Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri Şarku'l Avsat'a konuştu: Avn ve Selam ile sürekli temas halindeyiz, fikir ayrılıklarımıza rağmen ortak önceliklerde birleşiyoruz

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (DPA)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (DPA)
TT

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri Şarku'l Avsat'a konuştu: Avn ve Selam ile sürekli temas halindeyiz, fikir ayrılıklarımıza rağmen ortak önceliklerde birleşiyoruz

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (DPA)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (DPA)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam ile sürekli temas halinde olduğunu belirterek, "Fikirlerimiz farklı olsa da aramızda bir sorun olduğunu düşünmüyorum" dedi.

Şarku'l Avsat'a konuşan Berri, "Bizi bir arada tutan ortak noktalar; İsrail'in öncelikle Güney Lübnan'dan çekilmesi, Lübnan ordusunun bölgeye konuşlandırılması, halkın kent ve köylerine geri dönmesi, esirlerin serbest bırakılması ve yıkılan bölgelerin Arap ve uluslararası destekle yeniden imar edilmesi için bir plan hazırlanmasıdır. Böylece insanlar sıkı sıkıya bağlı oldukları topraklarında yaşamayı sürdürebilir. Ayrıca İsrail'in köyleri sistematik şekilde yıkması nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan kardeşlerimize, Lübnan halkının tüm kesimleri ve siyasi partileri tarafından gösterilen misafirperverliği de takdir ediyoruz" ifadelerini kullandı.

ft6jyuj
İsrail'in ateşkes ilanından saatler sonra Güney Lübnan'ın Nebatiye kentindeki bir bölgeye düzenlediği hava saldırısının ardından, bir Lübnan vatandaşı hasarı inceliyor. (AFP)

Berri'nin açıklamaları, ABD Dışişleri Bakanlığı himayesinde Washington'da siyasi ve askeri düzeyde gerçekleştirilecek Lübnan-İsrail dolaylı müzakerelerinin beşinci turu öncesinde geldi.

Berri, "Ateşkesin sağlanmasına katkı sunan çabalardan memnunuz ve kalıcı olmasını umuyoruz. Bunun gerçekleşmesi İsrail'in ateşkese uymasına bağlıdır. Hizbullah taahhüdünü yerine getiriyor. Ateş altında müzakere yürütülmesi kabul edilemez" dedi.

Ateşkesi İsrail talep etti

Berri, İsrail'in ateşkes talebinde bulunduğunu ve bu talebin, çatışmaların durdurulmasını denetleyen "Mekanizma Komitesi"ne iletildiğini açıkladı.

İsrail'in ateşkesi kabul etmesinin, ABD'nin yoğun baskısı sonucunda gerçekleştiğini savunan Berri, "Bu karar, İsrail'in Güney Lübnan'da iki gün süren kanlı saldırılarında aralarında İslami Risale İzci Teşkilatı ve sivil savunma ekiplerinden sağlık görevlileri ile yaşlılar, kadınlar ve çocukların da bulunduğu onlarca sivilin hayatını kaybetmesinin ardından alındı" diye konuştu.

Berri, Hizbullah'ın ateşkese bağlı kaldığını, ihlallerin ise İsrail tarafından gerçekleştirildiğini belirterek, "ABD'nin baskısıyla ateşkesin korunmasını umuyoruz. İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını durdurması için hangi taraftan gelirse gelsin her türlü girişimi memnuniyetle karşılarız" dedi.

Pilot bölgeler yerine idari taksimat uygulanmalı

Berri, Güney Lübnan'ın pilot bölgelere  ayrılması önerisine karşı çıktığını belirterek, bu bölgelerin coğrafi sınırlarının belirlenmesinin iki yıl veya daha uzun sürebileceğini söyledi.

Bunun yerine, güneyin mevcut idari ilçe (kaza) sınırlarına göre ele alınmasını öneren Berri, İsrail'in her ilçeden kademeli olarak çekilirken Lübnan ordusunun eş zamanlı biçimde bölgeye konuşlandırılmasını istedi.

