşünülüyor. Zamanla Valls, Tarragona ve Vilafranca del Penedès gibi kentlere yayılan castells, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Katalonya'nın diğer bölgelerinde de yaygınlaştı.

Bugün Katalonya genelinde 100'den fazla castell ekibi bulunuyor ve yıl boyunca yüzlerce gösteri düzenleniyor.

Hatta her yıl 10 binden fazla castell kuruluyor. Bu nedenle karşılaşılan manzara birkaç kişinin eğlence amacıyla birbirinin omzuna çıkmasından çok daha fazlası.
 

İnsan kulesi yapımı son derece tehlikeli görünse de kurulan kulelerin yüzde 3'ünden azı yıkılıyor (AP)
İnsan kulesi yapımı son derece tehlikeli görünse de kurulan kulelerin yüzde 3'ünden azı yıkılıyor (AP)

Castells, kendi ekipleri, antrenmanları, yarışmaları ve gelenekleri bulunan büyük bir topluluğa dönüşmüş durumda.

Bir castell'in nasıl kurulduğuna bakıldığında ise işin ne kadar ciddi olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Kulenin en altındaki bölüme pinya adı veriliyor. Pinya, yapının temelini oluşturan ve aynı zamanda yukarıdaki insanların düşmesi durumunda onları korumaya çalışan insanlardan oluşuyor.

Üst katlara çıkıldıkça insan sayısı azalıyor, ancak görev de zorlaşıyor. En tepede ise son derece hafif ve çevik çocuklar yer alıyor. Enxaneta adı verilen en üstteki çocuk yerine ulaşıp bir elini havaya kaldırdığında kule kurulmuş kabul ediliyor.

Fakat iş burada bitmiyor. Bir castell'in başarılı sayılması için yalnızca kurulması değil, kontrollü biçimde tamamen bozulması da gerekiyor.

Hatta kulenin dağılması çoğu zaman en riskli bölüm olarak kabul ediliyor. Üst seviyelerdeki insanlar birer birer aşağı inerken, aşağıdakiler yapının dengesini korumaya devam ediyor.

Bu nedenle castells'in temelinde 4 kavram bulunuyor: Güç, denge, cesaret ve sağduyu.

Kulenin tabanındaki insanların güçlü olması gerekiyor. Yukarı çıktıkça ise daha hafif, çevik ve dengeli kişiler tercih ediliyor.

Fakat fiziksel özellikler tek başına yeterli değil. Bir kuleci, ağırlığını taşıyan kişiye güvenmek zorunda. Aynı şekilde aşağıdaki kişi de üzerinde duranın hareketlerine güveniyor. Bir kişinin hatası onlarca kişiyi etkileyebileceği için koordinasyon büyük önem taşıyor.

Bu noktada castells'in tarihinde önemli bir değişim yaşandı: Kadınların bu geleneğe dahil olması.

Uzun süre erkeklerin egemen olduğu castell dünyasında kadınların yer alması başlangıçta kolay olmadı. Ancak özellikle 1980'lerden itibaren kadınların ekiplerde daha fazla yer alması, kulelerin yapısını da değiştirdi.

Kadınların üst seviyelerde yer almasıyla daha hafif ve güçlü yapılar kurulmaya başlandı. Bu değişim, daha önce ulaşılması neredeyse hayal edilen 9 ve 10 katlı kulelerin kurulmasına da katkı sağladı.

Üstelik kadınlar yalnızca kulenin üst bölümlerinde değil, pinya ve forro adı verilen destek katmanlarında da görev alıyor.

Tepeye çıkan tüm çocukların kask takması zorunlu (AP)
Tepeye çıkan tüm çocukların kask takması zorunlu (AP)

Böylece yapının alt bölümlerindeki toplam ağırlığın azaltılması mümkün oluyor. Casteller dünyasındaki bu dönüşüm, geleneğin neden zaman içinde değişebilen canlı bir kültür olduğunu da gösteriyor.

Kulecilerin kendilerine özgü kıyafetleri de var. Beyaz pantolon, takımın rengindeki gömlek, bele sarılan uzun faixa (kuşak) ve genellikle başta kullanılan bir mendil bu kıyafetin temel parçaları.

Özellikle faixa yalnızca geleneksel bir aksesuar değil; tırmananlar için aynı zamanda tutunabilecekleri bir destek noktası.

Kuleyi oluşturan insanlar ise gösteri sırasında çıplak ayakla tırmanıyor. Bunun nedeni hem dengeyi daha iyi sağlayabilmek hem de yukarı çıkarken alttaki kişinin vücudunu daha iyi hissedebilmek.

