Maneli Mirkhan
G7 ülkeleri, 23 yıl sonra, 15 Haziran 2026'da Évian'a geri döndü; aynı kasaba - ve yine Fransa cumhurbaşkanlığı altında - Haziran 2003'teki G8 toplantısında İran'ın nükleer dosyasını ilk kez uluslararası gündeme taşımıştı. Évian'ın Batı doktrininin yapısal olarak düşman bir aktöre karşı dördüncü anlaşmasına sahne olması gerekiyordu. Ancak imza başka bir yerde atıldı. ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, Versay'da aceleyle ve G7 Zirvesi sırasında, Tahran'a 20 yıldır talep ettiklerini veren bir mutabakat zaptı imzaladı; tüm yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş tüm varlıkların serbest bırakılması ve iktidar aygıtının karşılıksız olarak İran devleti olarak tanınması.
2003'te nükleer silahların yayılmasının önlenmesi meselesi olarak ele alınan husus, 2026'da dönemin temel mücadelesinin yapısal normalleşmesi olarak pekiştirildi. Bu, 28 Şubat'tan 2026 Mayıs sonuna kadar süren İsrail-Amerikan savaşının 20 yıl öncesinde yaşanan bir mücadele. Savaş ise şunu yaptı; Batı'da, adı konulmadan bu mücadelenin maliyetinin üstünü tam 20 yıl boyunca örten retorik örtüyü kaldırdı. Versay'a gelince, savaş analizlerinin dolaşımından daha hızlı bir şekilde ve Évian'ın üretmesi gereken hizalanmayı aşan bir platform aracılığıyla bu örtüyü yeniden inşa etti. Bunun bedelini Avrupa ve küresel düzen ödedi ve sonraki on yıl da aynı koşullarla bunun bedelini peşinen ödemiş olabilir.
İslam Cumhuriyeti, yapısı Batı'nın Sovyetler Birliği'ne karşı yarım yüzyıldır yürüttüğü yapısal mücadelenin özelliklerini yansıtan bir soğuk savaş yürütüyor. Nükleer silahların yayılmasının önlenmesi rejimine meydan okuyan bir nükleer ve füze programı var ve ve füzeleri şu anda Batı topraklarını vurabilecek durumda; 1 Mart 2026'da İran'a ait bir Şahed insansız hava aracı, Avrupa Birliği topraklarına yönelik ilk doğrudan İran saldırısında, Kıbrıs topraklarındaki Akrotiri'deki (Ağrotur) İngiliz üssünü vurdu. Lübnan'daki Hizbullah'tan Yemen'deki Husiler ve Irak'taki Haşdi Şabi Güçlerine kadar bölgesel vekillerden oluşan bir ağ, ortakların istikrarını bozmak, küresel seyrüsefer üzerinde inkâr edilemez bir baskı oluşturmak için tasarlandı. Bir de küresel finans sisteminin yaptırımlarından kaçmak için tasarlanmış altyapısı tarafından tükenmiş, devlet tarafından yönetilen bir suç ekonomisi, 2023 ile 2026 yılları arasında sekiz Avrupa istihbarat servisi tarafından hazırlanan çapraz raporlar ile belgelenmiş, Batı bölgelerinde faaliyet gösteren bir siber korsanlık aygıtı, ayrıca sürekli Hürmüz Boğazı ve Babu’l Mendeb'e oynanan bahisler var.
Ağustos 2024'te, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi, Londra'da kayıtlı ZedSix kuruluşunu, yaptırımlara tabi İranlı oluşumlarla bağlantılı 94 milyar doların üzerinde işlem gerçekleştirdikten sonra yaptırımlar listesine dahil etti. Son on yılda dört Avrupa bankası İran ile ilgili ihlaller nedeniyle 12 milyar avrodan fazla para cezası ödedi. Bu iki örnek, Avrupa Ekonomik Alanı, Birleşik Krallık, Arap Körfezi ve ötesindeki yüzlerce aracı yoluyla gerçekleşen bir yaptırımları atlatma yapısının yalnızca görünen kısmıdır. Bunun maliyetini, uyumu sağlayan Avrupa finans sistemi, düzenleyici baskıyı absorbe eden Körfez ülkeleri ve yaptırım çerçevesi yapısal olarak zayıflayan bölgesel ekonomiler ödüyor.