"İsrail'in saldırılarını sürdürmesine imkân verecek zaman kaybına tahammülümüz yok" diyen Berri, çözümün her ilçeden çekilmeyi öngören bir takvim oluşturulması olduğunu ifade etti.

sdfvgt
Bir iş makinesi, ateşkes anlaşmasının sağlanmasından saatler sonra İsrail ordusunun Güney Lübnan'ın Nebatiye kentinde yıktığı ev ve iş yerlerinin enkazını kaldırıyor. (AFP)

Berri, "Örneğin İsrail Sur ilçesinden çekildiğinde Lübnan ordusu aynı anda bölgeye girmeli, böylece o ilçenin sakinleri evlerine dönebilmeli" dedi.

Ayrıca İsrail'in çekilmesiyle birlikte bölgenin silahtan arındırılacağını belirten Berri, "Güney Litani'nin silahlardan temizlenmesini Hizbullah adına ben taahhüt ettim. Ancak bunun için İsrail'in de yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Washington'daki müzakereler

Şarku'l Avsat'ın ulaştığı bir bakanlık kaynağına göre, Washington'da yapılacak beşinci tur görüşmelerde Lübnan heyetinin başkanı, eski büyükelçi Simon Karam, öncelikle ateşkesin kalıcı hale getirilmesi gerektiğini vurgulayacak.

Kaynak, ABD ile İsrail arasında son dönemde Donald Trump'ın Binyamin Netanyahu'ya yönelik sert açıklamaları nedeniyle yaşanan gerilimin de bu görüşmelerin arka planını oluşturduğunu söyledi.

Kaynağa göre ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, İsrail'in Güney Lübnan'dan çekilmesine ilişkin takvimin görüşülmesinin önünü açacak. Buna karşılık Lübnan, Litani Nehri'nin güneyini silahtan arındırılmış güvenli bölgeye dönüştürmeyi taahhüt edecek.

Berri'nin Hizbullah adına üstlendiği bu taahhüdün yanı sıra, Litani'nin kuzeyinden başlayarak Hizbullah'ın silahlarının aşamalı biçimde toplanması veya devlet denetimine alınması da Lübnan'ın iç meselesi olarak ele alınacak.

Lübnan tarafı, ABD'den Hizbullah'ın silahlarını kullanmasını engelleyecek güvence mekanizmalarını desteklemesini ve İsrail üzerinde baskı kurmasını bekliyor.

Rubio-Avn görüşmesi

Kaynak, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Cumhurbaşkanı Joseph Avn arasındaki telefon görüşmesinin de ateşkesin kalıcı hale getirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini aktardı.

Rubio'nun görüşmede Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusunu gündeme getirdiğini belirten kaynak, Lübnan hükümetinin de silahın yalnızca devletin elinde bulunacağı yönündeki taahhüdünü yinelediğini söyledi.

vfbghj
Bir iş makinesi, İsrail ordusunun Güney Lübnan'ın Nebatiye kentinde yıktığı ana çarşının enkazını kaldırıyor. (AFP)

Berri'nin "deneme bölgeleri" önerisine karşı tutumunu Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Tuğgeneral Andre Rahhal ile görüştüğü, siyasi danışmanı Ali Hamdan'ın da ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Michel Issa ile Washington'a gitmeden önce aynı konuyu ele aldığı kaydedildi.

İran ile ABD mutabakatı

Kaynağa göre, Pakistan'ın arabuluculuğunda Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptı, Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam hükümeti tarafından memnuniyetle karşılandı.

İsrail'in çekilme takviminin, Hizbullah'ın silahlarının aşamalı olarak toplanmasına yönelik Lübnan programıyla eş zamanlı yürütülmesinin planlandığı belirtildi. İlk aşamada uygulamanın Litani Nehri'nin güneyinden başlaması öngörülüyor.