Castells'in en etkileyici taraflarından biri ise tek bir kişinin başarısının neredeyse hiçbir anlam ifade etmemesi. En üstteki çocuk bütün dikkatleri üzerine çekse de onun oraya ulaşabilmesi, aşağıdaki onlarca kişinin kusursuz biçimde çalışmasına bağlı. Bu nedenle casteller dünyasında ekip ruhu her şeyin önünde geliyor.

Bu anlayış Katalonya'nın önemli meydanlarında düzenlenen diada castellera adı verilen gösterilerde açıkça görülüyor.

Gösteri başlamadan önce meydanda büyük bir kalabalık toplanıyor. Ardından müzik eşliğinde kule yükselmeye başladığında ortam bir anda sessizleşiyor. Enxaneta elini kaldırdığında ise meydan büyük bir coşkuyla yankılanıyor.

Castells yalnızca gösterilerden ibaret de değil. İki yılda bir Tarragona'da düzenlenen Concurs de Castells, bu dünyanın en büyük organizasyonlarından biri.

Yaklaşık 50 ekip yarışmada yer alırken, en başarılı 12 ekip büyük final niteliğindeki etkinlikte karşı karşıya geliyor. Burada amaç yalnızca mümkün olan en yüksek kuleyi yapmak değil; zorlu yapıları başarıyla kurup tamamlayarak rakiplerden daha yüksek puan toplamak.

Bu geleneğin dünya çapındaki öneminin kabul edilmesi de uzun sürmedi. UNESCO, 16 Kasım 2010'da castells'i İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası ilan etti.

Belki de castells'i bu kadar etkileyici yapan şey tam olarak burada yatıyor. Dışarıdan bakıldığında insanların birbirlerinin omuzlarına çıkarak kule oluşturduğu tuhaf ve tehlikeli bir gösteri gibi görünüyor. Fakat biraz daha yakından bakıldığında bunun yüzlerce yıllık bir gelenek, ciddi fiziksel hazırlık ve kusursuz bir takım çalışmasının birleşimi olduğu görülüyor.

Çünkü castell'de en güçlü kişi en yukarı çıkmıyor. En hafif olan çıkıyor. En cesur olan da tek başına kazanamıyor. Onun başarısı, aşağıda birbirine güvenen onlarca insanın omuzlarında yükseliyor.

Ve belki de bu yüzden Katalonya'nın insan kuleleri, gökyüzüne ulaşmaya çalışan bir spor gösterisinden çok daha fazlasını anlatıyor: Tek başına yükselemeyeceğinizi, bazen başkalarının omuzlarına güvenmeniz gerektiğini.

Kaynaklar: Catalunya, UNESCO, AP                © The Independentturkish


Infantino'ya "FIFA'yı korkuyla yönetiyorsun" eleştirisi

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Infantino'ya "FIFA'yı korkuyla yönetiyorsun" eleştirisi

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

FIFA, Başkan Gianni Infantino’yu eleştiren üst düzey bir yöneticinin kurumdan ayrılmasının ardından "korku iklimiyle yönetilmekle" suçlanıyor.

Kevin Lamour, FIFA'nın baş operasyon sorumlusu görevinden pazartesi günü ayrıldı. Bu ayrılık, Infantino'nun Dünya Kupası'ndaki ticari hisseleri satma planlarının FIFA çalışanlarını "aldattığını" söylemesinden sadece birkaç hafta sonra gerçekleşti.

Lamour, bu planları eleştirmiş ve konu hakkında bilgilendirilmeyen FIFA çalışanlarının "hor görülmekten ve sindirilmekten daha iyisini hak ettiğini" söylemişti. Ayrıca bu konuda konuştuktan sonra "o gece rahat uyuyabileceğini" de belirtmişti.

Infantino'nun liderliğindeki FIFA'yı uzun zamandır eleştiren Norveç Futbol Federasyonu Başkanı Lise Klaveness, Associated Press'e kovulduğuna inandığı Lamour'ın FIFA yönetimindekilerin Infantino'nun emirlerini yerine getirmesini eleştirdiğini söyledi.

FIFA, pazartesi günü yaptığı açıklamada Lamour'a iki yıllık hizmeti için teşekkür etmiş ve "FIFA'yla baş operasyon sorumlusu Kevin Lamour arasındaki çalışma ilişkisi sona ermiştir" diyerek ayrılığı doğrulamıştı.