Versay Mutabakat Zaptı, ABD'nin İslam Cumhuriyeti'ne yönelik birincil ve ikincil tüm yaptırımlarını sona erdiriyor. Uygulandığı takdirde, yaptırımları atlatma yapısını meşrulaştıracak, uyumun maliyetini karşılıksız bırakacak ve Soğuk Savaş'ın mali cephesini gelecek on yıla kadar genişletecektir.

İslam Cumhuriyeti, Batı'nın yarım asırdır Sovyetler Birliği'ne karşı yürüttüğü yapısal mücadelenin özelliklerini yansıtan bir soğuk savaş yürütüyor
Güvenlik tarafında ise İran'da üretilip Ukrayna şehirlerine karşı kullanılmak üzere Rusya Federasyonu'na tedarik edilen Şahed-136 insansız hava aracının maliyeti 50 bin dolar civarında. Onu düşürebilecek Patriot önleme füzesinin maliyeti ise 1 milyon doları aşıyor. Aradaki fark yirmi kat ve stratejik düzeyde işe yarıyor: Bir harekat alanına tahsis edilen her Batı bataryası diğer bir alan için kullanılamaz hale geliyor ve her önleme operasyonu, hedefin kendisinden yirmi kat daha değerli bir mühimmatı harcıyor. Aynı dengesizlik nükleer dosyada da geçerli; İslam Cumhuriyeti'ni 2026'nın başlarında nükleer silah üretme eşiğine birkaç hafta kadar yaklaştıran hızlanma, Suudi, Türk ve Mısırlı yetkilileri orijinal nükleer silahların yayılmasını önleme çerçevesinin korumayı amaçladığı bölgesel dengeyi yeniden değerlendirmeye sevk etti. Versay Mutabakat Zaptı İran'ı nükleer programını mevcut aşamada tutmakla yükümlü kılıyor ve bu aşama tam olarak bölgesel dengeyi tehdit ediyor, çünkü eşik hâlâ sadece birkaç hafta içinde aşılabilir.
Yirmi yıl boyunca Süleymani'nin vekil arenalar aracılığıyla derinlemesine savunmaya dayanan doktrini, İran ile mücadelenin maliyetini 1982'den beri Lübnan'da Hizbullah, 1992'den bu yana Filistin'de Hamas, 2003'ten bu yana Iraklı milisler, 2009'dan bu yana Yemen'de Husiler ve 2012'den 2024'teki devrilişine kadar desteklenmeye devam eden Esed rejimi ile bölgesel çevreye yükledi. Her arena, Körfez ve Avrupa ekonomilerinin insani yardım, yeniden inşa çağrıları, yerinden edilmiş sakinler ve aksayan ticaret yoluyla özümsediği bölgesel bir fatura üretti. Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu, tam tersi yönde tasarlanmış bir süreç dahilinde İran'ın bölgesel baskısını dengeledi. Mısır'a gelince, Süveyş Kanalı gelirleri Husi eylemlerinin başlamasından bu yana keskin bir düşüş yaşadı. Bu bölgesel cephenin denizdeki ifadesi, onun en açık tezahürü olmaya devam ediyor; dünya genelinde deniz yoluyla taşınan ham petrolün yüzde 30'u Hürmüz Boğazı'ndan geçerken, Babu’l Mendeb, Asya ile Avrupa arasındaki konteyner trafiğinin büyük bir kısmını Ümit Burnu'nun etrafından dolanmaya zorluyor. Versay Mutabakat Zaptı Hürmüz'ü yeniden açıyor ancak İran Devrim Muhafızları'nın kontrolü ve yönetimi altında.