Lübnan dosyası İran dosyasından ayrılmalı

Kaynak, Washington'ın ateşkesin kalıcı hale getirilmesi konusunda ısrarcı olacağını ve bunun Lübnan dosyasını İran dosyasından ayırma politikasının göstergesi olduğunu ifade etti.

Buna karşın İran'ın, İsrail ateşkese uymadan müzakerelere başlamayı reddederek Lübnan dosyasında etkisini sürdürdüğü mesajını vermeye çalıştığı değerlendirildi.

Kaynağa göre Washington ile Tahran arasında İran'ın bölgedeki vekil güçlerine ilişkin yapılacak görüşmelerde Hizbullah'ın silahları da gündem maddelerinden biri olacak. Bu durum, örgütü siyasi varlığını korurken devlet yapısına daha fazla entegre olmaya zorlayabilir.

İran'ın artık Lübnan'daki etkisini büyük ölçüde Hizbullah'ın siyasi varlığı üzerinden sürdürmeye çalıştığı belirtilirken, askeri nüfuzunun ise İsrail lehine değişen güç dengeleri nedeniyle giderek zayıfladığı ifade edildi.

Hizbullah ağır bedeller ödedi

Bakanlık kaynağına göre Tahran’ın Lübnan’da Hizbullah dışında bir siyasi varlığı kalmadı. Washington ile imzaladığı mutabakat zaptında Filistin’e dair hiçbir atıf yer almadı. Oysa Hizbullah, Gazze’ye ve ardından İran’a tek taraflı olarak "destek cephesi" açarak Lübnan’a hem insani hem de maddi açıdan çok ağır bedeller ödetti. İran ise İsrail’in öngörülemeyen sert tepkisi karşısında zor durumda kalan Hizbullah’ın tabanına "yalnız değilsiniz" mesajı vermek amacıyla, kendi müzakerelerinin başlamasını Lübnan’daki askeri operasyonların durdurulmasına bağlamak zorunda kaldı. Tahran bu hamleyle, eski genel sekreterleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin ile üst düzey askeri kadrosunun suikastlarla kaybedilmesinin ardından, örgüt tabanında İran’ın kendilerine yeterince destek vermediğine dair oluşan soru işaretlerini gidermeyi ve Tahran yönetimine yönelik sitemleri yumuşatmayı amaçladı. Sonuç olarak İran, Hizbullah’ın askeri nüfuzunun azalarak silahın sadece devletin elinde kalması şartıyla, Lübnan’daki rolünü (siyasi anlamda) koruyarak Washington ile uzlaşmak için doğru zamanı seçti.

Bu gelişmeler ışığında şu soru geçerliliğini koruyor: Beşinci tur müzakereler; İsrail’in çekilmesi, ordunun konuşlandırılması ve Lübnan hükümetinin programında taahhüt ettiği "silahın yalnızca devletin elinde olması" ilkesi doğrultusunda, eş zamanlı adımların ciddiyetle ele alınacağı ilk durak olacak mı? Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın, silah konusunun cumhurbaşkanının yemin konuşmasında belirtildiği gibi "Ulusal Savunma Stratejisi" kapsamında öncelikli olarak ele alınması yönündeki ısrarına rağmen süreç nasıl işleyecek? Hizbullah’ın muhalifleri, örgütün bu tehditkar söylemlerini zafer kazanmış gibi görünerek kendi tabanını konsolide etme amaçlı popülist çıkışlar olarak nitelendiriyor. Zira Hizbullah da askeri rolünün gerilediğinin farkında. Güneyin büyük bir bölümü, artık yaşamaya elverişli olmayan, silahlardan ve insandan arındırılmış yıkık bir bölgeye dönüştü. Yerinden edilen binlerce insan evlerinin yeniden inşa edileceğine dair vaatleri beklerken, bu inşanın tek yolunun Hizbullah’ın silahsızlanma yönündeki uluslararası, bölgesel ve giderek genişleyen yerel mutabakata uymasından geçtiği net bir şekilde görülüyor.