Associated Press'e konuşan Klaveness, "Şimdi onu kapının önüne koydular ve bizden hiçbir şey olmamış gibi devam etmemiz bekleniyor. Bu kabul edilemez; bu, korkuyla yönetmektir" dedi.

Şimdi FIFA liderlerine ve yöneticilerine, futbolun çıkarlarına aykırı olduğunu bildikleri emirlere boyun eğmemeleri çağrısında bulunmalıyız.

The Independent Lamour'la son görüşmeyi Infantino'nun değil, FIFA Genel Sekreteri Mattias Grafstrom'un yaptığını pazartesi günü aktarmıştı. Grafstrom ayrıca Lamour'un ayrılışını e-posta yoluyla FIFA personeline bildirmişti.

Klaveness, Associated Press'e Grafstrom'un "açıkça başkan tarafından baskı altında tutulduğunu" söyledi.

Bu bir istifa değil, açıkça işten çıkarma.

Bu ay Grafstrom, Rabat'taki acil toplantının ardından FIFA'nın açıklamasını imzalamıştı. Açıklamada Infantino'nun Dünya Kupası planlarıyla ilgili "hatalar" için özür dilediği ancak üst düzey FIFA yöneticilerinin ona "desteklerini yineledikleri" belirtilmişti.

cdfvghyj
Lise Klaveness, FIFA'yı "korkuyla yönetmekle" suçladı (Reuters)

Klaveness, Infantino'nun Dünya Kupası planlarına karşı çıkmadaki rolünü övdü. Bu planlar büyük tepkiler üzerine iptal edilmişti. Lamour, 31 Temmuz'daki ilk açıklamasında, muhalefetini dile getirerek işini kaybetmeye razı olduğunu söylemişti.

Klaveness, "Projenin iptal edilmesi için onun açıklaması gerekliydi" dedi.

Ortada olan, çok önemli bir şey söyledi ve yaşananları bize yöneticilerden birinin anlatması çok önemliydi. Böylece bunun FIFA'nın kendisi değil, sadece bir kişi olduğunu anladık.

The Independent, yorum almak için FIFA'yla iletişime geçti.

Independent Türkçe


Barcelona’da 9 numara bilmecesi: Flick, golcü eksikliğini giderebilecek mi?

Barcelona’da 9 numara bilmecesi: Flick, golcü eksikliğini giderebilecek mi?
TT

Barcelona’da 9 numara bilmecesi: Flick, golcü eksikliğini giderebilecek mi?

Barcelona’da 9 numara bilmecesi: Flick, golcü eksikliğini giderebilecek mi?

İspanya La Liga şampiyonu Barcelona, şampiyonluk unvanını savunacağı yeni sezon öncesinde güçlü bir kadroyla hazırlıklarını sürdürürken, hücum hattında önemli bir boşlukla karşı karşıya. Katalan ekibinin kadrosunda üst düzey, klasik bir santrforun bulunmaması dikkat çekiyor.

Barcelona, La Liga’daki sezonun ilk maçında gelecek pazar Elche ile karşılaşacak. Ancak kulüp, yeni bir forvet transferi konusunda henüz kararını vermiş değil. Bu durum, Barcelona’nın sezonu sürekli olarak “9 numara” pozisyonunda görev yapacak bir oyuncu olmadan geçirme ihtimalini gündeme getiriyor.

Katalan ekibi, sözleşmesinin sona ermesinin ardından ABD MLS takımlarından Chicago Fire’a transfer olan Polonyalı Robert Lewandowski’yi kaybetti. Ferran Torres de yaklaşık 50 milyon avro (42,7 milyon sterlin) karşılığında Paris Saint-Germain’e transfer oldu. Torres, geçen sezon 49 maçta 21 gol atmış ve Lewandowski’nin forvet pozisyonundaki alternatiflerinden biri olmuştu.

Şarku’l Avsat’ın  BBC’den aktardığı habere göre Barcelona, Lewandowski’nin ayrılığının ardından Atletico Madrid’in Arjantinli golcüsü Julian Alvarez’i transfer listesinin ilk sırasına yerleştirdi. Ancak Madrid ekibinin oyuncuyu kadroda tutma konusundaki kararlılığı nedeniyle transfer oldukça zor görünüyor.

dfgrthy
Hansi Flick (DPA)

Alvarez, Dünya Kupası sırasında Atletico Madrid’den ayrılma isteğine ilişkin sinyaller vermişti. Ancak özellikle Real Madrid’in de oyuncuyla ilgilenmeye başlamasının ardından Atletico yönetimi tavrını net biçimde ortaya koydu. Kulübün CEO’su Miguel Angel Gil Marin, Alvarez’in 200 milyon avro (yaklaşık 170,8 milyon sterlin) karşılığında dahi satılık olmadığını açıkladı.