Bu savaşın iç cephesi, G7'nin eylem için en net araçlara sahip olduğu alan. 2023 ile 2026 yılları arasında sekiz Avrupa istihbarat servisi, İslam Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık topraklarındaki faaliyetlerine ilişkin çapraz raporlar yayınladı. Bu raporlar beş koordineli düzenlemeyi belgeliyor; sürgündeki muhaliflere karşı sınır ötesi baskı, Avrupa kurumları hakkında istihbarat toplama, derneksel ve akademik kanallar aracılığıyla siyasi nüfuz elde etme, Devrim Muhafızları ile bağlantılı gruplara atfedilen siber operasyonlar, inkar edilebilir operasyonlar gerçekleştirmek için aracıların kullanılması. Aynı yapı, Körfez'e de uzanıyor ve İran'ın muhalif isimlere, gazetecilere ve diaspora ağlarına yönelik eylemleri Riyad, Abu Dabi, Doha ve İstanbul'da yaşanan vakalar ile belgelendi. Farklı yargı bölgelerinde münferit olaylar gibi görünen hadiseler, operasyonel açıdan, maliyetleri ayrı bütçeler aracılığıyla karşılanan tek bir yapıdır. Bunları yöneten aygıtsa, mutabakat zaptı ile İran devleti olarak tanındı; dondurulmuş varlıkları serbest bırakıldı, ona yönelik yaptırımları kaldırıldı, ama operasyonel araçları öylece bırakıldı.

Bu maliyet, sınırların ötesinde işleyen, devlet boyutunda bir stratejik doktrin inşa etti. Aynı boyutta koordineli bir Batı hizalanması dışında küçültülemez. G7, Batı'nın artık karşılayamayacağı bir maliyetle karşı karşıya olduğu anlarda daha önce de bu tür bir yapısal hizalanmayı sağlamıştı. Mayıs 1986'da Tokyo'da, ABD'nin Libya'ya saldırısının ardından devlet başkanları Trablus'u terör sponsoru bir devlet olarak deklare etmiş ve silah satışlarına ve Libyalı diplomatlara karşı somut önlemler almıştı. Mart 2014'te Lahey'de 72 saat içinde Kırım'ın ilhakından sonra Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımların yapısı yeniden oluşturulmuştu. Haziran 2022'de Elmau'da, daha önce hiçbir kılavuzda bulunmayan bir araç olan Rusya petrolüne tavan fiyatı uygulaması icat edilmişti. Tokyo karar vermiş. Lahey yeniden oluşturmuş. Elmau icat etmişti. Versay ise maliyeti on yıl daha uzatacak bir belgeye imza attı.
Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Versay Mutabakat Zaptı’nın başlattığı süreci düzeltmek hâlâ mümkün. 2009'dan bu yana beş seferberlik turu ile rejim sayfasını kapatma kararlılığını dile getiren İran halkı ile İran rejimi, tüm bu süreçte dil ve siyaset açısından iki farklı taraftır. Batı'nın gelecekte rejime vereceği her taviz, yalnızca rejimin kendisinden somut bir getiri karşılığında verilmeli. Yaptırımların sona erdirilmesi, yeniden inşa için 300 milyar dolar ödenmesi ve Hürmüz'ün yeniden açılmasına ilişkin operasyonel ayrıntılara ilişkin uygulama aşamaları, mutabakatın dokunulmadan bıraktığı dört cepheden en az birinde doğrulanabilir bir davranış değişikliğine bağlı olmalı. Avrupa'nın “İran Devrim Muhafızları”nı paramiliter bir terör örgütü olarak tanımlamasına gelince, yıllar süren kurumsal tartışmalardan sonra, bu tanımlama bozulmadan kalmalı ve mutabakata eşlik eden bir referans olarak hafifletilmesine yönelik her türlü baskıya dayanmalı. Zira bu, rejimi davranışını değiştirmeye zorlayabilecek tek ideolojik dayanak. O olmadan, normalleşmeye yönelik diğer tüm araçlar çöker.
2026’daki G7 Zirvesi'nin hatırlanacağı sınav budur. Versay Mutabakat Zaptı önümüzdeki aylarda Batı hizalanmasının ideolojik disiplini yoluyla İran rejimine davranış değişikliği dayatacak bir araca dönüştürülürse, 2026 yılı, Batı'nın yapısal olarak düşman bir aktörle mücadele becerisini gecikmeli ama kararlı bir şekilde yeniden kazandığı bir yıl olarak hatırlanacaktır. Ama mutabakatın yazıldığı gibi uygulanması, tüm tavizlerin koşulsuz verilmesi, Devrim Muhafızları’nın terör örgütü tanımının aşınması ve ideolojik hizalanmanın süresiz olarak ertelenmesi halinde, 2026’daki G7 Zirvesi, Tahran'ın dünyaya dayattığı ve Batı'nın 20 yıllık inkarın ardından mücadele yerine normalleştirmeyi seçtiği soğuk savaş karşısında Batılı güçlerin başarısızlığı olarak tarihe geçecektir.