Koalisyon, Suudi Arabistan’ın aşiret ve sivil toplanmalarını hedef almakla tehdit ettiği iddialarını yalanladı

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Koalisyon, Suudi Arabistan’ın aşiret ve sivil toplanmalarını hedef almakla tehdit ettiği iddialarını yalanladı

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyon, terör örgütü Husilerin Suudi Arabistan’ın aşiret ve sivil toplulukların toplandığı alanları hedef almakla tehdit ettiği yönündeki iddialarının asılsız olduğunu bildirdi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, perşembe günü yaptığı açıklamada, Husilerin ortaya attığı iddiaların “hiçbir gerçeklik payı bulunmayan asılsız iddialar” olduğunu belirterek bunları tümüyle reddettiklerini ifade etti.

El-Maliki, söz konusu iddiaların içeriği ve gündeme getirildiği zamanlama itibarıyla kamuoyunu yanıltmaya, Husilerin yaşadığı krizleri ve uygulamalarını gölgede bırakmaya, ayrıca Yemen’in köklü aşiretlerini kendi çatışmalarına sürüklemeye yönelik devam eden girişimleri yansıttığını kaydetti.

Yemen aşiretlerinin ülkenin toplumsal ve tarihsel dokusunun asli bir unsuru ve sağlam bir dayanağı olmaya devam edeceğini vurgulayan el-Maliki, aşiretlerin Suudi Arabistan ile Yemen halkları arasında kardeşlik ve iletişim köprülerinden biri olduğunu belirtti.

El-Maliki, iki halkı din, komşuluk, tarih ve ortak kader bağlarının bir araya getirdiğine dikkati çekerek bu ilişkilerin, dezenformasyon kampanyalarının veya ayrılık ve düşmanlık tohumları ekme girişimlerinin zedeleyemeyeceği kadar derin olduğunu ifade etti.

Koalisyonun açıklamasında, Suudi Arabistan’ın Yemen’in güvenliği ve istikrarına yönelik tutumunun değişmediği, Yemen halkıyla arasındaki tarihî ve kardeşlik bağlarını korumaya önem verdiği vurgulandı.

Açıklamada, bu yaklaşımın iki halkın çıkarlarını koruyarak güvenlik ve istikrarı güçlendirmeyi, Yemen aşiretlerinin istismar edilmesini veya Yemenlilerin güvenlik, barış ve kalkınma yönündeki beklentilerine hizmet etmeyen çatışmalara sürüklenmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi.

Koalisyon Sözcüsü el-Maliki, “Gerçekler, dezenformasyon kampanyalarından daha açık olmaya devam edecek. İki kardeş halk arasındaki kardeşlik bağları da fitne ve ayrılık yaratmaya yönelik tüm girişimlere karşı sağlamlığını koruyacaktır” ifadelerini kullandı.


Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını sürdürmesi BM’yi endişelendiriyor

Antonio Guterres, perşembe günü New York’ta gazetecilere açıklamalarda bulunurken (BM)
Antonio Guterres, perşembe günü New York’ta gazetecilere açıklamalarda bulunurken (BM)
TT

Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını sürdürmesi BM’yi endişelendiriyor

Antonio Guterres, perşembe günü New York’ta gazetecilere açıklamalarda bulunurken (BM)
Antonio Guterres, perşembe günü New York’ta gazetecilere açıklamalarda bulunurken (BM)

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Husilerin Suudi Arabistan’daki sivil hedeflere yönelik saldırılarını sürdürmesinden ve Yemen’in Taiz kenti çevresinde çatışmaların tırmanmasından endişe duyduğunu belirtti. Guterres, söz konusu gelişmelerin sivillere büyük acılar yaşattığını ve bölgesel gerilimi artırdığını vurguladı.

Guterres, perşembe günü New York’ta gazetecilere yaptığı açıklamada, evlerin, hastanelerin, okulların, havalimanlarının ve enerji tesislerinin hedef alınmasına son verilmesini istedi. Çatışmaların tırmanmasının insani acıları derinleştirdiği uyarısında bulunan Guterres, bunun enerji piyasaları, tedarik zincirleri ve finansal sistemler üzerinde de etkili olduğunu, dünya genelinde yaşam maliyetine ilişkin baskıları artırdığını ifade etti.