Bu tutumun Barcelona’yı alternatif isimler üzerinde çalışmaya yönelttiği belirtilirken, Alman teknik direktör Hansi Flick de hücumdaki eksikliğin giderilmesi için kulübün “bir şeyler yapması gerektiğini bildiğini” söyledi.

Flick’in elindeki alternatifler

Flick’in mevcut kadro içerisinde başvurabileceği çeşitli seçenekler bulunuyor. Bunların başında genç yıldız Lamine Yamal geliyor. Alman teknik adam, Yamal’ı zaman zaman “sahte 9” pozisyonunda denese de oyuncuyu sağ kanatta kullanmayı tercih ediyor. Yamal, takımın hücumdaki en önemli silahlarından biri olmayı sürdürüyor.

Yamal geçen sezon 24 gol atarken, İspanya Milli Takımı ile de Dünya Kupası şampiyonluğu yaşadı. Ancak oyuncunun en büyük tehdit oluşturduğu bölge sağ kanat. Burada rakip beklerle bire bir mücadeleye girebilen Yamal, içeriye kat ederek pozisyon üretebiliyor ve takım arkadaşlarına gol fırsatları hazırlayabiliyor.

7kkl
Lamine Yamal (Reuters)

Dani Olmo da sahte 9 olarak görev yapabilecek oyuncular arasında bulunuyor. Flick daha önce Brezilyalı Raphinha’yı da “merkezi” bir pozisyonda kullanmıştı. Fermin Lopez ise hücum hattında daha ileri bir rolde görev yapabilir.

Yeni transferler Anthony Gordon ve Karim Adeyemi ise hızları ve savunma arkasına yaptıkları koşularla dikkat çekiyor. Ancak iki oyuncu da geleneksel anlamda bir santrfor niteliği taşımıyor.

Flick, bir başka seçenek olarak son derece hareketli bir hücum hattına yönelebilir. Bu sistemde oyuncular sürekli pozisyon değiştirerek rakip savunmanın dengesini bozabilir ve rakip stoperlerin arasında sabit bir santrfor bulunmayabilir.

Bu yaklaşım Barcelona’yı rakip savunmalar açısından daha zor bir takım haline getirebilir. Ancak kulübün önceliğinin yine de uzman bir santrfor transfer etmek olduğu belirtiliyor.

Gözler Gyökeres’te

Barcelona’nın gündemindeki isimlerden biri de Arsenal’in İsveçli golcüsü Viktor Gyökeres.

Arsenal daha önce Gyökeres’i, Julian Alvarez transferinin de dahil olabileceği bir takas formülünde değerlendirmişti. Ancak Arjantinli yıldızın transferinin çıkmaza girmesi, Barcelona’nın dikkatini İsveçli golcüye çevirmesine neden olabilir.

Gyökeres, geçen yaz Portekiz ekibi Sporting’den Arsenal’e transfer olmuş ve bonuslarla birlikte toplam 73 milyon avroya (64 milyon sterlin) ulaşan bir bedelle İngiliz ekibinin yolunu tutmuştu. İsveçli forvet, ilk sezonunda 21 gol kaydederken Arsenal de Premier Lig şampiyonluğuna ulaşmıştı.

Ancak Barcelona’nın, yalnızca bir sezonun ardından Gyökeres’i bırakması için Arsenal’i ikna edebilmek adına önemli bir mali taahhütte bulunması gerekecek.

Lautaro ve Luis Suárez de listede

Barcelona’nın değerlendirdiği diğer seçenekler arasında Inter’in Arjantinli forveti Lautaro Martinez ile Sporting’in Kolombiyalı golcüsü Luis Suárez de bulunuyor.

Barcelona yönetimi, 1 Eylül’de kapanacak transfer döneminden önce hücum hattındaki boşluğu dolduracak bir çözüm bulmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Flick’in elinde mevcut kadroyla bu açığı kapatabilecek çeşitli taktik seçenekler bulunuyor. Ancak klasik bir santrforun yokluğu, özellikle Barcelona’nın sezon boyunca tüm kulvarlarda mücadele etmeyi hedeflediği düşünüldüğünde, Katalan ekibinin karşılaşacağı en önemli sorunlardan birine dönüşebilir.