Genel Sekreter, Yemen’de itidal çağrısında bulunarak siyasi çözüm için bir perspektif oluşturulması gerektiğini belirtti. Birleşmiş Milletler’in bu yöndeki çabalarına dikkati çeken Guterres, çatışmaların durdurulması, uluslararası hukuka uyulması, sivillerin korunması ve uluslararası deniz ulaşımının hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.

Avrupa’dan dayanışma

Avrupa Parlamentosu üyeleri, perşembe günü kabul ettikleri kararda Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduklarını ve Yemen’deki meşru hükümeti desteklediklerini teyit etti. Üyeler, iki ülkenin güvenliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik taahhütlerini yineledi.

Avrupa Parlamentosu üyeleri, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını şiddetle kınadı. Enerji altyapısını, Kızıldeniz’deki ticari gemileri ve Babülmendep Boğazı’nı hedef alan saldırıların uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukukun açık ihlalleri olduğunu belirtti.

Üyeler ayrıca Yemen’deki askeri tırmanışı kınayarak saldırıların çok sayıda Yemenli sivilin ölümüne ve yerinden edilmesine yol açtığını, ülkedeki insani krizi daha da ağırlaştırdığını kaydetti.

Avrupa Parlamentosu üyeleri, Avrupa Birliği Konseyi’ne Husilerin siyasi ve askeri kanatlarıyla birlikte liderliğinin, askeri ve güvenlik birimlerinin de AB’nin terör örgütleri listesine alınması çağrısında bulundu. Üyeler ayrıca Husilerin finansman kanallarının dağıtılmasını, mali kaynaklarının ve ekonomik varlıklarının dondurulmasını, faaliyetlerini kolaylaştıran kuruluşların varlıklarına da el konulmasını istedi.

Kararda Husilere, Yemen içinde ve dışında tüm düşmanca faaliyetlerini derhal durdurma ve toprakları kontrol altına almaya yönelik her türlü hedeften vazgeçme çağrısı yapıldı. Ayrıca Avrupa Birliği ile Körfez’deki ortakları arasında güvenlik ve savunma alanlarındaki iş birliğinin güçlendirilmesi istendi.


Irak, İran’ın sınır geçiş noktalarına yönelik kısıtlamaları artırıyor

Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
TT

Irak, İran’ın sınır geçiş noktalarına yönelik kısıtlamaları artırıyor

Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)

Bağdat’ta, ABD’nin Irak yönetimine daha fazla sınır kapısını kapatması ve İran’a yönelik kısıtlamaları artırması için sürekli baskı uyguladığı yönündeki iddiaların gölgesinde, İran ile bir sınır kapısının kapatıldığı bildirildi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Iraklı bir kaynak, Irak hükümetinin dün ülkenin güneyindeki Şeyb Sınır Kapısı’nı kapattığını bildirdi. İranlı bir yetkili ise Irak ile sınır kapılarının yolcu geçişlerine açık olduğunu, ancak tır ve kamyonların geçişlerinde gecikmeler yaşandığını söyledi.

İki siyasi kaynak, ABD’nin Bağdat yönetimine İran ile arasındaki bütün sınır kapılarını kapatması yönünde baskı yaptığını belirtti. Kaynaklardan biri, “ABD Hazine Bakanlığı bu konuyu, Zeydi geçen ay New York’tayken gündeme getirdi” dedi.

Irak hükümet sözcüsü Haydar el-Abudi ise İran ile Şeyb Sınır Kapısı’nın kapatılmasının geçici olduğunu belirterek, “Verimliliği artırmak amacıyla gerçekleştirilen bu işlem tamamen idari niteliktedir ve siyasi bir anlam yüklenmesini gerektirmemektedir” açıklamasında bulundu.